<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ispat külfeti &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/ispat-kulfeti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Oct 2020 11:47:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>ispat külfeti &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/bir-vakiaya-baglanan-hukuki-sonuctan-kendi-lehine-hak-cikaran-taraf-ispat-yukunu-uzerinde-tasir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2020 11:47:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[davacı adına mal teslimi]]></category>
		<category><![CDATA[havale ödeme vasıtası]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ispat külfeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6687</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu         2017/695 E.  ,  2020/48 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/bir-vakiaya-baglanan-hukuki-sonuctan-kendi-lehine-hak-cikaran-taraf-ispat-yukunu-uzerinde-tasir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hukuk Genel Kurulu         2017/695 E.  ,  2020/48 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi</p>
<p>1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.<br />
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>
<p>I. YARGILAMA SÜRECİ<br />
Davacı İstemi:<br />
4. Davacı vekili; müvekkilinin orman ürünleri ticareti ile uğraştığını, piyasadan topladığı malları, aralarında İzmir’de faaliyet gösteren değişik firmalara ve “Defne AŞ Birlik Tarım” isimli firmaya sattığını, piyasadan kekik temin edebileceğini belirten davalı ile müvekkilinin mal sattığı “Defne AŞ Birlik Tarım” isimli firmaya müvekkili adına teslim etmesi hususunda anlaştıklarını, bu doğrultuda davalının hesabına 20.01.2010 tarihinde 6.000,00TL gönderildiğini, davalının bedelini almasına rağmen malı teslim etmediğini, gönderilen ihtara cevabında ise kekik bedelini aldığını ikrar etmesine rağmen malı teslim ettiğini savunduğunu, oysa müvekkiline veya müvekkilinin belirttiği yere teslim gerçekleşmediğini, aksinin belgeyle ispatlanması gerektiğini, sözleşmeye aykırı davranan davalı hakkında Denizli 2. İcra Dairesinin 2011/706 sayılı dosyası üzerinden 6.000,00TL’nin iadesi yönünde başlatılan takibe de haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı Cevabı:<br />
5. Davalı vekili; taraflar arasında müvekkilinin üreticilerden kilosu 1.75TL’ye kekik temini ve davacının göstereceği İzmir’de faaliyetini sürdüren firmalara teslim edilmesi yönünde anlaşma bulunduğunu, bu doğrultuda mal bulan müvekkilinin üreticilere verilmek üzere 5.000,00TL talep ettiğini, davacının da aynı gün, 14.01.2010 tarihinde, dava dışı İmdat Sağım’ın hesabına bu parayı havale ettiğini, 5700 kilo kekik alan müvekkilinin ertesi gün malı davacının gösterdiği OREGE Orman Tarım Ürünleri Turizm İnş. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ye davacının da hazır bulunduğu 20 İMDAT 005 plakalı araç ile, 33407 nolu kantar fişi üzerinden teslim ettiğini, davacının ödediği 5.000,00TL’den bakiye kalan ve üreticilere verilecek mal ücreti (kalan 4.975,00TL), müvekkilinin komisyonu ve nakliye ücretinden (1.025,00TL) oluşan toplam 6.000,00TL borcunu birkaç gün sonra ödeyeceğini söylediğini, sonrasında 20.01.2010 tarihinde davacının borcunu müvekkilinin hesabına ödeyerek kapattığını ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin son bulduğunu, aksini belge ile ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğunu takibe konu 6.000,00TL’nin ayrı bir hukuki ilişki için değil, 5.700 kilo kekik için ödenmesi gereken 11.000,00TL’nin bir parçası olduğunu, davacının İmdat Sağım aleyhine aynı hususta başlattığı takibe vaki itirazın iptali davasının görüldüğü Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/788 E. sayılı dosyası ile bu dosyanın birleştirilerek görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesi Kararı:<br />
6. Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.11.2013 tarihli ve 2011/793 E., 2013/1114 K. sayılı kararı ile; 21.01.2010 tarihinde düzenlenen ve dava dışı Orege firmasının faturaları içerisinde dosyaya sunulan 10.717,11TL bedelli fatura ile davacı tarafından toplam 4190 kilo kekik ve kuru defne yaprağı alınarak Orege firmasına teslim edildiği, davacı tarafından gönderilen 6.000,00TL havale bedelinin teslim olan kekik bedeli karşılığı olduğu, her ne kadar davacı tarafından Orege firmasına teslim edilen emtianın Milas&#8217;dan alındığı iddia edilmiş ise de, buna ilişkin taşıma irsaliyesi ve kantar fişlerinin davacı tarafından dosyaya sunulamadığı, davalının ise Orege firmasına ait 15.01.2010 tarihinde düzenlenmiş kantar fişini dosyaya sunduğu, dava dışı Orege yetkilisi &#8230; tarafından mahkememize verilen yazı cevabında; 94952 nolu ve 21.01.2010 tarihli &#8230; faturası ile faturada gösterilen emtiaların &#8230;&#8217;dan alışının yapıldığının bildirildiği, Orege yetkilisinin beyanı, ticari defter ve kayıtları, 21.01.2010 tarihli 094952 nolu fatura içeriğinden bu faturada bulunan ürünlerin davacı tarafından dava dışı Orege&#8217;ye teslim edildiğinin anlaşıldığı ve davalıya 20.01.2010 tarihli Akbank Milas Şubesinden davacı tarafından havale ile gönderilen 6.000,00TL&#8217;nin &#8230; tarafından temin edilen kekik bedeli olarak ödendiği, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br />
Özel Daire Bozma Kararı:<br />
7. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br />
8. Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 28.01.2015 tarihli ve 2014/12253 E., 2015/1549 K. sayılı kararı ile; “…Davacı, davalının topladığı kekiklerin kendisine teslim edilmesi karşılığında davalıya 6.000TL gönderdiğini iddia etmiş, davalı ise akdi ilişkiyi kabul ile davacının gösterdiği şirkete teslim edildiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının savunmasına itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının topladığı kekikleri davacı adına teslim ettiğini belirttiği dava dışı şirketin mahkemeye hitaben yazdığı 02.04.2012 tarihli cevabi yazıda; ”&#8230; &#8230; isimli kişiyi tanımadıklarını ve alışverişlerinin olmadığını&#8230;” belirttiği görülmektedir. Davada ispat külfeti davalıda olduğuna göre davacı adına teslimi dosya kapsamındaki mevcut delillerle kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca ispat yükünün davalıda olduğu düşünülerek karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle ispat yükünün ters çevrilerek davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir&#8230;” gerekçesi ile karar bozulmuştur.<br />
Direnme Kararı:<br />
9. Mahkemenin 02.06.2015 tarihli ve 2015/400 E., 2015/642 K. sayılı kararı ile önceki karar gerekçeleri tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.<br />
Direnme Kararının Temyizi:<br />
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>II. UYUŞMAZLIK<br />
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; itirazın iptali istemine konu takibin dayanağı olan havalenin davalı tarafça alınacak mal karşılığı gönderildiğinin iddia edildiği, karşı tarafın ise malın davacı adına, onun isteği üzerinde dava dışı firmaya teslim edildiğini savunduğu olayda dosya kapsamı itibariyle ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.</p>
<p>III. GEREKÇE<br />
12. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle ispat yükü kavramına kısaca değinilmesi gerekir.<br />
13. Özel hukuka ilişkin bir davada, hâkim kural olarak doğduğu iddia edilen bir hukuki sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için, o hukuki sonucu öngören hukuk kuralındaki şartların (unsur vakıaların, öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuki sonucun doğduğunu iddia eden taraf, gerçekleşmesi gereken şartların, unsur ve vakıaların somut olarak gerçekleştiğini ispat etmelidir (Umar, B./Yılmaz, E.: İspat Yükü, İstanbul 1980, s.l). Bu çerçevede ispat, bir davada ileri sürülen hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların gerçekten mevcut olup olmadıkları konusunda, birtakım araçlarla mahkemeye kanaat verme işlemi olarak tanımlanabilir.<br />
14. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu &#8216;nun (TMK) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. ” hükmünü içermektedir.<br />
15. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun (HMK) “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde de;<br />
“(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br />
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.<br />
16. Maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.<br />
17. Bu noktada ispatla ilgili karine oluşturan hâllerden biri ve somut uyuşmazlıkta da tartışılması gereken “havale” ile ilgili açıklamada bulunmak yerinde olacaktır.<br />
18. Eldeki davada uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 457 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.<br />
19. Somut uyuşmazlıkta da davacı davalıya havale ile gönderdiği para karşılığında teslimi gereken malın teslim edilmediği gerekçesiyle havaleye konu bedelin iadesi için başlattığı takibe vaki itirazın iptalini istemiştir.<br />
20. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.<br />
21. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; eldeki davaya konu Denizli 2. İcra Dairesinin 2011/706 sayılı takip dosyasında takip sebebi olarak “Müvekkilime teslim edilecek kekik karşılığı 20.01.2010 tarihinde Akbank Milas Şubesinden gönderilen 6.000TL havale bedeli” gösterilmiştir. Davalı, süresinde verdiği ödeme emrine itiraz dilekçesinde takip alacaklısına hiçbir borcu bulunmadığını, bu hususu itirazına ekli 13.10.2010 tarihli cevabi ihtarında da bildirdiğini, 6.000,00TL’nin 2010 yılı Ocak ayında 20 İMDAT 005 plakalı araçla kendisine teslim edilen kekiklerin satış bedeli olduğunu dile getirmiştir.<br />
22. Herhangi bir açıklama içermeyen havale dekontu, yukarıda izah edildiği üzere, karineye dayalı olarak ödeme aracı sayıldığından, bu karinenin aksini ispat yükü davacı üzerinde ise de davalı bu ödemenin kekik alım satımı ilişkisi sebebiyle yapıldığını doğrulamış ve fakat davacının iddiasının aksine malın Defne Birlik Tarım A.Ş.’ye değil, İzmir’de faaliyet gösteren Orege isimli firmaya teslim edilmesinin davacı tarafından istendiğini ve onun da yanlarında bulunduğu hâlde malın bu firmaya teslim edildiğini, hatta aynı ilişki içerisinde dava dışı İmdat Sağım isimli kişiye de para havale edildiğini ve onun hakkında da aynı iddia ile takip başlatıldığını savunmuştur. Bu suretle taraflar arasındaki anlaşmazlık teslim için kararlaştırılan yer ve teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplandığından öncelikle bu savunma üzerinde durularak alım satım ilişkisinin ne şekilde tezahür ettiğinin dosyaya sunulan yazılı belgeler çerçevesinde irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.<br />
23. Dosya kapsamındaki delillerden dava dışı İmdat Sağım isimli kişi hesabına 14.01.2010 tarihinde 5.000,00TL havale edildiği sabittir. Davalı aşamalarda değişmeyen savunmasında, bu ödemenin de eldeki dava ile aynı alım satım ilişkisi çerçevesinde yapıldığını ifade etmiştir. Davacı ise İmdat Sağım ile aralarındaki ilişkinin bağımsız mahiyette olduğunu, bu nedenle davaların birleştirilmemesi gerektiğini bildirmiştir.<br />
24. Oysa davaya konu icra takibinden (05.05.2011) önce davacı &#8230;’ın davalı, dava dışı Lütfi Kırtıl ve İmdat Sağım’a gönderdiği 23.09.2010 tarihli ihtarname içeriği davalının her iki havalenin de aynı satış ilişkisi çerçevesinde gönderildiği yönündeki savunmasını doğrular mahiyettedir. Zira davacı bu ihtarnamede taraflar arasındaki süreci 11.000,00TL’lik mal teslimi konusunda anlaşıldığını, bulunan malın İzmir’de teslim edilmek üzere İmdat Sağım eliyle taşındığını, İmdat Sağım adına 14.01.2010 tarihinde 5.000,00TL gönderildiğini, bu havaleden sonraki gün malın kantara çıkarıldığını, sonrasında dava konusu bakiye bedelin davalı hesabına gönderildiğini belirtmek suretiyle olayların gelişimini açıkça anlatmıştır.<br />
25. Nitekim İmdat Sağım hakkında 5.000,00TL’lik havale ile ilgili başlatılan takibe aynı savunmalarla itiraz üzerine itirazın iptali yönünde açılan ve davalının bu dosya ile birleştirilmesini talep ettiği davada, Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.10.2013 tarihli, 2011/788 E., 2013/1028 K. sayılı kararıyla eldeki uyuşmazlığa konu 6.000,00TL’lik havaleden de bahseder şekilde “…bu kekiklerin davacı &#8230; adına Orege firmasına teslim edilmiş olduğu ve bu durumda davacının ödediği 11.000TL’nin davalı İmdat ve dava dışı Gökhan’ın birlikte temin ettikleri kekik bedeli olarak ödendiğinin ve davalının da davacıya borcunun bulunmadığının kabulü gerektiği” şeklindeki gerekçeyle dava reddedilmiş ve hüküm temyiz incelemesinde onanarak kesinleşmiştir. Taraflarının farklı olması nedeniyle kesin hüküm teşkil etmeyeceği açık olan bu kararın eldeki uyuşmazlık için kuvvetli delil mahiyetinde olduğu yadsınamaz. Gerek davacının ihtarnamesinde yer alan kendi ifadeleri gerekse İmdat Sağım hakkındaki kesinleşmiş mahkeme kararı gerekçesi iki havalenin de aynı satış işlemi çerçevesinde gerçekleştirildiğini göstermektedir. Dosya kapsamı itibariyle davacı tarafça bu durumun aksi ispatlanamamıştır.<br />
26. Gelinen aşamada tartışılması gereken bir diğer husus teslimin taraflar arasında ne şekilde kararlaştırıldığı meselesidir.<br />
27. Davacı malların Defne Birlik Tarım A.Ş.’ye teslim edileceği konusunda anlaştıklarını ileri sürmüş, davalı ise gerek yukarıda bahsi geçen ihtara cevabında gerek ödeme emrine itirazında ve gerekse davaya cevabında bu iddiayı kabul etmemiş, anlaşmanın teslimin Orege isimli firmaya yapılacağı yönünde olduğunu savunmuştur. Bu hâlde teslimin Defne Birlik Tarım A.Ş.’ye yapılacağının kararlaştırıldığını ispat yükü davacı üzerinde olup bu yöne ilişkin olarak ispata elverişli herhangi bir delil sunulamamış ve hatta sonrasında bu iddiasını da değiştirerek malın bizzat kendisinin temin edeceği kamyonla davalının köyüne gidilerek oradan alınacağını ifade ederek kendi içerisinde çelişmiştir.<br />
28. Oysa davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu 15.01.2010 tarihli, 33407 nolu, “İ.A.O.S.B. Organize Kantar Çiğli/İzmir” başlığını, araç plakası olarak “20 İMDAT 005”, firma adı olarak ise “OREGE” yazısını taşıyan 5700 kg kekik tartımına ilişkin kantar fişi, içeriği itibariyle davalının savunmasını doğrular ve bunun da ötesinde davacının kendi ihtarındaki olay anlatımı ile de örtüşür mahiyettedir.<br />
29. Özel Dairece bozma kararına dayanak kılınan Orege firması yetkilisinin Mahkemeye sunduğu 02.04.2012 tarihli yazıda &#8230; ve İmdat Sağım isimli kişileri tanımadığı ve alışverişlerinin olmadığı ancak &#8230;’a yazı ekinde sunulan 21.10.2010 tarihli faturayla 2780 kg naturel kekik, 980 kg sivri kekik, 430 kg defne yaprağı karşılığında 10.717,11TL ödendiği bildirilmiştir. Ne var ki bu belgenin, ispat yükünü davalı üzerine çevirdiği kabul edilemez. Zira davalı istikrarlı savunmasında davacının bizzat gösterdiği firmaya malın teslim edildiğini, kendilerinin bu firmayla doğrudan alışverişlerinin olmadığını açıkça ifade etmiştir. Başlangıçta bu firmaya davalılar tarafından kendisi adına teslim edilen mal bulunmadığını ifade eden davacı, bahsi geçen faturanın sunulmasından sonra bunun bizzat kendisinin Orege ile olan ilişkisinden kaynaklandığını, davalılarla ilgili olmadığını ileri sürmüş ve 39660 nolu 21.01.2010 tarihli sevk irsaliyesini delil olarak sunmuş ise de faturada bu irsaliyeye ilişkin herhangi bir kayıt yer almadığı da gözetildiğinde sunulan delilin bu iddiayı ispata elverişli olduğu kabul edilemez.<br />
30. Tüm bu açıklamalar karşısında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve dosya kapsamı itibariyle bunun sağlanamadığı gerekçesiyle verilen direnme kararı yerindedir.<br />
31. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde davalının havaleye konu edilen bedel karşılığında mal teslim ettiğini ispat ile yükümlü olduğu, dosya kapsamı itibariyle bu savunmanın ispatlanamadığı, bu nedenle bozma kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesinin hatalı olduğu yönünde ileri sürülen görüş, açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.<br />
32. Sonuç itibariyle usul ve yasaya uygun direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.<br />
IV. SONUÇ<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,<br />
Gerekli temyiz ilâm harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,<br />
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 23.01.2020 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İrade fesadı iddiasında bulunan taraf üzerinde bulunan ispat külfetini yerine getirmelidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/irade-fesadi-iddiasinda-bulunan-taraf-uzerinde-bulunan-ispat-kulfetini-yerine-getirmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2020 11:57:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[feshin geçersizliği]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade davası]]></category>
		<category><![CDATA[ispat külfeti]]></category>
		<category><![CDATA[işten ayrılış kodu 04]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam fazlalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6506</guid>

					<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/8191 K. 2020/614 T. 20.1.2020 * FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE ( Davacının İşletmesel Nedenlerle İşten Çıkarılması Halinde Tazminat Haklarını Almak Kaydıyla İşten Ayrılacağına İlişkin Beyan Verdiği ve Sonrasında Tazminatlarını Aldığına İlişkin İbraname Verdiği Anlaşılmakla İşlemler Esnasında Davalı İşveren Tarafından Yönlendirildiğini Tazminatlarını Alabilmek İçin Söz Konusu Dilekçeyi Yazdığını ve... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/irade-fesadi-iddiasinda-bulunan-taraf-uzerinde-bulunan-ispat-kulfetini-yerine-getirmelidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>T.C.</h4>
<h4>YARGITAY</h4>
<h4>9. HUKUK DAİRESİ</h4>
<h4>E. 2019/8191</h4>
<h4>K. 2020/614</h4>
<h4>T. 20.1.2020</h4>
<p><b>* FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE ( Davacının İşletmesel Nedenlerle İşten Çıkarılması Halinde Tazminat Haklarını Almak Kaydıyla İşten Ayrılacağına İlişkin Beyan Verdiği ve Sonrasında Tazminatlarını Aldığına İlişkin İbraname Verdiği Anlaşılmakla İşlemler Esnasında Davalı İşveren Tarafından Yönlendirildiğini Tazminatlarını Alabilmek İçin Söz Konusu Dilekçeyi Yazdığını ve Belgeleri İmzaladığını Söyleyerek İrade Fesadı İddiasında Bulunmuş İse de İrade Fesadı İddiasında Bulunan Taraf Olarak Üzerinde Bulunan İspat Külfetini Yerine Getiremediği/İşveren Feshinin Geçerli Olduğu )</b></p>
<p><b>* İŞLETMESEL KARAR GEREĞİ İSTİHDAM FAZLALIĞI OLUŞTUĞU GEREKÇESİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ ( İşe İade &#8211; Davacının İşlemler Esnasında Davalı İşveren Tarafından Yönlendirildiğini Tazminatlarını Alabilmek İçin Belgeleri İmzaladığını Söyleyerek İrade Fesadı İddiasında Bulunmuş İse de İrade Fesadı İddiasında Bulunan Taraf Olarak Üzerinde Bulunan İspat Külfetini Yerine Getiremediği/İşveren Feshinin Geçerli Olduğu Anlaşılmakla Davanın Reddi Gereği )</b></p>
<p><b>* İRADE FESADI İDDİASI ( İşe İade &#8211; Davacının İşletmesel Nedenlerle İşten Çıkarılması Halinde Tazminat Haklarını Almak Kaydıyla İşten Ayrılacağına İlişkin Beyan Verdiği ve Sonrasında Tazminatlarını Aldığına İlişkin İbraname Verdiği Anlaşılmakla İşlemler Esnasında Davalı İşveren Tarafından Yönlendirildiğini Tazminatlarını Alabilmek İçin Söz Konusu Dilekçeyi Yazdığını ve Belgeleri İmzaladığını Söyleyerek İrade Fesadı İddiasında Bulunmuş İse de İrade Fesadı İddiasında Bulunan Taraf Olarak Üzerinde Bulunan İspat Külfetini Yerine Getiremediği/İşveren Feshinin Geçerli Olduğu )</b></p>
<p><b>4857/m.20</b></p>
<p><b>ÖZET :</b> Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Davacının, işletmesel nedenlerle işten çıkarılması halinde tazminat haklarını almak kaydıyla işten ayrılacağına ilişkin beyan verdiği ve sonrasında tazminatlarını aldığına ilişkin ibraname verdiği anlaşılmakla, işlemler esnasında davalı işveren tarafından yönlendirildiğini, tazminatlarını alabilmek için söz konusu dilekçeyi yazdığını ve belgeleri imzaladığını söyleyerek irade fesadı iddiasında bulunmuş ise de; irade fesadı iddiasında bulunan taraf olarak üzerinde bulunan ispat külfetini yerine getirememiştir. İşveren feshinin geçerli olduğu anlaşılmakla, davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır.</p>
<p><b>DAVA : </b>Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>İlk Derece Mahkemesi&#8217;nin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>
<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.</p>
<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi&#8217;nin kararı süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p><b>KARAR : </b>A-) Davacı İsteminin Özeti:</p>
<p>Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 14/02/2011-01/06/2016 tarihleri arasında en son muhasebe yöneticisi olarak çalıştığını, &#8220;organizasyon yapısının değişmesine ilişkin işletmesel karar&#8221; gerekçe gösterilerek, işveren tarafından iş akdinin 01.06.2016 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, davacıya yöneticileri tarafından, davalı şirketin yeni bir organizasyon yapısına gittiğinin, bu durumda alınan işletmesel karar gereğince personel fazlalığı bulunduğunun ve kendisinin de iş akdinin feshedilebileceği bilgisinin şifahi olarak verildiğini, yaklaşık 5 yıllık emeklerinin karşılığı olan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücretleri ve diğer tüm işçilik haklarını da elde edemeyeceği hatırlatılarak iradesinin sakatlandığını, İnsan Kaynakları Birimince talep edilmesi üzerine davacının yöneticisi konumunda bulunan Muhasebe Müdürü tarafından kendisine e-posta gönderilerek, tüm yasal haklarını alması durumunda işten çıkarılma hususunda gönüllü olacağına ilişkin bir yazı yazması gerektiğinin söylendiğini ve bu yazıyı vermeye mecbur bırakıldığını, davacının içeriği kelimesi kelimesine işveren tarafından hazırlanan söz konusu yazıyı bu baskı altında mecburen imzalayarak, işverene teslim ettiğini, davacının iş akdinin feshinden sonra aynı pozisyon için yeni personel alımı yapıldığı bilgisini aldıklarını iddia ederek; feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>B-) Davalı Cevabının Özeti:</p>
<p>Davalı vekili, davacı işçinin davalı şirkette 14/02/2011-01/06/2016 tarihleri arasında son olarak merkez ofis mali işler biriminde tedarik muhasebe yöneticisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı şirket genel müdürlüğü tarafından alınan işletmesel karar gereğince 01/06/2016 tarihinde tüm yasal hakları ödenmek suretiyle geçerli nedenle feshedildiğini, işletmesel karar neticesinde davacı işçinin gönüllülük beyanı da dikkate alınarak fesih işleminin öncelikli olarak gerçekleştirildiğini, işletmesel karar ile muhasebe departmanı organizasyon yapısının yeniden planlandığını, davacı işçinin de içerisinde yer aldığı tedarik mutabakat yöneticisi unvanının muhasebe tedarik yetkilisi olarak değiştirildiğini, işletmesel kararın uygulanmaya konulması ile davalı şirket içerisinde istihdam fazlalığı oluşacağı bilgisini edinen davacı işçinin 18/05/2016 tarihinde İnsan Kaynakları birimine ilettiği dilekçeyle haklarının ödenmesi kaydı ile iş sözleşmesinin işveren tarafından sonlandırılmasını talep ettiğini, davacı işçinin pozisyonuna yeni işçi alınmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.</p>
<p>C-) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:</p>
<p>Mahkemece, iş akdinin feshine ilişkin fesih iradesinin davalı şirkete ait olması, davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti dışında herhangi bir ek ödeme yapılmamış olması, davalı işverenlikçe yapılan yazılı bildirimle davacının iş akdinin sonlandırılmış olması, işten ayrılış kodunun 04(Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin İşveren Tarafından Haklı Sebep Bildirilmeden Feshi) olarak gösterilmiş olması karşısında iş akdinin karşılıklı anlaşma yolu ile sona erdiği yönündeki savunmaya itibar edilmediği, davalının yeni işçi alımı yaptığı, buna göre alınan işletmesel kararın tutarlı olarak uygulanmadığı, davacının aynı iş kolunda faaliyet gösteren grup şirketleri nezdinde istihdamına yönelik gerçek bir çaba harcanmadığı, buna göre feshin son çare olması ilkesinin gözetilmediği, tüm bunlara göre de işverence yapılan feshin ölçülü olmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.</p>
<p>D-) İstinaf başvurusu :</p>
<p>İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.</p>
<p>E-) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:</p>
<p>Bölge adliye mahkemesince, davalı tarafça alınan işletmesel karar gereği istihdam fazlalığı oluştuğu gerekçesiyle davacının iş sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiş ise de; SGK kayıtları ve bilirkişi incelemesi ile davacının istihdam edilebileceği kadrolara davacının iş sözleşmesinin feshinden hemen sonrasında işçi alımı yapıldığı, dolayısıyla işletmesel kararın tutarlı uygulanmadığı, zira fesih öncesi davacının eşdeğer veya benzer pozisyonda değerlendirilmesine ilişkin herhangi bir öneride de bulunulmadığı, fesih dışındaki alternatif çözüm yollarının değerlendirilmediği, davacının başka bir pozisyonda istihdam edilememe nedenine ve fesih için davacının tercih edilmesine ilişkin herhangi bir somut kriterin ispat yükü üzerinde bulunan davalı işverence ortaya konulmadığı, bu şekilde davalı tarafça feshin kaçınılmaz olduğunun ispatlanamadığı, tüm bu tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda geçersiz olduğu anlaşılan davaya konu fesih işlemi nedeniyle ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>
<p>F-) Temyiz başvurusu :</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesi&#8217;nin kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.</p>
<p>G-) Gerekçe:</p>
<p>1-)Davacı vekilinin temyizine ilişkin yapılan incelemede;</p>
<p>Dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle bölge adliye mahkemesi kararının davalı vekilince yasal süresi içinde temyiz edildiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,</p>
<p>2-)Davalı vekilinin temyizine ilişkin yapılan incelemede;</p>
<p>Davacının 2015 yılı Kasım ayı içinde davalı şirketin muhasebe müdürü ve aynı zamanda kendisinin çalıştığı birimin de müdürü olan &#8230;&#8217;na giderek, kısa süre sonra şirkette yeni bir yapılanmaya girileceğinden istihdam fazlası personelin işten çıkartılacağını duyduğunu, evlendiği için karşı tarafta oturacağından bu mesafeyi gidip gelmek istemediğini ve aldığı ücretinde kendisini tatmin etmediğini, böyle bir işletmesel karar alınırsa tazminatını alarak işten ayrılmak istediğini söylediği, bu görüşmeden sonra söz konusu işletmesel kararın 23/05/2016 tarihinde alındığı, işletmesel kararın alınması sonrasında davacı işçinin bu defa davalı işverenin insan kaynakları müdürüne hitaben aynen “2015 yılı Kasım ayı içerisinde bağlı bulunduğum müdürüm &#8230; ile yapılan görüşmede; işletmesel karar ile çalıştığım muhasebe departmanında kadro daraltılmasının sözkonusu olması halinde kıdem tazminatı vesair tüm yasal alacak haklarımın tarafıma eksiksiz ödenmesi kayıt ve şartı ile iş akdimin işveren tarafından sonlandırılmasının tarafımca kabul edileceğini beyan etmiştim. İş bu beyanımın kıdem tazminatı vesair tüm yasal alacak haklarımın tarafıma eksiksiz ödenmesi kayıt ve şartı ile hala geçerli olduğunu bildiririm, bilgilerinize” içerikli el yazılı beyan dilekçesi verdiği, bu beyanı sonrası davacıya kıdem ve ihbar tazminatları ile kullanılmamış yıllık izin karşılığının ödendiği ve iş akdinin davalı işveren tarafından açıklanan talep ve işletmesel karara bağlı olarak 01/06/2016 tarihli fesih bildirimi ile feshedildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Davacı, yukarıda açıklanan işlemler esnasında davalı işveren tarafından yönlendirildiğini, tazminatlarını alabilmek için söz konusu dilekçeyi yazdığını ve belgeleri imzaladığını söyleyerek irade fesadı iddiasında bulunmuş ise de; irade fesadı iddiasında bulunan taraf olarak üzerinde bulunan ispat külfetini yerine getirememiştir.</p>
<p>Ayrıca daha önce Dairemiz denetiminden geçerek kesinleşen 2019/262 E., 2019/11999 K. sayılı emsal nitelikteki dosyada, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin davacının işe iadesi yönündeki kararları kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Yukarıda açıklanan şekli ile işveren feshinin geçerli olduğu anlaşılmakla, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.</p>
<p>Dairemizce 4857 Sayılı İş Kanunu&#8217;nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.</p>
<p><b>SONUÇ : </b>Yukarda açıklanan gerekçe ile;</p>
<p>1.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi ve İlk Derece Mahkemesi kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,</p>
<p>2. Davanın REDDİNE,</p>
<p>3. Alınması gereken 54,40 TL karar-ilam harcından, 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 25,20 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,</p>
<p>4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.340,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,</p>
<p>5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 3.400,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,</p>
<p>6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi&#8217;ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi&#8217;ne gönderilmesine,</p>
<p>Kesin olarak 20.01.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş akdinin haklı nedenle feshedildiği veya işçi tarafından haksız olarak feshedildiğinin ispatı işverendedir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/is-akdinin-hakli-nedenle-feshedildigi-veya-isci-tarafindan-haksiz-olarak-feshedildiginin-ispati-isverendedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2020 12:57:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[iş akdinin sona ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş sözleşmesinin feshinin ispatı]]></category>
		<category><![CDATA[ispat külfeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5535</guid>

					<description><![CDATA[9. Hukuk Dairesi         2017/22985 E.  ,  2019/11321 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. &#8230; Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi davalı avukatının... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/is-akdinin-hakli-nedenle-feshedildigi-veya-isci-tarafindan-haksiz-olarak-feshedildiginin-ispati-isverendedir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">9. Hukuk Dairesi         2017/22985 E.  ,  2019/11321 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ</p>
<p>DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br />
&#8230; Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.<br />
&#8230; Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi&#8217;nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:<br />
YARGITAY KARARI<br />
A) Davacı İsteminin Özeti:<br />
Davacı vekili özetle; davacının 04.04.2001 tarihinde davalı şirkete ait fabrikada &#8230; Markası altında seramik, klozet, lavabo vb. üretimi işinde dekor-tamir-sırlama bölümünde sıcak tamir ve sırlama işinde çalıştığını; kesintisiz olarak aynı işyerinde çalıştığını, ancak davalı işverenin değişik işyerlerinden sigorta kaydını yaptığını, iş akdinin işveren tarafından haklı sebep gösterilmeden feshedildiğini; müvekkilinin işverenin kusurlu davranışları sonucu tedavisi mümkün olmayan silikozis meslek hastalığına yakalandığını ve &#8230; 1. İş Mahkemesi&#8217;nin 2015/46 esas sayılı dosyası ile meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası açtığını; dava açıldığı tarihten itibaren işveren tarafından düzenli ve sistemli olarak mobbing ve baskı uygulandığını; dava açanların davalarını geri çekmemeleri halinde kıdem ve yasal hakları ödenmeden iş akdinin feshedileceğinin beyan edildiğini; 08.09.2015 tarihinde mesaisini bitirdikten sonra işveren tarafından muhasebe bölümüne çağrılarak is akdinin feshedildiğinin bildirildiğini iş akdinin bu şekilde sona erdirildiğini, bu durumun meslek hastalığı nedeniyle dava açan müvekkiline kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının ödenmemesi için yapıldığını, yıllarca müvekkilinin maaşının resmi kayıtlarda eksik gösterildiğini, sigorta priminin düşük yatırıldığını, gerçeği yansıtmayan belgeler imzalatıldığını, farklı ücretleri gösteren çift bordro imzalatıldığını; maaşının resmi kayıtlarda farklı gösterilerek bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödendiğini; müvekkilinin işe başladığı tarihten itibaren hafta tatili, yılbaşı, resmi ve dini bayramların tamamında çalışmasına, fazla çalışmalarına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, davacının en son 1.550,00 TL civarı net çıplak ücret aldığını; fazla mesai, belli bir miktar üzerinde üretilen mal için &#8230; adı altında prim ödemeleri, servis ücreti, yemek, ramazan paketi, asgari geçim indirimi ve sosyal yardımlar karşılığı çalıştığını, çalışma saatlerinin 3 vardiyalı olduğunu, 15 gün 09.00-17.00, 15 gün 17.00-01.00 ve 15 gün 01.00-09.00 saatleri arasında olduğunu, vardiyaların 15 günde bir değiştiğini; ancak vardiya saatlerinin uzadığını, müvekkilinin ortalama aylık en az 100 saat fazla mesai yaptığını; hafta tatillerinde, genel tatil günlerinde çalıştığını, kullanılmayan yıllık izinlerininde olduğunu iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br />
B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili özetle; dava konusunun belirlenebilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının yapmakla ödevli olduğu görevleri gereği gibi yapmaması, işini aksatması konusunda savunmasının istendiğini, savunma vermekten imtina eden davacının durumunun disiplin kurulunca değerlendirildiğini ve 14.09.2015 tarihli disiplin kurulu kararı ile iş akdinin 4857 sayılı Yasa&#8217;nın 25/ll-(h) maddesi uyarınca feshedildiğini, bu durumun kendisine bildirildiğini, ancak fesih tutanağını imzalamaktan imtina ettiğini; İş akdinin tazminatsız olarak feshedildiğini; maaşının bordrolarda gösterildiği kadar olduğunu, davacının imzaladığı bordrolar ile örtüşmeyen iddialarının yok hükmünde olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br />
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:<br />
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; ”Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre iş akdinin haklı nedenle feshedildiği veya işçi tarafından haksız olarak feshedildiğinin ispat külfeti davalı işveren üzerinde bulunmaktadır. Davalı işveren tarafından fesih öncesinde görevlerini yerine getirmemekte ısrar ettiğine dair doyaya herhangi bir belge, bilgi delil sunmuş değildir. Bu bağlamda davalı işveren tarafından üzerine düşen ispat külfeti gereği gibi yerine getirilmiş değildir. Dosya kapsamı, tanık beyanları dikkate alındığında, işverene karşı meslek hastalığı bulunan davacının iş akdinin davalı işverence kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerektirecek şekilde 09.09.2015 tarihinde haklı neden olmaksızın sona erdirildiği kanaatine varılmıştır.<br />
Dava dilekçesi ile davacının net 1550 TL ücret aldığı iddia edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen 2015/9 ay ücret bordrosuna göre davacının aylık brüt ücreti 2,165 TL.dir. Dosya kapsamı, talep, emsal ücret araştırması ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının dosyaya ibraz edilldiği şekilde en son brüt 2,165 TL ücret ile çalıştığı, işveren tarafından yapılan sosyal yardımların giydirilmiş ücretin tespitinde dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br />
Davalı vekilinin süresi içinde ileri sürdüğü zamanaşımı def&#8217;i mahkememizce feshe bağlı alacaklar olan kıdem ve yıllık izin ücreti alacağı yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmayışı nedeniyle reddedilmiş olup, diğer işçilik alacakları yönünden kabul edilerek, 4857 sayılı Yasa&#8217;nın 32/8 maddesi ve 6098 sayılı Yasa&#8217;nın 147. maddesi uyarınca dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıllık dönem için hesaplama yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br />
Fazla mesai yapıldığının, hafta tatilinde çalışıldığının ve ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışma yapıldığının ispat külfeti davacı işçi üzerinde, bu çalışmaların karşılığının ödendiği ispat külfeti davalı işveren üzerinde bulunmaktadır. İşyerinde SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yapılan teftiş sonrasında düzenlenen 30.11.2015 tarihli raporda, işyerinde işçilere fazla mesainin zorunlu tutularak günde 12 saat rutin fazla çalışma yaptırıldığını, özlük dosyalarında hemen hemen herkesin ayda 22,5 saat fazla mesai gösterildiği, fazla çalışmaların 22,5 saati aşan kısımlarının elden ödendiğine yönelik tespit bulunmaktadır.<br />
Davacı asil müfettiş soruşturması sırasında verdiği beyanlarında özetle &#8220;fazla mesainin 22,5 saatlik kısmının bankaya yatırılıp kalanının elden verildiğini&#8221; beyan etmiş olup, iş müfettişleri tarafından tutulan tutanakların aksi kanıtlayıncaya kadar geçerli olup, 4857 sayılı İş Kanunu&#8217;nun 92/son maddesi dikkate alındığında davacının fazla mesai ücretlerinin elden ödendiğini ikrar ettiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle de ödenmeyen fazla mesai ücretinin bulunmadığı kanaatine varılmakla, bu alacak kalemi yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br />
inlenen tanık anlatımları, müfettiş raporu, işverence dosyaya sunulan ücret bordroları dikkate alındığında, işyerinde hafta tatili çalışması ve genel tatil çalışmaları yapıldığı dinlenen tanık anlatımları ile ispatlanmış vaziyettedir.<br />
Davalı işveren tarafından hesaplama yapılan tüm döneme ilişkin imzalı ücret hesap pusulaları sunulmuş, ücretler banka aracılığı ile ödenilmiştir. Dosyaya sunulan imzalı ücret pusulalarının imzalı ve ihtirazi kayıt içermemesi ve davacı yanca dosyaya bu kayıtların aksini kanıtlar mahiyette yazılı herhangi bir belge sunulmayışı nedeniyle, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil çalışması tahakkuku bulunan dönemlerin dışlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil çalışması bölümünün boş olduğu &#8211; tahakkukun bulunmadığı aylar yönünden ise fazla çalışma yapıldığı her türlü delille ispatlanabileceğinden bu dönemler yönünden tanık beyanlarını dikkate almak gerekmiştir.<br />
Davalı vekilinin tüm çalışmaların kayıtlara intikal ettirildiğine yönelik savunmalarına, tanık anlatımları, müfettiş raporu dikkate alınarak itibar edilmeyerek, davacı tanıklarının beyanlarına mahkememizce itibar edilmiştir. Bilirkişi tarafından davacının ayda ortalama 3 hafta tatillinde çalıştığı, resmi tatillerde çalıştığı, dini bayramların ilk iki günü hariç çalıştığına yönelik tespitler ve bu tespitler kapsamında davalı işveren tarafından hafta tatili, genel tatil tahakkuku yapılarak ödenen dönemler ile davacının izinli ve raporlu olduğu dönemler dışlanmak suretiyle yapılan hesaplamaların denetime elverişli, dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılmakla bilirkişi raporuna itibar edilerek bu alacak kalemleri yönünden açılan davaların kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br />
İşyerindeki toplam kıdemi 14 yıldan fazla olan davacı toplamda 246 gün yıllık izne hak kazanmış olup, ispat külfeti üzerine düşen davalı yanca davacının yıllık izin kullandığına yönelik dosyaya sunduğu yazılı belgelerin incelenmesinde belirtilen tarihler arasında hafta tatili ve resmi tatil günleri dışında toplamda 233 gün yıllık izin kullandığı hususu ispatlanmış olup, davacının kullanılmayan 15 gün izin hakkı bulunduğu anlaşıldığından bu alacak kalemi yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br />
Hesaplama yapılan döneminin 5 yıl gibi uzun bir süre oluşu, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı belgeye dayalı olmayıp tanık anlatımları ile tespit edilmiş olması, hesaplama yapılan döneme ilişkin işveren tarafından bir kısım fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil çalışması tahakkuklarının yapılması, yerleşik Yargıtay uygulaması ve davacının bu dönemler içerisinde, izinli, raporlu, olması gibi çalışma yapılmayan dönemlerin de bulunabileceği değerlendirilerek, %30 oranında bu alacak kalemleri yönünden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br />
Davacı yanca dava açılmadan önce &#8230; 2. Noterliğinin 09.09.2015 tarihli ihtarnamesi ile alacak kalemleri tek tek sayılmak suretiyle işçilik alacaklarının 3 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiş olup, ihtarname davalı işverene 11.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Verilen sürenin bitimi tarihi olan 15.09.2015 tarihi itibarıyla davalı işveren temerrüde düşürülmüş olup, kıdem tazminatı haricindeki alacak kalemleri yönünden faiz başlangıç tarihi bu tarih olarak hükme esas alınmıştır.<br />
Davacı vekilince davanın fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu şeklindeki ibare haricinde davanın türüne yönelik herhangi bir açıklaması bulunmamakta olup, dilekçe içeriği dikkate alındığında davanın HMK&#8217;nın 109. maddesi uyarınca kısmi dava şeklinde açıldığı sonucuna varılmıştır.<br />
Davacının talep ettiği işçilik alacaklarının hesaplanması amacıyla dosya bilirkişi &#8230; tevdii edilmiş ve bilirkişinin düzenlediği 22/09/2016 tarihli rapor mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunmuş olup, 22/09/2016 tarihli raporda belirtilen miktarlar üzerinden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, genel tatil ücreti, hafta tatili ve yıllık izin alacağının kabulüne, fazla mesai alacağına ilişkin davanın ise reddine karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur“ gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
Ç) İstinaf başvurusu :<br />
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br />
D) İstinaf Sebepleri:<br />
Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının işini aksatması nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle işten çıkartıldığını, davacının fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil çalışması ve hafta tatili çalışmasının bordrolara yansıtıldığını, bordroya yansıtılmayan dönemlerde çalışmasının bulunmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını ve yol ile yemek yardımının fazla takdir edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br />
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :<br />
Bölge Adliye Mahkemesince, “&#8230;Hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle sonucun mahkemece doğru tespit edildiği anlaşılmış davalı vekilinin yerinde bulunmayan tüm istinaf itirazlarının reddi ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK &#8216;nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş&#8230;.” gerekçeleriyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br />
F) Temyiz başvurusu :<br />
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.<br />
G) Gerekçe:<br />
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br />
2- Somut uyuşmazlıkta; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesine göre, davalı lehine red vekalet ücreti olarak 200,00 TL. ye hükmedilmesi gerekirken, 100,00 TL. vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.<br />
H) HÜKÜM:<br />
A) Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,<br />
B) İlk Derece Mahkemesi’nin hüküm fıkrasının davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin 6 numaralı bendindeki, “&#8230;100,00&#8230; ” rakamının çıkartılarak, yerine “&#8230;200,00&#8230;” rakamının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu&#8217;nun 28/09/2018 tarih ve 2018/2 E. 2018/8 K. Sayılı İBK. uyarınca onama harcı alınmasına yer olmadığına, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, nispi temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 16/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira ilişkisinin varlığı ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfeti davacıya, davalı tarafından kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti davalıya düşer.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kira-iliskisinin-varligi-ve-aylik-kira-bedelinin-ne-kadar-oldugunu-ispat-kulfeti-davaciya-davali-tarafindan-kabul-edilen-kira-bedelinin-odendiginin-ispat-kulfeti-davaliya-duser/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Aug 2019 09:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[ispat külfeti]]></category>
		<category><![CDATA[kira bedelinin ödenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kira sözleşmesi ve kira bedeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=4982</guid>

					<description><![CDATA[3. Hukuk Dairesi         2017/6995 E.  ,  2017/15997 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali ve tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kira-iliskisinin-varligi-ve-aylik-kira-bedelinin-ne-kadar-oldugunu-ispat-kulfeti-davaciya-davali-tarafindan-kabul-edilen-kira-bedelinin-odendiginin-ispat-kulfeti-davaliya-duser/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">3. Hukuk Dairesi         2017/6995 E.  ,  2017/15997 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasındaki itirazın iptali ve tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:<br />
Y A R G I T A Y K A R A R I<br />
Davacı; davalının 22.08.2011 tarihinden itibaren sözlü sözleşme ile kiracı olduğunu, kira bedellerinin ödenmediğini, davalının icra takibine de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.<br />
Davalı, taraflar arasında yazılı veya sözlü sözleşme bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br />
Mahkemece davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında kira ilişkisine karşı çıkmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur. HMK’nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat edilemez.<br />
Kural olarak kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfeti davacıya, davalı tarafından kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti ise davalıya düşer. Davalı akdi ilişkiye karşı çıkmıştır. Taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmadığına göre, öncelikle davacının kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne miktar olduğunu kanıtlanması gerekir.<br />
Mahkemece uyuşmazlığın bu ilkelere göre çözülerek, davacıya kira ilişkisini ispat hakkı tanınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde icra takibinde kira ilişkisine karşı çıkılmadığından bahisle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.<br />
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK&#8217;nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. </span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
