<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muacceliyet &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/muacceliyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Sep 2021 13:55:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>Muacceliyet &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Borçlu tarafından yapılan ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/borclu-tarafindan-yapilan-odemelerin-oncelikle-asil-alacaktan-dusulebilmesi-icin-borclunun-faiz-ve-masraflari-odemede-gecikmemis-olmasi-zorunludur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2021 13:55:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Birden fazla borcu bulunan borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muacceliyet]]></category>
		<category><![CDATA[ödemenin hangi borca ilişkin olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[Temerrüt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8284</guid>

					<description><![CDATA[22. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2015/5308 E. &#160;, &#160;2016/11012 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş Mahkemesi&#8230;. DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra, inkar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/borclu-tarafindan-yapilan-odemelerin-oncelikle-asil-alacaktan-dusulebilmesi-icin-borclunun-faiz-ve-masraflari-odemede-gecikmemis-olmasi-zorunludur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>22. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2015/5308 E. &nbsp;, &nbsp;2016/11012 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p><br>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br>&#8230;.<br><br>DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra, inkar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.<br>Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br><br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br><br>Davacı İsteminin Özeti:<br>Davacı vekili, &#8230;.Müdürlüğü&#8217;nün 2013/4005 sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı tarafça icra takibine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu, mevcut itirazın haksız olduğunu belirterek, takibin devamına ve alacağın %20&#8217;sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Cevabının Özeti:<br>Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkeme Kararının Özeti:<br>Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Temyiz:<br>Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.<br>Gerekçe:<br>1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br>2-6098 sayılı Kanun&#8217;un 100. maddesinde “Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.” kuralına yer verilmiş; 101. maddesinde “Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.” hükmü öngörülmüş, 102. maddede ise “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” kuralı düzenlenmiştir.<br>Borçlar Kanunu&#8217;nun yukarıda belirtilen hükümleri öncelikle muacceliyet ve temerrüt kavramlarının açıklanmasını gerektirmektedir.<br>Muacceliyet, alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisidir. Borç muaccel olmadan borçlu temerrüdü söz konusu olmaz.<br>Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir. Kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Başka bir ifadeyle, temerrütten söz edilebilmesi için, öncelikle muaccel bir borcun ve alacaklının o borca yönelik ihtarının bulunması gerekir. Kural böyle olmakla birlikte, borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının ihtarının gerekmediği bazı durumlar da vardır: Örneğin, ifa gününün taraflarca birlikte kararlaştırıldığı, borçlunun borcu ifa etmeyeceğini bildirmiş olduğu veya hal ya da durumundan bu sonuca varılabildiği durumlarda, temerrüdün gerçekleşmesi için alacaklının ihtarına gerek yoktur.<br>Tek bir borç ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda, borçlu para borcunun faiz ve masraflarını ödemede temerrüde düşmemişse yaptığı kısmi ödemeyi anapara borcuna mahsup etme hakkına sahiptir. Ancak, para borcunun bir kısmı için kefalet, rehin veya benzeri bir teminat verilmişse, yapılan kısmi ödemenin teminatlı olan borca mahsubu istenemez. Bu durumda, kısmi ödemenin teminatsız olan ya da teminatı daha az olan borca mahsubu gerekir. Borçlu, faiz ve masrafları ödemede temerrüde düşmüşse yaptığı kısmi ödeme öncelikle gecikmiş faiz ve masraf borçlarına mahsup edilecektir. 6098 sayılı Kanun&#8217;un 100. maddesi gereğince, ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Gecikme ve alacaklının iradesini açıklaması halinde, ödenen kısmın öncelikle faizden düşülmesi gerekir. İcra takibi, ödemeye ihtirazi kayıt konulması irade açıklamasıdır.<br>Birden fazla borcu bulunan borçlunun yaptığı ödeme, ifa zamanında beyan ettiği borca mahsup edilir. Borçlu, ödeme sırasında, yapılan ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmemiş veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhal itirazda bulunmamışsa makbuzda belirtilen borca mahsup edilmelidir.<br>Birden fazla para borcunun bulunduğu bir borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmi ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmi ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu 6098 sayılı Kanun&#8217;un 102. maddesine göre çözümlenmelidir. Bu gibi durumlarda, kısmi ödeme öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hale gelmişse, ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan hiçbiri takibe verilmemişse kısmi ödeme ifa zamanı önce gelen borca mahsup edilmiş sayılır. Borçların ifa zamanları (vadeleri) aynı günde gelmişse yapılan kısmi ödeme borçların miktarlarıyla orantılı olarak mahsup edilir. Borçlardan hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse, kısmi ödeme alacaklı için güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.<br>İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nda özel bir düzenleme bulunmadığından, Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme sebebiyle mahsup işlemi 6098 sayılı Kanun&#8217;un 100. maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.<br>Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.<br>İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi 6098 sayılı Kanun&#8217;un 102. maddesine göre yapılacaktır. İş Kanunu&#8217;nda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.<br>4857 sayılı Kanuna göre ücret en geç ayda bir ödenir. Bu sebeple ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.<br>4857 sayılı Kanun&#8217;un 120. maddesi uyarınca yürürlüğü devam eden mülga 1475 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 14. maddesine göre işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.<br>Somut olayda, takip talebinin tebliği ile birlikte davalı tarafından 18.06.2013 tarihinde, ayrıntıları belirtilmeksizin icra dosyası hesabına 14.924,11 TL ödeme yapılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporundan, yapılan ödemenin hangi alacaktan nasıl mahsup edildiği, brüt ücretin nete çevrilirken hangi kesintilerin yapıldığı anlaşılamamaktadır. Mahsup işleminde her iki miktarın da brüt ya da net olması gerektiği hususuna da dikkat edilmelidir. Şu halde, yukarıda açıklanan ilkeler ve anılan hususlar göz önünde bulundurularak denetime elverişli şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.<br>Sonuç:<br>Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arabuluculuk son tutanak tarihi temerrüt tarihi kabul edilmelidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/arabuluculuk-son-tutanak-tarihi-temerrut-tarihi-kabul-edilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 14:23:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[borçlunun temerrüdü]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacaklarından haberdar olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Muacceliyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7888</guid>

					<description><![CDATA[BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Diyarbakır 8. Hukuk Dairesi Esas: 2019 / 48 Karar: 2019 / 53 Karar Tarihi: 11.12.2019 &#8230; &#8221; 9-Davacı vekilinin fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına arabulucuya başvuru&#160;tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde, Davacı vekilinin faiz başlangıcına dair istinaf başvurusunu incelemeden önce... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/arabuluculuk-son-tutanak-tarihi-temerrut-tarihi-kabul-edilmelidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</strong></p>



<p><strong>Diyarbakır 8. Hukuk Dairesi</strong></p>



<p><strong>Esas: 2019 / 48</strong></p>



<p><strong>Karar: 2019 / 53</strong></p>



<p><strong>Karar Tarihi: 11.12.2019</strong></p>



<p>&#8230;</p>



<p>&#8221; 9-Davacı vekilinin fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına arabulucuya başvuru&nbsp;tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde,</p>



<p>Davacı vekilinin faiz başlangıcına dair istinaf başvurusunu incelemeden önce bazı kavramların açıklanmasında yarar vardır.</p>



<p>Öncelikle belirtilmelidir ki borçlunun temerrüdü henüz ifası mümkün olan muaccel bir borcun, borçlu tarafından gereken zamanda yerine getirilmemesidir (Tandoğan H.: Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1961, s. 468-469).</p>



<p>Borçlunun temerrüdünü düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun (TBK) 117/1. maddesine göre &#8220;Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer&#8221;. Sözü geçen maddenin 2. fıkrasında &#8220;belirli vadeli borçlar&#8221; ile diğer bazı hallerde ihtara da gerek olmadığı öngörülemektedir. TBK&#8217;nın 117/1. maddesine göre borçlunun temerrüde düşmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.</p>



<p>İlk olarak borçlunun temerrüdünün söz konusu olabilmesi için edimin ifası mümkün olmalıdır. Diğer bir ifadeyle borçlanılan edimin borçlu tarafından vadesinde ifa edilmemiş olmasına rağmen ifanın henüz mümkün olması gerekmektedir (Eren F.: Borçlar Hukuku, Ankara 2018, s.1120; Tekinay S. S./Akman S./Burcuoğlu H./Altop A.: Borçlar Hukuku, İstanbul 1993, s.912; Tandoğan, s.469).</p>



<p>Borçlunun temerrüdünün diğer bir şartı ise borcun muaccel olmasıdır. Muacceliyet alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisini ifade eder. Ancak muacceliyeti borcun ifa edilebilirliğinden ayırmak gerekir. İfa edilebilirlik borçlunun borçlanılan edimi ifa etme yetkisidir. Borç ifa edilebilir olmakla birlikte, henüz muaccel olmamışsa, alacaklı, borçludan edimin ifasını talep ve dava edemez (Eren, s.1120).</p>



<p>Nihayet borçlunun temerrüdünün&nbsp;son&nbsp;şartı borçluya ihtar yapılmış olmasıdır. Gerçekten de TBK&#8217;nın 117/1. maddesinin açık hükmü uyarınca borçlu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşecektir. Ancak burada üzerinde durulması gereken husus ihtarın hukuki mahiyetidir.</p>



<p>İhtar alacaklının borçludan borcu ifa isteğini içeren, tek taraflı varması gerekli bir irade açıklamasıdır. Alacaklı, ihtarda alacağı talep iradesini kesin olarak açığa vurmalı, borçluyu, edimi vaktinde yerine getirmediği takdirde temerrüdün&nbsp;sonuçlarından sorumlu olacağı hususunda uyarmalıdır (Eren, 2.1121).</p>



<p>Kural olarak ihtar bir geçerlilik şekline tabi değildir (istisnası TTK.18/b-3). Borç doğuran işlemden bağımsızdır ve böyle bir işlemi değiştirici bir etkiye de sahip değildir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.914-915).</p>



<p>İhtarın en etkili biçimi ise bir ifa davası açılması ya da icra kanalıyla borçluya bir ödeme emri gönderilmesidir. Gerçekten de Borçlar Kanunu&#8217;nda ihtara yönelik herhangi bir şekil şartı öngörülmediğine göre dava açılması ya da icra takibi başlatılması alacağı talep iradesinin kesin olarak açığa vurulduğu en etkili yoldur.</p>



<p>Fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları iş ilişkisinin devamı sırasında ifa edilebilir hale gelir ve muaccel olur. Bu alacaklar yönünden de işveren ihtar ile&nbsp;temerrüte düşecektir. Uygulamada da işçinin davadan önce gönderdiği fesih ihtarnamesinin işvereni&nbsp;temerrüte düşürme niteliğine haiz olduğu&nbsp;kabul&nbsp;edilmektedir. Elbette ihtarname gönderilmemiş ise&nbsp;temerrüt&nbsp;tarihi&nbsp;dava açıldığı ya da ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih olacaktır.</p>



<p>Bu durumda asıl tartışılması gereken husus arabulucuya yapılan başvurunun borçlunun&nbsp;temerrütünü doğurup doğurmayacağı hususudur.</p>



<p>İşçi alacaklarına yönelik&nbsp;arabuluculuk&nbsp;dava şartı 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu&#8217;nun 38. maddesinin &#8220;a&#8221; bendine göre 01.01.2018&nbsp;tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun&#8217;un 3. maddesinin 1. fıkrasına göre &#8220;Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.&#8221;</p>



<p>Eldeki davada 11.01.2019 tarihli&nbsp;Arabuluculuk&nbsp;son&nbsp;tutanağının incelenmesinde davacı vekili ile davalı işveren yetkilisinin toplantıya katıldıkları, toplantıda davacı vekili tarafından kıdem-ihbar tazminatı, fazla mesai, AGİ, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil alacağı, yıllık izin alacağı ve hafta tatili alacağı olduğunun beyan edildiği, ancak tarafların ayrı ayrı söz alarak anlaşamadıklarını beyan etmeleri üzerine anlaşamama tutanağı tutulduğu görülmektedir.</p>



<p>Bu durumda&nbsp;arabuluculuk&nbsp;görüşmeler ile birlikte davalı işçilik alacaklarından haberdar olmuş, davacı tarafça açıkça hangi alacakların istenildiği belirtilmiştir. İhtarın bir şekil şartına tabi olmadığı ve&nbsp;arabuluculuk&nbsp;görüşmelerinde davacı tarafça alacakların tahsilini açıkça talep edildiği dikkate alındığında artık arabulucuk görüşmelerinde davacının talebinin ihtar mahiyetinde olduğunun&nbsp;kabulü gerekmektedir.</p>



<p><strong>Sonuç itibariyle davacı vekilinin fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına yönelik faiz talebinde&nbsp;arabuluculuk&nbsp;görüşmelerinin yapıldığı ve davalı tarafından hangi alacakların talep edildiğinin öğrenildiği &#8220;Arabuluculuk&nbsp;Son&nbsp;Tutanağı&#8221; nın düzenlendiği tarihte temerrüde düştüğü&nbsp;kabul&nbsp;edilerek faizin başlangıç&nbsp;tarihinin &#8220;Arabuluculuk&nbsp;Son&nbsp;Tutanağı&#8221; nın düzenlendiği tarih olan 11.01.2019&nbsp;tarihi&nbsp;olduğu&nbsp;kabul&nbsp;edilmelidir.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
