<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ödeme emrinin usulsüz tebliği &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/odeme-emrinin-usulsuz-tebligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Mar 2022 14:46:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>ödeme emrinin usulsüz tebliği &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği hususu hükmi şahıslar açısından zorunlu değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/muhatabin-adreste-bulunmamasi-halinde-bunun-nedeninin-arastirilmasi-ve-tevziat-saatinden-sonra-adrese-donup-donmeyecegi-hususu-hukmi-sahislar-acisindan-zorunlu-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2022 14:46:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Gecikmiş itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme emrinin usulsüz tebliği]]></category>
		<category><![CDATA[tebligatın şirket yetkilisine yapılmaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8921</guid>

					<description><![CDATA[12. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2019/14252 E. &#160;, &#160;2020/6527 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/muhatabin-adreste-bulunmamasi-halinde-bunun-nedeninin-arastirilmasi-ve-tevziat-saatinden-sonra-adrese-donup-donmeyecegi-hususu-hukmi-sahislar-acisindan-zorunlu-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>12. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2019/14252 E. &nbsp;, &nbsp;2020/6527 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br><br>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br>Borçlu şirketinin, aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takibe ilişkin olarak sair itiraz nedenleri ile birlikte tebliğ tarihinde adresin boş olduğunu, tebligatın şirket yetkilisine tebliğ edilmediğini, şirket yetkilisinin tebliğ tarihinde yurdışında olduğunu, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek, öğrenme tarihinin 16.11.2017 olarak tespitine karar verilmesi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, usulsüz tebligata ilişkin şikayetinin kabulünü karar verildiği, alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi’nin 18.10.2018 tarih ve 2018/435 E.-2018/1618 K. sayılı kararı ile “Davacı borçlu dava dilekçesinde usulsüz tebligat şikayeti dışında ayrıca tebligat tarihinde yurt dışında olduğunu, 15/11/2017 tarihinde Türkiye&#8217;ye döndüğünü iddia etmektedir. Bu halde borçlunun itirazı İİK&#8217;nun 65. Maddesi kapsamında gecikmiş itiraz niteliğinde olduğundan, borçlunun yurda giriş çıkış kayıtlarının getirtilip, mazeretinin sona ermesinden sonra 3 günlük süresi içinde iş bu davayı açıp açmadığı, mazeretinin kabulü ile takibin duracağından bu durumda alacaklıdan itirazın kaldırılmasını isteyip istemediği sorularak tahkikata devam edilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK&#8217;nun 353/1-a(6) maddesi uyarınca kabulü ile eksik inceleme neticesinde verilen kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iade edilmesine”, karar verildiği akabinde ilk derece mahkemesince “ -Davacı (karşı davalı) borçlu &#8230; otomotiv Enerji İnş. Turz. San. Tic. Aş nin İİK&#8217; nun 65.maddesine dayalı gecikmiş itirazının kabulüne, Davalı- karşı davacı alacaklı tarafın karşı yan borçlunun gecikmiş itirazına dayalı yetki itirazının kaldırılmasına yönelik davasının reddine ” karar verildiği, alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi&#8217;nce esası incelendikten sonra istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu&#8217;nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde bu adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu&#8217;nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir.<br>Tüzel kişiler adına ticaret sicilindeki adresine gönderilen tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu&#8217;nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun Yönetmeliğin 30 ve 31.maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz.<br>Somut olayda, alacaklı tarafından başlatılan ilamsız takipte, örnek (7) ödeme emrinin borçlu &#8230; Otomotiv Enerji İnş&#8230;. A.Ş.’nin &#8221; İstiklal Mah. 2.Cadde No:15/A &#8230; Sitesi &#8230; &#8230;/&#8230;&#8221; adresine &#8220;muhatap adresi dükkan olup, dükkan kapalı, dışardalar, geçici olarak adreste bulunmadığından tebliğ evrakı istiklal mahallesi muhtarı &#8230; imzasına teslim edildi. Muhatabın kapısında 2 nolu haber kağıdı yapıştırılıp, isim ve imzadan imtina eden apartman komşusuna haber verildi .20.10.2017” şerhi verilerek tebliğ edildiği görülmektedir. Tebliğ tarihi itibariyle ilgili adresin borçlu şirketin ticaret sicil adresi olup yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ışığında ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>İİK&#8217;nun 65. maddesinde; &#8220;Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise, paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir&#8221; hükmü yer almaktadır. İİK&#8217;nun 65. maddesine dayanan gecikmiş itirazda, muhatabın, bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememesi halinde mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Gecikmiş itiraz, süresinde yapılmış ise, icra mahkemesi borçlunun bildirdiği mazeretin haklı olup olmadığını inceler. Mazereti kabul ederse icra takibi durur. Bu durumda alacaklı ancak itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna gidebilir.<br>Somut olayda, borçlu şirket temsilcisinin tebliğ tarihinde yurtdışında olduğunu belirtmesi, dilekçesinde gecikmiş itirazdan söz etmesi sonuca etkili değildir. Zira, HMK.nun 33. maddesi (HUMK.nun 76. maddesi) gereğince, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin tesbiti hakimin görevine giren bir konudur. (HGK.5.6.1991 &#8211; 1991/12 &#8211; 258E-344K.) Somut olayda, borçlu vekilinin başvurusu usulsüz tebligata dayalı, tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemi olarak tavsif edilmelidir.<br>Bu durumda, usulüne uygun ödeme emri tebliği üzerine tüzel kişi temsilcisi/vekili de itiraz yoluna başvurabileceğinden, şirket işlerinin şirket temsilcisinin yurtdışında olduğu zaman zarfında takipsiz bırakılması kabul edilemeyeceğinden, tüzel kişiler için temsilci veya vekillerinin yurtdışında olması İİK&#8217;nun 65/1. maddesi anlamında geçerli mazeret olarak kabul edilmez, borçlu şirket istemi, gecikmiş itiraz talebi olarak değerlendirilmesi hatalıdır. Borçlu şirketin başvurusu usulsüz tebligata dayalı, tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemi olarak tavsif edilmelidir.<br>Somut olayda davacı şirket adına çıkartılan ödeme emri tebligatının Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tebliğ edildiği açık olup bu durum ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulündedir. Bu sebeple, usulsüz tebliğ şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı değerlendirme sonucu hüküm tesisi isabetsizdir.<br>Kabule göre de; Gecikmiş itiraz talebi değerlendirilmesinde ise borçlu şirket temsilcilerinin yurtdışından dönüş tarihi 14. 11.2017 (mazeret bu tarihte son bulmuş )tarihi olup, yasal 3 günlük süre 17.11.2017’de dolduğundan, 20.11.2017 tarihinde yapılan itirazın İİK&#8217;nun 65. maddesinde öngörülen yasal üç günlük sürede olmadığının kabulü gerekir.<br>SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK&#8217;nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nun 373/1. maddesi uyarınca, &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 11.10.2019 tarih ve 2019/1469 E. &#8211; 2019/1908 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve &#8230; 1. İcra Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 20.02.2019 tarih, 2018/536 E. &#8211; 2019/100 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi&#8217;ne, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 07/07/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borçluya ikinci kez ödeme emri gönderilmesi ona yeni bir itiraz hakkı ve süresi verildiği anlamına gelmektedir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/borcluya-ikinci-kez-odeme-emri-gonderilmesi-ona-yeni-bir-itiraz-hakki-ve-suresi-verildigi-anlamina-gelmektedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2021 10:13:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kinci kez ödeme emri tebliği]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme emrinin usulsüz tebliği]]></category>
		<category><![CDATA[ödenmeyen kira alacağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7269</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2014/939 E. &#160;, &#160;2016/442 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tahliye” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.06.2013 gün ve 2013/256 E-2013/382 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nin 24.10.2013 gün ve 2013/12681 E-2013/14298 K... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/borcluya-ikinci-kez-odeme-emri-gonderilmesi-ona-yeni-bir-itiraz-hakki-ve-suresi-verildigi-anlamina-gelmektedir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hukuk Genel Kurulu &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2014/939 E. &nbsp;, &nbsp;2016/442 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi<br><br>Taraflar arasındaki “tahliye” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.06.2013 gün ve 2013/256 E-2013/382 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nin 24.10.2013 gün ve 2013/12681 E-2013/14298 K sayılı ilamı ile;<br>(&#8230;Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında, kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmeden tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece tahliyeye karar verilmesi üzerine karar, davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.<br>Davacı alacaklı tahliye istemli olarak davalı borçlu aleyhine başlattığı icra takibi ile 43500 TL kira alacağının tahsilini istemiş, ödeme emrinin borçluya 03.08.2013 tarihinde tebliği üzerine davalı borçlu 11.03.2013 tarihinde verdiği itiraz dilekçesinde, kira borcu olmadığını belirterek takibin durdurulmasını talep etmiştir.<br>Bursa 18. İcra Müdürlüğünün 2013/584 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinden borçluya 2 kez ödeme emri gönderildiği, ilk tebligatın adreste kimse bulunmaması üzerine TK 21 uyarınca tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin usülsüz yapılan ilk tebliğden sonra 07.03.2013 tarihli talebi ile borçluya yeniden ödeme emri tebliğine karar verildiği ve bu kez ödeme emrinin 03.08.2013 tarihinde borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Alacaklının talebi üzerine ödeme emrinin yeniden tebliğ edilmesi durumunda son ödeme emrinin tebliğ tarihi esas alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde, borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini borcunu da ödemediğini belirterek davalı kiracının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davalı borçlunun takip dosyasına bir itirazda bulunmadığı belirtilerek tahliyeye karar verilmiş ise de borçlunun geçerli olan tebliğ tarihine göre ödeme emrine süresinde itirazda bulunduğu açıktır. Bu durumda mahkemece itirazın kaldırılmasına karar verilmeden tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.<br>Karar bu nedenle bozulmalıdır&#8230;)<br>gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.<br><br><br>HUKUK GENEL KURULU KARARI<br><br>Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:<br>Dava, kesinleşen takip nedeniyle tahliye isteğine ilişkindir.<br>Davacı vekili; taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu, ödenmeyen kira alacağının tahsili ve tahliye istemi ile davalı-kiracı hakkında icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 25.02.2013 tarihinde tebliğine rağmen itiraz edilmediği gibi borcun da ödenmediğini belirterek &#8230;nun 269/a maddesi uyarınca davalı kiracının kiralanan taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili ; davacının dayandığı 01.01.2007 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesinin konut ve çatılı taşınmaz kiralarına ilişkin hükümlere değil Borçlar Kanunu&#8217;nun genel hükümlerine tabi olduğunu, bu nedenle sözleşmenin sona erdiğini, sözleşme süresi sona erdikten sonra talep edilecek bedelin ecrimisil niteliğinde olduğunu, bu hususun da yargılamayı gerektirdiğinden genel hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, asıl kiraya veren Nilüfer Belediyesi ile taraflar arasında asliye hukuk mahkemesinde görülen davalarda Nilüfer Belediyesinin davacı tarafın kirasının başlamadığını beyan ettiğini, bu nedenle davacının taraf ehliyeti bulunmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davacının dayandığı kira sözleşmesinde kiralananın &#8221;karting pisti-otopark&#8221;olduğunu ve ruhsatlı bir şekilde kiraya veridiğini, sözleşmenin hasılat kirası hükümlerine tabi olduğunu, temerrüt ihtarında (ödeme emri) 60 günlük ödeme süresi verilmesi gerektiğini, 30 günlük ödeme süresi verilmesi nedeniyle ihtarnamenin (ödeme emri) usulsüz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Mahkemece; 25.02.2013 tarihinde ödeme emri tebliğine rağmen itiraz edilmediği gibi borcun da ödenmediği, temerrüt koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulune karar verilmiştir.<br>Davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmuştur.<br>Yerel Mahkemece; takip dosyasında alacaklı vekilinin talebi ile ödeme emrinin 08.03.2013 tarihinde borçluya ikinci kez tebliği üzerine borçlunun 11.03.2013 tarihinde itiraz dilekçesi verdiği, icra müdürlüğünün 15.03.2013 tarihinde ödeme emrinin 25.02.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olması sebebiyle süresinde itiraz edilmediğinden itiraz talebinin reddine karar verdiği ve takibin durdurulmasına karar vermediği, borçlunun takip dosyasındaki 15.03.2013 tarihli karardan tahliye davası ile haberdar olduğu halde 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine şikayet yolu ile başvurarak kararın iptalini talep etmediği, bu şekli ile takibin kesinleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.<br>Direnme kararını davalı vekili temyiz etmektedir.<br>Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ödeme emrinin usulsüz tebliği üzerine alacaklının talebi ile ikinci kez ödeme emri tebliğ edildiğinde süresinde verilen itiraz dilekçesi üzerine icra müdürlüğü tarafından itiraz talebinin reddine karar verilmesi durumunda takibin kesinleşip kesinleşmediği, varılacak sonuca göre kesinleşen takibe dayalı tahliye kararı verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre borçluya ikinci kez ödeme emri gönderilmesi ona yeni bir itiraz hakkı ve süresi verildiği anlamına gelmektedir. Bu durumda ikinci ödeme emri esas alınarak sonuca gidilmesi gerekir ( Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2009 gün ve E:2009/12-417, K:2009/511, 20.03.2013 gün ve E:2012/12-1129, K:2013/380 ). Somut olayda bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.<br>Ödeme emrinin ikinci kez tebliği üzerine davalı-borçlunun süresinde itiraz ettiği ancak icra müdürü tarafından ilk ödeme emri tebliğ tarihine göre itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği görülmektedir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanununun kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin 269. maddesinde<br>&#8221;takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanununun 260 ve 288 inci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder.<br>Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62 nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır.<br>İtiraz takibi durdurur. İtirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemiyen alacaklı, bir daha aynı alacaktan dolayı ilamsız icra yoliyle takip yapamaz.<br>Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinin kiralayana altı günlük mühletin hitamında akdi feshe müsaade ettiği hallerde itiraz müddeti üç gündür.&#8221;hükmünü içermektedir.<br>Aynı yasanın 269/d maddesi yollamasıyla kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin takiplerde de uygulanması gereken 66. maddede ise &#8221;müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.<br>Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini istiyebilir.&#8221; hükmü yer almaktadır.<br>Genel haciz yoluyla yapılan takipte süresinde ve geçerli bir itiraz icra takibini kendiliğinden durdurur. İtiraz üzerine duran takibe itiraz giderilinceye kadar devam edilemez.<br>İcra müdürü itirazın süresi içerisinde yapılıp yapılmadığını inceler. İcra müdürünün itirazın süresinde ve geçerli bir itiraz olmadığına ilişkin kararına karşı şikayet yoluna başvurulabilir. Ancak itiraz süresinde ve geçerli ise şikayet yoluna başvurulmasa da icra takibi durmuş olur. Bu durumda icra müdürünün hatalı kararı inşai nitelikte bir karar olmayıp şikayet yoluyla iptal edilmemiş olsa bile sonuç doğurmaz.Süresinde itiraz edilmesi ile takip kendiliğinden durduğundan takibin kesinleştiğinden söz edilemez.<br>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında icra müdürünün işleminin hatalı ancak iptal edilmediği sürece geçerli bir işlem olduğu gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği savunulmuş ise de bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.<br>Öte yandan bozma ilamında &#8221;Bursa 9.İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2013/584 E sayılı dosyası&#8221; yerine &#8221;Bursa 18.İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2013/584 E sayılı dosyası&#8221; ve ikinci ödeme emri tebliğ tarihi olarak &#8221;08.03.2013&#8221; yerine &#8221;03.08.2013 &#8221; tarihi yazılmış ise de bu hususlar maddi hataya ilişkin olduğundan ve sonucu etkilemediğinden yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.<br>O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br>S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 30.03.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
