<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nispi ticari dava &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/nispi-ticari-dava/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 May 2021 07:17:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>nispi ticari dava &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haksız rekabetin tespiti ve ref&#8217;i davası ile birlikte açılan maddi ve manevi tazminat taleplerini içerir dava arabuluculuk kapsamında değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/haksiz-rekabetin-tespiti-ve-refi-davasi-ile-birlikte-acilan-maddi-ve-manevi-tazminat-taleplerini-icerir-dava-arabuluculuk-kapsaminda-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 May 2021 07:17:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[haksız rekabetin tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[nispi ticari dava]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüzün ortadan kaldırılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7919</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2020/933 E. &#160;, &#160;2020/5776 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26.09.2019 tarih ve 2019/271 E. &#8211; 2019/393 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair İstanbul Bölge Adliye... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/haksiz-rekabetin-tespiti-ve-refi-davasi-ile-birlikte-acilan-maddi-ve-manevi-tazminat-taleplerini-icerir-dava-arabuluculuk-kapsaminda-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>11. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2020/933 E. &nbsp;, &nbsp;2020/5776 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ<br><br>Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26.09.2019 tarih ve 2019/271 E. &#8211; 2019/393 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen 30.12.2019 tarih ve 2019/2805 E. &#8211; 2019/2879 K. sayılı kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>Davacı vekili, müvekkili tarafından meydana getirilen eserlerin davalı tarafından herhangi bir akdi ilişki olmaksızın İstanbul Havalimanında kullanıldığını belirterek davalının telif haklarını ihlal ettiğinin ve bu şekilde oluşan haksız rekabet durumunun tespitine, ihlal durumunun devam ettirilmesi hususunun ve tekrarının ve sair hak ihlallerinin önlenmesine, ihlal sonucu meydana gelen durumun ortadan kaldırılmasına, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 95.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İlk derece Mahkemesince tensiben, dava konusu uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun&#8217;un 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince verilen usulden red kararının usul ve yasaya uygun olduğu, zira arabuluculuk sürecinin olumsuz neticelenmesi durumunda dahi dava açılacağından ve davalı açılacak davada savunma yapabileceğinden davalı vekilinin savunma hakkının kısıtlandığına dair istinaf talebinin dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir.<br>Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Dava, davacı yanın İstanbul ilinin illüstrasyon çalışmalarına yönelik eserlerinin davalı tarafından herhangi bir akdi ilişki olmaksızın kullanıldığı iddiasına dayalı olarak haksız rekabetin tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i), maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesince, dava dilekçesi ve ekleri davalı yana tebliğ edilmeksizin tensiben, dava konusu uyuşmazlığın ticari dava olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun&#8217;un 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir.<br>Ancak, Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36.maddesinde de, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, mahkemelerin ise görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.<br>Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir (aynı yönde bkz. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 – 2020/1093; 17.02.2020 T. ve 2020/197-2020/1578).<br>Somut olayda davacı taraf, bir nispi ticari dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, haksız rekabet oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.<br>Ayrıca kabule göre de, HMK’nın 352’inci maddesinde istinaf isteminin usulden reddi halleri belirtilmiş olup, somut olaya ilişkin yasada yer almayan şekilde davalı vekilinin istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK&#8217;nın 373/1.maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br>KARŞI OY<br><br>Dava, Telif haklarının ihlal edildiğinin tesbiti, Haksız rekabetin tesbiti, hak ihlallerinin önlenmesi, ortadan kaldırılması, ihtiyati tedbir yolu ile ihlal ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulması, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL maddi tazminat ile 95.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesince, tüm davacı taleplerinin 6102 sayılı TTK 5/a maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekilince, karar aleyhine istinaf kanun yoluna yapılan başvuru, Bölge Adliye Mahkemesince usulden red edilmiştir.<br>İstinaf mahkemesi kararı aleyhine davalı vekilinin vaki temyiz başvurusu yukarıda açıklanan gerekçe ile kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.<br>Davacı taleplerinden, maddi ve manevi tazminat davaları yönünden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.<br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan 7155 sayılı Yasa&#8217;nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu,<br>Dava şartlarının sayıldığı 6100 sayılı HMK 114/2 maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu,<br>6100 sayılı HMK 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda davanın usulden reddine karar vereceği, düzenlenmiştir.<br>Diğer taraftan Davaların Yığılması başlıklı 6100 sayılı HMK 110 maddesinde de &#8220;davacının aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği, bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunmasının şart olduğu&#8221;<br>Aynı Yasa&#8217;nın, Davaların Birleştirilmesi başlıklı 166/1 maddesinde de, aynı yargı çerçevesinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği&#8221; hükmü getirilmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, davacının davalıya karşı ileri sürdüğü birbirinden bağımsız birden fazla asli talebi aslında müstakil birer dava niteliğinde olup bu taleplerin tamamının ticari dava niteliğinde bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Sayın çoğunluğunda kabulü, davacının taleplerinden maddi ve manevi tazminat talepleri 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde düzenlenen zorunlu arabulucuya tabi olmakla birlikte HMK 110 maddesinde düzenlenen davaların yığılması ve HMK 166 maddesinde düzenlenen davaların birleştirilmesi şartlarının, uyuşmazlıkta gerçekleşmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden artık 6102 sayılı Yasa&#8217;nın 5/A maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı yönündedir.<br>Oysa, uyuşmazlıkta maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden, 6102 sayılı Yasa&#8217;nın 110. maddesinde düzenlenen davaların yığılması sözkonusu değildir.<br>Zira madde metninde de açıkça vurgulandığı üzere, taleplerin tamamı aynı yargı çeşidi içinde yer almamaktadır, maddi ve manevi tazminat talepleri &#8220;zorunlu arabulucuğa tabi iken, diğer asli talepler yönünden mahkemede dava açılması yolu sözkonusudur. Davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden HMK 110 maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden bu talepler için davaların yığılmasından söz edilmesi mümkün değildir.<br>Diğer taraftan, maddi ve manevi tazminat davasının görüleceği zorunlu arabulucu ile, diğer asli taleplerin görüleceği Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi HMK 166/1 maddesi anlamında &#8220;aynı düzey ve sıfatta hukuk mahkemesi&#8221; niteliğinde bulunmadıklarından Davaların Birleştirilmesi yolu ile birlikte görülmesi de mümkün bulunmamaktadır.<br>Bu halde, davacı taleplerinden maddi ve manevi tazminat yönünden HMK110 ve HMK 166/1 maddesinde öngörülen koşullar bulunmadığından bu davalar yönünden uyuşmazlık zorunlu arabuluculuğa tabi olup Bölge Adliye Mahkemesinin kararında hukuka aykırılık yoktur.<br>Ancak, maddi ve manevi tazminat dışındaki davacı talepleri, 6102 sayılı Yasa&#8217;nın 5/a maddesi kapsamında bulunmadığından bu talep yönünden Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi görevli olup İlk Derece Mahkemesince bu davalar yönünden HMK 167 maddesi gereğince tefrik kararı verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talep yönünden de maddi ve manevi tazminat davası gibi zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın tümden usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>Sonuç olarak, maddi ve manevi tazminat taleplerinin zorunluğu arabulucuya tabi olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu talepler yönünden onanması, gerekirken 6325 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasa&#8217;nın 5/A maddesi açık hükümlerine aykırı şekilde istinaf mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden de bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haksız haciz istemine dayalı tazminatta taraflar tacir ve olay tarafların ticari işletmeleri ile alakalı ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/haksiz-haciz-istemine-dayali-tazminatta-taraflar-tacir-ve-olay-taraflarin-ticari-isletmeleri-ile-alakali-ise-gorevli-mahkeme-asliye-ticaret-mahkemesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2021 10:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aksız ve kötü niyetli olarak haciz]]></category>
		<category><![CDATA[Göreve ilişkin düzenlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[nispi ticari dava]]></category>
		<category><![CDATA[ticari davalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7511</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2019/231 E. &#160;, &#160;2020/487 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat&#8217;’ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararma... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/haksiz-haciz-istemine-dayali-tazminatta-taraflar-tacir-ve-olay-taraflarin-ticari-isletmeleri-ile-alakali-ise-gorevli-mahkeme-asliye-ticaret-mahkemesidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hukuk Genel Kurulu &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2019/231 E. &nbsp;, &nbsp;2020/487 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi<br><br><br><br>1. Taraflar arasındaki “tazminat&#8217;’ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararma karşı direnilmiştir.<br>2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>I. YARGILAMA SÜRECİ<br>Davacı İstemi:<br>4. Davacı vekili 08.04.2013 harç tarihli dava dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı Rotamat Basım Yayın Ltd. Şti. hakkında Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı aldığını ve alınan kararla ilgili olarak Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2012/14219 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, ihtiyati haciz kararını borçlunun adresinde değil de Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2012/458 Tal. sayılı dosyası ile müvekkili şirketin adresinde infaz ettirdiğini, davalı şirketin haciz mahallinde yapılan uyarıları dikkate almayarak otuz yıldır ticari faaliyetini sürdüren ve hiçbir şekilde protesto, icra takibi ve haciz ile muhatap olmayan müvekkili şirketi haksız ve kötü niyetli olarak haciz ve muhafaza işlemine maruz bıraktığını, müvekkilinin haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle ciddi anlamda itibar ve iş kaybına uğradığını, muhafaza nedeniyle yediemin ücreti ödediklerini, tüm makineler muhafaza altına alındığından otuz beş gün faaliyette bulunamadıklarını, açılan davalar nedeniyle avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla 35.000,00TL maddi ve 15.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>5. Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.04.2013 tarihli ve 2013/258 E., 2013/221 K. sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine dosya Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.<br>Davalı Cevabı:<br>6. Davalı vekili 25.09.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde; davacının haksız<br><br><br>olduğunu iddia ettiği haciz işleminin usul ve yasalar çerçevesinde gerçekleştiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmekten başka bir amaç gözetmediğini, davacı ile borçlu şirketlerin aynı faaliyet alanında, aynı ortaklarla, aile şirketi olarak birlikte faaliyet gösterdiklerini, borçlu şirket yetkilisinin haciz mahallinde hazır olduğunu, haciz sırasında borçlu şirketin muhasebe kayıtlarının davacı şirket üzerinde yürütüldüğünün ve borçlu şirketin ortaklarının davacı şirkette sigortalı çalışan gibi gösterildiğinin tespit edildiğini, borçlu şirket ile haciz mahalli arasında organik bağ ortaya konulduğundan haciz işleminin yapıldığını, davacının tazminat taleplerinin soyut ve yasal temelden yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkeme Kararı:<br>7. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2014 tarihli ve 2014/336 E., 2014/659 K. sayılı kararı ile; talebin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndan (TBK) kaynaklanan alacak davası niteliğinde olduğu ve davanın mutlak ticari nitelikte bulunmadığı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26.06.2014 tarihli ve 2014/2712 E., 2014/9947 K. sayılı merci tayinine ilişkin kararın da aynı nitelikte olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>Özel Daire Bozma Kararı:<br>8. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararma karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.<br>9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 28.04.2016 tarihli ve 2016/4927 E., 2016/5810 K. sayılı kararı ile;<br>“&#8230;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gereklidir.<br>Dosya içeriğinden; davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde yapılan haciz işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmasından dolayı yukarıdaki kanun hükmü gereği bu davaların görülme yeri Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Şu halde, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ”<br>Gerekçesi ile karar bozulmuştur.<br>Direnme Kararı:<br>10. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/734 E., 2016/722 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.<br>Direnme Kararının Temyizi:<br>11. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br><br>II. UYUŞMAZLIK<br>12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemli eldeki davada, asliye ticaret mahkemesinin mi yoksa asliye hukuk mahkemesinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.<br><br>III. GEREKÇE<br>13. Görev ile ilgili yasal düzenlemeler:<br>14. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK):<br>“Görevin belirlenmesi ve niteliği ” başlıklı 1. maddesi;<br>“Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu diizenindendir. ”<br>“Asliye hukuk mahkemelerinin görevi ” başlıklı 2. maddesi;<br>“(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin<br><br>davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.<br>(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. ”<br>Hükümlerini içermektedir.<br>15. Aynı Kanun’un “Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev” başlıklı 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 16.02.2012 tarihli ve 2011/35 E., 2012/23 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.<br>16. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK):<br>“Ticari işler ” başlıklı 3. madde;<br>&#8220;Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. ”<br>4. maddesinin birinci fıkrası;<br>&#8220;(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;<br>a) Bu Kanunda,<br>b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,<br>c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,<br>d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,<br>e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,<br>f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,<br>öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. &#8220;<br>“Ticari davalar ve çekişmesiz yargı türlerinin görüleceği mahkemeler” başlıklı 5. maddesi ise;<br>“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.<br>(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.<br>(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.<br>(4) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı<br><br><br>verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.”<br>Hükümlerini içermektedir.<br>17. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.<br>18. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK&#8217;nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK&#8217;nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.<br>19. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK&#8217;nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK&#8217;nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.<br>20. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK&#8217;da yeterli görülmüştür.<br>21. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun&#8217;un 2. maddesi ile değişik TTK’nın;<br>5. maddesinin 1. fıkrası;<br>“Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. ”<br>5. maddesinin 3. fıkrası;<br>“Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.”<br>Şeklinde düzenlenmiştir.<br>22. Görüldüğü üzere, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK&#8217;nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK&#8217;nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.<br>23. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK ’nın kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekmektedir.<br>24. Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; davalı şirketin dava dışı Rotamat Basım Yayın Ltd. Şti. hakkında Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı aldığı ve alınan kararla ilgili olarak Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2012/14219 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı, ihtiyati haciz kararma istinaden Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2012/458 Tal. sayılı dosyası ile davacı şirketin adresinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığı, davacı şirketin de haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle ciddi anlamda itibar ve iş kaybına uğradıkları, muhafaza nedeniyle yediemin ücreti ödedikleri, makinelerin tümü muhafaza altına alındığından belirli bir süre faaliyette bulunamadıkları iddiasıyla davalı şirketten maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>25. Somut uyuşmazlıkta, her iki taraf da tacirdir ve dava her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgilidir. Yukarıda da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK&#8217;nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılacağından eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi değil 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesidir.<br>26. Ayrıca; yerel mahkemenin direnmeye ilişkin gerekçeli kararında direnildiği belirtilen bozma ilamının “Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.04.2016 tarihli ve 2016/4927 E., 2016/5810 K.” sayılı ilamı olması gerekirken, sehven “Yargıtay 20. Hukuk Dairesi&#8217;nin 17/11/2015 tarih, 2015/14495 esas, 2015/11312 karar” yazılmış olmasının maddi hata teşkil ettiği değerlendirilmiş ve bu husus işin esasına etkili görülmemiştir.<br>27. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararma uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br>28. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.<br><br>IV. SONUÇ :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,<br>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine,<br>Aynı Kanunun 440/III-3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 30.06.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
