<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>maddi ve manevi tazminat davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/maddi-ve-manevi-tazminat-davasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Oct 2019 13:21:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>maddi ve manevi tazminat davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ZORUNLU KOLTUK FERDİ KAZA SİGORTASI NEDENİ İLE SORUMLULUK</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/zorunlu-koltuk-ferdi-kaza-sigortasi-nedeni-ile-sorumluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 13:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aracın koltuk sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[davacının yolcu olarak bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[maddi ve manevi tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5259</guid>

					<description><![CDATA[17. Hukuk Dairesi         2017/4534 E.  ,  2018/7227 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı &#8230; Sigorta A.Ş vekili, davalı &#8230; vekili ile davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. Ve Tic. Ltd.... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/zorunlu-koltuk-ferdi-kaza-sigortasi-nedeni-ile-sorumluluk/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">17. Hukuk Dairesi         2017/4534 E.  ,  2018/7227 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı &#8230; Sigorta A.Ş vekili, davalı &#8230; vekili ile davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:<br />
-K A R A R-</p>
<p>Davacı vekili; müvekkilinin 04/07/2010 tarihinde içinde yolu olarak bulunduğu minibüse davalı &#8230;&#8217;ın sevk ve idaresindeki diğer davalı &#8230; Nakliyat Ltd Şti nin maliki olduğu çekicinin arkadan çarpması sonucu ciddi şekilde yaralandığını, her iki kolunun bilekten, sağ bacağı kalçadan, sağ diz kapağı ve topuğu dahil olmak üzere bir çok yerinde kırıklar meydana geldiğini, davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü çeşitli ameliyatlar geçirdiğini, kazadan önce garsonluk yapan müvekkilinin bahşişlerle beraber ortalama aylık 1.200,00 TL kazancı olduğunu, kaza sonrası bu gelirden mahrum kaldığını, tamamen iyileşemediğini eski işini yapabilmesi için daha fazla çaba harcaması gerektiğini kazaya sebep olan aracın zmms poliçesinin davalı &#8230;Ş tarafından düzenlendiğini, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın koltuk sigortasının da diğer davalı &#8230; Sigorta A.Ş tarafından düzenlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin mahrum kaldığı gelir için 500,00 TL, maluliyeti nedeni ile daha fazla efor harcaması gerektiğinden 500,00 TL, tedavi ve ulaşım giderleri için 1.810,00 TL olmak üzere toplam 2.810,00 TL maddi tazminatın müştereken müteselsilen tüm davalılardan, yaşadığı acı ve sıkıntılar için 100.000,00 TL manevi tazminatın araç sürücüsü ve araç maliki olan davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Davalılar &#8230; ve &#8230;Nakliyat Ltd. Şti vekili; müvekkili araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının içinde bulunduğu minibüs şoförünün tam kusurlu olduğunu, davacının tüm tedavi ve ulaşım giderlerinin karşılandığını, 09/07/2010 tarihli fatura karşılığında Profesör Doktor &#8230;&#8217;ya 25.460,00 TL ödeme yapıldığını ayrıca 2.000,00 TL nakit para verildiğini, bu nedenle talep edilen tedavi, bakım ve ulaşım harcamalarına ilişkin maddi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.<br />
Davalı &#8230; vekili; 6111 sayılı Yasa gereği trafik kazası sonucu oluşan yaralanmalar ile ilgili tedavi masraflarının SGK tarafından karşılandığını davalı müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br />
Davalı &#8230; Sigorta A.Ş vekili; 6111 sayılı Yasa gereğince tedavi giderlerinin reddinin gerektiğini, davacının SGK mensubu olup olmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, sigortalının kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br />
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 43.999,83 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri açısından poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. açısından alacağa kaza tarihi olan 04/07/2010 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davalılar sigorta şirketleri açısından alacağın 2.810,00 TL&#8217;lik kısmına dava tarihinden itibaren 41.189,83 TL lik kısmına ıslah tarihi olan 04/04/2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti&#8217;nden alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat isteğinini reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı &#8230; Sigorta A.Ş vekili, davalı &#8230;Ş vekili ile davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maluliyete ilişkin &#8230; Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br />
2-Dava, trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br />
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;<br />
Borçlar Kanunu&#8217;nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br />
Mahkemece davacı lehine verilen manevi tazminat bir miktar azdır. O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları, davacının maluliyet derecesi gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacı için hak ve nasafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.<br />
3-Davalı &#8230; Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;<br />
Davalı &#8230; Sigorta A.Ş. kazaya neden olan aracın zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısıdır.<br />
Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar (yolcular, sürücüler ve yardımcılar) yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza (can) sigortası olup, kazanın oluşunda taşımacının yada sürücü ve yardımcılarının bir kusurları bulunmasa bile, ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar (destekten yoksunluk) hesabı yapılmaksızın, ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenir.<br />
Ödenecek tazminat miktarı yönünden “zarar sigortası &#8211; tutar (meblâğ) sigortası” ayrımında Zorunlu Koltuk Sigortası bir “tutar (meblâğ) sigortası”dır. Zarar sigortasında sigortacının ödeyeceği tutar, “sigorta değeri” ya da “sigorta poliçesinde yazılı tutar” olmayıp, sigortalının ya da üçüncü kişinin uğradığı “zararın tutarı”dır. Meblâğ sigortasında ise, sigortacı, sigorta ettirilen kişinin zarara uğraması durumunda, somut zarar ne olursa olsun, sigorta sözleşmesinde belirlenen tutarı (meblâğı), başka bir deyişle, sigorta poliçesinde yazılı olan “sigorta bedelini” eksiksiz ve tam ödemek zorundadır.<br />
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile buna bağlı Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen 25.03.2004 tarihli Genel Şartlar A.3.2 maddesi 1.fıkrasında: “Bu sigorta ile teminat altına alınan bir kaza, sigortalının kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde sakatlığına yol açtığı takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, sakatlık tazminatı aşağıda belirtilen oranlar dahilinde kendisine ödenir.“ denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiştir.<br />
Açıklanan bu hukuksal olgulara göre, bir meblağ sigortası olan zorunlu koltuk ferdi kaza sigortacısı olan davalı &#8230; Sigorta A.Ş.&#8217;nin sorumluluğunun, diğer davalılardan farklı ve ayrı olduğu gözetilerek, tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar&#8217;a ekli cetvellere göre ödenmesi gereken meblağın, konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davalının sorumluluğunun tespiti gerekirken, yazılı olduğu şekilde diğer davalılarla müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmiş olması doğru değildir.<br />
4-Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası niteliği gereği geçici iş göremezlik zararını teminat altına almamaktadır. Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası Genel Şartlar A.3.3. maddesi “Sigortacı, sigorta poliçesinin kapsamına giren bir kaza nedeniyle, kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde ödenmiş doktor ücreti ile hastane ve diğer sağlık kurumlarında ayakta ve yatakta yapılan tedavilere ilişkin giderleri, nakil ücretlerini poliçede tedavi giderleri teminatı için belirlenen meblağa kadar öder. Tedavi giderlerinin başka sigorta sözleşmeleri ile teminat altına alınmış olması durumunda, söz konusu giderler öncelikle bu sigortadan karşılanır” şeklindedir. Sigortanın sorumluluğu tedavi giderleri ile sınırlıdır. &#8230; Sigorta A.Ş’nin zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası gereğince mahkemece hüküm altına alınan geçici iş göremezlik zararından ve (5) nolu bentte açıkanan hukuksal olgulara göre 6111 sayılı Yasa gereği belgeli tedavi giderlerinden sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.<br />
5-Davalı &#8230;Ş vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,<br />
25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre &#8220;trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı&#8221;, Yasanın geçici 1. maddesi ile de &#8220;Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun&#8217;un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20&#8217;sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği,&#8221; öngörülmüştür.<br />
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’na göre zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.<br />
Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa&#8217;nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.<br />
Somut olayda dava 06.04.2012 tarihinde 6111 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden sonra açılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacılar tarafından faturalandırılan belgeli tedavi giderleri tespit edilerek mahkemece bu bedellere hükmedilmiştir. Oysa ki davacılar tarafından talep edilen ve belgelendirilen tedavi giderleri 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesi kapsamında olup, dava dışı SGK&#8217;nın sorumluluğunda bulunduğundan, davalı &#8230; şirketi sorumlu olmayıp, belgeli tedavi giderleri bakımından davalı &#8230;Ş yönünden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.<br />
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar &#8230; ve &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı &#8230; Sigorta A.Ş vekilinin, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı &#8230;Ş vekilinin temyiz iirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 2.766.22 TL kalan harcın temyiz eden davalılar &#8230; ile &#8230; Nakliyat Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.&#8217;den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar &#8230; Sigorta A.Ş, &#8230; Sigorta A.Ş&#8217;ye geri verilmesine 16/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-nedeniyle-maddi-ve-manevi-tazminat-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Oct 2019 06:08:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası davası]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası sonucu sakatlık]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası sonucu vefat]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası yargıtay kararları]]></category>
		<category><![CDATA[maddi ve manevi tazminat davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5192</guid>

					<description><![CDATA[İş Kazası Nedir? İş kazası ; İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olaydır. İş Kazası Sayılmanın Koşulları İzah edildiği üzere herhangi bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için bazı şartlara ihtiyaç vardır. Her Kaza İş Kazası Değildir. Bu nedenlerle bir olayın işe kazası... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-kazasi-nedeniyle-maddi-ve-manevi-tazminat-davasi/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-fontsize="24" data-lineheight="36"><strong>İş Kazası Nedir?</strong></h2>
<p>İş kazası ; İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olaydır.</p>
<h2><strong>İş Kazası Sayılmanın Koşulları</strong></h2>
<p>İzah edildiği üzere herhangi bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için bazı şartlara ihtiyaç vardır. Her Kaza İş Kazası Değildir. Bu nedenlerle bir olayın işe kazası niteliğinin bulunup bulunmadığı dikkatlice incelenmelidir. Şu halde bu kazanın iş kazası sayılması için şu şartların bulunması gerekmektedir:</p>
<p><strong>1. </strong>Sigortalının İşyerinde yahut işyeri sayılan yerde bulunması sırasında,</p>
<p><strong>2.</strong> Kazanın işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana gelmesi,</p>
<p><strong>3.</strong> Kaza ile sonuç arasında illiyet ( Nedensellik ) bağının bulunması,</p>
<p><strong>4. </strong>Kaza sonucu bedence ve ruhça bir zarara uğraması gerekmektedir.</p>
<h2><strong>İş Kazası Sonucunda İstenebilecek Tazminatlar</strong></h2>
<p><strong>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 417. Maddesi </strong>son fıkrasında iş kazasından doğan “zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.” Denilmiştir. Aynı Kanunun 53, 54, 55 ve 56. Maddelerine göre Ölüm ve bedensel zarar hallerinde istenebilecek tazminatlar aşağıda gösterilmiştir.:</p>
<p>♦ İş kazası Nedeniyle Manevi Tazminat</p>
<p>♦ Ölüm Halinde Cenaze Giderlerin Tanzimi için Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların Tanzimi için Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Geçici İş Göremezlik Nedeniyle Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Sürekli İş Göremezlik Nedeniyle Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Tedavi Giderleri Nedeniyle Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Kazanç Kaybı Nedeniyle Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Ekonomik Geleceğin Sarsılması Nedeniyle Maddi Tazminat</p>
<p>♦ Kazanın İş Kazası Olduğunun Tespiti Davası</p>
<h2><strong>İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme</strong></h2>
<p>İş Kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları, işverene karşı ikame edileceğinden İş Mahkemeleri kanununa göre yetkili mahkemede davanın ikame edilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 6.maddesine göre</strong>, “davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde” veya “İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesinde”, “davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde” veya “İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesinde” veya “zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesinde” açılabilir. Şu halde iş kazalarında yetkili mahkemeleri şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<p>♦ Zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi,</p>
<p>♦  İş Kazasının veya Zararın Meydana Geldiği Yer Mahkemesi</p>
<p>♦ İşin veya İşlemin Yapıldığı Yer Mahkemesi</p>
<p>♦ Davalı İşverenin Yerleşim yeri Mahkemesi</p>
<p>♦ Davalı İşveren Birden çok ise Bunlardan birinin Yerleşim yeri Mahkemesi yetkilidir.</p>
<h2><strong>İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Görevli Mahkeme</strong></h2>
<p>Kazanın İş Kazası olarak tespit edilmesi halinde, kaza “iş kazası” niteliğini kazanacağından iş kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları, işverene karşı ikame edileceğinden İş Mahkemeleri kanununa göre görevli İş Mahkemelerinde davanın ikame edilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesine göre</strong> İş Mahkemeleri,  “5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, <strong>iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıkları</strong>na, İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.”</p>
<h2><strong>Yargıtay Kararları Işığında İş Kazası Sayılan Durumlar</strong></h2>
<p>5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 13. Maddesinde hangi koşullardaki kazaların iş kazası kapsamına gireceği genel olarak belirtilmiştir. Bu durumlara örnek vermek gerekirse iş kazası sayılan haller şunlardır:</p>
<ul>
<li class="entry-title"><strong>Çalışana uygun iş verilmemesi sonucu iş kazası Özet: Görevlendirme yapılırken çalışanın yapacağı işe uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir, görev verilen çalışanlara yapacakları iş ile ilgili yeterli eğitim verilmelidir.</strong> (Hukuk Genel Kurulu  2010/21-468 E. 2010/489 K.)</li>
<li><strong>İşçinin bahçe düzenlemesi işini yaparken iş kazası nedeniyle sol gözünün kör olması </strong>( Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2018/6589 Esas ve 2019/4013 Karar sayılı Kararı )</li>
<li><strong>İş Kazası Sonucunda Parmak Kopması </strong>( Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/7036 Esas ve 2011/6971 Karar sayılı kararı )</li>
<li><strong>Montaj Yaptığı Esnada İşçinin Kafasına Demir Çubuk Düşmesi</strong> (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/935 Esas 2017/4640 Karar sayılı Kararı )</li>
<li><strong>İşçinin İnşaat işinde çalışırken yüksekten düşmesi neticesinde yaralanması </strong>(Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/18718 Esas ve 2018/4485 Karar sayılı Kararı )</li>
</ul>
<h1>Daha detaylı bilgi için tarafımızla iletişime geçin.</h1>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minareden düşen parça nedeniyle yaralanma olayında sorumluluk Diyanet işlerine değil de cami yaptıran derneğe ait olacağı.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/minareden-dusen-parca-nedeniyle-yaralanma-olayinda-sorumluluk-diyanet-islerine-degil-de-cami-yaptiran-dernege-ait-olacagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Sep 2019 11:08:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[binanın muhafaza ve bakımından dolayı sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[BK.58.maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[camiye ilişkin bakım ve muhafaza görevi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[maddi ve manevi tazminat davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5113</guid>

					<description><![CDATA[3. Hukuk Dairesi         2012/21931 E.  ,  2013/4264 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması asıl davalı &#8230; birleşen davanın davalılarından &#8230; ve davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/minareden-dusen-parca-nedeniyle-yaralanma-olayinda-sorumluluk-diyanet-islerine-degil-de-cami-yaptiran-dernege-ait-olacagi/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">3. Hukuk Dairesi         2012/21931 E.  ,  2013/4264 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması asıl davalı &#8230; birleşen davanın davalılarından &#8230; ve davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vek.Av. &#8230; geldi. Aleyhine temyiz olunan birleşen dosya davalıları &#8230;, &#8230; ve &#8230; vek.Av. &#8230;; davalılardan Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı vek.Av. &#8230; davalılardan &#8230; İletişim Hizm. A.Ş. Vek.av. &#8230;; İhbar olunan &#8230; Telekomünikasyon vek.Av. &#8230;geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 13.03.2013 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>Davacı vekili; davalı &#8230; aleyhine açtığı asıl dava ve birleşen (İzmir 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/16 E. Sayılı) davanın davalıları&#8230;..Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği ve diğerleri aleyhine açtığı dava dilekçelerinde; müvekkili davacının 31.01.2003 tarihinde Cuma namazını kılmak için&#8230; Ulu Camii&#8217;ne gittiğini, cami çıkışında, cami avlusu içinde iken şiddetli rüzgar nedeniyle cami minaresinin üst kısmındaki alem tabir edilen çelik aksamının yerinden koparak müvekkilinin üzerine düştüğünü, bunun sonucunda müvekkilin hayatı tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, uzun süre hastanelerde tedavi gördüğünü, maddi zararın oluştuğunu, olay nedeniyle müvekkilinde iş ve beden gücü kaybı oluştuğunu, maluliyet nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybına uğradığını, davaya konu caminin davalılardan &#8230;, bakım ve gözetiminde olduğunu cami derneğince idare edildiğini, &#8230; tarafından davalılardan Avea&#8217;ya kiraya verildiğini, &#8230; tarafından da minare üzerine baz istasyonu kurulduğunu davalıların olay nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak şimlidik 100.000 TL manevi 200.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.<br />
Davalılar&#8230;Haberleşme ve Pazarlama Hizmetleri A.Ş&#8230;.. Bilişim Hizmetleri AŞ.), &#8230; Camii Vakfı (Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı), &#8230;.. Cami ve Yaşatma Derneği, &#8230;, &#8230; aleyhine açılan birleşen dava (&#8230; 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/403 E. Sayılı) dilekçesinde ise; asıl davada alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin meslekte kazanç kaybı nedeniyle 1.202.799,85 TL, tedavi ve bakım nedeniyle 376.876,14 TL, toplam 1.579.675,85 TL tazminat hesaplandığını, bu maddi tazminatın 200.000 TL&#8217;lik kısmının asıl ve önceki birleşen davada istendiğini, kalan 1.379.675,85 TL&#8217;den tüm davalıların sorumlu oldukları ileri sürülerek 1.379.675,85 TL&#8217;nin davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.<br />
Davalılar davanın reddini dilemiştir.<br />
Mahkemece; olay günü cuma namazı çıkışında minarenin alem tabir edilen üst çelik kısmının davacının üzerine düşmesi sonucunda yaralandığını, olay nedeniyle davalı &#8230; Başkanlığının BK.58.maddesi gereğince binanın muhafaza ve bakımından dolayı sorumlu olduğunu, olayın şiddetli rüzgarın etkisiyle minaredeki bakım eksiği sonucunda oluştuğunu, bilirkişi raporuna ve İzmir İl Müftülüğüne yazılan yazı cevabına göre olay günü dava konusu cami minaresi dışındaki diğer cami minarelerinde hava muhalefeti nedeniyle herhangi bir yıkılma bulunmadığının bildirildiğini, olayda mücbir sebebin bulunmadığını, olay nedeniyle %65 kusur oranında davalılardan Diyanet İşleri Başkanlığının sorumlu olduğunu, geriye kalan %35&#8217;lik kısmında olumsuz hava koşullarının etkili olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen 1.579.675,85 TL zararın %65&#8217;lik kısmı olan 1.026.788,75 TL&#8217;nin davalı &#8230; Başkanlığının sorumlu olduğunu diğer davalıların sorumluluğun bulunmadığı gerekçesiyle, davalılardan &#8230; yönünden asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 1.026.788,75 TL maddi 30.000 TL manevi tazminatın tahsiline birleşen davanın davalıları &#8230; Bilişim Hizmetleri AŞ,&#8230; Vakfı,&#8230;Ulu Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği ve Maliye Hazine yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı &#8230; davalılardan &#8230; tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere özellikle de delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddine;<br />
Davalı &#8230; Başkanlığının temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.02.2010 tarih ve 2010/4-4 Esas-56 K.sayılı ilamında; 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 1.maddesinde; “İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı &#8230; kurulmuştur.”<br />
Aynı Kanunun “Camilerin ibadete açılması ve yönetimi” başlığını taşıyan 31.07.1998 tarih ve 4379 Sayılı Kanunun 1.maddesiyle değişik 35.maddesinde ise;<br />
“Cami ve mescitler Diyanet İşleri Başkanlığının izni ile ibadete açılır ve Başbakanlıkça yönetilir. Hakiki ve hükmi şahıslar tarafından yapıldığı halde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetimi 3 ay içinde Diyanet İşleri Başkanlığına devredilir. Diyanet İşleri Başkanlığınca buralara imkânlar nispetinde kadro tahsis edilir. Kadro tahsis edilinceye kadar buralarda görev yapanların mesleki ehliyetleri ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.<br />
Bu hükümler de ortaya koymaktadır ki, anılan yasal düzenleme, sadece cami ve mescitlerle ilgili olarak oluşturulmuş bir yönetim varsa bunun üç ay içinde &#8230;&#8217;na devredilmesini düzenlemekte; ne (cami yaptırma ve yaşatma dernekleri gibi) tüzel kişilerin varlıkları ve ne de bu kişilerin veya gerçek kişilerin cami inşa ettikleri özel mülkiyetlerine dahil taşınmazların mülkiyetinin devri veya niteliğinin değiştirilmesi ile ilgili bulunmamaktadır.<br />
Yeri gelmişken, açıklanan hükümlerin ilişkin bulunduğu “ibadet yerlerinin (cami ve mescitler vb) yönetimi” kavramından ne anlaşılması gerektiği üzerinde de durulmalıdır.<br />
Konuya ilişkin, &#8230; Görev ve Çalışma Yönergesinde camilerin yönetim yetkisi ile camilerin yönetimi ile ilgili işlerin ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.<br />
Yönergenin 90.maddesinde hakiki ve hükmi şahısların mülkiyetinde bulunan bütün cami ve mescitlerin yönetimi ve denetlenmesi görevi müftülüklerin görevleri arasında sayılmış; Yönergenin 107 ve 118.maddelerinde de, camilerin yönetimi ve sorumluluğunun imam-hatiplere ait olduğu belirtilmiştir.<br />
Yönergenin diğer maddelerinde de bu yönetim ve sorumluluğun kapsamı; namaz öncesi ve sonrası Kur&#8217;an okunması; turistlerin cami ziyaretlerinde cami adabına uygun kıyafetle girmelerinin sağlanması; camilerde film çekme, hat ve tezhip gibi sanat eserleri ile tarihi tabloları görüntüleme, araştırma ve inceleme konularında alınan izin üzerine yardımcı olunması; minarelerden fotoğraf çekmek isteyen kişilerin cami görevlilerinin nezaretinde resim çekmelerinin sağlanması; yeni inşa edilecek camilerin kıble istikametlerinin belirlenmesi; gereksiz aydınlatma ve ısıtmadan kaçınılması ve tasarrufa dikkat edilmesi; imam-hatip ve müezzinler arasında nöbet usulünün düzenlenmesi; camilerin bahçelerini ve bahçe duvarlarını kirleten ve kötü görünüm arzeden hususların giderilmesi; cemaati rahatsız eden her türlü seyyar satıcı, dilenci ve ayakkabı boyacılarının cami önlerinden uzaklaştırılmaları konusunda gerekli tedbirlerin alınması; cami temizliği; camilerde hırsızlık olaylarının önlenebilmesi amacıyla camilerin içine ve dışına güvenlik kameralarının yerleştirilmesi; camilerdeki seslendirme cihazlarının kullanımı ve periyodik bakımlarının sağlanması; camilerde yangın olaylarına karşı yangın söndürme tüplerinin konulması ve benzeri konularda alınacak tedbirler olarak sıralanmaktadır.<br />
Şu durumda, &#8230;’nın görev alanına giren yönetim işlerinden hiçbiri, mülkiyet hakkı kapsamında bulunan “taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin kullanılması” anlamına gelmemekte; malikin taşınmaz üzerindeki “tasarruf yetkisini” daraltacak mahiyet de taşımamaktadır.<br />
Hal böyle olunca, cami ve mescitlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca yönetiminden maksat, sadece din hizmetlerinin yönetimi ve düzenli şekilde yürütülmesine ilişkin bir takım mali ve idari tedbirlerin alınmasıdır ve mülkiyet hakkı kapsamında düşünülebilecek herhangi bir unsur içermemektedir&#8221; denilmiştir.<br />
Somut olayda; davalı &#8230; Başkanlığının tasarrufu yukarıda bahsi geçen Hukuk Genel Kurulu Kararında belirtildiği gibi mülkiyete ilişkin olmayıp idaridir. BK.58 maddesi gereği, camiye ilişkin bakım ve muhafaza görevi yoktur.<br />
Dosya içeriğine göre caminin maliki davalı Yeşilyurt Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneğidir. Cami derneği BK. 58.maddesine göre malik olarak caminin muhafaza ve bakımından sorumludur. &#8230; yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş, bozma nedenine göre davalı &#8230; Başkanlığının sair temyiz itirazları şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br />
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı &#8230; için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı &#8230; Başkanlığına verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bavulun uçuştan sonra gecikmeli teslim edilmesinden dolayı maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/bavulun-ucustan-sonra-gecikmeli-teslim-edilmesinden-dolayi-maddi-ve-manevi-tazminat-talep-edilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Sep 2019 10:22:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[akde aykırılık oluşturan davranış]]></category>
		<category><![CDATA[bavulun geç teslim edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[maddi ve manevi tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[manevi tazminat koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Montreal Konvansiyonunun 19. maddesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5106</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi         2015/14971 E.  ,  2016/2971 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada&#8230;.. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2015 tarih ve 2014/435-2015/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/bavulun-ucustan-sonra-gecikmeli-teslim-edilmesinden-dolayi-maddi-ve-manevi-tazminat-talep-edilebilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">11. Hukuk Dairesi         2015/14971 E.  ,  2016/2971 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen davada&#8230;.. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2015 tarih ve 2014/435-2015/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, müvekkilinin&#8230;&#8217;nde pazarlama müdürü olarak çalışmakta iken şirket merkezi&#8230;.a&#8217;da bulunan ve Zara markasının sahibi&#8230;. şirketine fason üretim yapabilmek amacıyla sözleşme yapmak üzere davalı&#8230; ile &#8230; arasındaki işbirliği sözleşmesi gereği aktarmalı olarak&#8230;. sayılı uçuşu ile &#8230; gittiğini, ancak bavulunun kendisine teslim edilmediğini, iş giysileri, sunum notları ve numuneleri olmaksızın iş görüşmesine gidemeyeceğinden ve çantanın ertesi gün kendisine teslim edileceği söylendiğinden &#8230;adlı şirketle olan randevusunu ertesi güne ertelettiğini, ancak ertesi gün de bavulu teslim edilmeyince şirketten bir daha randevunun ertelenmesini isteyemediğinden müvekkilinin Türkiye&#8217;ye dönmek zorunda kaldığını, valizin kendisine teslim edilmemesi nedeniyle giysileri ve günlük kişisel bakım malzemelerini satın almak zorunda kaldığını, boşuna otel ücreti ödediğini, Türkiye&#8217;ye döndükten sonra 21 Kg olan bavulun 19 Kg olarak ve içinde müvekkiline ait spor ayakkabıları olmadan müvekkiline iade edildiğini, davalının olayda ağır kusurlu olduğunu, bavulun kendisine zamanında teslim edilememiş olması nedeniyle&#8230;. adlı şirketle sözleşme yapmak şansını kaybederek amirlerinin gözünde beceriksiz bir yönetici olarak algılanmasına neden olunduğunu beyanla 20.000 TL manevi tazminat ile 5.000&#8230;. karşılığı Türk Lirası maddi tazminatın 23.10.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 294,92 Euro tutarındaki ulaşım ve konaklama harcamaları düşülerek geriye kalan 483,25 Euro karşılığı 1.122 TL tutarında ödemenin davacıya teklif edildiğini, ancak davacının bunu kabul etmeyip iş bu davayı açtığını, bagajın geç teslimi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olup olayda Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağını, ayrıca geç teslim nedeniyle davacının kişilik haklarına yöneltilmiş bir saldırının varlığından söz edilmeyeceğinden manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.<br />
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Davalı taşıyıcının dava konusu valizin geç tesliminden ve ayrıca içinde spor ayakkabıları olmaksızın 2 kg eksik olarak teslim edilmesinden dolayı Montreal Konvansiyonunun 19. maddesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacının yapmış olduğu harcamalara ilişkin satış fişleri, faturalar vs. belgeler incelendiğinde davacının bavulun geç teslim edilmesi nedeniyle zorunlu olarak aldığı giysiler ve konaklama için yapmış olduğu harcamalar ve kaybolan spor ayakkabısı yönünden davanın kısmen kabulü gerektiği, davacı yapmış olduğu taksi harcamalarını ve ayrıca valizin geç teslimi nedeniyle valizde yer alan tekstil malzemelerini artık hiçbir geçerliliği kalmadığından kayıp eşya gibi değerlendirilerek bundan kaynaklanan zararın tazminini de talep etmiş ise de, söz konusu tekstil malzemelerinin kaybolmadığı, bavuldan kaybolan spor ayakkabıları ile tekstil malzemesinin herhangi bir bağlantısının mevcut olmadığı bu nedenle&#8230; Sözleşmesinin 22/4 maddesinin uygulanma imkanının mevcut olmadığı , ayrıca valizin geç teslim edilmesiyle taksi harcamalarının birbirleriyle bağlantılı olmadığı kanaatine varılmakla buna ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, davacıya ait bavulun içinde spor malzemeleri olmaksızın eksik ve geç teslimi nedeniyle&#8230;. Sözleşmesi hükümlerine göre davacı manevi tazminat talep edemeyeceğinden ve ayrıca davacının bavulun eksik ve geç teslimi karşısında kişilik haklarının haksız olarak saldırıya uğradığından bahsedilemeyeceğinden TMK ve TBK &#8216;da yazılı manevi tazminat koşullarının oluşmaması nedeniyle manevi tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2- Dava, davalı tarafından taşınan bagajın geç teslim edilmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece maddi tazminat talebi kısmen kabul edilirken manevi tazminat talebi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.<br />
Davacının pazarlama müdürü olarak çalıştığı şirket için, yurtdışında bulunan başka bir şirket ile &#8230; üretim yapabilmek amacıyla sözleşme yapmak üzere gerçekleştirdiği seyehat sonunda davacının&#8230;&#8217;ya ulaşmasından sonra içerisinde iş giysileri, sunum notları ve kumaş numunelerinin bulunduğu bavulunun kaybolduğu anlaşılmış, bavulun kendisine ertesi gün teslim edileceğinin söylenmesi üzerine davacı randevusunu ertelemiş, ertesi gün de bavul teslim edilmediği için, iş görüşmesi için gereken eşyaları bulunmadığından Türkiye&#8217;ye geri dönmek zorunda kaldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmış ise de, yapılan seyahatin özelliği dikkat alındığında, davacının beraberinde götürmekte olduğu eşyalar olmaksızın iş görüşmesine gidememesi ve yurtdışında bulunan şirket ile sözleşme yapma şansını kaybetmesi nedeniyle iş yerinde beceriksiz bir yönetici olarak algılanması ve seyehatin amacına ulaşamaması durumları, davalı taşıyıcının akde aykırılık oluşturan davranışı nedeniyle meydana gelmiş olup, bu durumda dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK&#8217;nın 49. maddesine göre manevi tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
