<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mirası reddetmek &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/mirasi-reddetmek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 May 2021 18:55:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>mirası reddetmek &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Murisin en yakın mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddedilmesi halinde, tereke TMK 612. maddesi uyarınca  iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi olur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/murisin-en-yakin-mirascilarin-tamami-tarafindan-mirasin-reddedilmesi-halinde-tereke-tmk-612-maddesi-uyarinca-iflas-hukumlerine-gore-tasfiyeye-tabi-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 18:55:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[en yakın mirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[mirası reddetmek]]></category>
		<category><![CDATA[terekenin tasfiyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7972</guid>

					<description><![CDATA[14. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2020/1194 E. &#160;, &#160;2020/5234 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, 14.01.2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/murisin-en-yakin-mirascilarin-tamami-tarafindan-mirasin-reddedilmesi-halinde-tereke-tmk-612-maddesi-uyarinca-iflas-hukumlerine-gore-tasfiyeye-tabi-olur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>14. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2020/1194 E. &nbsp;, &nbsp;2020/5234 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi<br><br>Davacılar vekili tarafından, 14.01.2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:<br>K A R A R<br>Dava, mirasın gerçek reddinin tespiti istemine ilişkindir.<br>Davacılar &#8230; ve &#8230; vekili dava dilekçesinde, muris &#8230;’ın 24.02.2012’de evli ve çocuklu olarak vefat ettiğini, murisin davacıların kardeşi olduğunu, Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/237-513 E.K. sayılı kararında murisin eşi ve çocuklarının mirası reddettiklerini, Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.11.2015 tarihli 2015/1404-1389 E.K. sayılı mirasçılık belgesinde muris Bülent Çakmak’ın mirasçılarının davacılar olarak gösterildiğini, davacıların da mirasçı olduklarını 30.11.2015 tarihli mirasçılık belgesiyle öğrendiklerini belirterek murisin mirasını reddettiklerinin tespitini istemiştir.<br>Mahkemece, davacıların birinci zümre mirasçıların mirası reddettiklerini ve mirasçı olduklarını bilmediklerini, bunu veraset ilamı çıkarmadan önce 27/11/2015 tarihinde birinci zümre mirasçıların öğrendiklerini beyan etmiş iseler de, davacıların bu konuda herhangi bir kanıt dosyaya sunamadıkları, mirasçı olduklarını geç öğrendiklerine dair tanık dinletemedikleri ve iddialarını ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.<br>Somut olayda; murisin en yakın mirasçılarının tamamı, Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/237-513 E.K. sayılı karar ile mirası reddetmiştir. Davacıların ikinci derecedeki mirasçılar olduğu anlaşılmaktadır. Murisin en yakın mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddedilmesi halinde TMK 612. maddesi uyarınca terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi olacağı, talepte bulunan davacıların murisin kardeşleri olarak en yakın mirasçı kapsamında olmadığı dikkate alınarak aktif husumetin bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan HUMK’nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde mirasın reddi kararı icra müdürlüğüne sunularak, kesinleşen takipte hacizlerin kaldırılması istenemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/takibin-kesinlesmesinden-sonraki-donemde-mirasin-reddi-karari-icra-mudurlugune-sunularak-kesinlesen-takipte-hacizlerin-kaldirilmasi-istenemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 08:44:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[mirası reddetmek]]></category>
		<category><![CDATA[mirasın reddedilmiş olması]]></category>
		<category><![CDATA[mirasın reddi nedeniyle icra takibi yapılamayacağı]]></category>
		<category><![CDATA[mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7757</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2017/748 E. &#160;, &#160;2020/282 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki &#8220;memur işlemini şikâyet&#8221; isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 11. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.2.... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/takibin-kesinlesmesinden-sonraki-donemde-mirasin-reddi-karari-icra-mudurlugune-sunularak-kesinlesen-takipte-hacizlerin-kaldirilmasi-istenemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hukuk Genel Kurulu &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2017/748 E. &nbsp;, &nbsp;2020/282 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi<br><br><br><br>1. Taraflar arasındaki &#8220;memur işlemini şikâyet&#8221; isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 11. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.<br>2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>I. İNCELEME SÜRECİ<br>Alacaklı İstemi:<br>4. Alacaklı vekili 31.10.2013 tarihli şikâyet dilekçesinde; borçlular aleyhine başlattıkları ilamsız takipte borçluların itirazı üzerine açtıkları itirazın kaldırılması taleplerinde İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 06.06.2012 tarihli ve 2012/103 E, 2012/684 K. sayılı kararı ile borçluların itirazının kaldırılmasına ve takibin devamına karar verildiğini, borçluların ödeme emrine süresinde yaptıkları itirazda mirasın reddi kararını icra dosyasına ibraz etmediklerini, borçlu &#8230; vekili tarafından icra takip dosyasına mirasın reddi kararının ibraz edilmesi üzerine icra müdürü tarafından takip tarihi dikkate alınmadan 20.09.2013 tarihli işlemle borçlu vekilinin talebi kabul edilerek haczin kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek 20.09.2013 tarihli memur işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir<br>Mahkeme Kararı:<br>5. İstanbul 11. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 11.11.2013 tarihli ve 2013/693 E., 2013/788 K. sayılı kararı ile; icra takip dosyasının incelenmesinde alacaklının borçlular hakkında kira alacağının tahsili için ilamsız takibe geçtiği, takibin itiraz üzerine durduğu, alacaklının talebi ile İstanbul 6. İcra (Hukuk) Mahkemesi tarafından itirazın kaldırılması ile takibin devamına karar verildiği, bundan sonra borçlu &#8230; vekilinin icra dairesine başvurarak müvekkilinin mirası reddettiğini bildirerek sulh hukuk mahkemesi kararını ibraz ettiği, icra müdürlüğünce bu karar çerçevesinde mirası reddeden mirasçının taşınmazı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği, Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.10.2010 tarihli ve 2010/472 E., 2010/881 K. sayılı kararının 07.12.2012 tarihinde kesinleştiği, bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 615 ve devamı hükümleri çerçevesi içerisinde mirası reddeden mirasçılar yönünden takibe devam edilmesine yasal olanak bulunmadığı, icra müdürlüğünce söz konusu emredici hükme uygun işlem yapıldığı gerekçesiyle şikâyetin reddine evrak üzerinden karar verilmiştir.<br>Özel Daire Bozma Kararı:<br>6. İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Özel Dairece ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş ise de alacaklı vekilinin süresi içinde karar düzeltme istemi üzerine;<br>7. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 25.11.2014 tarihli ve 2014/29506 E., 2014/28317 K. sayılı kararı ile;<br>&#8220;&#8230;Alacaklı tarafından borçlu-muris Süheyla Kınay mirasçıları hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, takibin kesinleşmesinden sonra borçlu Şermin Kınay vekilinin mirasın reddine ilişkin Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesine ait 14.10.2010 tarih, 2010/472-881 sayılı kararı icra müdürlüğüne sunarak takibin durdurulmasını ve hacizlerin kaldırılmasını istediği, 20.09.2013 tarihli icra müdürlüğü kararı ile talebin kabul edilerek hacizlerin kaldırıldığı, alacaklı vekili tarafından bu işlemin şikâyet konusu edildiği anlaşılmıştır.<br>Borçlu &#8230; vekilinin icra müdürlüğüne yaptığı başvurusu; mirasın reddi kararı nedeniyle, takip işlemi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu nedenine dayalı takibin durdurulması ve buna dayalı yapılan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.<br>Somut olayda murisin takipten önce öldüğü, mirasçılar hakkında takip başlatıldığı, mirasın reddine ilişkin mahkeme kararının icra takibinden ve ödeme emrinin tebliğinden önce alındığı ve kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda takibin şekline göre mirasın reddi nedeniyle icra takibi yapılamayacağı hususu borca itiraz niteliğinde olup, borca itirazın ise İİK&#8217;nın 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede icra dairesine yapılması zorunludur. Nitekim borçluların süresinde mirasın reddi kararına dayalı icra takip dosyasına itiraz etmedikleri ve takibin İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 06.06.2012 tarih 2012/103-684 sayılı itirazın kaldırılması kararı neticesinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>O hâlde yukarıda anlatılanlar ışığında; borçlu vekili tarafından takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde mirasın reddi kararı icra müdürlüğüne sunularak, kesinleşen takipte hacizlerin kaldırılması istenemez. Mahkemenin, mirası reddeden mirasçılar aleyhine takibin devamı imkânı olmadığından bahisle memur işlemini yerinde bulması isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir&#8230;&#8221; gerekçesi ile onama kararı kaldırılarak mahkeme kararı bozulmuştur.<br>Direnme Kararı:<br>8. İstanbul 11. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/179 E., 2015/334 K. sayılı kararı ile; bilindiği üzere gerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kaynaklı pek çok şikâyetin özünde borcun doğmadığı, borcun bulunmadığı veya borcun kendisinden talep edilemeyeceği gibi bir itiraz iradesini de bünyesinde barındırdığı, ancak bu olguların ileri sürülüş biçimi ile İİK ve HMK hükümleri ile bağlantılı yorumlanarak hukuk sistemi içerisinde bir tasnife tabi tutuldukları, somut olayda takipten önce verilmiş olsa dahi mirasın reddedildiğini tespit ve tesciline yönelik kesinleşmiş bir kararın bulunması olgusunun borçlu sıfatı ile bu kişiye takibin ve takip işlemlerinin yöneltilmesine engel olacağı ve bu olgunun İİK ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerince yorumlandığında şikâyet niteliğini taşıyacağı, özünde borcun varlığına yönelmiş bir iradeyi barındırmakla birlikte direkt olarak takip işlemleri karşısında muhatap kabul edilemeyeceği yönünde öncelikli bir iradeyi taşıdığı, hukuk sisteminin kesinleşmiş bu kararı hükümden düşürecek nitelikte söz konusu öncelikli iradeyi görmezden gelerek yapılacak başvuruyu itiraz olarak değerlendirmeye yasal olanak bulunmadığı, takipten önce verilmiş karara dayalı olarak aynı yöndeki beyanın ileri sürülüş biçiminin itiraz olarak değerlendirilmesi hakkın kullanımını süre yönünden kısıtladığı, böyle bir kısıtlayıcı yoruma gidebilmek için ancak açık bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu, böyle bir açık düzenleme yok iken İİK ve HMK bağlamında şikâyet niteliği taşıyan bir beyanın kararın verildiği tarih esas alınarak itiraz niteliğini taşıdığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla Özel Dairenin bozma kararında belirtilen sınıflamanın hakkın ileri sürülüş sebep ve biçimini kısıtlayıcı bir nitelik taşıdığı, yasa hükmünü daraltan bir yorum biçimi olduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.<br>Direnme Kararının Temyizi:<br>9. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br><br>II. UYUŞMAZLIK<br>10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda ilamsız icra takibinden ve ödeme emrinin tebliğinden önce alınan ve kesinleşen mirasın reddi kararı nedeniyle icra takibi yapılamayacağı hususunun borca itiraz niteliğinde olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre İİK&#8217;nın 62. maddesinin 1. fıkrasına göre ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede mirasın reddi kararının icra dairesine bildirmemesi hâlinde ilamsız takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borçlu vekili tarafından mirasın reddi kararının icra müdürlüğüne sunularak hacizlerin kaldırılmasının istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br><br>III. GEREKÇE<br>11. Genel haciz yolu ile ilamsız takipte İİK&#8217;nın 60. maddesi uyarınca kendisine ödeme emri gönderilen borçlu borca ve imzaya itirazlarını İİK&#8217;nın 62. maddesinin 1. fıkrası gereğince ödeme emri tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilebilir.<br>12. İtiraz sebeplerini iki bakımdan sınıflandırmak mümkündür: i) Maddî hukuka veya takip hukukuna dayanan itiraz sebepleri; ii) İleri sürülüş şekli bakımından itiraz sebepleri.<br>13. İtiraz sebepleri ya maddî hukuka veya takip hukukuna dayanır. Maddî hukuka dayanan itiraz sebepleri; itiraz daha çok takip konusu alacağa ilişkindir. Borçlu, maddî hukuk (meselâ TMK, TBK ve TTK) bakımından, takip konusu alacağı ödemek zorunda olmadığını, ancak itiraz yolu ile ileri sürebilir. Burada borçlunun itirazı alacağa ilişkindir. Takip hukukuna dayanan itiraz sebeplerini, alacaklının takip yapma yetkisi (takibat icrası hakkı m. 60/3, c. 3) bulunmadığına ilişkin itirazlar olarak özetlemek mümkündür. Alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığına ilişkin bütün sebepler, itiraz sebebi değildir. Borçlunun ileri sürdüğü sebep, niteliği bakımından icra müdürünün kendiliğinden (re&#8217;sen) gözetmesi gereken bir sebep (şikâyet sebebi) değilse, itiraz yolu ile ileri sürülür.<br>14. İleri sürülüş şekli bakımından itiraz sebepleri ise imzaya itiraz ve borca itiraz olarak ikiye ayrılır. İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara, borca itiraz denir (m. 60/3; c. 3; m. 60/4; karş: m. 169). Meselâ ödeme, takas, zamanaşımı, borcun müeccel olduğu, borcun şarta bağlı olduğu, icra dairesinin yetkisiz olduğu ve sıfat itirazı gibi (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2013, s. 224 vd.). Borçlunun borcu olmadığına ilişkin itirazı, takip konusu kambiyo senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte ayırt etme gücüne sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu gibi sebeplere dayanır (Kuru, s. 787-788).<br>15. Diğer taraftan genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlu şikâyetlerini İİK&#8217;nın 16. maddesi kapsamında icra mahkemesine bildirebilir.<br>16. Şikâyet icra ve iflas hukukunda düzenlenmiş, kendisine özgü hukuki bir çaredir. Şikâyet kendisine özgü bir yol olup bir dava ve gerçek anlamda bir kanun yolu değildir. Şikâyet, icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış ve bu yolla icra ve iflas dairelerinin (veya diğer icra organlarının) kanuna veya olaya uygun olmayan işlemlerinin iptalini veya düzeltilmesini ya da yapmadıkları veya geciktirdikleri işlemlerin yapılmasını sağlayan hukuki bir çaredir (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Özkan, M.S./Özekes, M.:İcra ve İflas Hukuku, 11. Bası, Ankara, 2013, s.125 vd.).<br>17. Şikâyet, icra mahkemesince incelenir ve karara bağlanır. İcra mahkemesinin şikâyeti inceleyebilmesi için kendisine talepte bulunulması gerekir. Ancak şikâyetin kamu düzenine aykırı olması hâlinde, başka bir sebeple kendisine dosya ulaşan icra mahkemesi, icra memurunun işlemindeki kamu düzenine aykırılığı kendiliğinden nazara alabilir ve işlemi iptal edebilir.<br>18. Şikâyet ile itiraz arasında önemli farklar vardır. Şikâyet takip hukukunu ilgilendirir ve bununla icra ve iflas memurunun takip hukukuna ilişkin hükümleri uygulamadığı veya yanlış uyguladığı ileri sürülür. İtiraz ise alacağa karşı ve dolayısıyla maddi hukuk hükümlerine dayanmaktadır. Örneğin alacağın mevcut olmadığı, hükümsüz olduğu, alacağın alacaklının talep ettiği miktarda olmadığı, takas gibi bir sebeple ileri sürülür (Pekcanıtez, H.: İcra-İflas Hukukunda Şikayet, Ankara 1986, s. 26). İcra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gereken hususlar dışında kalan takip hukukuna ilişkin sebepler itiraz sebebi oluşturur (örneğin İİK&#8217;nın 50. maddesinde düzenlenen yetki itirazı).<br>19. Örneğin, İİK&#8217;nın 53. maddesine göre; borçlunun ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse TMK&#8217;nın 606. maddesinde belirtilen 3 aylık mirası ret süresince mirasçılar hakkında takip yapılamaz. İİK&#8217;nın 53. maddesine aykırı olarak takip yapılması ya da takip işlemlerine devam edilmesi nedenlerine dayalı olarak ilgililer İİK&#8217;nın 16. maddesi uyarınca icra mahkemesine şikâyette bulunabilirler.<br>20. Ayrıca mirasçı sıfatı ile hakkında takip başlatılan borçlular TMK&#8217;nın 605. maddesinin 2. fıkrasına göre murisin terekesinin borca batık olduğu ve miras bırakanın mirasını hükmen reddetmiş sayıldıkları iddiası ile genel mahkemede açacakları dava yolu ile terekenin borca batık olduğunun tespitine dair ilam getirmeleri için İİK&#8217;nın 68. maddesinin 4. fıkrasına göre uygun bir süre verilmesi talebiyle her zaman icra mahkemesine başvurabilirler.<br>21. Somut olayda; alacaklının borçlular hakkında 23.06.2011 tarihinde genel haciz yolu ile ilamsız takip başlattığı, takip talebinde borçluların Süheyla Kınay mirasçıları olarak gösterildiği, murisin 17.01.2010 tarihinde vefat ettiği, ödeme emrinin borçlu &#8230;&#8217;a 04.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen borçlunun yasal süresinde itirazlarını icra dairesine bildirdiği, itiraz dilekçesinde mirasın reddine ilişkin bir beyan bulunmadığı, İİK&#8217;nın 66. maddesine göre duran takibin devamını sağlamak için alacaklının İİK&#8217;nın 68. maddesine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep ettiği, İstanbul 6. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.06.2012 tarihli ve 2012/103 E, 2012/684 K. sayılı kararı ile alacaklı vekilinin talebinin kabulü ile borçluların itirazının kesin kaldırılmasına karar verildiği, mahkeme kararının 13.08.2012 tarihinde kesinleştiği, takibin kesinleşmesi üzerine İİK&#8217;nın 78 ve devamı maddelerine göre alacaklının borçlu hakkında haciz talep ettiği, borçlu &#8230; vekilinin 19.09.2013 tarihinde icra dairesine başvurarak müvekkilinin murisin mirasını Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.10.2010 tarihli ve 2010/472 E., 2010/881 K. sayılı kararı ile kayıtsız ve şartsız reddettiğini bildirerek icra takip işlemlerinin durdurulmasını ve hacizlerin fekkini talep ettiği, icra memurunun şikâyet konusu 20.09.2013 tarihli işlemi ile borçlu &#8230; adına kayıtlı olan taşınmaz üzerindeki haczin kaldırıldığı, alacaklının memur işlemine karşı şikâyet yoluna başvurduğu görülmektedir.<br>22. İcra takibinin kesinleşmesinden önceki dönemde mirasın reddedilmiş olduğu hususu maddi hukuka dayalı bir borca itiraz sebebidir. Nitekim bu husus Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2014 tarihli ve 2013/12-2240 E., 2014/929 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Somut olayda borçlunun takibin kesinleşmesinden önce TMK&#8217;nın 606. maddesine göre alınan mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğine ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararını, ödeme emri tebliğinden itibaren yasal yedi günlük sürede icra dairesine bildirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda takibin kesinleşmesinden sonra mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı icra dairesine sunularak hacizlerin kaldırılması istenemez.<br>23. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br><br>IV. SONUÇ:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,<br>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun&#8217;un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.03.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miras Davası Nedir?</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/miras-davasi-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 13:13:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy miras avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[miras davası]]></category>
		<category><![CDATA[miras davası yetkili mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılıktan çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[mirası reddetmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6291</guid>

					<description><![CDATA[Miras Davası Nedir? Miras davası denildiğinde tam olarak ne tür bir davadan bahsettiğimiz belli değildir. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz; miras davası, miras hakkında açılan, konusu miras olan her davayı kapsayan genel bir terimdir. Birçok değişik türde miras davası bulunmaktadır. Birkaç örnek vermemiz gerekirse, vasiyetnamenin iptali davası, tenkis davası, mirasın reddinin iptali davası gibi tüm davalar... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/miras-davasi-nedir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 12pt;">Miras Davası Nedir?</span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras davası denildiğinde tam olarak ne tür bir davadan bahsettiğimiz belli değildir. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz; miras davası, miras hakkında açılan, konusu miras olan her davayı kapsayan genel bir terimdir. Birçok değişik türde miras davası bulunmaktadır. Birkaç örnek vermemiz gerekirse, vasiyetnamenin iptali davası, tenkis davası, mirasın reddinin iptali davası gibi tüm davalar miras davasıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras bırakan ölümünden önce yasal mirasçılarının miras paylarını kaçırmak amacıyla tasarruflarda bulunmuş olabilir. Miras bırakanın yapmış olduğu tasarruflarla yasal mirasçılarının saklı paylarının sınırını aşması halinde yasal mirasçılarının tenkis davası açma hakkı vardır.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras bırakan ölmeden önce mal kaçırmak amacıyla mallarını üçüncü kişilere bedelsiz olarak veya bedelinden daha düşük değerde devretmiş olabilir. Böyle bir durumla karşılaşan ve muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescili davası açmaya yetkili olan mirasçılar böyle bir dava açabilirler.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;">Miras Davası Nasıl Açılır?</span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras davası, miras bırakan kişinin ölümü akabinde çeşitli şekillerde açılabilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras davası açmaya karar vermeden önce belli hazırlıklar yapılmalıdır. Dava açılmadan önce ilk bakılması gereken unsur, miras bırakanın bir vasiyetnamesi olup olmadığıdır. Miras bırakanın vasiyetnamesi yok ve dava açılması gerekiyorsa yetkili mahkeme belirlenmelidir. Eğer bir vasiyet söz konusu ise mirasın dağıtımı vasiyette belirtildiği gibi olmalıdır. Ama ortada herhangi bir vasiyet yok ve dava açılması gerekiyorsa yetkili mahkeme belirlenmelidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Ancak mirasın paylaşılması için miras davası açmak elzem değildir. Mirasçılar bir araya gelerek bir avukat aracılığıyla da mirasın paylaşımını gerçekleştirebilirler. Ama bu durumda da tüm mirasçıların bir araya gelmesi ve terekeyi kendi aralarında pay etmeleri gerekmektedir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;">Miras Davası Hangi Mahkemede Açılır?</span></h2>
<h3><span style="font-size: 12pt;">Miras Davalarında Yetkili Mahkeme</span></h3>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras davasının açılabilmesi için yetkili mahkemeye başvurulması şarttır. Dava açılmadan önce, yetkili mahkemenin tespiti için, miras bırakanın ikamet ettiği adresin tespiti gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Türk Medeni Kanunu’nun yetkili mahkemeye ilişkin 576. Maddesi: <em>“Miras, mal varlığının tamamı için miras bırakanın yerleşim yerinde açılır. Miras bırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.”</em></span></p>
<h3><span style="font-size: 12pt;">Miras Davalarında Görevli Mahkeme</span></h3>
<p><span style="font-size: 12pt;">Davada görevli mahkeme ise miras bırakanın ikamet ettiği yer Sulh Hukuk mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Miras davasında görevli mahkeme davanın konusuna göre değişiklik göstermektedir. Miras davasının konusu olan tapu tescili davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Aynı şekilde bir miras davasının konusu olan terekenin tespiti için de yetkili mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Kısaca davanın konusuna göre görevli mahkemede değişiklik göstermektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><strong>Mirasçılıktan çıkarma nasıl yapılır?</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Saklı paylı mirasçıların Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen bir takım hareketlerde bulunmaları halinde mirasbırakan tarafından mirastan çıkarılabilirler. Kanuna göre saklı paylı mirasçılar mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse veya mirasbırakana veya mirasbırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan ödevlerini yerine getirmez ise mirasbırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılabilir. Mirastan çıkarılan saklı paylı mirasçı mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Mirasçılıktan çıkarılan bu saklı paylı mirasçının payı altsoyu var ise ona geçer altsoy yok ise diğer mirasçılar arasında eşit oranda paylaştırılır. Mirasbırakan mirastan çıkarma sebebini açıkça belirtmelidir. Aksi halde çıkarma işlemi geçersiz olur.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><strong>Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nasıl yapılır?</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Mirasbırakan ölmeden önce yapacağı bir sözleşme ile bir malvarlığı değerine ölünceye kadar bakması koşulu ile 3. Kişiye devredebilir. Bu 3. Kişi yasal mirasçı olabileceği gibi atanmış mirasçı da olabilir. Bu sözleşme ile mirasbırakan bir malvarlığı değerini bakım borçlusuna devretme bakım borçlusu ise mirasbırakana ölünceye kadar bakma borcu altına girer. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmi şekilde düzenlenmek zorundadır. Mirasbırakan 2 tanık eşliğinde noter veya sulh hukuk hakimine başvurarak sözleşmeyi düzenletebilirler. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bu şekil şartlarına uyulmaması halinde geçersiz hale gelir.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><strong>Reddi miras nedir?</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Mirasçılar kimi zaman mirasbırakan ile aralarındaki kişisel husumetlerden dolayı, kimi zamanda mirasbırakanın malvarlığının borca batık olmasından dolayı kalacak mirası istemeyebiliyorlar. Bu doğrultuda yasal ve atanmış mirasçılara kanun mirası reddetme hakkı tanımıştır. Mirasçılar mirasbırakanın ölümü ile birlikte mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içerisinde mirası reddedebilirler. Bu red beyanı yazılı veya sözlü olarak sulh hukuk hakimine yapılmalıdır. Aksi halde geçersiz olur. Ancak eğer mirasbırakanın malvarlığı borca batık ise bu defa mirasçıların irade beyanına lüzum kalmadan otomatik olarak miras reddedilmiş sayılır. Ayrıca miras en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilirse sulh hukuk hakimi mirası iflas hükümlerine göre tasfiye eder. Tasfiyenin ardından bir malvarlığı değeri kalmış ise miras reddetmemiş gibi mirasçılara verilir.</span></p>
<p><strong>Mirasın reddi, dul ve yetim maaşı almaya engel midir?</strong></p>
<p>Bir şahsın kendisine kalan mirası reddetmesi mirasbırakandan kendisine kalan dul veya yetim aylığını almasına engel değildir. Çünkü mirasbırakanın mirası ile mirasçıların hak kazandığı dul veya yetim aylıkları farklı hukuki gerekçelere bağlanmıştır. Dul ve yetim aylıkları mirasbırakanın yıllar boyu devlete yatırdığı primler neticesinde altsoyu ve eşinin üzerinde doğan bir takım haklardır. Yani bu haklar mirasbırakan üzerinde doğmadan doğrudan mirasçılar üzerinde doğmaktadır. Mahiyetlerindeki farklılık nedeniyle mirası reddetmek bu maaşları almaya engel teşkil etmez.</p>
<p><strong> Miras bırakanın sağlığında yaptığı paylaştırmaya karşı ne yapılabilir?</strong></p>
<p>Mirasbırakan sağlığında yaptığı paylaşımlar ile saklı paylı mirasçılarının haklarını azaltmış veya yok etmiş ise bu saklı paylı mirasçılar tenkis davası adı verilen bir dava açarak bu paylaşımların kendileri ile alakalı kısmını iptal ettirebilirler. Burada saklı paylı mirasçı sadece saklı payına ilişkin burumu dava edebilir. Bunun dışında kalan oranlar üzerinde eğer paylaşım hukuka uygun ise müdahale edemez. Bu davayı mirasçı zararını öğrendikten itibaren 1 yıl her halükarda 10 yıl içerisinde açmalıdır.</p>
<p><strong>Hangi durumlarda <em>mirasçılıktan çıkarma davası</em> açılabilir?</strong></p>
<p>Kanuna göre saklı paylı mirasçılar mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse veya mirasbırakana veya mirasbırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan ödevlerini yerine getirmez ise mirasbırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılabilir.</p>
<p><strong>Sağ kalan eşin miras hakkı nedir?</strong></p>
<p>Mirasbırakanın sağ kalan eşinin miras payı mirasçı olduğu zümreye göre değişiklik göstermektedir. Sağ kalan eş alt soy yani vefat edenin çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın 1 / 4 sağ kalan eşe ait olacak ve kalan 3 / 4 çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Sağ kalan eş miras bırakanın annesi ve babası ile birlikte mirasçı olur mirasın yarısı sağ kalan eşin kalan yarısı da miras bırakanın annesi ve babası arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Sağ kalan eş miras bırakanın büyükannesi ve büyükbabası ile birlikte mirasçı olursa mirasın 3 / 4 ü sağ kalan eşe verilir ve kalan 1 / 4 te mirasbırakanın büyük anne ve büyük babaları arasında eşit olarak paylaştırılır</p>
<p><strong>Nikahsız eş ve evlilik dışı çocuk mirastan pay alabilir mi?</strong></p>
<p>Mirasbırakanın mirasından pay alabilmek için yasal veya atanmış mirasçı olmak gerekmektedir. Yasal mirasçılar mirasbırakanın çocukları, eşi, anne ve babası, kardeşleri, büyükanne ve büyükbabaları ile onların çocuklarıdır. Bunlar dışında kalan nikahsız eş eğer atanmış mirasçı değil ise yani vasiyetname ile mirastan pay sahibi olacağı istenmemiş ise mirasbırakana mirasçı olamaz. Evlilik dışı çocukların mirastan pay alabilmeleri için ise baba tarafından tanınmaları gerekmektedir. Tanınan çocuklar evlilik için doğmuş gibi mirastan pay alabilirler. Eğer çocuklar mirasbırakan ölmeden önce tanınmamışlar ise mirasbırakanın ölümünden sonra da bu doğrultuda bir dava açarak mirastan pay alabilirler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
