<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>menfi tespit davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/menfi-tespit-davasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Mar 2023 08:11:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>menfi tespit davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tacirler arasındaki ticari nitelikteki kira sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası arabuluculuk kapsamındadır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/tacirler-arasindaki-ticari-nitelikteki-kira-sozlesmesinden-kaynaklanan-menfi-tespit-davasi-arabuluculuk-kapsamindadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 08:11:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası arabuluculuk zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davasında arabuluculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=10011</guid>

					<description><![CDATA[3. Hukuk Dairesi         2022/6323 E.  ,  2022/8692 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 49. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen hüküm hakkında, bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/tacirler-arasindaki-ticari-nitelikteki-kira-sozlesmesinden-kaynaklanan-menfi-tespit-davasi-arabuluculuk-kapsamindadir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">3. Hukuk Dairesi         2022/6323 E.  ,  2022/8692 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 49. HUKUK DAİRESİ<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. SULH HUKUK MAHKEMESİ</p>
<p>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen hüküm hakkında, bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:</p>
<p>Y A R G I T A Y K A R A R I</p>
<p>Davacılar; davacı şirket ile davalı arasında 15/02/2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, diğer davacının sözleşmede kefil olarak imzasının bulunduğunu, kiralananda tadilat yapılması ve araya pandemi sürecinin de girmesi nedeniyle 15/06/2020 tarihi itibariyle kiralananda faaliyete başlayabildiklerini, 27/11/2020 tarihinde işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı talebinin, yapı ile ilgili 04/05/2006 tarihli yıkım kararı bulunduğu gerekçesiyle, belediye tarafından 30/11/2020 tarihli cevapla reddedildiğini, kiralananın hiç kullanılamadığından sözleşmenin 28/12/2020 tarihli ihtar ile feshedildiğini ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.<br />
Davalı, davanın reddini dilemiştir.<br />
İlk derece mahkemesince; davacıların menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, davacılar tarafından istinaf edilmiştir.<br />
Bölge adliye mahkemesince; takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlunun borcu olmadığının hemen tespitinde korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.<br />
18/12/2018 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 7155 sayılı Kanun&#8217;un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;na (TTK) eklenen 5/A maddesinde; &#8220;(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması davası şartıdır.<br />
(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.&#8221; düzenlemesi ile;<br />
6102 sayılı TTK&#8217;nın geçici 12. maddesinde; &#8220;(1) Bu kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibari ile ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.&#8221; düzenlemesi getirilmiştir.<br />
Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu&#8217;na (HUAK&#8217;) &#8220;Dava Şartı Olarak Arabuluculuk&#8221; başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK&#8217;nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; &#8220;Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği , aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.&#8221; düzenlemesi bulunmaktadır.<br />
Bu düzenlemelere göre; 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında açılan davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvuru halinde, son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.<br />
Yapılan bu açıklamalar ile yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; menfi tespit istemine ilişkin davanın, tacirler arasındaki ticari nitelikteki kira sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olduğu, davanın 30/12/2020 tarihinde 6325 sayılı HUAK&#8217;nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre arabulucuya başvurulmadan, doğrudan açıldığı anlaşılmaktadır.<br />
Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararının gerekçesinin, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, şeklinde değiştirilmesi gerekirken,yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.<br />
Ne var ki, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK&#8217;nın 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğidir.<br />
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alacaklı tarafça itirazın iptali davası açılmadan da borçlu  tarafından menfi tespit davası açılabilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/alacakli-tarafca-itirazin-iptali-davasi-acilmadan-da-borclu-tarafindan-menfi-tespit-davasi-acilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 12:24:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[borç ile tehdit edilme durumu]]></category>
		<category><![CDATA[borçlu olmadığının tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[güncel hukuksal yarar]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibine itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7182</guid>

					<description><![CDATA[4. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2013/18434 E. &#160;, &#160;2014/141 K. MENFİ TESPİT DAVASI HUKUKİ YARAR İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 72 &#8220;İçtihat Metni&#8221; Davacı Y.. A.. vekili Avukat ..tarafından, davalı A.. K.. aleyhine 25/04/2013 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; hukuki yarar yokluğundan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/alacakli-tarafca-itirazin-iptali-davasi-acilmadan-da-borclu-tarafindan-menfi-tespit-davasi-acilabilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>4. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2013/18434 E. &nbsp;, &nbsp;2014/141 K.</strong></p>



<ul><li>MENFİ TESPİT DAVASI</li><li>HUKUKİ YARAR</li><li>İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 72</li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>Davacı Y.. A.. vekili Avukat ..tarafından, davalı A.. K.. aleyhine 25/04/2013 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; hukuki yarar yokluğundan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair verilen 11/07/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.<br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)’nun 72/3. maddesine dayalı, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Davacı, davalı tarafça başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğini takibin durduğunu belirterek, davalıya hiçbir borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı, davanın reddini savunmuştur.<br>Mahkemece, borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu, alacaklının itirazın iptali ve itirazın kaldırılması davası açması halinde savunma yoluyla borçlu olmadığı iddiasının ileri sürülebileceğini, bu aşamada menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.<br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir.<br>Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir.<br>Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. &nbsp;Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.<br>Dosya içeriğinden; davalının davacı aleyhinde icra takibi başlattığı, davacı-borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğu, takip dosyasının dava tarihi itibarıyla da derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bir davanın korunmaya değer, güncel hukuksal yarar bulunmaması nedeniyle reddedilebilmesi için, borçluyu tehdit edebilecek tehlike ve savsaklamalara karşı onu koruma gereksinmesinin olmaması gerekir. Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek, olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. Borçlunun ödemek zorunda olmadığı bir borç ile tehdit edilmesi durumunda hukuksal yararın varlığının kabulü gerektiğinden mahkemece, işin esasına girilip, taraf delilleri toplanmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı-borçlunun dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bahisle “ret” kararı verilmesi doğru değildir.<br>SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davanın tarafı olmayan 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davanin-tarafi-olmayan-3-kisileri-etkileyecek-sekilde-ihtiyati-tedbir-karari-verilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 11:46:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[icra takiplerinin yargılama sonuna kadar durdurulması]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyati tedbir kararı]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7178</guid>

					<description><![CDATA[T.C.Yargıtay19. Hukuk DairesiEsas No:2012/4613Karar No:2012/9263K. Tarihi:31.5.2012 Tedbire itiraz eden menfi tespit davasının tarafı değildir. Davanın tarafı olmayan 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden itiraz eden vekilinin itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. MAHKEMESİ : Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/02/2012 NUMARASI : 2011/413 Taraflar arasındaki... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davanin-tarafi-olmayan-3-kisileri-etkileyecek-sekilde-ihtiyati-tedbir-karari-verilemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>T.C.<br>Yargıtay<br>19. Hukuk Dairesi<br>Esas No:2012/4613<br>Karar No:2012/9263<br>K. Tarihi:31.5.2012</p>



<p>Tedbire itiraz eden menfi tespit davasının tarafı değildir. Davanın tarafı olmayan 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden itiraz eden vekilinin itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>



<p>MAHKEMESİ : Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi</p>



<p>TARİHİ : 23/02/2012</p>



<p>NUMARASI : 2011/413</p>



<p>Taraflar arasındaki (menfi tespit-alacak) ihtiyati tedbir kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde dava dışı üçüncü şahıs vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>



<p>&#8211; K A R A R &#8211;</p>



<p>Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 49.190,079 TL bedel karşılığında alınan tuğlaların ayıplı olduğunu belirterek müvekkilinin tuğla bedeli karşılığı verilen 16/09/2011 tarihli 32.918,00 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, çekin icraya konulmaması için İİK&#8217;nun 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve ayıplı mal nedeniyle oluşan 43.573,52 TL&#8217;nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>



<p>Davalı vekili, ayıp ihbarının süresinde olmadığını, davacının iddialarının doğru olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.</p>



<p>Mahkemece dava konusu İ. Metal San.ve Tic.Ltd.Şti.&#8217;nin düzenlemiş olduğu 16/09/2011 tarihli 32.918,00 TL bedelli çek dayanak yapılarak açılacak olan icra takiplerinin yargılama sonuna kadar durdurulmasına karar verilmiş, dava dışı üçüncü kişi Y.ı Nak. Turz. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. 01/12/2011 tarihli dilekçesi ile tedbir kararına itiraz etmiş, mahkemece 27/12/2011 tarihli celsede dava dışı üçüncü kişi Y. Nak. Turz. Mad. San. Tic. Ltd. Şti.&#8217;nin itirazının kısmen kabulü ile davalı K&#8230; Krom Magnezit Tuğla San. A.Ş. yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacı İ.Metal San. Tic. Ltd. Şti. yönünden takibin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmiş, bu kez 23/02/2012 tarihli celsede dava dışı üçüncü kişi Y.ı Nak. Turz. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davacı İ. Metal San. Tic. Ltd. Şti. yönünden takibin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece davanın menfi tespit davası olması, çek üzerine %15 teminat alınarak tedbir konulmuş olması ve yargılamanın halen devam ediyor olması gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiş, dava dışı üçüncü kişi Y.Nak. Turz. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından bu karar temyiz edilmiştir.</p>



<p>Davacı keşideci tarafından davalı lehdar aleyhine İİK&#8217;nun 72. maddesine dayanılarak çek nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemi ile açılan davada, çekin takibe konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu çek nedeniyle keşideci ve lehdar aleyhine icra takibine girişen yetkili hamil durumundaki dava dışı Y. Nak. Turz. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından tedbire itiraz edilmiştir.</p>



<p>Tedbire itiraz eden menfi tespit davasının tarafı değildir. Davanın tarafı olmayan 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden itiraz eden vekilinin itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>



<p>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı yoktur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/menfi-tespit-davasinda-zorunlu-arabuluculuga-basvuru-sarti-yoktur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 07:29:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[arabulucuya başvurma şartı aramak]]></category>
		<category><![CDATA[borçlu olmadığının tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davasında öngörülen tedbirden yararlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[ticari davalarda arabulucuk dava şartı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6583</guid>

					<description><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararı &#8211; İstanbul BAM, 17. HD., E. 2019/3684 K. 2020/960 T. 2.6.2020 MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/09/2019 NUMARASI : 2019/528 Esas, 2019/658 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/menfi-tespit-davasinda-zorunlu-arabuluculuga-basvuru-sarti-yoktur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Bölge Adliye Mahkemesi Kararı &#8211; </strong></span></p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstanbul BAM, 17. HD., E. 2019/3684 K. 2020/960 T. 2.6.2020</strong></span></p>
<p class="grounds-paragraph">MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">TARİHİ: 06/09/2019</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">NUMARASI : 2019/528 Esas, 2019/658 Karar</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine İstanbul &#8230;. İcra Müdürlüğü&#8217;nün &#8230; (Eski Esas &#8230;) &#8211; &#8230; (Eski Esas &#8230;) &#8211; &#8230; Esas, İstanbul &#8230;. İcra Müdürlüğü&#8217;nün &#8230; Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilleri tarafından takip konusu borçların ödendiğini, davalının borç ödemesine rağmen müvekkillerini haciz ve muhafaza yapmakla tehdit ettiğini, anılan takip dosyalarına toplam 381.550,00 TL ödeme yapılarak borçların tamamen ödendiğini belirterek müvekkillerinin icra dosyaları gereğince borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari davalarda arabulucuğun dava şartı olduğunu, bu husus çözülmeden dava açılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi iddia, savunma, TTK&#8217;nun 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu ve bu gereklilik yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="grounds-paragraph">DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, hukuki niteliği itibariyle, İİK&#8217;nun 72. maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece, zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı taraf karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. 19/12/2018 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa&#8217;nın 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. TTK&#8217;nun 5/A maddesi; &#8220;(1)Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.&#8221; hükmünü düzenlemektedir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’na eklenen 5/A maddesinde, Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Madde metninde &#8220;&#8230;konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında&#8230;&#8221; denilmek suretiyle, talep sonucu eda istemi niteliğinde olan, alacak ve tazminatın ödenmesine ilişkin ticari davalarda, davadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Tespit davaları ise, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Menfi tespit davaları ile davacı, borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Menfi tespit davalarında borçlu olunmadığının tespiti istendiğine ve alacak ya da tazminat ödenmesi istenemeyeceğine göre, bu tür davalardan önce arabulucuya başvurma şartı aranması, kanunun açık ifadesine aykırı olacaktır. Diğer taraftan alacaklının arabulucuğa başvurma zorunluluğu olmadan takip başlatması mümkün iken, borçlunun açtığı menfi tespit davasında arabulucuğa başvurulmasının dava şartı sayılması amaca uygun düşmeyeceği gibi, borçlunun menfi tespit davasından önce arabulucuya başvurma zorunluluğunun kabulü halinde, borçlunun İİK&#8217;nun 72. maddesinde menfi tespit davasında öngörülen tedbirden yararlanması imkanı ile ilgili gecikme ve sakıncalar da söz konusu olabilecektir. Öyleyse mahkemece, menfi tespit davasında, zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK&#8217;nun 353/1.a.4 bendi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="verdict-paragraph">H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler icelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 Esas, 2019/658 Karar, 06/09/2019 tarihli kararının HMK&#8217;nun 353/1a.4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 83,50 TL başvuru harcı + 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile toplam 232,10 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 165,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 66,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 bendi gereğince kesin olmak üzere üye &#8230;&#8217;nın muhalefeti ile oy çokluğu ile karar verildi.02/06/2020</p>
</div>
</div>
<div class="row row-segment">
<div class="col">
<p class="verdict-paragraph">MUHALEFET ŞERHİ TTK&#8217;nun 5/A maddesi metni göz önüne alındığında, zorunlu arabuluculuğun &#8220;ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri&#8221; yönünden dava şartı olarak öngörüldüğü düşünülebilir ise de, anılan maddede &#8220;talep sonucu&#8221; olan alacak ve tazminat istemlerine değil &#8220;dava konusuna&#8221; vurgu yapılarak, &#8220;konusu bir miktar paranın ödenmesi olan davalar&#8221; için dava şartı olan arabuluculuğun öngörüldüğünü belirtmek gerekmektedir. Alacak ve tazminat davaları yanında, menfi tespit davalarının da konusu bir miktar paranın ödemesine ilişkindir. Davacının menfi tespit davasını kazanması durumunda, davalının takibe konu ettiği para alacağının maddi hukuk anlamında ödenmiş olduğu tespit edilmiş olacaktır. Menfi tespit davasında para alacağının bulunmadığı ve arabuluculuğa tabi olmadığı yönündeki yorum, yasa koyucunun uyuşmazlıkları hızlı, adil ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması amacıyla çıkardığı yasanın lafsına ve ruhuna uygun düşmeyeceği açıktır. Bu husus, alacak ve tazminat davalarında bir miktar paranın ödenmesi olarak tezahür ettiği gibi, menfi tespit davalarında ise bir miktar paranın ödenmemesi olarak ortaya çıktığından konu itibariyle menfi tespit davasının da dava şartı olan zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığının kabulü gerekir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu&#8217;nun 18/a-2 maddesi gereğince davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Dosya kapsamına göre, mahkemece tensiple davacıya gönderilen muhtıraya rağmen davacının verilen kesin süre içinde arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunmadığı anlaşıldığından yerel mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Bu sebeple sayın çoğunluğuna muhalifim.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketici konumundaki davacı tarafından cirantaya karşı açılan davada tüketici mahkemesi görevlidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/tuketici-konumundaki-davaci-tarafindan-cirantaya-karsi-acilan-davada-tuketici-mahkemesi-gorevlidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 09:38:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bölge Adliye Mahkemesi Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[borçlu olmadığının tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[nama yazılı olarak düzenlenmesi yasal zorunluluk]]></category>
		<category><![CDATA[taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununu 83. maddesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6288</guid>

					<description><![CDATA[T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ E. 2018/1649 K. 2020/545 T. 3.6.2020 * SENETTEN KAYNAKLANAN MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Olayda İlgili Davada Ticaret Mahkemesi Görevli Olduğu Gerekçesiyle Görevsizlik Kararı Verilmiş Olduğu &#8211; Taraflarca İstinaf Edilmeden Kesinleşen Bu Görevsizlik Kararı ile Mahkeme Bağlı Olmayıp Kamu Düzenine İlişkin Görev Hususunun Resen Her Aşamada Değerlendirilmesi Gerektiği... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/tuketici-konumundaki-davaci-tarafindan-cirantaya-karsi-acilan-davada-tuketici-mahkemesi-gorevlidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>T.C.</h4>
<h4>İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</h4>
<h4>12. HUKUK DAİRESİ</h4>
<h4>E. 2018/1649</h4>
<h4>K. 2020/545</h4>
<h4>T. 3.6.2020</h4>
<p><b>* SENETTEN KAYNAKLANAN MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Olayda İlgili Davada Ticaret Mahkemesi Görevli Olduğu Gerekçesiyle Görevsizlik Kararı Verilmiş Olduğu &#8211; Taraflarca İstinaf Edilmeden Kesinleşen Bu Görevsizlik Kararı ile Mahkeme Bağlı Olmayıp Kamu Düzenine İlişkin Görev Hususunun Resen Her Aşamada Değerlendirilmesi Gerektiği )</b></p>
<p><b>* YAPILAN İŞLEMİN TÜKETİCİ İŞLEMİ OLMASI ( Davalı Tarafça Sunulan Delillere Göre Dava Konusu Bonoların Davacının Tarafı Olduğu Satış Vaadi Sözleşmesi Uyarınca Düzenlenen Sıralı Bonolar Olduğunun Tespit Edilmiş Olduğu &#8211; Davacının Tüketici Sıfatını Haiz ve Söz Konusu İşlem Tüketici İşlemi Olduğunun Kabulü Gerektiği )</b></p>
<p><b>* GÖREVLİ MAHKEME ( Tüketici Konumundaki Davacı Tarafından Cirantaya Karşı Açılan İşbu Davada Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu &#8211; Buna Göre Mahkemece Görev Konusunda Bir İnceleme Yapılmaksızın İşin Esasına Girilerek Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu/Açıklanan Nedenlerle Mahkemenin Kararının Kaldırılması Gerektiği )</b></p>
<p><b>6102/m. 4, 5</b></p>
<p><b>2004/m. 72/3</b></p>
<p><b>6100/m. 114, 115</b></p>
<p><b>6502/m. 3, 73</b></p>
<p><b>ÖZET : </b>Dava, takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Olayda, ilgili davada ticaret mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup, taraflarca istinaf edilmeden kesinleşen bu görevsizlik kararı ile mahkeme bağlı olmayıp kamu düzenine ilişkin görev hususu resen her aşamada değerlendirilmelidir.</p>
<p>Davalı tarafça sunulan delillere göre dava konusu bonoların davacının tarafı olduğu Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca düzenlenen sıralı bonolar olduğu tespit edilmiş olup, davacının tüketici sıfatını haiz ve söz konusu işlem tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir.</p>
<p>Tüketici konumundaki davacı tarafından cirantaya karşı açılan işbu davada tüketici mahkemesi görevlidir. Buna göre mahkemece görev konusunda bir inceleme yapılmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, mahkemenin kararının kaldırılması gerekir.</p>
<p><b>DAVA : </b>Davanın kabulüne ilişkin hükmü davalı vekilinin istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p><b>KARAR : </b>DAVA; Davacı vekili Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı &#8230; İnş. A.Ş ile haricen düzenlenen satış vaadi sözleşmesi gereğince, dava dışı &#8230; İnş. A.Ş&#8217;ye taksitlere bölünmüş halde senetler keşide ederek verdiğini, taahhütlerin yerine getirilmediğini, &#8230; İnş. A.Ş aleyhine İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi&#8217;nin 2013/1967 esas sayılı dosyasında menfi tespit istemli dava açtığını, &#8230; İnş. A.Ş&#8217;ye verilen senetlerin davalının eline geçtiğini, davalı tarafından aleyhinde Bakırköy &#8230; İcra Müdürlüğünün &#8230; esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davacının iyi niyetli olmadığını, belirterek senetler gereğince müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>CEVAP: Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde; İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi&#8217;nin 2013/1967 esas sayılı dosyasında taraf olmadıklarını, davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan sözleşmede de taraf olmadıklarını, diğer davalı ile davacı arasındaki taşınmaz vaadi sözleşmesinin iptali davalı açısından hukuki bir sonuç doğurmayacağından senetlerin iptali senetlerin tedavül yeteneğini ortadan kaldırmak anlamına gelip usule ve kanuna aykırı olduğunu, kambiyo vasfına haiz senetleri iyi niyetle iktisap ettiklerini davalı şirketin iyiniyetli yasal hamil olup yapılan takip de kambiyo hukuku gereğince yapılmış olan bir takip belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; İstanbul 7.Tüketici Mahkemesi&#8217;nin 2013/1967 esas sayılı dosyası üzerinden senetlerin taksitli alışveriş için verildiği ve nama yazılı olarak düzenlenmediğinden bahisle davacının bu senetler yönünden dava dışı &#8230; AŞ&#8217;ye borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, davalının senetleri ciro yolu ile &#8230; AŞ&#8217;den devralan ciranta olduğu, ciro edilen senetler nama yazılı olarak düzenlenmesi yasal zorunluluk olmasına rağmen, emre yazılı düzenlenmesi nedeniyle herkese karşı geçersiz olduğu, cirantanın iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının önemi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle davacının Bakırköy &#8230; İcra Dairesinin &#8230; esas sayılı icra takibine konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.</p>
<p>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı, hakkında Bakırköy &#8230; İcra Müdürlüğünün &#8230; Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe, davacı Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2016/176 Esas sayılı dava dosyası ile yapmış olduğu itiraz aynı mahkemenin 24.11.2016 tarih ve 2016/176 Esas, 2016/1193 Karar sayılı kararında Menfi tespit davasının tarafları ile icra takip dosyasının tarafları aynı olmadığı bu nedenle menfi tespit davasında verilen karar iyiniyetli yetkili hamil olan takip alacaklısını bağlamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmasına karşın davacının takip konusu bonolardan dolayı müvekkile borçlu olmadığını kabul etmenin hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, aynı hukuki sebepten kaynaklanan ihtilafın bir yanda kabul görüp diğer yanda kabul görmemesinin hukuk kuralları ile bağdaşmayacağını, Yargıtay HGK.nun 21.05.2014 tarih ve 2014/12-404 Esas, 2014/683 Karar sayılı kararı (aynı mahiyetteki 05.03.2015 tarih ve 2013/12-1286 Esas, 2014/207 Karar ve 05.03.2014 tarih ve 2013/12-1514 Esas, 2014/208 Karar sayılı kararları) incelendiğinde, dava konusu olayın çözümünü kıymetli evrak hukuku açısından çözüldüğünü, senedin tüketici senedi olarak verilmesi nedeniyle TKHK&#8217; nun 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği gibi, keşidecinin bu durumu iyi niyetli hamile karşı da ileri sürmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>GEREKÇE: Dava, İİK 72/3 maddesi uyarınca takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. 6100 Sayılı HMK. 114-(1)-c) maddesi uyarınca; görev mahkemeye ilişkin olumlu dava şartıdır. HMK. 1 maddesi uyarınca; mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Mahkeme tarafından dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davanın her aşamasında re&#8217;sen araştırılır. Dava şartının bulunmaması halinde, HMK.&#8217;nın 115/2. maddesi uyarınca; davanın usulden reddine, karar verilir. Ticari davalar TTK. 4.maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu&#8217;nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava söz konusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.&#8217;nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununu 3/1-k Maddesinde Tüketici &#8221; Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi&#8221; olarak 3/1- ı-bendinde ise Tüketici işlemi &#8220;Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem&#8221; olarak tanımlanmış, “Temel İlkeler” başlıklı 4/5 m. ise “Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun&#8217;un 73/1 madde ve fıkrasında da; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.</p>
<p>Somut olayda, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin 2017/337 Esas 2017/699 Karar sayılı dosyası ile davada ticaret mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup, taraflarca istinaf edilmeden kesinleşen bu görevsizlik kararı ile mahkeme bağlı olmayıp kamu düzenine ilişkin görev hususu resen her aşamada değerlendirilmelidir. Davalı tarafça sunulan delillere göre dava konusu bonoların davacının tarafı olduğu Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca düzenlenen sıralı bonolar olduğu tespit edilmiş olup, bu durumda davacı tüketici sıfatını haiz ve söz konusu işlem tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekmiştir. Bu itibarla, tüketici konumundaki davacı tarafından cirantaya karşı açılan işbu davada tüketici mahkemesi görevlidir.(İstanbul BAM 12.H.D E: 2020/221 -K: 2020/234, ).Buna göre mahkemece görev konusunda bir inceleme yapılmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi doğru bulunmamıştır.</p>
<p>Bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK.&#8217;nın 353(1)a-3 maddesi gereğince davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.</p>
<p><b>SONUÇ : </b>Yukarıda açıklanan nedenlerle:</p>
<p>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/59 Esas -2018/500 Karar sayılı ve 14.05.2018 tarihli hükmünün HMK.&#8217;nun 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA;</p>
<p>Davanın, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c) bendinde düzenlenen mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu nedeniyle aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE,</p>
<p>HMK. 20.maddesi gereğince Dairemiz gerekçeli kararının tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde taraflardan birinin başvurusu halinde dosyanın görevli bulunan Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi&#8217;ne GÖNDERİLMESİNE,</p>
<p>2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesinden, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde,</p>
<p>DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına. HMK.&#8217;nun 331/2 maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemece dava dosyası üzerinden karara bağlanmasına,</p>
<p>İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.402,-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,</p>
<p>Kararın 6100 Sayılı HMK.&#8217;nın 359-(3) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,</p>
<p>Dosyanın tebliğ işlemleri tamamlanmak üzere HMK.&#8217;nun 353-(1)-a maddesi gereğince dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,</p>
<p>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03.06.2020</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kefil borcun tamamından sorumlu tutulamaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kefil-borcun-tamamindan-sorumlu-tutulamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 11:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamak]]></category>
		<category><![CDATA[kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden doğan borç]]></category>
		<category><![CDATA[kefilin imzası bulunmayan sözleşmeler nedeniyle sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5585</guid>

					<description><![CDATA[19. Hukuk Dairesi         2012/15421 E.  ,  2013/1789 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. &#8211; K A R A R &#8211; Davacı vekili, müvekkilinin davacı banka... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kefil-borcun-tamamindan-sorumlu-tutulamaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">19. Hukuk Dairesi         2012/15421 E.  ,  2013/1789 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p>&#8211; K A R A R &#8211;</p>
<p>Davacı vekili, müvekkilinin davacı banka ile dava dışı asıl borçlu &#8230; arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, ancak dava dışı &#8230;&#8217; e kullandırılan kredi kartı ve tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacağın tahsili için davacı yanca müvekkili aleyhine icra takiplerine girişildiğini, müvekkilinin icra takiplerine dayanak sözleşmelerde imzasının bulunmadığını, bu yönde kefalet iradesinin olmadığını ileri sürerek icra takiplerinden dolayı borçlu olmadığının tesbitine ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı vekili, 18.06.2008 tarihli genel kredi sözleşmesini davacının kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşmenin 41. maddesi uyarınca davacının kefalet imzasının bulunduğu sözleşmeden değil dava dışı asıl borçlu ile akdedilen diğer sözleşmelerden kaynaklı borçlardan da sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br />
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, genel kredi sözleşmesinin 41.1 maddesi uyarınca davacının, dava dışı asıl borçlunun davalı banka ile yapmış olduğu ve ileride yapacağı işlemlere &#8220;kefil olmayı&#8221; kabul ettiği, bu durumda davacı kefilin, genel kredi sözleşmesinde yazılı ve hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde sorumluluğunun belirlendiği, böylece davalı bankanın dava dışı borçlu &#8230; hakkında genel kredi sözleşmesi dışında oluşan (kredi kartı kullanımı ve tüketici kredisi kullanımından kaynaklı olarak) doğan alacakları hakkında davacı hakkında icra takibi yapmakta haklı olduğu, bu takip dosyalarında da davacı kefilin kefalet limiti kapsamında ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.<br />
Davacı, davalı banka ile dava dışı &#8230; arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Dava konusu borcun ise, davacının imzası bulunmayan kredi kartı ve tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı kefilin kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden doğan borçtan sorumlu tutulması doğru değildir. Her ne kadar mahkemece genel kredi sözleşmesinin 41.1 madde hükmüne dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de anılan sözleşme hükmü davacıyı, imzası bulunmayan sözleşmeler nedeniyle sorumluluk altına sokacak biçimde yorumlanamaz. Mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.<br />
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.01.2013 gününde oybirlğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davacı bilgisi dışında açılan kmh hesabına ilişkin menfi tespit davası</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davaci-bilgisi-disinda-acilan-kmh-hesabina-iliskin-menfi-tespit-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 08:47:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[ayıplı hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hmk 26]]></category>
		<category><![CDATA[kmh hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[menfi tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici kredisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://unalgokturk.av.tr/?p=4908</guid>

					<description><![CDATA[T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Esas No:2015/4028 Karar No:2015/14672 K. Tarihi:12.11.2015 MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. &#8211; K A R A R &#8211; Davacı vekili,... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davaci-bilgisi-disinda-acilan-kmh-hesabina-iliskin-menfi-tespit-davasi/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<h3>T.C.<br />
Yargıtay<br />
19. Hukuk Dairesi</h3>
</div>
<p><strong>Esas No:2015/4028</strong><br />
<strong>Karar No:2015/14672</strong><br />
<strong>K. Tarihi:12.11.2015</strong></p>
<div class="detay">
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi</p>
<p>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br />
&#8211; K A R A R &#8211;<br />
Davacı vekili, müvekkilinin 10/03/2009 tarihinde davalı bankanın &#8230; Şubesinde 24 ay vadeli 5.000 TL limitli tüketici kredisi çektiğini, 06/05/2009 tarihinden, 14/03/2011 tarihine kadar 21 seferde toplam 8.782 TL geri ödeme yaptığını, borcunun tamamını ödediğini zannederken davalı bankanın çağrı merkezinden aranarak 6.000 TL borcu olduğunun söylendiğini, müvekkilinin kredi aldığında aynı zamanda vadesiz tasarruf mevduat hesabı ile kredili mevduat hesabının (KMH) açıldığını öğrendiğini, kredi taksiti gecikince de taksitlerin KMH den çekildiğini, kredi hesabının aylık faiz oranının %1.43 iken KMH&#8217;nin faiz oranının aylık %5.25 olduğunu, bu şekilde 6.000 TL borçlandırıldığını, müvekkili tarafından 9 kez nakit para çekildiğini ve bunun tutarının ise 1.250 TL olduğunu, müvekkiline kredili mevduat hesabı açıldığının bildirilmeyerek ayıplı hizmet sunulduğunu, müvekkiline 2.5 yıl bilgi verilmediğini, bu şekilde kredili mevduat hesabı limiti doluncaya kadar tefecilik mertebesinde faiz işletildiğini, yapılan ayıplı hizmetin sadece tüketici mevzuatı ve bankacılık mevzuatına değil, aynı zamanda iyi niyet kurallarına da aykırı olduğunu, müvekkilinin 5.000 TL kredi kullandığını, &#8230; kartı ile de 1.250 TL nakit çektiğini, toplam 6.250 TL çekmiş olduğu paraya karşılık 8.782 TL ödeme yaptığını, davalı bankanın ise müvekkilinden halen 6.000 TL talep ettiğini belirterek, müvekkilinin bankaya borcu olup olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.<br />
Davalı vekili, davacının müvekkili ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesi gereğince kredi kullandığını, bu kredi hesabına ek olarak borçlunun bilgisi dahilinde kredili mevduat hesabı açıldığını, davacının bu hesabı hem taksitli kredi ödemelerinde hem de nakit çekim için defalarca kullandığını, süresinde mevduat hesabına ilişkin ödemelerini yapmadığından 23.06.2011 tarihinde hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ödeme yapılmayınca da &#8230;İcra Müdürlüğünün 2011/16257 esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir.</p>
<p>Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının davalı bankadan kullanmış olduğu kredinin ticari nitelikte kredi olduğu, davacıya ayrıca kredili mevduat hesabı açıldığı, davacının kredi ödemeleri gecikince kredili mevduat hesabından tahsil edildiği, bu hesaptan tahsil yapılması nedeniyle de bu hesapta kararlaştırılan faiz işletildiği, yine nakit çekilen paralarında bu hesaptan çekildiği ve bu hesapta kararlaştırılan faiz işletildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki hesabın faiz oranlarının farklı olmasından ve davacının temerrüt faizini dikkate almayarak hesaplama yapmasından kaynaklandığı, davacının imzalamış olduğu sözleşmelerde temerrüt faizi hususunda kredili mevduat hesabında uygulanan aylık %5,25 oranındaki faizi kabul ettiği, alınan iki bilirkişi raporu arasındaki farkın faiz oranından kaynaklandığından tekrar bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davacının davalıya 5.336,49 TL borçlu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Dava, menfi tespit davası olduğundan, mahkemece, HMK&#8217;nın 26. maddesi gözetilerek, taleple bağlılık kuralı çerçevesinde, davacının borçlu olmadığı miktar saptanarak menfi tespite hükmedilmesi gerekirken, davanın niteliği gözardı edilerek borçlu olunan miktar üzerinden olumlu tespit hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<div class="google-auto-placed ap_container"></div>
<p>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
