<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iş güvenliği &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/is-guvenligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Mar 2021 12:12:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>iş güvenliği &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kaçınılmazlık olgusunun var olabilmesi için öncelikle tüm tedbirler alınmalı, buna rağmen beklenmedik olaylar nedeniyle kaza meydana gelmelidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kacinilmazlik-olgusunun-var-olabilmesi-icin-oncelikle-tum-tedbirler-alinmali-buna-ragmen-beklenmedik-olaylar-nedeniyle-kaza-meydana-gelmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 12:12:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[4857 sayılı İş Kanunu&#039;nun 77.maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınılmazlık olgusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7718</guid>

					<description><![CDATA[10. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2020/6384 E. &#160;, &#160;2020/5741 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, illiyet bağının bulunmaması nedeniyle reddine karar vermiştir.Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kacinilmazlik-olgusunun-var-olabilmesi-icin-oncelikle-tum-tedbirler-alinmali-buna-ragmen-beklenmedik-olaylar-nedeniyle-kaza-meydana-gelmelidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>10. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2020/6384 E. &nbsp;, &nbsp;2020/5741 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br><br>Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, illiyet bağının bulunmaması nedeniyle reddine karar vermiştir.<br>Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.<br>K A R A R<br>Dava, 15/03/2009 tarihli iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, illiyet bağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davalı işyerinde gece vardiyasında çalışan müteveffanın sabah vardiyasına gelen işçiler tarafından ölü olarak bulunduğu, dosyada müteveffanın epilepsi hastası olduğunun iddia edildiği, ölümün iddia edildiği üzere uzun süreli çalışma, uykusuzluk ve yorgunluğun tetiklediği epilepsi (sara) hastalığına bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olabileceği gibi ani kardiak ölüm sonucu da meydana gelmiş olabileceği, bu nedenle kesin ölüm sebebi ve mekanizması bilinemediğinden uzun çalışma süresinin ölüm olayında etkisi ve katkısı olup olmadığı konusunda kesin bir değerlendirme yapılamadığı, neticeten taleplerin iş kazası kapsamında değerlendirilmesi yönünde illiyet bağının bulunmadığı belirtilerek maddi ve manevi tazminat talepli davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Davanın yasal dayanağı 6331 sayılı Kanun&#8217;un 37’nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan, ancak zararlandırıcı olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 77’nci maddesidir.<br>4857 sayılı Kanun&#8217;un 77. maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.<br>Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez.<br>İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler<br>Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu&#8217;nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.<br>Belirtilmelidir ki, hükme esas alınacak kusur raporlarının da 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 77. ve işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>77. maddede anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.<br>Diğer yönden kaçınılmazlık olgusu, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geçerli mevzuat hükümleri çerçevesinde doğabilecek olası zararlı sonuçların önlenmesi yönünde, duruma ve koşullara göre ilgililerden beklenebilecek tüm özenli ve dikkatli çabaya karşın sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan iş kazasının meydana gelmesi durumudur. Günümüz teknolojisinde bir takım olayların sonuçlarının kısmen kaçınılmazlık/kötü rastlantılarla açıklanması, alınabilecek önlemler düşünüldüğünde olanaksızdır. Kaçınılmazlık/kötü rastlantı olarak adlandırılan olguların birçoğunun temelinde insan yanılgı ve savsamaları, özen eksikliği bulunduğu bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki, her birey, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların kendisine yüklediği özen ve dikkat yükümünü göstermek zorundadır. Öngörülebilir sonuçlar karşısında kaçınılmazlık/kötü rastlantı yönünde değerlendirme yapılamaz.<br>Ayrıca, kaçınılmazlık, sosyal sigortalar uygulamasında, hukuksal ve teknik anlamda, olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumları anlatan bir kavram (Prof. Dr. A.Can Tuncay, Kurumun işverene Rücuu &#8211; Olayda Kaçınılmazlık Durumu, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 185) olup, bu olgunun kabulünün koşulu, “ … vuku bulan olaya karşı koyulmazlık hali ve her türlü tedbirin alınmasına rağmen gerçekleşmesi önlenemeyen ve objektif bir kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmasıdır. Umulmadık bir hal kaçınılmazlık olarak nitelenemeyecektir. Ummamak, ummayı düşünmemek ve zarar verici olay ile karşılaşmak, kaçınılmazlık olarak değerlendirilemez.” şeklinde açıklanmıştır. (Prof. Dr. Berin Engin, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İşverene Rücuya Nasıl Bakıyor?, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 139).<br>Anayasanın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra “yaşama hakkı” güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde, iş ve sosyal güvenlik mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık koşullarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak önlemleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir. Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının belirlenmesi işidir. Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak önlemlerin neler olduğunun saptanmasıdır. Mevzuat hükümlerince öngörülmemesine karşın, alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların da tespiti zorunluluğu açıktır. Anılan önlemlerin işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin önlemlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı belirlenecektir. Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve kanunda belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.<br>İşçi sağlığı, iş güvenliği ve yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin eğitimi, bir kısım mevzuat hükümlerini içerir belgelerin kendilerine verilmesini değil, eylemli olarak, bu bilgilerin aktarımı ve öneminin kavratılması ile sağlanabilir. Eğitimden sonraki aşama ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alındığının ve uygulandığının denetlenmesidir. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal öneme sahip bulunan araç ve gereçlerin sigortalılar tarafından kullanılması sağlandığında, kazalanma olasılığının tamamen ortadan kaldırılabileceği de yadsınamaz bir gerçektir.<br>Meydana gelen iş kazasında; şayet, işveren, tüm önlemleri almış bulunmasına karşın, zararlandırıcı sigorta olayı ortaya çıkmışsa kaçınılmazlıktan söz edilebilir. Kaçınılmazlık olgusunun var olabilmesi için öncelikle tüm tedbirler alınmalı, buna rağmen beklenmedik olaylar nedeniyle kaza meydana gelmelidir.<br>O halde, tarafların kusur durumları ile gelişen teknolojiye göre olay tarihinde kaçınılmazlığın söz konusu olup olmadığını yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde tartışarak ortaya koyan, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna davaya konu kazayı yeniden inceletmek gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm tesisi yerinde değildir.<br>Yapılacak iş, davaya konu kazaya ilişkin rücuen tazminat dava dosyasının temini sureti ile tarafların kusur durumları ve gelişen teknolojiye göre olay tarihinde kaçınılmazlığın söz konusu olup olmadığını yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tartışarak ortaya koyan, 77.madde kapsamında uzman hekim katılımı ile oluşturulan ehil iş güvenliği bilirkişilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine dava dosyası kül halinde incelettirilerek, tarafların kusur ve sorumlulukları kapsamında sonuca göre karar vermekten ibarettir.<br>Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br>O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.<br>SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 08/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Feshin geçerli olup olmadığı araştırılırken; davacının iş güvenliğini tehlikeye düşürecek davranışlarının olup olmadığı hususunun iş güvenliği uzmanı ve hukukçudan oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmaktadır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/feshin-gecerli-olup-olmadigi-arastirilirken-davacinin-is-guvenligini-tehlikeye-dusurecek-davranislarinin-olup-olmadigi-hususunun-is-guvenligi-uzmani-ve-hukukcudan-olusan-bilirkisi-kurulundan-rapor-al/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Sep 2019 10:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[iş güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin savunmasının alınması]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade davası]]></category>
		<category><![CDATA[işgüvenliği uzmanı ve hukukçu bilirkişi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=5028</guid>

					<description><![CDATA[22. Hukuk Dairesi         2014/14382 E.  ,  2014/21341 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : Ulukışla Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/11/2013 NUMARASI : 2013/50-2013/122 Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/feshin-gecerli-olup-olmadigi-arastirilirken-davacinin-is-guvenligini-tehlikeye-dusurecek-davranislarinin-olup-olmadigi-hususunun-is-guvenligi-uzmani-ve-hukukcudan-olusan-bilirkisi-kurulundan-rapor-al/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">22. Hukuk Dairesi         2014/14382 E.  ,  2014/21341 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : Ulukışla Asliye Hukuk Mahkemesi<br />
TARİHİ : 04/11/2013<br />
NUMARASI : 2013/50-2013/122</p>
<p>Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>Davacı vekili, iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle haklı ve geçerli bir neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ile diğer haklarının belirlenmesini ve en az 1 yıllık sendikal tazminatın tahsilini istemiştir.<br />
Davalı işveren vekili, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine Karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Mahkemece, feshin, geçerli ve haklı nedene dayanmadığı,davacının sendikal faaliyetlerde bulunması nedeniyle işverence yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
Kararı kanuni süresi içinde taraflar temyiz etmiştir.<br />
İş sözleşmesinin, işçinin kendi isteği ile veya işini savsaması sonucu işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.<br />
4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işçinin isteği ile ya da işini ihmal etmesi sonucu işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi hali işverenin haklı fesih nedenleri arasında gösterilmiştir.<br />
İş güvenliği hükümleri, işçi sağlığı ve güvenliğini korumaya yönelik titizlikle uyulması gereken kurallardır. Bu konuda işverenin alması gereken tedbirlerin yanında işçinin de yükümlülükleri vardır. İşçinin kasıtlı bir davranışı ya da görevini savsaması sonucu işin güvenliği yönünden bir tehlike meydana gelmesi durumunda, işveren açısından derhal “haklı nedenle fesih hakkı” ortaya çıkar.<br />
İşçinin bu konuda uyarılması veya hatırlatmada bulunulmasına gerek olmadığı gibi, belli bir zararın oluşması da gerekmez. Aynı bentte belirtilen işçinin otuz günlük ücretinin tutarıyla karşılanamayacak bir zarar vermesi, işin güvenliğini tehlikeye düşürmekten bağımsız bir fesih nedenidir.<br />
Dosya içeriğinden, davacının, davalıya ait işyerinde 08.06.2011-25.03.2013 tarihleri arasında Tesis Kırıcı Operatörü olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 25.03.2013 tarihli fesih bildirimi ile, “İşyerinde, devreye alındığında üzerinde çalışan personele ciddi zararlar verebilecek (ciddi yaralanma ve ölüm) makinelerin koruyucu bariyerlerinin kaldırılmasından önce ve bu makinelerin üzerinde personelin çalışma yapmasından önce makinelerin enerjilerinin ana şartelden indirilmesi ve şartelin üzerine açılmasını önleyecek kilit takılması ve makine üzerine çalışıldığını gösteren kişisel tehlike etiketi takılmasının zorunlu olduğu, bununla ilgili talimat ve eğitimlerin tekrarlanarak tüm personele verildiği, davacının Kırıcı Ünitesinde enerjisi kesilmeden, talimat ve verilen eğitimlere uygun kilitleme ve etiketleme yapmadan bant üzerinde makara değişimi yaptığı, kendi ve diğer personelin can güvenliğini açıkça tehlikeye attığı, işyerinde iş güvenliği talimatlarına uymadığı nedeniyle haklı olarak feshedildiği,” 23.03.2013 tarihli tutanakta, işyerinde 23.03.2013 Cumartesi, 08.00-16.00 vardiyasında Kırıcı bölümünde görevli davacının 4857 sayılı Kanun&#8217;un 25. maddesi gereğince &#8220;İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğin; tehlikeye; düşürmesi kuralına uymayarak İş güvenliği İhlali yaptığı, kendisini ve bölümünde çalışan dip arkadaşlarını tehlikeye attığı, hususlarının belirtildiği, davacının savunmasında,işyerinde kar yağışı nedeniyle çalışılmadığını, bonker altı makarasının değişimi gerektiği için güvenlik kartı asmayı ihmal ettiğini bir daha yapmayacağını ve özen göstereceğini beyan ettiği, olay ile ilgili işverence düzenlenen raporda, işyerinde Tesis Kırıcı Operatörü olarak görev yapan davacının 23.03.2013 günü 08:00-16:00 vardiyasında saat 09:40 sırasında &#8220;Devre Dışı Bırakma&#8221; kartını elektrik panosuna asmadan konveyör bant altı makara değişimi yaptığı, işyerinde, devreye alındığında, üzerinde çalışan personele ciddi zararlar verebilecek makinlerın koruyucu bariyerlerinin kaldırılmasından önce ve bu makinaların üzerinde personelin çalışma yapmasından önce makinaların enerjilerinin ana şartelden indirilmesi ve şartelin açılmasını önleyecek kilit takılması ve makine üzerine çalışıldığını gösteren &#8220;kişisel tehlike işareti&#8221; takılmasının zorunlu olduğu, davacının bu konuda eğitim de aldığı, ancak almış olduğu eğitime göre hareket etmediği, gerekli önlemleri almadan işlem yaparak, arkadaşlarının ve kendisinin can güvenliğini tehlikeye soktuğu, muhtemel bir iş kazasına yol açabilecek davranış içinde bulunduğu, işyerini de maddi manevi zarara sokması muhtemel bir iş güvenliği ihlali yaptığı hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.<br />
Somut olayda, davacının, fesih bildirgesinde ve tutulan tutanak ile işverence hazırlanan raporda belirtilen, davacı tarafından da savunmasında kabul edilen olumsuz davranışınının, işgüvenliğini tehlikeye düşürüp düşürmediği, kendisi, diğer işçiler ve işyeri hakkında işin güvenliği yönünden bir tehlike meydana getirip getirmediği hususunda işgüvenliği uzmanı ve hukukçu bilirkişilerden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.<br />
Kabule göre de, sendikal tazminatın işe başlama şartına bağlanması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.<br />
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
