<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tedbir nafakası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/tedbir-nafakasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Apr 2022 12:42:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>Tedbir nafakası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TMK&#8217;nun 197. maddesine göre ayrı yaşamakta haklılık nedenine dayanan tedbir nafakası süresizdir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/tmknun-197-maddesine-gore-ayri-yasamakta-haklilik-nedenine-dayanan-tedbir-nafakasi-suresizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 12:42:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte yaşamaya ara verilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma kararının kesinleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedbir nafakası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9054</guid>

					<description><![CDATA[12. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2018/3467 E. &#160;, &#160;2018/8043 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/tmknun-197-maddesine-gore-ayri-yasamakta-haklilik-nedenine-dayanan-tedbir-nafakasi-suresizdir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>12. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2018/3467 E. &nbsp;, &nbsp;2018/8043 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi<br><br>Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br>Alacaklı tarafından başlatılan nafaka ilamına dayalı ilamlı icra takibinde, borçlunun, tedbir nafakasının boşanma ilamının kesinleşme tarihinden sonra devam etmeyeceğinden bahisle emekli maaşındaki kesintinin iptali talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurarak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra işleyecek nafakanın iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, ilamda nafakanın devamına ilişkin karar oluşturulmadığı, tedbir nafakasının boşanma kararının kesinleşmesi tarihine kadar devam edeceği ve kesinleşme tarihinde son bulacağı gerekçesiyle şikayetin kabulüne, tedbir nafakasının taraflar arasındaki boşanma ilamının kesinleşme tarihi olan 01/02/2014 tarihine kadar devamı ile kesinleşmeden sonra işleyecek nafakanın iptaline karar verildiği görülmüştür.<br>İcra dosyasının incelenmesinde; takibe dayanak &#8230; 7. Aile Mahkemesinin 2013/473 E., 2013/1143 K. sayılı, 30/12/2013 tarihli karar içeriğinden; alacaklı &#8230; tarafından 29/04/2013 tarihinde haklı sebeplerle ayrı yaşama hakkına dayanarak tedbir nafakası istemi ile açılan davanın borçlu &#8230; tarafından 07/06/2013 tarihinde açılan boşanma davası ile birleştirildiği, yapılan yargılama sonucunda aile mahkemesince asıl dava olan boşanma davasının reddine; karşı tedbir nafakası talebine ilişkin birleşen davanın kısmen kabulüne ve aylık 300,00 TL tedbir nafakasının birleşen davanın açıldığı tarihten itibaren borçlu &#8230;&#8217;tan tahsiline karar verildiği ve hükmün 01/02/2014 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.<br>TMK&#8217;nun 169.maddesinde boşanma veya ayrılık davası açılması halinde hakim tarafından alınması gereken geçici önlemler hüküm altına alınmıştır.<br>Aynı Yasa&#8217;nın 197. maddesinde ise, birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde taraflardan birinin istemi üzerine hakim tarafından alınacak önlemler düzenlenmiştir.<br>Boşanma davası içerisinde TMK&#8217;nun 169. maddesi gereğince hükmolunan tedbir nafakası boşanma ile ilgili hükmün kesinleşmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar.<br>Öte yandan, HGK&#8217;nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. &#8211; 1997/776 K. sayılı ve yine HGK&#8217;nun 2009/12-239 E. &#8211; 2009/268 K. sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; &#8220;İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. İcra müdürlükleri ilamın hüküm kısmını dikkate alarak aynen infazı ile görevlidir. Sınırlı yetkili icra mahkemesinin, hükümde yer almayan bir hususu yorum yolu ile ilama eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. Ayrıca icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum yolu ile de belirlenemez.&#8221;<br>Somut olayda, takibe dayanak ilamda davacı boşanma davası açılması sebebi ile ayrı yaşama hakkına dayanmamış, boşanma davasından önce haklı sebeplerle ayrı yaşama hakkına dayanarak tedbir nafakası isteminde bulunmuştur. TMK’nun 197. maddesi uyarınca ayrı yaşamakta haklılık nedeninden kaynaklanan bağımsız tedbir nafakası davası kabul edilerek tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Bu ilam TMK’nun 169. maddesi gereğince verilmiş tedbir niteliği taşımadığı için anılan ilamdaki tedbir nafakasının boşanma ilamının kesinleşmesi ile yoksulluk nafakasına dönüşmesi de söz konusu değildir. Bu nafakanın hüküm altına alınmasından sonra boşanma ilamının kesinleşmesi ise tedbir nafakasına ilişkin anılan ilamı bertaraf etmez. Kaldı ki, bu davadan sonra açılan boşanma davası da reddedilmiştir.<br>O halde mahkemece, TMK&#8217;nun 197. maddesine göre ayrı yaşamakta haklılık nedenine dayanan tedbir nafakasının süresiz olduğu gözetilerek şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.<br>SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK&#8217;nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/taraflarin-kusur-durumu-hicbir-sekilde-tedbir-nafakasinin-takdirine-etkili-bir-unsur-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 11:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davası]]></category>
		<category><![CDATA[kusurlu eş yararına tedbir nafakası hükmedilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedbir nafakası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5748</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu         2017/2287 E.  ,  2019/627 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen &#8220;boşanma&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 14. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.12.2012 tarih ve 2011/985 E., 2012/876 K. sayılı karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.01.2014 tarih ve 2013/9275 E,. 2014/1437 K. sayılı... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/taraflarin-kusur-durumu-hicbir-sekilde-tedbir-nafakasinin-takdirine-etkili-bir-unsur-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hukuk Genel Kurulu         2017/2287 E.  ,  2019/627 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasında görülen &#8220;boşanma&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 14. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.12.2012 tarih ve 2011/985 E., 2012/876 K. sayılı karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.01.2014 tarih ve 2013/9275 E,. 2014/1437 K. sayılı kararı ile;<br />
&#8220;&#8230; 1-Davalı kadın süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesiyle; davacı koca aleyhine bu dava öncesinde Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 esasına kayıtlı boşanma davası açtığını, bu davanın derdest olduğunu belirterek her iki davanın birleştirilmesi talebinde bulunmuştur. Dosya içerisine getirtilen belgelerden her iki dava arasında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166. maddesinde belirtildiği şekilde hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında delillerin birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken davaların farklı hukuki sebeple açıldığından bahisle birleştirme talebinin reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.<br />
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.<br />
3-Kabule göre de; temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgelerden mahkemece verilen kesin süre dahilinde tanıklarının dinletilmesine ilişkin giderlerin davalı vekilince İstanbul 2 nolu mahkeme veznesi aracılığıyla yatırıldığı halde, tanık giderlerinin yatırılmadığından bahisle ve savunma hakkını kısıtlar şekilde davalı tanıkları dinlenilmeden işin esası hakkında karar verilmesi de doğru görülmemiştir,&#8230;.&#8221;<br />
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p>HUKUK GENEL KURULU KARARI</p>
<p>Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:<br />
Dava, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun (TMK) 166. maddesinin 4. fıkrasında yer alan fiili ayrılık sebebine dayalı boşanma istemine ilişkindir.<br />
Davacı vekili, davalının ilgisiz ve soğuk biri olduğunu, müvekkiline karşı kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin daha önce açtığı boşanma davasının reddedildiğini, ret kararının kesinleştiğini ve kesinleşme tarihinden sonra tarafların üç yılı aşkın bir süreden beri bir araya gelmediklerini ileri sürerek boşanma kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı vekili, eldeki davadan önce 17.10.2011 tarihinde Rize Aile Mahkemesinde davacı aleyhine şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma davası açtıklarını, eldeki dosya ile Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 E. sayılı dosyasında kayıtlı davanın konularının aynı olup birleştirilmesi gerektiğini, davacı tarafından açılan ve 2006 yılında reddedilen davanın kesinleşme tarihinden sonra tarafların bir araya gelmediklerini, davacının müvekkilini kendi annesi ile yaşamaya zorladığını, davacının annesinin de oğlunu müvekkiline karşı kötü muameleye zorladığını, en son kayınvalidesi tarafından evden kovulan müvekkilinin artık evliliğin devam etmeyeceğine inandığını belirterek davanın reddini savunmuş, aylık 500,00TL, tedbir ve yoksulluk nafakasına, 20.000,00TL maddi, 100.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesine, ziynet eşyalarının ve çeyiz eşyalarının aynen olmadığı takdirde bedelinin iadesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Mahkemece; taraflar arasında Eyüp 2. Aile Mahkemesi&#8217;nin 2008/232 Esas ve 2008/475 Karar sayılı dosyasında verilen ret kararın kesinleşmesinden sonra geçen üç yıllık süreye rağmen ortak yaşamın yeniden kurulamadığı gerekçesiyle tarafların TMK 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına, davalının kesin süreye rağmen tanıklarını dinletmediği ve talepleri yönünden iddiasını ispatlayamadığı belirtilerek yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat isteminin reddine, harcı karşılanmış bir dava olmadığından ziynet ve çeyiz eşyalarına yönelik dava konusunda ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.<br />
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.<br />
Yerel mahkemece; iş bu davanın TMK&#8217;nın 166/4. maddesine göre fiili ayrılığa dayalı açılmış bir dava olduğu, Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 Esas sayılı dosyasında görülen davanın ise TMK&#8217;nın 166/1-2. maddesinde belirtilen evlilik birliğinin temelinden sarsılma nedenine dayalı bir dava olduğu, bu sebeple birleştirilme talebinin yerinde olmadığı, Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 Esas sayılı dosyasında kadın yararına tedbir nafakasına karar verilmiş olduğu ve davalı tanıklarının dinlenilmesi için verilen kesin sürede masrafların karşılandığına dair makbuzun karar tarihi olan 11.12.2012 gününe kadar ibraz edilmeyerek karar sonrası temyiz dilekçesi ile birlikte sunulduğu, bu durumda ara kararının gereğinin yerine getirilmediği gerekçeleriyle önceki hükümde direnilmiştir.<br />
Direnme kararı davalı (kadın) vekilince temyiz edilmiştir.<br />
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 1-Davacı koca tarafından TMK&#8217;nın 166/son maddesine dayalı olarak 15.11.2011 tarihinde açılan eldeki boşanma davası ile daha önce davalı kadın tarafından 20.10.2011 tarihinde TMK&#8217;nın 166/1. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davasının, davalı kadının talebi olduğu da dikkate alındığında birleştirilmesinin gerekip gerekmediği,<br />
2- Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 Esas sayılı dosyasında &#8220;kadın&#8221; yararına tedbir nafakasına hükmedildiği dikkate alındığında eldeki davada davalı kadın yararına TMK&#8217;nın 169. maddesi uyarınca tedbir nafakasına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.<br />
I- Birinci bentte gösterilen uyuşmazlık yönünden yapılan temyiz incelemesinde;<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun (HMK) &#8220;davaların birleştirilmesi&#8221; başlıklı 166. maddesi;<br />
&#8220;(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.<br />
(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.<br />
(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.<br />
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır..&#8221; hükmünü içermektedir.<br />
Anılan madde hükmüne göre; kural olarak aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise, bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.<br />
Aynı maddenin 4. fıkrasında ise &#8221; bağlantı&#8221; kavramı açıklanmış olup; &#8220;davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır&#8221; denilmiştir.<br />
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı (kadın) vekilince Rize Aile Mahkemesinde davacı sıfatıyla 20.10.2011 tarihinde TMK&#8217;nın 166/1. maddesi uyarınca boşanma davası açıldığı, bu dava ile eldeki dava arasında irtibat bulunduğu belirtilmiştir. Dosya içindeki belgeler incelendiğinde kadın tarafından evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak açılan Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 E. sayılı boşanma dava dosyası ile (erkek) tarafından 15.11.2011 tarihinde açılan ve TMK&#8217;nın 166/4. maddesinde düzenlenen &#8220;fiili ayrılık sebebine&#8221; dayalı eldeki dava dosyasının davacı-davalı sıfatları farklı olmakla birlikte davalardan biri hakkında karar verilir ve kesinleşirse diğer davanın konusuz kalacağı açıktır. Bu haliyle iki dava arasında aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla, tarafların kusurlarının belirlenmesi ve bunun sonucu olarak boşanmanın ferilerinin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi amacıyla birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.<br />
O hâlde, söz konusu davalardan biri hakkında verilecek karar diğerini etkileyeceğinden ve iki davanın birlikte görülmesinde, gerek usûl ekonomisi ve gerekse birbirleriyle çelişkili kararların çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunduğundan her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmelidir.<br />
II- İkinci bentte gösterilen uyuşmazlık yönünden yapılan temyiz incelemesinde;<br />
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun (TMK) “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi:<br />
“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re&#8217;sen alır.” hükmünü içermektedir.<br />
Bu madde, yasal gerekçesinde de işaret olunduğu üzere, yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Medeni Kanunu’nun 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, mahiyeti itibariyle herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Böylece, öteden beri uygulanagelen bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri resen alması gerekir.<br />
Bu geçici önlemlerden birisi de boşanma ve ayrılık davası devam ettiği sürece maddi imkânları kısıtlı olan eşin bakım ve geçimine diğer eşin katkısını sağlayan tedbir nafakasıdır.<br />
Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.<br />
Dolayısıyla tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir.<br />
Boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Yine, her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hâl değildir. Ancak eşlerin ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir.<br />
TMK&#8217;nın 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer.<br />
Sayılan özellikleri itibari ile anılan madde hükmünün emredici bir hüküm olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenledir ki, somut olayda olduğu gibi taraflar arasında ayrı mahkemelerde yürüyen boşanma davalarının olması veya boşanma davasından bağımsız olarak ayrı yaşama olgusuna dayalı (TMK m. 197) açılan tedbir nafakası davasının bulunması, bu davaların her birinde geçici nitelikte olan, talep ve kusur şartlarına bağlı olmayan TMK&#8217;nın 169. maddesine dayalı tedbir nafakası hükmedilmesine engel değildir.<br />
Kural olarak her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Dolayısıyla hâkim, önüne gelen dosyada, tarafların ve çocukların gereksinimlerine bağlı olarak derdest olan diğer davaların akıbetine bağlı olmaksızın uygun bir nafakaya karar verecek, gerekli gördüğü takdirde bu nafakanın miktarında indirim ve artış da yapabilecektir.<br />
Hemen belirtilmelidir ki, birden fazla dosyada tedbir nafakasına hükmedilmesi hâlinde dahi tahsil edilecek nafaka miktarı tektir. Bu durumun karışıklığa sebebiyet vermemesi için hâkimin infazı kabil nitelikte hüküm kurması ve &#8220;tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla&#8221; ibaresinin hükümde yer alacak şekilde nafakaya hükmetmesi gerekmektedir.<br />
Açıklanan nedenlerle Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere ve Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 E. sayılı dosyasında hükmolunan 400,00TL tedbir nafakası ile tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde, kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmelidir.<br />
Bu durumda yerel mahkemenin tedbir nafakası yönelik direnme gerekçesi Özel Daire bozma kararında ve yukarıda belirtilen bu ilave gerekçe dikkate alındığında usul ve yasaya aykırıdır.<br />
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, tedbir nafakası konusunun Rize Aile Mahkemesi&#8217;nde karara bağlandığı, eldeki davada yeniden nafakaya hükmedilmesinin infazda sıkıntı doğuracağı, mahkemece bozma kararının birinci bendinde belirtildiği gibi birleştirme kararı verilmesi gerektiği ve birleştirme kararı ile kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının neticelerini doğuracağı, dolayısıyla TMK&#8217;nın 169. maddesi ile varılmak istenen sonuca ulaşılacağı, bu sebeple mahkemenin tedbir nafakasına yönelik direnme gerekçesinin bu yönüyle doğru olduğu görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.<br />
Diğer taraftan, gerekçeli karar başlığında dava tarihi 15.11.2011 yerine 18.03.2014 olarak gösterilmiş ise de bu yanlışlık mahallinde düzeltilebilir bir hata olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.<br />
Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br />
S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının;<br />
1) Yukarıda (I) numaralı bentte yer alan uyuşmazlık yönünden Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 23.05.2019 tarihinde oy birliği ile;<br />
2-Yukarıda (II) numaralı bentte yer alan uyuşmazlık yönünden Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;na eklenen &#8220;Geçici madde 3&#8221; atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 440-I. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30.05.2019 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.</p>
<p>KARŞI OY</p>
<p>Dava boşanmaya ilişkin olup, mahkemece verilen tarafların TMK’nın 166/son maddesi gereğince boşanmalarına, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair karar davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece “davalı kadın tarafından Rize Aile Mahkemesinde açılan 2011/325 esas sayılı davanın bu dava ile birleştirilmesi talebinin reddedilmesinin isabetsiz olduğu ve davalı kadın yararına uygun bir miktar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği” belirtilerek bozulmuş, mahkemece verilen direnme kararının davalı tarafça temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunda yapılan birinci görüşmede davaların birleştirilmesine dair Özel Daire bozmasının doğru olduğu oy birliği ile kabul edilerek bu konudaki direnme kararı bozulmuş, tedbir nafakası konusunda da ikinci görüşmede Özel Dairenin tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğine dair bozma kararının doğru olduğu kabul edilerek bu konudaki direnme kararı oy çokluğu ile bozulmuş olup, sayın çoğunluğun nafaka konusundaki bu görüşüne katılmıyorum.<br />
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi “Boşanma ve ayrılık davası açılınca hâkim davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır” hükmünü düzenlemiştir. Bu madde uyarınca hâkim boşanma davası açılması üzerine ihtiyacı olan taraf lehine re’sen tedbir nafakasına hükmedecektir.<br />
Somut olayda Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 esas sayılı davası &#8230; tarafından 20/10/2011 tarihinde açılmış ve davanın 06/09/2012 tarihli celsesinde davacı kadın lehine dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 400TL tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Direnme kararına konu olan bu dava ise &#8230; tarafından yaklaşık bir ay sonra 15/11/2011 tarihinde açılmıştır.<br />
Tarafları ve dava konusu aynı olan diğer davada dava tarihinden itibaren nafakaya hükmedilmiş olması karşısında, bu davada hükmedilecek olan bir nafakanın fiilen tahsil imkanı bulunmamaktadır. Zira nafaka hükmü kurulan dava önce açılan dava olduğu için 20/10/2011 tarihi öncesinde bir nafakaya hükmedilmesi mümkün değildir. Ayrıca mahkemece “tahsilde tekerrür olmamak üzere” olduğu belirtilerek nafaka hükmü kurulsa bile özellikle olayımızda olduğu gibi farklı yerlerde açılan davalarda her iki nafakaya ilişkin ara kararının da icra takibine konu edilmesi ve bunun sonucunda aynı dönem için iki ayrı kararın infazı ve iki nafakanın tahsilinin söz konusu olabildiği uygulamada oldukça sık karşılaşılan durumlardır.<br />
Kaldı ki; somut uyuşmazlıkta mahkeme birleştirme talebini reddetmiş ve bu konudaki Özel Daire bozma kararına karşı direnmiş olup, direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca dosyaya ilişkin birinci görüşmede bozulmuştur. Mahkemece Hukuk Genel Kurulu kararı gereği davaların birleştirilmesine karar verilecek olup, birleşecek olan Rize Aile Mahkemesinin 2011/325 esas sayılı davasında dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmiş olması karşısında, birleşecek olan direnme kararına konu bu davada hükmedilecek olan tedbir nafakasının fiilen tahsili mümkün olmadığı gibi uygulama bakımından da hiçbir hüküm de ifade etmeyeceğinden, bu konudaki direnme kararının doğru olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmıyorum.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
