<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aynı iş kolunda faaliyet göstermek &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/ayni-is-kolunda-faaliyet-gostermek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Oct 2022 09:30:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>aynı iş kolunda faaliyet göstermek &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Takibin dayanağı sözleşme ve senet adresinin haciz adresi olarak gösterilmiş olması adresin borçluya ait olduğunun kabulü için yeterli kabul edilemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/takibin-dayanagi-sozlesme-ve-senet-adresinin-haciz-adresi-olarak-gosterilmis-olmasi-adresin-borcluya-ait-oldugunun-kabulu-icin-yeterli-kabul-edilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 09:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[3. kişi istihkak iddiası]]></category>
		<category><![CDATA[aynı iş kolunda faaliyet göstermek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9545</guid>

					<description><![CDATA[8. Hukuk Dairesi         2019/4898 E.  ,  2021/2776 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; DAVA TÜRÜ : İstihkak MAHKEMESİ : İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/430 Esas, 2017/224 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/takibin-dayanagi-sozlesme-ve-senet-adresinin-haciz-adresi-olarak-gosterilmis-olmasi-adresin-borcluya-ait-oldugunun-kabulu-icin-yeterli-kabul-edilemez/" class="excerpt-read-more">Read More</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">8. Hukuk Dairesi         2019/4898 E.  ,  2021/2776 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">DAVA TÜRÜ : İstihkak<br />
MAHKEMESİ : İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/430 Esas, 2017/224 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince davacı üçüncü kişi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:<br />
K A R A R<br />
Davacı üçüncü kişi vekili, 21.03.2016 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili şirket arasında cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirket ile borçlu arasında hiç bir organik bağ olmadığını belirterek, istihkak ididasının kabulü ile menkul malların iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı alacaklı vekili , davacı ile borçlu şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, aralarında organik bağ bulunduğunu, takibe dayanak senette bulunan kaşedeki adresin haciz işleminin gerçekleştirildiği adres olduğunu, haciz mahallinde bulunan bilgisayar kayıtlarında borçluya ait evrak bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesince, davacı üçüncü kişinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, mahcuzların faturalarının defterlerde kayıtlı olduğu, aynı iş kolunda faaliyet göstermelerinin dışında ortaklık yapıları ve adresleri açısından aralarında organik bağ tespit edilemediğinden davanın kabulüne, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davalı alacaklı ve davacı üçüncü kişi vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.<br />
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince, davacı üçüncü kişinin tazminat talebine ilişkin istinaf talebinin davalının kötüniyetinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş, haciz adresinin borçlunun daha önceki faaliyet adresi olması, haciz mahallinde borçlu adına düzenlenmiş dosya bulunması, takip dayanağı 16.10.2015 tarihli senette ve aynı tarihli Faktoring Sözleşmesinde borçlu adresinin haciz adresi olarak gösterilmesi, davacı şirketin ticari sicil kayıtlarında faaliyet adresinin farklı bir adres olarak tescil ve ilan edilmesi nedeniyle borçlu ile istihkak iddia edenin mahcuz malları birlikte elinde bulundurduğu mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından haciz mahallinin tapu kaydı ibraz edilerek mülkiyetinin kendilerine ait olduğu ispatlanmış ve adreste kendisinin faaliyette bulunduğu iddia edilmiş ise de, davacının haciz adresinin mülkiyetini kazandıktan sonra düzenlenen takibe dayanak senet ve sözleşmede borçlu adresi olarak haciz adresinin gösterilmesi, davacının ayırt edici özelliği olmayan menkullere ilişkin sunduğu faturalarda adres olarak haciz adresinin yazılmaması, 31.03.2016 tarihinde haczedilen menkulün faturasının da 21.3.2016 tarihli ilk hacizden sonraki tarihli olması, sunulan vergi levhasının da karinenin aksini ispatlamaya yeterli olmaması nedeniyle davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili tarafından hüküm temyiz edilmiştir.<br />
Dava, üçüncü kişinin İİK&#8217;nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.<br />
Dava konusu hacze dayanak takipte ödeme emri haciz adresinden farklı adreste tebliğ edilmiş, borçlu haciz sırasında adreste hazır bulunmamıştır. Haciz adresinin 08.06.2014 tarihinde üçüncü kişi tarafından satın alındığına ilişkin tapu kaydı dosyada mevcut olup, 27.11.2014 tarihli yoklama fişinde üçüncü kişinin adreste aktif olduğu tespit edilmiştir. Takibin dayanağı olan Faktoring Sözleşmesi ve senet 16.10.2015 tarihli olup davacının borcun doğumundan önce adreste faaliyette olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hacizde üçüncü kişinin bilgisayarında bulunan borçluya ait evrakın borçlu ile cari hesap ilişkisinden kaynaklandığı belirtilmiş olmakla bu belgede borçlunun adresi haciz adresi değil, gerçek kişi tacir olarak kaydolduğu ticaret sicilde kayıtlı adresi olduğu, borçlunun halen Kocaeli&#8217;nde faaliyette olduğuna ilişkin güncel vergi kaydı bulunduğunun anlaşılması karşısında, takibin dayanağı sözleşme ve senet adresinin haciz adresi olarak gösterilmiş olması adresin borçluya ait olduğunun kabulü için yeterli kabul edilemez. Bu durumda İİK&#8217;nin 97. maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan alacaklı, borçlunun üçüncü kişi aracılığıyla mal kaçırmak amaçlı muvazaalı işlemler gerekleştirdiğini, haciz sırasında bilgisayarda bulunan borçluya ait dosyayı ve takibe dayanak sözleşme üzerinde haciz adresinin yazılı olmasını muvazaaya ilişkin delil olarak sunmuş ise de alacaklının sunmuş olduğu deliller üçüncü kişi lehine olan mülkiyet karinesinin aksini ispatlamaya elverişli güçlü deliller değildir.<br />
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.<br />
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK&#8217;nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nin 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşme haksız bir şekilde işveren tarafından sona ererse veya işçi haklı nedenle sözleşmeyi feshederse rekabet yasağı sona erer.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sozlesme-haksiz-bir-sekilde-isveren-tarafindan-sona-ererse-veya-isci-hakli-nedenle-sozlesmeyi-feshederse-rekabet-yasagi-sona-erer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2020 09:08:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aynı iş kolunda faaliyet göstermek]]></category>
		<category><![CDATA[rakebet etmeme yükümlülüğü]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık]]></category>
		<category><![CDATA[şirketin sır niteliğindeki bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[zarar verme ihtimali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6759</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi         2017/1636 E.  ,  2019/959 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada &#8230; &#8230;. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/04/2016 tarih ve 2014/694-2016/365 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen .05.02.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ile&#8230; ile davalı vekili... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sozlesme-haksiz-bir-sekilde-isveren-tarafindan-sona-ererse-veya-isci-hakli-nedenle-sozlesmeyi-feshederse-rekabet-yasagi-sona-erer/" class="excerpt-read-more">Read More</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">11. Hukuk Dairesi         2017/1636 E.  ,  2019/959 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Taraflar arasında görülen davada &#8230; &#8230;. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/04/2016 tarih ve 2014/694-2016/365 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen .05.02.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ile&#8230; ile davalı vekili Av. &#8230; dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, davalının davacı şirkette 09/04/20007- 11/09/2013 tarihleri arasında üretim müdürü olarak çalıştığını, işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra davacı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren VibrecoustichBlacktech şirketinde üretim direktörü olarak çalışmaya başladığını, taraflar arasındaki iş akdinde davalı tarafça sır saklama ve rakebet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranılması halinde meydana gelen zararın ve alınan son net ücretin 20 katı tutarında cezai şartın ödeneceğinin düzenlendiğini ileri sürerek, uğranılan zararlar ile ceza şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında eksik harcı tamamlamıştır.<br />
Davalı vekili, Borçlar Kanununun 447/&#8230; maddesine göre sözleşme haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse rekabet yasağının sona ereceğini, taraflar arasında ikale sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmenin sona ermesinde haklı bulunduğunu, davalının davacı şirketten ayrıldıktan 7 ay sonra &#8230; firmasında çalışmaya başladığını, sözleşmedeki rekabet yasağı hükmünün işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye sokacak nitelikte bulunduğunu, geçerli olamayacağını, davalının davacı firmada edindiği bilgilerin ticari sır niteliğinde bulunmadığını, davacıyı zarara uğratmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br />
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle şirketin sır niteliğinde sayılabilecek bilgiye sahip olmadığı, hangi hususta, ne şekilde haksız rekabette bulunduğu yönünde somut bir delil sunulmadığı, davalının haksız rekabet yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve davalının bu davranışı nedeniyle davacı şirketin uğradığı bir zararın mevcut olduğu hususunun ispat edilemediği, davalının yalnızca aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir şirkette çalışmasının haksız rekabette bulunduğu anlamına gelmeyeceği, cezai şartın koşullarının oluşmadığı, sözleşmenin ilgili maddesinin &#8230; yıl gibi uzun bir süreyi ön görmesinin, yer bakımından getirilen sınırlamanın çok geniş tutulmasının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak sınırlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br />
&#8230;- Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa dayalı tazminat ve cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.<br />
6101 Sayılı TBK&#8217;nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun&#8217;un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki rekabet yasağı hükmünü içeren iş akdi 09/02/2007 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 11/09/2013 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK&#8217;nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir.<br />
6098 sayılı TBK&#8217;nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.<br />
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır.<br />
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmenin 6&#8230;.. maddesinde “Personel sözleşmenin sona ermesi halinde, bu sona erme tarihinden itibaren &#8230; yıl içinde işverenin işletme merkezi, fabrika ve şubelerinin bulunduğu yerlerde Hava Süspansiyon Sistemleri (Körük) konusuna giren bir işi veya işveren ile rekabet edecek bir işi şahsen yapmamayı, işverenin müşterilerinde veya işverenin rakibi durumundaki müesseselerde çalışmamayı, bu müşteri veya rakip müesseselerle sınırlı sorumlu dahi olsa ortak veya murahhas üye, müdür, denetçi, danışman gibi bir sıfatla alakadar olmamayı kabul ve taahhüt eder. Personelin, işverenin müşterileri veya rakibi firmalarla dolaylı da olsa yukarıda sayılan şekillerde alakadar olması bu maddeye aykırılık teşkil eder.” hükmüne yer verilmiş; sözleşmenin 6.4. maddesinde de “Personel, madde 6&#8230;.&#8217;deki sır saklama, madde 6&#8230;.&#8217;deki rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı hareketi sebebiyle işverenin uğradığı her türlü zarardan sorumlu olduğu gibi, bu tazminat yükümlülüğünden ayrı olarak, gerek sır saklama gerekse rekabet etmeme yükümlülüğü bakımından ayrı ayrı olmak üzere son alınan net ücretin 20 katı tutarında cezai şartı da işverene ödemekle yükümlüdür. Personel cezai şartı ödeyerek sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülüğünden veya tazminat sorumluluğundan kurtulamaz. İşveren, tazminat ve cezai şart alacağını personelin yedindeki her türlü alacağı ile takas edebilir. İşverenin fazlaya ilişkin hakları ile diğer hakları saklıdır.” hükmü düzenlenmiştir. Davalı işçinin, bu rekabet yasağı kaydına rağmen iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı ile aynı işi yapan aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başladığı gözetildiğinde, işletmenin bulunduğu yer, yapılan iş ve davalının işletmedeki durumu değerlendirilerek davacı şirket ile davalının çalışmaya başladığı şirketin faaliyet alanlarının tespiti, davalının, davacıda<br />
çalışırken yaptığı işe bağlı olarak şirket sırlarına vakıf olabilecek pozisyonda bulunup bulunmadığının ve davalının öğrendiği bilgileri rakip bir işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, haksız rekabete dayalı gerekçeye yer verilmesi, davalının şirketin sır niteliğinde sayılabilecek bilgiye sahip olmadığının ve davalının haksız rekabet yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle davacı şirketin uğradığı bir zararın mevcut olduğu hususunun ispat edilemediğinin kabulüyle eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.<br />
6098 sayılı TBK’nın 445/&#8230; fıkrasına göre “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Taraflar arasındaki sözleşme hükmü değerlendirildiğinde, rekabet etmeme yükümlülüğünün sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren &#8230; yıl için ve işverenin işletme merkezi, fabrika ve şubelerinin bulunduğu yerlerle sınırlı olarak düzenlendiği, konunun da Hava Süspansiyon Sistemleri (Körük) konusu ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Kanun hükmü gereği süre ve konu sınırlaması bakımından bir aykırılık bulunmamakla birlikte, mahkemece yer sınırlamasına ilişkin olarak davacı şirketin merkezinin, fabrikalarının ve şubelerinin bulunduğu yerlerin nereleri olduğu tam olarak belirlenmeden ve TBK.nın 445/&#8230; hükmü değerlendirilmeksizin sözleşmenin ilgili maddesinin &#8230; yıl gibi uzun bir süreyi ön görmesinin, yer bakımından getirilen sınırlamanın çok geniş tutulmasının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak sınırlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (&#8230;) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan &#8230;.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
