<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cezai şart &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/cezai-sart/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Nov 2021 14:49:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>cezai şart &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşyerine ait bilgileri koruma, sır saklama, işçinin işverene karşı sadakat yükümlülüğü kapsamında olup buna aykırı davranışa ilişkin cezai şartın karşılıklı düzenlenmesi düşünülemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/isyerine-ait-bilgileri-koruma-sir-saklama-iscinin-isverene-karsi-sadakat-yukumlulugu-kapsaminda-olup-buna-aykiri-davranisa-iliskin-cezai-sartin-karsilikli-duzenlenmesi-dusunulemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 14:49:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin sır saklama yükümlülüğünü ihlal edip etmediği]]></category>
		<category><![CDATA[işyerine ait sırları ihtiva eden dokümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sır saklama yükümlülüğü kapsamında işyerine ait çeşitli özel bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8489</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2019/2639 E. &#160;, &#160;2021/2697 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: &#8230;27. Hukuk DairesiDAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Y A R G I... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/isyerine-ait-bilgileri-koruma-sir-saklama-iscinin-isverene-karsi-sadakat-yukumlulugu-kapsaminda-olup-buna-aykiri-davranisa-iliskin-cezai-sartin-karsilikli-duzenlenmesi-dusunulemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>9. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2019/2639 E. &nbsp;, &nbsp;2021/2697 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: &#8230;27. Hukuk Dairesi<br>DAVA TÜRÜ: ALACAK<br><br><br>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br>Davacı İsteminin Özeti:<br>Davacı işveren, davalı işçinin işe girerken imzaladığı taahhütnamede ayrıntıları açıklanan sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek sözleşmeden doğan 12 aylık brüt ücret tutarında cezai şartın tahsilini talep etmiştir.<br>Davalı Cevabının Özeti:<br>Davalı sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:<br>Mahkemece, cezai şartın tek taraflı düzenlediği, işçinin sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İstinaf:<br>Kararı davacı istinaf etmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:<br>Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.<br>Temyiz:<br>Kararı davacı temyiz etmiştir.<br>Gerekçe:<br>1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br>2- Davalı işçinin sır saklama yükümlülüğünü ihlal edip etmediğine göre sübuta erecek cezai şart talebi uyuşmazlık konusudur.Dosyadaki bilgi ve belgelerden 01.07.2016 günü istifa dilekçesi veren davalının bundan bir gün önce 30.06.2016 gününde stratejik plan başlıklı dökümanları kendi kişisel elektronik posta adresine gönderdiği, davacının bu dökümanların işyerine ait sırları ihtiva ettiğini ileri sürdüğü, davalının imzasını taşıyan bilgi koruma taahhütnamesinde işyerine ait dökümanların amir onayı olmadan herhangi bir yolla işyeri dışına çıkarılması, paylaşılıp depolanmasının yasaklandığı, aksi davranışın ise taahhütnamenin 9. maddesinde cezai şarta bağlandığı anlaşılmaktadır.İşyerine ait bilgileri koruma, sır saklama, işçinin işverene karşı sadakat yükümlülüğü kapsamında olup buna aykırı davranışa ilişkin cezai şartın karşılıklı düzenlenmesi düşünülemez. İstifa etmeden bir gün önce çeşitli dökümanları kişisel hesabına gönderen işçinin en baştan uymayı taahhüt ettiği bilgi koruma kurallarına aykırı hareket ettiği ortadadır.Şu halde davalının 30.06.2016 günü kişisel elektronik postasına gönderdiği bütün dökümanlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sır saklama yükümlülüğü kapsamında işyerine ait çeşitli özel bilgiler ihtiva edip etmediği araştırılıp sonucuna göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 182/son maddesi de değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru görülmemiştir.Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 28.01.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sozlesmenin-suresinden-once-feshi-kosuluna-bagli-cezai-sartin-gecerli-olabilmesi-icin-taraflar-arasindaki-is-sozlesmesinin-belirli-sureli-olmasi-zorunludur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 07:09:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Borçlar Kanunu&#039;nun 182. maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7730</guid>

					<description><![CDATA[(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2020/1896 E. &#160;, &#160;2020/6750 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş MahkemesiDAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Y A R G I... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sozlesmenin-suresinden-once-feshi-kosuluna-bagli-cezai-sartin-gecerli-olabilmesi-icin-taraflar-arasindaki-is-sozlesmesinin-belirli-sureli-olmasi-zorunludur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2020/1896 E. &nbsp;, &nbsp;2020/6750 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br>DAVA TÜRÜ : ALACAK<br><br>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br>Davacı İsteminin Özeti:<br>Davacı vekili, öğretmen olarak çalışan davalı işçinin 07.02.2014 tarihinde haklı bir sebep olmadan istifa yoluyla iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek, iş sözleşmesinde belirlenen cezai şart alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.<br>Davalı Cevabının Özeti:<br>Davalı işçi, öğretmen olarak 06.02.2014 tarihinde atanması üzerine 07.02.2014 tarihinde istifa etmek zorunda kaldığını, maaşının 6 katı tutarı tazminatının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Mahkeme Kararının Özeti:<br>Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece yüzde 75 indirim ile cezai şartın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulmuştur.<br>Temyiz:<br>Kararı, davacı &#8230; &#8230; Vakfı vekili temyiz etmiştir.<br>Gerekçe:<br>Taraflar arasında, iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şarta mahkemece uygulanan indirimin miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.<br>Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (&#8230;, &#8230;: Türk Hukukunda Cezai Şart, &#8230; 1963).<br>Cezai şart 818 sayılı Borçlar Kanunun 158 – 161&#8217;inci maddeleri arasında, yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 179-182&#8217;inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, Dairemizce bazı yönlerden iş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir.<br>Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.<br>İşçiye verilen eğitim karşılığı belli bir süre çalışması koşuluna bağlı olarak kararlaştırılan cezai şart tek taraflı olarak değerlendirilemez. İşçiye verilen eğitim bedeli kadar cezai şartın karşılığı bulunmakla eğitim karşılığı cezai şart hükmü belirtilen ölçüler içinde geçerlidir.<br>Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.<br>Borçlar Kanunu&#8217;nun 182. maddesine göre, taraflar cezanın miktarını seçmekte serbesttirler. Buna göre belirli süreli iş sözleşmesinin kalan süresine ait ücretlerinin ya da bunun katlarının ödenmesi gerektiği yönünde ceza miktarı belirlenmesi mümkündür. Böyle bir cezai şart hükmü, Borçlar Kanunu&#8217;nun 325. maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Bu durum, konuya dair yasal düzenlemenin tekrarı mahiyetinde de değildir. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. İşçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka, sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Borçlar Kanunu&#8217;nun 325. maddesine göre talep edilip edilemeyeceği sorununa değinmek gerekir ki, koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmelidir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 158/II maddesine göre, borcun belli zaman ve yerde ifa edilmemesi hali için cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hem ifa hem de cezai şartı talep edebilecektir.<br>818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 161/son (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu182/son) maddesinde ise, fahiş cezai şartın hâkim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” hükmü bulunmaktadır. Bu itibarla hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan cezai şartlar geçersizdir. Cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir.<br>Cezai şartın işçi ile işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şart, işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olamaz. Başka bir anlatımla, işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez.<br>Somut olayda, Dairemiz bozma ilamı ile mahkeme kararı cezai şarta ilişkin yapılan yüzde 15 indirimin az olduğu işçinin ücreti ve çalışma süresi dikkate alınarak makul bir indirim ile talebin hüküm altına alınması gerekçesi ile bozulmuştur. Her ne kadar davacı ve davalı vekili tarafından emsal gösterilerek bazı kararlar sunulmuş, örneğin Dairemizce incelemesi yapılan 2015-29728 Esas sayılı dosyada yüzde 40 indirim yapılarak kabul edilen cezai şart ile 2015/1226 Esas sayılı dosyada aynı davalıya karşı dava açan bir başka öğretmenin fesih nedeni, henüz okullar açılmadığı için davacı işverenin öğretmen bulmakta çok zorluk yaşamayacağı, işçiyi de iktisadi açıdan zor durumda bırakmamak gibi gerekçelerle taktiren yüzde 50 indirim ile kabul edilen cezai şartın kabulüne ilişkin kararların onandığı anlaşılmaktadır. Cezai şart yönünden her dosya kendi kapsamına ve delil durumura göre değerlendirilmesi gerektiğinden bu kararların eldeki davada emsal olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bozmaya uyan mahkemece %75 hakkaniyet indirimi ve mahsup sonrası tespit edilen toplam 1.228,72TL cezai şart kabul edilmiş ise de yüzde 75 oranındaki indirim hakkın özünü etkileyecek oranda fahiş olmuştur. Davalı işçinin, davacı işverene ait okulda 01.09.2013- 07.02.2014 tarihleri arasında çalıştığı, aldığı ücret miktarı ve çalıştığı süre ve işin niteliği nazara alınarak, daha uygun bir indirim yapılması gerekmektedir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.<br>SONUÇ:<br>Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra rekabet yasağına uyma yükümü, geçici iş ilişkisi sırasında da devam eder.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iscinin-is-sozlesmesinin-feshinden-sonra-rekabet-yasagina-uyma-yukumu-gecici-is-iliskisi-sirasinda-da-devam-eder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2021 15:56:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi ve işveren arasında rekabet yasağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7481</guid>

					<description><![CDATA[7. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2013/2542 E. &#160;, &#160;2013/5823 K. İKALE SÖZLEŞMESİ REKABET YASAĞI HAK EDİLEN ALACAĞIN TESPİTİ TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 408 TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 445 TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 444 &#8220;İçtihat Metni&#8221; Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı dosya... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iscinin-is-sozlesmesinin-feshinden-sonra-rekabet-yasagina-uyma-yukumu-gecici-is-iliskisi-sirasinda-da-devam-eder/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>7. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2013/2542 E. &nbsp;, &nbsp;2013/5823 K.</strong></p>



<ul><li>İKALE SÖZLEŞMESİ</li><li>REKABET YASAĞI</li><li>HAK EDİLEN ALACAĞIN TESPİTİ</li></ul>



<ul><li>TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 408</li><li>TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 445</li><li>TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 444</li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı dosya incelendi, gereği görüşüldü:</p>



<p>1-&nbsp; Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,</p>



<p>2-&nbsp;Davacı, davalı işverenin ikale sözleşmesi ile kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra 7 maaş tutarında fark vererek iş akitlerini feshettiğini, ancak daha sonra başka bir birimde çalışan bir grup işçiye ek olarak 9 maaş tutarında fark verildiğini beyanla bu farkların ve davalı işveren ile arasındaki iş sözleşmesindeki rekabet kısıtlaması nedeniyle 24 maaş tutarında ödeme yapması gerekirken 7 maaş tutarında ödeme yaptığını bildirerek 17 aylık ücretinin ve 4 aylık ücreti tutarında ayrımcılık tazminatının ödenmesini talep etmiştir.</p>



<p>Davalı işveren davacının ikale sözleşmesi yaparak iş akdini feshettiğini bu nedenle rekabet yasağının kaldırılmış olduğunu ileri sürerek açılan davanın reddini istemiştir.</p>



<p>Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmiştir.</p>



<p>Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>



<p>Borçlar Kanununun 348. (6099 sayılı Türk Borçlar Kanununun 444.) maddesinde, &#8220;İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir&#8221; şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir. Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkânının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanununun değinilen maddesinde, rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olmayacağı hükme bağlanmıştır.</p>



<p>Borçlar Kanunun 349. (6048 sayılı Türk Borçlar Kanununun 445.) maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir.</p>



<p>Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.</p>



<p>Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde, işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.</p>



<p>İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.</p>



<p>İşçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra rekabet yasağına uyma yükümü, geçici iş ilişkisi sırasında da devam eder. Bu noktada işçinin ödünç alan işverene bağlı olarak yapmakta olduğu çalışmalarının da rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilmesi mümkündür.</p>



<p>İşçinin sorumluluğu yönünden rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. Böyle olunca Borçlar Kanunun 161/son maddesi hükmü gereğince, fahiş olan cezai şartın hâkim tarafından indirilmesi gerekir.</p>



<p>Taraflar arasındaki sözleşmedeki hükme göre &#8220;hizmet akdi ne sebeple sona ererse ersin hitamından sonra 24 aylık bir süre içerisinde çalışan Clariant&#8217;ta uzmanlaştığı konuda çalışamaz. Bu rekabet yasağı kısıtlaması işyeri ve iştiraklerinin bu çalışma alanında faaliyette olduğu Türkiye&#8217;yi kapsar. Çalışan bu kısıtlama şartına uymak için kısıtlamanın yürürlükte olduğu süre içinde iş bulamaz ya da bulduğu işte davalı işyerindeki gelirine eşit bir gelir elde edemezse, davalı işveren kısıtlama süresince aylık ödemelerle mahrum kalınan miktarı çalışana öder. Bu miktarın yıllık tutarı, ikramiyeler ve yasa ile saptanan diğer ödemelerde dahil olmak üzere, çalışanın en son yıllık ücretinin emsaline yapılan zamlarla vardığı toplamı geçemez. Şu kadar ki işveren bu hakkından her zaman vazgeçebilir. Bu takdirde çalışan, bu maddedeki haklarından yararlanamaz. Bu tür ödemeler herhalde çalışanın 65 yaşını doldurması halinde sona erer. Görevli bu kısıtlama şartını ihlal ettiği takdirde akde aykırılık doğacağından işveren tazminat talep etme hakkına sahiptir.&#8221;</p>



<p>Somut olayda davacının iş akdi 05.01.2009 tarihi itibariyle işverenden gelen icap doğrultusunda taraflar arasında akdedilen ikale sözleşmesi ile son bulmuş, davacı davalı şirkete noter aracılığıyla gönderdiği 12.03.2010 tarihli ihtarname ile rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmüne dayanarak tabi olduğu 24 aylık kısıtlama uyarınca 24 maaş tutarında ödeme yapılması gerekirken 7 maaş tutarında ödeme yapıldığını bildirerek eksik ödenen 17 maaş tutarındaki alacağının ödenmesini talep etmiş, davalı şirketin noter aracılığıyla 05.04.2010 tarihinde gönderilen davacıya 07.04.2010 tarihinde tebliğ edilen cevabi ihtarında ise &#8220;sözleşme hükmüne göre davalı şirketin rekabet yasağına ilişkin kısıtlama hakkından her zaman vazgeçebileceği davacıya bu hükmün dayatılmayacağı&#8221; bildirilmek suretiyle artık davalı şirketin ihtarnamenin tebliği tarihi olan 07.04.2010 tarihinden itibaren rekabet yasağına ilişkin kısıtlamadan vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Davacının dava tarihi itibariyle halen işsiz olduğu anlaşılmakla sözleşmedeki bu hüküm ve ihtarnamedeki işveren açıklaması karşısında 05.01.2009 fesih tarihi ile ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiği 07.04.2010 tarihleri arasındaki 1 yıl 3 ay 2 günlük süreye ilişkin aylık ödemelerle mahrum kalınan miktarı talep edebileceği kabul edilmelidir. Yapılacak iş; davacının ihtarnamedeki ve dava dilekçesindeki talebi gözetilerek davalı işverence 7 maaş tutarında yapılan ödeme düşülerek bakiye 8 ay 2 günlük süre yönünden rekabet yasağına ilişkin hüküm gözetilerek hesaplama yapılıp davacı işçinin rekabet yasağına ilişkin bu engelleme sonucu iş bulamadığından çalışamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler gözetilerek Borçlar Kanununun 325/sonuncu (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 408.) maddesi kıyasen uygulanarak hak edilen alacaktan uygun bir indirim yapılıp çıkacak sonuca göre karar vermektir.</p>



<p>Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.</p>



<p>O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.</p>



<p>Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakim cezai şartta indirim gerçekleştirdiği takdirde cezai şart talep eden aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hakim-cezai-sartta-indirim-gerceklestirdigi-takdirde-cezai-sart-talep-eden-aleyhine-avukatlik-ucretine-hukmedilmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 13:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bayilik sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[rakip firma ürünlerini satmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7431</guid>

					<description><![CDATA[19. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2013/5697 E. &#160;, &#160;2013/12129 K. BAYİLİK SÖZLEŞMESİNE AYKIRI HAREKET CEZAİ ŞARTIN TENKİSİ VEKALET ÜCRETİ BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 161 &#8220;İçtihat Metni&#8221; Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hakim-cezai-sartta-indirim-gerceklestirdigi-takdirde-cezai-sart-talep-eden-aleyhine-avukatlik-ucretine-hukmedilmez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>19. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2013/5697 E. &nbsp;, &nbsp;2013/12129 K.</strong></p>



<ul><li>BAYİLİK SÖZLEŞMESİNE AYKIRI HAREKET</li><li>CEZAİ ŞARTIN TENKİSİ</li><li>VEKALET ÜCRETİ</li><li>BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 161</li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br><br>&#8211; K A R A R &#8211;<br>Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, davalının sözleşmeye aykırı olarak rakip firma ürünlerini sattığının tespiti edildiğini iddia ederek 75.000 USD cezai şartın en yüksek döviz mevduat faizi ile birlikte ve 40.288,00 TL karşılıksız katkı tutarının reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevabında, davacının sözleşmeyi anlaşma koşullarına aykırı doldurduğunu, cezai şartın anlaşılan rakamdan kat ve kat fazla yazıldığını, aylık satın alma kotasının da fazla yazıldığını, sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiklerini, bu nedenle daha önce sona erdirilmiş olup, ayakta olmayan sözleşme nedeniyle akdin haksız feshine dayanarak değil de, akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak cezai şart isteminin reddi gerektiğini, talep edilen cezai şart miktarının da yüksek ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre tarafların imzasını taşıyan 11.02.2011 başlangıç tarihli 3 yıl süreli sözleşmenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davalı tarafından yazılı delille kanıtlanamadığı, sözleşmenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası kanıtlanamadığından ve sözleşme davalı tarafından haksız olarak feshedildiği anlaşıldığından davacının sözleşmeye bağlı olarak cezai şart ve karşılıksız yardım istemesinden hukuka aykırılık bulunmadığı, 75.000 USD cezai şartın fahiş olup, davalının ekonomik mahfına sebep olacak nitelikte bulunduğu, 20.000 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiği, 40.288 TL karşılıksız yardım bedelinin de davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.<br>1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temiz itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>2- Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık iddiası ile cezai şart istemine ilişkindir. Sözleşme ile tayin edilen cezai şart tutarının tahsilini istemek hakkına haiz olan davacının açtığı dava sonucunda cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı aleyhine avukatlık ücreti ve muhakeme masrafına hükmedilmemesi gerekir. Çünkü cezai şarttan indirim yapılması hususunda hakimin takdir hakkını kallanıp kullanmayacağının davacı tarafından dava açılırken bilinmesi mümkün değildir. Bu nedenle tenkis edilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezai şartın mahkemece tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/cezai-sartin-mahkemece-tenkis-edilmesi-halinde-tenkis-edilen-miktardan-dolayi-davali-yararina-vekalet-ucretine-hukmedilmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2020 10:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şartın tenkisi]]></category>
		<category><![CDATA[fahiş olan cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[TBK.nın 182/son maddesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7122</guid>

					<description><![CDATA[13. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2018/5019 E. &#160;, &#160;2018/8501 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, emlakçı olduğunu, davalı ile akdedilen 02.09.2012... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/cezai-sartin-mahkemece-tenkis-edilmesi-halinde-tenkis-edilen-miktardan-dolayi-davali-yararina-vekalet-ucretine-hukmedilmez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>13. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2018/5019 E. &nbsp;, &nbsp;2018/8501 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi<br><br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.<br><br>KARAR<br><br>Davacı, emlakçı olduğunu, davalı ile akdedilen 02.09.2012 tarihli sözleşmeye göre, davalının 115.000,00 TL satış bedeli ile sözleşmedeki adreste gösterilen taşınmazı satın aldığı takdirde komisyon ücreti olarak % 3 ve gününde ödenmez ise % 10 cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalıya taşınmazı gezdirdiğini, ancak davalının söz konusu taşınmazı kendisini devre dışı bırakarak satın aldığını, 3450 TL komisyon ücreti ve 11.500 TL cezai şart alacağı olmak üzere faizi ile 16.311,78 TL üzerinden başlattığı takibin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek 3.450,00 TL komisyon ücreti ve satış bedelinin % 3&#8217;ü üzerinden hesaplanan 3.450,00 cezai şart olmak üzere 6.900,00 TL üzerinden itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı, dava konusu taşınmazı başka bir emlakçı aracılığıyla satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 4.600,00 TL asıl alacak ve bu miktara yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.450,00 TL komisyon ücreti üzerinden hesaplanacak % 20 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.<br>1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.<br>2-Davacı eldeki dava ile komisyon ücreti ve cezai şart alacağının tahsili amacı ile başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptalini istemiş, davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, sözleşme içeriği dikkate alındığında davacının taşınmazın satış bedelinin % 3&#8217;ü olan 3.450,00 TL komisyon ücreti ile cezai şarta hak kazandığı kabul edilmiş, ancak davalı tacir olmadığından 6098 sayılı TBK.nın 182/son maddesi uyarınca tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borcun yerine getirilmemiş olması nedeniyle sağlanan menfaat ve kusur derecesi ile hakkaniyet kuralları gözetilerek fahiş olan cezai şart miktarı taşınmaz değerinin % 1&#8217;i olan 1.150,00 TL&#8217;ye indirilerek davanın kısmen kabulü ile itirazın 4.600,00 TL asıl alacak üzeriden iptaline karar verilmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabul edilmiş olması nedeni ile davalı lehine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; takdire elverişli bulunan alacak iddialarında mahkemece davacının istediği miktardan daha az bir miktara hükmedilmesi halinde, davalı lehine ayrıca vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmez. TBK&#8217;nun 182/son maddesi uyarınca cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir. O nedenle, sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Somut uyuşmazlıkta da, mahkemece tenkis edilen cezai şarta ilişkin miktar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.<br>SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm ve davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının 10. bendinde yer alan ibarelerin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine aynen &#8220;reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına&#8221; cümlesinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 235,73 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 78,50 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma hürriyeti ilkesine aykırı bir biçimde rekabet sözleşmesi düzenlenemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/calisma-hurriyeti-ilkesine-aykiri-bir-bicimde-rekabet-sozlesmesi-duzenlenemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 11:10:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[haksız portföy]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6821</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi         2018/5108 E.  ,  2020/2422 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2017 tarih ve 2014/307 E- 2017/408 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/calisma-hurriyeti-ilkesine-aykiri-bir-bicimde-rekabet-sozlesmesi-duzenlenemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">11. Hukuk Dairesi         2018/5108 E.  ,  2020/2422 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2017 tarih ve 2014/307 E- 2017/408 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen 07/06/2018 tarih ve 2017/825 E- 2018/685 K. sayılı kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03/03/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. &#8230; ile davalılar vekili Av. &#8230;dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, davalı ile imzalanan müşteri temsilciliği sözleşmesi uyarınca davacı bünyesinde bağımsız emlak danışmanı iken davalının 10/08/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, iki ay sonra 15/10/2009 tarihinde davacı ile aynı faaliyet konusunda davalı şirketi kurup davacının yakınında bir adreste yoğun rekabet oluşturacak şekilde ticari faaliyete başladığını, davalının eyleminin sözleşme ve TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, sözleşmenin 4/9. maddesi hükmüne göre sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıl içinde davacının yürüttüğü işe benzer ya da davacının işi ile bir başka şekilde bağlantılı işi, sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağı, aksi halde 20.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının 15/10/2009 tarihinde diğer davalı şirketi kurarak, henüz iki yıllık süre dolmadan aynı faaliyetlere başladığını; elde ettiği müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek haksız rekabetin men&#8217;ine, fiili durumun ortadan kaldırılmasına, rekabet yasağını ihlali nedeniyle şimdilik 2.500 USD cezai şart ile haksız portföy transferi nedeniyle şimdilik 2500 USD maddi tazminatın 3095 sayılı Kanun 4.a maddesi uyarınca işleyecek faizle ve 1.000 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline; hükmün gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Davalı vekili, davalının davacı şirketin iş yerinde 02/01/2009 tarihinden 07/08/2009 tarihinde kadar çalıştığını, onun personeli olarak işlerini sürdürdüğünü, sözleşme yapılırken imzalatılan borcun tahsili amacı ile icra takibine konu senetlerden dolayı İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2009/975 esas sayılı dosyasında görülmekte olan davanın beklenilmesi gerektiğini, rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün BK&#8217;nın 348. madde karşısında geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Mahkemece, davacının rekabet yasağı ihlali nedeniyle cezai şart isteminin kabulüne, 2.500 USD&#8217;nin 3095 sayılı Yasa&#8217;nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, haksız rekabetin önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br />
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davalılar vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre bu red kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK&#8217;nın 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından bu karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.<br />
2- Dava, taraflar arasında yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.<br />
Taraflar arasında imzalanan 2009 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde Remax franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.&#8217;nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Diğer bir ifade ile Anayasa&#8217;nın ve BK.&#8217;nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir.<br />
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.<br />
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK&#8217;nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK&#8217;nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (3) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceza şart alacağında işçinin işyerinde çalıştığı süre ve tarafların sosyo-ekonomik durumu ve işçinin ekonomik geleceği dikkate alınarak karar verilmesi gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/ceza-sart-alacaginda-iscinin-isyerinde-calistigi-sure-ve-taraflarin-sosyo-ekonomik-durumu-ve-iscinin-ekonomik-gelecegi-dikkate-alinarak-karar-verilmesi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2020 09:42:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aynı sektörde faaliyet gösteren başka yerde çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet yasağı sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[şirketin bütün bilgilerine vakıf olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6664</guid>

					<description><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararı &#8211; İstanbul BAM, 13. HD., E. 2020/133 K. 2020/296 T. 27.2.2020 MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/01/2018 NUMARASI : 2015/43 Esas &#8211; 2018/70 Karar DAVA: Alacak Dairemizden verilen 30/01/2019 tarih ve 2018/403 Esas 2019/119 sayılı kararı Yargıtay, &#8216;nin 16/12/2019 tarih ve 2019/1461 Esas &#8211; 2019/8220 Karar sayılı ilamı ile... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/ceza-sart-alacaginda-iscinin-isyerinde-calistigi-sure-ve-taraflarin-sosyo-ekonomik-durumu-ve-iscinin-ekonomik-gelecegi-dikkate-alinarak-karar-verilmesi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Bölge Adliye Mahkemesi Kararı &#8211; </strong></span></p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstanbul BAM, 13. HD., E. 2020/133 K. 2020/296 T. 27.2.2020</strong></span></p>
<p class="grounds-paragraph">MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">TARİHİ: 29/01/2018</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">NUMARASI : 2015/43 Esas &#8211; 2018/70 Karar</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">DAVA: Alacak</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">Dairemizden verilen 30/01/2019 tarih ve 2018/403 Esas 2019/119 sayılı kararı Yargıtay, &#8216;nin 16/12/2019 tarih ve 2019/1461 Esas &#8211; 2019/8220 Karar sayılı ilamı ile bozulmakla; dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelenmesi sonucunda;</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının imzalamış olduğu iş sözleşmesinin 1.13 maddesinde personel şirket arasında düzenlenen iş sözleşmesinde başka bir sebeple son bulduğu takdirde sözleşmenin son bulduğu tarihten sonra dahi personel aynı veya benzer alanda çalışan iş yerlerinde 5 yıl süre ile çalışmamayı veya aynı veya benzer iş kolunda faaliyet gösteren bir şirketle ortak olamayacağını, danışmanlık yapamayacağını, kendi adına veya üçüncü şahıslar adına aynı süre ile faaliyette bulunmamağını kabul ve taahhüt ettiğini, 3.7 maddesinde iş bu sözleşmeye her iki tarafından uyacak olup sözleşmeye aykırı davranılması halinde personelin aylık ücretinin (brüt ) katı tutarında cezai şart ödemeyi tarafların peşinen ödemeyi kabul edecekleri hükmünün yazılı olduğunu, imzalanan sözleşme haricinde davalının kendi el yazısı ile 13/11/2012 tarihli dilekçede haksız rekabette bulunmama, işveren sırlarını saklama vs. olmak üzere tüm yükümlülüklerini yerine getireceğini taahhüt ettiğini, davalının 15/08/2014 tarihinde müvekkili şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ve rakip firma olan &#8230; Ltd. Şti. de işe başladığını, davacı müvekkilin şirkette bölge satış temsilcisi olarak çalıştığından şirketin bütün bilgilerine vakıf olduğunu, davalının kötü niyetli davranışlarına rağmen müvekkilinin davalıya tazminat ödediğini, ancak davalının işten ayrıldıktan bir ay sonra davacı şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı şirkette işe başladığını iddia ederek, 66.920,00 TL cezai şart ve 15/08/2014 tarihinden itibaren temerrüt faizinin davalıdan tahsilini ve avukatlık ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin Borçlar Kanunu hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, asıl dikkat edilmesi, gereken konunun davacı işverenin gerek 13/11/2012 tarihli iş sözleşmesinde, gerekse aynı tarihli buna bağlı aldığı taahütnamede, müvekkilin işten ayrıldıktan sonra 5 yıl aynı veya benzer alanda çalışan iş yerlerinde çalışmasını yasaklarken, müvekkili lehine hiçbir ödeme yapmaya yer vermediğini, müvekkilinin ekonomik olarak hayatını nasıl idame ettireceğine karşılık her hangi bir edimde bulunmadığını, günümüzde bu tür sözleşmelerin en fazla iki yıl yapılmakta olduğunu, müvekkilinin işyerinde bölge satış temsilcisi olarak çalıştığını ve kendisine verilen müşteri listesi ile görüşmeler yaptığını, şirketin diğer bilgilerine vakıf olmadığını, müvekkilinin iş yerinde gördüğü baskı nedeni ile işten istifa ettiğini, 11/07/2014 tarihli ihbar öneli bitince işten ayrılmak istediğini bildiren bir adet dilekçesinin mevcut olduğunu, ayrıca buna bağlı olarak 18/07/2014 tarihli, işverenin ihbar öneli dolmadan ayrılabileceğini gösterir bir adet evrak bulunduğunu savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve lehlerine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217; nin 29/01/2018 tarih ve 2015/43 Esas &#8211; 2018/70 Karar sayılı gerekçeli kararı ile; &#8221; &#8230;Rekabet yasağı kaydı işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak netlikte ise geçerlidir. Mahkememiz dosyasında taraflar arasındaki 13/11/2012 tarihli sözleşmenin 3. Maddesin de, sözleşmenin herhangi bir şekilde son bulduğunda TTK 57. maddede belirtilen ve sınırları çizilen iyi niyet kaidelerine davalının bağlı kalacağı, aykırı hareket ve durumda haksız rekabet fiili işleyeceği kabul edilmiş, sözleşmeye aykırı davranılması halinde personelin aylık ücretinin brüt 20 katı tutarında cezai şart ödemeyi taraflar peşinen kabul etmiştir. Davalı 11/07/2014 tarihinde çalıştığı iş yerinden istifa etmiş 15/08/2014 tarihinde &#8230; San. Tic. Ltd. Şti &#8216;de işe başlamıştır. Davalının çalışmış olduğu her iki iş yerinin faaliyet konusu konsantre boya imalatı olduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin 3.maddesinde belirtilen rekabet yasağına aykırı hareket sonucu taahhüt edilen cezai şarta davacı hak kazanmış olduğundan davanın kabulüne &#8230; &#8221; karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile; &#8221; 1-Davanın kabulü ile 66.920 TL cezai şartın 15/08/2014 tarihinden itibaren ticaret temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, &#8230; &#8221; karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme huzurunda görülen davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, bu nedenle yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi nedeni ile verilen kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, Kendileri tarafından 14.03.2018 tarihinde eksik ödenen fark kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsili amacı ile Arabuluculuk Merkezi&#8217; ne başvuru yapıldığını, Davalının iş akdinin sona erme şeklinin ve davalıya kıdem tazminatı ödemesinin yapılmasının, rekabet sözleşmesini sona erdirip erdirmediği hususunda yerel mahkemece değerlendirme yapılmadığını, davacı işverenin, sırf rekabet sözleşmesi hükümlerine dayanmak amacı ile müvekkilden istifa dilekçesi alırken aynı zamanda müvekkile kıdem tazminatı ödeyerek davalının istifa iradesine sahip olmadığını ortaya koyduğunu, dava dilekçesinde dahi kıdem tazminatının ödendiğinin açıkça ikrar edildiğini, Taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin 13.11.2012 tarihli olup, işbu hizmet akdine dair 11.01.2011 tarihli Türk Borçlar Kanunu&#8217; nun rekabet sözleşmesinin sona ermesi hususundaki 447/2 fıkrasının uygulanmadığını, Rekabet yasağı sözleşmesinin zaman ve coğrafi bakımdan yasada belirtilen koşullara haiz olmadığını, aksinin kabulü halinde, Yerel Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, Davalının, Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğünü ihlal edici sözleşmeye itibar edildiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişilerin, davacı şirketin faaliyet alanında uzman bilirkişiler olmadığından, müvekkilin başka bir yerde işe girmesinin, davacı şirketi zarara uğratıp uğratmayacağını tespit edecek yeterliliğe haiz olmadıklarını, Bilirkişi raporunda davacı şirketin müvekkilden 66.920 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, ancak hesaplamanın yapılış biçimine bilirkişi raporunda yer verilmediğini ve mahkemece bu rapora itibar edildiğini, Rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan aylık 20 brüt maaş cezai şatının, 30 net maaşa denk geldiğini, davalı işçinin 18 ay çalıştığı işyerine 30 net maaş tutarında cezai şart ödemesinin fahiş olduğunu beyanla; &#8211; Davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmesini, -Yerel Mahkemene kararının duruşmalı istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">DAİREMİZİN İLK KARARI : Dairemiz 30/01/2019 tarih 2018/403 Esas 2019/119 sayılı ilk kararı ile; İddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait iş yerinden 18/07/2014 tarihinde ayrıldığı, 15/08/2014 tarihinde dava dışı &#8230; Ltd. Şti&#8217;nde işe başladığı, taraflar arasındaki 13/11/2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesi gereğince iş akdinin sona ermesinden itibaren 5 yıl boyunca içinde davacıyla rekabet teşkil edecek faaliyetlerden uzak duracağı, davacının faaliyette bulunduğu iş kolunda iş yeri açamayacağı, rakip şirketlere ortak-yönetici olamayacağı, aksi halde sözleşmenin 3.7 maddesinde iş bu sözleşmeye her iki tarafından personelin aylık ücretinin (brüt ) katı tutarında cezai şart ödemeyi tarafların peşinen ödemesinin kararlaştırılmış ise de; davalının davacıya ait iş yerinde 2 yıl çalışma sonrası, davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren &#8230; Ltd. Şti&#8217;de çalışmaya başlamaya başlamasının çalışma hürriyetinin bir gereği olduğu, bu şirketin davalıya daha fazla avantajlar sağlaması nedeni ile çalışmasının kabul edilebileceği, davacı tarafça, müşterileri olan firmaların kendileriyle çalışmayı bırakıp &#8230; Ltd Şti. ile çalıştığına dair somut olgu ileri sürülmediği, bu bağlamda iş verenin hizmetinde çalışan bir işçinin hayatın normal akışı içinde çalışma süresince doğal olarak edinmiş olduğu bilgi birikimini ve teknik gelişmesini yeni çalıştığı şirkette veya kendi adına kuracağı bir işletmede kullanması bu bilgi ve tecrübelerden faydalanmasının kişisel gelişim kapsamında değerlendirileceği, bölge satış elemanı olarak çalışan davalı işçinin işletmede çalıştığı durum itibariyle üretim bilgilerine ulaşmak ve kullanmak suretiyle işletmenin önemli bir zarara uğramasına sebebiyet verme ihtimalinin bulunmadığı, en önemlisi de davacıya ait müşteri çevresi, üretim sırları ve davacının yaptığı işlere ilişkin bilgilerin davalı tarafından yeni girdiği işte kullanıldığı ve en önemlisi davacının, uğradığını iddia ettiği zararı ispat edemediği gibi davalı işçinin kendisinin istifa ettiğinin ileri sürülmesine rağmen, davalıya kıdem tazminatı ödenmesi TBK.nun 447/2. maddesindeki düzenleme kapsamında, işverene yüklenebilen bir nedenle davalı işçi tarafından iş akdinin fesih edildiği sonucunu doğurduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmadığı, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf kabulü ile, mahkeme kararının HMK 353/1-b2 maddesi gereğince kaldırılarak, davanın reddine&#8230;&#8221; gerekçesi ile; &#8221;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217; nin 29/01/2018 tarih ve 2015/43 Esas &#8211; 2018/70 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; Davanın REDDİNE&#8221; karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">YARGITAY BOZMA İLAMI : Yargıtay 16/12/2019 tarih 2019/1461 Esas 2019/8220 Karar sayılı ilamında; &#8220;1-Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının uğradığı zararı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Bu itibarla mahkemece, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.2-) Ayrıca, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 11.07.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK&#8217;nin 445. maddesi tatbik edilecektir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde 5 yıllık rekabet yasağı süresi İstanbul ili için geçerli olmak üzere öngörülmüş, işin türü bakımından ise kısıtlama yapılmamıştır. TBK&#8217;nin 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün TBK&#8217;nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir&#8230;.&#8221; gerekçesi ile;</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK&#8217;nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalının davacı şirketteki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş, mahkemece esastan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili iş mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik istinaf sebebi ileri sürmüş ise de, davalının rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen davranışı açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK&#8217;nın 444 ve 447. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu, bu bağlamda mahkemece, davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi isabetli olduğundan, davalı vekilinin görev yönünden istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında davalının iş akdinin haksız olarak fesih edilip edilmediği konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Davalı taraf, cevap dilekçesinde iş yerinde gördüğü baskı nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürmüştür. İstinaf dilekçesinde ise; işveren tarafından kidem tazminatı ödemesi yapıldığından iş akdinin işverence fesih edildiğini, zira istifa eden işçiye kidem tazminatı ödemesi yapılmayacağını belirtmiştir. Davacı taraf ise; davalının kendisinin istifa ettiğini, 5 adet istifa dilekçesi verdiğini, işten ayrılırken bir yıl süre ile başka bir işte çalışmayacağını belirterek müvekkili şirket yetkililerini kandırıp iyi niyetinden faydalanarak ikna etmek suretiyle kıdem tazminatının ödemesini sağladığını savunmuştur. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen belgelerden davalının işyerinden istifa ederek ayrıldığı sabittir. İşyerinden haklı nedenle ayrıldığı ispat yükümlülüğü davalıdadır. Bu konuda herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi bu konuda daha önce açılmış bir dava da yoktur. Davacı işveren tarafından kidem tazminatı ödenmiş olması, tek başına iş akdinin davacı tarafça haksız nedenle veya davalı tarafça haklı nedenle fesih edildiği sonucunu doğurmaya yeterli değildir. Davalı tarafça istinaf dilekçesinde, davacı işveren tarafından eksik ödenen fark kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsili amacı ile Arabuluculuk Merkezi&#8217; ne başvuru yapıldığı, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamaması nedeniyle İş Mahkemesine başvurulacağının ileri sürülmüş ise de, söz konusu işlemin ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra yapıldığı görüldüğünden HMK&#8217;nın 357. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi ileri sürülmeyen hususlar istinaf aşamasında inceleme ve değerlendirme konusu yapılamayacağından, bu husus değerlendirme dışı bırakılmıştır. Sonuç itibari ile, davalı tarafın iş akdinin haksız neden ile davacı işveren tarafından fesih edildiğine dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki 13/11/2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesi gereğince iş akdinin sona ermesinden itibaren 5 yıl boyunca içinde davacıyla rekabet teşkil edecek faaliyetlerden uzak duracağı, davacının faaliyette bulunduğu iş kolunda iş yeri açamayacağı, rakip şirketlere ortak-yönetici olamayacağı, aksi halde sözleşmenin 3.7 maddesinde iş bu sözleşmeye her iki tarafından personelin aylık ücretinin (brüt ) katı tutarında cezai şart ödemeyi tarafların peşinen ödemesinin kararlaştırılmıştır. Davalının, davacıya ait İstanbul&#8217;da faaliyet gösteren iş yerinde bölge satış temsilcisi olarak çalışır iken 18/07/2014 tarihinde istifa ederek ayrıldığı, yaklaşık bir ay sonra 15/08/2014 tarihinde yine İstanbul&#8217;da faaliyet gösteren ve davacı ile aynı sektörde ve rakip olan dava dışı &#8230; Ltd. Şti&#8217;nde satış temsilcisi olarak işe başladığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede coğrafi yer sınırlandırılmamış ve sürede 5 yıl olarak 2 yıldan fazla bir süre kararlaştırılmış ise de, uyulan Yargıtay bozma kararında belirtildiği üzere, TBK&#8217;nın 445/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı sözleşmesi tamamen geçersiz sayılamayacak, somut olaya göre hakim tarafından değerlendirilecektir. Somut olayda, davalının iş akdini istifa ile feshettikten sonra yaklaşık 1 ay sonra aynı ilde ve davacı işverenin rakibi sayılan şirkette önceki görevi ile aynı pozisyonda işe başlaması gözetildiğinde, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli ve bağlayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen nedenle, davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalının, davacı işyerinde bölge satış temsilcisi olarak görev yaptığı bu kapsamda davacı işveren tarafından satış ve pazarlama konusunda eğitimler verildiği, davalının aldığı eğitimler arasında, davacı şirketin yapısı, işleyişi, üretim ve ürün bilgileri, mevcut müşteri yapısı gibi vs. konuların yer aldığı dosyadaki mübrez bizzat davalının imzasını taşıyan belgelerden anlaşılmaktadır. Davalının aldığı eğitimler nedeni ile davalı şirketin üretim şekline, hammadde bilgi ve kaynaklarına, şirketin finans bilgilerine, proses yöntemlerine ve bu kapsamda şirketin sırlarına ve şirketin müşteri portföy bilgisine sahip olduğu ve sahip olduğu bu bilgilerin yeni işe girdiği davacının rakibi olan dava dışı şirkette kullanmaya başladığı takdirde, davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu açıktır. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesinin kabulü gerekçesi, dosya kapsamına uygun olduğundan aksi yöndeki davalı istinafı yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de, bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. TBK&#8217;nın 26, 27, 182 maddelerinde bu özgürlüğün sınırları çizmiştir. Sözleşmede öngörülen cezai şartın borçlunun iktisaden mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise, adap ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptal edilmesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede cezai şart olarak davalının brüt aylık ücretinin 20 katı tutarı kararlaştırılmıştır. Somut olayda davalı, davacı işyerinde yaklaşık 2 yıl çalıştıktan sonra ayrılmıştır. Bu cezai şart miktar itibari ile davalı işçinin aldığı ücret ve çalıştığı süre dikkate alındığında Dairemizce fahiş olarak nitelendirilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından TBK&#8217;nın 182/son maddesi uyarınca davalının talebi dikkate alınarak indirim yapılmaması dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde görülerek Dairemizce cezai şart miktarında indirim yapmak gerekmiştir. TBK&#8217;nın 182/son maddesi uyarınca, tarafların sosyo-ekonomik durumları, sözleşme ile ulaşılmak istenen hak ve sorumluluk dengesi, paranın satın alma gücü, davalının aylık ücreti ve çalıştığı süre dikkate alınarak; talep edilen alacak üzerinden takdiren %70 oranında 20.076,00TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. İlk derece mahkemesi kararında talep gibi davalının işe başladığı 15/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte alacağın tahsiline karar verilmiştir. İşleyecek faiz başlangıcına ve türüne ilişkin davalı tarafça herhangi bir istinaf nedeni ileri sürülmemiştir. Bu husus kamu düzenine ilişkin bulunmadığından, resen değerlendirme yapılamaması nedeni ile Dairemizce belirlenen cezai şartın önceki gibi 15/08/2014 tarihi itibari ile ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline ve davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Sonuç itibari ile, istinafa konu ilk derece mahkemesi kararı TBK&#8217;nın 182/son maddesi hükmü dışında; dosya kapsamı, uyma kararı verilen Yargıtay bozma kararı gerekçesi dikkate alınarak usul ve yasaya uygun görüldüğünden, davalının istinaf talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; Davalının istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217; nin 29/01/2018 tarih ve 2015/43 Esas &#8211; 2018/70 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-20.076,00 TL cezai şartın 15/08/2014 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, İLK DERECE YÖNÜNDEN : 3-Alınması gereken 1.371.39.TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.142,83.TL&#8217;nin mahsubu ile bakiye 228,56.TL&#8217;nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken peşin harç olarak yatırılan 1.142,83.TL&#8217;nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Cezai şart tutarında dairemizce takdiren indirim yapılarak hüküm kurulduğu gözetilerek davacı tarafından sarfedilen 1.200,00.TL bilirkişi gideri ve 199,50.TL posta gideri olmak üzere toplam 1.399,50.TL yargılama giderinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendilerini yargılamada vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 3.400,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Cezai şart tutarında dairemizce takdiren indirim yapılarak hüküm kurulduğu gözetilerek red edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 9-Bakiye gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN : 10-Davalı tarafından yatırılan 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 11-Davalı tarafından yatırılan 1.142,82.TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 13-Davalı tarafından sarfedilen 98,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 49,00.TL tebligat gideri ile 31,50.TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş gideri toplamı 178,60.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 14-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT&#8217;nin 2. kısım 2. bölüm 17/b maddesine göre davalı lehine takdir olunan 1.700,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,15-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT&#8217;nin 2. kısım 2. bölüm 17/b maddesine göre davacı lehine takdir olunan 1.700,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2020</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Satış işleminden vazgeçen alıcı kararlaştırılan tellaklık ücretini ödemekle yükümlüdür.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/satis-isleminden-vazgecen-alici-kararlastirilan-tellaklik-ucretini-odemekle-yukumludur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2020 09:52:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkis]]></category>
		<category><![CDATA[TBK’nın 182/son maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[tellallık ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Borçlar Kanunu'nun 520. maddesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6255</guid>

					<description><![CDATA[13. Hukuk Dairesi         2019/4446 E.  ,  2020/1056 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl dava yönünden kabulüne, karşı dava yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı/karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/satis-isleminden-vazgecen-alici-kararlastirilan-tellaklik-ucretini-odemekle-yukumludur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">13. Hukuk Dairesi         2019/4446 E.  ,  2020/1056 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)</p>
<p>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl dava yönünden kabulüne, karşı dava yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı/karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.<br />
KARAR<br />
Davacı, emlak komisyoncusu olarak faaliyet gösterdiğini, dava konusu bağımsız bölümün alımı satımı hususunda emlak komisyoncusu olarak aracılık hizmetinde bulunduğunu, davalı alıcıya taşınmazı gezdirdiğini, alıcı &#8230;&#8217;ın taşınmaz bedelini ödemek için &#8230; Halkbankası Şubesine konut kredisi almak için müracaat ettiğini, konut kredisinin alıcı &#8230; adına çıktığını, daha sonra alıcının taşınmazı hiçbir gerekçe göstermeden almaktan vazgeçtiğini, sözleşmeye göre vazgeçen veya satışa engel çıkartan tarafın hem kendi ödeyeceği, hem de diğer tarafın ödeyeceği komisyon ücretinin tamamını emlak komisyoncusuna ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri şartının düzenlendiğini, emlak komisyon ücretinin ödenmediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, &#8230; 2. İcra Müdürlüğünün 2015/1095 E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazda bulunduğunu, davalının itirazı üzerine davalı hakkındaki icra takibinin durduğunu, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının &#8230; 2. İcra Müdürlüğünün 2015/1095 E sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, asıl alacağın %20&#8217;si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı, asıl davada davanın reddini dilemiştir. Karşı dava açarak, sözleşme imzalanırken verdiğini iddia ettiği 1.400,00 TL kapora bedelinin iadesini davacıdan talep ve dava etmiştir. Karşı davada davacı karşı davalı davanın reddini dilemiştir.<br />
Mahkemece, asıl davada davanın kabulüne, karşı davada davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Karşı dava yönünden;<br />
1-Davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilen miktar, karar tarihi itibariyle 3.200,00 TL&#8217;yi geçmediğinden HUMK.nun 5219 sayılı Yasa ile değiştirilen 427.maddesinin 2.fıkrası gereğince davalı-karşı davacı vekilinin temyiz hakkı bulunmamaktadır. O nedenle, miktar itibariyle kesin olarak verilen karara ilişkin davalı-karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br />
Asıl dava Yönünden;<br />
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.<br />
2-Her ne kadar mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 23.02.2015 tarihli komisyon akdi gereğince, davalı tarafından taşınmazın satış bedelinin %3’ü oranında tellallık ücretinin ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Davalının satış işleminden vazgeçerek öngörülen %6 oranındaki ücretin %3&#8217;ü kendi tarafından ödenmesi gereken tellallık ücreti olup, davalının alıcı sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır. Bunun dışında satış bedelinin geri kalan %3’ü oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğu kabul edilmelidir. Davalı tacir olmadığından, TBK’nın 182/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, davalının satıştan vazgeçmesi nedeniyle %6 oranında kararlaştırılan ücretin %3’ünün ödenmesinin yanında geri kalan %3’ü oranındaki cezai şarttan da TBK&#8217;nın 182/son maddesi gereğince indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gereken miktar belirlenip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.<br />
SONUÇ: Karşı dava yönünden davalı-karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, asıl dava yönünden birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
