<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dosyanın işlemden kaldırılması &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/dosyanin-islemden-kaldirilmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Feb 2022 06:19:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>dosyanın işlemden kaldırılması &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni duruşma gün ve saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği uyarınca usulüne uygun davetiye ile bildirilmesi gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/yeni-durusma-gun-ve-saatinin-tebligat-kanunu-ve-yonetmeligi-uyarinca-usulune-uygun-davetiye-ile-bildirilmesi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Feb 2022 06:19:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[dosyanın işlemden kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[tebligatın usulsüz olması]]></category>
		<category><![CDATA[yeni duruşma gününün tebliğ edilmemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8839</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ E. 2020/261 K. 2020/1329 T. 3.12.2020 * İTİRAZIN İPTALİ ( Mahkemece Davacının Mazereti Kabul Edildiğine Göre Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Davacı Vekiline Usulüne Uygun Davetiye İle Bildirilmesi Gerektiği/Davacı Vekilinin Mazeretinin Kabulü Durumunda Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği Uyarınca Usulüne Uygun Davetiye İle... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/yeni-durusma-gun-ve-saatinin-tebligat-kanunu-ve-yonetmeligi-uyarinca-usulune-uygun-davetiye-ile-bildirilmesi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading">T.C.</h4>



<h4 class="wp-block-heading">İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</h4>



<h4 class="wp-block-heading">14. HUKUK DAİRESİ</h4>



<h4 class="wp-block-heading">E. 2020/261</h4>



<h4 class="wp-block-heading">K. 2020/1329</h4>



<h4 class="wp-block-heading">T. 3.12.2020</h4>



<p><strong>* İTİRAZIN İPTALİ ( Mahkemece Davacının Mazereti Kabul Edildiğine Göre Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Davacı Vekiline Usulüne Uygun Davetiye İle Bildirilmesi Gerektiği/Davacı Vekilinin Mazeretinin Kabulü Durumunda Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği Uyarınca Usulüne Uygun Davetiye İle Bildirilmesi Gerekirken UYAP Sistemi Üzerinden Öğrenilmesine Karar Verilmesinin Doğru Olmadığı )</strong></p>



<p><strong>* MAZERET BİLDİREN VEKİLİN YENİ DURUŞMA GÜNÜNÜ UYAP SİSTEMİNDEN ÖĞRENECEĞİNE İLİŞKİN BEYANI BULUNMAMASI ( Davacı Vekilinin Mazeretinin Kabulü Durumunda Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği Uyarınca Usulüne Uygun Davetiye İle Bildirilmesi Gerekirken UYAP Sistemi Üzerinden Öğrenilmesine Karar Verilmesinin İsabetsizliği )</strong></p>



<p><strong>* DURUŞMA GÜN VE SAATİNİN BİLDİRİLMESİ ( İtirazın İptali &#8211; Mahkemece Davacının Mazereti Kabul Edildiğine Göre Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Davacı Vekiline Usulüne Uygun Davetiye İle Bildirilmesi Gerektiği/Davacı Vekilinin Mazeretinin Kabulü Durumunda Yeni Duruşma Gün ve Saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği Uyarınca Usulüne Uygun Davetiye İle Bildirilmesi Gerekirken UYAP Sistemi Üzerinden Öğrenilmesine Karar Verilemeyeceği )</strong></p>



<p><strong>7201/m.7/A</strong></p>



<p><strong>6100/m.150</strong></p>



<p><strong>Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği/m.52</strong></p>



<p><strong>ÖZET :</strong>&nbsp;Davai itirazın iptali istemine ilişkindir.</p>



<p>Mahkemece davacının mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saatinin davacı vekiline usulüne uygun davetiye ile bildirilmesi gerekmektedir.</p>



<p>Davacı vekilinin mazeretinin kabulü durumunda yeni duruşma gün ve saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği uyarınca usulüne uygun davetiye ile bildirilmesi gerekirken UYAP sistemi üzerinden öğrenilmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, ara kararda belirtilen şekilde davacı vekilinin yeni duruşma günün UYAP sisteminde öğreneceğine ilişkin bir beyanı da bulunmamaktadır. Bu yönüyle istinaf başvurusunun kabulü gerekir.</p>



<p><strong>DAVA :&nbsp;</strong>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen karara karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>



<p><strong>KARAR :&nbsp;</strong>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya satarak teslim etiği 27.03.2015 tarihli faturanın bakiye 9.200,62 TL borcunun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu &#8230;.İcra Müdürlüğünün &#8230; Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>



<p>Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalı süresinde cevap vermemiştir.</p>



<p>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dosyanı işlemden kaldırıldığı 02.05.2019 tarihinde işlemden kaldırıldığı, aradan geçen üç aylık yasal sürede yenilenmediği gerekçesiyle, HMK&#8217;nın 150.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına , karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>



<p>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mazeret dilekçesinde, yeni duruşma gününü UYAP sisteminden öğrenileceğine ilişkin bir ibare bulunmadığını, esasen duruşma gününün sistem üzerinden öğrenilmesine ilişkin bir usulün bulunmadığını, bu nedenle süresinde yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.</p>



<p>İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari satımdan kaynaklanan bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.</p>



<p>İlk derece mahkemesince, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK&#8217;nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle ön inceleme duruşmasının 11.04.2019 tarihinde yapılmasına karar verilmiş, anılan duruşmaya davacı vekili mazeret sunarak katılmamıştır. Mahkemece, davacı vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gününü talebi gibi UYAP sisteminden öğrenilmesine karar verilerek, duruşma 02.05.2019 tarihine bırakılmıştır. Belirtilen ertelemeye ilişkin davacı vekiline yeni duruşama günü tebliğ edilmemiştir. İncelenen mazerette, davacı vekilinin duruşma gününü UYAP sisteminden öğreneceğine ilişkin bir isteminin bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece, belirlenen 02.05.2019 tarihli duruşmaya, davacının katılmaması nedeniyle dava işlemden kaldırılmış, üç aylık sürede yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Somut olaydaki uyuşmazlık, mazereti kabul edilen davacı vekiline duruşma gün ve saatini gösterir tebligatın gönderilmesinin gerekli olup olmadığı, duruşma gününün UYAP&#8217;tan öğrenilmesine yönelik ara kararın tebliğ mahiyetinde kabul edilip edilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. HMK&#8217;nın “hukuki dinlenilme” başlıklı 27.maddesi, T.C.Anayasası&#8217;nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6.maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir.</p>



<p>O hâlde duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK&#8217;nın uygulama alanını adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP&#8217;ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği&#8217;nin 52.maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliğe göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu&#8217;nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dâhil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde, duruşma gününün UYAP&#8217;tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. O hâlde mahkemece davacının mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saatinin davacı vekiline usulüne uygun davetiye ile bildirilmesi gerekmektedir (Hukuk Genel Kurul kararı 19.03.2019 tarih, 2017/12-343 E. 2019/323 K. sayılı kararı ).</p>



<p>Az yukarıda bahsi geçen Hukuk Genel Kurulu kararı ışığında davacı vekilinin mazeretinin kabulü durumunda yeni duruşma gün ve saatinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği uyarınca usulüne uygun davetiye ile bildirilmesi gerekirken UYAP sistemi üzerinden öğrenilmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, ara kararda belirtilen şekilde davacı vekilinin yeni duruşma günün UYAP sisteminde öğreneceğine ilişkin bir beyanı da bulunmamaktadır.</p>



<p>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK&#8217;nın 353/1.a.5 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.</p>



<p><strong>SONUÇ :&nbsp;</strong>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;</p>



<p>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK&#8217;nın 353/1.a.5.maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi&#8217;nin istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,</p>



<p>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,</p>



<p>3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,</p>



<p>4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, esas hükümle birlikte, ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,</p>



<p>5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara çıkarılacak davetiyelerle tebliğine dair;HMK&#8217;nın 353/1.a.5. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 03.12.2020 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davanın bir kez takipsiz bırakılması, avukatı azletmek için yeterli bir sebep değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davanin-bir-kez-takipsiz-birakilmasi-avukati-azletmek-icin-yeterli-bir-sebep-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2020 07:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir]]></category>
		<category><![CDATA[avukatın kusur veya ihmalinden dolayı azledilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[dosyanın işlemden kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[yasal süresi içerisinde dosyanın yenilenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6094</guid>

					<description><![CDATA[13. Hukuk Dairesi         2014/4237 E.  ,  2014/19658 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 07/03/2013 NUMARASI : 2010/995-2013/254 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davanin-bir-kez-takipsiz-birakilmasi-avukati-azletmek-icin-yeterli-bir-sebep-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">13. Hukuk Dairesi         2014/4237 E.  ,  2014/19658 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi<br />
TARİHİ : 07/03/2013<br />
NUMARASI : 2010/995-2013/254</p>
<p>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p>KARAR</p>
<p>Davacı avukat, davalının vekili sıfatı ile boşanma davası açtığını, dava esnasında hükmedilen tedbir nafakasının tahsili için icra takibi başlattığını ancak davalı tarafından haksız azledildiğini, vekalet ücretinin ödenmediğini, akdi ve karşı yan vekalet ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br />
Davalı, davacının boşanma davasının bir duruşmasına girmediğini, davanın HUMK’nun 409. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, davacının yargılamanın uzamasına sebep olduğunu, vekalet ücreti karşılığında bono verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.<br />
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, icra takip dosyasında itirazın iptali ile 2.158-TL asıl alacak, 112,10-TL işlemiş faiz yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden hesaplanan %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.<br />
1-Avukatın, vekil olarak borçları, Borçlar Kanunu’nun 389. ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan Kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanunu’nun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanunu’nun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Avukat bu durumda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.<br />
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; davacının 28.04.2008 tarihli vekaletname ile davalının vekillik görevini üstlendiği, davalının eşine karşı boşanma davası açtığı ve hükmedilen tedbir nafakasının tahsili için icra takibi başlattığı ancak 02.10.2009 tarihli azilname ile “görülen lüzüm üzerine ve 17.09.2009 tarihli boşanma davası duruşmasına mazeret sunmadan girmeyerek davanın düşmesine neden olduğu” gerekçesiyle azledildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı noktasında olup, ancak bunun sonucuna göre davalının vekalet ücreti ödemekle yükümlü olup olmadığına karar verilebilecektir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi Mehmet Altunkaya’nın 25.02.2013 tarihli bilirkişi raporundan davacının Antalya 1. Aile Mahkemesi’nin 2008/1404 sayılı dosyasının 17.09.2009 tarihli duruşmasına katılmadığı ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ertesi gün davacının davalının vekili sıfatı ile davayı yenilediği, davalının bu durumda bir zararının bulunmadığı ancak vekiline olan güveninin sarsıldığı, azlin haklı olduğu, azile neden olan davranışıyla davalıya zarar vermeyen davacı avukatın azil tarihine kadar sarfettiği emek ve mesaiye karşılık olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre adalete uygun bir avukatlık ücretine hak kazanacağı gerekçesiyle vekalet ücreti hesaplanmış ve mahkemece de bu rapor hükme esas alınmıştır. Davacı avukatın Antalya 1. Aile Mahkemesi’nin 2008/1404 Esas sayılı dava dosyasında davalının vekili olarak dava dilekçesini hazırladığı, delil listesi verdiği, 27.02.2009 ve 12.05.2009 tarihli duruşmalara katıldığı, ara kararı ile verilen nafaka için icra takibi başlattığı ancak 17.09.2009 tarihli celseye katılmadığından davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 23.09.2009 tarihinde davacı tarafından verilen dilekçe ile yenilendiği, duruşmasının 23.12.2009 tarihine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davanın bir aylık harç ödemeden yenileme müddetinde yenilenmesi nedeniyle davalının herhangi bir hak kaybının ve bu nedenle bir zararının doğmadığı dikkate alındığında davanın bir kez takipsiz bırakılmasının davacı avukat hakkındaki güvenin sarsılmasına neden olacak bir tutum ve davranış olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca davacının haksız olarak azledildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının haksız azledildiği gözetilerek, gerekirse konusunda uzman bir bilirkişiden de rapor alınarak tarafların talepleri değerlendirilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Aksi düşüncelerle ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.<br />
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının ve davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
