<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hukuki dinlenilme hakkı &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/hukuki-dinlenilme-hakki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Mar 2021 07:23:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>hukuki dinlenilme hakkı &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Arabuluculuk tutanağına icra edilebilirlik şerhinin verilmesi talep edildiğinde bu talep dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/arabuluculuk-tutanagina-icra-edilebilirlik-serhinin-verilmesi-talep-edildiginde-bu-talep-dilekcesi-karsi-tarafa-teblig-edilmesi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2021 07:23:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[6325 sayılı Yasa]]></category>
		<category><![CDATA[arabulucu tutanağı icra edilebilirlik şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[Arabulucuk Kanunu&#039; nun 18. maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki dinlenilme hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7702</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2016/31376 E. &#160;, &#160;2016/21368 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağına icra edilebilirlik şerhi verilmesine istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/arabuluculuk-tutanagina-icra-edilebilirlik-serhinin-verilmesi-talep-edildiginde-bu-talep-dilekcesi-karsi-tarafa-teblig-edilmesi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> </p>



<p><strong>9. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2016/31376 E. &nbsp;, &nbsp;2016/21368 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ<br><br>DAVA : Davacı, taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağına icra edilebilirlik şerhi verilmesine istemiştir.<br>Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br><br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br><br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6325 sayılı Yasa kapsamında arabulucu huzurunda taraflar arasında düzenlenen arabulucu tutanağına mahkemece icra edilebilirlik şerhinin verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.<br>Davacı şirket vekili davalı işçi ile aralarında uyuşmazlığı sona erdiren anlaşmanın imzalandığını, anlaşmanın 4. 9. ve 19. maddelerinde &#8230;’in şirkete yapacağı ödemelerin kararlaştırıldığını belirterek bu belgeye “ icra edilebilirlik şerhi “ verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece davalı tarafa tebligat yapılamadığı, davacı vekili tarafından anlaşma sonucunda taraflarca imzalandığı belirtilen sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı yine içeriğinin doğru olup olmadığı hususları hakkında beyanı alınamadığı bu nedenle arabuluculuk icra edilebilirlik şerhi verilmesinin uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Arabuluculuk 6325 sayılı Yasa ile hukukumuza giren “ Mahkeme dışı “ çözüm yollarından birisidir.<br>Arabuluculuğa ilişkin usul ve esaslar 6325 sayılı Yasa&#8217; da düzenlenmiş olup, Yasa&#8217; nın 18/2. maddesine göre arabuluculuk tutanağı “ Mahkemece icra edilebilirlik şerhi verilmesi ” şartı ile “ ilam “ niteliğindedir.<br>6325 sayılı Yasa&#8217; nın 18/3. maddesi icra edilebilirlik şerhi verilmesinin usulünü düzenlemiştir.<br>6325 sayılı Yasa&#8217; nın 18/3. maddesi aynen;<br>“ (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden de yapılabilir. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. “ şeklindedir.<br>İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işi olup, buna ilişkin inceleme dosya üzerinden de yapılabilir.<br>Dosya üzerinden inceleme yapılması halinde talep dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilip, edilmeyeceği sorunu çözülmelidir.<br>6100 sayılı HMK. nun 27/1. maddesine göre “ Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.<br>27/2. maddeye göre;<br>Bu hak;<br>a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,<br>b) Açıklama ve ispat hakkını,<br>c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.<br>Arabulucuk Kanunu&#8217; nun 18. maddesi ile HMK. nun hukuki dinlenilme hakkına ilişkin 27 ve basit yargılamaya ilişkin 385 vd. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde “ icra edilebilirlik şerhi verilmesi “ istemi halinde, ister dosya üzerinden, ister duruşma yapılarak karar verilsin talep dilekçesinin karşı tarafa tebliği şarttır. Bu hukuki dinlenilme hakkının gereğidir.<br>Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere arabuluculuk kararının diğer tarafı olan işçiye tebligat yapılamamış, Mahkemece tebligat yapılamadığı halde varsayıma dayalı gerekçe ile talep reddedilmiştir.<br>Dava dilekçesi tebliğ edilmeden verilen gerekçeli karar davalının mernis adresine tebliğ edilmiştir.<br>7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. Maddesine göre “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.<br>(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./5.mad.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.<br>(Ek fıkra: 19/03/2003 &#8211; 4829 S.K./5. md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki (Değişik ibare: 11/01/2011-6099 S.K./5.mad.) fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.”<br>Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar karşısında dava dilekçesi davalının mernis adresine “ mernis adresi olduğu belirtilerek “ teblige çıkarılarak taraf teşkilinin sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.<br>Sonuç:<br>Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davalının bildirmiş olduğu üç adet tanıktan yalnızca iki tanesinin dinlenmiş olması savunma ve ispat hakkının ihlali mahiyetindedir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davalinin-bildirmis-oldugu-uc-adet-taniktan-yalnizca-iki-tanesinin-dinlenmis-olmasi-savunma-ve-ispat-hakkinin-ihlali-mahiyetindedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2021 08:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[davalı tanığının dinlenilmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki dinlenilme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[üç adet tanıktan yalnız iki tanesinin dinlenilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7529</guid>

					<description><![CDATA[(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2017/36863 E. &#160;, &#160;2020/8585 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: &#8230; 8. Hukuk DairesiDAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Y A R... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davalinin-bildirmis-oldugu-uc-adet-taniktan-yalnizca-iki-tanesinin-dinlenmis-olmasi-savunma-ve-ispat-hakkinin-ihlali-mahiyetindedir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2017/36863 E. &nbsp;, &nbsp;2020/8585 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: &#8230; 8. Hukuk Dairesi<br>DAVA TÜRÜ: ALACAK<br><br><br>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br>Davacı isteminin özeti:<br>Davacı, kıdem ve tazminatı ile bir kısım işçilik alacağının tahsilini talep etmiştir.<br>Davalı cevabının özeti:<br>Davalı, davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:<br>Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu:<br>İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:<br>Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.<br>Temyiz:<br>Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Gerekçe:<br>Davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde &#8220;Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.&#8221; düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın &#8220;açıklama ve ispat hakkı&#8221;nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.Somut olayda; davalı tarafından gösterilen üç adet tanıktan yalnız iki tanesinin dinlenildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili ise temyiz dilekçesinde, bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçelerinde tanık beyanı ile ilgili çelişkinin giderilmesi, tanık beyanlarına açıklık getirilebilmesi için cevap dilekçelerinde üç tanık isminin bildirilmiş olduğu halde ilk iki sıradaki tanıklarının dinlenildiği, tanıkları &#8230;’in dinlenilmemiş olduğundan bu tanıklarının dinlenilmesinin talep edildiği halde ilk derece mahkemesince taleplerinin değerlendirilmediğini belirtmektedir. Mahkemece tanık &#8230;’ün dinlenilmeme sebebi hakkında herhangi bir gerekçe bildirmediği görülmektedir. Bu durumda, davalının tanığının dinlenilmemesi davacının savunma ve ispat hakkının ihlali mahiyetindedir. Yapılması gereken davalının bildirmiş olduğu tanık &#8230;’in usulünce mahkeme huzurunda dinlenilmesi ve bu tanık beyanı ve toplanılan tüm deliller çerçevesinde değerlendirme yapmaktır. Bu husususun gözetilmemesi hatalıdır ve bozmayı gerektirmiştir.Yukarıda yazılı nedenle, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olmasına rağmen, istinaf başvurusunun yazılı gerekçeyle esastan reddine karar verilmesi hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz edilmesi halinde taraflar duruşmaya davet edilip dinlendikten sonra karar verilmesi yasal zorunluluktur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/ihtiyati-tedbir-kararina-karsi-itiraz-edilmesi-halinde-taraflar-durusmaya-davet-edilip-dinlendikten-sonra-karar-verilmesi-yasal-zorunluluktur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2021 18:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki dinlenilme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7387</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ E. 2020/2005 K. 2020/109 T. 1.10.2020 * USUL PATENTİNİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE PATENTİN DEVRİNİN ÖNLENMESİ VE İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ İLE TESCİLLİ PATENT HAKLARININ İLERİ SÜRÜLMESİNİN ENGELLENMESİ İSTEMİ ( Mahkemece Duruşmada İtiraz Hakkında Verilecek Karara Karşı Kanun Yoluna Başvurulması ve Dosyanın İstinaf İncelemesi İçin Gönderilmesi Gerektiği &#8211; Olayda... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/ihtiyati-tedbir-kararina-karsi-itiraz-edilmesi-halinde-taraflar-durusmaya-davet-edilip-dinlendikten-sonra-karar-verilmesi-yasal-zorunluluktur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading">T.C.</h4>



<h4 class="wp-block-heading">İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</h4>



<h4 class="wp-block-heading">44. HUKUK DAİRESİ</h4>



<h4 class="wp-block-heading">E. 2020/2005</h4>



<h4 class="wp-block-heading">K. 2020/109</h4>



<h4 class="wp-block-heading">T. 1.10.2020</h4>



<p><strong>* USUL PATENTİNİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE PATENTİN DEVRİNİN ÖNLENMESİ VE İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ İLE TESCİLLİ PATENT HAKLARININ İLERİ SÜRÜLMESİNİN ENGELLENMESİ İSTEMİ ( Mahkemece Duruşmada İtiraz Hakkında Verilecek Karara Karşı Kanun Yoluna Başvurulması ve Dosyanın İstinaf İncelemesi İçin Gönderilmesi Gerektiği &#8211; Olayda Yasa&#8217;nın Öngördüğü İşlemler Yerine Getirilmeden Pandemi Nedeniyle Dosya Üzerinde İnceleme Yapılarak Duruşma Açılmaksızın Verilen Karar Üzerine Davalı İstinaf İncelemesi Talebinde Bulunması Sonucu Dosyanın İstinaf İncelemesi İçin Gönderilmesinin Hatalı Olduğu )</strong></p>



<p><strong>* PANDEMİ SEBEP GÖSTERİLEREK DOSYA ÜZERİNDEN İNCELEME YAPILMASI ( Mahkemece Duruşmada İtiraz Hakkında Verilecek Karara Karşı Kanun Yoluna Başvurulması ve Dosyanın İstinaf İncelemesi İçin Gönderilmesi Gerektiği &#8211; Olayda Yasa&#8217;nın Öngördüğü İşlemler Yerine Getirilmeden Pandemi Nedeniyle Dosya Üzerinde İnceleme Yapılarak Duruşma Açılmaksızın Verilen Karar Üzerine Davalı İstinaf İncelemesi Talebinde Bulunması Sonucu Dosyanın İstinaf İncelemesi İçin Gönderilmesinin Hatalı Olduğu )</strong></p>



<p><strong>* İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ ( İlk Derece Mahkemesince İhtiyati Tedbire İtirazın Değerlendirilmesine Yönelik Olarak Duruşma Açılması ve Duruşmanın Yapılarak 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 341. Maddesi Anlamında Hüküm Oluşturmasını Beklemek Gerektiği &#8211; Duruşma Açılarak Bir Karar Verilmek Üzere Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesine ve Davalı Vekilinin İstinaf Başvurusu Dilekçesinin Esasa Dair Yönler İncelenmeksizin Kabulüyle Kararın Kaldırılmasına Karar Vermek Gerektiği )</strong></p>



<p><strong>6100/m. 341, 391, 394</strong></p>



<p><strong>ÖZET :&nbsp;</strong>Dava, usul patentinin hükümsüzlüğü ve davacı şirketin davalılara ait tescilli patent haklarını ihlal etmediğinin tespiti ile patentin devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalılara ait tescilli patent haklarının davacıya ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinin engellenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece duruşmada itiraz hakkında verilecek karara karşı kanun yoluna başvurulması ve dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi gerekir. Olayda, Yasa&#8217;nın öngördüğü işlemler yerine getirilmeden, Pandemi nedeniyle dosya üzerinde inceleme yapılarak, duruşma açılmaksızın verilen karar üzerine, davalı istinaf incelemesi talebinde bulunması sonucu dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi hatalıdır.</p>



<p>İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın değerlendirilmesine yönelik olarak duruşma açılması ve duruşmanın yapılarak 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 341. maddesi anlamında hüküm oluşturmasını beklemek gerekir.</p>



<p>Açıklanan nedenlerle, duruşma açılarak bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ve davalı vekilinin istinaf başvurusu dilekçesinin esasa dair yönler incelenmeksizin kabulüyle kararın kaldırılmasına karar vermek gerekir.</p>



<p><strong>DAVA :&nbsp;</strong>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;</p>



<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :</p>



<p><strong>KARAR :&nbsp;</strong>Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle, müvekkili &#8230; A.Ş.&#8217;nin 1974 yılında &#8230;tarafından İstanbul Topkapı&#8217;da kurulduğunu, endüstriyel alüminyum folyo ürünleri ile üretime başlayan &#8230;, gıda ve su sektörlerine ambalaj malzemeleri sağlayarak ürün yelpazesini genişlettiğini, Çorlu tesisine taşındığı, üretim hattında, dört adet rotogravür baskı makinesi, bir adet metal ofset matbaası, ikisi çift taraflı laklama yapabilen toplamda beş adet laklama ve laminasyon makinesi, bir adet ko-ekstrüzyon makinesi, 6 adet dilme ve birçok kapak kesme makineleri bulunduğunu, bunlarla beraber metal kapak üretiminde kullanılan pek çok sayıda pres, vida makinesi de mevcut olduğunu, &#8230;&#8217;nun, bu makine parkuru sayesinde, çok geniş bir ürün yelpazesi ile hizmet verdiğini, 2011 yılı üretim kapasiteleri referans alındığında, 2.100.000.000 folyo kapak, 556.000.000 metal kapak üretme kapasitesine sahip olduğunu, pazarın ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabilmek ve yeni pazarlara açılabilmek için 2004 yılında, grubun ve sektörün ilk firması olan &#8230; A.Ş. ile &#8230; birleşme kararı aldığını, güçlü imajından dolayı &#8230; çatısı altında birleşildiğini ve &#8230; marka olarak kullanılmaya başlandığını, &#8230; markası ile ilaç, gıda, yağ, alkollü ve alkolsüz içecek sektörlerine metal ve metal-plastik kompozit ürünler üretildiğini, gerçekleştirdiği üretim faaliyetleriyle ilgili olarak, eyleme geçmeden evvel fikri mülkiyet haklarına ihlal oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapıldığını, buluş basamağına sahip olmadığı halde tescil olunan davalı &#8230;/S firmasına ait &#8230; sayılı Patentin Hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, müvekkil davacı &#8230;&#8217;nun dilekçemiz içeriğinde görsellerine de yer verilen ürünleri üretip piyasaya sunması eylemlerinin, sırasıyla davalı &#8230;/S firmasına ait &#8230; ve davalı &#8230;, &#8230;&#8217;a ait 2012/02316 Sayılı patent belgelerinden doğan hakları ihlal etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.</p>



<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı şirkete ait &#8230; sayılı Avrupa Patenti, Türkiye&#8217;de de Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde &#8230; sayı ile tescil edildiğini, söz konusu patentin konusunun “Bir kap içerisinde peynir üretme yöntemi” olup, 09.08.2007 tarihinden itibaren 20 (yirmi) yıl süresince koruma kapsamında olduğunu, tescilli usul patentinin konusu buluş olan peynir üretme yöntemi ile peynir yapımında kullanılan ve sızdırmazlık özelliği ile peynirin her noktasında homojen bir tuz dağılımı olmasını sağlayan ve patent konusu buluş için olmazsa olmaz parça olan plastik membranın; patentin tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu, usul patenti içerisinde yer alan plastik membranların yine davalı şirket tarafından üretildiğini, aynı şekilde, davalı &#8230; adına tescilli &#8230; sayılı Avrupa Patenti, Türkiye&#8217;de de Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde &#8230; sayı ile “Plâstik veya metal konteynerler için bir kapak takma sistemi ve kapaklar” için 24.04.2012 tarihinden itibaren 20 (yirmi) yıl geçerli olacak şekilde tescil edildiğini, EK-2, Plâstik veya metal konteynerler için bir kapak takma sistemi ve kapaklara ilişkin Patent Belgesi), &#8230;&#8217;e ait &#8230; numaralı patente ilişkin tüm talep ve dava haklarının, davalı şirket&#8217;e devredilmesi nedeniyle, davalı şirket &#8230;&#8217;in bu patent bakımından hak ileri sürmesinin mümkün olmadığına dair iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, &#8230; adına tescilli patente ilişkin tarifname incelendiğinde, patente konu buluş bir kapak takma sistemi olup, tekniğin bilinen durumunun aksine kapaklar takılırken başlangıçta tamamı ile ayrılmadığını, kapakların arasında belli bir açı bulunmakta, bu açı sayesinde kapakların iki tarafında açma tırnakları oluşmakta, ayrıca kapak üretimi için kullanılan materyalden maksimum seviyede faydalanma sağlanmakta ve materyal firesi en aza indirgenmekte olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde, davalı Şirkete ait &#8230; sayılı Avrupa Patenti, Türkiye&#8217;de de Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde &#8230; sayı ile tescilli usul patentinin, buluş basamağı taşımadığına ilişkin dosyaya sunulan mütalaanın taraflı olduğunu, bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşacağını, her türlü kullanım ve tasarruf hakları davalılara ait olan tescilli patent haklarının davacı şirketçe ihlal edilmekte olduğunu, patente konu kapakların davacı şirket tarafından üretildiğini, ticaret hayatına sokulduğunu, bu nedenle davacı şirkete ihtar çekildiğini, davacı şirket tarafından, önce bu membranların kendileri tarafından üretilmediği, sonra ise membranların ayırt edici özelliği olmayan plastik parçaları olarak lanse edildiği ve kendi içlerinde açıkça çelişkiye düşüldüğünü, sızdırmaz membranların davalı şirketin patent haklarının ayrılmaz parçası olduğunun ayrıca patente konu şekilde üretilen kapakların davalılara ait patentin ihlali niteliğinde olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu&#8217;nun “Buluşun Dolaylı Kullanımının Önlenmesi” yan başlıklı 86. Maddesi gereğince önleme haklarının bulunduğunu, davacı şirkete karşı taraflarınca, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2019/249 Esas numaralı davası ikame edildiğini, davacı şirketçe üretilen kapakların, doğrudan davalı patenti kapsamında olduğu ve bu kapakların üretiminin, davalılara ait kapak patentini doğrudan ihlal niteliği taşıdığını, davacı şirketin dava dilekçesinde yer verdiği 90 derecelik açı içeren kapakların, davalıları ait patent hakkı ile ilgisi olmadığını, patent koruması kapsamına giren açılı kapakların davacı şirketçe üretildiğinin tespit edildiğini, davacının dava dilekçesinde sunduğu kapakların, gerek davalılarca açılmış İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2019/249 Esas numaralı dava ile gerekse huzurdaki dava ile ilgisi bulunmadığını, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde yer verilen kapakların, herkes tarafından üretilen kapaklar olup, müvekkillerin patent hakkına konu kapakların dik açıyla üretilen kapaklar olmadığını, davacı şirket tarafından, patent belgesinde tanımlandığı şekilde birbirlerini belli bir açı ile kesen kapak üretimi de yapılmakta olduğunu ve davacı şirket bunların aksine dik açılı kapakları ileri sürerek Mahkeme nezdinde kafa karışıklığına sebebiyet vermeye çalıştığını, tüm bu hususlar çerçevesinde, haksız ve hukuk aykırı ihtiyati tedbir kararları kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>



<p>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, iddia ve tüm dosya kapsamından ve dosyada mevcut bilirkişi raporu ile, HMK&#8217; nın 389, 6769 SMK. 159 maddeleri gereğince davacının zararının genişlemesinin engellenmesi, yargılamanın etkinliğinin sağlanması her iki taraf menfaati açısından dengenin sağlanması hususları gözetilerek, teminat mukabilinde sınırlı bir tedbir olan ve Mahkemece de uygun bulunan, haklarında hükümsüzlük davası açılan davalıların tescilli patentlerinden doğan haklarını davacıya karşı kullanmasının engellenmesine, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüyle, davalıların patentlerinden doğan haklarını üçüncü kişilere karşı kullanmasının önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir talep etmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığı da gözetilerek bu talebin reddine karar verilmiştir.</p>



<p>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz edilmesi halinde iş bu itiraz akabinde mahkeme tarafından verilecek tedbire ilişkin kararın taraflar dinlendikten sonra verilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alındığını, pandemi süreci nedeniyle duruşma gününün ertelenmesine karar verilmesi gerekirken tedbir kararının re&#8217;sen dosya üzerinden incelenmesine karar verilerek davalıların hukuki dinlenilme hakkı gözetilmeksizin tedbire itirazın kısmen reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, tescil ile kazanılmış bir sınai mülkiyet hakkının, yetersiz bir bilirkişi raporu ile kısıtlandığını, davacı tarafça davalılara ait patentlere ilişkin ihtiyati tedbir talep edilmesi üzerine, davacının üretim tesislerine gidilerek sadece davacının nezaretinde, sadece davacının temin ettiği ilgisiz ürünler kapsamında inceleme yapıldığını, tedbir kararına dayanak olarak alınan bilirkişi raporunun, davacının dahi iddia ve taleplerini aştığını, bilirkişilerce, membranların malzemesinin, dava dışı firma tarafından üretildiği belirtilmiş, ancak rapor boyunca sızdırır membrandan bahsedilirken raporun kanaat kısmında bir anda sızdırmaz membranlardan bahsedilmeye başlandığını, davalı şirket adına tescilli usul patentinin en önemli özelliğinin, süzme peynir üretiminde sızdırmaz membran kullanımı olduğunu, bu usul patenti, sızdırmaz membran ile birlikte bir bütün olduğunu, davacı tarafın derhal korunmasını gerektiren bir hakkı bulunmadığını, 10 yıldır tescilli olan ve ticari olarak milyonlarca gelir sağlar nitelikteki patent haklarının 50.000 TL gibi bir teminat karşılığında kısıtlanmasının kabul edilebilir olmadığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.</p>



<p>Dava ve tedbir, davalı şirkete ait Avrupa Patent Ofisi&#8217;nde, Türk Patent ve Marka Kurumu&#8217;nda tescilli &#8230; numaralı usul patentinin hükümsüzlüğü, Davacı şirketin davalılara ait tescilli patent haklarını ihlal etmediğinin tespiti, davalı Şirkete ait 2010/11054 numaralı patentin devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davalılara ait tescilli patent haklarının davacıya ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinin engellenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece 08/08/2019 tarihli tensip ara kararı ile, tedbir kararı verilmiştir.</p>



<p>Davalılar vekili 12/03/2020 tarihli dilekçesi ile tensiben verilen 08/08/2019 tarihli tedbire ve 06/02/2020 ihtiyati tedbir kararına karşı 12/03/2020 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. Davalılar vekilinin itirazının değerlendirilmesi için mürafaa günü verilmiş ancak Mahkeme tarafından 07/05/2020 tarihli mürafaa duruşmanın, Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun 30.03.2020 tarih ve &#8220;Corona Virüsü Hakkında Alınacak Tedbirler&#8221; konulu öneri duyurusu uyarınca gerek davanın tarafları gerekse de toplum sağlığı dikkate alınarak tedbiren ertelenmesine karar verilen erteleme tutanağında davalılar vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazının dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararıyla ilgili yapılan incelemede; sözü geçen ara karar istinafı kabil kararlardan değildir. Zira, ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulabileceği gibi ayrıca kendisi dinlenmeden hakkında ihtiyati tedbir kararı verilen borçlunun ve menfaati ihlal edilen üçüncü kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da istinaf yoluna başvurulabilecektir. İhtiyati tedbir kararına karşı yapılan itiraz üzerine mahkeme iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yaparak karar vereceği belirtilmiş olmasına göre, itirazın duruşma açılarak incelenmesi yasal zorunluluk olarak kabul edilmiştir.</p>



<p>İhtiyati tedbir kararıyla ilgili yapılan incelemede de; istinaf yoluna başvurulabilecek kararlar HMK&#8217;nin 341. maddesinde düzenlenmiş olup 1. fıkrası “İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir” hükmünü içermektedir. Geçici hukuki koruma yolu olan ihtiyati tedbire yönelik kararlardan, HMK 391/3. maddesi gereğince “tedbir talebinin reddi kararlarına” ve yine 394/4. maddesi gereğince “karşı taraf dinlenilmeden verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz üzerine verilen kararlara” karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Davalı vekili, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebiyle itiraz etmiş, ilk derece mahkemesince itirazın değerlendirilmesi için mürafaa açılmasına karar verilmiş ancak &#8221; Covid-19 isimli salgın hastalık sebebi ile 25/03/2020 tarihinde Resmi Gazete&#8217;de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanun ile, 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar olan duruşma ve müzakerelerin ertelenmesi de dahil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere HSK&#8217;ya yetki verildiği, mezkur kanun ile verilen bu yetkiye dayalı olarak HSK&#8217;nın 30/03/2020 tarihli kararı&#8221; nedeniyle duruşmasız dosya üzerinden karar verilmiştir.</p>



<p>Davalı bu karardan sonra, tedbirin kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna müracaat etmiştir. Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararına itiraz usulü düzenlenmiş olup buna göre; itirazın dilekçeyle yapılacağı, itiraz edenin, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorunda olduğu, mahkemenin, ilgilileri dinlemek üzere davet edeceği; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını vereceği, itiraz üzerine mahkemenin, tedbir kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği hususları düzenlenmiştir. Mahkemece 6100 Sayılı HMK.nın 394/4-5 maddeleri gereğince duruşma da itiraz hakkında verilecek karara karşı kanun yoluna başvurulması ve dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi gerekirken Yasa&#8217;nın öngördüğü işlemler yerine getirilmeden, Pandemi nedeniyle dosya üzerinde inceleme yapılarak, duruşma açılmaksızın verilen karar üzerine, davalı istinaf incelemesi talebinde bulunması sonucu dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi yasaya uygun değildir. O halde yapılması gereken işlem; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın değerlendirilmesine yönelik olarak duruşma açılması ve duruşmanın yapılarak 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 341. maddesi anlamında hüküm oluşturmasını beklemektir.</p>



<p>Bu itibarla, duruşma açılarak bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalı vekilinin istinaf başvurusu dilekçesinin esasa dair yönler incelenmeksizin kabulüyle kararın 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 353/1-a/6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.</p>



<p><strong>SONUÇ :&nbsp;</strong>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;</p>



<p>1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esasa dair yönler incelenmeksizin KABULÜ ile, istinaf istemine konu olan İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2019/250 esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddi kararının 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,</p>



<p>2- Gerekçede belirtildiği üzere duruşma açılarak bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,</p>



<p>3- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan maktu istinaf karar harcının talebi halinde kendisine İADESİNE,</p>



<p>4- Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,</p>



<p>5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate ALINMASINA, 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve ve 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 362/(1)-f ve 394/(5). maddeleri gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 01.10.2020</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahkemece, tayin edilen saatten önce mazeret bildirmeyen davalı vekilinin yokluğunda duruşma yapılarak karar verilmesi, davalının hukukî dinlenilme hakkının ihlali olup bozma sebebidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/mahkemece-tayin-edilen-saatten-once-mazeret-bildirmeyen-davali-vekilinin-yoklugunda-durusma-yapilarak-karar-verilmesi-davalinin-hukuki-dinlenilme-hakkinin-ihlali-olup-bozma-sebebidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 09:38:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[adil yargılanma]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma saati]]></category>
		<category><![CDATA[duruşmanın saatinden önce yapılması]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki dinlenilme hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=4940</guid>

					<description><![CDATA[T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas No:2014/7239 Karar No:2015/20602 K. Tarihi: DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile izin ücreti, hafta tatil ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/mahkemece-tayin-edilen-saatten-once-mazeret-bildirmeyen-davali-vekilinin-yoklugunda-durusma-yapilarak-karar-verilmesi-davalinin-hukuki-dinlenilme-hakkinin-ihlali-olup-bozma-sebebidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<h3>T.C.<br />
Yargıtay<br />
9. Hukuk Dairesi</h3>
</div>
<p><strong>Esas No:2014/7239</strong><br />
<strong>Karar No:2015/20602</strong><br />
<strong>K. Tarihi:</strong></p>
<div class="detay">DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile izin ücreti, hafta tatil ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>A) Davacı İsteminin Özeti<br />
Davacı, ücretinin sürekli gecikmeli olarak ödenmesi ve fazla çalışma alacağının ödenmemesi sebebiyle akdi feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti ve fazla çalışma ücretinin ödetilmesini istemiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti<br />
Davalı Konyalı Gıda AŞ vekili, davacının tüm haklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti<br />
Mahkemece, son oturumda daha önceden belirlenen saatten önce oturum açılarak davalı tarafın yokluğunda hafta tatili ücreti isteğinin reddine, diğer taleplerin kabulüne karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz<br />
Kararı davalı temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe</p></div>
<div class="detay">
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasanın 36 ncı maddesine göre herkes, yasal yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı, 6100 sayılı HMK’nın 27 nci maddesinde belirtilen hukukî dinlenilme hakkını da içeren daha geniş bir haktır ve hukuk devletinin bir gereğidir.<br />
Adil yargılanma hakkı; kanunî, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma, makul süre içinde yargılanma, hakkaniyete uygun yargılanma ve hukukî dinlenilme haklarını kapsar.</p>
<p>Hakkaniyet, tarafların, mahkeme önünde, yargılamanın başından sonuna kadar tam bir eşitlik içinde görülmesidir. Bu eşitlik, usul hukukunda, “silahların eşitliği” olarak ifade edilmektedir. Silahların eşitliği, tarafların, hâkim önünde usul yönünden eşitliği demektir. İş Hukukunda geçerli olan “işçi lehine yorum ilkesi”, maddî hukuka ilişkin bir ilke olup, kural olarak usul hukukunda geçerli değildir. İş mahkemesi yargıcı, hem işçiye hem de işverene, usul uygulamaları yönünden eşit davranmak zorundadır. Ancak bu eşitliğin, İspat Hukuku yönünden de geçerli olacağından söz edilemez. Çünkü iş yargısında, belge ve kayıtların işveren elinde olması, kayıtların işveren tarafından tutulması ve birçok emredici nitelikteki düzenleme sebebiyle işçi lehine bazı ispat kuralları benimsenmiştir. Örneğin, yıllık ücretli izinlerin kullanıldığının ispatı, ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Buna karşılık ücret miktarının ispatı işçiye aittir. Yine iş müfettişlerinin tutanak ve raporları, aksi sabit oluncaya kadar geçerli delil niteliğindedir. İş yargısının kendine özgü özelliği ve İş Hukukunun emredici yapısı sebebiyle benimsenen bu tür ispat kurallarının, silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğundan söz edilemez.</p>
<p>Hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. 6100 sayılı HMK’nın 27 nci maddesine göre, tarafların yargılama ile ilgili bilgi sahibi olması, bilgi sahibi olduğu konuda açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi, mahkemenin tüm iddia ve delilleri dikkate alarak kararını gerekçeli olarak vermesi gerekir. Dava sonucundan etkilenecek bütün kişilerin hukukî dinlenilme hakları vardır. Davanın tarafları yanında kendi hakkıyla bağlantılı olarak fer’i müdahilin de hukukî dinlenilme hakkı vardır. Hukukî dinlenilme hakkına aykırılık, kanun yolu incelemesinde re’sen dikkat alınır ve bozma sebebidir. Örneğin; dava dilekçesinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmeden aleyhine hüküm kurulması, ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden ıslah ile artırılan talebin hüküm altına alınması (HMK.177 maddesi gerekçesi), tarafların gösterdiği deliller toplanmadan karar verilmesi, duruşmanın tayin edilen gün ve saatten önce yapılıp tarafların yokluğunda karar verilmesi, hukukî dinlenilme hakkının ihlalidir.<br />
Somut olayda, taraf vekillerinin hazır olduğu 18.06.2013 günlü duruşmada mahkemece, duruşma ek rapor alınması için 04.12.2013 günü saat 10:30’a ertelenmiştir.<br />
Mahkemece, 04.12.2013 günü saat 10.07’de celse açılmış ve davalı vekilinin yokluğunda karar tefhim edilmiştir.<br />
Davalı vekili, aynı gün mahkemeye verdiği dilekçe ile, “saat 10:25’de duruşma salonuna geldiğinde yokluğunda duruşma yapılıp karar verildiğini, duruşmanın yok hükmünde olduğunu” belirtmiştir.</p>
<p>Mahkemece, tayin edilen saatten önce mazeret bildirmeyen davalı vekilinin yokluğunda duruşma yapılarak karar verilmesi, davalının hukukî dinlenilme hakkının ihlali olup bozma sebebidir.<br />
F) Sonuç<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 08.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
