Yargıtay Kararı

Fazla çalışmanın tespiti noktasında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar göz önüne alınabilir ve işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılabilir.

Fazla çalışmanın tespiti noktasında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar göz önüne alınabilir ve işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılabilir.

9. Hukuk Dairesi         2021/3190 E.  ,  2021/7329 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin, davalı işverene ait işyerinde 01.05.2004-09.01.2013 tarihleri arasındaki dönemde çalıştığını, davalı işverenin yılbaşında küçülmeye gidileceğini, iş bulanların tüm özlük haklarının ödeneceğini söylediğini, davacı işçinin de bu kapsamda işten ayrıldığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, öncelikle yetki yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı işçinin 14.09.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, 10.01.2013 tarihinden itibaren mazeretsiz işe gelmediği için işten çıkartıldığını, ücret ve fazla çalışma ücret alacaklarının 22.01.2013 tarihinde hesabına havale edildiğini, haklı nedenle işten çıkartıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında kıdem tazminatına esas alınan hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğine göre; davacının dava dilekçesi ile 01.05.2004 tarihinde çalışmaya başladığını iddia ederek hem alacak hem de hizmet tespiti davasını aynı anda açtığı, davalının ise davacının 14.09.2010 tarihinde işe başladığını savunduğu, Mahkemece davacının hizmet tespiti talebinin dosyadan tefrik edilmesine karar verildiği, davacının 12.01.2010 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığı kabul edilerek alacak talepleri konusunda davanın sonuçlandırıldığı, dairemizce, mahkemenin davacının hizmet tespit davası kararının neticelenip kesinleşmesini bekleyerek tazminat ve işçilik alacakları talebinin hüküm altına alınması gerektiği şeklinde kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece tefrik edilen hizmet tespiti davası takip edilmediğinden 01.10.2015 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verilerek sonlanmıştır. Hizmet tespiti davasını takip etmeyen davacı vekili 05.02.2019 tarihli celsedeki beyanında, hesaplama yapılan dönemde çok fazla bir fark olmadığını, bu nedenle hizmet tespiti davasını açmadıklarını beyan etmiştir. Bu beyan doğrultusunda mahkemece hizmet başlangıç tarihi 14/09/2010 esas alınarak dava konusu alacaklar bakımından hesaplama yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, diğer alacaklar bakımından bu tarih dikkate alınmışken, kıdem tazminatı alacağı yönünden hizmet başlangıcı 12.01.2010 tarihi esas alınmıştır.
Dosya kapsamından, davacının kayıtlarda gösterilen süre dışındaki çalışma iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının davalı işyerinde kayıtlarda gösterilen hizmet süresi ile sınırlı olarak çalıştığının kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Taraflar arasında, davacı işçinin fazla mesai ücretine hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu fazla çalışma alacağı, davacının haftanın 5 günü günde 9 saat, haftada 45 saat çalıştığı, bu çalışmaya ilave olarak ayda 3 cumartesi günü 8 saat, ayda hafta içi 20 günde ise günde 3,5 saat fazla mesai yaptığı kabulü ile hesaplanmış ise de, dosyadaki bilgi ve belgeler özellikle davacı ve davalı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı işçinin davalı işyerinde hafta içi 45 saat çalıştığı bu sürede fazla mesai olmadığı ancak ayda 3 cumartesi günü 8’er saat, ayda hafta içi 15 günde ise 2,5’ar saat fazla çalışma yaptığının kabul edilmesi dosya kapsamına daha uygun düşecek olduğu halde, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.03.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.

);