<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rekabet yasağı &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/rekabet-yasagi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2021 13:30:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>Rekabet yasağı &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve konu bakımından hakkaniyete uygun sınırlamalar içermemesi halinde rekabet yasağı hükmü geçerli olmaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/rekabet-yasaginin-iscinin-ekonomik-gelecegini-tehlikeye-dusurecek-bicimde-yer-zaman-ve-konu-bakimindan-hakkaniyete-uygun-sinirlamalar-icermemesi-halinde-rekabet-yasagi-hukmu-gecerli-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 13:30:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma ve sözleşme hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şartın tahsili istemi]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet yasağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8117</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2017/3251 E. &#160;, &#160;2019/805 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ &#8230;. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada &#8230; 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2016 tarih ve 2015/320 E. &#8211; 2016/777 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair &#8230; Bölge Adliye... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/rekabet-yasaginin-iscinin-ekonomik-gelecegini-tehlikeye-dusurecek-bicimde-yer-zaman-ve-konu-bakimindan-hakkaniyete-uygun-sinirlamalar-icermemesi-halinde-rekabet-yasagi-hukmu-gecerli-olmaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>11. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2017/3251 E. &nbsp;, &nbsp;2019/805 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : &#8230; BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ &#8230;. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Taraflar arasında görülen davada &#8230; 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2016 tarih ve 2015/320 E. &#8211; 2016/777 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230;. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/04/2017 tarih ve 2017/143-2017/175 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında hizmet sözleşmesinin 5. maddesine göre davalının çalışma süresi boyunca davalının işyeri sırları ile müşteri çevresini üçüncü kişilere aktaramayacağının, iş akdinin sonlanmasında sonraki 6 ay içinde aynı konuda(faxserver) başka bir işle iştigal edemeyeceğinin ve doğrudan yahut dolaylı olarak bu konumda bulunup müvekkilinin müşteri çevresi ile irtibat kuramayacağının düzenlendiğini, bu maddeye aykırılık halinde davalının 50.000 USD cezai şartı ödeyeceğinin belirlendiğini, davalının hizmet sözleşmesini 20.06.2002 tarihinde feshettiğini, aralarında davalının da bulunduğu kişiler hakkında yapılan şikayete istinaden dava dışı 7 Gen Bilgi ve İletişim Hizm. Ltd. Şti.&#8217;ne ait işyerinde yapılan aramada davalının bilgisayarlarında, iş akdinin sonlanmasından itibaren 6 aylık süre içinde müvekkilinin müşterileri ile sanal ortamda yaptığı ticari bağlantı kurmaya yönelik yazışmaların bulunduğunu, bu durumun rekabet yasağına aykırı olduğunu ileri sürerek 50.000 USD cezai şartın fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili; görev ve derdestlik itirazında bulunarak, müvekkilinin haklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini, cezai şartın sadece işçi aleyhine yazılmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin feshiyle cezai şartın hükümsüz hale geldiğini, müvekkilinin cezai şartı gerektirecek faaliyetinin olmadığını, davacının faaliyet konusuyla alakalı başka bir işte çalışmadığını, cezai şartın fahiş olduğunu, tenkisinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 05&#8230;..2000 tarihli hizmet sözleşmesinin düzenlendiği, hizmet sözleşmesinin 5. maddesinde akdin sona ermesinden sonra 6 ay süre ile rekabet yasağının bulunduğu ve aksine davranış halinde 50.000,00 USD cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığı, &#8230; 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/316 sayılı dosyasından davalı ile dava dışı &#8230;.&#8217;ya, davacıya ait bilgisayarın veri tabanının kendi bilgisayarlarına yüklenmesi nedeniyle mahkumiyet kararı<br>verilerek 11.06.2009 tarihinde kesinleştiği, &#8230; 7. İş Mahkemesinin 2002/1603 sayılı dosyasından hizmet sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiği kabul edilerek davalının işçi alacaklarının tahsiline karar verildiği, sözleşme haksız feshedilse dahi bu durumun işçinin sır saklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, sözleşmenin 5/d maddesinde akdin sona ermesinden sonra 6 ay süre ile uygulanması kabul edilen rekabet yasağının sır saklama yükümlülüğünü de kapsadığından davalının sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 50.000 USD&#8217;nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>&#8230; Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, &#8230; 7. İş Mahkemesinin &#8230;/11/2009 tarih 2007/20 Esas &#8211; 2009/821 Karar sayılı dosyasında dosyamızın davalısının açtığı işçilik alacaklarına ilişkin davada iş akdinin işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacak şekilde sonlandırıldığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatlarının reddedildiği, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davalının imzaladığı hizmet akdinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde bir coğrafi alan sınırlaması bulunmamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olduğu, bu durumun çalışma özgürlüğüne ve sözleşme serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olduğu, sadece davalının bilgisayarında müşteri listesinin çıkmasının yeterli olmayıp bu listeyi kullanarak kendine veya üçüncü şahsa menfaat sağlayarak davacı zararına sebebiyet verdiğinin kanıtlanamadığı, davacının aynı hukuki sebebe istinaden dava dışı üçüncü şahıs aleyhine açtığı davayı da takipsiz bıraktığı, bu nedenlerle haksız rekabete ilişkin sözleşme hükmünün batıl olduğu, geçersiz sözleşmeye dayanılarak da cezai şart istenemeyeceği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK&#8217;nın 353/1-b-&#8230; maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>1- 6100 sayılı Kanun&#8217;un Geçici &#8230;. maddesi &#8230;. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun &#8230;/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 28.11.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen &#8230;.07.2014 tarihli karar evvelce Yargıtayın 9. Hukuk Dairesinin 20.11.2014 tarihli 2014/30815 esas 2014/34794 karar sayılı ilamıyla incelemeden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır. Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230;. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip 6100 sayılı HMK 353/1-b-&#8230; maddesi gereği ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin kabulü ile &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230;. Hukuk Dairesinin 20.04.2017 tarih, 2017/143 esas ve 2017/175 karar sayılı kararının bozulup kaldırılarak davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.<br>&#8230;- Dava, rekabet yasağından kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen sözleşmenin sonra erdiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup uyuşmazlıkta BK&#8217;nın 348 ve 349. madde hükümlerinin uygulanması<br>gerekmektedir. Taraflar arasında düzenlenen 05&#8230;..2000 tarihli hizmet sözleşmesinin 5. maddesindeki rekabet yasağına ilişkin düzenlemede coğrafi alan bakımından sınırlandırma yapılmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyet başlığı altında düzenlenen 48 ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. 818 sayılı BK&#8217;nın 349. (6098 sayılı TBK m. 445) maddesi uyarınca rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve konu bakımından hakkaniyete uygun sınırlamalar içermemesi halinde rekabet yasağı hükmünün geçerli olmayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki davaya konu hizmet sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde coğrafi alan sınırlamasının bulunmaması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olduğundan yukarıda açıklanan çalışma özgürlüğüne ve kanuni düzenlemelere göre rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün batıl sayılması gerekmektedir. Mahkemece, bu husus gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi &#8230;. Hukuk Dairesinin 20.04.2017 tarih, 2017/143 esas ve 2017/175 karar sayılı ilamının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (&#8230;) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma hürriyeti ilkesine aykırı bir biçimde rekabet sözleşmesi düzenlenemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/calisma-hurriyeti-ilkesine-aykiri-bir-bicimde-rekabet-sozlesmesi-duzenlenemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 11:10:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[cezai şart]]></category>
		<category><![CDATA[haksız portföy]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6821</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi         2018/5108 E.  ,  2020/2422 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2017 tarih ve 2014/307 E- 2017/408 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/calisma-hurriyeti-ilkesine-aykiri-bir-bicimde-rekabet-sozlesmesi-duzenlenemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">11. Hukuk Dairesi         2018/5108 E.  ,  2020/2422 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2017 tarih ve 2014/307 E- 2017/408 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi&#8217;nce verilen 07/06/2018 tarih ve 2017/825 E- 2018/685 K. sayılı kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03/03/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. &#8230; ile davalılar vekili Av. &#8230;dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br />
Davacı vekili, davalı ile imzalanan müşteri temsilciliği sözleşmesi uyarınca davacı bünyesinde bağımsız emlak danışmanı iken davalının 10/08/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, iki ay sonra 15/10/2009 tarihinde davacı ile aynı faaliyet konusunda davalı şirketi kurup davacının yakınında bir adreste yoğun rekabet oluşturacak şekilde ticari faaliyete başladığını, davalının eyleminin sözleşme ve TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, sözleşmenin 4/9. maddesi hükmüne göre sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıl içinde davacının yürüttüğü işe benzer ya da davacının işi ile bir başka şekilde bağlantılı işi, sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağı, aksi halde 20.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının 15/10/2009 tarihinde diğer davalı şirketi kurarak, henüz iki yıllık süre dolmadan aynı faaliyetlere başladığını; elde ettiği müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek haksız rekabetin men&#8217;ine, fiili durumun ortadan kaldırılmasına, rekabet yasağını ihlali nedeniyle şimdilik 2.500 USD cezai şart ile haksız portföy transferi nedeniyle şimdilik 2500 USD maddi tazminatın 3095 sayılı Kanun 4.a maddesi uyarınca işleyecek faizle ve 1.000 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline; hükmün gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Davalı vekili, davalının davacı şirketin iş yerinde 02/01/2009 tarihinden 07/08/2009 tarihinde kadar çalıştığını, onun personeli olarak işlerini sürdürdüğünü, sözleşme yapılırken imzalatılan borcun tahsili amacı ile icra takibine konu senetlerden dolayı İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2009/975 esas sayılı dosyasında görülmekte olan davanın beklenilmesi gerektiğini, rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün BK&#8217;nın 348. madde karşısında geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Mahkemece, davacının rekabet yasağı ihlali nedeniyle cezai şart isteminin kabulüne, 2.500 USD&#8217;nin 3095 sayılı Yasa&#8217;nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, haksız rekabetin önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br />
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davalılar vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre bu red kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK&#8217;nın 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından bu karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.<br />
2- Dava, taraflar arasında yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.<br />
Taraflar arasında imzalanan 2009 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde Remax franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.&#8217;nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Diğer bir ifade ile Anayasa&#8217;nın ve BK.&#8217;nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir.<br />
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.<br />
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK&#8217;nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK&#8217;nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (3) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşveren istifa eden işçiye ödediği tazminatı geri alabilmesi için yasal bir nedene dayanması gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/isveren-istifa-eden-isciye-odedigi-tazminati-geri-alabilmesi-icin-yasal-bir-nedene-dayanmasi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2020 07:42:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[iş sözleşmesinin feshi]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[tazminatın hangi şartlarda geri alınacağına dair hüküm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6354</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2012/24556 E.  ,  2014/23283 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2012 NUMARASI : 2010/1233-2012/212 DAVA :Davacı, rekabet yasağı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/isveren-istifa-eden-isciye-odedigi-tazminati-geri-alabilmesi-icin-yasal-bir-nedene-dayanmasi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2012/24556 E.  ,  2014/23283 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. İŞ MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 27/03/2012<br />
NUMARASI : 2010/1233-2012/212</p>
<p>DAVA :Davacı, rekabet yasağı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.<br />
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı şirket, davalının istifa etmek suretiyle işini sonlandırdığını, istifası akabinde hak etmiş olduğu tüm ödemelerin kendisine yapıldığını, bunlara ilaveten istifa nedenine ilişkin olgulara dayalı olarak 5.752,28 TL tutarında kıdem tazminatı adı altında ayrıca ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin davacı şirket tarafından 01/12/2004 tarihinde çalışanlara duyurulan “istifa halinde ödenecek tazminat hakkında” başlıklı yazıya dayalı olarak yapıldığını, anılan yazının 3 nolu bendinde sözü geçen tazminatın istifa halinde şirketle doğrudan veya dolaylı rekabet oluşturacak bir işle iştigal edilmesi veya böyle bir işyeri veya işletme ile her ne sıfatla olursa olsun ilişki içinde olacak çalışanlar yönünden geçerli olmayacağının ve bu konudaki takdir hakkının şirket yönetimine ait olduğunun belirtildiğini, davalının takdir hakkına dayanak olguları gizlediğini ve şirketin iradesini sakatladığını, istifasının hemen sonrasında sektörel rekabet içinde bulundukları C.. Hayat Sigorta A.Ş&#8217;de işe başladığını ileri sürerek, ödenen bu miktarın davalıdan tahsilini istemiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı, davacı işyerinde çağrı merkezi müdürü olarak çalıştığını, şirkette gördüğü bazı olumsuzlukları rapor etmesinden sonra baskı altına alındığını, bunun üzerine tüm haklarının verilmesi şartıyla istifa edeceğini bildirdiğini ve tüm haklarının kendisine ödendiğini, davacı firma ile BK 350 madde çerçevesinde yazılı sözleşme imzalamadığını, davacı tarafından yapıldığı ileri sürülen duyurunun sadece kendi iddiası olduğunu, böyle bir duyurundan haberi olmadığını, kıdem tazminatı olarak ödenmiş bedelin rekabet yasağı tazminatı olduğunun iddia edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, davacının iş akdi sona erdikten bir ay kadar sonra davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketinde işe başladığı , ibranamede de belirtildiği gibi istifası ile ödenen tazminatın iyiniyet çerçevesinde ödenen tazminat olduğu ve davacının işverenin iradesini sakatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rekabet yasağının ihlali sebebiyle kararlaştırılan tazminatın ödetilmesi isteğine ilişkindir.<br />
Borçlar Kanununun 348 inci maddesinde, “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir” şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlenmiştir. Buna göre işçinin, işverenle ilişkide olan müşterileri tanıması ve görülmekte olan işin bütün ayrıntılarına ulaşabilmesi imkânının olduğu hallerde, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından işverenle rekabet oluşturacak şekilde kendi namına iş yapmaması, rakip bir firmada ortak olamaması ya da iş sözleşmesiyle çalışmaması şeklinde şart içeren sözleşmeler yapabileceklerdir. Borçlar Kanununun değinilen maddesinde, rekabet yasağının kapsamı sınırlandırılmış ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olmayacağı hükme bağlanmıştır.<br />
Borçlar Kanunun 349 uncu maddesinde ise, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Ancak yabancı uyruklu olup çalışma hayatının çoğunu Türkiye dışında geçirmiş bir işçi bakımından rekabet yasağının ülke sınırları ile belirlenmesi mümkün olabilecektir. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma, işin niteliğine göre yerinde görülebilir.<br />
Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.<br />
Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde, işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.<br />
İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.<br />
İşçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra rekabet yasağına uyma yükümü, geçici iş ilişkisi sırasında da devam eder. Bu noktada işçinin ödünç alan işverene bağlı olarak yapmakta olduğu çalışmalarının da rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilmesi mümkündür.<br />
Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. Böyle olunca Borçlar Kanunun 161/son maddesi hükmü gereğince, fahiş olan cezai şartın hâkim tarafından indirilmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 02.05.2008 gün 2007/17815 E, 2008/11014 K).<br />
Somut olayda, davacı çağrı merkezi müdürü olarak davalı yanında çalışmış olup, aralarında yapılan 16.07.2007 tarihli iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunmaktadır.<br />
Davacının dava konusu talebe dayanak olduğunu ileri sürdüğü 01.04.2004 tarihli e-posta gönderisinde ise istifa halinde ödenecek tazminat başlığı altında “takdiri şirkete ait olmak üzere istifasını müteakiben şirketle doğrudan veya dolaylı rekabet oluşturacak bir işle iştigal edecek veya böyle bir işyeri veya işletme ile her ne sıfatla olursa olsun ilişki içinde olacak çalışanlar ile istifası şirket menfaatlerine ters düşen veya istifası ya da zamanlaması şirket yönetimince kabul görmeyen veya işi habersizce terk eden ve dönmeyen çalışanlar yönünden iş aktinin istifa ile sona ermesi tazminatı ödenmeyecektir” düzenlemesi bulunmaktadır. Bu bildirimin davalıya yapılıp yapılmadığı dosya içinden anlaşılamamaktadır.<br />
Davalı işten ayrılırken 27.08.2010 tarihli ibranamede istifası nedeniyle yasal kıdem tazminatı oluşmadığı halde şirketin iyiniyeti çerçevesinde ödemiş olduğu tazminatı da aldığını belirtmiştir.<br />
Tüm bu bilgiler birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında imzalanın iş aktinde ödenen tazminatın hangi şartlarda geri alınacağına dair hüküm bulunmayıp, rekabet yasağını düzenleyen sözleşme maddesinde böyle bir koşul bulunmamaktadır. Davacı işverenin istifa eden işçiye ödediği tazminatı geri alabilmesi için yasal bir nedene dayanması gerekir. İş sözleşmesinde bunu sağlayan bir düzenleme olmadığı gibi davacının başka bir işveren nezninde çalışmasının da anayasal bir hak olduğu gözetilmeden davanın reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.<br />
F) Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
