<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bölge Adliye Mahkemesi Kararları &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/category/bolge-adliye-mahkemesi-kararlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Apr 2023 08:37:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>Bölge Adliye Mahkemesi Kararları &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İtiraz edilen kısma yönelik davalının borcu haricen ödediği ve alacaklı davacı vekili tarafından harici tahsil beyanında bulunulduğu, dosyanın infazen kapatıldığı anlaşıldığından dava konusuz kalmaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/itiraz-edilen-kisma-yonelik-davalinin-borcu-haricen-odedigi-ve-alacakli-davaci-vekili-tarafindan-harici-tahsil-beyaninda-bulunuldugu-dosyanin-infazen-kapatildigi-anlasildigindan-dava-konusuz-kalmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 08:37:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[davanın konusuz kalması]]></category>
		<category><![CDATA[faturaların defterlerde kayıtlı olmaması]]></category>
		<category><![CDATA[haricen tahsil]]></category>
		<category><![CDATA[tamir ve bakım hizmetinin verilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=10103</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2022/2383 KARAR NO: 2022/3040 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/06/2022 NUMARASI: 2019/625 E &#8211; 2022/663 K DAVANIN KONUSU: İtirazın... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/itiraz-edilen-kisma-yonelik-davalinin-borcu-haricen-odedigi-ve-alacakli-davaci-vekili-tarafindan-harici-tahsil-beyaninda-bulunuldugu-dosyanin-infazen-kapatildigi-anlasildigindan-dava-konusuz-kalmaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
İSTANBUL<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
3. HUKUK DAİRESİ<br />
ESAS NO: 2022/2383<br />
KARAR NO: 2022/3040<br />
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
K A R A R<br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ: 28/06/2022<br />
NUMARASI: 2019/625 E &#8211; 2022/663 K<br />
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br />
KARAR TARİHİ: 23/11/2022<br />
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından davalı firmaya ait araçların çeşitli tarihlerde tamir ve bakımının gerçekleştirildiğini, karşılığında keşide edilen faturalar neticesinde davalıdan 78.556,65 TL bakiye alacağının kaldığını, davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu &#8230; İcra Müdürlüğü&#8217;nün &#8230; E. sayılı icra dosyası ile yapılan icra takibinde borçlu tarafın borcun 35.000,00 TL&#8217;lik kısmını kabul ettiğini, ancak bakiye asıl alacak miktarına ve işlemiş faize itiraz edildiğini beyanla yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile itiraza uğrayan asıl alacak olan 43.556,07 TL yönünden itirazın iptali ile %20&#8217;sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı tarafça cevap ve delil dilekçesi sunulmamış, bilirkişi raporuna ilişkin itiraz dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.</p>
<p>Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın ticari defterlerine göre 25/07/2016 tarihi itibariyle 78556,07 TL davalının borçlu olduğu, takipten sonra 18/11/2016 tarihinde davalı tarafça yapılan havale nedeniyle davacının alacağının 43.556,07 TL olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya yaptığı 56617,77 TL&#8217;lik ödeme ile davacının davalıya kestiği 5621,10 TL&#8217;lik faturaların defterlerde kayıtlı olmadığı, söz konusu kayıtların davalı defterlerine işlenmesi halinde alacak ve borç miktarının aynı olduğu, ek raporda da davalının defterlerinde kayıtlı olmayan 5621,10 TL&#8217;lik faturalar bakımından tamir işlemleri ile ilgili yazışmaların davalının çalışanı tarafından verildiği ve davalı yetkilisinin haberdar edildiği, davalı tarafça bedellerin sigorta şirketinden alındığına ilişkin olarak yapılan itirazın dayanaklarının sunulmadığı, bu hali ile 43.556,07 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, davanın davalı tarafça inkar edildiğini, bilirkişi raporuna göre davalının yaptığı ödeme dikkate alındığında dava tarihi itibariyle 43.556,07 TL alacağının bulunduğu, davalının rapora karşı itirazlarına ilişkin olarak kayıt sunamadığı , alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle;</p>
<p>&#8220;Davanın kabulü ile,</p>
<p>1-İstanbul Anadolu &#8230; İcra Dairesi&#8217;nin &#8230; E. sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan kısmi itirazın asıl alacak yönünden iptali ile, takibin 43.556,07 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,</p>
<p>2-Davacının icra inkar tazminatının talebinin kabulü ile asıl alacak miktarı 43.556,07 TL&#8217;nin %20&#8217;si oranında belirlenecek olan tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine&#8221; karar verilmiş,</p>
<p>kararı davalı vekili istinaf etmekle Dairemizin 2018/401 E.2019/1358 K.ve 17/09/2019 tarihli ilamı ile, &#8221; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılarak yargılamada hiç toplanmadan ve hiç değerlendirilmeden karar verilmekle, iş emirleri incelenerek ve fatura kapsamları ile karşılaştırılarak uyumlu olup olmadığı, fatura konusu hizmetin verilip verilmediği, hangi hizmet için sigortadan tahsilat yapıldığı ve kayıtlara işlendiği konusunda uzman teknik, otomotiv ve makine bilirkişileri marifetiyle davaya konu olan araçla ilgili inceleme yapılarak elde edilecek sonuçların, tarafların ticari defterleri ile birlikte incelenmesiyle taraflar arasındaki ilişki uyarınca gerekli tamir ve bakım hizmetinin verilip verilmediği, verildi ise hizmet bedelinin ne olduğu tespit edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine&#8221; karar verilmiştir.</p>
<p>Devam eden yargılama bilirkişi kök ve ek raporların alındığı anlaşılmıştır. Mahkeme, hükme esas alınan kök ve ek rapora göre takip tarihi itibari ile davacının kendi defterlerine göre 78.556,07 TL alacaklı olduğu, davalının kendi defterlerine göre 94.552,74 TL borçlu olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın, davacı defterlerinde yer alan ancak davalı ticari defterlerinde yer almayan, 2013 yılından devreden 710,00 TL davacı taraftan alacak, 10.07.2014 tarihli tahsilat 225,00 TL, 10.06.2016 tarihli tahsilat 11.555,56 TL, 11.01.2016 tarihli tahsilat 5.179,60 TL, 10.02.0016 tarihli tahsilat 3.947,61 TL, 16.05.2016 tarihli 1.994,47 TL bedelli, 16.05.2016 tarihli 473,81 TL bedelli, 21.05.2016 tarihli 1.220,18 TL bedelli, 21.05.2016 tarihli 116,99 TL bedelli, 25.07.2016 tarihli 1.815,65 TL bedelli faturalardan kaynaklandığı, &#8230; numaralı 1.994,47 TL bedelli fatura için &#8230; numaralı iş emri, &#8230; numaralı fatura için &#8230; numaralı iş emri, &#8230; numaralı fatura için &#8230; numaralı iş emri, &#8230; numaralı fatura için &#8230; numaralı iş emri, &#8230; numaralı fatura için &#8230; numaralı iş emri açıldığı, iş emri ile yapılan tespitlerin fatura içeriği ile uyumlu olduğu, taraflar arasında mail yazışmaları yapıldığı, onarıma başlamadan önce davalı araç sahibi yetkililerinden onay alındığı, davacının söz konusu faturalara konu hizmeti verdiğini ispatladığı, davacının 03/07/2014 tarihli fatura için 225,00 TL, 22/05/2015 tarihli fatura için 11.555,56 TL, 17/12/2015 tarihli fatura için 5.179,60 TL, 25/01/2016 tarihli fatura için 3.947,61 TL olmak üzere toplam 20.907,77 TL tahsilat yaptığı, ödemeleri defterlerine kaydettiği ve davalıdan olan alacağından düştüğü, ancak söz konusu faturalarda belirtilen KDV tutarının tahsil edilmediği, KDV tutarının tahsil edildiğine dair delilin dosyaya sunulmadığı, buna göre davalının 94.552,74 TL olan borcuna, iş emirleri ile uygunluğu tespit edilen 5 adet fatura için toplam 5.621,10 TL eklenip, 20.907,77 TL davacı tarafından yapılan tahsilat ve 2013 yılından devreden 710,00 TL davacı taraftan olan alacak bakiyesi düşüldüğünde, davalı tarafın davacı tarafa 78.556,07 TL borçlu olduğu, davalı tarafından yapılan icra takibine itiraz dilekçesinde 35.000,00 TL borçlu olduğu kabul edildiği, 35.000,00 TL&#8217;nin mahsubundan sonra davalının 43.556,07 TL borçlu olduğu dolayısıyla davacının asıl alacak iddiasını ispatladığı,alacağın likit olduğu gerekçesiyle; &#8220;Davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu &#8230;icra müdürlüğünün &#8230; esas sayılı dosyasında yaptığı kısmi itirazın asıl alacak yönünden iptali ile takibin 43.556,07 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,alacak likit olmakla kabul edilen 43.556,07 TL&#8217;nin %20&#8217;si oranında belirlenen 8.711,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine&#8221; karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;82.038,72TL&#8217;lik icra takibine kısmi itiraz edilmiş olup 35.000TL&#8217;lik asıl borç miktarının kabul edildiğini,davacı tarafından talep edilen 47.038,72 TL alacağın hiçbir dayanağı olmayıp bu hususlar değerlendirilmeden verilen karar kabul edilemez olduğunu,ayrıca, davaya konu itiraz edilen İstanbul Anadolu &#8230; İcra Müdürlüğü&#8217;nün &#8230; E. sayılı icra dosyası davacı-alacaklı tarafından haricen tahsil talebi ile kapatılmış olup davanın açıkça konusuz kaldığını,buna rağmen yerel mahkeme tarafından davanın konusuz kalması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esas inceleme ile davanın kabulü yönünde karar verilmemesi gerektiğini,davacı- alacaklı vekili tarafından ilgili icra dosyasına 03.08.2018 tarihinde &#8220;Borçludan alacağımızı tahsil etmiş olmak ile birlikte borçlu aleyhine konulan tüm hacizlerin fekki ile dosyanın infazen kapatılması&#8221; yönünde haricen tahsil bildiriminde bulunulduğunu ve ilgili icra dosyasının 10/08/2018 tarihinde haricen tahsil ile kapatıldığını, davanın konusuz kaldığını,eksik inceleme ile karar verildiğini,bilirkişi raporlarına itirazları bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalının istinaf talebinin reddini istemiş,harici tahsilata ilişkin beyanda bulunmamıştır. 6100 sayılı HMK&#8217;nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava araç tamir ve bakım faturalarının tahsiline yönelik yapılan takibe karşı kısmi itiraza ilişkin itirazın iptali ve icra inkar tazminatına yöneliktir. Dairemizin iade kararı sonrası gerekli bilirkişi incelemelerinin yapıldığı ve davacı alacağının itiraz edilen kısmına ilişkin 43.556,07 TL olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporlarının taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalının icra takip dosyasındaki harici tahsilat iddiası yönünden mahkemece değerlendirme yapılmamıştır.</p>
<p>Davacının icra dosyasından hangi tarihte harici tahsilat yaptığı ve dosyanın hangi tarihte işlemden kaldırıldığı incelenmeden hüküm kurulmuştur. Bu doğrultuda istinaf incelemesi sırasında ilgili icra müdürlüğünden davaya konu dosya yönünden davacı alacaklı vekilinin harici tahsil beyanı olup olmadığı sorulmuştur. İstanbul Anadolu &#8230; İcra Müdürlüğünün &#8230; sayılı dosyasından verilen 23/11/2022 tarihli müzekkere cevabında,belirtilen dosyanın 10/08/2018 tarihinde haricen tahsil ile kapatıldığı bildirilerek,alacaklı vekilinin harici tahsil,hacizlerin fekki ve dosyanın infazen kapatılması talepli 03/08/2018 tarihli dilekçe örneğinin gönderildiği görülmüştür. Bu durumda itirazın iptaline dair davanın 11/10/2016 tarihinde açıldığı,itiraz edilen kısma yönelik davalının borcu haricen ödediği ve alacaklı davacı vekili tarafından harici tahsil beyanında bulunulduğu,dosyanın infazen kapatıldığı anlaşılmakla,davanın konusunun kalmadığı,alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı,ancak davalının davaya sebebiyet verdiği,yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu anlaşılmakla, mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararı usul ve hukuka uygun bulunmamıştır. O halde davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1b-2.madde gereği kaldırılarak &#8220;Davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına,icra inkar tazminatı talebinin reddine&#8221; dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br />
K A R A R:</p>
<p>Yukarıda açıklanan nedenlerle;</p>
<p>Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında;</p>
<p>1-Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,</p>
<p>2-Davacının icra inkar tazminat talebinin reddine,</p>
<p>3-Alınması gerekli 80,70 karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 333,64-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 252,94 TL&#8217;nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,</p>
<p>4- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,</p>
<p>5-Davacı tarafından yapılan 3.565,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,</p>
<p>6-Taraflarca yatırılan bakiye gider/delil avansının kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde taraflara iadesine,İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davalının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 151,50 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/11/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasa değişikliklerinde dahi ayrı ve açık bir geçiş hükmü yoksa mahkemeler görevsizlik kararı vererek ellerinde derdest bulunan dosyaları yeni kurulan mahkemeye gönderemezler; bunlara bakıp sonuçlandırmak zorundadırlar.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/yasa-degisikliklerinde-dahi-ayri-ve-acik-bir-gecis-hukmu-yoksa-mahkemeler-gorevsizlik-karari-vererek-ellerinde-derdest-bulunan-dosyalari-yeni-kurulan-mahkemeye-gonderemezler-bunlara-bakip-sonuclandir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 11:05:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=10092</guid>

					<description><![CDATA[T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/yasa-degisikliklerinde-dahi-ayri-ve-acik-bir-gecis-hukmu-yoksa-mahkemeler-gorevsizlik-karari-vererek-ellerinde-derdest-bulunan-dosyalari-yeni-kurulan-mahkemeye-gonderemezler-bunlara-bakip-sonuclandir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
ANTALYA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
5. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</p>
<p>İNCELENEN KARARIN;<br />
MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ:26/01/2022<br />
MAHKEMESİ:ALANYA 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)<br />
TARİHİ:09/09/2021<br />
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br />
İSTİNAF KARAR TARİHİ:04/04/2022<br />
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:04/04/2022</p>
<p>Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil eden kurum yetkililerinin yaptığı incelemeler neticesinde davalıya ait ticarethane olarak kullanılan &#8230;. Mah. &#8230;. Sk. No:&#8230;. &#8230;. Apt. &#8230;./Antalya adresinde yapılan inceleme neticesinde davalının abonelik işlemi tesis etmeden elektrik kullandığının tespit edildiğini, işbu kaçak kullanım neticesinde müvekkil şirket yetkililerinin 09/12/2020 tarih ve &#8230;. seri nolu Kaçak/Usulsüz Elektrik Tespit Tutanağı tanzim ettiklerini ve &#8230; numaralı tüketim noktasına Dağıtım Bağlantı Anlaşması olmadan kaçak elektrik kullanım sebebi ile &#8230;. seri numaralı sayaca tanzim edilen 09/12/2020 tarih &#8230;. seri numaralı kaçak tespit tutanağına yapılan kaçak tahakkuk, 10/12/2019 ile 09-12-2020 tarihleri arasında 365 gün 3302.800 kwh endeks üzerinden 2. kaçağın 6.597,68 TL olarak hesaplandığını, ayrıca kurum tarafından teknik inceleme neticesinde düzenlenen Sayaç Ayar Servisi İnceleme Raporu&#8217;nda sayacın çalışmasının normal olduğunun tespit edildiğini, &#8230;. seri numaralı kaçak tutanağına ait vekil eden kuruma yapılan kaçak itiraz başvurusu bulunmadığını, ilgili tüketicinin &#8230; numaralı tüketim noktasında 04.10.2019 tarih &#8230;. seri numaralı kesilen elektriği açmaktan mükerrer kaçağı bulunduğunu belirterek; Alanya İcra Müdürlüğü’nün &#8230;. Esas sayılı dosyadaki 6.597,68 TL asıl alacağın ve bu alacağın gecikme zammı 28,15 ve gecikme zammı KDV&#8217;si 5,07 TL olmak üzere toplamda 6.630,90 TL tutarındaki alacağa yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacağa tutanak tarihi olan 09/12/2020 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesini, İ.İ.K’nın 67/2 maddesi gereğince borçlunun asıl alacağın %20 oranından aşağı olmamak üzere İcra İnkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava ettiği, yapılan yargılama sonucunda Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) &#8230;. esas &#8230;.karar ve 09/09/2021 tarihli kararıyla davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatiyle görevsizlik kararı verildiği, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi ise &#8230;. esas &#8230;.karar ve 26/01/2022 tarihli kararıyla davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğu kanaatiyle karşı görevsizlik kararı verildiği, her iki mahkeme arasında görev uyuşmazlığının doğduğu, sorunun merci tayini yoluyla çözülebileceği tespit edilmiştir.</p>
<p>Delillerin Değerlendirilmesi İle Hukuki Sebepler ve Gerekçe:<br />
Dava, İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) istemine ilişkindir.<br />
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu&#8217;nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararında; Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Antalya ilinin mülki sınırları (Alanya ve Manavgat Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevreleri hariç) belirlenmesine işbu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) &#8230; esas &#8230;. karar ve 09/09/2021 tarihli ilamında ise yukarıda açıklanan karar uyarınca görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>6100 sayılı HMK’nın 1.maddesinde mahkemelerin görevlerinin ancak kanunla düzenleneceği, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde ise ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde ise, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyeceği düzenlendiğinden yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin esasının görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Dava açmanın maddi hukuk ve yargılama hukuku bakımından birtakım sonuçları vardır. Dava açmanın yargılama hukukuna ilişkin en önemli sonuçlarından biri davanın açılması anında görevli ve yetkili olan mahkemenin artık sabit hale gelmesidir (perpetuatio fori). Bu ilkeye göre sonradan ortaya çıkan değişiklikler görevi ve yetkiyi etkilemez. Bu çerçevede ortaya çıkan ikinci önemli sonuç da mahkemenin davayı inceleme zorunluluğunun doğmasıdır. Nitekim yasa değişikliklerinde dahi ayrı ve açık bir geçiş hükmü yoksa mahkemeler görevsizlik kararı vererek ellerinde derdest bulunan dosyaları yeni kurulan mahkemeye gönderemezler; bunlara bakıp sonuçlandırmak zorundadırlar.</p>
<p>Yukarıda açıklanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında, yargı çevresinin belirlenmesine ilişkin kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, görülmekte olan davaların devri ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, söz konusu genel kurul kararının görülmekte olan davaların da devredilmesi gerektiği şeklinde yorumlanarak kapsamının genişletilemeyeceği, 01/09/2021 tarihinden önce açılan eldeki davada görevli ve yetkili mahkemenin Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğu anlaşıldığından Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) &#8230;. esas &#8230;.karar ve 09/09/2021 tarihli görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.</p>
<p>Açıklanan nedenlerle davaya Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerekirken Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) &#8230; esas &#8230;.karar ve 09/09/2021 tarihli görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş aşağıda hüküm tesis olunmuştur.<br />
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br />
1-Davaya Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) bakılması gerekirken Alanya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, HMK&#8217;nın 353/1-a, 353/3 maddeleri gereğince, Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) &#8230;. esas &#8230;.karar ve 09/09/2021 tarihli görevsizlik kararının KALDIRILMASINA,<br />
2-Yargı yeri olarak Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olarak belirlenmesine,<br />
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;ne (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmek üzere Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne iadesine dosya üzerinden oy birliği ile KESİN olmak üzere karar verildi.04/04/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gabin hukuksal nedenine dayanan fark tazminatı talebine ilişkin davada, müzayaka halinde ibraname imzaladığını iddia eden davacı tarafın bu durumda olup olmadığının, somut deliller ve ayrıntılı incelemeyle tespiti gereklidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/gabin-hukuksal-nedenine-dayanan-fark-tazminati-talebine-iliskin-davada-muzayaka-halinde-ibraname-imzaladigini-iddia-eden-davaci-tarafin-bu-durumda-olup-olmadiginin-somut-deliller-ve-ayrintili-incele/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 09:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[gabin]]></category>
		<category><![CDATA[irade özerkliği ve sözleşme serbestisi]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık]]></category>
		<category><![CDATA[müzayaka hali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=10005</guid>

					<description><![CDATA[ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2020/887 KARAR NO : 2022/1152 KARAR TARİHİ : 17/10/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/gabin-hukuksal-nedenine-dayanan-fark-tazminati-talebine-iliskin-davada-muzayaka-halinde-ibraname-imzaladigini-iddia-eden-davaci-tarafin-bu-durumda-olup-olmadiginin-somut-deliller-ve-ayrintili-incele/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ADANA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
9. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DOSYA NO : 2020/887<br />
KARAR NO : 2022/1152<br />
KARAR TARİHİ : 17/10/2022</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</p>
<p>BAŞKAN : &#8230;<br />
ÜYE : &#8230;<br />
ÜYE : &#8230;<br />
KATİP : &#8230;</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 29/11/2019<br />
NUMARASI : 2017/&#8230; ESAS-2019/&#8230; KARAR<br />
DAVACI : &#8230;<br />
VEKİLLERİ : Av. &#8230;<br />
Av. &#8230;<br />
DAVALI : &#8230; SİGORTA A.Ş<br />
VEKİLLERİ : Av. &#8230;<br />
Av. O&#8230;<br />
DAVA : Tazminat (Yangın Sigorta Poliçesinden Kaynaklı)</p>
<p>İSTİNAF KARARININ<br />
KARAR TARİHİ : 17/10/2022<br />
YAZIM TARİHİ : &#8230;</p>
<p>Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 29/11/2019 tarih ve 2017/&#8230; Esas, 2019/&#8230; Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;</p>
<p>İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ :</p>
<p>Davacı dava dilekçesi ile; müvekkiline ait imalat dükkanında 07/07/2016 tarihinde yangın olayının gerçekleştiğini, yangın olayının davalı sigortaya 08/07/2016 tarihinde ihbar edildiğini ve sigorta tarafından incelemelerin yapıldığını, 19/08/2016 tarihinde zarar mutabakatnamesinin müvekkilinin yanıltılarak imzalattırıldığını, 28/09/2016 tarihinde yangın hasar ekspertiz raporunda zararın 430.000,00.TL olarak hesaplandığını, 14/10/2016 tarihinde yine müvekkilinin yanıltılarak ibraname imzalandığını, ibraname ile 01/09/2016 tarihinde 75.000,00.TL, 19/10/2016 tarihinde 355.000,00.TL ödeme yapıldığını, 19/08/2016 tarihli zarar mutabakatnamesi ile bağlı olmadıklarını, davalı sigorta şirketinin müvekkilini hataya düşürmeye yönelik hareketleri neticesinde bu belgenin imzalandığını, 28/09/2016 tarihli yangın hasar ekspertiz raporunun gerçeği yansıtmadığını, 14/10/2016 tarihli yangın tazminat makbuzu ve ibranemesinin de hukuken geçerli olmadığını, yangın olayının meydana gelmesi ile müvekkilinin iflas aşamasına geldiğini ve borç batağına saplandığını, müvekkilinin zor durumda olması ve bilgisizliği ile sözleşme yapıldığını, ancak yapılan bu sözleşmede açık bir oransızlık bulunduğunu, müvekkilinin zararının ödenmesinin gerektiğini, gerçek zararın yaklaşık olarak 808.750,00.TL civarı olan müvekkilinin zararının tespit edilerek taraflarına ödenen 430.000,00.TL bedelin düşüldükten sonra kalan 278.750,00.TL&#8217;nin 07/07/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin ünvan değişikliği ve şirket ünvanının &#8230; Sigorta A.Ş. olarak tescilinin &#8230;Gazetesi&#8217;nin 15/03/2017 tarih ve &#8230; sayılı sayısında yayımlandığını, davaya konu hasarla ilgili müvekkili şirketin sigorta poliçesi gereğince sorumlu bulunup bulunmadığını ve hasar miktarını belirlemek amacıyla ekpertiz çalışmaları yaptığını, ekpertiz raporuna göre davacının gerçek zararının karşılandığını, bu rakamın davacının iddia ettiği kadar olmadığını, müvekkili şirketin hasarın tamamını giderdiğini, davadan önce hasarın teminat kapsamında olan kısmını toplamda 430.000,00.TL olarak ödediğini, müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.</p>
<p>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :</p>
<p>Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 29/11/2019 tarih ve 2017/&#8230; Esas, 2019/&#8230; Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu, alınan tanık beyanları, tarafların iddia ve savunmaları ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı tarafından iş yerinde 07/07/2016 tarihinde meydana gelen yangından kaynaklı davalı sigorta şirketi tarafından 19/08/2016 tarihli zarar mutabakatnamesinin imzalatıldığı, 28/09/2016 tarihindeki ekspertiz raporuna göre müvekkilinin tespit edilen zararının 430.000,00.TL olarak hesaplandığı, 14/10/2016 tarihinde müvekkilinin yanıltılarak ibraname imzalandığı, bu ibraname ile 01/09/2016 tarihinde 75.000,00.TL, 19/10/2016 tarihinde 355.000,00.TL ödeme yapıldığı, zarar mutabakatnamesi ile müvekkilinin hataya düşürülmesi nedeniyle bağlı olmadıkları ve müvekkilinin iradesinin aldatma ile sakatlandığı belirtilerek gerçek zararının tespit edilerek davalıdan tahsili için dava açıldığı, davacı şirket tarafından alacağın temlik alan davacıya temlik edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eksik ödenen hasar bedeli ile davacının mutabakatnameyi imzalaması sırasında hataya düşürülüp düşürülmediği noktasında olduğu, temlik eden &#8230; şirketinin 14/10/2016 günlü ibraname ile iş yerinde 07/06/2016 tarihinde meydana gelen yangın sonucu sigortalı kıymetlerinin tamamında hasarlar meydana geldiği, hasarla ilgili olarak görevli eksper ve bilirkişilerce tespit edilen ve karşılıklı yazılı olarak mutabık kalınan toplam hasar bedelinden 01/09/2016 tarihlerinde taraflarına yapılan 75.000,00.TL tutarındaki avans ödemesi mahsup edilmek suretiyle kalan toplam hasar tazminat bakiyesi olan 355.000,00.TL tutarındaki hasar tazminatını Işık sigortadan nakden ve tamamen aldığını ve ibra ettiğini belirttiği, dava dilekçesi ile ekspertiz raporunun sonradan hazırlandığı ve müvekkiline gönderilmediği belirtilmekle birlikte ibranamenin içeriğinde eksper ve bilirkişilerce tespit edilen ifadesinin yer alması nedeniyle davacı tarafın eksper raporunun taraflarına gönderilmediği savunmasının yerinde görülmediği, dinlenen davacı tanıklarından &#8230;&#8217;nun ibraname imzalanırken yanlarında olmadığını belirttiği, görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, diğer tanık &#8230;&#8217; in alınan ifadesinde ibraname imzalanırken zorlandığını belirtmekle birlikte ifadede belirtilen hususların tehdit niteliğinde bulunmadığı, temlik eden sigortalı şirketin tacir olması nedeniyle basiretli tacir olarak hareket etmesi gerektiği, ticari defter ve kayıtlarına göre ticari işletmesinde meydana geldiği zararın miktarını belirleyebilecek durumda olup, ibranamede eksper raporundan da bahsedilmesi ve sigorta eksper raporunda sigortalının iş yerindeki hasarın 07/07/2016 tarihi itibariyle muhasebe kaydına göre 850.000,00.TL olduğunun beyan edildiği, envanterdeki emtiaların geneli üzerinden ortalama %10 oranında sayım farkı ve listedeki tüm emtiaların toplam bedeli üzerinden %35 oranında toplu alım ve peşin ödeme iskontosu ile metal ürünlerin hurda sovtaj değeri tenzil edilerek zarar hesaplandığı, sigorta hasar dosyasında yer alan davacının 19/08/2016 tarihinde sigorta şirketine başvuru dilekçesinde, toplam zararının 430.000,00.TL olduğunu belirttiği, temlik eden sigortalı şirketin ibraname imzalamadan önce zarar miktarını belirleyebilir kapsamda olmasına rağmen ibranameyi imzaladığı, davacı tarafından açılan davada T.B.K nun 28. Maddesi kapsamında düzenlenen aşırı yararlanma hükümlerine dayanılmayarak zararın tamamının karşılanmadığını belirterek bakiye tazminat talebinde bulunulduğu, belirtilen gerekçelerle davalı sigortasının borcu söndüren sebeplerden olan ödeme ve ibraname uyarınca davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>
<p>DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :</p>
<p>Davacı vekili istinaf talebi ile; mahkemece davanın reddine dair verilen kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini şöyle ki, müvekkilinin davalı sigorta şirketi tarafından aldatıldığını, 19/08/2016 tarihinde imzalanan zararın mutabakatnamesinin hukuken geçersiz olup müvekkilinin işbu mutabakatname ile bağlı olmadığını, müvekkilinin zor durumda kalmasından faydalanmak suretiyle 14/10/2016 ibra sözleşmesi yapıldığını, TBK 28/1 hükmü gereğince edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkına sahip olduğunu, dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları ile de bu konuda haklılığın ortaya çıktığını, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin olaydan dolayı zor durumda kaldığını, sigorta şirketinin müvekkilinin bu durumdan faydalanmaya çalışarak olayın şokunun etkisinden yararlanmak suretiyle ibraname imzalatıldığını, davalı şirketçe hazırlattırılan 28/09/2016 tarihli yangın hasar ekspertiz raporunun gerçeği yansıtmadığını, raporun hazırlanırken gerçek zarar bedelinin yansıtılmadığı gibi zarara KDV de dahil edilmediğini, müvekkilinin işyerinde 07/07/2016 tarihinde yangın çıktığı ve 08/07/2016 tarihinde sigortacı şirkete yangın ihbar edildiğini, bu nedenle 08/07/2016 ihbar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davalı tarafın hiç duruşmaya katılmadığını, mazeretlerini bile belgelendirmediklerini, buna rağmen davalı lehine 27.296,56.TL vekalet ücretine hükmedildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br />
DELİLLER :<br />
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 2017/&#8230; Esas, 2019/&#8230; Karar sayılı dosyası.</p>
<p>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :</p>
<p>Dava hukuki niteliği itibarıyla &#8220;Tazminat (Yangın Sigorta Poliçesinden Kaynaklı)&#8221; talebine ilişkindir.<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının dükkanında 07.07.2016 yılında yangın çıktığını, 28/09/2016 tarihinde yangın hasar ekspertiz raporunda zararın 430.000,00.TL olarak hesaplandığını, 14/10/2016 tarihinde müvekkilinin yanıltılarak ibraname imzalandığını, ibraname ile 01/09/2016 tarihinde 75.000,00.TL, 19/10/2016 tarihinde 355.000,00.TL ödeme yapıldığını, 19/08/2016 tarihli zarar mutabakatnamesi ile bağlı olmadıklarını, davalı sigorta şirketinin müvekkilini hataya düşürmeye yönelik hareketleri neticesinde bu belgenin imzalandığını, 28/09/2016 tarihli yangın hasar ekspertiz raporunun gerçeği yansıtmadığını, 14/10/2016 tarihli yangın tazminat makbuzu ve ibranemesinin de hukuken geçerli olmadığını, yangın olayının meydana gelmesi ile müvekkilinin iflas aşamasına geldiğini ve borç batağına saplandığını, müvekkilinin zor durumda olması ve bilgisizliği ile sözleşme yapıldığını, ancak yapılan bu sözleşmede açık bir oransızlık bulunduğunu, müvekkilinin zararının ödenmesinin gerektiğini, gerçek zararın yaklaşık olarak 808.750,00.TL civarı olan müvekkilinin zararının tespit edilerek taraflarına ödenen 430.000,00.TL bedelin düşüldükten sonra kalan 278.750,00.TL&#8217;nin 07/07/2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı vekili davanın reddini savunmuş olup, ilk derece mahkemesince yapılan açık yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.</p>
<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 28. (818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 21.) maddesinde aşırı yararlanma (gabin) düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında &#8220;bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir&#8221; denilmek suretiyle, gabinin unsurları ile sonuçları hüküm altına alınmış. Bu hükümden anlaşılacağı üzere gabinin biri objektif, diğeri de subjektif iki unsuru bulunmaktadır. Objektif unsur, karşılıklı edimler arasındaki açık değer farkı olup, subjektif unsur ise, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanma halidir. Somut olayda bu zor durumda kalma hali esas itibarıyla ciddi bir mali sıkıntı halini ifade etmektedir.<br />
Gabin hukuksal nedenine dayanan fark tazminatı talebine ilişkin davada, müzayaka halinde ibraname imzaladığını iddia eden davacı tarafın bu durumda olup olmadığının, somut deliller ve ayrıntılı incelemeyle tespiti gereklidir.<br />
Davacı taraf, söz konusu hasar nedeniyle borç batağına saplandığını ve iflas aşamasına geldiğini yapılan ödemeyi mutabakatname imzalayarak kabul ettiği gerekçesiyle müzayaka halinde olduğunu iddia etmiştir.</p>
<p>Kural olarak irade özerkliği ve sözleşme serbestisi içinde imzalandığı kabul edilmesi gereken ibranamelerin, müzayaka halinde imzalandığı iddiası ile geçersiz kılınmak istendiği; bu biçimde geçersizliği sağlayarak bunun sonuçlarından yararlanacak olan ve istisnai bir yol olan gabinin hukuksal sonuçlarından yararlanmak isteyen davacı taraf iddiasının doğru olup olmadığının araştırılması gerektiği açıktır.</p>
<p>Bu nedenle de mahkemece; davacıya zor durumda(müzayaka) kalma halinde olduğuna ilişkin delilleri sorulup, davaya konu yangın olayının meydana geldiği 2016 yılından önceye dönük yakın yıllardaki davacının mali durumunun, ticari defter ve kayıtları ile muhasebe belgeleri üzerinden yapılacak incelemeyle saptanması; bu konuda uzman mali müşavir bilirkişi heyetinden, davacının yangın hasarından önceki yakın yıllara ait işletme kar ve zararı, şirket özkaynakları, davacının hasar tarihinde mevcut borç-alacak miktarları konularında ayrıntılı rapor alınması; davacının hasar tarihinden önceki mali durumuna göre, yangından kaynaklanan hasarı bertaraf etme konusunda yeterli özkaynağı olup olmadığının detaylıca irdelenmesi, bu husustaki taraf delillerinin toplanması ile gabinin subjektif unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; tüm deliller toplanmadan karar verilmesi doğru değildir. ( Yargıtay 17.HD&#8217;sinin 2016/11453-2019/9478, 2016/14196-2018/1061 EK sayılı kararları bu mahiyettedir.)<br />
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, yukarıda açıklandığı üzere davacı vekilinin tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür.</p>
<p>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :<br />
1)-Davacı vekili tarafından Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 29/11/2019 tarih ve 2017/&#8230; Esas, 2019/&#8230; Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin KABULÜNE,<br />
2)-Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 29/11/2019 tarih ve 2017/&#8230; Esas, 2019/&#8230; Karar sayılı kararının HMK.&#8217;nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br />
3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;ne GÖNDERİLMESİNE,<br />
4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 54,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,<br />
5)-İstinaf eden davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,<br />
6)-6100 Sayılı HMK&#8217;nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi&#8217;ne İADESİNE,<br />
7)-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br />
8)-6100 sayılı HMK&#8217;nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br />
Dair, 6100 sayılı HMK&#8217;nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 17/10/2022 tarihinde karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Whatsapp yazışmalarına ait belgeler, delil başlangıcı kabul edilerek uyuşmazlığa ve ihtilaf konusu olan faturalara yönelik tanıklar dinlenilerek karar verilmesi gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/whatsapp-yazismalarina-ait-belgeler-delil-baslangici-kabul-edilerek-uyusmazliga-ve-ihtilaf-konusu-olan-faturalara-yonelik-taniklar-dinlenilerek-karar-verilmesi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 08:59:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[mesajın belge niteliğinde olması]]></category>
		<category><![CDATA[teslim olgusuna yönelik yazılı belge]]></category>
		<category><![CDATA[Whatsapp yazışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı delil başlangıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=10001</guid>

					<description><![CDATA[SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1003 KARAR NO : 2022/605 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :&#8230; (&#8230;) ÜYE :&#8230; (&#8230;) ÜYE :&#8230; (&#8230;) KATİP :&#8230;... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/whatsapp-yazismalarina-ait-belgeler-delil-baslangici-kabul-edilerek-uyusmazliga-ve-ihtilaf-konusu-olan-faturalara-yonelik-taniklar-dinlenilerek-karar-verilmesi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SAKARYA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
7. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DOSYA NO : 2021/1003<br />
KARAR NO : 2022/605</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
İ S T İ N A F K A R A R I</p>
<p>BAŞKAN :&#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE :&#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE :&#8230; (&#8230;)<br />
KATİP :&#8230; (&#8230;)</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ :23/11/2020<br />
NUMARASI :2018/654 Esas &#8211; 2020/696 Karar</p>
<p>DAVACI :EBAT METAL TİC. VE NAKLİYAT LTD. ŞTİ. &#8211; İçmeler Mah. Yılmaz Sok. No:1/13 Tuzla/İSTANBUL<br />
VEKİLİ :Av. &#8230; &#8211; &#8230;.<br />
DAVALI :VERA ISITMA ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. &#8211; Beylikbağı Mah. 324 Sok. No:5 Gebze/KOCAELİ<br />
VEKİLİ :Av. &#8230; &#8230;&#8230;<br />
DAVA :İtirazın İptali<br />
DAVA TARİHİ :17/08/2018</p>
<p>KARAR TARİHİ :21/03/2022<br />
KR. YAZIM TARİHİ :07/04/2022<br />
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK&#8217;nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br />
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin İstanbul ilinde uzun yıllar sanayi kuruluşlarında ve fabrikalarda metal malzeme temini alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı borçlu şirket ile de uzun yıllar bu hususta ticaretlerinin devam ettiğini, davalı borçlu şirketin son zamanlarda siparişini verip teslim aldığı malzemenin bedelini ödemekte güçlük çekmesi nedeniyle bir süre davacı şirket tarafından idare edildiğini, önceki ticaretleri dikkate alınarak durumunun çözüleceği ve davalının borçlarını ödeyeceği düşünülerek ticarete devam ettiğini, davacının 30/05/2018 tarihine gelindiğinde artık davalıya vadeli malzeme verilmeyeceğini, bedeli peşin ya da çek- senet gibi ödeme araçlarının kendisine teslimi ile çalışabileceğini ifade ettiğini ve bu tarihten sonra tarafların bu şekilde çalışmaya başladığını, davalının birikmiş borcunu ödeme konusunda gayret göstermemesi üzerine tarafların 27/06/2018 tarihinde yaptıkları hesaplaşma sonucunda davalının peşin çalışmaya başladığı 30/05/2018 tarihi itibariyle davacı şirkete 790.139,19-TL borcunun bulunduğunun mutabakat altına alındığını, davalının beyan ettiği süre içerisinde ödeme yapmaması üzerine davacı, davalı şirket yetkilisi &#8230; ile görüşmek için iş yerine gittiğinde şirket muhasebe görevlileri, avukatları ve ortaklarının şirketin devri, bazı ortakların ayrılması gibi konularda toplantı halinde olduklarını tespit ettiklerini, davalının Gebze 4. İcra Dairesinin 2018/41431 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine de itirazda bulunduğunu, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 oranında icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirketin uzun yıllar ticaret yaptığını, 30/05/2018 tarihi itibariyle 790.139,19-TL borçlu olduğunun doğru olduğunu, davacının 30/05/2018 tarihinden sonrada ticaretin devam ettiğini bu tarihlerden sonra gönderilen paranın sonradan alınan malların ücretleri olduğunu, eskiye dayalı ödeme olmadığını iddia ettiğini, borcu olan bir insanın borcu dururken mal alıp peşin ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ile 30/05/2018 tarihinden sonra da ticari ilişkinin devam ettiğini, fakat bu ticari ilişkide davacının iddia ettiği kadar mal alınmadığını, davalının bugünkü tarih itibari ile davacıya 207.814,52-TL borcu bulunduğunu, taraflarınca gerek ihtiyati hacze gerekse icra takibine itiraz edilmesinin sebebinin davacının 30.05.2018 tarihli mutabakata göre o tarih itibarı ile alacak talep edilmesinden dolayı olduğunu, davacının iddia ettiği kadar mal alınmadığını. davalı şirketin davacıdan almış olduğu mal karşılığı ödemelerini yapmış olduğunu, bakiye 207.814,52-TL borcu bulunduğunu, bu borcun da icra takibinde talep edilen dönem ile ilgili olmadığını, defterler üzerinde yapılacak inceleme sonucunda bunun ortaya çıkacağını beyanla davanın reddi ile davacının %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir</p>
<p>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:</p>
<p>İlk derece mahkemesince; &#8220;&#8230; Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, Davalı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2018/41431 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 207.814,52.-TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan, hüküm altına alınan alacağın %20&#8217;si olan 41.562,90.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Davacı alacaklının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine &#8230;&#8221; şeklinde hüküm kurulmuştur.<br />
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.</p>
<p>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:</p>
<p>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından, dava dilekçesinde tanık deliline dayanıldığını ve bu doğrultuda süresi içerisinde 14.01.2019 tarihli dilekçe ile tanığın bildirmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu yöndeki beyanların ve taleplerin hiçbir suretle değerlendirilmediğini ve davalı firmaya faturalara konu malların teslim edildiğini ispat etme imkanı verilmemiş olduğundan yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme dosyasına sunulan ve 23.11.2020 tarihli duruşmada isticvabı yapılan davalı şirket temsilcisi &#8230;&#8217;ın da içeriklerini kabul ettiği Whatsapp yazışmalarının açıkça HMK&#8217;nın 202. maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı olup bu durumda yerel mahkeme tarafından tanık dinletme taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmamasının açıkça hatalı olduğunu, davalı şirket yetkilisi &#8230;&#8217;ın duruşmada içeriklerini kabul ettiği mahkeme dosyasına sunulan Whatsapp yazışmalarında davacı şirket ile davalı firmanın ticaretlerinin mutabakat tarihi olan 30.05.2018 tarihinden sonra da devam ettiği açıkça ortada olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararında bunların hiçbirine dayanılmamasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket temsilcisi &#8230; ile davacı şirket temsilcisi arasında gerçekleştirilen Whatsapp yazışmalarındaki tarihlere bakılacağı zaman konuşma içeriklerinde yatırıldığı belirtilen paraların tamamı konuşmalarda belirtilen tarihte davacı şirketin banka hesabına yatırıldığını, bu durumun dahi davalı şirketin mutabakat tarihinden sonra davacı şirkete yatırdığı paraların mutabakat tarihinden sonra yapılan ticarete ilişkin olduğununu net bir şekilde ispat ettiğini, 31.05.2018 &#8211; 22.07.2018 tarihleri arasında davalı şirkete davacı firma tarafından fatura karşılığı satışı yapılan ve bedeli tahsil edilen tutarlar ile mutabakat formunda yazılı bakiye borç arasında herhangi bir bağlantı olmadığını, mutabakat tarihinden sonra davalı firma ile davacı şirketin aktif olarak ticaretlerinin devam ettiğini, mutabakat tarihi olan 30.05.2018 sonrası davalı firmanın davacı şirketten almış olduğu yeni mallara ilişkin davalı tarafından yapılan her ödemeye istinaden davalıya satılan mallara ilişkin faturalar düzenlenmiş ve davalı firmaya bizzat teslim edilmiştir. nitekim fatura tarihleri ile davalı tarafından gönderilen paraların tarihleri birbiri ile uyumlu olup bunun dahi mutabakat sonrası davalı firmanın davacı şirketten mal almaya devam ettiğini gösterir nitelikte olduğunu, yerel mahkeme tarafından dosya kapsamında aldırılan tüm bilirkişi raporlarında davacı şirketin davalı firmadan dava tarihi itibari ile 790.139,19-TL alacaklı olduğu belirtilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından tüm bilirkişi raporlarının aksi yönünde karar verilerek davanın kısmen reddine karar verilmiş olması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmün kendi içerisinde çelişkiye düştüğünü, taraflar arasında devam eden ticari alışverişin başlamasından sona erdiği tarihe kadar yapılan tüm sevkıyat ve teslimatların sevk irsaliyesi aranmaksızın gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, milyonlarca liralık ticaretin bu şekilde yapıldığı taraflarca da kabul edildiğini, mutabakat formu düzenlendiği tarihte bile davalı şirketin bakiye borcu düzenleme tarihi itibariyle çok büyük bir tutarı teşkil ettiğini, mevcut fiili durumun açıkça iddialarını doğruladığını, bu hususun yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda tespitinin yapılmasına rağmen davanın kısmen reddine karar verilmesinin açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca davalı şirket ihtiyati haciz dosyasına itirazda bulunurken davacı şirkete bugüne kadar 972.990,00-TL ödeme yaptığını, dolayısıyla borcundan daha fazla ödeme yaptıklarını, bu nedenle davacı şirkete borçlu olmadıklarını, icra takibine itirazda bulunurken ise davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını belirtmişken yerel mahkeme vermiş olduğu dilekçelerinde ise davacı şirkete sadece 207.814,52-TL borçlarının olduğunu ifade ettiklerini, bunun dahi davalı şirketin beyanlarının kendi içerisinde çeliştiğini ve gerçeği yansıtmadığını kanıtlar mahiyette olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br />
Davalı vekili cevap ve istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptâli davasında alacak davası gibi tahsil hükmü kurulmayıp, ispatlanan alacak miktarı bakımından takiple bağlı kalınarak itirazın iptâli ile takibin devamına şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, davacının 30.05.2018 tarihinden sonra taraflar arasında ticari alışverişin devam ettiğini, 30.05.2018 tarihinden sonra yapılan ödemelerinde bu alışverişe ilişkin olduğunu iddia etmekte olup TMK&#8217;nın 6. maddesine göre iddiasını ispatla mükellef olduğunu, 6100 sayılı HMK&#8217;nın 200. maddesi uyarınca iddiasını yazılı delille ispat edemediği gibi takip konusu olmayan ve davalı tarafından kabul edilmeyen bir takım faturaları da dava konusu etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından mutabakat tarihi olan 30.05.2018&#8217;den sonra yapılan ödemelerin vadesi önce gelen bu borca yönelik yapıldığının (TBK madde 102/1) kabulü gerektiğinden davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı kötüniyetli olup aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine, istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.</p>
<p>DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2020 tarih, 2018/654 Esas &#8211; 2020/696 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.</p>
<p>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:</p>
<p>Dava; ticari alım-satım ilişkisi nedenine dayalı açık hesap ve mutabakat formuna dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br />
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı, taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.<br />
İnceleme; 6100 sayılı HMK&#8217;nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br />
Taraflar arasında 27/06/2018 tarihinde imzalanan mutabakat formu gereğince 30/05/2018 tarihi itibariyle davalının 790.139,19-TL açık hesap ilişkisinden kaynaklı bakiye alacağının bulunduğu ve 2018 yılı temmuz ayına kadar borç alacak miktarı ile alım-satım ilişkisinde çekişmenin bulunmadığı sabittir.<br />
Uyuşmazlık, 02/07/2018 &#8211; 22/07/2018 tarihleri arasında davacı ticari defterlerinde yer alan (17) adet fatura nedeniyle ticari alışverişin bulunup bulunmadığı, mal tesliminin yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla bu dönemde yapılan ödemelerin 17 adet fatura dışındaki açık hesap ilişkisinden bakiye kalan miktara mı, yoksa 17 adet fatura bedeline mi yönelik olduğu anlaşılmaktadır.<br />
Davacı tarafından teslim olgusuna yönelik yazılı belge sunulmaması ve davalı defterlerinde bu faturaların kayıtlı olmaması sebebiyle mahkemece davalı ticari defter ve kayıtlarındaki bakiye miktar üzerinden hüküm kurulmuştur. Ancak davacı tarafından şirket yetkilileri arasında yapılan Whatsapp yazışmaları sunulmuş, yazışmaların varlığı davalı şirket yetkilisi tarafından da kabul edilmiştir. Öte yandan, yazışmalara ait belgelerin ihtilaf konusu Temmuz ayı dönemini de kapsadığı ve bu dönemki ticari alışverişe ait ifadeler içerdiği görülmektedir.</p>
<p>6100 sayılı HMK&#8217;nın 199. maddesinde belge kavramı &#8221;Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.&#8221; şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde, davacı yanca delil olarak dayanılan mesajlar 6100 sayılı HMK&#8217;nın 199. maddesi anlamında belge niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. HMK&#8217;nın 202. maddesinde de (1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir(Emsal, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24/11/2021, E: 2021/6703 K: 2021/7141).<br />
Belirtilen yasal düzenleme uyarınca, mahkemece ibraz edilen Whatsapp yazışmalarına ait belgeler, delil başlangıcı kabul edilerek uyuşmazlığa ve ihtilaf konusu olan faturalara yönelik davacı tanıklarının dinlenilmesi sonucunda taraf iddia ve savunmalarına göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın kaldırılmasını gerektirmiştir.<br />
Bu nedenlerle; tarafların istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, kaldırma nedenine göre tarafların diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK&#8217;nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.</p>
<p>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br />
1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK&#8217;nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere KABULÜNE,<br />
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2020 tarih, 2018/654 Esas ve 2020/696 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br />
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br />
4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br />
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br />
6-Kararın 6100 sayılı HMK&#8217;nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br />
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br />
8-Davalı hakkında düzenlenen 21/04/2021 tarihli ve 447,18-TL bedelli harç tahsil müzekkeresinin iptaline, mahkemesince işlem yapılmaksızın geri istenilmesine,<br />
İlişkin; 6100 sayılı HMK&#8217;nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.21/03/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bonolara yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceğinden aradaki temel ilişkinin niteliğine göre TBK hükümleri uyarınca belirlenecek zamanaşımı süresi içinde dava açabilir ve bu davada alacağın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/bonolara-yazili-delil-baslangici-olarak-dayanilabileceginden-aradaki-temel-iliskinin-niteligine-gore-tbk-hukumleri-uyarinca-belirlenecek-zamanasimi-suresi-icinde-dava-acabilir-ve-bu-davada-alacagin-ta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 11:25:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bonolar için 3 yıllık zaman aşımı]]></category>
		<category><![CDATA[zamanaşımına uğramış bono]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9993</guid>

					<description><![CDATA[T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ T.C. GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2020/1178 KARAR NO : 2022/521 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : &#8230; (&#8230;)... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/bonolara-yazili-delil-baslangici-olarak-dayanilabileceginden-aradaki-temel-iliskinin-niteligine-gore-tbk-hukumleri-uyarinca-belirlenecek-zamanasimi-suresi-icinde-dava-acabilir-ve-bu-davada-alacagin-ta/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ<br />
T.C.<br />
GAZİANTEP<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
11. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DOSYA NO : 2020/1178<br />
KARAR NO : 2022/521</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
İ S T İ N A F K A R A R I</p>
<p>BAŞKAN : &#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE : &#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE : &#8230; (&#8230;)<br />
KATİP : &#8230; (&#8230;)</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 06/02/2020<br />
NUMARASI : 2018/751 Esas, 2020/129 Karar<br />
DAVACI : &#8230;<br />
VEKİLİ : Av. &#8230;<br />
..<br />
DAVALI : &#8230; &#8211; &#8230;<br />
VEKİLİ : Av. &#8230;<br />
.<br />
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br />
İSTİNAF KARARININ<br />
KARAR TARİHİ : 23/03/2022<br />
YAZIM TARİHİ : 23/03/2022</p>
<p>Taraflar arasında /görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/02/2020 tarih ve 2018/751 Esas, 2020/129 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. Maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:</p>
<p>-K A R A R-</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkil şirkete olan 20.000 TL borcu karşılığında &#8230;.ve &#8230; vade tarihli iki ayrı bono verdiğini, Gaziantep &#8230;İcra Müdürlüğünün &#8230;. esas sayılı takip dosyası ile takibe konularak 1.800 TL tahsil edildiği, bakiye kalan 18.200 TL borcun tahsili için Gaziantep &#8230;İcra Müdürlüğünün &#8230; E. sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, bu borca davalının itiraz etmesi sonucu durduğunu, bu nedenle haksız yere yapılan itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinin Gaziantep &#8230;İcra Müdürlüğünün &#8230; Esas sayısıyla açıldığını, davacı tarafın sürekli olarak takipsiz bıraktığından icra takibinin düştüğünü, akabinde dosyayı yenilettiklerini ve davalı tarafından açılan ve Gaziantep &#8230;.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından icra takibine konu bonolar için 3 yıllık zaman aşımı yönünden hemde 10 yıllık genel zaman aşımı yönünden icra takibinin iptal edildiğini ve sair hususlardan bahisle, haksız ve kötü niyetli davanın öncelikle zaman aşımından olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Mahkemece, 12/01/2017 tarih, 2016/363 Esas-2017/25 Karar sayılı ilamı ile davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Mahkeme kararı davacı tarafından istinaf edilmekle Dairemizin 15.02.2018 tarih ve 2017/1606 Esas 2018/273 Karar sayılı ilamı ile, &#8220;&#8230;Davacı, takibin taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı alacağın tahsili için yapıldığını belirtiğinden, mahkemece taraflar arasındaki temel ilişkinin neden ibaret olduğu davacıya açıklattırılarak buna göre olaya uygulanacak zamanaşımı süresinin belirlenmesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 125 vd. maddeleri ile 6098 sayılı TBK&#8217;nın 146 vd. maddelerinde öngörülen zamanaşımını durduran ve kesen sebepler dikkate alınarak, davacının daha önce bu temel ilişkiye dayalı olarak verilen bonolara dayalı olarak yaptığı takibin zamanaşımını kesip kesmediği değerlendirilerek takip tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi, zamanaşımı süresinin dolmadığının belirlenmesi durumunda temel ilişkiye dayalı olarak alacağın ispatı konusunda tarafların delilleri toplanarak alacağın var olup olmadığı ve miktarı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan şekilde kambiyo senetlerine dayalı zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur&#8230;&#8221; şeklindeki temel gerekçe ile kaldırma kararı verilmiş olup, mahkemece dosyanın 2018/751 esasına kaydı yapılarak kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir.</p>
<p>Mahkemece yapılan yargılama sonrasında;&#8230;. tarihli karar ile, &#8220;&#8230;Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını savunmuştur. Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda davacıya temel ilişkinin neden ibaret olduğu açıklattırılmış ve davacı tarafından yem alışverişine dayanan bir alacak ilişkisi bulunduğu, bonoların bu sebeple tanzim edildiği ileri sürülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme tarihi gözetildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 818 sayılı BK&#8217;nın 125.maddesi uyarınca dava 10 senelik zamanaşımına tabidir. Yine 818 sayılı BK&#8217;nın 133.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup, icra takibi de zamanaşımını kesen nedenler arasında sayılmıştır. Zamanaşımının kesilmesinden maksat, kanunen belirli bazı olayların gerçekleşmesi üzerine, işlemekte olan zamanaşımının işlemiş kısmının hiçbir etkisi kalmamasıdır. Zamanaşımını kesen olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. &#8230;. icra takibi ile zamanaşımı kesildikten sonra, takibe ilişkin her işlem zamanaşımını yeniden keser&#8230; Şayet kesinlen süre on yıllık zamanaşımı süresi ise yeni sürede on yıllık; kesilen süre beş yıllık zamanaşımı süresi ise yeni süre de beş yıllık olur. &#8230;.Yine 6098 sayılı TBK&#8217;nın 146 ve 154.maddelerinin benzer düzenlemeler içerdiği, 6101 sayılı yasanın 5.maddesi gözetildiğinde uygulanacak süreler bakımından bir farklılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf Gaziantep &#8230; İcra Dairesinin &#8230;. takip sayılı dosyasında ödeme emrinin &#8230;.tarihinde düzenlendiği, son icra işleminin taşınmazların ihale tarihi olan &#8230; tarihi olduğu kabul edilse bile, bu tarihte zamanaşımının kesilecek ve sürenin yeniden başlayacak olması nedeniyle zamanaşımı&#8230;. tarihinde dolacaktır. Ancak davamız &#8230; tarihinde açılmıştır. Bu nedenle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.İcra takibine konu bonolar zamanaşımına uğramış olup yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Söz konusu bonolarda davacı lehdar, davalı ise keşidecidir. Aralarında temel ilişki bulunduğundan davacı, yazılı delil başlangıcı teşkil eden bonolarla ilgili olarak davalıyla aralarındaki temel ilişkiyi tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. &#8230;Takibe konu bonoların halen davacının elinde olduğu, Gaziantep &#8230;. İcra Dairesinin&#8230; takip sayılı dosyası ve daha sonra yapılan takiplerden takibe konu edilen bonoların tamamen ödenmediğinin sabit olduğu, davalı tarafça da bonoların ödendiğinin ispatlanamadığı sabit görülmüştür.Dosya kapsamı ve mahkememizce alınan bilirkişi raporundan bakiye asıl alacağın 18.200,00 TL olduğu, davalı tarafın ilk takip tarihinde (01/05/2002) temerrüde düşürüldüğü, davacının faiz başlangıç talebinin ise 08.04.2006 olduğu gözetildiğinde, faiz talebinin de yerinde olduğu kabul edilmiştir. &#8221; gerekçesiyle davanın kabulü ile; Gaziantep &#8230;İcra Dairesinin .. esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, hükmolunan alacağın %20&#8217;si oranında icra inkar tazminatının(6.152,51 TL) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine<br />
karar verilmiştir.</p>
<p>Karara karşı davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.</p>
<p>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu icra dosyasından gönderilen ödeme emrinde borcun dayanağına ilişkin hiçbir açıklama bulunmadığını, İİK&#8217;nun 58/4 maddesinde; senet, senet yoksa borcun sebebinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasında ise &#8220;alacak belgeye dayanmakta ise belgenin aslının veya alacaklı veya mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi&#8221; olduğu hususlarının hüküm altına alındığını, borcun sebebinin takip talebinde gösterilmemesinin takibin iptali sebebi olup, buna ilişkin bir çok Yargıtay kararının bulunduğunu, davacının davaya konu temel ilişkinin yem alışverişine dayanan bir alacak ilişkisi olduğunu iddia ettiğini, ancak temel ilişkinin ispatına yönelik herhangi bir fatura, cari hesap ekstresi, ticari defter veya belge ibraz etmediğini, davacı tarafın, limited şirket olup, alacaklı olduğu çek ve senetleri şirket kayıtlarına işlemek ve alışverişlerinde fatura düzenlemek zorunda olduğunu, davacı taraf temel ilişkinin alım satıma dayalı bir alacak olduğunu iddia etmiş ise de buna ilişkin belge sunmadığından mahkemece zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki; her halükarda alacağın zamanaşımına uğradığını, yine tanık beyanları afaki, çelişkili olup, alacağın varlığını ispattan uzak olduğunu, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere; tanıkların borcun varlığına ilişkin görgüye dayalı bir bilgileri bulunmadığını, mahkeme kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda ise bilirkişi tarafından yapılan tespit ve incelemenin eksik, yetersiz ve alacağın ispatı yönünden karar vermeye elverişsiz olduğunu, bilirkişinin de raporda ifade ettiği gibi bonoların kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, bu nedenle, tek başına bonolara veya bonalara dayalı takibe dayanılarak karar verilemeyeceğini, ayrıca müvekkili aleyhinde verilen % 20 icra inkar tazminatının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın icra takibini başlatırken borcun sebebini takip talebinde ve müvekkile tebliğ edilen ödeme emrinde göstermediği gibi, borca dayanak teşkil eden herhangi bir senet belge de sunmadığını, borcun dayanağını bilmediği için haklı olarak ödeme emrine ve borca itiraz eden müvekkili aleyhinde, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, yargılamayı gerektiren zamanaşımına uğramış senetler söz konusu iken, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, açıklanan bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yahut dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>HMK&#8217;nın 353. maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.<br />
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK&#8217;nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br />
Dava, zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptaline yöneliktir.<br />
Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.</p>
<p>Zamanaşımına uğramış bono taraflar yönünden yazılı delil başlangıcı oluşturur. Davaya konu bonoda davacı lehtar davalı ise keşideci konumundadır. Bu nedenle taraflar arasındaki temel ilişkinin ve alacağın ispat yükü davacıya aittir. Davacı zamanaşımına uğramış olan bonodaki alacağı her türlü delille ispatlayabilir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2016/17981 Esas, 2018/2686 Karar sayılı Kararı) Zamanaşımına uğramış olan bonolara yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceğinden davacı aradaki temel ilişkinin niteliğine göre Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca belirlenecek zamanaşımı süresi içinde dava açabilir ve bu davada alacağın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2011/8995 Esas 2012/976 Karar sayılı Kararı)<br />
Zamanaşımına uğramış bono nedeniyle temel ilişkiye dayanılarak alacak talep edilmesi halinde alacağın varlığını ispat külfeti davacı üzerindedir. Somut olayda davalı, davacıya borcu olmadığını savunmaktadır. Davacı tarafından iddianın ispatı bakımından tanık deliline dayanılmış, mahkemece davacı tanıkları dinlenmiştir. Ne var ki tanık beyanlarının somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve yazılı delil başlangıcı olan belgedeki borcu ispatlayacak yeterlilikte olmadığı görülmüştür. Öte yandan davacı tarafından yemin deliline de dayanılmamıştır.<br />
Hal böyle olunca, mahkemece ispat olunamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davalı tarafından bonoların ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br />
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçeyle;<br />
A-)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br />
Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 06/02/2020 tarih, 2018/751 Esas, 2020/129 karar sayılı kararın usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunmaması nedeniyle KALDIRILMASINA,<br />
2-Davalı vekilince yatırılan istinaf yolu karar harcının istek halinde anılan tarafa İADESİNE,<br />
3-Davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br />
B-)HMK&#8217;nin 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br />
1-Davanın REDDİNE,<br />
2-Davacının takipte kötü niyeti ispat olunamadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,<br />
3-Karar harcı olan 80,70 TL&#8217;nin peşin alınan 157,05 TL&#8217;den mahsubuyla fazla yatan 76,35 TL&#8217;nin davacıya iadesine,<br />
4-Davacı tarafından bu dava nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br />
5-Davalı tarafından Uyap kayıtlarına göre bu dava nedeniyle yapılan toplam 9,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,<br />
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT&#8217;ne göre takdir edilen 5100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,<br />
7- Gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,<br />
8-Kararın tebliğ işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br />
Dair, HMK.&#8217;nın 362/1-a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile kesin olarak karar verildi. 23/03/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerekmediği/zorunlu olmadığı halde tüketici hakem heyetine başvurulmuş olması zamanaşımını kesen bir neden teşkil etmemektedir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/gerekmedigi-zorunlu-olmadigi-halde-tuketici-hakem-heyetine-basvurulmus-olmasi-zamanasimini-kesen-bir-neden-teskil-etmemektedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 07:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[zamanaşımını kesen ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[zamanaşımını kesen usuli işlem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9968</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2020/1841 KARAR NO: 2022/1990 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11/07/2019 NUMARASI: 2019/200 (E) &#8211; 2019/671 (K) DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/11/2022 Taraflar arasında görülen davada verilen ve yukarıda tarih numarası... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/gerekmedigi-zorunlu-olmadigi-halde-tuketici-hakem-heyetine-basvurulmus-olmasi-zamanasimini-kesen-bir-neden-teskil-etmemektedir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
İSTANBUL<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
40. HUKUK DAİRESİ<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br />
DOSYA NO: 2020/1841<br />
KARAR NO: 2022/1990<br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
TARİHİ: 11/07/2019<br />
NUMARASI: 2019/200 (E) &#8211; 2019/671 (K)<br />
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br />
KARAR TARİHİ: 15/11/2022<br />
Taraflar arasında görülen davada verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelendi;</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</p>
<p>Davacı vekili, müvekkili adına kayıtlı &#8230; plakalı aracın, davalı sigorta şirketine zorunlu trafik sigortası ile sigortalı bulunan &#8230; plakalı araç ile karışmış olduğu trafik kazası neticesinde hasarlanarak değer kaybına uğradığını belirterek şimdilik 150 TL değer kaybı, 150 TL hasar bedeli ve 150 TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.</p>
<p>Davalı vekili, tebellüğ ettiği dava dilekçesinden 3 gün önce vermiş olduğu cevap dilekçesi ile süresi içerisinde zamanaşımı savunmasında bulunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı tarafın istinaf başvurusu da kararın kesin olduğu gerekçesiyle ek kararla reddedilmiştir.</p>
<p>Karara ve ek karara karşı davacı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, zamanaşımı yönünden ise tüketici mahkemesine açılan davanın, tüketici hakem heyetine başvurulmadan açılmış olması nedeniyle reddedildiğini, başvuru sürecinin, 28/12/2018 tarihinde sonuçlandığını, eldeki davanın da 26/03/2019 tarihinde açıldığını, bu sürecin, zamanaşımını kesen bir sebep teşkil ettiğini, mahkemenin buna ilişkin kabulünün doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>
<p>Dava, davalıya trafik sigortasıyla sigortalı bulunan aracın sebebiyet verdiği trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan değer kaybı, hasar ve ikame araç bedeline ilişkin belirsiz alacak davası şeklinde açılan tazminat istemine dairdir. Dava belirsiz alacak davası olarak açıldığına ve belirsiz alacak davası açma şartları da bulunduğuna göre ilk derece mahkemesinin, kararın kesin olduğuna ilişkin değerlendirmesinde isabet bulunmamaktadır. Bu nedenle, istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilerek esastan incelemeye geçilmiştir. Davacı vekili, değer kaybı ve ikame araç bedeli talebinde bulunmuştur.</p>
<p>Dava, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından husumetin trafik sigortacısına yöneltilmiş olması nedeniyle uyuşmazlığa bakma görevi ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır. Davanın tüketici mahkemesinin görevi kapsamına giren bir yanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla gerekmediği/zorunlu olmadığı halde tüketici hakem heyetine başvurulmuş olması zamanaşımını kesen bir neden teşkil etmemektedir. Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 109. maddesi hükmü: “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.” şeklindedir. Somut olayda; tazminat istemine konu trafik kazası 02/01/2016 tarihinde gerçekleşmiştir. Olay maddi hasarla sonuçlanan kazadan ibaret olup uzamış ceza zamanaşımını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Eldeki dava 26/03/2019 tarihinde açılmıştır. TBK&#8217;nın 154. maddesinde, kısmen ifada bulunma veya dava açılması halleri, zamanaşımını kesen sebep olarak düzenlenmiştir. Zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar.</p>
<p>Somut olayda, davanın açılmasından önce davacı tarafından aynı maddi olaya dayalı olarak tüketici mahkemesine 13/06/2016 tarihinde dava açılmış, davanın, 01/07/2016 tarihinde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Dava sürecince yapılan usuli işlemler de zamanaşımını kesen neden olarak kabul edildiğinde, zamanaşımı süresinin yeniden başlayacağı tarihin işbu usulden ret kararının verildiği 01/07/2016 tarihi olarak kabul edilmelidir. Bu durumda eldeki dava, iki yıllık zamanaşımı süresinin bitiş tarihi olan 01/07/2018 tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmıştır. Bir an için sigorta şirketi tarafından hasar ödemesinin yapıldığı tarih itibarıyla sürenin kesildiği kabul edilse dahi, hasar dosyasındaki ödeme dekontlarına göre kısmen kısmen yapılan ödemelerin yapıldığı son tarih olan 22/03/2016 tarihinden itibaren dahi zamanaşımı süresi dolduktan sonra eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin kabul şeklinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.</p>
<p>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;</p>
<p>1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1. maddesi hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,</p>
<p>2-Alınması gereken 80,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubundan sonra bakiye 26,30 TL istinaf karar harcının istinafa başvuran davacı taraftan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,</p>
<p>3-İstinafa başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,</p>
<p>4-Artan gider ve delil avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,</p>
<p>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 15/11/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kripto para borsası, alan ve satanın alım satım işlemini kendi aralarında yapmaları şeklinde işler. Mutlak ticari dava değildir. Nisbi ticari dava da değildir. Bu yüzden görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kripto-para-borsasi-alan-ve-satanin-alim-satim-islemini-kendi-aralarinda-yapmalari-seklinde-isler-mutlak-ticari-dava-degildir-nisbi-ticari-dava-da-degildir-bu-yuzden-gorevli-mahkeme-asliye-hukuk-m/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kripto varlıkların tahsili]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak ticari dava]]></category>
		<category><![CDATA[ticari amaçla hareket etmek]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan işin ticari olması]]></category>
		<category><![CDATA[yargı yeri belirlenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9962</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2726 KARAR NO : 2022/585 KARAR TARİHİ: 04/11/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kripto-para-borsasi-alan-ve-satanin-alim-satim-islemini-kendi-aralarinda-yapmalari-seklinde-isler-mutlak-ticari-dava-degildir-nisbi-ticari-dava-da-degildir-bu-yuzden-gorevli-mahkeme-asliye-hukuk-m/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
İZMİR<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
23. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DOSYA NO : 2022/2726<br />
KARAR NO : 2022/585<br />
KARAR TARİHİ: 04/11/2022</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 13/01/2022<br />
NUMARASI : 2022/90 Esas 2022/89 Karar<br />
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br />
KARAR TARİHİ : 04/11/2022<br />
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/11/2022<br />
Muğla 2. Mahkemesi ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi.</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :</p>
<p>Davacı, Davalının &#8230; ili &#8230; ilçesi &#8230; Mahallesi&#8230; Caddesi &#8230;.Blok &#8230; &#8230; Muğla adresinde faaliyet gösteren&#8230;. AŞ isimli şirketin ortağı olduğunu ve şirketin aynı zamanda yetkilisi olduğunu, &#8230;. şirketinin kripto parası borsasında kripto para alım &#8211; satım aracılığı faaliyeti sürdürmekte iken davalı &#8230; ortağı ve yetkilisi olduğu &#8230; firmasının alım &#8211; satım faaliyetlerini 23/04/2021 günü bir anda durdurduğunu ve anılı şirketin faaliyet gösterdiği resmi internet sitesini kapattığını, davalı hakkında davacı müvekkilinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişiden kripto para alma vaadi ile para tahsil ettiğinini ancak bu paralarla ya hiç kripto para almadığını ya da kripto paraları alınmış gibi gösterildiğini bu şekilde dolandırmak suretiyle mağdur ettiği iddiası ile Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın 2021/3156 Sor. Sayılı dosyası kapsamında tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan soruşturma başlatıldığını ve halen derdest olduğunu, davacı müvekkilinin davalının yetkilisi olduğu şirkete 24/12/2020 tarihinde 1.000.000,00 TL, 15/02/2021 tarihinde 500.000,00 TL, 23/02/2021 tarihinde 300.000,00 olmak üzere toplamda 1.800.000,00 TL para yatırdığını, şirketteki sanal cüzdan hesaplarında davacı müvekkiline ait 1.800.000,00 TL, 5.779,817 &#8230;, 1.000 &#8230; Kripto para bulunduğunu, müvekkilinin bu paralara ulaşamadığını, günlük olarak bu kriptoların parasal karşılığının değişmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, davalının tacir olduğunu ve yaptığı işin ticari olduğunu, davacı tacir vasfını taşımasa da alım satıma konu edilen kripto para niteliği gereği ticari olup somut olayda talep ticari dava niteliğinde olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir.<br />
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi, Kripto para işlemlerinin niteliği gereği ticari bir iş olmadığını, dünyanın her yerinde tacir olsun, olmasın tüm şahısların sisteme girip satın alabileceği ve yatırım yapabileceği, dijital para borsası olduğunu, davanın taraflarından olan davalının tüzel kişi tacir ise de, davacı gerçek kişi olup ticari amaçla hareket etmediğini, dava konusu ihtilafın da TTK&#8217;da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığını belirterek görevsizlik kararı vermiştir.<br />
TTK&#8217; nun 4. Maddesinde;<br />
&#8220;(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;<br />
a) Bu Kanunda,<br />
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,<br />
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,<br />
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,<br />
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,<br />
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.<br />
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır&#8221; şeklinde düzenlenmiştir.<br />
Somut olayda; Dava, kripto varlıkların tahsiline ilişkindir.<br />
TTK&#8217;nun 4/(1)-e maddesinde borsaya ilişkin özel hükümlere atıf yapılmış ise de kripto para borsalarına ilişkin yasal bir düzenleme yoktur.TTK&#8217;nun 4/(1)-c maddesinde TBK&#8217;nun 532 ila 545 maddelerinde düzenlenen komisyon sözleşmesine atıf yapılmış ise de komisyonculuk, kendi adına ve vekalet verenin hesabına alım satım yapılmasının üstlenilmesi olduğu halde kripto para borsası, alan ve satanın alım satım işlemini kendi aralarında yapmaları şeklinde işler. Mutlak ticari dava değildir. Nisbi ticari dava da değildir.<br />
Açıklanan nedenlerle, Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.<br />
KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 21 ve 22. Maddeleri gereğince Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,<br />
Dosyanın yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,<br />
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi uyarınca temyiz kanun yolu kapalı olmak üzere 04/11/2022 günü oy birliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/suresinde-ayip-ihbarinda-bulunulmamissa-yuklenici-sorumluluktan-kurtulur-ayiba-karsi-tekefful-hukumlerine-dayanilarak-yukleniciden-bir-talepte-bulunulamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 12:48:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Ayıplı iş]]></category>
		<category><![CDATA[eksik iş]]></category>
		<category><![CDATA[geçici kabul tutanağı]]></category>
		<category><![CDATA[noksan iş]]></category>
		<category><![CDATA[vasıf noksanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9918</guid>

					<description><![CDATA[T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2021/216 &#8211; Karar No:2022/868 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2) ESAS NO : 2021/216 KARAR NO : 2022/868 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/suresinde-ayip-ihbarinda-bulunulmamissa-yuklenici-sorumluluktan-kurtulur-ayiba-karsi-tekefful-hukumlerine-dayanilarak-yukleniciden-bir-talepte-bulunulamaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ<br />
Esas No: 2021/216 &#8211; Karar No:2022/868<br />
T.C.<br />
ANKARA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2)<br />
ESAS NO : 2021/216<br />
KARAR NO : 2022/868<br />
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
K A R A R</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 14/01/2021<br />
NUMARASI : 2018/843 E-2021/15 K</p>
<p>DAVACI :<br />
VEKİLLERİ :<br />
DAVALI :<br />
VEKİLİ :</p>
<p>DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br />
KARAR TARİHİ : 06/10/2022<br />
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/10/2022</p>
<p>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;</p>
<p>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:</p>
<p>Davacı vekili, taraflar arasında endüstriyel zemin kaplama işinin yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, 13.982,76-TL borcunun ödenmediğini, bunun üzerine davalı borçlu şirketin Ankara 6.İcra Müdürlüğünün 2018/9137 esas sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız itiraz edildiğini belirterek, itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20&#8217;sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı vekili, işverenin &#8230; Müsteşarlığı, kullanıcının&#8230; Komutanlığı, yüklenicinin &#8230; A.Ş. olduğu Elektronik Harp Destek Merkezi (EHDM)-&#8230; işi için alt yüklenicilerden olan &#8230; İnşaat firmasının vekil eden firma taşeronlarından birisi olduğunu davacının yaptığı bu işin bedeli kendisine ödendiğini, ancak, davacının yaptığı (fiyat teklifinin IV maddesi gereğince yapılması gereken) poliüretan kaplaması işinde geçici kabulden önce çatlaklar oluştuğunu, geçici kabul sırasında &#8220;Tespit Edilen Eksik ve Kusurlu İşler Listesi&#8221; nin 57. maddesinde 1. Bendinde &#8220;Zemindeki Epoksi kalkmaları ve arızaları giderilecek&#8221; ibaresi ile bu durum saptandığını belirterek, davanın reddine, asıl alacağın % 20&#8217;si oranında icra inkar ödencesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:</p>
<p>Mahkemece, davacı firma tarafından istenilen işlerin yapıldığı, 16.01.2018 tarihli geçici kabul tutanağı ile yapılan işlerdeki eksikliklerin tespit edilerek bunların 15.02.2018 tarihine kadar tamamlanması şartıyla kabul edildiği, eksiklik olarak zemindeki epoksi kalkmaları ve arızaları giderilecek ibaresi yazıldığı, davacı tarafından eksiklikler giderilmeye çalışılmışsa da yeniden aynı arızalar meydana geldiği, bu haliyle davacının üstlendiği işi yerine getirme yeteneğine sahip olmadığı, davalı tarafından dosyaya sunulan faturadan dava konusu işin dava dışı &#8230;Ltd. Şti. tarafından tamamlandığı, yapılan işin bedeli olarak davalıya işin bedelinin fatura edildiği, bu haliyle 18.11.2016 tarihli sözleşme ile &#8230;&#8217;a ait işyerinde zemin kaplama işinin davacı tarafından sözleşmede belirtilen nitelikte yapılamadığı, bu nedenle davalının başka bir firmaya sürenin kısa olması nedeniyle işin yaptırıldığı, davacının dava konusu fatura ile istediği tutara hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>İSTİNAF SEBEPLERİ:</p>
<p>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 16/01/2018 geçici kabul tutanağının müvekkili ile ilgisi olmadığını, müvekkiline eksikliklere yönelik bildirim, ihtar veya ihbar yapılmadığını, bu nedenle arızaları gidermeye çalışmasının söz konusu olmadığını, kararın HMK&#8217;nun 297.maddesine aykırı olduğunu, TBK&#8217;nın 475.maddesindeki seçimlik hakları kullanıp kullanmayacağının davalıya sorulmadığını, iade faturasının takipten sonra düzenlendiğini, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.</p>
<p>GEREKÇE:</p>
<p>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br />
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)&#8217;nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br />
Taraflar arasındaki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.<br />
Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların bulunmamasını ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen neviden olan ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görülemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilmektedir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş hiç yapılmayan işi ifade eder. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler 6098 sayılı TBK&#8217;nun 474-478.maddeleri arasında düzenlenmiştir.</p>
<p>6098 sayılı TBK&#8217;nun 474.maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı Kanun&#8217;un 477/2 maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. 477//1. maddeye göre de eserin açık veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. TBK&#8217;nın 474/1.maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin olağan akışına göre imkânını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK&#8217;nın 477/3.maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. Şayet sözleşmede garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibi bu sürelerle bağlı olmayıp, ayıp ihbarını garanti süresi içinde her zaman yapabilir (Yargıtay 15. HD. 2019/2359 E 2019/3731 K; 2020/1722 E 2021/2490 K).</p>
<p>Bu bilgiler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;<br />
Davalı, davacı tarafından yapılan işin geçici kabulden önce ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, işin davacıya tekrar yaptırıldığını, ancak tekrar ayıpların ortaya çıkmasıyla başka bir firmaya işin yaptırıldığını belirtmiş; davacı ise, 15/03/2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; müvekkiline hiç bir ihtarname veya uyarı yazısı gönderilmediğini, yani ayıp ihbarı yapılmadığını bildirmiştir.<br />
Taraflar arasındaki anlaşmaya konu işin geçici kabulünün, 16/06/2017 itibar tarihi olmak üzere, 31/01/2018 tarihinde onaylandığı, geçici kabul eksiklikleri olarak dosyaya sunulan listenin 57.maddesinde dava konusu iş olan zemindeki epoksi kalkmaları ve arızalarının giderileceğinin belirtildiği, bu durumda davalının, cevap dilekçesindeki ifadeleri de dikkate alındığında, ortaya çıkan ayıbı en geç 16/06/2017 tarihinde öğrendiği anlaşılmaktadır.<br />
Davalı tarafından düzenlenen ve davacıya gönderilen, ayıbın üçüncü kişiye giderildiğine dair iade faturası ise 01/08/2018 tarihli olup, geçici kabul itibar tarihinden itibaren 1 yıldan fazla, geçici kabulün onayından ise yaklaşık 7 ay sonra düzenlenmiş olup, bu durumda; ayıbın ortaya çıktığı ve öğrenildiği tarihten itibaren yukarıda açıklanan hükümler çerçevesinde makul süre içinde ayıp ihbarı yapıldığından söz edilemeyeceği gibi, yargılama sırasında dinlenen tanıklar da süresinde ayıp ihbarı yapıldığına ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır.<br />
Davalı tarafça, davacı tarafından davalıya yazılan 14/06/2017 tarihli yazıda, davacı tarafça ayıbın kabul edildiği belirtilmiş ise de; söz konusu yazının ayıpların giderilmesine ilişkin olup olmadığı belli olmadığı gibi, ayıbın niteliği, giderilme bedeli ve ayıbın ortaya çıkmasında taraflardan hangisinin kusurlu olduğunu kanıtlar nitelikte bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br />
Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde; davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıbın niteliği ve giderilme bedelini kanıtlayamadığı anlaşıldığından, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak yükleniciden talepte bulunamayacağı sonucuna varılmaktadır.<br />
Bu durumda; davanın kabul edilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br />
HMK.&#8217;nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse &#8220;düzelterek yeniden esas hakkında&#8221; duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın kabulüne, yasal şartları oluşmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerekmiş ve HMK.&#8217;nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br />
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br />
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br />
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2021 tarih ve 2018/843 Esas-2021/15 Karar sayılı kararının HMK&#8217;nın 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br />
3-Davanın KABULÜNE,<br />
4-Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2018/9137 sayılı takip dosyasında davalının vaki itirazının iptaline, takibin aynı şartlarla devamına,<br />
5-Yasal şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,<br />
6-Alınması gereken 955.16 TL harçtan peşin alınan 238,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 716,36 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br />
7-Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 135,50 TL tebligat, 0,85 TL KEP masrafı ve 6,50 müzekkere masrafı olmak üzere toplam 142,85 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
9-Gider avansından bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde davacıya talep halinde iadesine,<br />
İstinaf incelemesi yönünden;<br />
10- Davacı tarafından yatırılan 59,30TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br />
11-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcı ve 40,00 TL istinaf posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK. 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/10/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arabuluculuk görüşmelerine her iki tarafın da katılması halinde arabuluculuk giderinin haksız çıkacak taraftan alınacağı belirtildiğinden kısmen kabul kısmen red kararı verilmesi halinde her iki tarafın da haklılık oranına göre kabul ve red miktarı üzerinden arabuluculuk ücretinden sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi yerinde olmuştur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/arabuluculuk-gorusmelerine-her-iki-tarafin-da-katilmasi-halinde-arabuluculuk-giderinin-haksiz-cikacak-taraftan-alinacagi-belirtildiginden-kismen-kabul-kismen-red-karari-verilmesi-halinde-her-iki-taraf/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2023 11:37:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuk ücretinden sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuk ücretinin yargılama giderinden sayılması]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi tazminat miktarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9912</guid>

					<description><![CDATA[T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/522 KARAR NO : 2022/649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/arabuluculuk-gorusmelerine-her-iki-tarafin-da-katilmasi-halinde-arabuluculuk-giderinin-haksiz-cikacak-taraftan-alinacagi-belirtildiginden-kismen-kabul-kismen-red-karari-verilmesi-halinde-her-iki-taraf/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ<br />
T.C.<br />
ADANA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
3. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DOSYA NO : 2021/522<br />
KARAR NO : 2022/649</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</p>
<p>BAŞKAN : &#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE : &#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE : &#8230; (&#8230;)<br />
KATİP : &#8230; (&#8230;)</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : &#8230;<br />
NUMARASI : &#8230;Esas, &#8230; Karar</p>
<p>DAVACI :&#8230;<br />
VEKİLİ : Av&#8230;<br />
DAVALI : 1-&#8230;<br />
VEKİLLERİ : Av&#8230;<br />
Av..<br />
DAVALI : 2-&#8230;<br />
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat<br />
KARAR TARİHİ : 22/03/2022<br />
GEREKÇELİ KARARIN<br />
YAZILDIĞI TARİH : &#8230;</p>
<p>İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin &#8230; tarih ve &#8230;Esas, &#8230; Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br />
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br />
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br />
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.06.2019 tarihinde davalı &#8230;&#8217;nın sevk ve idaresindeki &#8230; plakalı otomobil ile seyir halinde iken davalının kusurlu davranışı sonucu davacı &#8230;&#8217;nün sevk ve idaresindeki &#8230; plakalı motosiklete yandan çarparak davacının yaralanmasına neden olduğu, ayağının kırıldığı, bu kaza sonucu bakıma muhtaç kalacak şekilde meslekte kazanma gücünün kaybettiğini beyan ederek davacının geçirdiği trafik kazasında çalışma gücünün azalmasından ve yetirilmesinden doğan süreli iş göremezliği nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata, kaza sonrası yaşadığı açık, elem ve ızdırap nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>CEVAP: Davalı vekili &#8230; Sigorta vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından başvuru şartının yerine getirilmediğini, dava konusu kazaya karışan aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde zorulu mali mesuliyet sigortsı ile sigortalı olduğunu, tarafların kusur oranları ve davacıda meydana gelen maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının gelirine ilişkin herhangi bir gelir belgesini ibraz edilmediğini, davacının özürlülük durumu ile ilgili de bir belge sunulmadığını, kalıcı maluliyetinin tespit edilmesi için Adli Tıp İhtisas Dairesinden rapor alınmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br />
Davalı &#8230; cevap dilekçesinde özetle: kazanın meydana gelmesinde tamamen davacının kusurlu olduğunu, mahallinde yapılacak keşif sonrası kusur oranının tespit edebileceğini, kazadan sonra davacı ile ilgilendiğini, maluliyet oranın tespitini talep ettiğini, asgari ücretin üzerinde ücret aldığını kabul etmediğini, manevi tazminat talebini fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacının davalı &#8230;Ş. ve &#8230; aleyhine açtığı maddi tazminat davasının ayrı ayrı reddine, davacının &#8230; aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı &#8230;&#8217;dan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br />
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; davacının maluliyetinin yanlış yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğinden maddi tazminat davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, davacı müvekkilin davasında haklı çıkmış olmasına rağmen ara buluculuk ücretinin davacıya yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>
<p>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:</p>
<p>Dava, meydana gelen trafik kazası sonucu açılan sürekli iş göremezlik tazminat ve manevi tazminat talebine ilişkindir.<br />
Mahkemece maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre alındığı, manevi tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülerek istinaf edilmiştir.<br />
Maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre alındığına yönelik yapılan incelemede:<br />
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Buna göre 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2021/6247 E &#8211; 2021/9135 K; 2021/5898 E &#8211; 2021/8467 K; 2021/4501 E &#8211; 2021/7401 K sayılı kararları)<br />
Mahkemesince hükme esas alınan 29.05.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. ihtisas kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 08.06.2019 tarihinde yürürlükte bulunan 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, dosyaya başkaca maluliyet hususunda delil sunulmadığı, davacının tüm tedavi belgeleri incelenerek rapor düzenlendiği, bu yönüyle davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.</p>
<p>Manevi tazminat miktarı yönünden yapılan istinaf talebinin incelemesinde:<br />
Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br />
Somut olayda; 08.06.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı &#8230;&#8217;nın sevk ve idaresindeki aracın davacının sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kaza sonucunda davacının yaralandığı, davacının kalıcı maluliyetinin olmadığı, bacağına platin takıldığı, 9 aylık iyileşme süresinin bulunduğu, alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün %85 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı sürücünün emekli olduğu, davacının 21 yaşında olup işsiz olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaralanmasının derecesi, iyileşme süresi, yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.</p>
<p>Arabuluculuk ücretine yönelik istinaf incelemesinde:<br />
Somut olayda, davadan önce davacı tarafça 7155 Sayılı Yasa uyarınca arabuluculuk başvurusunun yapılıp bu şartın yerine getirildiği ve taraflar arasında anlaşılamama tutanağı tutulduğu sabittir.<br />
Uyuşmazlık ve istinaf konusu arabuluculuk dava şartına tabi olan bu davada yargılama sırasında manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilirken davadan önceki arabuluculuk işlemleri sırasında arabuluculuk ücretinden hangi tarafın sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.<br />
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu&#8217;nun 18/A maddesi tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlenmiştir.<br />
Ara buluculuk görüşmelerine her iki tarafın da katılması halinde arabuluculuk giderinin haksız çıkacak taraftan alınacağı belirtildiğinden kısmen kabul kısmen red kararı verilmesi halinde her iki tarafın da haklılık oranına göre kabul ve red miktarı üzerinden arabuluculuk ücretinden sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi yerinde olmuştur. Ancak maddi tazminat talebi açısından davanın reddine karar verilmesi hususu gözden kaçırılmıştır. Buna göre maddi tazminat talebi tam reddedildiğinden ücretin yarısının davacıdan, manevi tazminat talebi tam kabul edildiğinden ücretin yarısının da davalıdan tahsiline dair bu hususta yeniden karar verilmiştir.<br />
HMK&#8217;nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br />
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince sürekli iş göremezlik yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de, manevi tazminatın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br />
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br />
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL &#8211; KISMEN REDDİ ile,<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin &#8230; tarih ve &#8230;Esas, &#8230; Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br />
2-Davacının davalı &#8230;Ş. ve &#8230; aleyhine açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE,<br />
3-Davacının &#8230; aleyhine açtığı manevi tazminat davasının KABULÜ İLE,<br />
-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı &#8230;&#8217;dan tahsili ile davacıya verilmesine,<br />
4- a-)Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 1.366,20 TL nispi harçtan dava açılırken yatırılan 71,73 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.294,47 TL nispi harcın davalı &#8230;&#8217;dan alınarak alınarak Hazineye irat kaydına,<br />
b-)İlk derece mahkemesince 24.09.2020 günlü karar ile davalı &#8230;&#8217;dan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin istenilerek Dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,<br />
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,</p>
<p>5- Davalı &#8230;Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen maddi tazminat davası yönünden hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı &#8230;Ş.&#8217;ye verilmesine,<br />
6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin gereğince kabul edilen manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalı &#8230;&#8217;dan alınarak davacıya ödenmesine,<br />
7-Başvuru tarihi itibariyle Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul oranına göre hesaplanan 660,00 TL&#8217;sinin davalı &#8230;&#8217;dan, 660,00 TL&#8217;sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br />
9-Davacının yaptığı tebligat, müzekkere, Adli Tıp fatura bedeli ve dosya posta masrafı olmak üzere toplam 1.138,20 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 569,10 TL ile, dava açılırken yatırılan 116,13 TL peşin ve başvurma harcı olmak üzere toplam 685,23 TL yargılama giderinin davalı &#8230;&#8217;dan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,<br />
10-HMK&#8217;nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,<br />
İstinaf giderleri açısından;<br />
11-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br />
12-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br />
13-Davacı tarafından yapılan 91,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin kabul ret oranına göre hesaplanan 86,67 TL&#8217;sinin davalı &#8230;&#8217;dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,</p>
<p>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi&#8217;ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi&#8217;ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY&#8217;A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.22/03/2022</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayi belgesi verilmesi istemli açılan davalarda; belgelerin, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olup olmadığı, tacire izafe edilecek kusur olup olmadığı gibi hususlarının araştırılması gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/zayi-belgesi-verilmesi-istemli-acilan-davalarda-belgelerin-bir-tacirin-saklamakla-yukumlu-oldugu-belgelerden-olup-olmadigi-tacire-izafe-edilecek-kusur-olup-olmadigi-gibi-hususlarinin-arastirilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 08:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[belge ve defterlerin zayi olması]]></category>
		<category><![CDATA[zayi belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[zayi belgesi istemli dava]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9901</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/645 KARAR NO : 2021/703 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/10/2019 NUMARASI:... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/zayi-belgesi-verilmesi-istemli-acilan-davalarda-belgelerin-bir-tacirin-saklamakla-yukumlu-oldugu-belgelerden-olup-olmadigi-tacire-izafe-edilecek-kusur-olup-olmadigi-gibi-hususlarinin-arastirilmasi/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
İSTANBUL<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
12. HUKUK DAİRESİ<br />
DOSYA NO: 2020/645<br />
KARAR NO : 2021/703<br />
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
İ S T İ N A F K A R A R I<br />
İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ: 25/10/2019<br />
NUMARASI: 2019/414 Esas-2019/828 Karar<br />
DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi<br />
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/05/2021<br />
İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine yönelik kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;</p>
<p>DAVA:</p>
<p>Davacı vekili, müvekkili şirket ile organik bağı bulunan grup şirket &#8230; A.Ş. ile dava dışı &#8230; A.Ş. arasında imzalanan &#8220;Arşivlerime ve Saklama Hizmetleri Sözleşmesi&#8221; ile taraflar müvekkili şirket ve diğer grup şirketlerine ait bir kısım bilgi, belge ve dokümanların Iron &#8230; firması tarafından arşivlenmesi ve bu firmaya ait depolarda muhafaza edilmesi hususunda anlaşıldığını, &#8230; ait Gebze&#8217;de bulunan Gebze Ol tesisinde 11.06.2019 tarihinde yaşanan yangın sonrasında, yangında müvekkili şirketin ve grup şirketlerine ait 30 adet kutunun bulunduğu depodaki tüm evraklar ile başkaca araç-gereçlerin yanarak okunamaz ve kullanılamaz hale geldiğini, bu hususun müvekkili şirkete dava dışı &#8230; tarafından 12.06.2019 tarihli e-posta ile ve 15.06.2019 tarihli bilgilendirme yazısı ile bildirildiğini, olay nedeniyle o depoda yer alan müvekkili şirkete ve grup şirketlerine ait sair her türlü belge ve evrakın zayi olduğunu ileri sürerek Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 82. Maddesinin 7. bendi uyarınca belge ve defterlerin zayi olduğuna dair taraflarına zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:</p>
<p>Mahkemece, işçilerin özlük dosyaları ile ilgili talebin TTK 68-son maddesi uyarınca iptali istenen belgelerden olmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>İSTİNAF SEBEPLERİ:</p>
<p>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi&#8217;nin kararlarında işçilerin özlük dosyalarına ilişkin düzenlene zayi belgesine itibar edildiğini, müvekkili şirketin zayi olan belgeleri arasında personel özlük dosyaları ile bordrolar bulunduğunu, işçilerin işten ayrıldığı tarihlere göre zamanaşımı süresinin henüz dolmadığını ve müvekkili şirketin bu belgeleri saklama süresinin sona ermediğini, yine iş ve sigorta mevzuatı uyarınca bu belgelerin saklanması konusunda yükümlülük bulunduğunu, özlük dosyasının düzenlenmesinin İş Kanunu&#8217;nun 75. Maddesi ile getirilen bir yükümlülük olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>GEREKÇE:</p>
<p>Dava; zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Belgelerin saklanması ve saklama süresi başlıklı TTK&#8217;nun 82. maddesinde tacir tarafından saklanması zorunlu olan defterler ve belgelere ilişkin hangi koşullarda zayi belgesi verilebileceği düzenlenmiştir.6102 sayılı TTK&#8217;nın 82/7. maddesinde; &#8220;Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde düzenleme yapılmakla tacirlere ticari defter ve kayıtlarını saklama ve ibraz hususunda zorunluluk getirilmiştir.TTK’nun 82. maddesine göre, her tacir; ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, alınan ticari mektupları, gönderilen ticari mektupların suretlerini, 64. maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.TTK&#8217;nın 82. maddesinde neler için zayi belgesi verilmesi istenebileceği tahdidi olarak gösterilmemiş, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerden söz edilmiştir (Y11HD., 08.12.2014 tarih, 2014/12543-19170 E. K.).Zayi belgesi verilmesi davaları sonuçları itibariyle sadece davacı taraf yönünden değil, davada taraf olmayan kimseler bakımından da sonuç doğuran dava türlerindendir. Mahkemece bu tür davalarda yapılacak incelemeler, sadece davacı tarafın iddia ve delilleri ile sınırlandırılmamalı, zayi belgesi verilmesi istenilen belgelerin, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olup olmadığı, TTK&#8217;nın 68. maddesinde yazılı afet kavramına davacıya kusur izafe edilemeyecek olan ve irade dışında meydana gelen olayların girebileceği gözetilerek tacirin belgelerini muhafazada gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, tasdike tabi defterlerin tasdik edilip edilmediği, davacıya ait defterler hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ve iddia edilen olayın meydana geldiği yerin tacirin faaliyette bulunduğu yerlerden olup olmadığı hususlarının araştırılarak, ticaret sicil kayıtları getirtilmek suretiyle olayın şüpheden uzak bir şekilde meydana gelip gelmediğinin tespiti gerekir (YHGK. 16.03.2016 tarih, 2014/827 Esas, 2016/311 Karar).Somut olayda, davacı tarafından dava dışı &#8230; A.Ş.&#8217;ye saklanması için tevdi edilen belgelerden işçi özlük dosyalarının dava dışı firmanın deposunda meydana gelen yangın sonrasında zayi olduğu ileri sürülerek zayi belgesi verilmesi talep edilmiş; mahkemece, işçi özlük dosyalarının TTK m.82 kapsamında zayi belgesi verilecek nitelikte olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>4857 Sayılı İş Kanunu&#8217;nun 37. maddesine göre ise, işveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. 75. maddeye göre, İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır. Aynı Kanun&#8217;un 92.maddesine göre, teftiş, denetleme ve incelemeler sırasında işverenler, işçiler ve bu işle ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve teftişle görevli iş müfettişleri tarafından çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek; iş müfettişlerinin birinci fıkrada yazılı görevlerini yapmaları için kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek, bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler. Benzer bir düzenleme 5510 Sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu&#8217;nun &#8220;Prim belgeleri ve işyeri kayıtları&#8221; başlıklı 86. Maddesinde yer almakta olup, bu hükümde de işyeri defter, kayıt ve belgelerin ilgili olduğu yılı takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflâs idaresi memurları ise görevleri süresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde onbeş gün içinde ibraz etmek konusunda zorunluluk öngörülmüştür. Bahsi geçen düzenlemeler uyarınca işverenlere çalıştırdıkları işçilerle ilgili belge ve kayıtların saklanması konusunda yükümlülükler getirilmiş, bu kayıt ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi halinde idari yaptırımlar öngörülmüştür. Yukarıda da belirtildiği üzere, TTK&#8217;nın 82. maddesinde neler için zayi belgesi verilmesi istenebileceği tahdidi olarak gösterilmediğinden işçi özlük dosyası içerisinde yer alıp da saklanması zorunlu olan belgeler yönünden, diğer şartların da oluşması halinde, zayi belgesi verilebileceğini kabul etmek gerekir. Davacı tarafa işçi özlük dosyasında yer alan belgelerin içeriği açıklattırılıp bunlar içerisinde diğer yerlerden temin edilemeyecek ve saklanması zorunlu olanlar gerektiğinde bilirkişi incelemesi ile tespit ettirilerek sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK&#8217;nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.</p>
<p>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:</p>
<p>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 25/10/2019 Tarih 2019/414 Esas 2019/828 Karar sayılı kararın HMK.&#8217;nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;</p>
<p>&#8220;Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE</p>
<p>&#8220;İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,</p>
<p>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.&#8217;nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 20/05/2021</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
