<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iş kazası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/is-kazasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Jun 2021 08:31:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>iş kazası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşveren tarafından belirlenen bekleme yerine gitmek için yolun karşısına geçen işçiye araba çarpması durumu iş kazasıdır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/isveren-tarafindan-belirlenen-bekleme-yerine-gitmek-icin-yolun-karsisina-gecen-isciye-araba-carpmasi-durumu-is-kazasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2021 08:31:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[işin yapıldığı yere gidiş geliş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8125</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2016/6933 E. &#160;, &#160;2016/7258 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, murisinin geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/isveren-tarafindan-belirlenen-bekleme-yerine-gitmek-icin-yolun-karsisina-gecen-isciye-araba-carpmasi-durumu-is-kazasidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>21. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016/6933 E. &nbsp;, &nbsp;2016/7258 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br><br>Davacı, murisinin geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.<br>Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.<br><br>K A R A R<br><br>Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan &#8230;&#8217;ne yükletilmesine, 25/04/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br><br><br>KARŞI OY<br><br>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#8217;nun 13. maddesine göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada; işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda;emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.<br><br><br>Somut olay bakımından uygulanması gereken hüküm; sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen kazanın iş kazası sayılmasıdır (m.13/1-e). Böyle bir iş kazasından söz edebilmek için olayda bazı unsurların varlığı aranmalıdır.<br>Öncelikli koşul aracın işverence sağlanmış olmasıdır. Araç işverence doğrudan sağlanabileceği gibi dolaylı olarak da sağlanabilir. Somut olay bakımından bu konuda bir problem yoktur.<br>İkinci önemli koşul ise, kazanın işin yapıldığı yere gidiş geliş sırasında meydana gelmiş olmasıdır. İşe gidiş gelişe ilişkin taşımanın toplu ya da bireysel olması arasında bir ayırım gözetilmemiştir. Tahsis edilen araçla işe gidiş gelişten amaç, araca binme ve araçtan inme anı arasında geçen zaman kesitidir. İşverence sağlanan aracın sigortalıyı taşımasına ilişkin eyleminin başlaması gerekir. Bu açıdan servis aracına binmek üzere, işveren tarafından belirlenen bekleme yerine giderken, üçüncü kişiye ait aracın çarpması sonucu ölme olayı iş kazası değildir.<br>Yerel mahkeme kararının gerekçesinde;”Somut olayda kazalının kaza tarihinde davalı işyerinde sigortalı olarak çalıştığı, tanık beyanlarına göre kazalı Halil Arslan&#8217;ın işyerine gitmek üzere &#8230; Caddesinin giriş güzergahı servis bekleme noktası karşısında bulunan Kuzey Yan Yolu E-5 (D-100) geçip servisle buluşma noktasında meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, müteveffanın davalı işveren tarafından tahsis edilen servis aracına binmek istediği sırada kazanın meydana geldiği, anlaşılmakla, olayın iş kazası olarak tespitine karar verilmiş” ifadelerine yer verilmiştir. Yerel mahkeme her ne kadar sigortalının araca binmek istediği sırada kazanın meydana geldiğini belirtmiş ise de, dosya içeriği ve ceza mahkemesi kararına göre olayın gerçekleşme biçimi, sigortalının araç trafiğini beklemeden koşar adımlarla kontrolsüz bir şekilde yolun karşısına geçerken meydana geldiği şeklindedir. Bu tespit karşısında, sigortalının henüz tahsis edilen araca binmeden, hatta binmek için beklemesi gereken yere dahi gelmeden meydana gelen kazayı iş kazası saymak ve 5510 sayılı kanunun 13/1-e maddesinin “sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında” şeklinde ifade edilen hükmü içinde kabul etmenin kanunun amaç ve ifadeleri ile bağdaşmadığı kanaatindeyim. Çünkü olayın meydana geliş şekli itibariyle, henüz gidiş-geliş eyleminin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Kanunun, (e) bendindeki; &#8220;gidiş geliş sırasında&#8221; sözcüklerinin, sigortalıların işveren tarafından belirlenen yerde servis aracına binmek için gelişlerini içeren zaman kesitini de kapsadığı şeklinde yorumlanması, sigortalının yararına ise de, kanunun amaç ve ifadesine uygun değildir. Henüz taşıma başlamadığı halde, geniş bir yorumla olayın iş kazası kabul edilmesi, bu zaman kesitinin nereye kadar götürüleceği tartışmasını beraberinde getirir. Bu nedenle, olayı iş kazası sayan yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğinden, sayın çoğunluğun onama kararına katılmamaktayım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin iş yerinde işverenin silahı ile intihar etmesinde, işverenin silahı kolay ulaşılacak bir yerde bıraktığından dolayı kusuru bulunmaktadır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iscinin-is-yerinde-isverenin-silahi-ile-intihar-etmesinde-isverenin-silahi-kolay-ulasilacak-bir-yerde-biraktigindan-dolayi-kusuru-bulunmaktadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 May 2021 08:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[iş yerinde ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini]]></category>
		<category><![CDATA[kusur raporu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7929</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2012/10522 E. &#160;, &#160;2013/2612 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iscinin-is-yerinde-isverenin-silahi-ile-intihar-etmesinde-isverenin-silahi-kolay-ulasilacak-bir-yerde-biraktigindan-dolayi-kusuru-bulunmaktadir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>21. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2012/10522 E. &nbsp;, &nbsp;2013/2612 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br><br><br>Davacı, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.<br>Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.<br><br>K A R A R<br><br>Dava;04.07.2007 tarihindeki iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.<br>Mahkemece;maddi tazminat davasının atiye terk olunması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken davacılar için ayrı ayrı 25.000,00&#8217;er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden,davaya konu zararlandırıcı olayın gerçekleşme şeklinin davacılar murisinin davalıya ait iş yerinde ve davalıya ait ruhsatsız silahla intihar etmesi suretiyle olduğu,olayın Kurum tarafından iş kazası sayıldığı,olaya dair yapılan ceza soruşturmasında davalı işveren hakkında sadece ruhsatsız silah bulundurmaktan dolayı kamu davası açıldığı, ölüm olayına dair ise davalı hakkında takipsizlik kararı verildiği,hükme esas alınan 20.05.2011 tarihli kusur raporunda anılan olayda %70 oranında işveren,%30 oranında ise ölen sigortalının kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.<br>İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamakla yükümlü olduğu İş Kanununun 73.maddesinin açık buyruğudur.Fakat bunun yanında kusur sorumluluğu esasına dayanan iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında tarafların kusur aidiyeti ve oranlarının maddi ve manevi tazminat miktarlarına etkisi nedeniyle tereddütsüz şekilde ve oluşa uygun olarak ortaya konulmasının hakkaniyet gereği olduğu da unutulmamalıdır.<br>Somut olayda davacılar murisinin vefatı ile sonuçlanan olayın intihar olduğu,olayın meydana geldiği iş yerinin ve olayda kullanılan ruhsatsız silahın davalıya ait olduğu hususlarında şüphe yoktur.Keza ceza soruşturması neticesinde izlenen kamera kayıtları dikkate alınarak davalı hakkında ölüm neticesine yönelik olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.Bu kapsamda sigortalının kasten yaşamına son vermesi hadisesi içerisinde özellikle olayda kullanılan ve ruhsatsız silahı kolay ulaşılacak bir yerde bıraktığından dolayı davalı işverene de kusur izafesi doğru olmakla birlikte ağırlıklı kusurun davalı işverene ait olduğunu belirten ve bu yönüyle oluşa uygun düşmeyen 20.05.2011 tarihli kusur raporunun hükme esas hatalı olmuştur.<br>Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmadan tarafların kusur oranlarına ilişkin oluşa uygun düşmeyen değerlendirmede bulunan kusur raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br>Yapılacak iş;işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarıda açıklandığı biçimde yeniden inceletmek, verilen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.<br>O halde,davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.<br>SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine<br>18.02..2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş yapılırken meydana gelen yaralanmanın iş kazası mı yoksa meslek hastalığı mı olduğunun tespitine ilişkin karar.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-yapilirken-meydana-gelen-yaralanmanin-is-kazasi-mi-yoksa-meslek-hastaligi-mi-oldugunun-tespitine-iliskin-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 10:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7658</guid>

					<description><![CDATA[10. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2016/17217 E. &#160;, &#160;2019/3441 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi :İş Mahkemesi KARAR Dava, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-yapilirken-meydana-gelen-yaralanmanin-is-kazasi-mi-yoksa-meslek-hastaligi-mi-oldugunun-tespitine-iliskin-karar/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>10. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016/17217 E. &nbsp;, &nbsp;2019/3441 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>Mahkemesi :İş Mahkemesi<br><br><br>KARAR<br><br><br>Dava, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Hükmün, davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.<br>Davacı vekili, davacının davalı fabrikanın depo bölümünde kargo yükleme boşaltma işinde çalışırken 10.02.2009 tarihinde kargoları indirip kaldırması esnasında yere yığılıp kaldığı, akabinde belinde oluşan kırık nedeniyle 4 adet platinin takılması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Davaya konu olan ve tespiti istenen &#8220;iş kazası&#8221; mevzuatımızda 506 sayılı Kanunun 11-a ve 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir<br>1- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 13. maddesinde İş Kazası;<br>&#8220;a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,<br>b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,<br>c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,<br>d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,<br>e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.&#8221; şeklinde belirlenmiştir.<br>İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.<br>2-5510 sayılı Kanun 14. maddeye göre, “meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun “Tanımlar” başlıkla 3/1-1 bendinde “Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık” olarak tanımlanmıştır.<br>Sigortalının mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar da sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sosyal risk olarak kabul edilmekte ve bu hastalıklar meslek hastalığı olarak nitelendirilmektedir.<br>İş kazası ani bir olay olmasına karşın meslek hastalığı, belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanan bir sebeple oluşmaktadır. Meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartlarından dolayı ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunudur.<br>Somut olayda, davacıya 10.02.2009 tarihinde meydana geldiği iddia edilen iş kazası ile ilgili aynı gün hastaneye başvurup başvurmadığı, kazayı gören olup olmadığı, geçmişte bel rahatsızlığı olup olmadığı, olmuş ise hangi hastahanelere gittiği, tedavi görüp görmediği, görmüş ise tedavi süresi sorularak tedavi evrakları istenmeli, Özel Kartal Hastanesinin arşivlerinin nerede saklandığı sorulup araştırma yapılmalı, mevcut hastane kayıtlarında ani bir kaza olayından bahsedilmediği, uzun süre ağır koli kaldırılması nedeni ile oluşan hastalıktan bahsedildiği, iş kazasının ani bir olay olduğu, uzun süre çalışma veya tekrarlama sonucu meydana gelen arızaların meslek hastalığı konusu olabileceği nazara alınarak davacıda var olan bel rahatsızlığının 10.02.2009 tarihinde meydana geldiği iddia edilen olay sonucu mu yoksa geçmişten gelen rahatsızlıkların sonucu mu olduğu araştırılıp irdelenerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.<br>Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br>O hâlde, davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.<br>SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı &#8230;Ş.&#8217;ye iadesine, 15.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stajyerlik sözleşmesine istinaden çalışan bir kişinin ölümü iş kazası olarak kabul edilmelidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/stajyerlik-sozlesmesine-istinaden-calisan-bir-kisinin-olumu-is-kazasi-olarak-kabul-edilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2021 20:30:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çırak ve stajyerler]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[kısa vadeli sigorta kolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7545</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2019/5063 E. &#160;, &#160;2020/902 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230; Hukuk DairesiİLK DERECEMAHKEMESİ : &#8230; İş Mahkemesi K A R A RA) Davacıların İstemi :Davacılar vekili, çocuklarının davalı şirkete ait otelde stajyer öğrenci olarak çalışırken, personelin kalması için tahsis edilmiş olan müştemilatın havuzunda ölü bulunduğunu, davalı işverenin sorumluluklarını... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/stajyerlik-sozlesmesine-istinaden-calisan-bir-kisinin-olumu-is-kazasi-olarak-kabul-edilmelidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>21. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2019/5063 E. &nbsp;, &nbsp;2020/902 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230; Hukuk Dairesi<br>İLK DERECE<br>MAHKEMESİ : &#8230; İş Mahkemesi<br><br>K A R A R<br>A) Davacıların İstemi :<br>Davacılar vekili, çocuklarının davalı şirkete ait otelde stajyer öğrenci olarak çalışırken, personelin kalması için tahsis edilmiş olan müştemilatın havuzunda ölü bulunduğunu, davalı işverenin sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle iş kazasının yaşandığını ifade ederek, her bir davacı adına 5.000,00TL maddi ve 50.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>B) Davalının Cevabı :<br>Davalı vekili, davanın görevli mahkemede açılmadığını, mütevefa ile müvekkili şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını ve husumeti kabul etmediğini, lojmanda intihar ederek hayatına son veren mütevefanın ölümünde müvekkiline ait herhangi bir kusurun olmadığını ve bu olayın iş kazası sayılamayacağını savunarak davanın reddini savunmuştur.<br>C) İlk Derece Mahkemesinin Gerekçesi ve Kararı :<br>Mahkemenin 06/02/2019 tarihli kararında, HMK.’un 114/I-c maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, taraflardan birinin 6100 Sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde mahkemeye başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.<br>D) Bölge Adliye Mahkemesinin Kararı :<br>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 6100 sayılı HMK&#8217;nun 355. maddesi kapsamında davacılar murisinin endüstri meslek lisesi öğrencisiyken 3308 sayılı Yasa kapsamında davalı işyerinde stajyer öğrenci olduğu, muris ile davalı arasında iş akdinin bulunmadığı, davalının davacılar murisinin işvereni sayılamayacağı, dava tarihinde uygulanması gereken 5521 sayılı Yasa’nın 1. maddesine göre meydana gelen olayın SGK tarafından iş kazası sayılmasının iş mahkemelerinin görevini belirlemede yeterli olmadığı, davanın iş akdinden ya da iş kanunundan kaynaklanmadığı, böylelikle Mahkeme kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacılar vekiline ait istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiştir.<br>E) Temyiz Talepleri :<br>Davacılar vekili, kararın hatalı olduğunu, Turizm Otelcilik öğrencilerinin işçi gibi çalıştırıldığını savunarak aleyhine olan kararın bozulmasını talep etmiştir.<br>F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :<br>Dava, ölümlü iş kazasından kaylanaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.<br>7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesini içermektedir.<br>İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda, İş Mahkemeleri&#8217;nin görevli olduğuna dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda çıraklar/stajyerler hakkında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları yönünden hangi mahkemelerin görevli olacağı konusunda 6331 sayılı Kanun&#8217;un yürürlüğü ile birlikte mevzuatta boşluk doğmuştur.<br>5510 sayılı Kanuna göre çıraklar ve stajyerler, yaşı ve tabi olduğu yasa ne olursa olsun, kısa vadeli sigorta koluna tabi olacaktır. 6331 sayılı Kanunda hüküm bulunmamakta ise de çırak ve stajyerlerin kısa vadeli sigorta koluna tabi olduğu gözetildiğinde, bu neviden davaların İş Mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. Zira, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarında Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücua tabi kısmının kusura isabet eden pay oranında tazminattan düşülmesi gerekmekte olup, bunu yapacak uzman mahkeme iş mahkemesidir. Aksine yorum, başka bir ifadeyle özel uzmanlık gerektiren mahkemelerden bu davaların alınarak genel mahkemelere verilmesi İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu&#8217;nun ruhuna ve çıkarılış amacına aykırı olur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 5. maddesine göre İş Mahkemeleri görevlidir. (Bkz. &#8230;, Birol Soner, &#8230;, &#8230;- İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Görev ve yetki, sh 48 vd.)<br>Somut olayda, davacının stajyerlik sözleşmesine istinaden davalı tarafa ait iş yerine çalışırken, ölümüyle gerçekleşen olayın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak kabul edildiği anlaşılmakla, yukarıdaki mevzuat ve açıklamalar kapsamında, İş Mahkemesi tarafından davanın esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.<br>Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br>O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>G) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi&#8217;ne, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesi&#8217;ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 17/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br>KARŞI OY VE GEREKÇE<br>Dava, iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.<br>5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 1. maddesinde &#8220;İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin C, D, ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.&#8221;, 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 2. maddesinde &#8220;bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi denir.&#8221;, 5510 sayılı Kanunu&#8217;nun 5/b maddesinde &#8220;05/06/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki öğretim gören öğrenciler bu kanun kapsamında işyeri ve işveren sayılmaz.&#8221; ifadelerine yer verilmiştir.<br>İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 5. maddesi iş sözleşmelerinin varlığı halinde iş mahkemelerini görevli kabul etmektedir.<br>Olayın 5510 sayılı Yasa bakımından iş kazası sayılması SGK aleyhine açılacak iş kazası tesbiti veya işgöremezlik oranı tesbit davası dışında iş mahkemelerini görevli hale getirmez. Zira, 5510 sayılı yasanın 101. maddesine göre 5510 sayılı Yasa&#8217;dan doğan uyuşmazlıklar İş Mahkemesinde görülür.<br>Öte yandan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda da mahkemelerin görevi ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.<br>Somut olayda, davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi mevcut değildir. Dava dışı işveren Okul Müdürlüğü ile davalı &#8230; işletmeciliği arasında imza edilmiştir.<br>Uyuşmazlık, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözülmelidir.<br>Bu kapsamda, davaya bakmakla genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş kazası davalarında tarafların kusur oranının nasıl tespit edilmesi gerektiği konusunda karar.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-davalarinda-taraflarin-kusur-oraninin-nasil-tespit-edilmesi-gerektigi-konusunda-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2020 10:12:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[iş kolu ile iş güvenliği alanında uzman kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumun rücu alacağı]]></category>
		<category><![CDATA[kusurun varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[olayın özellikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6992</guid>

					<description><![CDATA[10. Hukuk Dairesi         2019/2991 E.  ,  2020/3547 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Bölge Adliye Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi No : 2017/3123-2018/2256 İlk Derece Mahkemesi : Gebze 5. İş Mahkemesi No : 2016/129-2017/291 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-davalarinda-taraflarin-kusur-oraninin-nasil-tespit-edilmesi-gerektigi-konusunda-karar/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">10. Hukuk Dairesi         2019/2991 E.  ,  2020/3547 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bölge Adliye<br />
Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi<br />
No : 2017/3123-2018/2256<br />
İlk Derece<br />
Mahkemesi : Gebze 5. İş Mahkemesi<br />
No : 2016/129-2017/291</p>
<p>Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.<br />
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir<br />
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.<br />
I-İSTEM<br />
Dava, 03.04.2014 tarihinde meydana gelen ve Kurum sigortalısının vefatı ile sonuçlanan iş kazası nedeniyle, sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ile yapılan masraf ve ödemelerden oluşan Kurum zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkindir.<br />
II- CEVAP:<br />
Davalılar vekili, kazanın meydana gelmesine müteveffanın tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, iş makinası operatörü &#8230;’un da olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasının temyiz aşamasında olduğunu ve bu dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
III- MAHKEME KARARI:<br />
A- İLK DERECE MAHKEME KARARI<br />
Mahkemece, &#8220;Davanın kabulü ile; İş kazası nedeniyle bağlanan gelire ilişkin 132.056,57 TL alacağın, davalılardan &#8230;&#8217;un sorumluluğu 66.661,30 TL ve ferilerinden sınırlı olmak kaydıyla, gelirin onay ödemelerin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” karar verilmiştir.<br />
İSTİNAF SEBEPLERİ:<br />
Davalılar vekili, kusur raporları arasında çelişki olduğunu, kazazede işçinin kusur oranının %20 den daha fazla olduğunu, işçinin asli kusurlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br />
B- BAM KARARI<br />
&#8221; Davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Gebze 5. İş Mahkemesi&#8217;nin 03/10/2017 tarihli, 2016/129 Esas &#8211; 2017/291 Karar sayılı kararının HMK&#8217;nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br />
Davanın kısmen kabulüne,<br />
1)102.180,11 TL gelir alacağının, (&#8230;&#8217;un 65.395,28 TL&#8217;den sorumlu olmak kaydıyla) 28/10/2014 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine,<br />
2)1.266,02 TL tedavi gideri ve cenaze yardımının 03/04/2014 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine,&#8221; karar verilmiştir.<br />
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:<br />
Davacı Kurum vekili, davalılar vekilinin istinaf talebi sadece kusur incelemesi yönünde olmasına rağmen, istinaf mahkemesince hesap bilirkişi raporunun incelenmesi HMK 355.maddesine aykırılık teşkil ettiğini beyanla,<br />
Davalılar vekili istinaf nedenlerini tekrarla,<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmişlerdir.<br />
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:<br />
Dava, 03.04.2014 tarihinde meydana gelen ve Kurum sigortalısının vefatı ile sonuçlanan iş kazası nedeniyle, sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ile yapılan masraf ve ödemelerden oluşan Kurum zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#8217;nun 21. maddesidir.<br />
5510 sayılı Kanun&#8217;un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.<br />
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.<br />
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun&#8217;un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;<br />
6331 sayılı Kanunun &#8220;Risklerden korunma ilkeleri&#8221; başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; &#8220;a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.&#8221; ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,<br />
Anılan Kanunun &#8220;Çalışanların yükümlülükleri&#8221; başlıklı 19. maddesinde, &#8220;Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b)Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç)Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d)Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak&#8221; yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.<br />
Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.<br />
Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından karayoluna asfalt döküm ve sıkıştırma işi yapıldığı, müteveffa sigortalının bu işyerinde asfalt çalışmasında tırmıkçı olarak görev yaptığı, iş kazasının; sigortalının olay günü dinlenme arasının bitiminde işe başlama noktasına dönerken, sıcak asfalt dökülmüş ve silindir ile ezilen yolda silindire arkası dönük olarak telefonla konuşurken, davalılardan &#8230;&#8217; un kullandığı iş makinasının (silindir) geri geri gittiği esnada altında kalarak vefat etmesi şeklinde meydana geldiği anlaşılmıştır.<br />
Olay nedeni ile davacı Kurum Müfettişince düzenlenen &#8220;inceleme raporunda&#8221; işveren &#8230; Madencilik Lasfalt Tic. ve San A.Ş.&#8217;nin %20, iş makinasını kullanan &#8230;&#8217; un %20, sigortalının % 60 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiş, ceza davasında ise sigortalı ve iş makinasını kullanan &#8230; asli kusurlu bulunmuş ise de; Mahkemece alınan iki kusur raporunda davalı işverenin %60 (bu kusur içinde ceza davasında kusurlu bulunan üçüncü kişilerin % 15 kusurunun bulunduğu da belirtilmiştir), iş makinasını kullanan davalının % 20, sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunun tespiti ile karar verildiği görülmekle, mahkemece alınan kusur raporları ile müfettiş raporu ve ceza davasında alınan kusur raporları arasında, özellikle sigortalının kusuru yönünden çelişki bulunduğu, ayrıca kusur oran ve aidiyetinin maddi oluşa ve olayın özelliklerine uygun tespit edilmediği anlaşılmaktadır.<br />
Olay nedeni ile savcılıkta iş makinesinin incelenmesinde 2006 model olduğu ve satın alındığında geri ikaz devresinin olmadığının yetkili servisce belirtilmesine rağmen iş makinasında uyarıcı tertibatların olmaması, manevracı eleman bulundurulmaması yanısıra, sigortalının da çalışma sahasında tanık beyanları ve kamera kayıtlarına göre sürekli telefonla konuştuğu dikkate alınarak, sigortalının bu davranışının objektif kriterlere göre normal ve öngörülebilir bir davranış olup olmadığı değerlendirilmeli, işçiler açısından normal sınırlar içinde kalmayan ve öngörülemeyen davranışları nedeniyle işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği yönünden ne gibi bir tedbir alması ve eğitim vermesi gerektiği hususu da gözetilmek suretiyle kusur oran ve aidiyetleri; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu aldırılmak suretiyle maddi oluşa uygun olarak belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.<br />
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.<br />
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.<br />
SONUÇ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sigortalinin-kalp-krizi-veya-beyin-kanamasi-gecirmesi-ile-intihar-etmesi-de-is-kazasi-kapsaminda-degerlendirilmektedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2020 10:55:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[illiyet bağı]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[İş kazasının unsurları]]></category>
		<category><![CDATA[işkazası olarak kabul edilebilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[meydana gelen zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6888</guid>

					<description><![CDATA[10. Hukuk Dairesi         2019/3234 E.  ,  2020/2115 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Dava, iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili ile &#8230; vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sigortalinin-kalp-krizi-veya-beyin-kanamasi-gecirmesi-ile-intihar-etmesi-de-is-kazasi-kapsaminda-degerlendirilmektedir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">10. Hukuk Dairesi         2019/3234 E.  ,  2020/2115 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi</p>
<p>Dava, iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.<br />
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili ile &#8230; vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın temyizen incelenmesi davalı Kurum vekili ile &#8230; vekili tarafından istenilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi<br />
I-İSTEM:<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/11/2015 tarihinde davalı &#8230; tarafından verilen talimat uyarınca bal kabağını kesmek isterken elindeki bıçağın sekerek gözüne battığını ve ciddi biçimde yaralandığını söyleyerek dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
II-CEVAP:<br />
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal dayanaktan yoksun ve haksız açılan davanın reddini istemiştir.<br />
III-MAHKEME KARARI:<br />
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI<br />
“ 1-Davanın kabulü ile,<br />
Davacı &#8230;&#8217;in 14/11/2015 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitine, ” şeklinde karar verilmiştir.<br />
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br />
Mahkemece, dosya kapsamı, mevcut delil durumu çerçevesinde yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı Kurum vekili ile &#8230; vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.<br />
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:<br />
Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığını, davacının kendi işçisi olmadığını, yapmış olduğu işin iş yerindeki faaliyetle hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.<br />
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;olayın iş kazası olduğunun ispat edilemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.<br />
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:<br />
Dava, iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.<br />
Davaya konu olan ve tespiti istenen &#8220;iş kazası&#8221; mevzuatımızda 506 sayılı Kanunun 11-A ve 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.<br />
Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Kanunun 11/A maddesidir. Anılan maddeye göre eldeki davayla ilgili olarak iş kazası;<br />
a-)Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,<br />
b-)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,<br />
Hemen veya sonradan sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.<br />
Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için;<br />
A-)Olaya, maruz kalan kişinin 506 sayılı Kanunun 2. maddesi anlamında sigortalı olması,<br />
B-)Olayın, 506 sayılı Kanunun 11/A maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, Olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.<br />
Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.<br />
Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu maddede sayılan haller örnekleme niteliğinde değil, sınırlayıcı niteliktedir. Bu hallerden birine girmeyen sigorta olayı iş kazası sayılamaz. Sayılan bu hallerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp, herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.<br />
Eş söyleyişle, iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup, bu olayın yukarıda açıklanan yasa maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hallerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.<br />
İş kazasının unsurları üzerinde de kısaca durmak gerekirse, şöyle sıralanabilir; kazaya uğrayan 506 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılmalı; bu sigortalı bir kazaya uğramalı ve uğranılan kaza 506 sayılı Kanunun yukarıda ayrıntısı açıklanan 11. maddesinin (A) fıkrasında sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelmeli; sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan bir olay biçiminde gerçekleşmeli; bu olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır.<br />
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir.<br />
Kaza tarihinden sonra yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 13. maddenin birinci fıkrasında ise iş kazası,<br />
“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,<br />
b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,<br />
c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,<br />
d)(Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8. mad) Bu Kanunun 4&#8217;üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,<br />
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.<br />
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.<br />
İş kazasını meslek hastalığından ayıran en önemli husus iş kazasının ani meydana gelen bir olay olmasıdır. Ani olayın gerçekleşmesinden sonraki bir vakitte sigortalıda bedenen veya ruhen zararlar meydana gelebilmektedir. Burada önemli olan husus meydana gelen zarar ile ani olay arasında illiyet bağının olup olmadığı meselesidir. Kanunda iş kazası tanımlanırken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsedilmemiştir. Bu nedenle sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Burada önemli olan bir husus, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığı halinin karıştırılmaması gerektiğidir. Zira bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurunun bulunması durumu aynı değildir. Önemine binaen belirtmek gerekir ki illiyet bağının varlığı için sigortalının yaptığı iş ile gerçekleşen kaza arasında bir bağ olması gerekmektedir. (Özdemir, Halil, Türk Mevzuatında İş Kazasının Tespiti Davaları, Yargıtay Dergisi, Temmuz 2018, cilt 44, sayı 3)<br />
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde; davacıya davalının işyerinde hangi işi yaptığı, ücret alıp almadığı, alıyorsa ne kadar ücret aldığı sorularak tespit edilmeli, davalı işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.<br />
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br />
O hâlde, davalı Kurum vekili ile &#8230; vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.<br />
SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan &#8230;&#8217;a iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asıl işveren-alt işveren arasındaki sorumsuzluk sözleşmesi; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/asil-isveren-alt-isveren-arasindaki-sorumsuzluk-sozlesmesi-bu-sozlesmenin-tarafi-olmayan-isci-veya-mirascilari-baglamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2020 07:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[alt işveren-üst işveren]]></category>
		<category><![CDATA[husumetten red kararı]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[muvazaalı işlemlerin varlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6798</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi         2019/3683 E.  ,  2020/570 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230; Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : &#8230; İş Mahkemesi K A R A R A)Davacı İstemi; Davacı vekili dava ve arttırım dilekçesinde özet olarak; iş kazası neticesinde sürekli iş görmezliği bulunan sigortalı lehine maddi ve manevi tazminat isteminde... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/asil-isveren-alt-isveren-arasindaki-sorumsuzluk-sozlesmesi-bu-sozlesmenin-tarafi-olmayan-isci-veya-mirascilari-baglamaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">21. Hukuk Dairesi         2019/3683 E.  ,  2020/570 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230; Hukuk Dairesi<br />
İLK DERECE<br />
MAHKEMESİ : &#8230; İş Mahkemesi</p>
<p>K A R A R<br />
A)Davacı İstemi;<br />
Davacı vekili dava ve arttırım dilekçesinde özet olarak; iş kazası neticesinde sürekli iş görmezliği bulunan sigortalı lehine maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.<br />
B)Davalı Cevabı;<br />
Davalılar vekilleri cevap dilekçeleri ve akabinde özet olarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br />
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;<br />
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davalı &#8230;Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddi ile 304.165,08 TL maddi tazminat ve 50,000,00 TL manevi tazminatın (16/04/2012) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı &#8230; Alüminyum San ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.<br />
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi;<br />
&#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi&#8217;nce, davacı ile davalı &#8230; Alüminyum San ve Tic. Ltd. Şti.’nin istinaf başvurularının HMK. 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br />
E)<br />
1-Davacının Özetle Temyiz Nedenleri;<br />
Müvekkilinin asıl işveren olarak davalı &#8230;Ş., alt işveren olarak dava dışı &#8230; Yapı Endüstri Ticaret A.Ş. ve davalı &#8230; Alüminyum Sanayi ve Ticaret Anonim şirketleri adına SGK kayıtlarında tescilli olduğu, geçici görevle iş kazasına maruz kaldığı &#8230;&#8217;daki kule inşaatına gönderildiği, buna rağmen davalı &#8230;Ş. yönünden husumetten red kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacı ile &#8230; şirketi arasında geçici iş ilişkisi olduğunu,<br />
Dahili davalı yapılan &#8230; Sigorta A.Ş. &#8216;ne yönelik karar verilmemesinin hatalı olduğu, HMK’nın 124.maddesi uyarınca sigorta şirketinin davaya dahil edildiği, aleyhine hüküm kurulması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.<br />
2-Davalı &#8230; Alüminyum San ve Tic. Ltd. Şti.’nin Özetle Temyiz Nedenleri;<br />
•Kazanın oluşumuna davacının kendi kusurlu eylemlerinin neden olduğu, davacıya iş güvenliği eğitimlerinin verildiği, müvekkili şirkete kusur izafe eden raporun olaya uygun düşmediğini,<br />
•Tazminat hesabı yapılırken hesaplamaya esas ücretin yanlış değerlendirildiği, işyerinde sendika olmadığı, esas alınamayacağını,<br />
•Davacı ile kendileri dışındaki bir şirketin banka kayıtlarına göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu,<br />
•Davacının banka kayıtlarında 668 TL ücret ile çalıştığının açık olduğunu,<br />
•Manevi tazminat miktarının da fahiş miktarda olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.<br />
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;<br />
1-Dava, sigortalıda 16/04/2012 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik oluşması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece, davalı &#8230;Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddi ile 304.165,08 TL maddi tazminat ve 50,000,00 TL manevi tazminatın (16/04/2012) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı &#8230; Alüminyum San ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verildiği; davacı ve davalı &#8230; Alüminyum San ve Tic. Ltd. Şti.’nin istinaf başvuruları üzerine &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 27.Hukuk Dairesince verilen karar ile başvuruların esastan reddine hükmedildiği anlaşılmıştır.<br />
Uyuşmazlık, zararlandırıcı olaydan dolayı hakkında davanın reddine karar verilen davalı &#8230;Ş.&#8217;nin davacıya karşı sorumluğunun doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.<br />
Yargılamaya konu ihtilafın sağlıklı biçimde çözülmesi için asıl işveren-alt işveren kavramlarıyla, somut uyuşmazlık için önem arz ettiğinden işveren niteliği konularının açıklanmasında fayda vardır.<br />
4857 sayılı Kanun&#8217;un 2.maddesine göre; bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye “işçi”, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara “işveren”, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye ise “iş ilişkisi” denir.<br />
İş Kanunu&#8217;nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.<br />
4857 sayılı Kanun&#8217;un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu&#8217;ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun&#8217;dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün hale gelecektir.<br />
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu müteselsil niteliktedir. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu&#8217;nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.<br />
Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz.<br />
Birlikte istihdam, grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimidir ve bu çalışma biçiminde işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı iş yerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ve işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır.<br />
İş sözleşmesine katılmada ise, başlangıçta tek bir işverenle kurulan iş ilişkisine zamanla diğer bir iş veren katılmakta ve işçi iş görme edimini bu katılan şirkete karşı da yerine getirmektedir. İşçinin ilk işvereni ile bağlantısı kopmamakta, iş sözleşmesinin devri değil, işveren tarafında bir çoğalma söz konusu olmaktadır. Bu durumda da tek bir iş ilişkisi vardır. (M.Alp.İş Sözleşmesinin Devrinde Bazı Sorunlar.DEÜ.Hukuk Fakultesi Dergisi.Cilt 9.Özel Sayı, 2007.s:197).<br />
Holding ve şirket gruplarının bünyesinde her biri bağımsız tüzel kişiliğe ve hukuki varlığa sahip şirketler yer almaktadır. Dolayısıyla holdinge bağlı şirketlerde çalışan işçilerin işvereni hukuken holding veya şirket topluluğu değil iş akdinin tarafı olan şirkettir. Buna göre, aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumlulukları, bünyesinde bulundukları holding ya da gruptan bağımsızdır. Yani holding ya da guruptaki diğer şirketler, kazalı işçinin işvereni olan şirketin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumluluklarından ötürü kural olarak sorumlu tutulamazlar. Ancak şirketler arasında organik bağın bulunduğu durumlarda birlikte istihdamın mevcudiyeti veya işçinin işveren şirketten alacağının tahsilini olanaksız hale getiren muvazaalı işlemlerin varlığı durumunda işveren şirketle birlikte diğer şirketler de sorumlu tutulabilir. (Süzek, Sarper. İş Hukuku. Yenilenmiş 12. Bası. İstanbul. s:158)<br />
Neticeten yukarıda değinildiği üzere çalışma hayatında işçinin asıl işverenin dışında başka işverenlere de hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında olmakla beraber esasında birbiri ile bağlantısı olan işverenlerin işlerini ifa ettiği de bir hakikattir. Bu gibi durumlarda, Dairemizin önceki içtihatlarında da belirtildiği gibi şirketler arasında organik bağdan söz etmek gerekir.<br />
Somut olayda; hükme esas alınan kusur raporunda davalı &#8230;Ş.‘nin sorumluluğuna ilişkin yeterli incelemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davalı &#8230;Ş‘nin alt ya da üst işveren sıfatına haiz olup olmadığının araştırılması, davalılar arasındaki ilişkinin alt işveren-üst işveren niteliğinde olup olmadığının açığa kavuşturulması, davalılar arasında organik bağın varlığı konusunda olayın irdelenmesi, taraflar arasında geçici iş ilişkisi bulunup bulunmadığının etraflıca araştırılması, varsa taraflar arasında tanzim edilen ana sözleşme metinlerinin dosya kapsamına kazandırılması ve neticeten &#8230; Yapı Yatırım A.Ş.‘nin kusur ile sorumluluğunu, taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek belirlemekten ibarettir.<br />
2-Diğer yönden, dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 16/04/2012 tarihinde, Azerbaycan Cumhuriyeti‘ndeki inşaatta iş kazası geçirdiği anlaşılmaktadır Ancak davacının yurt dışı çalışması geçici olmasına rağmen Türkiye&#8217;de alabileceği emsal ücret konusunda yeterli araştırma yapılmamış, yurt dışında çalışmasına karşılık tespit edilen, asgari ücretin yaklaşık 3,06 katına tekabül eden ücretin işçinin sürekli alacağı ücret olduğu kabul edilerek hesaplama cihetine gidildiği anlaşılmıştır.<br />
İş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davalarında davacıların zararı sigortalının gerçek net ücreti üzerinden yapılacak bilirkişi hesabı ile belirlenir. Maddi tazminat davalarına doğrudan etkisi dikkate alındığında ücretin belirlenmesi bir ön sorundur. İşverenin ödediği ücrete dair usulünce düzenlenmiş ücret bordroları var ve bu bordrolardan işçinin yaptığı işin niteliğine, tecrübesine göre uygun bir ücretin kendisine ödendiği anlaşılıyor ise bu bordroya dayalı olarak hesaplama yapmak gereklidir.<br />
Bir işçinin yurt içinde ve yurt dışında aynı işi yaparken aldığı ücretin eşit olabileceğinin kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle davacının yurt içi ve yurt dışı ücretlerinin aynı olduğunun kabulü ile hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınması da hatalı olmuştur.<br />
Yapılacak iş, davacı sigortalının yurt dışında çalıştığı dönem bakımından kazalandığı işin muhtemel bitme süresi de gözetilerek yurt dışında aldığı ücretine göre, yurt dışındaki işinin bitip yurda döndükten sonraki dönem bakımından ise sendikalı işçi olup olmadığı gözetilerek, sendikalı olması halinde ilgili sendikadan, sendikalı olmaması halinde ise yaptığı iş ve tecrübesi dikkate alınarak meslek odalarından, TÜİK ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından öğrenilecek olan yurt içerisindeki emsallerinin aldığı ücrete göre hesaplamanın yapıldığı yeni bir rapor almak ve fakat ilama konu hükme esas teşkil eden ilk rapordaki ücret dışındaki diğer doneler dikkate alınarak, işlemiş dönem ileri çekilmeksizin ve taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek rapor neticesine göre bir karar vermekten ibarettir.<br />
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.<br />
O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek, bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.<br />
G) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine<br />
06/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş kazası nedeniyle tazminat davasında asıl işveren alt işveren ilişkisinde sorumluluk.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-nedeniyle-tazminat-davasinda-asil-isveren-alt-isveren-iliskisinde-sorumluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2020 07:47:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[4857 sayılı Yasanın 2/6 maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlık gerektiren bir iş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6624</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi         2013/5568 E.  ,  2013/11689 K. İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ASIL İŞVERENİN SORUMLULUĞU / ALT İŞVEREN İŞ KANUNU (4857) Madde 2 &#8220;İçtihat Metni&#8221; Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ve davalılardan... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-nedeniyle-tazminat-davasinda-asil-isveren-alt-isveren-iliskisinde-sorumluluk/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">21. Hukuk Dairesi         2013/5568 E.  ,  2013/11689 K.</span></b></p>
<ul>
<li>İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</li>
<li>ASIL İŞVERENİN SORUMLULUĞU / ALT İŞVEREN</li>
</ul>
<ul>
<li>İŞ KANUNU (4857) Madde 2</li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p class="Gvdemetni20"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.</span></p>
<p class="Gvdemetni20">Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.</p>
<p class="Gvdemetni20">Hükmün davacı ve davalılardan A&#8230; İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.</p>
<p class="Gvdemetni20">1-            Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davacının tüm temyiz eden davalı A&#8230; İnş. Mezbaha Hayv. Gıda Tar. Ürn. San Tic Ltd Şti&#8217;nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,</p>
<p class="Gvdemetni20">2-            Dava 09.01.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 12,10 oranında sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.</p>
<p class="Gvdemetni20">Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davalılardan A&#8230; İnş. Mezbaha Hayv. Gıda Tar. Ürn. San Tic Ltd Şti&#8217;den tahsiline, diğer davalılar yönelik davanın reddine karar verilmiş ve bu karar, davalı A&#8230; İnş. Mezbaha Hayv. Gıda Tar. Ürn. San Tic Ltd Şti vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.</p>
<p class="Gvdemetni20">Mahkemenin hükme esas alınan kusur bilirkişi raporundaki kusur dağılımına göre, maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı yerindedir. Ne var ki İ&#8230; İstanbul Beton Elemanları ve Hazır Beton fabrikaları San Tic AŞ&#8217;ne yönelik davanın reddi hatalı olmuştur.</p>
<p class="Gvdemetni20">Gerçekten, bir iş kazası sonucu, zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin maddi veya manevi tazminat talepleri, ancak işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilebilir. Bunun dışında, alt işveren olarak tabir edilen kişiler aracılığı ile işe alınan işçilerin uğrayacakları zararlardan dolayı, asıl işveren alt işverenle birlikte olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Yasanın 2/6 maddesi uyarınca sorumlu olur.</p>
<p class="Gvdemetni20">Gerek 4857 sayılı İş Kanununun 2/6 ve gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12/son maddelerinde; alt işverenin hukuksal açıdan tarifi yapılmış kimlerin alt işveren veya halk arasındaki deyimi ile &#8220;Taşeron&#8221; sayılacağı belirlenmiştir. Buna göre; Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.</p>
<p class="Gvdemetni20">Somut olayda davacının davalılardan İ&#8230; İstanbul Beton Elemanları ve Hazır Beton fabrikaları San Tic AŞ&#8217;nin yapımını üstlendiği kurban kesim merkezlerinin montaj ve demontaj işlerini verdiği A&#8230; İnş. Mezbaha Hayv. Gıda Tar. Ürn. San Tic Ltd Şti&#8217;de montaj işçisi olarak çalışmakta olan davacının, açılışı yapılacak kesim merkezinde işverence verilen belediye başkanına ait resim ve sözleri taşıyan brandaların asılması işi sırasında, üzerinde çalıştığı seyyar merdivende dengesini kaybederek 6 m yüksekten zemine düşerek yaralandığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.</p>
<p class="Gvdemetni20">Yapılmakta kurban kesim merkezinin montaj ve demontaj işinin, Kurban Kesim merkezinin altyapısıyla birlikte yapımına yönelik asıl işle ilgili ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğu ortadadır. Hal böyle olunca davalı İ&#8230; İstanbul Beton Elemanları ve Hazır Beton fabrikaları San Tic AŞ&#8217;nin kusur bulunmasa bile hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiği açıktır.</p>
<p class="Gvdemetni20">Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle, davalı İ&#8230; İstanbul Beton Elemanları ve Hazır Beton fabrikaları San Tic AŞ&#8217;nin kusuru bulunmasa bile tazminattan sorumlu olacağı göz ardı edilerek, anılan davalıya yönelik davanın reddi ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykın olup bozma nedenidir.</p>
<p class="Gvdemetni20">O halde, davalılardan A&#8230; İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.</p>
<p class="Gvdemetni20">Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davalılardan A&#8230; İnş. San. Tic. Ltd. Şti.&#8217;ne iadesine,</p>
<p class="Gvdemetni20">04.06.2013  gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, davacının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-nedeniyle-acilan-maddi-ve-manevi-tazminat-davalarinda-davacinin-yerlesim-yeri-mahkemesi-de-yetkilidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2020 09:19:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[haksız fiil sonucu zarara uğrayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[haksız fiilden kaynaklanan davalar]]></category>
		<category><![CDATA[HMK'nın 16. maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin yerleşim yeri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6315</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi         2014/11828 E.  ,  2014/17436 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : Mersin 2. İş Mahkemesi TARİHİ : 18/03/2014 NUMARASI : 2013/408-2014/95 Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizliğine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-nedeniyle-acilan-maddi-ve-manevi-tazminat-davalarinda-davacinin-yerlesim-yeri-mahkemesi-de-yetkilidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">21. Hukuk Dairesi         2014/11828 E.  ,  2014/17436 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : Mersin 2. İş Mahkemesi<br />
TARİHİ : 18/03/2014<br />
NUMARASI : 2013/408-2014/95</p>
<p>Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizliğine karar vermiştir.<br />
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.<br />
K A R A R<br />
Dava, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece, yetkisizlik kararı verilerek dava dosyasının davalı şirketin yerleşim yeri olan Çekmeköy/İstanbul adresi itibariyle İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br />
Uyuşmazlık, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.<br />
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 447/2.maddesine göre &#8220;Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır&#8221; hükmü gereğince uyuşmazlığın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 5 ve 15. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun yetkiye ilişkin hükümleri doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerekir.<br />
HMK&#8217;nın &#8220;Genel Kural&#8221; başlıklı 5. maddesine göre mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir. Yetkiye ilişkin hükümleri saklı tutulan Kanunlardan birisi de 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;dur. 5521 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinde &#8220;İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikâmetgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz&#8221; hükmü yer almaktadır. Kanun&#8217;un 15. maddesinde ise bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir. Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HMK&#8217;da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir.<br />
HMK&#8217;nın &#8220;Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki&#8221; başlıklı 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.<br />
5521 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinde, bu maddeye aykırı sözleşmenin muteber olmadığı belirtilmek suretiyle yetkinin kesin ve kamu düzenine ilişkin olduğu belirtilmiş ise de iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davalarda HMK&#8217;nın 16. maddesinin uygulanma yeri olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.<br />
İş Hukuku Yargılama Kurallarının, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan &#8220;işçinin korunması temel ilkesi&#8221; ne uygun düşecek biçimde yorumlanması Anayasa&#8217;nın 2. maddesinde tanımını bulan Sosyal Hukuk Devleti&#8217;nin gereğidir. 5521 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesinde yer alan yetki kuralı ve sözleşme yasağı; işçilerin çalışmalarından doğan alacak ve tazminat haklarını en az giderle ve mümkün olan süratle elde etmelerine ve sözleşmelere işçi aleyhine yetki kuralı konulmasına engel olmaya yönelik olup diğer yasalar ile işçiler yararına getirilen düzenlemelerin uygulanmasına engel olacak biçimde veya genele yönelik getirilen bir hakkın işçiler yönünden uygulanma imkanını ortadan kaldıracak biçimde dar yorumlanması doğru değildir.<br />
1086 sayılı HUMK&#8217;un 21. maddesinde yer almayan ve zarar görene haksız fiilden doğan davasını zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da yerleşim yeri mahkemesinde açma imkanı veren HMK&#8217;nın 16. maddesi 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceden planlaması veya iradesi olmaksızın zarara uğrayan mağdurun kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açmak suretiyle hak araması kolaylaştırılmak istenmiştir.<br />
İş Mahkemelerinde açılacak davalarda özel Kanun niteliğindeki 5521 sayılı Kanun&#8217;un yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanma önceliği bulunmakta ise de; yine aynı Kanun&#8217;un 15. maddesine göre bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygulanma yeri olan ve genel Kanun niteliğinde bulunan 6100 sayılı HMK&#8217;nın 16. maddesi ile sonradan getirilen ve 01.10.2011 tarihinden itibaren haksız fiil sonucu zarara uğrayanlara haksız fiilden kaynaklanan davalarını yerleşim yeri mahkemelerinde açma imkanı tanıyan hükmün; özel Kanun ile getirilen seçimlik yetkiyi Sosyal Hukuk Devleti&#8217;nin gereklerine ve &#8220;işçinin korunması temel ilkesi&#8221; ne uygun ve karşılaştırmalı hukuktaki benzerlerinde olduğu gibi işçi yararına genişlettiği kabul edilerek HMK&#8217;nın 16.maddesinin, 5521 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesi ile tanınan seçimlik yetki kuralının yanında (ilaveten) uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.<br />
Somut olayda, davacının yerleşim yeri Akdeniz/Mersin olduğundan davacının seçimlik hakkını HMK&#8217;nın 16. maddesine göre yerleşim yerinin yargı çevresi olarak bağlı bulunduğu Mersin İş Mahkemesi&#8217;nde dava açarak kullanması hukuka uygun olup, mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br />
O halde, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.<br />
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.</p>
<p>KARŞI OY</p>
<p>Dairenin bozma kararına konu uyuşmazlık, davacı zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin açılan tazminat davasında yetkili olup olmadığına ilişkindir.<br />
Davaya konu somut olayda, davacı O.. N.. Davalının Denizli/S..&#8217;de bulunan şantiyesinde kaynak ustası olarak çalışmakta iken geçirdiği iş kazası sonucu malül kalmıştır. Davacının çalıştığı yer Denizli/S.., davalı şirketin merkez adresi ise İstanbul&#8217;dur. Davacı dava açtığı tarihte Mersin adresinde oturmaktadır. Mahkemece, dava konusu olayın Denizli&#8217;de meydana gelmesi, davalının adresinin İstanbul olması ve davalının süresinde yetki itirazında bulunması gerekçelerine dayanarak açılan dava bakımından yetkisizlik kararı verilmiştir. Verilen karar, davanın açıldığı Mersin&#8217;in davalı işverenin yerleşim yeri olmadığı gibi davacı işçinin işini yaptığı yer mahkemesi de olmaması nedeniyle 5521 sayılı kanunun 5. maddesi hükümleri uyarınca yerindedir.<br />
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir. Dairemizce, HMK nın 16. maddesindeki “&#8230;zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir” hükmünün, davacı işçi yararına, işçinin korunması temel ilkesine uygun ve hak aramasını kolaylaştırmak amacıyla getirilmiş olduğu, bu nedenle davacının yerleşim yerinin bulunduğu Mersin&#8217;de de dava açılabileceği gerekçeleri ile yerel mahkemenin yetkisizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br />
Uyuşmazlığın çözümünde, iş mahkemelerinin yetkisine ilişkin mevzuat hükümlerinin irdelenmesinde yarar vardır.<br />
Yetki, bir davâya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını belirler. Mahkemelerin yetkileri kanunla düzenlenir (Anayasa m. 142); hiç kimse, kanunen tâbi olduğu (kanunla yetkili kılınan) mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamaz (Anayasa m. 37). Bu nedenle, bir tüzük veya yönetmelik hükmü ile yetki kuralı konulamayacağı gibi, davalı kıyas veya yorum yolu ile kanunen yetkili olan mahkemeden başka bir mahkeme önünde kendisini savunmaya zorlanamaz.<br />
Yetki kuralları, bütün davalar ve bazı davalar için olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan kural olarak bütün davalar için uygulanan yetki kuralına, genel yetki kuralı ve bu mahkemeye de genel yetkili mahkeme denir. Genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir: Her dava, (kanunda aksine hüküm bulunmadıkça) açıldığı tarihte davalının (TMK gereğince) yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür (m. 6). Bundan başka, bazı davalar için davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Örneğin sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yerdeki mahkeme de yetkilidir (HMK m. 10). Bazı dava veya dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnaî nitelikteki yetki kurallarına özel yetki kuralları denilmektedir. Kural olarak, özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz, onunla birlikte uygulanır. Yani davacı, isterse genel yetkili mahkemede, dilerse özel yetkili mahkemede davasını açabilir. Davacı bu iki yetkili mahkemeden birini seçebilir.<br />
Somut olayda, davaya bakmaya hangi yer iş mahkemesinin yetkili olduğu uyuşmazlık konusudur. İş mahkemelerinin yetkisi, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 5&#8217;de belirlenmiştir. İş uyuşmazlıkları bakımından diğer bazı özel yasalarda da yetkiye ilişkin hükümler bulunmaktadır. Örneğin 4857 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde, komisyon kararı ile iş güvenliği yönünden işin durdurulması veya işyerinin kapatılması kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesine başvurması gibi. Ayrıca Deniz İş Kanunu ve 6356 sayılı STİSK da da yetkiye ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.<br />
Temyiz incelemesine konu uyuşmazlık bakımından uygulanacak olan 5521 sayılı kanunun 5. maddesindeki düzenlemeye göre, “İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz”. Adı geçen hüküm irdelendiğinde, 6100 sayılı HMK nın 16. maddesindeki “haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir” hükmünün iş yargılamasında uygulanamayacağı anlaşılacaktır. Bu sonuca varabilmek için konuya birkaç açıdan bakılabilir:<br />
Öncelikle 5521 sayılı kanunun yetkiye ilişkin getirdiği düzenlemeye bakılacak olursa üç hususun öne çıktığı görülecektir: Birincisi dava olunanın ikametgahı sayılan yer mahkemesi; ikincisi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkeme; üçüncüsü de bunlara aykırı sözleşmenin muteber sayılmamasıdır.<br />
Son belirtilen husus, iş mahkemelerinin yetkilerinin kamu düzeninden sayılmasını göstermektedir ki, kamu düzeninden sayılması, hakimin yetki konusunu re&#8217;sen gözönüne alması anlamına gelmektedir. Yetki kamu düzeninden olmakla birlikte kesin değildir. Çünkü, 5521 sayılı kanun 5. maddede yetkiyi seçenekli hale getirmiştir. Bu seçenek, davalının ikametgahı mahkemesi veya işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemedir.<br />
5521 sayılı kanunun kamu düzeninden saydığı yetkinin, 6100 sayılı HMK nın 16. maddesi hükmünün işçi lehine kolaylık getirdiğinden bahisle uygulanması söz konusu olabilir mi? Bu sorunun cevabı bize göre olumsuzdur.<br />
HMK nın 5. maddesi özel kanunlardaki yetkiye ilişkin hususları saklı tutmuştur. Bu özel kanunların içinde 5521 sayılı kanunun yetkiye ilişkin hükümleri de bulunmaktadır. HMK 16. maddenin iş mahkemelerinde uygulanması demek, HMK nın 5. maddesini yok saymak demektir. Bu hükmü yok sayarsak, yani 5521 sayılı kanunun yetkiye ilişkin hükümleri uygulanmaz ise 5. maddenin bir anlamı kalmayacaktır. Şöyle ki; 5521 sayılı kanun, kanunun yetkiye ilişkin hükümlerine aykırı sözleşme yapılamayacağını belirtmektedir. Buna paralel hüküm HMK m. 17 de getirilmiş ve yetki sözleşmesi dar bir alana hasredilerek sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri arasındaki uyuşmazlıklara özgülenmiştir. İşçinin taraf olduğu uyuşmazlıklar bakımından bu hüküm zaten uygulanamayacaktır. O halde 5521 sayılı kanunun belirtilen hükmünün bir anlamı kalmamıştır. 5521 deki “dava olunanının ikametgahı mahkemesinin yetkili olması” hususu ise, zaten daha önce HUMK da olduğu gibi HMK da da genel bir yetki kuralı olarak yer almaktadır. O halde 5521 in bu hükmü de HMK da ki hüküm karşısında anlamsız hale gelmektedir. Geriye işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkeme hükmü kalmaktadır.<br />
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde önemli olan, işin yapıldığı “işyeri” tanımına, 5521 sayılı kanunda yer verilmemiştir. İşyeri, 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 2 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. 5510 sayılı kanunun 11. maddesi ise işyerini; “sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir” şeklinde tanımladıktan sonra, işyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçların da işyerinden sayılacağını belirtmiştir. Dolayısıyla, İş Kanunu&#8217;na paralel hükümler getirmekle, bir yer, ancak işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunuyorsa, o işyerinden sayılacaktır. İşyeri işçi açısından sözleşmenin (iş sözleşmesinin) ifa edileceği yerdir. Buradaki (HMK m. 10 daki) sözleşmeden maksat, konusu malvarlığı (mamelek) hakkı olan borçlar hukukuna ilişkin sözleşmelerdir; örneğin satış, hizmet, kira, eser ve vekâlet sözleşmelerinden doğan davalar gibi. Bu hüküm de HMK nın dava “sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” şeklindeki 10. maddeye göre bertaraf edilmiş olmaktadır.<br />
O zaman şu soruyu sormak gerekir HMK hükümleri ile 5521 sayılı kanunun yetkiye ilişkin ayırıcı özellikleri HMK da getirilen hükümlerle bertaraf edilmiş iken, kanun koyucu HMK 5. madde ile hangi özel kanundaki yetkiye ilişkin hükmü saklı tutmaktadır. Kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceğine göre, her durumda 5521 sayılı kanun hükümlerinin geçerli olduğunu, diğer kanunlardaki yetki kurallarının uygulanmayacağını belirtmek istemiştir.<br />
Başka bir açıdan bakıldığında, 5521 sayılı kanunun 15. maddesi “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri (HMK) uygulanır” hükmünü getirmiştir. 5521 sayılı kanunda, yetki bakımından açık olmayan bir durum söz konusu değildir. Yetki konusu kanunda (5521 m. 5) açık olarak düzenlenmiş olduğuna göre, yetki bakımından HMK ya gitmeye gerek yoktur. Yoksa 15. madde anlamsız hale gelecektir.<br />
Diğer taraftan, iş hukukunun işçiyi koruma işlevinin, açık bir düzenleme bulunmadıkça, kıyas veya yorum yoluyla iş yargılamasında da uygulanmasını gerektirmez. Bu nedenle, açılan dava bakımından Mersin iş mahkemesi yetkili sayılmayacağından sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin bozma gerekçelerine katılmamaktayım.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş kazasında kusuru olduğunun tespiti halinde işveren vekili de işveren yanında sorumludur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-kazasinda-kusuru-oldugunun-tespiti-halinde-isveren-vekili-de-isveren-yaninda-sorumludur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2020 13:43:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[işveren adına ve hesabına hareket etmek]]></category>
		<category><![CDATA[işveren vekili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5691</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi         2017/1807 E.  ,  2018/9042 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi TÜRK MİLLETİ ADINA Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi &#8230;&#8230;ın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-kazasinda-kusuru-oldugunun-tespiti-halinde-isveren-vekili-de-isveren-yaninda-sorumludur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">21. Hukuk Dairesi         2017/1807 E.  ,  2018/9042 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>
<p>Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi &#8230;&#8230;ın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.<br />
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.</p>
<p>K A R A R</p>
<p>Dava 18.02.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacı sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece, 40907,10 TL maddi &#8230;&#8230; ile 10000 TL manevi &#8230;&#8230;ın kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.<br />
Davanın iş kazası zararlandırıcı sebebine dayalı maddi ve manevi &#8230;&#8230; davası olması nedeniyle öncelikle, işçi, işveren ve işveren vekili tanımlarının açıklanması gerekmektedir.<br />
4857 sayılı Kanun&#8217;un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye &#8221;işçi&#8221;, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara &#8221;işveren&#8221;, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye ise &#8221;iş ilişkisi&#8221; denir.<br />
İş Kanunu&#8217;nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre; bir işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye &#8221;asıl işveren-alt işveren ilişkisi&#8221; denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun&#8217;un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.<br />
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu müteselsil niteliktedir. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte&#8230;&#8230;&#8230;&#8217;nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları &#8230;&#8230; davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.<br />
Günümüzde işletmelerin ve iş kapasitelerinin genişlemeleri, işverenin tek başına ve bizzat işi yönetmesini, iş yasalarından ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini olanaksız kılmaktadır. Özellikle sermaye şirketi olan tüzel kişi işverenin, zaman zaman toplanarak yönetime dair kararlar alan organlarının, sürekli olarak işleri doğrudan doğruya idare etmesi mümkün değildir. Bu durumda, şirket yönetimine yardımcı olacak gerçek kişilerin işveren vekili olarak iş yerlerinde çalıştırılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.<br />
4857 sayılı&#8230;&#8230;&#8230;’nun 2. maddesinin 4. bendine göre; işveren adına hareket eden ve işin, iş yerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere &#8221;işveren vekili&#8221; denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Aynı maddenin 5. bendine göre de;&#8230;&#8230;&#8230;nda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır.<br />
5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 12. maddesinin 2. fıkrasına göre; işveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili, bu kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Gerek&#8230;&#8230;&#8230; Gerekse 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre; bir kimsenin işveren vekili sıfatını kazanabilmesi için işyerinde işveren adına hareket etmesi ve işin ve işyerinin yönetiminde görev alması gerekir.<br />
Öte yandan Mülga 506 sayılı Kanunun 4&#8217;üncü maddesinde de işveren vekili, “İşveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler” şeklinde tanımlanmış, anılan maddenin devamında, “Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur.” hükmü ile işveren vekilinin sorumluluğunun kapsamı belirlenmiştir.<br />
Bu düzenlemeler ışığında, şayet işyeri işveren vekilince yönetiliyorsa, maddelerde gösterilen &#8220;işveren&#8221; deyiminin yerine &#8220;işveren vekili&#8221; deyimi ikame olunacak ve işverenin sorumlu olduğu durumun sonuçlarına işveren vekili de katlanmak zorunda kalacaktır.<br />
İş Kanunun, işveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yüklemlerinden doğrudan doğruya işverenin sorumluluğunu kabul eden ilgili maddesi, işveren ile işveren vekili arasında doğrudan doğruya temsil ilişkisi bulunduğunu gösterir. Şu halde işveren vekili, işveren adına ve hesabına hareket eden ve yaptığı hukuki işlemler ile onu alacaklı ve borçlu kılan kimsedir. Bu anlamda işveren vekili teknik yönden bir işveren temsilcisidir.<br />
İş kazalarında olay, İş Hukuku ve&#8230;&#8230;&#8230;İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında, ilke olarak, iş akdinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin ve dolayısıyla da işveren vekilinin, işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak, bu hususta gerekli şartları sağlamak ve ilgili araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu&#8230;&#8230;&#8230;&#8217;nun 77. maddesinin açık buyruğudur.<br />
İş kazasından doğan &#8230;&#8230; davalarının özelliği gereği,&#8230;&#8230;&#8230;&#8217;nun 77. maddesinde öngörülen koşullar göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Tüzüğü&#8217;nün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin ve işveren vekilinin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir)<br />
Sonuç itibariyle, iş kazalarından kaynaklanan &#8230;&#8230; davalarında; iş kazasında kusuru olduğunun tespiti halinde, işveren vekili de, işveren yanında zarardan sorumlu olacaktır.<br />
Bu açıklamalar ışında somut olayda yapılacak iş; davacının 18.02.2008 tarihinde ütücü olarak çalışırken iş kazası geçirerek malul kaldığı, SGK tahkikat işlemlerinde davalının babası Mehmet Berber yönünden işveren sıfatı ile işlem yapıldığı, davalının babası adına bildirge verilmesi gerektiğinin belirtildiği gözetildiğinde, işveren ve/veya işveren vekili sıfatının tespiti yönünden davacının işvereninin kim olduğu hususlarında araştırılma yapılmalı, husumetin kime yöneltileceği net olarak belirlenmeli, sonrasında işin esasına girilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.<br />
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br />
O halde, davacı ve davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.<br />
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine,<br />
06.12.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
