<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hizmet tespit davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/hizmet-tespit-davasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 07:45:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>hizmet tespit davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hizmet tespiti davasında hizmet süresi ve ücret tespiti yönünden verilen karar alacak davası bakımından kesin delil teşkil eder.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespiti-davasinda-hizmet-suresi-ve-ucret-tespiti-yonunden-verilen-karar-alacak-davasi-bakimindan-kesin-delil-teskil-eder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 07:45:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bekletici mesele]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[tespit davasının bekletici mesele olması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=10038</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2022/5847 E.  ,  2022/8493 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : &#8230; 28. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : &#8230; 32. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespiti-davasinda-hizmet-suresi-ve-ucret-tespiti-yonunden-verilen-karar-alacak-davasi-bakimindan-kesin-delil-teskil-eder/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2022/5847 E.  ,  2022/8493 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<p>BÖLGE ADLİYE<br />
MAHKEMESİ : &#8230; 28. Hukuk Dairesi</p>
<p>DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>
<p>İLK DERECE<br />
MAHKEMESİ : &#8230; 32. İş Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların başvurularının esastan reddine, davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:</p>
<p>I. DAVA<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıların bünyesinde ve Türkmenistan’da bulunan işyerinde 01.12.2004-31.03.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın sona erdirildiğini, çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini, uzun süre baskı altına alındığını ve ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.</p>
<p>II. CEVAP<br />
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının&#8230;unvanlı şirketin işçisi olduğunu, &#8230; Şirketinin bu Şirkette bir ortaklığının bulunmadığını, diğer davalı &#8230; Holdingin ortaklığının da davalı olmaya yeter olmadığını, her iki davalı yönünden de davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının alacaklarından sorumlulukları olmadığını, davacının 2.700,00 USD ücret aldığı iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacının istifa ile iş sözleşmesinin sonlanması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.</p>
<p>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtlarına göre davalılar bünyesinde 12 yıl, 3 ay, 29 gün çalıştığı, iş sözleşmesinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona erdiği hususunun işverence ispat edilmesi gerekmekte olup davacının iş sözleşmesinin tazminata hak kazandırmayacak şekilde sonu erdiğinin işveren tarafından ispat edilememesi karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre işyerinde fazla çalışma yapıldığının ispatlanamadığı, ancak resmî ve dinî bayramların bazılarında, bazı hafta tatili günlerinde çalışıldığı, karşılığı ücretlerin ise ödenmediği, davacının çalışması kesintisiz kabul edildiğinden bu süre içinde yurda dönüşünde izinli olduğuna ilişkin kanaat hasıl olmakla yıllık ücretli izin alacağı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>IV. İSTİNAF<br />
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br />
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>
<p>B. İstinaf Sebepleri<br />
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyadaki belgelere ve tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığının ispatlandığını, müvekkilin Türkiye&#8217;de bulunduğu tüm sürelerin yıllık ücretli izin olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>
<p>2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davacı işçinin yurt içinde olduğu süreleri ve bu sürelere tekabül eden hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günü alacaklarını düşmeden, bu yöndeki itirazları doğrultusunda ek rapor almadan karar verildiğini, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, hesaplamaların hatalı olduğunu, davacının üçlü vardiya sisteminde çalıştığını, dava ve ıslah tarihi itibarıyla alacakların zamanaşımına uğradığını, bilirkişinin yaptığı hesaplamanın baştan sona hatalı ve yanlış olduğunu, davacının iş sözleşmesine bizzat kendisinin son verdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığını, davacı ve tanıklarının menfaat ve husumet birliği içinde hareket ettiklerini, bu nedenle tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>
<p>C. Gerekçe ve Sonuç<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine göre davacının davalılara ait yurt dışı işyerinde çalıştığı, iş sözleşmesinin tazminata hak kazanılamayacak şekilde sona erdiğine ilişkin ispat yükü üzerine düşen davalılar tarafından feshin tazminat ödenmeyecek şekilde gerçekleştiği olgusunun ispatlanamadığı, bu nedenle yapılan feshin haksız ve geçersiz olduğu, ayrıca davacıya herhangi bir ihbar önelinin de verilmediği, davacının Bölge Adliye Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği gibi 3 saat fazla çalışma yaptığı ve karşılığının ödenmediği, bu durumda 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının fazla çalışma ücreti alacağının kabulüne karar vermek gerektiği, ayrıca davacının karşılığı ödenmeyen hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu, davacının hak kazandığı izin süresinden (210 gün) çok daha fazla bir süre (300 gün) yurt içinde kaldığı göz önüne alındığında yıllık izin ücreti alacağının reddinde isabetsizlik görülmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ücret alacaklarına yönelik hesaplamaların 01.03.2014 tarihinden itibaren hesaplandığı tespit edildiğinden dava ve ıslahtan sonra zamanaşımına uğrayan bir alacak üzerinden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>V. TEMYİZ<br />
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br />
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.</p>
<p>B. Temyiz Sebepleri<br />
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin Türkiye&#8217;de bulunduğu tüm sürelerin yıllık ücretli izin olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve yıllık izin ücreti alacağının reddi kararının hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>
<p>2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine &#8230; 46. İş Mahkemesinin 2021/223 Esaslı dosyasında hizmet tespiti davası açıldığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının üçlü vardiya sisteminde çalıştığı ve fazla çalışma alacağı bulunmadığını, dava ve ıslah tarihi itibarıyla alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesine bizzat kendisinin son verdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığını, davacı ve tanıklarının menfaat ve husumet birliği içinde hareket ettiklerini, bu nedenle tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>
<p>C. Gerekçe<br />
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br />
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespit davasının bekletici mesele yapılmasının gerekip gerekmediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı, hesaplanması, ödenip ödenmediği ve alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.</p>
<p>2. İlgili Hukuk<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun &#8220;Bekletici Sorun&#8221; kenar başlıklı 165 inci maddesinin ilgili bölümü şöyledir:<br />
&#8220;Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.<br />
&#8230;&#8221;</p>
<p>3. Değerlendirme<br />
1. Bir davadaki asıl sorun hakkında karar verilebilmesi için daha önce çözülmesi gereken bir sorunun başka bir mahkeme tarafından başka bir davada karara bağlanması gereken hâllerde bekletici mesele söz konusu olur.</p>
<p>2. Derdest olan bir davanın sonuçlanmasının başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için bekletici mesele yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması ve iki dava arasında bağlantı bulunması gerekir. Mevcut olup olmadığı diğer davada kesin olarak karara bağlanacak olan hukuki ilişkinin, kısmen veya tamamen bekletilerek davaya etkili olması başka bir ifadeyle diğer dava hakkında verilecek hükmün bekletilerek davada verilecek hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir.</p>
<p>3. Dosya içeriğine göre davalılar vekili temyiz dilekçesinde, davacı tarafından davalılar aleyhine hizmet tespit davası açıldığını beyan etmiş olup bu kapsamda Dairemizin 08.06.2022 tarihli Daire Eksiklik Talebi yazısı ile &#8220;hizmet tespit davasının hangi aşamada olduğu ve kesinleşip kesinleşmediği Mahkemesinden sorularak buna ilişkin belgelerin gönderilmesi&#8221; istenmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen cevabi yazı ile söz konusu hizmet tespit davasına ait tensip ve duruşma zaptı gönderilmiştir. Bu belgelerin incelenmesinde, davacı tarafından davalılar aleyhine &#8230; 46. İş Mahkemesinin 2021/223 Esas sayılı dosyasında 10.12.2021 tarihinde açılan hizmet tespit davasının yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır.</p>
<p>4. Hizmet tespiti davasında hizmet süresi ve ücret tespiti yönünden verilen karar alacak davası bakımından kesin delil teşkil eder. Bu davada verilen karar, eldeki alacak davasında hüküm altına alınacak hakların hesap unsuru olan hizmet süresini ve ücreti doğrudan etkileyeceğinden hizmet tespiti davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekmektedir. Buna göre, davacının açtığı hizmet tespit davasının neticesi beklenerek davanın sonucuna göre dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının işçilik alacaklarının belirlenmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.</p>
<p>VI. KARAR<br />
Açıklanan sebeplerle,<br />
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,</p>
<p>Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,</p>
<p>Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,</p>
<p>Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</p>
<p>29.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, ispat yükü, bir tarafa yüklenemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kamu-duzenini-ilgilendiren-hizmet-tespiti-davalarinda-ispat-yuku-bir-tarafa-yuklenemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 08:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinde çalışan öteki kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[müfettiş raporları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9930</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu         2019/532 E.  ,  2022/853 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “Hizmet tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi sıfatıyla) verilen davalı şirket yönünden davanın reddine, davalı &#8230; yönünden davanın kabulüne ilişkin karar davalı &#8230; ve fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kamu-duzenini-ilgilendiren-hizmet-tespiti-davalarinda-ispat-yuku-bir-tarafa-yuklenemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hukuk Genel Kurulu         2019/532 E.  ,  2022/853 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</p>
<p>1. Taraflar arasındaki “Hizmet tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi sıfatıyla) verilen davalı şirket yönünden davanın reddine, davalı &#8230; yönünden davanın kabulüne ilişkin karar davalı &#8230; ve fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.<br />
2. Direnme kararı davalı &#8230; ve fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.<br />
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>
<p>I. YARGILAMA SÜRECİ<br />
Davacı İstemi:<br />
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.10.2012-29.03.2014 tarihleri arasında Büyükyoncalı Belediyesinde alt işverenler değişmesine rağmen kesintisiz çalıştığını, 31.12.2012-05.01.2013 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin sigorta primlerinin ödenmediğini, işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davada mahkemece hizmet tespiti davası açması için kendilerine süre verildiğini ileri sürerek 16.10.2012- 29.03.2014 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen ve prim ödenmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br />
Davalı Cevabı:<br />
5. Davalı &#8230; vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesinde Belediyenin asıl işlerinden olan temizlik ve çöp toplama işlerini üçüncü kişilere gördürme olanağı tanındığını, deliller arasında yer alan hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameler incelendiğinde sözleşmeye konu işin görülmesi ile ilgili olarak tüm personelin, araç ve gereçlerin yüklenici tarafından temin edildiğini, hizmetin bir bütün olarak diğer davalıdan alındığını, sözleşmeden anlaşılacağı üzere yönetim hakkının yükleniciye ait olduğunu, ayrıca 16.10.2012-29.03.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerin tespitinin talep edilmesine rağmen bu döneme ilişkin hizmetlerin Kuruma bildirilmiş olması sebebiyle tespit isteminde hukukî yarar bulunmadığını belirterek davanın öncelikle taraf sıfatı yokluğundan, aksi takdirde esastan reddini savunmuştur.<br />
6. Davalı &#8230; Hiz. Tur. İnş. Mak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır.<br />
7. Fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum/&#8230;) vekili; davacının davalı işyerinde 16.10.2012 ile 29.03.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını iddia etmesine rağmen Kurum kayıtları incelendiğinde davacının iddialarının yerinde olmayıp çalıştığı sürelerin bildirildiğini, hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle özel bir duyarlılıkla yürütülüp karara bağlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br />
Mahkeme Kararı:<br />
8. Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 25.01.2016 tarihli ve 2015/137 E., 2016/59 K. sayılı kararı ile; davacının 6360 sayılı Kanun gereği kapatılan Büyükyoncalı Belediyesinin devredildiği davalı &#8230; Belediyesine ait işyerinde Belediyenin işlerinde farklı alt işverenlerin işçisi olarak davalı &#8230; Hizmetleri Limited Şirketine bağlı olarak ise 31.12.2012 tarihine kadar çalıştığı, 05.01.2013 tarihinden itibaren farklı bir alt işveren işçisi olarak sigortalı hizmetlerinin bildirildiği, davacının sigorta hizmetlerinin bildirilmediği 31.12.2012-05.01.2013 tarihleri arasında ise önceki ihalenin bitmiş olmasına ve bir sonraki alt işverenin işe başlamamasına rağmen davacının kapatılan Büyükyoncalı Belediyesi tarafından kendi işlerinde kesintisiz çalıştırılmaya devam ettirildiği, alt işveren-asıl işveren ilişkisinin bulunmadığı bu dönemde Eray Temizlik Hizmetleri Limited Şirketine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı &#8230; Hiz. Tur. İnş. Mak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, davalı &#8230; yönünden davanın kabulüne, davacının kapatılan Büyükyoncalı Belediye Başkanlığı (6360 sayılı Kanun gereği &#8230;) nezdinde 31.12.2012-05.01.2013 tarihleri arası günlük 32,62TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.<br />
Özel Dairenin Bozma Kararı:<br />
9. Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı &#8230; ve fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.<br />
10. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.02.2018 tarihli ve 2016/12221 E., 2018/1513 K. sayılı kararı ile; “..Dava, davacının 16.10.2012-29.03.2014 tarihleri arasında davalı Belediyede geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece,Davanın davalı &#8230; Hiz. Tur. İnş. Mak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti yönünden reddine; davanın davalı &#8230; yönünden kabulüne, davacının kapatılan Büyükyoncalı Belediye Başkanlığı (6360 Sayılı Kanun gereği &#8230;) nezdinde 31/12/2012-05/01/2013 tarihleri arası günlük 32,62 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.<br />
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa&#8217;nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay&#8217;ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.<br />
Öte yandan; davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşudur. Bu nedenle, davalı işyerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Kuruma hizmet bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğinin araştırılması gerekir.<br />
Somut olayda ; tespitine karar verilen sürelerde davacının fiilen çalışıp çalışmadığı ve çalışmış ise işverinin kim olduğu hususları her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulmadan eksik araştırma ve inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.<br />
Yapılacak iş, davacının ihtilaflı dönemde çalışması bildirilen işyerlerinin tescil dosyalarını davalı kurumdan istemek, öncelikle davalı &#8230; ile davacı adına bildirim yapılan ilgili işyerleri arasında bir alt-üst işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığını belirleyebilmek için taraflar arasında imzalanan ihale sözleşmelerini getirmek, davalı &#8230; ile hangi tarih aralığında hangi işyerleri ile ihale sözleşmesinin yapıldığını tespit etmek, davacının Kurum&#8217;a bildirilmeyen hizmetlerinin sözleşme arası dönemler mi olduğu yoksa dava dışı işyerleri tarafından Kurum&#8217;a eksik bildirim mi yapıldığı hususu üzerinde durarak eğer ihale süresince veya dava dışı işyerlerinin Kanun kapsamında olduğu veya kapsama alınabilecek nitelikte ve faal olduğu ancak hizmetin bildirilmediği kesintili dönem içerisinde eksik bildirim var ise dava dışı şirketlere husumet yöneltmesi için davacıya mehil vermek, dahil edilen dava dışı işyerlerinin göstereceği bütün delilleri toplamak, ilgili işyerlerine ait hizmet tespiti istemine ilişkin olan ihtilaf konusu dönemler için işyerlerinin bordrolu tanıklarını re&#8217;sen tespit ederek duruşmalarda dinlemek, hizmet alımlarının ve ilgili işyerlerinin faaliyetlerinin olmadığı davalı &#8230;&#8217;ndan talep edilebilecek olan hizmet tespiti istemine ilişkin olan ihtilaf konusu dönemler için ise Belediye Başkanlığı&#8217;nın şef, amir, müdür, muhasebe çalışanı gibi yetkili kişilerini re&#8217;sen tespit ederek duruşmalarda dinlemek, davacının Mahkemece hizmet tespitine karar verilen dönemde ücretini ne şekilde aldığını araştırmak, bu konuda davacının beyanını almak, ücretini nasıl aldığını, kim tarafından nasıl ödendiğini sormak, gerek Belediye Başkanlığı&#8217;ndan gerek ilgili işyerlerinden ücret bordroları, puantaj kayıtları ve bulunması halinde davacının işyeri şahsi sicil dosyasını getirmek, davalı &#8230; nezdinde davacı sigortalının çalışmalarına ilişkin herhangi bir kayıt içeren belgelerin bulunmamasının haklı ve izah edilebilir bir nedene dayanması halinde dinlenen tanık beyanlarına itibar etmek ve sonucuna göre çalışmanın gerçek ve fiili çalışmaya dayandığı her türlü şüpheden uzak bir biçimde açıkça ortaya konulduktan sonra karar vermekten ibarettir.<br />
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br />
O halde davalı Kurum ve davalı &#8230; vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır&#8230;” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.<br />
Direnme Kararı:<br />
11. Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 03.10.2018 tarihli ve 2018/247 E., 2018/960 K. sayılı kararı ile; davacının 31.12.2012 tarihinden önce ve 05.01.2013 tarihinden sonra davalı Belediyede alt işveren işçisi olarak çalıştığı, anılan tarihler arasında da kesintisiz bir şekilde davalı Belediyede çalışmaya devam ettiğinin tüm tanıklar tarafından doğrulandığı, Belediyenin temizlik işlerini başka şirketlere ihale ile verdiği dikkate alındığında 31.12.2012-05.01.2013 tarihleri arasındaki kısa sürede Belediyenin temizlik işlerinin başka bir şirkete ihale edilmesinin veya bu süre boyunca Belediyenin temizlik işlerinin durmasının da hayatın olağan akışına aykırı olacağı, aynı tarihlerdeki çalışmaların tespitine yönelik açılan davalarda aynı yönde verilen kararların Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onandığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.<br />
Direnme Kararının Temyizi:<br />
12. Direnme kararı süresi içinde davalı &#8230; ve fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>II. UYUŞMAZLIK<br />
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hizmet tespiti istemine ilişkin eldeki davada mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>
<p>III. GEREKÇE<br />
14. 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 20&#8217;inci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” yönünde düzenleme bulunmaktadır.<br />
15. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (506 sayılı Kanun); bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun hükümleridir.<br />
16. Öncelikle ifade etmek gerekir ki 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır.<br />
17. Bunlar:<br />
i. Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet sözleşmesine dayanması,<br />
ii. İşin işverene ait işyerinde ya da işyerinden sayılan yerlerde iş organizasyonu içerisinde yapılması,<br />
iii. Çalışanın 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen istisnalardan olmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur.<br />
18. Dolayısıyla sigortalı olarak çalışabilmenin temel koşulu, hizmet sözleşmesine dayalı çalışmanın bulunmasıdır. Bu anlamda bir sözleşme, hizmet sözleşmesi olarak kabul edilmediğinde sigortalılıktan söz edilmesi de mümkün olmayacaktır.<br />
19. İşçi ve sigortalı kavramlarının tanımında hizmet sözleşmesinden hareket edilmekteyse de 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) ile yürürlükten kaldırılan 1475 sayılı İş Kanunu’nda ve mülga 506 sayılı Kanun’da bu sözleşmenin tanımına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” tanımlaması yapılmıştır. Belirtmek gerekirse, 4857 sayılı İş Kanunu’nda “Hizmet akdi” sözcüğü terk edilmiş, yerine “İş sözleşmesi” ifadesi kullanılmıştır.<br />
20. Hizmet akdi, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 313. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurları belirgin iken, 4857 sayılı Kanun’da daha önce Anayasa Mahkemesi ve öğretinin de kabul ettiği gibi “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 3/11. maddesinde ise, hizmet akdinin 22.04.1926 tarihli ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda tanımlanan hizmet akdini ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesini veya hizmet akdini ifade edeceği belirtilmiştir.<br />
21. Hemen belirtilmelidir ki, 5510 sayılı Kanun’un atıf yaptığı 818 sayılı Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6098 sayılı Kanun’un 393. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de ona zamana ve yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir”. Bu hâliyle 5510 sayılı Kanun’un 3/11. maddesi uyarınca 818 sayılı Borçlar Kanunu’na yapılan atfın artık 6098 sayılı Kanun’un 393/1. maddesine yapıldığının kabulü gerekecektir.<br />
22. Sigortalılık niteliğinin kazanılması açısından işveren ile çalıştırılan kişi arasında hizmet sözleşmesinin yapılması tek başına yeterli değildir. Ayrıca işin işverene ait işyerinde ya da işyerinden sayılan yerlerde yapılması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre işyeri, sigortalı sayılanların maddi olan veya olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir. İşyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçlar da işyerinden sayılır.<br />
23. Ayrıca 5510 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesinde öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kişilerin aynı Kanunun 6. maddesinde sayılan istisnalar kapsamında bulunmaması gerekir. Çalıştırılanların, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 5510 sayılı Kanun&#8217;un 92. maddesinde yer alan açık hüküm gereğidir.<br />
24. Ne var ki, sigortalıların bazı haklardan yararlanmaları öncelikle Kuruma bildirilmeleri, belirli süre prim ödemiş olmaları ve kanunun gerektirdiği bilgilerin açık bir şekilde bilinmesi koşullarına da bağlıdır. Anılan bilgi ve belgelerin Kuruma ulaştırılmaması veya eksik ulaştırılması hâlinde ise bildirimsiz (kaçak) çalıştırma olgusu ortaya çıkacaktır. Bu durum, prim ve gelir vergisi ödememek için işverenlerce sıklıkla başvurulan bir yoldur. İşte bu noktada, işçinin birtakım yasal haklardan yararlanabilmesi için sigortalı hizmetinin tespitini istemesi gereği ortaya çıkmaktadır.<br />
25. Somut olayda davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin 9. fıkrasında ise “Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” hükmüne yer verilmiştir.<br />
26. Sigortalı tarafından açılan hizmet tespiti davasında her türlü delille kanıtlanabilen çalışma olgusunun usulünce belirlenmesinden sonra bu çalışmanın sigortalı çalışma olup olmadığı ve çalışılan zaman üzerinde durulmalıdır.<br />
27. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında, özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi söz konusudur.<br />
28. Sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Yargıtayın yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü, bir tarafa yüklenemez.<br />
29. Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı ile yapılan işin Kanun kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır. Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu ancak bu koşullar varsa inceleme konusu yapılabilecektir.<br />
30. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar zabıta marifetiyle araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak, tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir.<br />
31. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak, elde edilen bilgilerin ifadelerde belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir.<br />
32. Diğer taraftan bu davalarda, işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukukî bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.<br />
33. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2018 tarihli ve 2016/21-2358 E., 2018/1289 K.; 12.03.2019 tarihli ve 2015/10-1862E., 2019/280 K.; 16.12.2020 tarihli ve 2017/21-2336 E., 2020/1044 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir.<br />
34. Somut olayda davalı şirket tarafından davacı adına 16.10.2012 tarihinde işe giriş bildirgesi, 31.12.2012 tarihinde işten ayrılış bildirgesi verildiği, anılan tarihler arasında hizmetlerinin Kuruma bildirildiği, 05.01.2013-17.01.2013 tarihleri arasında dava dışı Hadid Metal Tem. Hizm. Tic. Ltd. Şti.; 17.01.2013-16.04.2013 tarihleri arasında yine dava dışı Hadid Adi Ortaklığından bildirilen çalışmalarının bulunduğu, Mahkemece komşu işyeri araştırması yapıldığı ve davacı tanığı Büyükyoncalı Belediyesi Fen İşleri Müdürü ile Büyükyoncalı Yeni Mahalle muhtarı ve Merkez Mahallesi muhtarlarının dinlendiği, tanıkların davacının çalışmalarının kesintisiz olduğunu beyan ettikleri, yapılan yargılama sonucu 6360 sayılı Kanun ile kapatılan Büyükyoncalı Belediyesinin temizlik işlerini başka şirketlere ihale ile verdiği, ihaleler arasındaki kısa sürelerde temizlik işlerinin durmayacağı gerekçesiyle davacının 31.12.2012-05.01.2013 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br />
35. Davacı ile birlikte aynı tarihlerdeki çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği iddiasıyla başka işçiler tarafından açılan davalarda aynı yönde verilen hizmet tespitine ilişkin kararların Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından onandığı görülmüştür.<br />
36. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre; tanıkların davacının çalışmalarının kesintisiz devam ettiği yönündeki beyanları, anılan kısa sürede Belediyenin temizlik işlerinin durmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ihaleler arasında oluşan boşlukların ihale işlemlerinden kaynaklanan prosedür gereği olduğu, davalı Belediyeye karşı aynı tarihlerdeki hizmetlerin tespitine yönelik açılan davalarda verilen kararların Yargıtay tarafından onandığı dikkate alındığında davacının uyuşmazlık konusu yapılan ve mahkemece tespitine karar verilen tarihler arasındaki sürede çalıştığının toplanan kanıtlarla ispatlandığı sonucuna varılmıştır.<br />
37. Hâl böyle olunca usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir.</p>
<p>IV. SONUÇ:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
Davalı &#8230; ve fer’î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının ONANMASINA,<br />
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,<br />
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fazla çalışmanın tespiti noktasında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar göz önüne alınabilir ve işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılabilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/fazla-calismanin-tespiti-noktasinda-herkesce-bilinen-genel-bazi-vakialar-goz-onune-alinabilir-ve-iscinin-fiilen-yaptigi-isin-niteligi-ve-yogunluguna-gore-de-fazla-calisma-olup-olmadigi-arastirilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2022 09:26:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[fazla çalışma süresi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet başlangıç süresinin tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9543</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2021/3190 E.  ,  2021/7329 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/fazla-calismanin-tespiti-noktasinda-herkesce-bilinen-genel-bazi-vakialar-goz-onune-alinabilir-ve-iscinin-fiilen-yaptigi-isin-niteligi-ve-yogunluguna-gore-de-fazla-calisma-olup-olmadigi-arastirilabilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2021/3190 E.  ,  2021/7329 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br />
DAVA TÜRÜ : ALACAK</p>
<p>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I<br />
Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili, davacı işçinin, davalı işverene ait işyerinde 01.05.2004-09.01.2013 tarihleri arasındaki dönemde çalıştığını, davalı işverenin yılbaşında küçülmeye gidileceğini, iş bulanların tüm özlük haklarının ödeneceğini söylediğini, davacı işçinin de bu kapsamda işten ayrıldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.<br />
Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili, öncelikle yetki yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı işçinin 14.09.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, 10.01.2013 tarihinden itibaren mazeretsiz işe gelmediği için işten çıkartıldığını, ücret ve fazla çalışma ücret alacaklarının 22.01.2013 tarihinde hesabına havale edildiğini, haklı nedenle işten çıkartıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
Temyiz:<br />
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.<br />
Gerekçe:<br />
1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br />
2-Taraflar arasında kıdem tazminatına esas alınan hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.<br />
Dosya içeriğine göre; davacının dava dilekçesi ile 01.05.2004 tarihinde çalışmaya başladığını iddia ederek hem alacak hem de hizmet tespiti davasını aynı anda açtığı, davalının ise davacının 14.09.2010 tarihinde işe başladığını savunduğu, Mahkemece davacının hizmet tespiti talebinin dosyadan tefrik edilmesine karar verildiği, davacının 12.01.2010 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığı kabul edilerek alacak talepleri konusunda davanın sonuçlandırıldığı, dairemizce, mahkemenin davacının hizmet tespit davası kararının neticelenip kesinleşmesini bekleyerek tazminat ve işçilik alacakları talebinin hüküm altına alınması gerektiği şeklinde kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.<br />
Mahkemece tefrik edilen hizmet tespiti davası takip edilmediğinden 01.10.2015 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verilerek sonlanmıştır. Hizmet tespiti davasını takip etmeyen davacı vekili 05.02.2019 tarihli celsedeki beyanında, hesaplama yapılan dönemde çok fazla bir fark olmadığını, bu nedenle hizmet tespiti davasını açmadıklarını beyan etmiştir. Bu beyan doğrultusunda mahkemece hizmet başlangıç tarihi 14/09/2010 esas alınarak dava konusu alacaklar bakımından hesaplama yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, diğer alacaklar bakımından bu tarih dikkate alınmışken, kıdem tazminatı alacağı yönünden hizmet başlangıcı 12.01.2010 tarihi esas alınmıştır.<br />
Dosya kapsamından, davacının kayıtlarda gösterilen süre dışındaki çalışma iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının davalı işyerinde kayıtlarda gösterilen hizmet süresi ile sınırlı olarak çalıştığının kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.<br />
3-Taraflar arasında, davacı işçinin fazla mesai ücretine hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.<br />
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.<br />
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.<br />
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu fazla çalışma alacağı, davacının haftanın 5 günü günde 9 saat, haftada 45 saat çalıştığı, bu çalışmaya ilave olarak ayda 3 cumartesi günü 8 saat, ayda hafta içi 20 günde ise günde 3,5 saat fazla mesai yaptığı kabulü ile hesaplanmış ise de, dosyadaki bilgi ve belgeler özellikle davacı ve davalı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı işçinin davalı işyerinde hafta içi 45 saat çalıştığı bu sürede fazla mesai olmadığı ancak ayda 3 cumartesi günü 8’er saat, ayda hafta içi 15 günde ise 2,5’ar saat fazla çalışma yaptığının kabul edilmesi dosya kapsamına daha uygun düşecek olduğu halde, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.<br />
Sonuç:<br />
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.03.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet tespiti davalarında, işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu zorunlu dava arkadaşıdır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespiti-davalarinda-isveren-ile-sosyal-guvenlik-kurumu-zorunlu-dava-arkadasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2021 07:03:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[tespiti istenilen çalışma dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8217</guid>

					<description><![CDATA[21. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2014/3723 E. &#160;, &#160;2015/2334 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün davalı kurum ve &#8230; vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespiti-davalarinda-isveren-ile-sosyal-guvenlik-kurumu-zorunlu-dava-arkadasidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>21. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2014/3723 E. &nbsp;, &nbsp;2015/2334 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi<br><br>Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.<br>Hükmün davalı kurum ve &#8230; vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.<br><br>K A R A R<br><br>Dava, davacının 17.12.1987 ile 18.12.1989 tarihleri arasında &#8230;&#8217;nin temizlik işlerini ihale ile alan Yeni Reji Ltd. Şti.&#8217;nde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı &#8230;. tarafından 17.12.1987 tarihinde işe başladığına dair bildirgenin Kurum&#8217;a verildiği, adına hizmet bildiriminde bulunulmadığı ve hizmet cetvelinde gözüken ilk sigortalı çalışmanın 1.11.1995 tarihinde başladığı, &#8230; tarafından 1987-1988-1989 yıllarında temizlik işlerinin &#8230; tarafından yerine getirildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.<br>Taraf ehliyeti dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında re’sen gözönünde tutulması gerekir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir.<br>Hizmet tespiti davalarında, davacının tespitini istediği çalışmanın geçtiği işyerinin sahibi olan gerçek ya da tüzel kişi işveren, Sosyal Güvenlik Kurumu ile zorunlu dava arkadaşıdır. Hal böyle olunca, işveren dışındaki gerçek ya da tüzel kişilere bu davada husumet yöneltilemez.<br>Yapılacak iş, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin &#8230; olması nedeniyle ve &#8230; Rektörlüğü&#8217;ne husumet düşmeyeceği için, tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.<br>Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br>O halde, davalı Kurum ve &#8230; Rektörlüğü vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.<br>SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet Tespitinde Hak Düşürücü Sürenin İşlemeyeceği Durumlar</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespitinde-hak-dusurucu-surenin-islemeyecegi-durumlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 09:25:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmaların davalı kuruma bildirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hak düşürücü süre]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[işe giriş bildirgesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=4938</guid>

					<description><![CDATA[                                                                                       21. HUKUK DAİRESİ                   ... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hizmet-tespitinde-hak-dusurucu-surenin-islemeyecegi-durumlar/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="block-outer js-threadStatusField">
<div class="blockStatus blockStatus--info">
<div class="blockStatus-message">
<dl class="pairs pairs--columns pairs--fixedSmall">
<dd>                                                                                       <strong>21. HUKUK DAİRESİ  </strong></dd>
<dd><strong>                                         Esas No 2018/334 Karar No 2019/1181 Karar Tarihi 21 Şubat 2019</strong></dd>
</dl>
</div>
</div>
</div>
<div class="block-container lbContainer" data-xf-init="lightbox select-to-quote" data-message-selector=".js-post" data-lb-id="thread-648" data-lb-universal="0">
<div class="block-body js-replyNewMessageContainer">
<article id="js-post-673" class="message message--post js-post js-inlineModContainer  " data-author="Yargı Kararları" data-content="post-673">
<div class="message-inner">
<div class="message-cell message-cell--main">
<div class="message-main js-quickEditTarget">
<div class="message-content js-messageContent">
<div class="message-userContent lbContainer js-lbContainer " data-lb-id="post-673" data-lb-caption-desc="Yargı Kararları · 8 Haz 2019 14:12'de">
<article class="message-body js-selectToQuote">
<div class="bbWrapper">
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,</p>
<p>Dava, davacının 01.10.1998-16.01.2002 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.</p>
<p>Davalılar; yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.</p>
<p>Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 16.12.1998-16.01.2002 tarihleri arasında belirtilen süreler kadar davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.</p>
<p>Davalı işveren süre tutum dilekçesinde eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirtmiştir.</p>
<p>Davalı Kurum, süre tutum dilekçesinde herhangi bir istinaf sebebi belirtmemiştir.</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu ; davacının, davalı işyerinde iddia ettiği çalışmasının fiilen sona erdiği tarihin 05.11.2002 olması nedeniyle 2002 yılının sonundan itibaren beş yıl içinde, yani en geç 2007 yılı sonuna kadar sigortalılık süresinin tespiti davasını açması gerekirken, incelemeye konu davanın 25.04.2014 tarihinde açıldığı, davanın, 506 sayılı Yasa&#8217;nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 86. maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile, davalıların istinaf istemlerinin kabulü ile HMK&#8217;nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kararının kaldırılarak yerine, davanın reddine karar vermiştir.</p>
<p>Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 2002 yılında geçen çalışmalarının Kurum kayıtlarında gözüktüğünü, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmediğini belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir.</p>
<p>Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa&#8217;da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.</p>
<p>İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği&#8217;nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun&#8217;un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasadan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )</p>
<p>Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerince davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı ancak, 17.01.2002-05.11.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı ve çalışma olgusunun yöntemince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.Somut olayda, davacının davalı işyerinde geçen bir kısım çalışmaları Kurum kayıtlarında olup, artık hak düşürücü süre işlemeyecektir. Ayrıca çalışma kesintisiz ise, bildirim yapılan sürelerden önceki dönem yönünden de hak düşürücü süre oluşmayacaktır.Yapılacak iş, davacının 01.10.1998-16.01.2002 tarihleri arasındaki süreye ilişkin talebi yönünden işin esasına girilerek toplanan deliller doğrultusunda karar vermekten ibarettir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, yukarıda açıklanan nedenlerle kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASI gerekmiştir.</p>
<p><b>SONUÇ:</b> Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</div>
</article>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
