<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>3. kişi istihkak iddiası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/3-kisi-istihkak-iddiasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Oct 2022 09:30:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>3. kişi istihkak iddiası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Takibin dayanağı sözleşme ve senet adresinin haciz adresi olarak gösterilmiş olması adresin borçluya ait olduğunun kabulü için yeterli kabul edilemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/takibin-dayanagi-sozlesme-ve-senet-adresinin-haciz-adresi-olarak-gosterilmis-olmasi-adresin-borcluya-ait-oldugunun-kabulu-icin-yeterli-kabul-edilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 09:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[3. kişi istihkak iddiası]]></category>
		<category><![CDATA[aynı iş kolunda faaliyet göstermek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9545</guid>

					<description><![CDATA[8. Hukuk Dairesi         2019/4898 E.  ,  2021/2776 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; DAVA TÜRÜ : İstihkak MAHKEMESİ : İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/430 Esas, 2017/224 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/takibin-dayanagi-sozlesme-ve-senet-adresinin-haciz-adresi-olarak-gosterilmis-olmasi-adresin-borcluya-ait-oldugunun-kabulu-icin-yeterli-kabul-edilemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">8. Hukuk Dairesi         2019/4898 E.  ,  2021/2776 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">DAVA TÜRÜ : İstihkak<br />
MAHKEMESİ : İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/430 Esas, 2017/224 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince davacı üçüncü kişi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:<br />
K A R A R<br />
Davacı üçüncü kişi vekili, 21.03.2016 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili şirket arasında cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirket ile borçlu arasında hiç bir organik bağ olmadığını belirterek, istihkak ididasının kabulü ile menkul malların iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı alacaklı vekili , davacı ile borçlu şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, aralarında organik bağ bulunduğunu, takibe dayanak senette bulunan kaşedeki adresin haciz işleminin gerçekleştirildiği adres olduğunu, haciz mahallinde bulunan bilgisayar kayıtlarında borçluya ait evrak bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesince, davacı üçüncü kişinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, mahcuzların faturalarının defterlerde kayıtlı olduğu, aynı iş kolunda faaliyet göstermelerinin dışında ortaklık yapıları ve adresleri açısından aralarında organik bağ tespit edilemediğinden davanın kabulüne, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davalı alacaklı ve davacı üçüncü kişi vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.<br />
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince, davacı üçüncü kişinin tazminat talebine ilişkin istinaf talebinin davalının kötüniyetinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş, haciz adresinin borçlunun daha önceki faaliyet adresi olması, haciz mahallinde borçlu adına düzenlenmiş dosya bulunması, takip dayanağı 16.10.2015 tarihli senette ve aynı tarihli Faktoring Sözleşmesinde borçlu adresinin haciz adresi olarak gösterilmesi, davacı şirketin ticari sicil kayıtlarında faaliyet adresinin farklı bir adres olarak tescil ve ilan edilmesi nedeniyle borçlu ile istihkak iddia edenin mahcuz malları birlikte elinde bulundurduğu mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından haciz mahallinin tapu kaydı ibraz edilerek mülkiyetinin kendilerine ait olduğu ispatlanmış ve adreste kendisinin faaliyette bulunduğu iddia edilmiş ise de, davacının haciz adresinin mülkiyetini kazandıktan sonra düzenlenen takibe dayanak senet ve sözleşmede borçlu adresi olarak haciz adresinin gösterilmesi, davacının ayırt edici özelliği olmayan menkullere ilişkin sunduğu faturalarda adres olarak haciz adresinin yazılmaması, 31.03.2016 tarihinde haczedilen menkulün faturasının da 21.3.2016 tarihli ilk hacizden sonraki tarihli olması, sunulan vergi levhasının da karinenin aksini ispatlamaya yeterli olmaması nedeniyle davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili tarafından hüküm temyiz edilmiştir.<br />
Dava, üçüncü kişinin İİK&#8217;nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.<br />
Dava konusu hacze dayanak takipte ödeme emri haciz adresinden farklı adreste tebliğ edilmiş, borçlu haciz sırasında adreste hazır bulunmamıştır. Haciz adresinin 08.06.2014 tarihinde üçüncü kişi tarafından satın alındığına ilişkin tapu kaydı dosyada mevcut olup, 27.11.2014 tarihli yoklama fişinde üçüncü kişinin adreste aktif olduğu tespit edilmiştir. Takibin dayanağı olan Faktoring Sözleşmesi ve senet 16.10.2015 tarihli olup davacının borcun doğumundan önce adreste faaliyette olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hacizde üçüncü kişinin bilgisayarında bulunan borçluya ait evrakın borçlu ile cari hesap ilişkisinden kaynaklandığı belirtilmiş olmakla bu belgede borçlunun adresi haciz adresi değil, gerçek kişi tacir olarak kaydolduğu ticaret sicilde kayıtlı adresi olduğu, borçlunun halen Kocaeli&#8217;nde faaliyette olduğuna ilişkin güncel vergi kaydı bulunduğunun anlaşılması karşısında, takibin dayanağı sözleşme ve senet adresinin haciz adresi olarak gösterilmiş olması adresin borçluya ait olduğunun kabulü için yeterli kabul edilemez. Bu durumda İİK&#8217;nin 97. maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan alacaklı, borçlunun üçüncü kişi aracılığıyla mal kaçırmak amaçlı muvazaalı işlemler gerekleştirdiğini, haciz sırasında bilgisayarda bulunan borçluya ait dosyayı ve takibe dayanak sözleşme üzerinde haciz adresinin yazılı olmasını muvazaaya ilişkin delil olarak sunmuş ise de alacaklının sunmuş olduğu deliller üçüncü kişi lehine olan mülkiyet karinesinin aksini ispatlamaya elverişli güçlü deliller değildir.<br />
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.<br />
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK&#8217;nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nin 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adres farklı bile olsa haciz yapılan yerde borçlunun faaliyette bulunup bulunmadığı ve o yerde borçluya ait herhangi bir evrak olup olmadığı ile tespit edilebilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/adres-farkli-bile-olsa-haciz-yapilan-yerde-borclunun-faaliyette-bulunup-bulunmadigi-ve-o-yerde-borcluya-ait-herhangi-bir-evrak-olup-olmadigi-ile-tespit-edilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2022 08:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[3. kişi istihkak iddiası]]></category>
		<category><![CDATA[borçlunun faaliyette bulunup bulunmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[borçluya ait evrak araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[kilitli yerlerin açılarak evrak araştırması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9486</guid>

					<description><![CDATA[12. Hukuk Dairesi         2021/50 E.  ,  2021/4249 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/adres-farkli-bile-olsa-haciz-yapilan-yerde-borclunun-faaliyette-bulunup-bulunmadigi-ve-o-yerde-borcluya-ait-herhangi-bir-evrak-olup-olmadigi-ile-tespit-edilebilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">12. Hukuk Dairesi         2021/50 E.  ,  2021/4249 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi</p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br />
Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; haciz işlemi sırasında kapalı yerlerin açılarak evrak araştırılması yapılmasını talep ettiğini ancak icra memurunun gerekçe göstermeksizin talebi reddettiğini ileri sürerek evrak araştırması isteminin reddine dair kararın iptalini talep ettiği, ilk derece mahkemesince haciz yapılan adresin borçlu şirketin haciz tarihindeki adresinden farklı olduğu, haciz mahallinde borçluya ait bir kayda rastlanmadığı ve vergi levhasının da borçlu şirket adına olmadığından bahisle şikayetin reddine karar verildiği, alacaklı yanca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince benzer gerekçelerle başvurunun esastan reddi yönünde hüküm kurulduğu görülmektedir.<br />
İİK&#8217;nin 80. ve müteakip maddeleri uyarınca icra müdürü, borçlunun gösterilen adresinde talep üzerine gerektiğinde kilitli yerlerin (ev ya da işyeri kapısı) çilingir vasıtasıyla açtırılması suretiyle haciz işlemini yapmak zorundadır. Bir başka anlatımla, anılan yasal düzenlemelerde, icra müdürüne alacaklının haciz isteminin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu durumda icra memuru haczi ve gerektiğinde evrak araştırmasını yapmak durumda olup, haciz yapılan yerde 3. kişi bulunduğu ve istihkak iddia edildiği takdirde, icra müdürü tarafından beyanlar zapta geçirilip, İİK&#8217;nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekmektedir.<br />
Somut olayda, icra memurunun gösterilen adreste haciz işlemini gerçekleştirdiği, adreste hazır bulunan kişinin; bu adresten borçlu şirketin daha evvel ayrıldığını, işyerini kendilerinin kiraladıklarını, farklı bir şirket olduklarını ve adreste bulunan malların kendilerine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunduğu, alacaklı vekilinin haciz mahallinde kapalı yerlerin açılarak evrak araştırması yapılmasını talep ettiği ancak icra memurunun gerekçe göstermeden talebin reddine karar verdiği görülmektedir. İİK’nin 80. maddesi borçluyu hedef almakta olup, yapılan işlemler borçlu hakkında gerçekleştirilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi eğer 3. kişi haciz yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından iddialar zapta geçirilerek, İİK&#8217;nin 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedür uygulanmalıdır. İcra müdürünce İİK’nin 96. ve 99. maddelerine göre işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşmektedir. Gerek İİK’nin 96. ve 99. maddelerine ilişkin şikayet ve gerekse istihkak iddiası ayrı bir dava konusu olduğundan hali hazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılması usul ve yasaya aykırı değildir. Bir başka deyişle ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçelerinde bahsi geçen ve gerekçe olarak dayanılan iddialar istihkak davasının konusu olup istihkak davasında değerlendirilebilecek hususlardır. Mahkemece bu aşamada incelenmesi mümkün olmayıp uyuşmazlığın İİK&#8217;nun 80. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. Kaldı ki adres farklı bile olsa haciz yapılan yerde borçlunun faaliyette bulunup bulunmadığı ve o yerde borçluya ait herhangi bir evrak olup olmadığı ancak kilitli yerler dahil olmak üzere icra müdürlüğünce yapılacak araştırmayla ortaya çıkabilecek olduğundan yapılan işleme İİK&#8217;nun 80/3. maddesi cevaz vermektedir.<br />
O halde ilk derece mahkemesince, şikayetin kabulü yerine şikayetin reddine yönelik hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de başvurunun esastan reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.<br />
SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK&#8217;nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nun 373/1. maddesi uyarınca, &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi&#8217;nin 19.11.2020 tarih ve 2019/2585 E. &#8211; 2020/1865K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, &#8230; 1. İcra Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 28.05.2019 tarih ve 2019/414 E.-2019/541 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi&#8217;ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi&#8217;ne gönderilmesine, 07.04.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
