<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>irade fesadı halleri &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/irade-fesadi-halleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Nov 2021 06:46:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>irade fesadı halleri &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İkale icabının işverenden geldiği durumda işçiye en az 4 aylık ücreti tutarında menfaatın sağlanması halinde sözleşmenin ikale ile sona erdiği kabul edilmektedir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/ikale-icabinin-isverenden-geldigi-durumda-isciye-en-az-4-aylik-ucreti-tutarinda-menfaatin-saglanmasi-halinde-sozlesmenin-ikale-ile-sona-erdigi-kabul-edilmektedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 06:46:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabul]]></category>
		<category><![CDATA[bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı halleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8427</guid>

					<description><![CDATA[22. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2018/11682 E. &#160;, &#160;2018/21214 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; 21. &#8230; Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/ikale-icabinin-isverenden-geldigi-durumda-isciye-en-az-4-aylik-ucreti-tutarinda-menfaatin-saglanmasi-halinde-sozlesmenin-ikale-ile-sona-erdigi-kabul-edilmektedir/" class="excerpt-read-more">Read More</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>22. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2018/11682 E. &nbsp;, &nbsp;2018/21214 K.</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p><br><br>MAHKEMESİ : &#8230; 21. &#8230; Mahkemesi<br><br>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br><br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br><br>Davacı İsteminin Özeti:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 01.09.2014 tarihinden &#8230; akdinin geçerli bir sebep olmaksızın zorlama ve baskı altında imzalatılan ikale sözleşmesi ile feshedildiği 30.11.2016 tarihine kadar davalı işverenlikte proje şefi olarak çalıştığını, 2016 yılı Eylül ayında üst yönetici kadrosunda bir değişiklik yaşanmasından sonra şirketin bir takım işletmesel kararlar aldığını, ekonomik olarak zor durumda olduğu, bazı birimlerde revize ve küçülme yapılması gerektiği, personel fazlası bulunduğu ve bu işletmesel kararlar doğrultusunda şirket içerisinde bir çok kişinin &#8230; akdine son verileceği haberlerinin yayılmaya başlanmasından sonra bölge müdürlerinin işten çıkartılmaya başlandığını, müvekkilinin işine son verilmeden önceki de aynı bölüme 4 yeni kişinin işe başlatıldığını, davacıya baskı ve mobbing uygulanmaya başlandığını ve daha sonra da işletmesel karar doğrultusunda &#8230; akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, feshin haksız ve geçerli sebeplere dayanmadığından bahisle davacının &#8230; akdinin fesih işleminin geçersizliği ile davacının işe iadesine, işe başlatılmaması halinde 8 aylık ücret tutarında tazminat ile kararın kesinleşmesine kadar çalışmadığı boşta geçen süre içinde tazminat miktarlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Cevabının Özeti:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili işverenlikte üst yönetimin değişmesinden sonra, yönetim hakkı çerçevesinde şirket içinde yeniden yapılandırmaya gidilip bu çerçevede bir kısım personelle karşılıklı ikale sözleşmesi imzalandığını, davacının toplam 40.774,46 TL ödeme alarak, müvekkili şirketi ibra ettiğini, ikale sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiasının söz konusu olmadığını beyanla, haksız açılan davanın reddi talep edilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:<br>İkale sözleşmesi imzalayan, feshi kendi kabulü ile de gerçekleştirilen davacının işe iade davası açma hakkı mevcut bulunmadığından davanın reddine vermiştir.<br>İstinaf Başvurusu:<br>İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:<br>Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>Temyiz Başvurusu:<br>Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.<br>Gerekçe:<br>Taraflar arasındaki &#8230; ilişkisinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.<br>Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Yargıtayın bir kararında, sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin sona erdirilmesinin de mümkün olduğu, sözleşmenin doğal yoldan sona ermesi dışında tarafların akdi ilişkiyi sona erdirebilecekleri açıklanmış ve bu işlemin adı ikale olarak belirtilmiştir. (Yargıtay 15.HD. 02.10.1995 gün, 1995/2259 E, 1995/5181 K.)<br>İşçi ve işveren iradelerin fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. &#8230; Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği &#8230; sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın (icap) ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.<br>Bozma sözleşmesinde icapta, &#8230; ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez (Kılıçoğlu/Şenocak: &#8230; Güvencesi Hukuku, &#8230; 2007 s.99)<br>Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık &#8230; sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, &#8230; Hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda &#8230; sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi genel hükümler dışında &#8230; Hukukunda yararına yorum ilkesi gözönünde bulundurulacaktır.<br>Bozma sözleşmesinin Borçlar Kanununun 23-31.(TBK&#8217;nun 30, 36, 37 ve 38.) maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin bozma sözleşmeleri yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü &#8230; güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması düşündürücüdür.<br>&#8230; ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. &#8230; ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı &#8230; Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, &#8230; güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı &#8230; Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle &#8230; güvencesi hükümlerinin dolanılması şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusunda icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır.<br>Bozma sözleşmesi yoluyla &#8230; sözleşmesi sona &#8230; işçi, &#8230; güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı Yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanmayacaktır. Bütün bu hususlar, &#8230; Hukukunda hakim olan ibranamenin dar yorumu ilkesi gibi, hatta daha da ötesinde, ikale sözleşmesinin geçerliliği noktasında işçi lehine değerlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır.<br>Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile &#8230; güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmaları da mümkündür. Bozma sözleşmesinin geçerliliği konusunda bütün bu hususlar dikkate alınarak değerlendirmeye gidilmelidir.<br>Dairemizin uygulamasına göre, ikale icabının işverenden geldiği durumda işçiye en az 4 aylık ücreti tutarında menfaatın sağlanması halinde sözleşmenin ikale ile sona erdiği kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı işçiye 2 aylık ücret tutarı kadar ek menfeat sağlandığının anlaşılması karşısında sözleşmenin ikale ile değil, davalı işverenin feshi ile sona erdiğinin kabulü gerekir. Davalı işverence, fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirten yazılı bir fesih bildirimi de yapılmış değildir. Hal böyle olunca davanın kabulü gerekir iken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olmuştur.<br>Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı &#8230; Kanunu&#8217;nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.<br>Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-&#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 2017/3742 esas, 2018/485 karar sayılı ve 13.03.2018 tarihli kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2-Davacının davasının kabulü ile, 4857 sayılı &#8230; Kanunu&#8217;nun 21. maddesi gereğince, işverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının &#8230;. işyerine İŞE İADESİNE,<br>3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,<br>4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,<br>5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 35,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 29,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan 332,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, kesin olarak 08.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-iliskisi-devam-ederken-duzenlenen-ibra-sozlesmeleri-gecersizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2021 13:15:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[ibranamenin geçerliliği]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı halleri]]></category>
		<category><![CDATA[makbuz hükmü]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar içermeyen ibra sözleşmeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8041</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2014/29882 E. &#160;, &#160;2014/40654 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : GÖLBAŞI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)TARİHİ : 26/05/2014NUMARASI : 2013/485-2014/191 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.Hüküm süresi... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-iliskisi-devam-ederken-duzenlenen-ibra-sozlesmeleri-gecersizdir/" class="excerpt-read-more">Read More</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>9. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2014/29882 E. &nbsp;, &nbsp;2014/40654 K.</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : GÖLBAŞI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)<br>TARİHİ : 26/05/2014<br>NUMARASI : 2013/485-2014/191<br><br>DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.<br>Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br><br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br><br>A) Davacı İsteminin Özeti:<br>Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının tahsilini istemiştir.<br>B) Davalı Cevabının Özeti:<br>Davalı, davacının kıdem tazminatının ödendiğini, fazla mesai yapmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil çalışmalarının karşılığının ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.<br>C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br>Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş akdini feshinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>D) Temyiz:<br>Karar davalı vekili temyiz edilmiştir.<br>E) Gerekçe:<br>1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre; davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br>2-Mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulup yargılama giderlerinin tamamından davalı sorumlu tutulmuş ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de kıdem tazminatı talebinin kısmen kabul kısmen reddedildiği anlaşılmıştır. Davanın kısmen kabul kısmen reddedildiğinin gözetilmemesi hatalıdır.<br>3-Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.<br>Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132&nbsp;inci maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.<br>İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420&nbsp;inci maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420&nbsp;inci maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanununun 19&nbsp;uncu maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.<br>Sözü edilen yasal düzenleme, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler.<br>Değinilen maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri tazminat ve alacaklar dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün haklar yönünden uygulanır.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.<br>İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:<br>a)-Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 15.10.2010 gün, 2008/41165 E, 2010/29240 K.).<br>b)-İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez (Yargıtay 9.HD. 5.11.2010 gün, 2008/37441 E, 2010/31943 K).<br>c)-İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.<br>Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 21&nbsp;inci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.<br>İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 31&nbsp;inci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 26.10.2010 gün, 2009/27121 E, 2010/30468 K). Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.<br>d)-İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/37372 E, 2010/31566 K).<br>e)-Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD 21.10.2010 gün 2008/40992 E, 2010/39123 K.). Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün 2008/33748 E, 2010/20389 K.).<br>f)-Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9.HD. 27.06.2008 gün 2007/23861 E, 2008/17735 K.). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır (Yargıtay HGK. 21.10.2009 gün, 2009/396 E, 2009/441 K).<br>g)-Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/40032 E, 2010/31666 K).<br>h)-İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün, 2008/33597 E, 2010/20380 K). Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.<br>İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay HGK. 27.1.2010 gün 2009/9-586 E, 2010/31 K. ; Yargıtay 9.HD. 13.7.2010 gün, 2008/33764 E, 2010/23201 K.).<br>Somut olayda fazla mesai dışında savunma ile çelişmeyen, imzası inkar edilmemiş ve mahkemece kıdem tazminatı yönünden geçerliliği kabul edilen olan ibraname içeriğine göre davacının davalı işyerini ulusal bayram genel tatil alacağı yönünden ibra ettiği anlaşılmakla, buna ilişkin talebin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.<br>F) Sonuç:<br>Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin işten ayrılmak istediğine dair bir dilekçesinin bulunmaması ve yapılan ek ödeme dikkate alındığında makul yararının karşılanmadığı anlaşıldığından yapılan fesih işveren feshidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iscinin-isten-ayrilmak-istedigine-dair-bir-dilekcesinin-bulunmamasi-ve-yapilan-ek-odeme-dikkate-alindiginda-makul-yararinin-karsilanmadigi-anlasildigindan-yapilan-fesih-isveren-feshidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 May 2021 08:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Bozma sözleşmesinde icap]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı halleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7980</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2015/27608 E. &#160;, &#160;2016/7212 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:Davacı vekili; davacının 09/03/2007-26/07/2014 tarihleri arasında davalı iş yerinde zincir mağazalar satış temsilcisi olarak hizmet verdiğini, müvekkilini iş akdinin 25/07/14 tarihli ikale anlaşması başlıklı belge... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iscinin-isten-ayrilmak-istedigine-dair-bir-dilekcesinin-bulunmamasi-ve-yapilan-ek-odeme-dikkate-alindiginda-makul-yararinin-karsilanmadigi-anlasildigindan-yapilan-fesih-isveren-feshidir/" class="excerpt-read-more">Read More</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>9. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2015/27608 E. &nbsp;, &nbsp;2016/7212 K.</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ<br><br><br><br>Y A R G I T A Y K A R A R I<br><br>A) Davacı İsteminin Özeti:<br>Davacı vekili; davacının 09/03/2007-26/07/2014 tarihleri arasında davalı iş yerinde zincir mağazalar satış temsilcisi olarak hizmet verdiğini, müvekkilini iş akdinin 25/07/14 tarihli ikale anlaşması başlıklı belge ile sonlandırıldığını, iş akdi ikale yolu ile sonlandırmış gibi gösterilse de davacının hiçbir şekilde işten ayrılmak istemediğini, iş akdinin sonlandırılması konusundaki kurucu iradenin işçiden gelmesi gerektiğini, ancak derdest uyuşmazlıkta davacının böyle bir teklifinin yada iradesinin olmadığını, müvekkilinin iş akdinin feshine geçerli kılan bir durum ve haklı bir neden bulunmadığını beyan ederek feshin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>B) Davalı Cevabının Özeti:<br>Davalı vekili; davacının müvekkili şirket nezdinde 03/06/2013-25/07/2014 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını, 03/06/2013 tarihinden önceki çalışmaları müvekkili bünyesinde olmayıp müvekkil ile anlaşmalı olan ajans firmaları bünyesinde olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında ikale anlaşmasının yapıldığını, iş sözleşmesinin bu şeklide karşılıklı olarak feshedildiğini, ikalenin icap ve kabulden oluşan bir sözleşme olduğunu bu nedenle icap ya da kabulün kim tarafından yapıldığı önemli olmadığını asıl olanın tarafların ortak ve hür iradeleri ile anlaşmayı imzalamış olduklarını, tarafların karşılıklı anlaşması üzerine yapılan ikale anlaşmasından sonra davacının işe iade davası açmasının yerinde olmadığını, ikale anlaşması ile taraflar arasındaki sözleşme son bulduğundan aslında davacının feshe bağlı haklardan yararlanamadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br><br><br>C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br>Mahkemece ikale teklifinin davalıdan geldiği, ikale içeriğinden davacının yasal haklarının yanında kendisine ek 2782 TL ödeme yapıldığı ikale sözleşmesinin zorla ya da baskı altında yapıldığına dair dosyada herhangi bir belge, bilgi olmadığı dinlenen tanık beyanlarından da ikalenin tarafların iradelerine uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>D) Temyiz:<br>Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br>E) Gerekçe:<br>Taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususu uyuşmazlık konusudur.<br>Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi mümkündür. Sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak adlandırılır.<br>İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.<br>Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez.<br>Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, iş hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi, genel hükümlerin yanı sıra iş hukukundaki “işçi yararına yorum” ilkesi de göz önünde bulundurulacaktır.<br>Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin, bozma sözleşmeleri yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması hayatın olağan akışına uygun düşmez.<br>İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır. Dairemizin 2008 yılı kararları bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 21.4.2008 gün 2007/31287 E, 2008/9600 K).<br>Bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı Yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır. Bütün bu hususlar, iş hukukunda hâkim olan ibranamenin dar yorumu ilkesi gibi, hatta daha da ötesinde, ikale sözleşmesinin geçerliliği noktasında işçi lehine değerlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır.<br>Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmaları da mümkündür. Bozma sözleşmesinin geçerliliği konusunda bütün bu hususlar dikkate alınarak değerlendirmeye gidilmelidir.<br>Bozma sözleşmesinde kıdem tazminatının ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde, kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasanın 14&nbsp;üncü maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen Yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir.<br>Somut uyuşmazlıkta, davalı 24.07.2014 tarihli yönetim kurulu kararında şirketin içinde bulunduğu mali ve işletmesel zorlukların aşılmasına yönelik tedbirler kapsamında kendi isteği ile ayrılmak isteyen beyaz yakalı personele her türlü desteğin ve kolaylığın sağlanması için ek tazminat ödenmesi kararlaştırıldığını bu kararın ikale için icap niteliğinde olduğunu beyan etmektedir. Söz konusu yönetim kurulu kararında kendi isteğiyle ayrılmak isteyen personele kıdem ve ihbar tazminatlarıyla yıllık izin ücretine ilave olarak ek tazminat ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacıya kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti dışında ek ödeme olarak davalı tarafından sunulan hesaplama tablosuna göre net 1.5 aylık ücreti olmak üzere 2.782,50 TL ödeme yapılmıştır. Davacının ikale yaparak işten ayrılmak istediğine dair bir dilekçesinin bulunmaması ve davacıya yapılan ek ödeme dikkate alındığında makul yararının karşılanmadığı, bu nedenle ikalenin işveren feshinden farkının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi bozma nedenidir.<br>4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:<br>Yukarda açıklanan gerekçe ile;<br>1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,<br>3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,<br>4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,<br>5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6. Davacının yaptığı 194.20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.800 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,<br>Kesin olarak 24/03/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
