<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sözleşmenin uyarlanması &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/sozlesmenin-uyarlanmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Aug 2022 07:59:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>sözleşmenin uyarlanması &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sözleşmenin değişen hal ve şartlara uyarlanmasını istenebilmesi için diğer koşulların yanında edimlerin henüz ifa edilmemiş olması da gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sozlesmenin-degisen-hal-ve-sartlara-uyarlanmasini-istenebilmesi-icin-diger-kosullarin-yaninda-edimlerin-henuz-ifa-edilmemis-olmasi-da-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Aug 2022 07:59:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[edimlerin ifa edilmiş olması]]></category>
		<category><![CDATA[ihtirazı kayıt koymaksızın edimi kabul etmek]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme uyarlanmasının şartları]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin uyarlanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9363</guid>

					<description><![CDATA[15. Hukuk Dairesi         2015/1637 E.  ,  2015/5752 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi :Amasya 1. Asliye Hukuk Hakimliği Tarihi :30.10.2013 Numarası :2011/305-2013/466 Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sozlesmenin-degisen-hal-ve-sartlara-uyarlanmasini-istenebilmesi-icin-diger-kosullarin-yaninda-edimlerin-henuz-ifa-edilmemis-olmasi-da-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">15. Hukuk Dairesi         2015/1637 E.  ,  2015/5752 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Mahkemesi :Amasya 1. Asliye Hukuk Hakimliği<br />
Tarihi :30.10.2013<br />
Numarası :2011/305-2013/466</p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>&#8211; K A R A R &#8211;</p>
<p>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup haksız olarak yapılan gecikme cezası kesintisinin iadesi, temel kazısında öngörülmeyen yeraltı sularının ortaya çıkması sebebiyle maliyet artışı ve ihale ile sözleşme tarihi arasında geçen süre ve bunun sonucu 2008 yılına ait olup 2009 yılına aktarılan ödenek dilimiyle ilgili oluşan fiyat farkı alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece ıslahla artırılan miktar da dikkate alınarak cezai şartla ilgili istemin reddine, diğer taleplerin kabulüne dair verilen karar, davalı iş sahibi vekilince temyiz edilmiştir.<br />
Taraflar arasındaki 09.01.2009 tarihli Merkez Anadolu Öğretmen Lisesi 16 Derslik İnşaatı Yapım İşine ait sözleşme 2.080.000,00 TL + KDV anahtar teslimi götürü bedellidir. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olup somut olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 365. maddesi hükmünce “yüklenici yapılacak şeyi kararlaştırılan fiyata yapmaya mecbur olup, kural olarak yapılacak şey tahmin edilenden fazla sâyı ve masrafı gerektirse bile yüklenici bedelin artırılmasını isteyemez”. Aynı maddenin II. Fırkası gereğince evvelce tahmin olunamayan veya tahmin olunup da iki tarafça nazara alınmayan haller işin yapılmasına engel olur veya yapılmasını aşırı derecede zorlaştırırsa, hakimin haiz olduğu takdir hakkı sebebiyle ya takarrür eden bedeli tezyit veya sözleşmeyi feshedeceği hükmü getirilmiştir.<br />
Davacının temel kazısında önceden öngörülmeyen büyük miktarda yeraltı sularının ortaya çıkmış olmasının yol açtığı iş ve maliyet artısından kaynaklanan fiyat farkı talebi 818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 365/II. maddesine göre sözleşmenin uyarlanması istemi niteliğindedir (Yargıtay 15. H.D.&#8217;nin 10.06.2010 gün 2009/209 Esas, 2010/3337 Karar sayılı ilamı ve benzer içtihatları). Sözleşmenin değişen hal ve şartlara uyarlanmasını istenebilmesi için diğer koşulların yanında edimlerin henüz ifa edilmemiş olması da gerekir. Sözleşmenin tarafı değişen hal ve şartlara rağmen edimini ihtirazi kayıt koymaksızın ifa etmişse ifada bulunmakla onu yerine getirme güç ve imkanına sahip olduğu ve değişen şartlara rağmen borcunu kabul etmiş bulunduğunu dolaylı olarak ortaya koymuş olduğundan kural olarak sözleşmenin uyarlanmasını talep edemez. Somut olayda davacı tarafça iş tamamlanarak davalı iş sahibine geçici kabul tutanağı yapılarak teslim edildiği ve teslim sırasında (geçici kabul tutanağında) uyarlama ile ilgili ihtirazi kaydı da bulunmadığından uyarlama istemesi mümkün değildir.<br />
Bu durumda mahkemece sözleşmenin uyarlanması niteliğinde olduğu kabul edilen temel kazısında önceden öngörülmeyen büyük miktarda yeraltı sularının ortaya çıkmış olmasının yarattığı iş ve maliyet artışı nedeniyle alacak isteminin reddine karar verilmesi yerine bu hususlar gözden kaçırılarak yanlış değerlendirme ile kabulü doğru olmamıştır.<br />
Öte yandan yanlar arasındaki sözleşmenin 9.2.1. maddesine göre Yapım İşleri Genel Şartnamesi sözleşmenin ekleri arasında sayılmıştır. Söz konusu şartnamenin geçici hakediş raporları başlıklı 39/3.ç. maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen &#8230;.. tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtta” cümlesini yazarak imzalaması gerektiği, son cümlesinde de yüklenicinin itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükmü konulmuştur. Bu düzenleme sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK&#8217;nın 287 ve dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6100 sy. HMK&#8217;nın 193. maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan görevi gereğince mahkemeler ve temyiz halinde Yargıtayca kendiliğinden gözönünde tutulur. Davacı yüklenicinin geçici kabul tarihine kadar düzenlenen hakedişlerde ihale ile sözleşme tarihi arasında geçen süre ve bunun sonucu olarak 2008 yılına ait olup 2009 yılına aktarılan ödenek dilimiyle ilgili fiyat farkı alacağıyla ilgili bu şekilde konulmuş bir ihtirazi kaydı bulunmamaktadır.<br />
Bu haliyle ara hakedişler yüklenici aleyhine olduğu gibi kesinleşmiş sayıldığından mahkemece uygulama yılı fiyat farkı olarak nitelendirilen bu alacak kalemiyle ilgili isteminin de reddi yerine yanlış değerlendirme sonucu kabulü de usul ve yasa ile Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırı olmuştur.<br />
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 13.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşme temeli çöktüğü durumlarda kira parası, objektif iyiniyet, hak ve nesafet kuralları gözetilerek belirlenir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sozlesme-temeli-coktugu-durumlarda-kira-parasi-objektif-iyiniyet-hak-ve-nesafet-kurallari-gozetilerek-belirlenir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2021 14:23:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahde Vefa ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıklı edimler arasında olan denge]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin uyarlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmenin yeni durumlara uyarlanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7450</guid>

					<description><![CDATA[6. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2014/3382 E. &#160;, &#160;2014/14337 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : İstanbul 8. Sulh Hukuk MahkemesiTARİHİ : 14/01/2014NUMARASI : 2013/243-2014/13 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.Uyuşmazlık, net 12.690 TL olan aylık... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sozlesme-temeli-coktugu-durumlarda-kira-parasi-objektif-iyiniyet-hak-ve-nesafet-kurallari-gozetilerek-belirlenir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>6. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2014/3382 E. &nbsp;, &nbsp;2014/14337 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ : 14/01/2014<br>NUMARASI : 2013/243-2014/13<br><br>Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.<br>Uyuşmazlık, net 12.690 TL olan aylık kira parasının 04.04.2013 tarihinden itibaren aylık net 35.000 TL olarak tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, aylık kira parasının 04.04.2013 tarihinden itibaren aylık net 20.520. TL olarak tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda 04.04.1997 tarihli ve yirmi yıl süreli kira sözleşmesi ile sözleşme konusu kiralananda kiracı olduğunu, iş yerini lokanta olarak kullandığını, halen aylık net 12.690 TL kira parası ödediğini, bu kira parasının emsallerinin çok altında kaldığını, bu nedenle davalıya 14.01.2013 tarihinde keşide edilen ihtarname ile kira parasının artırılması istenmiş ise de, bir sonuç alınamadığını, ekonomik ve ticari esaslar göz önünde bulundurularak kira parasının rayiç bedellere uygun olarak yeniden tespit edilmesinin gerektiğini belirterek, aylık kira parasının 04.04.2013 tarihinden itibaren net 35.000 TL olarak tespitini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin kira parasını sözleşme ile belirlenen şekilde artırarak ödediğini, buna göre 31.05.2012- 30.4.2013 döneminde brüt 15.682.01 TL yatırıldığını, davada sözleşmenin uyarlanması şartlarının oluşmadığını, kiracılık süreci içinde 2003 ve 2004 yıllarında yapılan protokollerle ödeme şeklinin değiştirilmesine karşın, kira miktarında bir değişikliğe gitme gereğinin görülmediğini, davacının işlem temelinin çöktüğü iddiasının dayanaksız olduğunu, istenilen kira parasının da fahiş olup, sözleşmenin başlangıcında var olan dengeyi ortadan kaldıracağını, uyarlama davalarında kira tespit davalarında izlenen yöntemin uygulanamayacağını belirterek, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>Davalı, davada dayanılan 04.04.1997 başlangıç tarihli ve yirmi yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralananda kiracıdır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 4. maddesinde, ikinci ve takip eden kira yıllarında kira bedelinin İTO&#8217;nun açıkladığı tüketici fiyat endeksindeki aylık ortalamalara göre meydana gelen yıllık değişim oranında artırılacağı kararlaştırılmıştır. Bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davadaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki yirmi yıllık sözleşmede kararlaştırılan kira bedelinin sözleşme süresinin onaltıncı yılında günün koşullarına uygun hale getirilmesi isteminden ibarettir.<br>Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa) ilkesi, hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.<br><br>Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki meydana gelir ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir durum yaratır. Hukukta bu zıtlık sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.<br>Tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra önemli surette değişmişse, artık taraflar akitle bağlı tutulmazlar. Değişen koşullar karşısında Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 2. maddesi uyarınca sözleşmenin yeniden düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin edimleri arasındaki dengeyi bozan olağanüstü hallere savaş durumu, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi sözleşmeye bağlılığın beklenemeyeceği durumlar örnek olarak gösterilebilir. Akit yapılırken öngörülemeyen değişikliklerin borcun ifasını güçleştirmesi halinde “işlem temelinin çökmesi” gündeme gelir. İşlem temelinin çöktüğünü kabul eden hâkim; duruma göre, alacaklı lehine borçlunun edimini yükseltmeye, borçlu lehine (onun tamamen veya kısmen) akit yapıldığı andaki dengeyi sağlayacak biçimde, edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar vermek suretiyle sözleşmeyi değişen şartlara uydurur.<br>Sözleşmenin yeni durumlara uyarlanması yapılırken önce sözleşmede, daha sonra kanunda, bu hususta intibak (uyarlama) hükümlerinin bulunup bulunmadığına bakılır. Sözleşmede ve kanunda hüküm bulunmadığı takdirde, sözleşmenin değişen hal ve şartlara uydurulmasının gerekip gerekmeyeceği incelenir. Bazen de, sözleşmede olumlu ve olumsuz intibak (uyarlama) kaydı bulunmakla beraber, bu kayda dayanılarak sözleşmenin kayıtla birlikte aynen uygulanmasını talep etmek, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 2/2 maddesi hükmü anlamında hakkın kötüye kullanılması anlamına gelebilir.<br>Böyle bir durumda sözleşmedeki intibak kaydına rağmen edimler arasında aşırı bir oransızlık çıkmışsa uyarlama yine yapılmalıdır. İşlem temelinin çöküşüne ilişkin uyuşmazlıkların giderilmesinde kaynak olarak Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 1, 2 ve 4.maddelerinden yararlanılacaktır. İşlem temelinin çöktüğünün dikkate alınması dürüstlük kuralının gereğidir. Diğer bir anlatımla, durumun değişmesi halinde sözleşmede ısrar etmek dürüstlük kuralına aykırı bir tutum olur. Değişen durumların, sözleşmede kendiliğinden bulunan sözleşme adaletini bozması halinde, taraflar bu haller için bir tedbir almadıklarından, sözleşmede bir boşluk vardır. Bu boşluk, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 1. maddesi gereğince sözleşmenin anlamına ve taraf iradelerine önem verilerek yorum ile ve dürüstlük kuralına uygun olarak doldurulur. Bu yönteme o sözleşmenin yorum yoluyla düzeltilmesi veya değişen hal ve şartlara uyarlanması denilir. Uyarlama daha çok ve önemli ölçüde uzun ve sürekli borç ilişkilerinde söz konusu olur.<br>Sözleşmeye bağlılık ve saygı esastır. Her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan “irade özgürlüğü”, “sözleşme serbestliği” ve “sözleşmeye bağlılık” ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale (uyarlama) müessesesi, istisnai, tali (ikinci derecede) ve yardımcı niteliktedir.<br>Sözleşmeye müdahale için, gerekli olan esaslara gelince; Sözleşme kurulduktan sonra ifası sırasında ortaya çıkan olaylar olağanüstü ve objektif nitelikte olmalıdır. Değişen hal ve şartlar taraflar bakımından önceden öngörülebilir, beklenebilir, olağan ve hesaba katılabilir nitelikte olmamalı veya olaylar öngörülebilir olmakla beraber, bunların sözleşmeye etkileri kapsam ve biçim bakımından bu derece tahmin edilmemelidir. Sözleşmeye bağlılık esas olduğundan, uyarlama daima yardımcı bir çözüm olarak düşünülmelidir. Sözleşmeye yazılan özel hükümler yorumlanıp, bunların taraflara sağladığı hak ve yararlar ile ekonomik değişikliklerin etkileri, kiralananın nitelikleri gibi somut olayın özelliği ile belirlenecek tüm objektif ve sübjektif hal ve koşullar değerlendirilmeli, uyarlama yapılması kanaatine varılırsa, sözleşmedeki intibak boşluğu, hak ve nesafet, dürüstlük kuralları ışığında yasa boşluğunda olduğu gibi Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 1. maddesindeki yetkiye dayanılarak hâkim tarafından doldurulmalıdır. Sözleşmenin değişen hal ve şartlara intibakını öngören veya görmeyen her türlü karar, yukarıda açıklanan esasların, toplanan delillerin ret ve kabul edilen yönlerini, dayanaklarını içerir şekilde gerekçeli ve Yargıtay denetimine uygun olmalıdır. Burada önemle belirtilmesi gereken husus, uyarlama davalarına özgü temel kurallar gözetilmeksizin, salt kira parasının tesbitine ilişkin davalarda izlenen yöntemlerle, örneğin sadece taşınmazın cinsi, yüzölçümü, bulunduğu mevki, emsal taşınmazların kira bedelleri gibi verilerle intibak boşluğu doldurulup, sözleşmenin düzeltilemeyeceğidir. Değerlendirmede bunlar ancak yardımcı kaynak olarak gözetilebilir. Diğer bir anlatımla, sözleşmede yüklenilen edimleri tamamen başka bir anlam verilecek hale getirmek suretiyle bir tarafa beklenmedik şekilde olağanüstü yararlar sağlanamaz, sözleşme yeni bir hale dönüştürülemez. Yine sözleşmenin kurulması sırasında tarafların sözleşmeyi uzun süreli yapmalarına ilişkin birleşen amaç ve iradeleri hiçbir zaman gözden kaçırılmaması gereken vazgeçilmez bir olgudur. Gerçekten de, uzun bir süreyle kira akdine bağlanmış kiracı ve kiraya verenin hak ve vecibelerini, kısa süreli kira sözleşmesinin tarafları ile bir konumda görmenin sözleşme serbestîsi ilkesine, adalet ve mantık kurallarına aykırı olacağında duraksamaya yer olmamalıdır. Aksinin düşünülmesi halinde sözleşmenin fesih edildiği, yeni bir sözleşmenin ortaya çıktığı sonucuna varılır ki, hükümlerini sürdüren bağlayıcı ve ayakta duran sözleşme karşısında bunu kabul etmek mümkün değildir.<br>Olayımızda ise, davacının talebi kira parasının tespitinden çok değişen koşullara göre uyarlanması olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın niteliği, konumu, çevresel faktörler değerlendirilerek emsal kira bedellerinden hareketle kira bedelinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle kira tespitine ilişkin esas ve usullere göre hazırlanan raporun hükme yeterli araştırmayı içermediği ortadadır.<br>Buna göre, yukarıda açıklanan sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin kural ve yöntemlerin ışığı altında mahkemece; yerinde uygulama yapılıp, uzman bilirkişiler düşüncesinden de yararlanmak suretiyle, kiralananın niteliği, kullanma alanı, konumu, bölgede kira parasını da etkileyecek normalin üstündeki imar ve ticari gelişmeler gibi değişiklikler, emsal kira paraları, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar araştırılıp değerlendirilerek, sonuçta işlem temelinin çöktüğü, sözleşmedeki çıkar dengesinin katlanılamayacak derecede davacı aleyhine bozulduğunun benimsenmesi halinde, kiracının ne miktar kira parasından sorumlu olacağının belirlenmesi, böylece sözleşmedeki kira parasının tarafların amacına uygun objektif iyiniyet, hak ve nesafet kurallarının elverdiği ölçü ve düzeyde uyarlanması, aksi halde ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin açıklanan kural ve yöntemler gözetilmeden, eksik inceleme ile hazırlanan rapor uyarınca kira bedelinin belirlenmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.<br>SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
