<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>işe giriş bildirgesi &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/ise-giris-bildirgesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Nov 2020 07:32:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>işe giriş bildirgesi &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşe giriş bildirgesinin kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/ise-giris-bildirgesinin-kuruma-verilmesi-halinde-hak-dusurucu-sureden-soz-edilmeyecektir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2020 07:32:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaların tespiti istemi]]></category>
		<category><![CDATA[işe giriş bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruma bildirilmeyen hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[kurumun çalışmadan haberdar olması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6879</guid>

					<description><![CDATA[10. Hukuk Dairesi         2016/4101 E.  ,  2016/4832 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 01.07.2003-04.10.2007 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde kesintisiz geçen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulü ile davacının 03.01.2006-03.10.2007 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine dair hüküm tesis edilmiştir Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/ise-giris-bildirgesinin-kuruma-verilmesi-halinde-hak-dusurucu-sureden-soz-edilmeyecektir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">10. Hukuk Dairesi         2016/4101 E.  ,  2016/4832 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
Mahkemesi :İş Mahkemesi</p>
<p>Dava, 01.07.2003-04.10.2007 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde kesintisiz geçen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulü ile davacının 03.01.2006-03.10.2007 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine dair hüküm tesis edilmiştir<br />
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.<br />
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#8217;nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesindeki, &#8220;Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır&#8221; hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Söz konusu Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen hak düşürücü süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki, sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.<br />
Değinilen yasal düzenleme ve yapılan açıklamalar ışığı altında dosya kapsamına göre değerlendirme yapıldığında; dava konusu işyerinden SGK denetmeninin tespiti üzerine ilk defa 04.10.2007 tarihi itibariyle bir gün hizmet bildiriminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. 01.07.2003-04.10.2007 tarihleri arasındaki döneme ilişkin davacı çalışmalarına yönelik, davalı Kuruma bildirge veya bordro verilmediği gibi davacının Kurumca bir çalışmasının da tespit olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının, davalı işveren nezdinde geçen çalışmalarının 04.10.2007 tarihinde sonlandığı ve davanın 09.09.2014 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 31.12.2012 tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğu belirgindir. Mahkemece, talebe konu 04.10.2007 tarih öncesi çalışmalarının hak düşürücü süreye uğradığı ve bu yüzden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm ve tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.<br />
O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır<br />
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılar &#8230;, &#8230;, &#8230;, &#8230; ve &#8230;&#8217;a iadesine,Üye &#8230;&#8217;ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili &#8230;, Üyeler &#8230;, &#8230; ve &#8230;&#8217;ın oyları ve oyçokluğuyla, 04.04.2016 gününde karar verildi.<br />
Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.<br />
Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay&#8217;ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.<br />
506 sayılı Kanunun 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği&#8217;nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.<br />
Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.<br />
Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum&#8217;un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.<br />
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 26.2.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir<br />
Somut olayda da, bu ilkeler kapsamında işe giriş bildirgesinden önceki dönem yönünden, hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Mahkemece verilen karar yerinde olduğundan, kararın onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun kararına bu nedenle katılmıyorum.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigortası geç başlatılan işçin tespit davası açabilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sigortasi-gec-baslatilan-iscin-tespit-davasi-acabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2020 07:12:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[işe giriş bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[komşu işyeri çalışanları]]></category>
		<category><![CDATA[prim ödeme gün sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[sigortalı işe başlama tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5548</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi         2019/1657 E.  ,  2019/7823 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR A)Davacı İstemi: Dava, sigorta başlangıcının 04.01.1993 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir. B)Davalı Cevabı: Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Ayvacık İş Mahkemeleri olduğunu, fer&#8217;i müdahil konumunda olması gerektiğini, hak düşürücü sürenin gözetilmesini,... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sigortasi-gec-baslatilan-iscin-tespit-davasi-acabilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">21. Hukuk Dairesi         2019/1657 E.  ,  2019/7823 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA</p>
<p>KARAR<br />
A)Davacı İstemi:<br />
Dava, sigorta başlangıcının 04.01.1993 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.<br />
B)Davalı Cevabı:<br />
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Ayvacık İş Mahkemeleri olduğunu, fer&#8217;i müdahil konumunda olması gerektiğini, hak düşürücü sürenin gözetilmesini, çalışma olgusunun kanıtlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.<br />
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:<br />
İlk Derece Mahkemesince ; “Gerek dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları,gerekse &#8230;&#8217;a ait &#8230;Zeytinyağı Fabrikasında sigortalı işe ilk giriş bildirgesinin 13/01/1993 tarihinde düzenlenmiş olması ve davacının sigortalı işe başlama tarihin 04/01/1993 olarak belirtilmiş olması karşısında davacının 04/01/1993-13/01/1993 tarihleri arasında fiilen çalıştığının anlaşılması karşısında davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle “Davanın KABULÜ ile;Davacının davalı kurum tarafından sigortalı ilk işe giriş tarihi olarak 04/01/1993 tarihinin kabul edilmeyerek meydana getirilen muarazanın men&#8217;ine,Davacının sigortalılık başlangıç tarihinin ilk işe giriş bildirgesindeki 04/01/1993 tarihi olduğunun tespitine,” karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu; Davalı &#8230; vekili; fiili çalışma olgusunun kanıtlanamadığını, Kurum kayıtlarına dayanmayan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br />
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:<br />
Bölge Adliye Mahkemesince “ imza aidiyetine ilişkin bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor kapsamında, 04.01.1993 işe giriş tarihli bildirgedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespitine yer verilmiş; bozma ilamı kapsamındaki araştırma gereğine uygun olarak ilgili kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yapılan araştırmadan, bildirgedeki işe giriş tarihi itibariyle bilgisine başvurulabilecek komşu işyeri işveren veya çalışanı kişilerin isimlerine ulaşılamamış; bildirgeyi düzenleyen işyeri çevresindeki işyerlerinin konumlarını gösterir kroki ve fotoğraflar ile faaliyete başlama tarihlerine ilişkin belgelerden, bildirgedeki işe giriş tarihine ilişkin tanıklık yapabilecek kişi bulunmadığı sonucuna varılmış; davacının sigorta sicil numarasının, 1993 yılında tahsis edilen serilerden olduğu, Çanakkale sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü&#8217;nün 22.11.2018 tarihli yazısıyla bildirilmiş olup; ilk derece yargılaması sürecinde ve bozma ilamı gereğince toplanan kanıtların aksini ortaya koyacak bir kanıt sunulmadığı yünü ve davalı vekilinin başvurusu haklı bulunarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması yoluna gidilmiş olması nedeniyle, istinaf kanun yolu vekalet ücretinin, istinaf başvurusu kabul edilen taraf yararına belirlenmesi gerektiği sonucuna varılarak; HMK 354 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan yargılama süreci sonunda, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.<br />
1- Davanın KABULÜNE,<br />
2- &#8230; T.C. kimlik ve &#8230; sigorta sicil numaralı davacının, dava dışı işveren &#8230;&#8217;a ait &#8230; sicil numaralı işyerinde 04.01.1993 günü 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hizmet akdine dayanarak, tüm sigorta kollarına tabi olarak asgari ücretle çalıştığının, anılan 1 günlük sürenin prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık başlangıç tarihinin ise 18 yaşını doldurduğu güne karşılık gelen 01.05.1993 olduğunun TESPİTİNE,<br />
3- Davalı Kurum harçtan bağışık olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, dava açılırken davacı tarafından yatırılan 55,40 TL harç tutarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine geri verilmesine,<br />
4- Davacı tarafından karşılanan 940,00 TL yargılama giderinin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
5- AAÜT gereğince hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
6- Davalı SGK Başkanlığı tarafından karşılanan 35,50 TL istinaf kanun yolu yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığı&#8217;na verilmesine,<br />
7- AAÜT uyarınca 2.725,00 TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığı&#8217;na verilmesine,<br />
8- Davalı SGK Başkanlığı tarafından karşılanan 569,50 TL temyiz ve istinaf kanun yolu yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığı&#8217;na verilmesine, karar verilmiştir.<br />
E)Temyiz:<br />
Davalı Kurum vekili “Sadece işe giriş bildirgesinin varlığı çalışmanın ispatı değildir. Tanıklar işyeri çalışanı değildir.” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur.<br />
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:<br />
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,<br />
2-Somut olayda, Davanın kabulüne karar verildiğine göre davacının vekalet ücretinden ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bu durum bozma nedenidir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK&#8217;nun 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.G- SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi&#8217; nin 18/01/2019 tarih, 2018-1456 E, 2019/47 Karar sayılı kararının 7 numaralı fıkrasındaki &#8221; AAÜT uyarınca 2.725,00 TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığı&#8217;na verilmesine,&#8221; ve 6. ve 8 fıkralarındaki “ Davalı SGK Başkanlığı tarafından karşılanan 35,50 TL istinaf kanun yolu yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığı&#8217;na verilmesine, Davalı SGK Başkanlığı tarafından karşılanan 569,50 TL temyiz ve istinaf kanun yolu yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı SGK Başkanlığı&#8217;na verilmesine rakam ve sözcüklerinin silinerek hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine 6.fıkrası olarak &#8221; Davalı SGK Başkanlığı tarafından karşılanan 569,50 TL temyiz ve istinaf kanun yolu yargılama giderinin davalı kurum üzerinde bırakılmasına&#8221; rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu DÜZELTİLMİŞ ŞEKLİ İLE ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet Tespitinde Hak Düşürücü Sürenin İşlemeyeceği Durumlar</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespitinde-hak-dusurucu-surenin-islemeyecegi-durumlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 09:25:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaların davalı kuruma bildirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hak düşürücü süre]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[işe giriş bildirgesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=4938</guid>

					<description><![CDATA[                                                                                       21. HUKUK DAİRESİ                   ... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespitinde-hak-dusurucu-surenin-islemeyecegi-durumlar/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="block-outer js-threadStatusField">
<div class="blockStatus blockStatus--info">
<div class="blockStatus-message">
<dl class="pairs pairs--columns pairs--fixedSmall">
<dd>                                                                                       <strong>21. HUKUK DAİRESİ  </strong></dd>
<dd><strong>                                         Esas No 2018/334 Karar No 2019/1181 Karar Tarihi 21 Şubat 2019</strong></dd>
</dl>
</div>
</div>
</div>
<div class="block-container lbContainer" data-xf-init="lightbox select-to-quote" data-message-selector=".js-post" data-lb-id="thread-648" data-lb-universal="0">
<div class="block-body js-replyNewMessageContainer">
<article id="js-post-673" class="message message--post js-post js-inlineModContainer  " data-author="Yargı Kararları" data-content="post-673">
<div class="message-inner">
<div class="message-cell message-cell--main">
<div class="message-main js-quickEditTarget">
<div class="message-content js-messageContent">
<div class="message-userContent lbContainer js-lbContainer " data-lb-id="post-673" data-lb-caption-desc="Yargı Kararları · 8 Haz 2019 14:12'de">
<article class="message-body js-selectToQuote">
<div class="bbWrapper">
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,</p>
<p>Dava, davacının 01.10.1998-16.01.2002 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.</p>
<p>Davalılar; yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.</p>
<p>Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 16.12.1998-16.01.2002 tarihleri arasında belirtilen süreler kadar davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.</p>
<p>Davalı işveren süre tutum dilekçesinde eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirtmiştir.</p>
<p>Davalı Kurum, süre tutum dilekçesinde herhangi bir istinaf sebebi belirtmemiştir.</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu ; davacının, davalı işyerinde iddia ettiği çalışmasının fiilen sona erdiği tarihin 05.11.2002 olması nedeniyle 2002 yılının sonundan itibaren beş yıl içinde, yani en geç 2007 yılı sonuna kadar sigortalılık süresinin tespiti davasını açması gerekirken, incelemeye konu davanın 25.04.2014 tarihinde açıldığı, davanın, 506 sayılı Yasa&#8217;nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 86. maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile, davalıların istinaf istemlerinin kabulü ile HMK&#8217;nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kararının kaldırılarak yerine, davanın reddine karar vermiştir.</p>
<p>Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 2002 yılında geçen çalışmalarının Kurum kayıtlarında gözüktüğünü, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmediğini belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>
<p>Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa&#8217;da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.</p>
<p>İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği&#8217;nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun&#8217;un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasadan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )</p>
<p>Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerince davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı ancak, 17.01.2002-05.11.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı ve çalışma olgusunun yöntemince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.Somut olayda, davacının davalı işyerinde geçen bir kısım çalışmaları Kurum kayıtlarında olup, artık hak düşürücü süre işlemeyecektir. Ayrıca çalışma kesintisiz ise, bildirim yapılan sürelerden önceki dönem yönünden de hak düşürücü süre oluşmayacaktır.Yapılacak iş, davacının 01.10.1998-16.01.2002 tarihleri arasındaki süreye ilişkin talebi yönünden işin esasına girilerek toplanan deliller doğrultusunda karar vermekten ibarettir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, yukarıda açıklanan nedenlerle kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASI gerekmiştir.</p>
<p><b>SONUÇ:</b> Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</div>
</article>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
