<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mecburi dava arkadaşlığı &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/mecburi-dava-arkadasligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Feb 2021 08:48:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>mecburi dava arkadaşlığı &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kiralayan durumunda olmayan malikin akde aykırılık ve fuzuli işgal nedeniyle tahliye davası açma hakkı yoktur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kiralayan-durumunda-olmayan-malikin-akde-aykirilik-ve-fuzuli-isgal-nedeniyle-tahliye-davasi-acma-hakki-yoktur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2021 08:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[başkalarına kiraya vermek suretiyle haksız kazanç elde etmek]]></category>
		<category><![CDATA[fuzuli işgal nedeniyle kiralananın tahliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[mecburi dava arkadaşlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7535</guid>

					<description><![CDATA[T.C.Yargıtay6. Hukuk Dairesi Esas No:2010/1655Karar No:2010/4055K. Tarihi: Mahalli mahkemesinde verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı haksız işgal tazminatı-kiralananın tahliyesi davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, akde aykırılık ve fuzuli işgal nedeniyle kiralananın tahliyesi ve haksız işgal tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili,... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kiralayan-durumunda-olmayan-malikin-akde-aykirilik-ve-fuzuli-isgal-nedeniyle-tahliye-davasi-acma-hakki-yoktur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">T.C.<br>Yargıtay<br>6. Hukuk Dairesi</h3>



<p><strong>Esas No:2010/1655</strong><br><strong>Karar No:2010/4055</strong><br><strong>K. Tarihi:</strong></p>



<p>Mahalli mahkemesinde verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı haksız işgal tazminatı-kiralananın tahliyesi davasına dair karar davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.</p>



<p>Uyuşmazlık, akde aykırılık ve fuzuli işgal nedeniyle kiralananın tahliyesi ve haksız işgal tazminatının tahsili istemine ilişkindir.</p>



<p>Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinden Kemal’in kiralanan 9258 parsel sayılı taşınmazın maliki, Temam’ın ise kiralayan olup davalılardan U. Ltd. Şti’nin 01.11.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesi gereğince kiracı olarak bulunduğu taşınmazı kira sözleşmesinin devir yasağına ilişkin 1. maddesine aykırı olarak bir bölümünü Veysel’e kiraladığını, bu kişinin de kullanım hakkını Galip ve Aytunç’a devrettiğini, bir kısmını ise F. Ltd. fiti’ye kiraladığını, kiralananın boş arsa olarak kiralanmasına rağmen içine izinsiz olarak bina yapıldığını, Belediye yetkililerince binanın kaldırılmasına ve para cezasına mahkum edildiğini, ihtara rağmen akde aykırılığın giderilmediğini, kiralanandan haksız kazanç elde edildiğini ileri sürerek davalı U. Ltd. fiti’nin akde aykırılık, diğer davalıların fuzuli işgal nedeniyle kiralanandan tahliyesine, başkalarına kiraya vermek suretiyle haksız kazanç elde ettiklerinden şimdilik aylık 5.000,00.-TL. ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı U. Ltd. fiti. ve Nuri vekili, davacı Kemal’in kiralayan sıfatının bulunmadığını, davalı Nuri’nin kefil konumunda olup kiracı sıfatı bulunmadığını, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı olmadığını, kiralanan her ne kadar boş arsa olarak kiraya verilmiş ise de üzerine geçici binalar yapılarak mukassaf hale getirildiğinden 6570 Sayılı Yas a kapsamında bulunduğunu, süreli ihtar gönderilmediğini, kiralananın üçüncü kişilere kiraya verilmesine davacıların muvafakat ettiğini, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar Galip ve Aytunç vekili, müvekkillerinin iyiniyetli olduklarını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>



<p>Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihbar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.</p>



<p>Somut olayda; dava konusu edilen kiralanan davacı Temam tarafından 01.11.1998 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi ile davalılardan U. Ltd. fiti’ne kiralanmıştır. Sözleşmenin Hususi fiartlar 1. maddesinde kiracının kiralananı devir ve ciro edemeyeceği, kiraya veremeyeceği, başkasına kullandıramayacağı, 2. maddesinde kiralananın boş arsa olduğu, tahliye halinde kiracının arsayı boş olarak teslim edeceği kararlaştırılmıştır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Davacılar tarafından davalılara akde aykırılığın giderilme yönünden 18.08.2006 tarihinde keşide ve 24.08.2006 tarihinde tebliğ edilen ihtar ile yedi gün içinde kiralananın üzerinde bulunan yapıların kaldırılması, para cezalarının ödenmesi, kiralananın boş arsa haline getirilerek teslimi istenmiştir. Dava, akde aykırılık hukuki sebebine dayanılarak açılmış olmasına rağmen mahkemece istek yanlış nitelendirilerek feshi ihbar nedeniyle açılmış bir dava gibi değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.</p>



<p>Öte yandan, akde aykırılık ve fuzuli işgal nedeniyle ihtar gönderme ve tahliye davası açma hakkı kiralayana aittir. Kiralayan durumunda olmayan malikin buna hakkı yoktur. Bu durumda davacı Kemal kiralayan durumunda olmadığından davada aktif husumeti bulunmamaktadır. Ayrıca, kira sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalı Nuri’nin akde aykırılığı giderme yükümlülüğü bulunmadığından tahliyesine karar verilemez. O halde mahkemece, davacı Kemal’in aktif husumet ehliyeti, davalı Nuri’nin ise pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>



<p>Diğer taraftan HUMK’un değişik&nbsp;8&nbsp;maddesinin 2. fıkrasının 1 no’lu bendi gereğince kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi veya tespit davaları ve bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür. Davacı, akde aykırılık nedeni ile tahliye istemi ile birlikte davalı kiracının daha fazla kira bedeli alınması nedeni ile tazminat isteminde bulunmuştur. Bu durumda mahkemece, davacının tahliye isteği de bulunduğu için davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekirken yazılı şekilde dosyanın ayrılarak görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.</p>



<p>Hüküm, bu nedenle bozulmalıdır.</p>



<p>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmelidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davali-olarak-gosterilmeyen-asil-isveren-veya-alt-isverene-davanin-tesmili-icin-davaci-tarafa-sure-verilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2020 08:20:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[İş Kanunu'nun 2/6-7 maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[mecburi dava arkadaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[taraf sıfatı yokluğu]]></category>
		<category><![CDATA[taraf teşkili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6388</guid>

					<description><![CDATA[22. Hukuk Dairesi 2011/4205 E., 2011/7310 K. &#160; FESHİN GEÇERSİZLİĞİ İŞE İADE MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI SIFAT 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 2 ] 6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 27 ] 6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 327 ] &#160; &#8220;İçtihat Metni&#8221; Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davali-olarak-gosterilmeyen-asil-isveren-veya-alt-isverene-davanin-tesmili-icin-davaci-tarafa-sure-verilmelidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana;">22. Hukuk Dairesi 2011/4205 E., 2011/7310 K.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><b><span style="font-family: Verdana;">FESHİN GEÇERSİZLİĞİ</span></b></li>
<li><b><span style="font-family: Verdana;">İŞE İADE</span></b></li>
<li><b><span style="font-family: Verdana;">MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI</span></b></li>
<li><b><span style="font-family: Verdana;">SIFAT</span></b></li>
</ul>
<ul>
<li type="circle"><span style="font-family: Verdana;"><span style="color: #104d96;">4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 2 ]</span></span></li>
</ul>
<ul>
<li type="circle"><span style="color: #104d96;">6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 27 ]</span></li>
</ul>
<ul>
<li type="circle"><span style="color: #104d96;">6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 327 ]</span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.</p>
<p>Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.</p>
<p>Davalı vekili, M…</p>
<p>… İnsan Kaynakları Ltd. Şti.&#8217;nin S…</p>
<p>… A…</p>
<p>… İlaçları Ltd. Şti.&#8217;ye sağladığı insülin kalem eğitimi hizmet sözleşmesi kapsamında insülin kalem eğitmeni pozisyonunda çalıştığını, mesai saatlerine özen göstermemesi ve uyarılara rağmen düzelmemesi nedeniyle davacının iş sözleşmesinin geçerli olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Mahkemece işverence davacının iş akdinin geçerli nedene dayanılarak feshedildiğinin ispat edilememesi gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Alt işveren işçisi tarafından, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle yalnızca alt işveren hakkında veya geçersizlik yahut muvazaa iddiasıyla sadece asıl işveren aleyhine açılan davalarda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak, davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır. Davanın taraf sıfatı yokluğu nedeni ile reddedilmesi halinde, gerçek işverene karşı açılacak davada işçi, çoğunlukla, işe iade davaları için öngörülen bir aylık dava açma süresini kaçırma tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Böyle bir sonuç işçiyi mağdur edeceği gibi, bir aylık süre geçmemişse yeni bir dava açılmasını gerektirmesi nedeni ile usul ekonomisine de uygun düşmez. Gerek daha önce işe iade davalarına bakan Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi&#8217;nce ve gerek Dairemiz tarafından davacının temsilcide yanıldığı veya taraf sıfatında maddi hataya düştüğü kabul edilmek suretiyle taraf değişikliği konusunda mülga 1086 sayılı HMK&#8217;nın katı kuralları aşılarak sorun çözülmeye çalışılmıştır.</p>
<p>Ne var ki, işe iade davası asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açıldığında asıl işveren hakkında taraf sıfatı yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmezken, sadece asıl işveren hakkında dava açılmışsa taraf sıfatının bulunmadığı ve taraf sıfatında yanılgı olduğunun kabulüne karar verilmesi sözü edilen çözümün çelişkisi olarak dikkat çekmiştir.</p>
<p>Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun&#8217;un 124. maddesinde kabul edilebilir yanılgıya dayanan iradi taraf değişikliği taleplerinin mahkemece kabul edilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Ancak sözü edilen düzenlemede taraf değişikliğinin talep şartına bağlanması karşısında, hakim tarafından bu hususta taraflara hatırlatmada bulunulması mümkün değildir. Bu nedenle talep olmadığı halde, taraf sıfatında maddi hataya düşüldüğünden söz edilmek suretiyle mahkeme kararının bozulmasına yönelik uygulamaya devam edilmesinin, kanunun belirtilen açık düzenlemesi karşısında, mümkün olmadığı görülmektedir.</p>
<p>Hal böyle olunca, Dairemizde yukarıda belirtilen içtihadın yeniden gözden geçirilerek değerlendirilmesi ihtiyacı doğmuştur.</p>
<p>Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur (6100 sayılı HMK m. 59). Şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir (PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara 2011, s. 223). Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usuli işlemler birbirinden bağımsızdır.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik re&#8217;sen yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının, yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksince bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre, işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.</p>
<p>Görüldüğü üzere, bu çözüm tarzı hem işçi hem de işveren yönünde hukuka uygun olup, maddi ve usuli bakımdan her iki tarafın haklarını korumasını sağlayan bir çözümdür.</p>
<p>Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmelidir.</p>
<p>Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması nedeni ile feshin geçersizliğine yönelik karar gerçek işveren hakkında kurulmalı, geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı hakkında sıfat yokluğu davanın reddine karar verilmelidir. Ancak, HMK&#8217;nın 327. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraf sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği için, davanın sıfat yokluğu nedeni ile hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemelidir.</p>
<p>Dosya içerisinde yer alan fesih bildirimi içeriği dikkate alındığında davalı M…</p>
<p>… İnsan Kaynakları Ltd. Şti. ile S…</p>
<p>… A…</p>
<p>… Ltd. Şti. arasında insülin kalem eğitimi hizmet sözleşmesi olduğu, davacının kayden davalı şirket çalışanı olarak gözüktüğü dikkate alındığında davalı şirket ile S…</p>
<p>… A…</p>
<p>… Ltd. Şti. arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 2/6-7 maddesi yönünden incelenmesi gerektiği açıktır. Sözleşmenin İş Kanunu&#8217;nun hükümleri uyarınca geçerliliği veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik yapılacak yargısal denetim sözleşmesinin diğer tarafını yani S…</p>
<p>… A…</p>
<p>… Ltd. Şti.&#8217;nin hak alanını da etkileyeceğinden, davanın adı geçen şirkete de teşmili için davacıya usulüne uygun süre verilmeli, dava teşmil edilirse yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Taraf teşkili sağlanmadan ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.</p>
<p>S o n u ç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
