<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mutlak ticari dava &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/mutlak-ticari-dava/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Mar 2023 08:28:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>mutlak ticari dava &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kripto para borsası, alan ve satanın alım satım işlemini kendi aralarında yapmaları şeklinde işler. Mutlak ticari dava değildir. Nisbi ticari dava da değildir. Bu yüzden görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kripto-para-borsasi-alan-ve-satanin-alim-satim-islemini-kendi-aralarinda-yapmalari-seklinde-isler-mutlak-ticari-dava-degildir-nisbi-ticari-dava-da-degildir-bu-yuzden-gorevli-mahkeme-asliye-hukuk-m/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kripto varlıkların tahsili]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak ticari dava]]></category>
		<category><![CDATA[ticari amaçla hareket etmek]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan işin ticari olması]]></category>
		<category><![CDATA[yargı yeri belirlenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9962</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2726 KARAR NO : 2022/585 KARAR TARİHİ: 04/11/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kripto-para-borsasi-alan-ve-satanin-alim-satim-islemini-kendi-aralarinda-yapmalari-seklinde-isler-mutlak-ticari-dava-degildir-nisbi-ticari-dava-da-degildir-bu-yuzden-gorevli-mahkeme-asliye-hukuk-m/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C.<br />
İZMİR<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
23. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DOSYA NO : 2022/2726<br />
KARAR NO : 2022/585<br />
KARAR TARİHİ: 04/11/2022</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 13/01/2022<br />
NUMARASI : 2022/90 Esas 2022/89 Karar<br />
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br />
KARAR TARİHİ : 04/11/2022<br />
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/11/2022<br />
Muğla 2. Mahkemesi ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi.</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :</p>
<p>Davacı, Davalının &#8230; ili &#8230; ilçesi &#8230; Mahallesi&#8230; Caddesi &#8230;.Blok &#8230; &#8230; Muğla adresinde faaliyet gösteren&#8230;. AŞ isimli şirketin ortağı olduğunu ve şirketin aynı zamanda yetkilisi olduğunu, &#8230;. şirketinin kripto parası borsasında kripto para alım &#8211; satım aracılığı faaliyeti sürdürmekte iken davalı &#8230; ortağı ve yetkilisi olduğu &#8230; firmasının alım &#8211; satım faaliyetlerini 23/04/2021 günü bir anda durdurduğunu ve anılı şirketin faaliyet gösterdiği resmi internet sitesini kapattığını, davalı hakkında davacı müvekkilinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişiden kripto para alma vaadi ile para tahsil ettiğinini ancak bu paralarla ya hiç kripto para almadığını ya da kripto paraları alınmış gibi gösterildiğini bu şekilde dolandırmak suretiyle mağdur ettiği iddiası ile Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın 2021/3156 Sor. Sayılı dosyası kapsamında tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan soruşturma başlatıldığını ve halen derdest olduğunu, davacı müvekkilinin davalının yetkilisi olduğu şirkete 24/12/2020 tarihinde 1.000.000,00 TL, 15/02/2021 tarihinde 500.000,00 TL, 23/02/2021 tarihinde 300.000,00 olmak üzere toplamda 1.800.000,00 TL para yatırdığını, şirketteki sanal cüzdan hesaplarında davacı müvekkiline ait 1.800.000,00 TL, 5.779,817 &#8230;, 1.000 &#8230; Kripto para bulunduğunu, müvekkilinin bu paralara ulaşamadığını, günlük olarak bu kriptoların parasal karşılığının değişmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, davalının tacir olduğunu ve yaptığı işin ticari olduğunu, davacı tacir vasfını taşımasa da alım satıma konu edilen kripto para niteliği gereği ticari olup somut olayda talep ticari dava niteliğinde olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir.<br />
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi, Kripto para işlemlerinin niteliği gereği ticari bir iş olmadığını, dünyanın her yerinde tacir olsun, olmasın tüm şahısların sisteme girip satın alabileceği ve yatırım yapabileceği, dijital para borsası olduğunu, davanın taraflarından olan davalının tüzel kişi tacir ise de, davacı gerçek kişi olup ticari amaçla hareket etmediğini, dava konusu ihtilafın da TTK&#8217;da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığını belirterek görevsizlik kararı vermiştir.<br />
TTK&#8217; nun 4. Maddesinde;<br />
&#8220;(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;<br />
a) Bu Kanunda,<br />
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,<br />
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,<br />
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,<br />
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,<br />
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.<br />
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır&#8221; şeklinde düzenlenmiştir.<br />
Somut olayda; Dava, kripto varlıkların tahsiline ilişkindir.<br />
TTK&#8217;nun 4/(1)-e maddesinde borsaya ilişkin özel hükümlere atıf yapılmış ise de kripto para borsalarına ilişkin yasal bir düzenleme yoktur.TTK&#8217;nun 4/(1)-c maddesinde TBK&#8217;nun 532 ila 545 maddelerinde düzenlenen komisyon sözleşmesine atıf yapılmış ise de komisyonculuk, kendi adına ve vekalet verenin hesabına alım satım yapılmasının üstlenilmesi olduğu halde kripto para borsası, alan ve satanın alım satım işlemini kendi aralarında yapmaları şeklinde işler. Mutlak ticari dava değildir. Nisbi ticari dava da değildir.<br />
Açıklanan nedenlerle, Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.<br />
KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 21 ve 22. Maddeleri gereğince Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,<br />
Dosyanın yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,<br />
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-c maddesi uyarınca temyiz kanun yolu kapalı olmak üzere 04/11/2022 günü oy birliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çek istirdadı davasında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/cek-istirdadi-davasinda-arabulucuya-basvurmak-dava-sarti-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2020 09:31:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[arabulucuya müracaat]]></category>
		<category><![CDATA[çek istirdadı davası]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davaları]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak ticari dava]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7015</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi         2019/3048 E.  ,  2020/1093 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/01/2019 tarih ve 2019/4 E- 2019/27 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/cek-istirdadi-davasinda-arabulucuya-basvurmak-dava-sarti-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">11. Hukuk Dairesi         2019/3048 E.  ,  2020/1093 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/01/2019 tarih ve 2019/4 E- 2019/27 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen 06/05/2019 tarih ve 2019/620 E- 2019/281 K. sayılı kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:</p>
<p>Davacı vekili, keşidecisi &#8230;Plastik İnşaat Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti, çek numarası &#8230; , çek seri nosu UE 0327720 nolu, &#8230; Finansbank Cumhuriyet Şubesi’ne ait çekin davacı tarafından kaybedildiğini, kaybolan çekle ilgili çek iptali davası açıldığını ve mahkemece ihtiyati tedbir olarak ödemeden yasaklama kararı verildiğini, davalının müvekkili davacının elinden rızası dışında çıkan davaya konu çeki kötüniyetli olarak elinde bulundurduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek çekin istirdatına ve davacının meşru hamil sıfatıyla alacaklı olduğunun ve müvekkili ile çeki arasındaki ticari ilişkiden dolayı aldığı keşidecinin söz konusu çekte lehtar davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.<br />
Davalı vekili, çekin davacı tarafından borca karşılık davalıya ciro edilerek verildiğini, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br />
İlk derece mahkemesince, davanın 7155 sayılı Yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK&#8217;nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı, bu maddeye göre çek istirdadına ilişkin eldeki davada arabulucuya müracaat edilmesinin dava şartı olduğu, bu husus yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br />
Bu karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br />
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce, çek istirdadı davasının aynı zamanda bir alacak davası olduğu, TTK’nın 797. maddesine göre talepte bulunulması nedeniyle mutlak ticari dava olduğu, bu nedenle TTK’nın 5/A maddesi gereğince arabulucuya müracaat edilmeden dava açılmasının mümkün olmadığı, menfi tespit davaları yönünden arabulucuya müracaat edilip edilmeyeceği hususu uygulamada tartışmalı olmakla birlikte menfi tespit davasında, davalının alacak iddiası bulunduğundan arabulucuya tabii olması gerektiği, menfi tespit davası devam ederken borç tahsil edildiğinde davanın re&#8217;sen istirdat davasına dönüştüğü, bu sebeple menfi tespit davasının bir alacak iddasını da içerdiği, aksi takdirde re&#8217;sen istirdat davasına dönen menfi tespit davasında yargılamanın ortasında arabulucuya gidilmesine karar verilmesi sonucunu doğacağı, bunun usul ekonomisine de uygun düşmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı ve dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece dava türü itibarıyla arabulucaya müracaat edilmesinin dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davanın 7155 sayılı Yasa&#8217;nın 20. maddesi ile TTK’nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre TTK’nin 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Eldeki davada uyuşmazlık, TTK’nin 792. maddesine göre açılan çek istirdadı davasında ve menfi tespit davasında arabulucuya başvurmanın dava şartı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. TTK’nin 792. maddesi “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790&#8217;ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” şeklindedir. Anılan madde hükmüne göre açılan davada davacının talebi, bir miktar paranın ödenmesi, alacak veya tazminat değil kıymetli evrak olarak çeki haksız olarak elinde bulundurduğu iddia edilen hamilden çekin iadesidir. Bu itibarla TTK’nin 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir. Bu itibarla ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin çek istirdadı davasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu yönündeki değerlendirmeleri yerinde değildir.<br />
Davada diğer talep olan davacının çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinin yani menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı hususuna gelince, menfi tespit davasında davacı, davalıya borçlu olmadığının tespitini istemekte, buna karşın davalı taraf davacının borçlu olduğunu savunmaktadır. Netice itibarıyla mahkeme menfi tespit davasında davacının borçlu olup olmadığının tespiti ile birlikte davalının da alacaklı olup olmadığının tespitini yapacaktır. Şu halde menfi tespit davasında dava konusunun bir miktar alacağa ilişkin olduğu açık olup 7155 sayılı Yasa&#8217;nın 20. maddesi ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesi kapsamında menfi tespit davasında arabulucuya başvurmak dava şartı ise de arabuluculuk dava şartına tâbi olmayan çek istirdadı davası ile birlikte açıldığından eldeki davada menfi tespit talebi de arabulucuk dava şartına tâbi olmayacaktır.<br />
Bu durumda mahkemece işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK&#8217;nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p>
<p>KARŞI OY</p>
<p>Dava, menfi tespit ve çek istirdadı taleplerine ilişkindir.<br />
Bilindiği üzere, 7155 sayılı Yasanın 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa (TTK) eklenen 5/A maddesi uyarınca TTK’nın 4 ncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, yalnız konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.<br />
Bu hükmün lafzından ve gerekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere, tüm ticari davalar için değil sadece bir miktar paranın tahsili talepli alacak ve tazminat davaları açılmadan önce arabulucuya başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir. Diğer bir ifade ile Kanun Koyucu arabulucuya başvurunun bir dava şartı olarak aranacağı dava türlerini örnek olarak vermeyip, açık bir şekilde sınırlı sayıda belirterek sadece alacak ve tazminat davaları ile sınırlı tutmuştur. Kanaatimce Kanun Koyucu “…ticari davalardan…” ve “…yalnız..” ibarelerini bu sınırlamayı belirtmek için kullanmıştır.<br />
Menfi tespit davası ise İİK m. 72 hükmü ile düzenlenen kendine özgü bir dava türü olup, konusu bir miktar paranın veya tazminatın ödenmesi değildir. O nedenle alacak davasının bir türü gibi değerlendirmek hatalı olmaktadır. Şöyle ki, Menf’i tespit davasında mahkemenin davacının borçlu olup olmadığının tespitini yapmasının, davalının alacaklı olup olmadığının tespiti sonucunu doğurması bu davanın bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacak davası niteliğinde olduğunu göstermez. Zira menf’i tespit davası sonunda bir miktar paranın tahsiline karar verilmemektedir. Eğer davacı davasını ispat ederse olumsuz tespit kararı verilmektedir.<br />
Ayrıca belirtmek gerekirse, mevcut düzenleme uyarınca arabulucuya başvurulmasının menfi tespit davası için bir dava şartı olarak kabul edilmesinin bazı sakıncaları da bulunmaktadır. Şöyle ki, bilindiği üzere menf’i tespit davaları genellikle başlatılan veya başlatılması muhtemel icra takipleri nedeniyle açılmaktadır. Arabulucuya başvurunun dava şartı olarak kabul edilmesi durumunda, arabulucu sürecinde takip devam edeceğinden borçlu daima haciz baskısı altında olacak, alacaklı ise bir an önce alacağına kavuşmak arzusu ile hacizlere başlayacaktır. Oysa borçlu olmadığını düşünen takip borçlusunun bir an evvel dava açıp takibin devamını önlemek için tedbir talep etmekte menfaati bulunmaktadır. Diğer taraftan arabuluculuk süresince başlatılan veya başlatılacak icra takibinin duracağı yönünde bir hüküm bulunmadığına göre, menfi tespit davası açılmadan önce arabulucuya başvurunun dava şartı olarak kabul edilmesi silahların eşitliği prensibine de aykırılık oluşturacaktır.<br />
Birlikte açılan diğer dava ise TTK m. 792 hükmüyle düzenlenen çek istirdadı davasıdır. Bu dava ile İİK m. 72 hükmüyle düzenlenen menf’i tespit davası birbirinden farklı dava türleri olup, birlikte açılan bu davaların birlikte görülmelerini zorunlu kılan bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle, dava şartı yönünden, birlikte açılan bu iki davadan birini diğerinin kaderine bağlı kılmanın da hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Eğer, arabulucuya başvurmak davalardan biri için dava şartı diğeri için dava şartı sayılmaz ise yapılması gereken davaların tefrik edilmesi ve buna göre görülmeleridir.<br />
Hal böyle olunca, hem menf’i tespit davasının alacak davası niteliğinde olmadığı ve dolayısıyla mevcut düzenleme kapsamında menf’i tespit davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı sayılmasının doğru olamayacağı görüşünde olduğumdan, hem de TTK m. 792 hükmü ile düzenlenen çek istirdadı davası ile İİK m. 72 hükmü ile düzenlenen menf’i tespit davasının birlikte görülmelerini zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığından, menf’i tespit davasında dava konusunun bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve dolayısıyla menf’i tespit davasında da arabulucuya başvurunun bir dava şartı olduğu, ancak çek istirdadı davası ile birlikte açılması nedeniyle eldeki davada menfi tespit talebinin de arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağı şeklindeki sayın çoğunluğun benimsediği gerekçeye katılmamaktayım.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketici kredi sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde görülmesi gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/tuketici-kredi-sozlesmelerine-iliskin-uyusmazliklar-tuketici-mahkemesinde-gorulmesi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 09:21:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel kredi sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılar aleyhine icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak ticari dava]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici kredi sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6562</guid>

					<description><![CDATA[Yargıtay Kararı &#8211; 13. HD., E. 2020/1167 K. 2020/5321 T. 25.6.2020 MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/46 esas 2019/392 karar sayılı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/tuketici-kredi-sozlesmelerine-iliskin-uyusmazliklar-tuketici-mahkemesinde-gorulmesi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p><strong><span style="font-size: 18pt;">Yargıtay Kararı &#8211; 13. HD., E. 2020/1167 K. 2020/5321 T. 25.6.2020</span></strong></p>
<p class="grounds-paragraph">MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/46 esas 2019/392 karar sayılı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2019/1445-2019/1757 karar sayılı kararının süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">K A R A R</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">Davacı, davalıların murisi ile banka arasında 22.01.2018 tarihinde imzalanan bireysel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediye ilişkin borcun davalılara gönderilen ihtara rağmen ödenmediğini, başlatılan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu, bireysel kredi sözleşmesine bağlı olarak grup hayat sigortası düzenlendiğini, vefattan sonra sigorta şirketinin 17.07.2018 tarihli yazı ile murisin 26.01.2017 tarihinde akciğer kanseri bulgusuna rastlanıldığının Süleyman Demirel Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından verilen rapordan anlaşıldığı ve sigorta poliçesindeki bu yönde sorulan soruya hayır cevabı verdiği gerekçesiyle murisin vefat etmesi sebebiyle tazminat ödemesinin yapılamayacağının bildirildiğini, davalıların mirası red ettiklerine dair bir belge sunmadıklarını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">Davalılar, davanın reddini dilemiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">İlk derece Mahkemesince, uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu kabul edilerek, 6102 sayılı TTK&#8217;nun. (7155 sayılı yasa ile eklenmiş) 5/A maddesi 1.bendi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu&#8217;nun (7155 sayılı yasa ile eklenmiş) 18/A maddesi 2.bendi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">&#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, davanın tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olduğu, bu tür davaların Tüketici Mahkemelerinde görülecek olması nedeniyle eldeki davanın ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı, bir tarafın tüketici olduğu davaların ticari dava sayılamayacağından dava şartı olarak arabuluculuk kapsamına girmeyeceği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, somut olayda, davalıların murisinin kullandığı kredi sebebiyle hayat sigortası düzenlendiği, söz konusu düzenlenen sigorta poliçesindeki tazminat üzerinde bankanın rehin hakkı olacağının taraflarca kabul edildiği, murisin sigorta poliçesi dönemi içinde vefat ettiği, davacı vekili tarafından sigorta şirketine kredi borcunun sigorta teminatından karşılanması için müracaat edildiği, ancak davalının kanser hastalığını gizlemesi sebebiyle herhangi bir ödeme yapılmadığınının bildirildiği, davacı bankanın ilgili sigorta şirketi aleyhine hukuki yollara başvurmadığı ve bu yolları tüketmeden davalı mirasçılara başvurarak doğrudan doğruya icra takibi başlattığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince vaktinden evvel açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka ve usule aykırı olduğu, ne varki mahkemenin kararındaki hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulü ile, HMK&#8217;nun 353/1.b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak vaktinden evvel açılan davanın usulden reddine, karar verilmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">&#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="verdict-paragraph">Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 10,00 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 25/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
