<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>işçilik alacağı davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/iscilik-alacagi-davasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jun 2020 07:46:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>işçilik alacağı davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Davacının başka bir mahkemede verdiği ifadesindeki beyanlar başka mahkemede de kendisini bağlar.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davacinin-baska-bir-mahkemede-verdigi-ifadesindeki-beyanlar-baska-mahkemede-de-kendisini-baglar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 07:46:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<category><![CDATA[oranında takdiri indirim uygulanması]]></category>
		<category><![CDATA[tanıkların çalışmadığı dönem için hesaplama yapılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5778</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2016/23101 E.  ,  2019/4081 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi, davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davacinin-baska-bir-mahkemede-verdigi-ifadesindeki-beyanlar-baska-mahkemede-de-kendisini-baglar/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2016/23101 E.  ,  2019/4081 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<p>MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi, davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/02/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat &#8230; ile karşı taraf adına Avukat &#8230; geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>YARGITAY KARARI</p>
<p>A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacının davalıya ait Nahcivan‘daki işyerinde 27.12.2008-01.02.2014 tarihleri arasında “iş makinası (kepçe) operatörü” olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından işlerin azalması nedeni ile haksız olarak feshedildiğini, bir miktar tazminat ödendiğini, davacının pasaportunu elinde bulunduran işverenin fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerini ödemediğini ancak bu alacakların sanki ödeniyormuş gibi her ay bir çok belgeyi en sonda 2 yıl geriye dönük olarak bu alacaklara ilişkin tediye makbuzu ile fesih bildiriminin zorla imzalatıldığını, çalışmaların SGK&#8217;ya eksik bildirildiğini, aylık net ücretinin 1.600,00 Amerikan Doları iken düşük gösterildiğini, bir bölümünün elden ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini, istemiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının 01.06.2009 &#8211; 01.02.2014 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, maaşının 1.600. USD değil, 1.600 TL olduğunu, davacıya yapılan 28.11.2013 tarihli fesih bildirimi sonrası iş arama iznini toplu kullanacağını beyanla 16.01.2014 tarihinde işyerinden ayrıldığını, sunulan bordrolardan anlaşılacağa üzere davacıya fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının ödendiğini, pasaport giriş çıkışlarından davacının izinlerini kullandığının anlaşılacağını, kıdem tazminatının son ücreti ile birlikte ödendiğini alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmadan fesh edildiği, aylık ücretin davacı iddiası gibi olduğu, yapılan ödemenin düşümü ile davacının bakiye kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı alacağı olduğu, bordrolar gerçeği yansıtmadığından bir kısım aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları ile yıllık izin ücreti alacağı da olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2- Davacı davalı işyerinde fazla çalışma yaptığı gibi genel tatil ve hafta tatillerinde de çalıştığını ileri sürerek alacak talep etmiş, davalı ise yapılan çalışmaların karşılığının ödendiğini savunmuştur.<br />
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda işverence sunulan bordrolara itibar edilmeyerek tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile genel tatillerde çalıştığı ve ücretinin ödenmediği kabul edilip zamanaşımı def&#8217;i de değerlendirilerek 28/02/2009-01/02/2014 tarihleri arasındaki dönem için hesaplama yapılmıştır.<br />
Söz konusu alacakların varlığını ispatlama yükü davacı da olup davacı delil olarak tanık beyanlarına dayanmıştır.<br />
Kural olarak tanıklar kendi çalıştıkları sürelerde işyerindeki çalışma düzenini bileceğinden işe giriş-çıkış tarihleri dikkate alınmalıdır. Davacı tanıklarından biri 2009 yılı Ocak ayından 2011 yılı 8. aya kadar diğeri ise &#8220;2008-2013 tarihleri arası&#8221; çalıştığını açıklamıştır. Buna göre tanıkların davalı işyerinde çalışmadığı dönem için hesaplama yapılması hatalıdır.<br />
3- Taraflar arasında diğer uyuşmazlık fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesabı konusundadır.<br />
Mahkemece hükmes esas alanan kök bilirkişi raporundan sonra davalı tarafın diğer itirazları yanında davacının yurda giriş-çıkış kayıtlarındaki sürelerin hatalı olduğunu belirtmiş bunun üzerine alınan bilirkişi ek raporunda kök raporda maddi hata yapıldığı açıklanarak yeniden alacaklar hesaplanmıştır.<br />
Hafta tatili alacağı ile ilgili olarak, davacının ilk rapora itirazı olmadığı dikkate alındığında daha az alacak miktarı belirleyen kök rapora itibar edilmesi yerindedir. Ancak fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarında gerekçesi de açıklanmadan maddi hata içeren kök rapora itibar edilmesi hatalıdır.<br />
Öte yandan alacakların ait oldukları dönem ücretine göre (dolar kuruna göre) hesaplanması gerekirken fesih tarihindeki dolar kurunun dikkate alınması isabetsizdir.<br />
4- Davalı işverence sunulan belgelere göre davacı tanık olarak &#8230; İş Mahkemesinde verdiği beyanında dini bayramlarda bir gün çalışmadığını açıklamıştır. Bu beyan davacıyı bağlayacağından ulusal bayram ve genel tatil alacağı hesabında dikkate alınmalıdır.<br />
5- Davacının fazla çalışma yaptığı ve hafta tatili ile genel tatillerde çalıştığı tanık beyanlarına göre belirlenmiş olup hesaplanan alacaklardan takdiri indirim yapılması yerinde ise de, Mahkemece, hakkın özünü etkiler şekilde %50 oranında fazla takdiri indirim yapılması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.<br />
F) SONUÇ:<br />
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, davacı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının ise davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçiye ayni olarak sağlanan yemek ve servis imkanına ilişkin bilgiler işverende olduğundan kıdem ve ihbar tazminatı talebi belirsizdir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/isciye-ayni-olarak-saglanan-yemek-ve-servis-imkanina-iliskin-bilgiler-isverende-oldugundan-kidem-ve-ihbar-tazminati-talebi-belirsizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 14:11:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy ceza avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[davanın belirsiz veya kısmi olması]]></category>
		<category><![CDATA[giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<category><![CDATA[yemek ve servisin kim tarafından sağlandığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5677</guid>

					<description><![CDATA[22. Hukuk Dairesi         2016/26677 E.  ,  2019/24179 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/isciye-ayni-olarak-saglanan-yemek-ve-servis-imkanina-iliskin-bilgiler-isverende-oldugundan-kidem-ve-ihbar-tazminati-talebi-belirsizdir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">22. Hukuk Dairesi         2016/26677 E.  ,  2019/24179 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi<br />
DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.<br />
Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunarak davacının verdiği istifa dilekçesini yalan beyanda bulunarak insan kaynaklarından aldığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br />
Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı yönünden belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaati bulunmaması nedeniyle usulden reddine, ispat edilemeyen fazla çalışma ve hafta tatili alacağının da reddine karar verilip ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının kabulüne karar verilmiştir.<br />
Temyiz:<br />
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
Gerekçe:<br />
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2- TarafIar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için gerekli şartları taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.<br />
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir,<br />
6100 sayılı Kanun&#8217;un 107. maddesine göre,<br />
&#8220;(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir,<br />
(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir,<br />
(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.&#8221;<br />
Hükümet tasarısında yer almayan bu madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından, esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi üzerinde durularak ihdas edilmiş ve nihayetinde kanunlaşmıştır.<br />
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.<br />
Madde gerekçesinde &#8220;Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez.&#8221; şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkanlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Alacağın hangi hallerde belirsiz, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir.<br />
6100 sayılı Kanun&#8217;un 107/2. maddesinde, sorunun çözümünde yol gösterici mahiyette kriterlere yer verilmiştir. Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de &#8220;karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)&#8221; belirlenebilme hali açıklanmıştır.<br />
Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir.<br />
Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır (H. Pekcamtez, Belirsiz Alacak Davası, Ankara 2011, s. 45; H. Pekcamtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, Ankara 2013, s. 448). Sadece alacak miktarının taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkâna sahip olup olmadığıdır. Burada, alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Davacının talep ettiği alacağı belirlenmesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde ispatı (elindeki delillerle) mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemez. Çünkü, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayn şeylerdir. Davacı, talep konusu yaptığı alacağım çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir. Aksinin kabulü, her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi, hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykın bir durumu ortaya çıkartabilir.<br />
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.<br />
Kategorik olarak, belirli bir tür davamn veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Belirsiz alacak davası, bu davaya ilişkin ölçüderiıı somut olaya uygulanarak belirlenmesi gerekir.<br />
Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde (Örn: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51, 56) hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir. Örneğin, iş hukuku uygulamasında, Yargıtayca, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yazılı belgelere ve işyeri kayıtlarına dayanmayıp, tanık anlatımlarına dayanması halinde, hesaba esas alınan süre ve alacağın miktarı nazara alınarak takdir edilecek uygun oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekliliği kabul edilmektedir. Bu halde, tanık anlatımlarına dayanılarak hesaplanan alacak miktarından hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oram baştan belirli olmadığından, alacak belirsiz kabul edilmelidir.<br />
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.<br />
Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.<br />
Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartlan oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir.<br />
Bu noktada şu da açıklığa kavuşturulmalıdır ki, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. Zira, burada talep açıktır, bu sebeple 6100 sayılı Kanun&#8217;un 119/1 -ğ. maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün değildir; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Buradaki hukuki yarar, sonradan tamamlanacak nitelikte bir hukuki yarar değildir. Çünkü, dava açıldığında o sırada mevcut olmayan hukuki yarar, bunun da açıkça mahkemece bilindiği bir durumda, tamamlanacak bir hukuki yarar değildir. Aksinin kabulü, aslında açık olan talep sonucunun süre verilerek davacı tarafından değiştirilmesi ve bulunmayan hukuki yararın sağlanması için davacıya ek imkan sağlanması anlamına gelecektir ki, buna usûl bakımından imkan yoktur, böyle bir durum taraflar arasındaki eşitlik ilkesine de aykın olacaktır. Bunun yanında, şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğu anlaşılmakla birlikte, belirsiz alacak davası mı yoksa belirli alacak olmakla birlikte kısmi dava mı olduğu anlaşılamıyorsa, bu durumda 6100 sayılı Kanun&#8217;un 119/1-ğ. maddesinin aradığı şekilde açıkça talep sonucu belirtilmemiş olacaktır. Talep, talep türü ve davanın niteliği açıkça anlaşılamıyorsa, talep muğlaksa, aynı Kanunun 119/2. maddesi gereğince, davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi istenmelidir. Verilen bu süreden sonra, davacının talebini açıklamasına göre bir yol izlenmelidir. Eğer talep, davacı tarafından belirsiz alacak davası şeklinde açıklanmış olmakla birlikte, gerçekte belirsiz alacak davası şartlarını taşımıyorsa, o zaman yukarıdaki şekilde hareket edilmeli, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. Açıklamadan sonra talep belirsiz alacak davası şartlarını taşıyorsa, bu davanın sonuçlarına göre, talep kısmi davanın şartlarını taşıyorsa da kısmi davanın sonuçlarına göre dava yürütülerek karar verilmelidir.<br />
6100 sayılı Kanun&#8217;un 110. maddesinde düzenlenen, davacının aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi olarak tanımlanan davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) halinde, talep sayısı kadar dava bulunduğu kabul edildiğinden ve aynı Kanunun 297/2. maddesi uyarınca da her bir talep bakımından ayrı ayrı hüküm verilmesi gerektiğinden, bu durumda da dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin belirsiz alacak olup olmadığının her bir talep bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.<br />
Tüm bu açıklamalar sonucunda şunu belirtmek gerekir ki, iş hukukundan kaynaklanan alacaklar bakımından baştan belirli veya belirsiz alacak davası şeklinde belirleme yapmak kural olarak doğru ve mümkün değildir. Bu sebeple iş hukukunda da belirsiz alacak davasının açılabilmesi, bu davanın açılması için gerekli şartların varlığına bağlıdır. Eğer bu şartlar varsa, iş hukukunda da belirsiz alacak davası açılabilir, yoksa açılamaz (C. Simil, Belirsiz Alacak Davası, 1. Bası, İstanbul 2013, s. 414). Keza aynı şey kısmî dava için söz konusudur.<br />
İş Hukukundan kaynaklanan davalarda sıkça karşılaşıldığı üzere, taraflar arasında çalışma süresi ve ücret miktarı yönlerinden uyuşmazlık bulunması, alacağı belirsiz hale getirmez. Keza, işçi çalışma süresini ve ücretini belirleyebilmektedir. İşçinin ne zamandan beri çalıştığını veya ücretinin ne kadar olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına da aykırıdır. İşçinin kendisinin bilmediği çalışma süresini, tanıkların bildiğini veya bilirkişinin bileceğini farzetmek ispat kurallarına da aykırıdır. Keza tarafın yeterli şekilde somutlaştırıp kendisinin bilgisinde dahi olmadığını belirttiği bir hususun Mahkemece bilinmesini beklemek de mümkün değildir.<br />
İşverenin maddi hukuktan doğan yükümlülüklerini (belge ve bordro düzenleme gibi) yerine getirmemesi, tuttuğu belgelerin gerçeği yansıtmaması, davadan önce işçinin alacaklarını inkar etmesi ya da ikrar etmekle beraber yerine getirmemesi davacıya kural olarak belirsiz alacak davası açma imkanım vermez. İşçi bu durumlarda dahi, alacağının miktarını veya değerini belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açamaz (Simil, s. 412).<br />
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmiştir. Bu halde, yukarıdaki paragraflarda yapılan açıklamalar ışığında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak, dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin belirsiz alacak olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir.<br />
Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel ücreti alacaklarına yönelik talepler bakımından, alacak iddiasının tanık anlatımlarına dayanması sebebiyle, kabul ihtimalinde takdir edilecek uygun oranda indirim yapılması gerekliliği söz konusu olduğundan ve hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmadığından, söz konusu alacaklar belirsizdir. Mahkemece, bu alacak taleplerinin esastan değerlendirilerek ispat edilemeyen fazla çalışma ve hafta tatili alacağının esastan reddi ve ulusal bayram ve genel tatil alacağı yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir.<br />
Yıllık izin ücreti alacağında; davacı, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, çalışma süresini, hak kazandığı izin süresini, çalışma süresi boyunca varsa kullanmadığı veya karşılığı ödenmeyen izin sürelerini belirleyebilecek durumdadır. Bu halde, dava konusu yıllık izin ücreti alacağının gerçekte belirlenebilir alacak olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği açıktır. Anılan sebeple, yıllık izin ücreti alacağına yönelik talebin belirsiz alacak davasının konusunu oluşturmayacağından, söz konusu talep yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi de isabetlidir.<br />
Kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bakımından ise; dava dilekçesinde, işyerinde davacı işçiye ayni olarak öğle yemeği verildiği ve servis hizmeti sağlandığı iddia edilmiş, deliller arasında tanık deliline dayanmıştır. Yemek ve servis yönünden tanıkların beyanın alınmadığı anlaşılmıştır. Kıdem ve ihbar tazminatı giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanacağından, işçiye sağlanan ayni hakların parasal değeri ve son bir yıllık ortalaması esas alınmalıdır. Ayni menfaatlerin parasal değeri ise, işverene olan maliyetine göre belirlenmelidir. Bu maliyetin belirlenmesinde, sunulması halinde öncelikle işyeri kayıtları dikkate alınacaktır. Gerek dava dilekçesindeki anlatım gerekse de toplanılması talep edilen deliller arasında tanık beyanı ve işyeri kayıtlarının da bulunduğu gözetildiğinde, işçiye sağlanan ayni menfaatlerin işverene olan maliyetinin ve dolayısıyla giydirilmiş ücret miktarı ile kıdem tazminatının, tam ve kesin olarak belirlenebilmesi öncelikle karşı tarafın vereceği bilgilere bağlıdır. Bu itibarla, somut olayda dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı alacağı belirsizdir. Tanıklardan yemek ve servisin kim tarafından sağlandığı, ayni olarak işveren yemekhanesinden yemek yenilip yenilmediği, işverence temin edilen servisle işe gidip gelinme durumu sorularak Mahkemece, bu alacak talebinin esastan değerlendirilerek hüküm altına alınması gerekirken reddi hatalıdır.<br />
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşverenin, işçinin  muvafakati olmaksızın ücretsiz izin uygulamasına gitmesi işçi açısından haklı nedenle fesih sebebidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/isverenin-iscinin-muvafakati-olmaksizin-ucretsiz-izin-uygulamasina-gitmesi-isci-acisindan-hakli-nedenle-fesih-sebebidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2020 14:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<category><![CDATA[işverenin işçiyi ücretsiz izne çıkarması]]></category>
		<category><![CDATA[tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5611</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2014/31153 E.  ,  2016/4095 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/isverenin-iscinin-muvafakati-olmaksizin-ucretsiz-izin-uygulamasina-gitmesi-isci-acisindan-hakli-nedenle-fesih-sebebidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2014/31153 E.  ,  2016/4095 K.</span></b><br />
<b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ</p>
<p>DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I<br />
A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, müvekkilinin 01.09.2009 tarihinde davalı şirkette güvenlik görevlisi olarak işe başladığını ve 24.08.2013 tarihine kadar hiç ara vermeden çalıştığını, davalı şirketin davacının kabul etmemesine karşın 20.08.2013 tarihinde davacıyı ücretsiz izin formu imzalatılarak 15.09.2013 tarihine kadar ücretsiz izne çıkardığını, davacının onayı alınmadan ücretsiz izne çıkartılması, aylık ücretinin eksik ödenmesi, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi ve çalışma koşullarının ağırlaştırılması nedenleriyle iş akdini 24.08.2013 tarihinde haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının eğitimlere katılmaması nedeniyle hakkında tutanak tutulduğunu, çalıştığı &#8230;. tartışma yaşadığını için müşteri talebiyle projeden alındığını, merkeze çekildiğini, kendisine teklif edilen projeleri kabul etmediğini, ücretsiz izin talep ettiğini ve izindeyken ihtarname ile iş akdini feshettiğini, feshin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı iş akdini fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle feshettiğini bildirmiş ise de, ücret bordrolarında tahakkuklar bulunduğu, bordrolardaki ücretin dışında fazla mesai yaptığının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır.<br />
Dosya içeriğine göre; davacı işçi 21.08.2013 tarihli fesih bildiriminde, onayı alınmadan 20.08.2013 tarihinde işverenin kendisini ücretsiz izne çıkarması ve ayrıca fazla mesai alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini feshettiğini bildirmiş, mahkemece davacının fazla mesai alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının bütün alacak talepleri reddedilmiştir. Öncelikle, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi bunu kabul etmeyen davacı yönünden haklı fesih nedenidir. Bu itibarla, davacının feshinin haklı nedene dayandığı dikkate alınarak kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle reddi hatalıdır.<br />
2-Davacının fazla mesai alacak talebi yönünden ise, ücret bordrolarında tahakkuk bulunduğu gerekçesiyle fazla mesai ücreti reddedilmiştir. Ne var ki davalı tarafından sunulan ücret bordrolarında işçinin imzasının bulunmadığı ve fazla mesai tahakkukunun olmadığı aylar vardır. Buna göre, fazla mesai tahakkuku bulunmayan ayların tespitiyle ve davacı tanığının işyerindeki çalışma süresiyle sınırlı olmak üzere fazla mesai alacağının hesaplattırılarak hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ile bu talebin reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.<br />
F) Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin günlük ve haftalık çalışmaları komşu işyeri çalışanları ile de ispat edilebilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iscinin-gunluk-ve-haftalik-calismalari-komsu-isyeri-calisanlari-ile-de-ispat-edilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2019 13:51:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri çalışanları ile ispat]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri çalışma düzenini]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinin özelliğine göre komşu işyeri çalışanların beyanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5370</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2019/6622 E.  ,  2019/16305 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iscinin-gunluk-ve-haftalik-calismalari-komsu-isyeri-calisanlari-ile-de-ispat-edilebilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2019/6622 E.  ,  2019/16305 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>YARGITAY KARARI</p>
<p>A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 18/09/2011-17/09/2013 tarihleri arasında çalıştığını, hamile olması nedeni ile iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini, aylık 800 TL net ücret aldığını, davacının sigortaya hiç bildirilmediğini, işyerinde haftada 6 gün 08.00-18.00 saatleri arasında çalışma yapıldığını, dini tatillerde çalışma olmadığını ancak resmi tatillerde çalışmaya devam edildiğini, ücretli izinlerin kullandırılmadığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının 18/09/2011-17/09/2013 tarihleri arasında yardım amaçlı olarak işyerinde bulunduğunu, taraflar arasında iş ilişkisi olmadığını, davalı tarafın iyiniyetle davacıya maddi yardımda bulunabilmek amacıyla davacının teklifini kabul ettiğini, davacıya yapılan yardım olarak 250,00 TL ödendiğini ayrıca son olarak da 164,00 TL daha ödendiğini, davalı işyerinde 08.00-18.00 arası çalışma olduğunu, resmi tatillerde çalışma olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br />
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.<br />
Dairemizin 08/05/2017 tarih ve 2015/9278 Esas-2017/8146 Karar sayılı bozma ilamında özetle; davalı işyerinin kırtasiye olup, kırtasiye işyerinin 13.06.2007 tarih ve 26551 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Esnaf Ve Sanatkarlar İle Tacir Ve Sanayici Belirleme Koordinasyon Kurulunun (1) numaralı kararının A/9-11 sırasında sayılan ve esnaflığa müsait bir işyeri niteliğinde olduğu izleniminin edinildiği, Mahkemece işyerinin niteliği araştırılmadan esastan karar verilmesinin hatalı olduğu, davalı işyerinin esnaf olup olmadığı araştırılarak, görev hususu halledilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiştir.<br />
Yerel mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda da davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı, yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1-Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 31/10/2013 yerine 08/06/2017 şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.<br />
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
3-Davacı işçinin fazla mesai yapıp yapmadığı ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.<br />
Davacı işçi fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti isteklerinde bulunmuş olup, bozma öncesinde mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda isteklerle ilgili hüküm kurulduğu halde, görev yönünden araştırmaya yönelik verilen bozma kararı sonrası komşu işyeri çalışanlarıyla ispatın sağlanamayacağı gerekçesiyle her iki isteğin de reddine karar verilmiştir.<br />
Tanıkların işyerinde çalışma düzenini bilebilecek durumda olmaları önemli olup, kural olarak işyeri çalışanları ile ispat gerekir ise de, işyerinin özelliğine göre komşu işyerinde çalışanların beyanları ile de günlük ve haftalık çalışma sürelerinin belirlenmesi mümkündür.<br />
Somut uyuşmazlıkta, Bostancı İlköğretim Okulu&#8217;nun karşısında bulunan kırtasiyede çalışan davacı işçinin günlük ve haftalık çalışma süreleri bakımından, okulun kantininde çalışan işçilerin tanıklığı yeterli görülmelidir.<br />
Buna göre mahkemece bozma öncesi alınan rapor bir değerlendirmeye tabi tutularak indirim hususu da gözetilmek suretiyle bir karar verilmelidir.<br />
F) Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 23/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşyerinde meydana gelen kavgada ilk yumruğu atan kişinin iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilebilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/isyerinde-meydana-gelen-kavgada-ilk-yumrugu-atan-kisinin-is-sozlesmesi-hakli-nedenle-feshedilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 10:55:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk yumruğu atmak]]></category>
		<category><![CDATA[işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinde kavga]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinde tartışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5280</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2015/28093 E.  ,  2019/1509 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/isyerinde-meydana-gelen-kavgada-ilk-yumrugu-atan-kisinin-is-sozlesmesi-hakli-nedenle-feshedilebilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2015/28093 E.  ,  2019/1509 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ<br />
DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br />
YARGITAY KARARI<br />
A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili özetle; davacının davalıya ait işyerinde 18.11.2008 tarihinde işe başladığını 02.10.2014 tarihine kadar baskı ustası olarak çalıştığını, bu tarihte isteği dışında haksız olarak işten çıkartıldığını kıdem ve ihbar tazminatının ayrıca 10 günlük yıllık izin ücretinin de ödenmediğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili özetle; davacının işe başladığı tarihten itibaren&#8230; A.Ş.nin çalışanı olduğunu, davacının hiçbir zaman &#8230;de çalışması olmadığını, bunun işyeri kayıtları ve S.G.K. kayıtları ile de sabit olduğunu, aynı adreste kurulu olsalar da ortaklık yapıları, sermayesi, bütçeleri ve çalışanları birbirinden farklı olan bağımsız şirketler olduğunu belirterek husumet itirazının olduğunu ve davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1-Gerekçeli karar başlığında, davalı şirketin ünvanının&#8230;A.Ş. olarak yazılması gerekirken, &#8230;olarak yazılması maddi hata olup, yerel mahkemece her zaman düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.<br />
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
3-İş sözleşmesinin, davalı işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.<br />
Somut uyuşmazlıkta; davalı işyerinde daha önceden karıştığı bir kavga nedeniyle ihtar alan davacının olay günü çalışma arkadaşlarından &#8230; tarafından hakkında dedikodu yaptığı şeklindeki söylenti nedeniyle uyarıldığında, taraflar arasında bu nedenle tartışma yaşandığı ve tartışma esnasında davacının &#8230;’ye küfür edip onu tehdit ettiği &#8230;’ninde bunun üzerine elinde bulunan bobini davacıya fırlattığı, davacının iş akdinin işyerindeki bu tartışma nedeniyle feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.<br />
Sözkonusu olayda ilk haksız hareketin, davacının çalışma arkadaşı &#8230;’ye küfür edip onu tehdit etmesi oluşu ve davacının daha öncedende başka bir işçi ile tartışması nedeniyle 29/05/2014 tarihli ihtarının bulunduğu gözetildiğinde, davalı işverenin işçi &#8230;’yi işten çıkartmayıp sadece davacıyı işten çıkarmasının eşit davranma borcunu ihlal ettiği söylenemeyecektir. Açıklanan nedenle davalı işverence yapılan feshin haklı olduğu anlaşıldığından, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.<br />
F)Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçilik Alacaklarına İlişkin Arabuluculuk.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/5153-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2019 14:43:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuğa başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[iş davası]]></category>
		<category><![CDATA[iş davası arabuluculuk]]></category>
		<category><![CDATA[işçi tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5153</guid>

					<description><![CDATA[01.01.2018 tarihinden itibaren, her türlü işçilik alacağı, tazminat talepleri ile işe iade taleplerine ilişkin olarak ilk olarak arabulucuya başvuru yapılmaksızın dava açılamayacaktır. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile getirilen en büyük değişiklik, işçi veya işveren alacağı ve işe iade talepleriyle açılan davalarda arabulucuya başvurunun dava şartı haline getirilmesidir. Yeni kabul edilen kanunun ilgili 3. maddesine... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/5153-2/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>01.01.2018 tarihinden itibaren, her türlü işçilik alacağı, tazminat talepleri ile işe iade taleplerine ilişkin olarak ilk olarak arabulucuya başvuru yapılmaksızın dava açılamayacaktır. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile getirilen en büyük değişiklik, işçi veya işveren alacağı ve işe iade talepleriyle açılan davalarda arabulucuya başvurunun dava şartı haline getirilmesidir. Yeni kabul edilen kanunun ilgili 3. maddesine göre:‘’Kanuna veya iş sözleşmelerine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır’’ şeklinde düzenlenmiştir.</p>
<p>Ancak bunun dışında kalan iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi manevi tazminat ve bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında ise arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. İlgili kanunun 11. maddesi kapsamında gelen düzenleme ile işe iade talebiyle dava açmak isteyen işçi, fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyetleri sonunda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren, iki hafta içinde yetkili iş mahkemesinde dava açılabilecektir.</p>
<p>Arabuluculuğa başvurma şartı getirilen davalarda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmasıyla, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı hususu yine kanunla getirilen düzenlemelerdendir.</p>
<p>Arabuluculuk faaliyeti neticesinde anlaşmaya varılamaması halinde, yine kanunda öngörülen süre ve usul ile iş mahkemelerinde dava açılabilecektir. Arabuluculuk başvurusu, aynı iş davalarında olduğu gibi, davalının yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürolarına yapılacaktır. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununda arabuluculuk başvuruları için öngörülen süreç kural olarak 3 hafta olmakla birlikte, ancak zorunlu hallerde 1 hafta daha uzatılabilecektir.</p>
<p>Yapılacak ilk uzlaşma görüşmesine taraflardan birinin geçerli bir mazeret sunmaksızın katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, görüşmeye katılmayan taraf akabinde görülecek davada haklı bulunsa dahi, yapılan masrafların tamamından sorumlu olacaktır.<br />
Zorunlu arabuluculuğa tabi davalarda işe iade talebi mevcut ise asıl işveren ile birlikte alt işverenlerin de bulunması halinde yapılacak arabuluculuk görüşmelerinde tüm işverenlerin hazır bulunmasının zorunlu kılınmıştır.</p>
<p>Tarafların arabulucu nezdinde uzlaşması halinde aksi kararlaştırılmamışsa arabuluculuk ücreti eşit olarak karşılanır. Uzlaşmanın sağlanamaması halinde arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır ve buna göre taraflarca karşılanır.<br />
Arabuluculuk görüşmelerine başvuru zorunluluğu yalnızca İş Kanununa tabi işçiler bakımından değil, aynı zamanda Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunla düzenlenen gazeteciler ile Deniz İş Kanununda düzenlenen gemi adamları için de getirilmiştir.<br />
Arabuluculuk belgeleri, gerekli ve yeterli imzaları taşıması halinde icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın mahkeme ilamı niteliğinde belge sayılacak ve icra takibine konu edilebilecektir.</p>
<h2>İstinaf Mahkemelerinin Kararı Kesin Sayılacak</h2>
<p>İşe iade davası başta olmak üzere, birçok dava için Yargıtay temyiz yolu kapatılmış, üst mahkeme sıfatıyla karar veren İstinaf Mahkemelerinin kararının kesin olacağı düzenlenmiştir.</p>
<p>Yeni kanun ile birlikte işe iade davalarında kanun yoluna ilişkin olarak da önemli bir değişiklik yapılarak, işe iade davaları sonucunda verilen yerel mahkeme kararları Yargıtay denetiminden çıkartılmıştır. Diğer bir ifade ile, yerel mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı kesin hüküm sonucu doğuracaktır.</p>
<p>İşçilik alacaklarından; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, eşit işlem ilkesine aykırılıktan doğan tazminat talepleri ve yıllık izin ücretinden kaynaklanan talepler daha evvel 10 yıllık zamanaşımına tabi iken, yapılan değişiklik ile tüm alacak ve tazminat taleplerine ilişkin zamanaşımı süresinde yeknesaklık sağlanarak bu davalarda zamanaşımı süresi 5 yıla indirilmiştir.</p>
<p>Boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatı hesabına esas alınacak ücret miktarı işçinin emsal ücreti değil, dava tarihindeki ücreti olacaktır.<br />
7036 sayılı Kanun ile boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatı hesabına esas alınacak ücret miktarının belirlenmesi hususundaki emsal ücret uygulaması kaldırılarak, bu kalemlere ilişkin olarak işçinin dava tarihindeki ücretinin esas alınacağı ve alacak miktarının buna göre hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.</p>
<h3>İş Sözleşmeleri Fiilen Sona Eren İşçiler için Yeni Düzenleme</h3>
<p>İş sözleşmeleri fiilen sona eren işçiler Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri nezdinde şikâyette bulunamayacak, taleplerine ilişkin olarak öncelikle arabulucuya başvurduktan sonra mahkeme nezdinde dava açabileceklerdir. Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerinin inceleme yetkisi bundan böyle yalnızca iş sözleşmesi devam eden işçiler ile sınırlı olacaktır.</p>
<p>İş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin şikayetlerine ilişkin Çalışma ve İş Kurumu İl müdürlükleri personelinin yaptıkları inceleme usulü kaldırılmıştır. Böylece iş sözleşmesi sona eren işçilerin alacak ve şikayet taleplerini Çalışma ve İş Kurumun kanalıyla talep etmeleri yolu kaldırılarak, bu kişilerin taleplerini arabuluculuğa başvurarak çözmeleri işaret edilmiş ve Çalışma ve İş kurumu İl müdürlüklerince yürütülecek işçi şikayetleri uygulaması ise yalnızca fiilen iş akdi devam eden işçiler ile sınırlandırılmıştır.</p>
<h3>İş Mahkemelerinin Görev Alanında Değişiklik</h3>
<p>İş mahkemelerinin görev alanı genişletilerek, öncesinde başka mahkemelerce yapılan birçok inceleme iş mahkemesinin görev alanına dâhil edilmiştir.<br />
Yeni düzenleme ile;</p>
<ul>
<li>5953 sayılı kanuna tabi gazetecilerin hizmet akdinden kaynaklanan davalar,</li>
<li>854 sayılı kanuna tabi gemi adamlarının hizmet akdinden kaynaklanan davalar,</li>
<li>6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa tabi olarak hizmet sözleşmesi ile çalışan işçiler ve bu kanuna tabi işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalar,</li>
<li>İdari para cezalarına itirazlar,</li>
<li>Kanun ile belirlenmiş bir takım istisnalar hariç olmak üzere, Sosyal güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzusundan kaynaklanan uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar,</li>
<li>Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işler,</li>
<li>Kamu İktisadi Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında çalışan personel ile çalıştıkları işveren arasında sözleşmeden veya kanundan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,<br />
iş mahkemelerinin görev alanına dahil edilmiştir.</li>
</ul>
<h3>7036 Sayılı Kanunun ve İlgili Değişikliklerin Yürürlüğe Gireceği Tarihe İlişkin Düzenlemeler</h3>
<p>Her ne kadar 7036 sayılı kanun 25.10.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olsa da, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kanunun çeşitli maddelerinin uygulanmasına yönelik bir takım tarih aralıkları belirlenmiştir, yani kanunda yürürlük tarihi belirtilen maddeler hariç, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun tüm maddelerinin yürürlük tarihi, kanunun Resmi Gazetede yayım tarihi olan 25.10.2017’dir.</p>
<p>Bununla birlikte 7036 sayılı kanunun Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam edecektir. Daha önceki mevzuatta başka mahkemelerin görev alanına giren ve hali hazırda derdest olan dava ve işler, 7036 sayılı kanunla iş mahkemelerinin görev alanına dahil edilmiş olsa dahi, iş mahkemelerine devredilmeyip, kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından yürütülmeye devam edilecektir.</p>
<p>Dava şartı olarak aranan arabuluculuğa ilişkin hükümler, 01.01.2018 tarihi itibariyle uygulanacak olup, hali hazırda ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmayacaktır. İlk derece mahkemeleri tarafından 7036 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma koşullarında değişiklik yapılması için işçinin yazılı onayının bulunması gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/ucreti-eksik-odenmesine-karsin-calismaya-devam-eden-iscinin-ucretinin-dusurulmesine-onay-verdigi-kabul-edilemez-calisma-kosullarinda-degisiklik-yapilmasi-icin-iscinin-yazili-onayinin-bulunmasi-gereki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 10:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma koşullarında değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[eksik ücrete rağmen işçinin işe devam etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş koşullarında değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacağı davası]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin yazılı rızasının alınması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=5052</guid>

					<description><![CDATA[YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E: 2013/38255 K: 2014/1967 T: 11.02.2014 Davacı İsteminin Özeti:Davacı, davalıya ait işyerinde 01.07.2007-31.07.2009 tarihleri arasında çalıştığını, işe ilk başladığı tarihte aylık ücretinin net 3.500, 00 TL olarak belirlendiğinin ancak ekonomik kriz bahane edilerek 2008-2009 yılı sezonunda ücretlerinin eksik ödendiğini ve iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/ucreti-eksik-odenmesine-karsin-calismaya-devam-eden-iscinin-ucretinin-dusurulmesine-onay-verdigi-kabul-edilemez-calisma-kosullarinda-degisiklik-yapilmasi-icin-iscinin-yazili-onayinin-bulunmasi-gereki/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="col-lg-12 no_margin">
<div class="col-lg-12">
<div class="col-lg-12 no_margin text-center"><strong>YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E: 2013/38255 K: 2014/1967 T: 11.02.2014</strong></div>
</div>
</div>
<div class="col-lg-12">
<div>
<div>
<p><span class="font13">Davacı İsteminin Özeti:</span><span class="font13">Davacı, davalıya ait işyerinde 01.07.2007-31.07.2009 tarihleri arasında çalıştığını, işe ilk başladığı tarihte aylık ücretinin net 3.500, 00 TL olarak belirlendiğinin ancak ekonomik kriz bahane edilerek 2008-2009 yılı sezonunda ücretlerinin eksik ödendiğini ve iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.</span></p>
<p><span class="font13">Davalı Cevabının Özeti:</span></p>
<p><span class="font13">Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.</span></p>
<p><span class="font13">Mahkeme Kararının Özeti:</span></p>
<p><span class="font13">Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</span></p>
<p><span class="font13">Temyiz:</span></p>
<p><span class="font13">Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.</span></p>
<p><span class="font13">Gerekçe:</span></p>
<p><span class="font13">1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni ge-rektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir,</span></p>
<p><span class="font13">2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının bakiye ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve ihbar tazminatı hesaplanmasına esas alınacak ücret miktarı noktasında toplanmaktadır.</span></p>
<p><span class="font13">Davalı spor kulübünde basketbol kondüyoneri olarak çalışan davacı, iş sözleşmesinin başlangıç tarihinde aylık ücretinin net 3.500, 00 TL olarak belirlendiği ancak ikinci çalışma sezonunda ekonomik sebeplerle ücretinde aylık 750, 00 TL kesinti yapıldığını ileri sürmektedir.</span></p>
<p><span class="font13">Banka kayıtları içeriği ile davacıya ilk çalışma sezonunda aylık 3.5000, 00 TL ücret ödendiği sabittir. Davacı tanıkları ”davacı birinci sezon 3.500.00 TL alıyordu, ikinci sene 2.750, 00 TL alıyordu, ikinci sene maaşının düşmesinin sebebi takım birinci ligden ikinci lige düştüğü için olmuştur&#8230;.” Şeklinde beyanda bulunmuşlardır.</span></p>
<p><span class="font13">Mahkemece, davacının ikinci sezonda aylık net 2.750.00 TL ücret ödenmesine rıza gösterdiği ve bu şartlarda çalışmayı kabul ettiği gerekçesiyle hüküm altına alınan ihbar tazminatı ve ücret fark alacağı miktarı aylık net 2.750, 00 TL üzerinden belirlenmiştir.</span></p>
<p><span class="font13">İş sözleşmesinin esaslı unsurları olan işçinin iş görme borcu ile bunun karşılığında işverenin ücret ödeme borcu, çalışma koşullarının en önemlileridir. 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 22. maddesinin ikinci fıkrasında, çalışma koşullarının, tarafların karşılıklı uzlaşmaları ile değerlendirilmesinin her zaman mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.Çalışma koşullarında değişiklik konusunda işçinin rızasının yazılı alınması kanun gereğidir.</span></p>
<p><span class="font13">Davacının ikinci çalışma sezonunda ücretinin eksik ödenmesine rağmen çalışmaya devam etmesi, aylık ücret miktarının 2.750, 00 TL&#8217;ye düşürülmesine onay verdiği ve fark ücret alacaklarından vazgeçtiği anlamını taşımaz.Bu nedenle ihbar tazminatı alacağı aylık net 3.500, 00 TL ücret esas alınarak hesaplanmalı, ayrıca dosya içerisinde mevcut banka kayıtları dikkate alınmak sureti davacının ikinci çalışma sezon için eksik ödenen ücret alacakları hüküm altına alınmalıdır.Bu hususun dikkate alınmaması ve eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir.</span></p>
<p><span class="font13">SONUÇ:</span></p>
<p><span class="font13">Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı </span><span class="font13">BOZULMASINA</span><span class="font13">, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
