<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bakırköy avukat &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/bakirkoy-avukat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2020 10:06:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>bakırköy avukat &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dosya hesabının yanlış yapıldığı takdirde yapılan ödemelerin ve haricen tahsilatların nazara alınarak yeniden hesap yapılması gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/dosya-hesabinin-yanlis-yapildigi-takdirde-yapilan-odemelerin-ve-haricen-tahsilatlarin-nazara-alinarak-yeniden-hesap-yapilmasi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 10:06:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[dosya hesabının yanlış yapılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6963</guid>

					<description><![CDATA[12. Hukuk Dairesi         2016/14646 E.  ,  2017/7475 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/dosya-hesabinin-yanlis-yapildigi-takdirde-yapilan-odemelerin-ve-haricen-tahsilatlarin-nazara-alinarak-yeniden-hesap-yapilmasi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">12. Hukuk Dairesi         2016/14646 E.  ,  2017/7475 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:<br />
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibinde, borçlu icra mahkemesine başvurusunda dosya borcunun ödendiğini, takip dosyasının infaz edildiğini, infaz kararı verilen dosyasının icra müdürlüğünce dosya hesabının yanlış yapıldığı gerekçesiyle yeniden işleme konulduğunu, infaz kararından dönülemeyeceğini, doğrudan yapılan ödemeler ve alacaklı vekilinin bildirdiği haricen tahsilatların düşülerek asıl alacak ve faiz miktarının bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını talep ettiği, mahkemece icra müdürlüğünce sehven yapılan maddi hatanın düzeltilmesinde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br />
Somut olayda icra takip dosyasının incelenmesinde; 11.09.2015 tarihinde borçlu tarafından ödeme yapılarak icra müdürlüğünce dosyanın borç ödenmekle infazen kapatılmasına hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, 15.09.2015 tarihinde ise dosya hesabının yanlış yapıldığı ve borçluya borç muhtırası gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.<br />
Borçlu icra mahkemesine başvurusunda yapılan ödemelerin ve haricen tahsilatların nazara alınarak yeniden hesap yapılmasını talep ettiğinden mahkemece, duruşma açılarak ve varsa tarafların gösterecekleri deliller toplanarak, borçlunun iddia ettiği ödemeler ödeme tarihi itibariyle değerlendirilip borçtan düşülerek faiz hesabının da ödemeler nazara alınarak gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinde yapılan inceleme ile borçlunun şikayetini kapsar nitelikte inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.<br />
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK&#8217;nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eser sözleşmesine dayanan ilişkilerde ayıp ihbarının yapıldığının tanık delili dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanması mümkündür.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/eser-sozlesmesine-dayanan-iliskilerde-ayip-ihbarinin-yapildiginin-tanik-delili-dahil-olmak-uzere-her-turlu-delille-kanitlanmasi-mumkundur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2020 10:36:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[ayıp ihbarı]]></category>
		<category><![CDATA[ayıp ihbarının süresi]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[işin eksik bırakılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6839</guid>

					<description><![CDATA[15. Hukuk Dairesi         2012/6364 E.  ,  2012/6664 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: &#8211; K A R A R &#8211; Dava, iş bedelinin ödenmeyen kısmının tahsili için başlatılan... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/eser-sozlesmesine-dayanan-iliskilerde-ayip-ihbarinin-yapildiginin-tanik-delili-dahil-olmak-uzere-her-turlu-delille-kanitlanmasi-mumkundur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">15. Hukuk Dairesi         2012/6364 E.  ,  2012/6664 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği</p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>&#8211; K A R A R &#8211;</p>
<p>Dava, iş bedelinin ödenmeyen kısmının tahsili için başlatılan icra takibinin davalı şirket vekilinin itirazı sonucu durması üzerine itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatının tahsili istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Taraflar arasındaki 01.03.2011 tarihli sözleşmeye göre davacı tarafından davalı şirket için stand dekoru yapılması kararlaştırılmıştır. Sözleşmeye göre stand 17.03.2011-20.03.2011 tarihleri arasındaki fuar için yapılacaktır. Sözleşmede iş bedeli 9.750,00 TL + KDV olarak kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenici tarafından 2 adet fatura düzenlenmiş, davalı iş sahibi şirkete gönderilmiştir. Davalı iş sahibi şirket 26.04.2011 tarihli 8.260,00 TL değerindeki faturayı ödemiştir. Davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi şirkete gönderilen 20.05.2011 tarihli 3.425,00 TL tutarındaki fatura ise iade edilmiştir.<br />
Davacı yüklenici iş bedelinin kalan kısmının tahsili için &#8230; 2. İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2011/17259 sayılı takip dosyasıyla icra takibi başlatılmış, daha sonra bu dosya &#8230; 34. İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2011/17259 Esas numarasını almıştır. Davalı şirket vekili işin eksik bırakıldığını, ayıplı yapıldığını, süresinde yapılmadığını savunarak, kalan iş bedelinin ödenmediğini belirtmiştir.<br />
Mahkemece Mali Müşavir&#8230;&#8217;den rapor alınmış, davalı şirket tarafından ayıp ihbarının süresinde ve yazılı belgeyle yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulü yönünde hüküm oluşturulmuştur.<br />
Eser sözleşmesine dayanan ilişkilerde ayıp ihbarının yapıldığının tanık delili dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Somut olayda davalı vekili tarafından gösterilen tanıklar dinlenmemiştir. Ayrıca davalı şirket adına&#8230; tarafından 21.03.2011 tarihinde gönderilen e-mailin ayıp ihbarı niteliğinde olduğu, yüklenici tarafından bu e-maile karşılık olarak aynı tarihte gönderilen e-maille ayıp iddialarının kabul edildiği dikkate alınmamıştır. Mahkemece yukarıda belirtilen e-mailler dikkate alınmadan ve davalı tarafların tanıkları dinlenmeden ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve yazılı olmadığı gerekçesiyle bu savunma dikkate alınmayıp karar verilmesi doğru olmamıştır.<br />
Yapılacak iş, gerekirse davalı tanıkları da dinlenerek, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesinden, konunun uzmanı bilirkişilerden rapor alınarak davacı yüklenicinin ödenen dışında hakettiği başka iş bedeli varsa bu konuda hüküm kurulmasından, taraflar arasındaki uyuşmazlık bilirkişi raporuyla giderileceğinden icra inkâr tazminatı isteminin reddedilmesinden ibarettir.<br />
Dava dilekçesinde harçlandırılarak dava konusu yapılan miktar 2.750,00 TL olarak gösterildiği halde, mahkemece bu miktarı aşar şekilde hüküm oluşturulması da kabul şekline göre bozma nedenidir.<br />
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı iş sahibi şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tavzih yolu ile hükümde unutulmuş talepler hakkında karar verilip bunlar hükme eklenemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/tavzih-yolu-ile-hukumde-unutulmus-talepler-hakkinda-karar-verilip-bunlar-hukme-eklenemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 07:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[hükmün değiştirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sehven vekalet ücreti takdir edilmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[tavzih yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6809</guid>

					<description><![CDATA[4. Hukuk Dairesi         2016/11278 E.  ,  2019/102 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı &#8230; vekili Avukat &#8230; tarafından, davalılar &#8230; ve &#8230; aleyhine 04/06/2007 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ve birleşen davanın reddine dair verilen 01/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/tavzih-yolu-ile-hukumde-unutulmus-talepler-hakkinda-karar-verilip-bunlar-hukme-eklenemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">4. Hukuk Dairesi         2016/11278 E.  ,  2019/102 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
<p>Davacı &#8230; vekili Avukat &#8230; tarafından, davalılar &#8230; ve &#8230; aleyhine 04/06/2007 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ve birleşen davanın reddine dair verilen 01/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.<br />
Dava ve birleşen dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Davacı vekili; dava dışı &#8230; isimli şahsın yaralanması sonucu &#8230; &#8230; Devlet Hastanesine gelerek tedavi olduğunu, davalılardan Opr. Dr. &#8230;&#8217;un yaptığı muayenede el kesisi tanısı konularak egzersiz önerildiğini ve diğer davalı olan Pr. Dr. &#8230; tarafından &#8230;.&#8217;a miyalji tanısı konulduğunu, davalı hekimlerin hatalı tedavisi sonucu sol elinin işlevini yitirmesi nedeniyle sakat kalan &#8230;&#8217;un &#8230; aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat davası açtığını, &#8230; İdare Mahkemesince 2002/2226 esas sayılı dosyasında &#8230; aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini ve &#8230; 2. İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2005/4978 esas sayılı takip dosyasına 13/02/2007 tarihinde müvekkili idarece 14.744,62 TL ödendiğini belirterek davalıların kusuru nedeniyle uğranılan zararın rücuen tazminine karar verilmesini istemiştir.<br />
Davalılar ise, hasta &#8230;&#8217;a ilk müdahalenin kendileri tarafından yapılmadığını, dava konusu olayda kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.<br />
Mahkemece, davalılara herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, daha sonra davalı &#8230; vekili tarafından 14/04/2016 tarihli tavzih dilekçesinde, hüküm kısmında birleşen dava yönünden hüküm kurulmadığını ve lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini ileri sürülerek HMK’nun 305. maddesi gereğince tavzih talep edilmesi üzerine mahkemece tavzih talebi kabul edilerek, 01/03/2016 tarih ve 2007/256 Esas, 2016/65 sayılı kararının hüküm kısmının; davanın ve birleşen davanın reddine ve birleşen dava yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdirine şeklinde tavzihen düzeltilmesine karar verilmiştir.<br />
6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde tavzihin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Tavzih yolu ile hükmün değiştirilmesi değil yalnızca açıklanması imkanı vardır. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hakim hükmü verdikten ve davadan elini çektinden sonra temyiz edilerek hüküm bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacak ve verilen hükmü değiştiremeyecektir. Tavzih kural olarak yalnızca hüküm fıkrasında olacak; hükmün gerekçesinin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamayacaktır.<br />
Hakim; tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bunun gibi hüküm verirken unutmuş olduğu vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dahil edemez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez.<br />
Yukarıda açıklandığı üzere 01/03/2016 tarihli kararda yapılan tavzihin usulüne uygun olmadığı açıktır. Şu halde mahkemece, birleşen dava yönünden herhangi bir hüküm tesis edilmediği halde 18/04/2016 tarihli tavzih kararı ile 01/03/2016 tarihli kararın tavzihen düzeltilmesi suretiyle birleşen dava yönünden hüküm kurulması ve davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi, HMK’nun 305/2. maddesine açıkça aykırı olduğundan karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozulması gerekmiştir.<br />
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 16/01/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigorta primine esas kazancının düşük gösterilmesi işçi tarafından haklı nedenle fesih sebebidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/sigorta-primine-esas-kazancinin-dusuk-gosterilmesi-isci-tarafindan-hakli-nedenle-fesih-sebebidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2020 08:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[eksik sigorta primi ödemesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş akdinin feshedilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta primlerinin eksik bildirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta primlerinin hiç yatırılmaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6788</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2015/27995 E.  ,  2019/48 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/sigorta-primine-esas-kazancinin-dusuk-gosterilmesi-isci-tarafindan-hakli-nedenle-fesih-sebebidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2015/27995 E.  ,  2019/48 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ<br />
DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br />
YARGITAY KARARI<br />
A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacının 11.01.2011 ile 31.12.2013 tarihleri arasında davalı işverenlikte öğrenci taşıma ile görevli şoför olarak çalıştığını, sigorta primine esas kazancının düşük gösterildiğini ve düzeltilmesini istediğini, işverenin bu nedenle bahane üreterek dikkatsiz çalıştığı ve artık çalışmak istemediğini belirterek davalı tarafından iş akdine haksız ve nedensiz olarak son verildiğini, iş akdinin feshedilmesine rağmen 13.01.2014 tarihine kadar fiili olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının fazla çalışma ve genel tatil çalışmaları olduğu ve ücretinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve genel tatil ücreti alacağını talep etmiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, davacının müvekkili şirket nezdinde 11.01.2011 ile 20.01.2014 tarihleri arasında çalıştığını, davacının görevinin engelli çocuklarına ilişkin servis aracının kullanımı olduğunu, 2014 Ocak 13-14-15-16-17-18-19-20 tarihlerinde işe gelmediği için iş akdinin 20.01.2014 tarihinde sonlandırıldığını, işe gelmediği günler için tutanak düzenlendiğini, davacıya iş akdinin feshedildiğine ilişkin ihtarname keşide edildiğini, davacı yanın iddia ettiği gibi 31.12.2013 tarihinde yapılmış bir fesih işleminin bulunmadığını, davacının işe başladığı tarihten itibaren sürekli müvekkili şirketi zarara uğrattığını ancak davacıya toleranslı davranıldığını, davacının görevini gereği gibi yerine getirmediği gibi izinsiz olarak işe gelmeyerek işlerin aksamasına sebep olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:<br />
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 13.01.2014 sonrası devamsızlık yaptığına ilişkin işveren tutanakları ile ihtarına rağmen davacının devamsızlığına ilişkin işverene beyan ile belge ibraz etmediği, davacının daha önce işverence fesih yapıldığı iddiasına ilişkin ise kayıt ve ispatı da bulunmadığı, işverinin devamsızlığa bağlı fesih işleminde haklı nedeni olduğu ve davacının kıdem ile ihbar tazminatına hak kazanmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, tanık anlatımlarına göre davacının resmi tatil günlerinde çalışma yapmadığı gerekçesiyle genel tatil ücreti talebinin reddine, fazla mesai ücreti talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2-İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.<br />
Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür.<br />
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.<br />
4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).<br />
İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.).<br />
Somut uyuşmazlıkta, davacı sigorta primine esas kazancının düşük gösterildiğini ve bu durumun düzeltilmesini istediğinde iş akdinin 31.12.2013 tarihinde feshedildiğini, iş akdinin feshedilmesine rağmen 13.01.2014 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini iddia ederek ödenmeyen tazminat ve işçilik alacaklarını talep etmiş, davalı ise davacının işyerini terkettiği ve 13.01.2014-20.01.2014 tarihleri arasında devamsızlık yaptığı savunmasında bulunmuştur.<br />
Davacı işçi, fazla mesai ücretinin ödenmemesi ve fazla mesai yönünden eksik sigorta primi ödenmesine bağlı olarak 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 24/II-(e) maddesine göre haklı nedenle iş akdini feshettiğinden, kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi bozmayı gerektirmiştir.<br />
F) Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nafaka hükümlerinin icrasını isteyebilmek kararın kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/nafaka-hukumlerinin-icrasini-isteyebilmek-kararin-kesinlesmesini-beklemeye-gerek-bulunmamaktadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2020 10:23:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aile ve kişiler hukukuna ilişkin hükümler]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[kararın kesinleşmesi beklenmeden icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka hükümleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6726</guid>

					<description><![CDATA[12. Hukuk Dairesi         2006/747 E.  ,  2006/3642 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : Suluova İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/11/2005 NUMARASI : 2005/13-46 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/nafaka-hukumlerinin-icrasini-isteyebilmek-kararin-kesinlesmesini-beklemeye-gerek-bulunmamaktadir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">12. Hukuk Dairesi         2006/747 E.  ,  2006/3642 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : Suluova İcra Hukuk Mahkemesi<br />
TARİHİ : 29/11/2005<br />
NUMARASI : 2005/13-46</span></p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :<br />
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,<br />
Kural olarak, aile ve kişiler hukukuna ilişkin hükümler (ilamlar) kesinleşmedikçe icra edilemezler. Fakat, nafaka hükümlerinin icrasını isteyebilmek için bunların kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır. Yani, nafaka verilmesine ilişkin hükmün temyiz edilmesi, hükmün icrasını durdurmaz. HUMK&#8217;nun 443. maddesi gereğince ilamın nafaka ile ilgili bölümü için kesinleşmesi beklenmeden ve karar tarihinden itibaren faiz isteği ile beraber takibe konmasında yasal engel yoktur. Alacaklı dava dilekçesinde istenen nafaka tutarına itiraz etmemiş, sadece faiz kısmına itiraz etmiştir. Mahkemece nafaka alacağına istenen faiz miktarı denetlenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken nafaka alacağı ve buna ilişkin faiz istemini de kapsayacak şekilde takibin tümden iptaline karar verilmesi isabetsizdir.<br />
SONUÇ  : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27.02.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vasıflı (gerekçeli) ikrarın söz konusu olduğu durumlarda ispat yükü karşı tarafa geçer.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/vasifli-gerekceli-ikrarin-soz-konusu-oldugu-durumlarda-ispat-yuku-karsi-tarafa-gecer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2020 12:11:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[İkrar kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[ödünç para vermek]]></category>
		<category><![CDATA[vakıanın hangi delillerle ispat edileceği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6695</guid>

					<description><![CDATA[23. Hukuk Dairesi         2014/8720 E.  ,  2014/7891 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) Anadolu 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 12/02/2013 NUMARASI : 2013/203-2013/1 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/vasifli-gerekceli-ikrarin-soz-konusu-oldugu-durumlarda-ispat-yuku-karsi-tarafa-gecer/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">23. Hukuk Dairesi         2014/8720 E.  ,  2014/7891 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) Anadolu 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br />
TARİHİ : 12/02/2013<br />
NUMARASI : 2013/203-2013/1</p>
<p>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p>-K A R A R-<br />
Davacı vekili, taraflar arasındaki güven ilişkisi kapsamında, müvekkili şirketin davalı şirkete geri ödeneceği düşüncesiyle 10.000,00 TL borç para verdiğini, ancak davalının verilen meblağı geri ödememesi üzerine hakkında başlattıkları ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı temsilcisi, davalı şirket tarafından davacı şirkete ön ve avan proje hizmeti verildiğini, bu hizmetin e-mail gönderimi ile olduğunu ve bu hizmetin karşılığı olarak davacının 10.000,00 TL ödeme yaptığını, davacıya herhangi bir borçlarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında İ. Konutları T. M. T. Projesine ilişkin davalı tarafından ifa edilen hizmet ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafından davalının Z. Bankası&#8217;ndaki hesabına 10.000,00 TL&#8217;nin EFT yoluyla gönderildiği, banka dekontunda gönderilen bedelin mahiyetine ilişkin açıklama bulunmadığı, sadece davalı şirketin unvanı olan &#8220;B.P.Danışmanlık San. Tic. Ltd. Şti.&#8221; ibaresinin yazılı olduğu, EFT yoluyla yapılan ödemenin paranın davacı tarafından davalıya borç olarak verildiğini ispatlamaya yetmeyeceği, kaldı ki davalı tarafından yerine getirilen tasarım hizmetinin söz konusu olduğu, yapılan ödemenin hizmet bedeline ilişkin bir ödeme olabileceği, bu hususta davacı tarafın iddiasını kanıtlar herhangi bir yazılı delil ve belge ibraz edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
1)Dava, ödünç verildiği iddia edilen paranın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br />
YHGK&#8217;nın 09.06.2004 tarih ve 4-362 E, 347 K; 12.10.2011 tarih ve 19-473 E, 607 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere;<br />
(İkrarın yapıldığı ve tamamlanmış işlemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan) HMK&#8217;nın 188. (HUMK&#8217;nın 236.) maddesinde, taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. (İkrar kavramının tanımı ve aşağıda ikrarın türlerine ilişkin olarak yapılan açıklamalar bakımından ayrıntılı bilgi için Bkz: Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı Cilt: 2, Ankara 2001, sayfa: 2037 ve devamı; Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: 1-2, 3. Bası, Formül Matbaası, İstanbul 1984, Sayfa: 549 ve devamı; Prof.Dr.Necip Bilge, Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3.Baskı, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, sayfa: 510 ve devamı; Dr.Süha Tanrıver, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, sayfa: 212 ve devamı.)<br />
İkrardan söz edilebilmesi için, taraflardan birisinin bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.<br />
Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır.<br />
Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise HMK&#8217;nın 188/1. (HUMK&#8217;nın 236/1.) maddesi uyarınca kesin delil niteliğindedir. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.<br />
Vasıflı ikrarda, (gerekçeli inkarda) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Davacının dayandığı asıl vakıa ile davalının hukuki niteliğini değiştirip ekleme yaparak ikrar ettiği vakıa arasında bağ vardır, bu eklenen vakıa, asıl vakıa ile aynı anda ya da daha önce doğar. Daha sonra doğmuşsa ve hukuki niteleme aynı kalmışsa bağlantılı ya da bağlantısız bileşik ikrardan söz edilir.<br />
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte; iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.<br />
Bağlantılı bileşik ikrar, vasıflı ikrara benzemektedir. Çünkü, her ikisinde de ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile asıl (ikrar edilen) vakıa arasında bir bağlantı vardır. Yalnız, vasıflı ikrara eklenen vakıa asıl vakıa ile aynı andaki veya ondan önceki bir vakıa olduğu halde, bileşik ikrara eklenen vakıa asıl vakıadan sonraki tarihte doğmuş (ortaya çıkmış) olan bir vakıadır. Bu benzerlik nedeniyle de, vasıflı ikrar gibi, bağlantılı bileşik ikrarın da bölünememesi gerekir. Bağlantısız bileşik ikrarda, ikrara eklenen vakıa, ikrar edilen vakıa olmadan da mevcuttur. Asıl ve karşı alacak arası bağ yoktur, başka hukuki ilişkinin varlığını bunu iddia eden kanıtlamalıdır. Bu nedenle, ispat yükü ikrar edene geçer. (Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt 2, 2001, İstanbul, Sh 2061 vd.)<br />
Somut olayda, davalı tarafça 10.000,00 TL&#8217;nin alındığı kabul edilmekle birlikte, bu paranın, davacının iddia ettiği gibi ödünç olarak alınmadığı, davacı şirkete ön ve avan proje hizmeti verildiği, bu hizmetin karşılığı olarak bu bedelin alındığı savunulmaktadır. Niteliği itibariyle vasıflı (gerekçeli) ikrarın söz konusu olduğu bu durumda, paranın ödünç olarak verildiğini ispat yükümlülüğü davacı tarafta olup, mahkemece de isabetli olarak ispat yükü davacıya yükletilmiştir.<br />
Öte yandan, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, Borçlar Kanunu&#8217;nun 457 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe, bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu idiasını kanıtlamakla yükümlüdür. YHGK&#8217;nın 12.03.2003 tarih, 3-118 E, 158 K. sayılı ilamı bu yöndedir.<br />
Somut olayda, havaleci durumundaki davacı, değinilen yasal karine karşısında, davalıya yaptığı dava konusu havalenin, bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu kanıtlama yükümü altındadır. Başka bir ifadeyle, havale kavramından hareketle yapılacak değerlendirmeye göre de, somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.<br />
Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br />
2)Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemediği taktirde diğer tarafa yemin teklif edebilir. Ancak ispat yükü kendisine düşen taraf bütün delillerle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı taktirde son çare olarak yemin deliline başvurur. HMK&#8217;nın 232/2. maddesi uyarınca tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamanki temsilcisidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu taktirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.<br />
Öte yandan, HMK m.119, 1/f&#8217;ye göre, davacı, dava dilekçesine, her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini yazmalıdır. Hükmün gerekçesine göre; davacı dava açarken, dayandığı vakıaların hangi delillerle ispat edileceğini de belirtmek zorundadır. Delil bir ispat aracı olarak, ileri sürülen bir vakıanın doğruluğunu ispat etmeye yaradığı için, dava dilekçesinde her bir vakıa bakımından o vakıayı ispata yarayan ispat araçlarının da belirtilmesi önemlidir. Uygulamada, tarafların iddia veya savunmada bulunurken yeterli araştırma yapmadan vakıalar ileri sürdükleri veya bunların delillerini ortaya koymadan dilekçeler verdikleri görülmektedir. Özellikle taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda, mahkemenin yargılamayı doğru yürütebilmesi ve makul bir sürede karar verebilmesi için, delillerin vakıalarla bağlantısı kurularak mahkeme önüne getirilmiş olması gerekir. Bu da tarafların dayandıkları delilleri ve her bir delilin hangi vakıanın ispatı için kullanılacağını belirtmeleriyle mümkün olabilir. Buna göre davacı, dava dilekçesinde delillerini, kural olarak, hasretmiş olur. Yani dava dilekçesinde &#8221;delillerim şunlardan ibarettir&#8221; der ve bu şekilde delillerini hasretmiş olan davacı, sonradan başka(yeni) delil gösteremez. Böylece, davacı yemin dahil bütün delillerinin nelerden ibaret olduğunu dava dilekçesinde gösterir. Dava dilekçesindeki &#8221;sair kanunî deliller&#8221; deyiminin bir anlamı olmaz, dava dilekçesinde sair deliller denilmiş olsa bile, (dava dilekçesinde) açıkça yemin delili de yazılı değilse davacı, davalıya yemin teklif edemeyecek, dolayısıyla mahkeme de davacıya yemin teklifine hakkı olduğunu hatırlatamaz. Yukarıdaki açıklamalar, HMK m.119,1/f&#8217;deki ifadenin yorumu ile varılan sonuçlardır. (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ders Kitabı, 22. Baskı, Ankara, 2011, Sh. 295; aynı yönde Bkz. Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine göre Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara, 2011, Sh. 329, 504) Dairemizin 04.02.2014 tarih ve 2013/6432 E., 2014/703 K; 19.02.2014 tarih ve 2013/7092 E., 2014/1182 K; 14.05.2014 tarih ve 2013/9255 E., 2014/3771 K. sayılı ilamları bu yöndedir.<br />
Bu durumda mahkemece, &#8220;Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi&#8221; başlıklı HMK&#8217;nın 194. maddesi ile, tarafların, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtilmesi zorunluluğu, yani somutlaştırma yükü getirildiği, bu yükümlülük gereği HMK&#8217;nın 119/1-f maddesi uyarınca davacının iddia ettiği herbir vakıanın hangi delille ispat edileceğini dava dilekçesinde açıkça belirtmesi esasının düzenlendiği, bu bendin, dava dilekçesindeki eksikliğin tamamlanması için süre verilen hallerden sayılmadığı, 140/5. madde hükmünün de aynı yönde düzenleme içerdiği, &#8221;sonradan delil gösterilmesi&#8221; başlıklı 145. madde hükmünün hakime takdir hakkı verdiği, sonradan gösterilen delili nazara alma zorunluluğu yüklemediği, ne var ki davanın bu düzenlemeleri içeren 6100 sayılı HMK&#8217;nın yürürlük tarihinden önce açılmış olduğu ve ispat yükü kendisine düşen davacı tarafın dava dilekçesinde ve delil listesinde, &#8221;her türlü hukuki delil &#8221; ve &#8221; diğer yasal kanıtlar&#8217; &#8221; demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğu da gözetilerek, yemin teklif etme hakkının hatırlatılması, HMK&#8217;nın 232. ve 229. maddeleri hükümleri de gözetilerek oluşacak uygun sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.<br />
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin aylık ücret miktarına dahil olduğuna ilişkin sözleşme hükümleri geçersizdir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/ulusal-bayram-ve-genel-tatil-ucretlerinin-aylik-ucret-miktarina-dahil-olduguna-iliskin-sozlesme-hukumleri-gecersizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2020 11:54:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[fazla çalışma ücret alacağı]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal bayram ve genel tatil ücretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6691</guid>

					<description><![CDATA[22. Hukuk Dairesi         2017/15576 E.  ,  2018/22177 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :&#8230; Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/ulusal-bayram-ve-genel-tatil-ucretlerinin-aylik-ucret-miktarina-dahil-olduguna-iliskin-sozlesme-hukumleri-gecersizdir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">22. Hukuk Dairesi         2017/15576 E.  ,  2018/22177 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<p>MAHKEMESİ :&#8230; Mahkemesi</p>
<p>DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, müvekkilinin santral operatörü olarak hafta içi ve cumartesi günleri fazla çalışma yapmak suretiyle çalıştığını, pazar günleri dönüşümlü olarak çalıştığını, 2003 tarihli &#8230; sözleşmesini baskı altında imzalamak durumunda kaldığını ileri sürerek ödenmediğini iddia ettiği fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br />
Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili; zamanaşımı def&#8217;inde bulunmuş, davacının hak ettiği tüm işçilik alacaklarının ödenmiş olduğunu, bu yönde davacının firmalarını ibra ettiğini, davacının aylık ücreti içerisinde ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücretlerinin de dahil olduğunu, devam çizelgelerinden davacının kanuni fazla çalışma süresi ötesinde bir çalışma yapmadığını, davacıya baskı uygulanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br />
Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Temyiz:<br />
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
Gerekçe:<br />
1- Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.<br />
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.<br />
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.<br />
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.<br />
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.<br />
Somut olayda; davacı yan hükme esas alınarak davalı yanca delil olarak sunulan işyeri kayıtlarında gerçeğe aykırı hususların olduğunu iddia ederek, kendi çalışma dönemine ilişkin işe giriş çıkış kayıtlarını davalı işyerinde çalıştığı dönemde kullandığı e-posta adresinden santral şefinin e-posta adresine gönderdiğini belirtmiştir. Söz konusu kayıtlar ile işveren tarafından ibraz edilen kayıtlar arasında çelişkilerin bulunduğunu, keza davacının, raporlu olduğu 14.03.2013 ve 15.03.2013 tarihlerinde işveren kayıtlarında çalışmış olarak göründüğünü ileri sürerek, bu kayıtların uzman bilirkişi tarafından incelenmesini talep etmiştir. Mahkemece dinlenen ve davalı şirkette grup endüstri ilişkileri müdürü olarak çalışan davalı tanığı &#8230; da sistemde arıza olabildiğini ifade etmiştir. Hal böyle olunca, taraflarca sunulan kayıtların dosya kapsamındaki diğer deliller ile birlikte karşılaştırılması, teknik bilirkişi marifetiyle gerçeğe aykırı ve bu kapsamda hafta tatili çalışmasının olup olmadığının tespiti, ardından fazla çalışma ücret alacağı talebi açısından, taraflarca imzalı ve irade fesadına ilişkin iddianın ispat edilemediği 16.05.2003 tarihli &#8230; sözleşmesi hükmüne göre davacının aylık 22,5 saati aşan çalışmasının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Kayıtların bulunmadığı 01.01.2012 tarihi öncesi dönem için ise taraf tanık beyanları nazara alınarak değerlendirme yapılması neticesinde talep konusu hafta tatili ve fazla çalışma ücret alacakları konusunda karar verilmelidir.<br />
2- Taraflar arasında davacının ücretine fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin dahil olduğu belirtilen &#8230; sözleşmesi hükmünün geçerli olup olmadığı yönünden de ihtilaf bulunmaktadır.<br />
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, &#8230; sözleşmelerinde yer alan ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin aylık ücret miktarına dahil olduğuna ilişkin sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu nedenle, somut uyuşmazlıkta; ulusal bayram ve genel tatil ücret talebi yönünden; yukarıdaki bentte belirtilen inceleme neticesinde muteber olduğu saptanacak işe giriş çıkış kayıtları ile kayıtların bulunmadığı dönem için taraf tanık anlatımları nazara alınarak ilgili sözleşme hükmü dikkate alınmaksızın davacının ulusal bayram ve genel tatil günü çalışmalarının olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı yönünden hüküm kurulması gerekmektedir.<br />
Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti alacaklıya aittir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/senetteki-imzanin-borcluya-ait-oldugunun-ispat-kulfeti-alacakliya-aittir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2020 09:21:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[imzanın aidiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[imzaya itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[itiraza konu imza]]></category>
		<category><![CDATA[kambiyo senetlerine özgü haciz yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6662</guid>

					<description><![CDATA[12. Hukuk Dairesi         2019/5272 E.  ,  2020/2821 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/senetteki-imzanin-borcluya-ait-oldugunun-ispat-kulfeti-alacakliya-aittir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">12. Hukuk Dairesi         2019/5272 E.  ,  2020/2821 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi</p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :<br />
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte, avalist borçlu &#8230;’ın süresi içinde imzaya itiraz ederek takibin durdurulması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda imza itirazının reddine karar verildiği, borçlu vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br />
Somut olayda; mahkemenin hükmüne esas aldığı, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 15/09/2017 tarihli raporda; senet üzerinde atılı bulunan imzaların kuvvetle muhtemel &#8230;’ın eli ürünü olduğunun belirtildiği ve imzanın aidiyeti konusunda kesin bir görüş bildiriminde bulunulmadığı görülmüştür.<br />
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E.-2006/231 K. sayılı kararı).<br />
Aldırılan bilirkişi raporu ile bonodaki imzanın borçluya ait olduğu hususu ispat yükü kendisinde olan alacaklı tarafından ispatlanamadığı gibi, alacaklı vekilinin de rapora karşı diyeceklerinin olmadığını belirterek itirazın reddini istediği görülmüştür.<br />
O halde, itiraza konu imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı kesin olarak tespit edilemediğinden mahkemece, borçlunun imzaya itirazının kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde hüküm tesisi ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.<br />
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK&#8217;nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nun 373/1. maddesi uyarınca, &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 05/10/2018 tarih, 2018/1855 E.-2129 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve Kırklareli İcra Hukuk Mahkemesi’nin 28.11.2017 tarih 2016/152 E.-2017/171 K. sayılı kararının BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/03/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşteriden tahsil edilen nakit bedeli işyerine vermek yerine kendi kredi kartından ödemek suretiyle yapılan eylem haklı nedenle fesih sebebidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/musteriden-tahsil-edilen-nakit-bedeli-isyerine-vermek-yerine-kendi-kredi-kartindan-odemek-suretiyle-yapilan-eylem-hakli-nedenle-fesih-sebebidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 10:49:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[eylem ile fesih arasındaki orantısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[eyleminin doğruluk ve bağlılığa aykırı olması]]></category>
		<category><![CDATA[nakit alışverişi kendi kredi kartı ile ödemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6656</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2016/16831 E.  ,  2020/5532 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin,... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/musteriden-tahsil-edilen-nakit-bedeli-isyerine-vermek-yerine-kendi-kredi-kartindan-odemek-suretiyle-yapilan-eylem-hakli-nedenle-fesih-sebebidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2016/16831 E.  ,  2020/5532 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>YARGITAY KARARI</p>
<p>A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı işyerinde 17/06/2011 tarihinde işe başladığını 23/01/2014 tarihe kadar çalıştığını, davalı işveren tarafından haksız şekilde feshedildiğini, davacının markette reyon-raf düzeni, kasa, servis işlerini yapıp, en son asgari ücret + 150-TL ücret aldığını, davacının çalıştığı sürelere ilişkin işçilik alacaklarının kendisine ödenmediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile işçilik alacakları toplamı olan 7.200,00 TL işçilik alacaklarının faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline ,yargılama giderler ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir .<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili; davacının 17/06/2011 tarihinde çalışmaya başladığını, müşteriden nakit olarak aldığı ürün bedelini kasaya teslim etmeden kendi kredi kartı ile ödemeyi yaparak işlemi tamamladığını, bu konuda savunmasının istendiğini, disiplin kuruluna sevk edilerek İş Kanunu 25/2-e maddesi gereğince iş akdinin haklı nedenle sonlandırıldığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece dosyadaki bilgi, belgelere ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı firmanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2-İş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.<br />
Davacı iş akdinin haksız sona erdirildiğini iddia etmiş, davalı işveren, müşteriden nakit olarak aldığı ürün bedelini kasaya teslim etmeden kendi kredi kartı ile ödemeyi yaparak işlemi tamamlaması nedenine dayalı haklı fesih savunmasında bulunmuştur.<br />
Mahkemece, &#8220;&#8230;taraflar arasında iş akdinin işveren tarafından feshedildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacının nakit alışverişi kendi kredi kartı ile ödemesi olayının tutanak altına alındığı, olayın davacı tarafça da inkar edilmediği, ancak ödemenin davalı işveren tarafından alınmış olması, tanık beyanına göre, daha önce de bu şekilde davranan çalışanların olduğu beyanı karşısında davacının eylemi ile fesih arasında orantısızlık olduğu kanaatiyle iş akdinin haklı sebeple feshedilmediğinden &#8230;&#8221; gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri kabul edilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.<br />
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme kabulünde olduğu gibi davacının da 16.01.2014 tarihli savunma tutanağı isimli belgedeki &#8221; &#8230; Maddi sıkıntıdan dolayı kendi kredi kartından çekmiş bulundum belki bu ödemem uygun bir davranış değildi, acilen ödemem gereken taksitimden dolayı böyle bir olaya giriştim &#8221; şeklindeki açık kabul karşısında davacının eylemi sabittir.<br />
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının işyerinde çalışırken müşteriden tahsil ettiği nakit bedeli iş yerine vermek yerine müşterinin alış veriş tutarını kendi kredi kartını kullanmak suretiyle gelişen eyleminin doğruluk ve bağlılığa aykırı olduğu anlaşıldığından mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.<br />
F) SONUÇ:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin görevini yapmamakta ısrar etmesi haklı nedenle fesihtir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iscinin-gorevini-yapmamakta-israr-etmesi-hakli-nedenle-fesihtir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2020 09:43:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[fesih nedenine dayanak yapılan eylem]]></category>
		<category><![CDATA[işçinin görev tanımı ve sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[işçiye verilen görev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6609</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2011/54351 E.  ,  2014/3898 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : ADANA 5. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2011 NUMARASI : 2010/941-2011/973 DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iscinin-gorevini-yapmamakta-israr-etmesi-hakli-nedenle-fesihtir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2011/54351 E.  ,  2014/3898 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : ADANA 5. İŞ MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 30/11/2011<br />
NUMARASI : 2010/941-2011/973<br />
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkeme, davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I<br />
A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı, davacının hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı olarak iş akdinin feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
D) Temyiz:<br />
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.<br />
E) Gerekçe:<br />
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2- İş sözleşmesinin, işveren tarafından hatırlatıldığı halde işçinin görevlerini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.<br />
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hükme bağlanmıştır.<br />
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile getirilebilecek sınırlamalar ile işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.<br />
1475 sayılı Yasada işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı Yasa ile işçinin “görevi yapmamakta ısrar etmesi” kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardından sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz etmelidir.</p>
<p>İşveren tarafından fesih öncesinde, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.<br />
İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.<br />
İşçiye yapılacak hatırlatmada/uyarıda, işçiye yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez. Ancak, işveren tarafından işçiye bu yönde bir bildirim yapılmış ise, işçinin yeni bir eylemi gerçekleşmedikçe, önceki eylemlerine dayanılarak iş akdi feshedilemez.<br />
İşçinin, verilen görevin bir kısmını yapmış olması halinde, bu davranışının nedenleri üzerinde durulmalı ve işverenin haklı fesih imkânının olup olmadığı, gerekirse uzman bilirkişilerce değerlendirilmelidir.<br />
Somut olayda yerel mahkemece, işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından hatırlatıldığı halde işçinin görevlerini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği kabul edilmiş ve davacının kıdem ve ihbar tazminatı istemleri reddedilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.<br />
Mahkemece yapılacak iş, davacının görev tanımı ve sorumluluğunun işyerinde çalışan işçi sayısı ile birlikte değerlendirmektir. Dosya içerinde davalıya ait işyerinde çalışan işçi sayısı anlaşılmamaktadır. Mahkemece görev tanımı ile işçiye verilen görevlerin işçi tarafından yerine getirebilme imkanının olup olmadığı araştırılıp değerlendirilmemiştir. Davalı tarafından fesih nedenine dayanak yapılan, son kullanma tarihi geçmiş olan ürünlerin rafta tutularak envanterde fazla oluşturulduğu savunmasına, davacı tarafından söz konusu malların envanter kaydından düşülüp düşülmediğinin tespit edilmeksizin değer verilemez. Mahkemece, belirtilen bu eksiklikler giderilmeksizin yazılı gerekçe ile karar verilmesi isabetsizdir.<br />
F) Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
