<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Danıştay Kararları &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/category/danistay-kararlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Dec 2022 10:23:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>Danıştay Kararları &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna ilişkin ileri sürülen ceza mahkemesi kararlarının kişinin özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına hukuken engel olabilecek ve hukuken geçerli kabul edilecek bir nitelik taşımadığından kimlik kartı ve çalışma izninin iptaline ilişkin karar kaldırılmalıdır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/guvenlik-sorusturmasinin-olumsuz-olduguna-iliskin-ileri-surulen-ceza-mahkemesi-kararlarinin-kisinin-ozel-guvenlik-gorevlisi-olarak-calismasina-hukuken-engel-olabilecek-ve-hukuken-gecerli-kabul-edilece/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2022 10:23:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik görevlisi hakkında hagb kararı verilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel güvenliğin çalışamaması]]></category>
		<category><![CDATA[özel güvenliğin ceza alması]]></category>
		<category><![CDATA[özel güvenlik kimlik kartı iptali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=9764</guid>

					<description><![CDATA[Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/781 E. , 2021/3769 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/781 &#160; Karar No : 2021/3769 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : . VEKİLİ : Av. . KARŞI TARAF (DAVALI) : . Valiliği VEKİLİ : Av. . İSTEMİN_KONUSU : .Bölge İdare Mahkemesi... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/guvenlik-sorusturmasinin-olumsuz-olduguna-iliskin-ileri-surulen-ceza-mahkemesi-kararlarinin-kisinin-ozel-guvenlik-gorevlisi-olarak-calismasina-hukuken-engel-olabilecek-ve-hukuken-gecerli-kabul-edilece/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/781 E. , 2021/3769 K.</p>
<p>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</p>
<p>T.C.</p>
<p>D A N I Ş T A Y</p>
<p>ONUNCU DAİRE</p>
<p>Esas No : 2021/781</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karar No : 2021/3769</p>
<p>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : .</p>
<p>VEKİLİ : Av. .</p>
<p>KARŞI TARAF (DAVALI) : . Valiliği</p>
<p>VEKİLİ : Av. .</p>
<p>İSTEMİN_KONUSU : .Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>
<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>
<p>Dava konusu istem: Davacının &#8220;özel güvenlik görevlisi kimlik belgesi&#8221;nin yenilenmesi istemli başvurusunun, hakkındaki güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle reddi ile mevcut özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin İl Özel Güvenlik Komisyonunun . tarih ve . sayılı işleminin iptali istenilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: . </b>İdare Mahkemesince verilen . tarih ve E:., K:. sayılı kararla; . Asliye Ceza Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile davacının basit hakaret ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediğinden bahisle adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yine . Asliye Ceza Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile de davacının Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediğinden bahisle adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararların itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının ceza mahkemesinde yargılanmasına sebebiyet veren fiillerin niteliği ve yürütmekte olduğu özel güvenlik hizmetinin hassasiyetine bakıldığında hakkında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda söz konusu eylemleri sebebiyle güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesinde idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde hareket edildiği sonucuna varıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.</p>
<p><b>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: . </b>Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>
<p><b>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI </b>: Davacı tarafından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kişi hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı, bu yönde Danıştay içtihatlarının bulunduğu, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun&#8217;un 10. maddesinin Anayasa&#8217;ya aykırı olduğu, 15 yıl özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.</p>
<p>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : .</p>
<p>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</p>
<p>TÜRK MİLLETİ ADINA</p>
<p>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin gereği görüşüldü:</p>
<p>İNCELEME VE GEREKÇE :</p>
<p>MADDİ OLAY :</p>
<p>Dava dosyasının incelenmesinden; davacının yenileme eğitimini tamamlayarak özel güvenlik görevlisi kimlik belgesinin yenilenmesi talebiyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, davacı hakkında 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 11. maddesine istinaden Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması yapıldığı, yapılan soruşturma neticesinde, davacının . Asliye Ceza Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile basit hakaret ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediğinden bahisle 546 gün karşılığı 10.920,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yine . Asliye Ceza Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile de Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 354 gün karşılığı 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görüldüğünden, . tarih ve . sayılı İl Özel Güvenlik Komisyonu kararıyla davacının başvurusunun reddedilmesi ve mevcut özel güvenlik kimlik kartının ve çalışma izninin iptal edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İLGİLİ MEVZUAT:</p>
<p>5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile özel güvenlik izninin verilmesine, bu hizmeti yerine getirecek kişi ve kuruluşların ruhsatlandırılmasına ve denetlenmesine ilişkin hususlar düzenlenmiş; 10. maddesinde, &#8220;Özel güvenlik görevlilerinde aşağıdaki şartlar aranır:</p>
<p>a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.</p>
<p>b) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak.</p>
<p>c) 18 yaşını doldurmuş olmak.</p>
<p>d) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;</p>
<p>1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahküm olmamak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="revenueflex-ad-70365" data-google-query-id="CJC7iP__jPwCFQqndwodW_0PHQ">
<div id="google_ads_iframe_/21724377464,104420465/dir05_0__container__"></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>2) Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahküm olmamak.</p>
<p>3) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak.</p>
<p>g) 14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.</p>
<p>h) Güvenlik soruşturması olumlu olmak&#8221;; 11. maddesinde, &#8220;Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler ile özel güvenlik şirketlerinde, alarm izleme merkezlerinde ve özel güvenlik eğitimi verecek kurumlarda kurucu ve/veya yönetici olarak çalışacaklar hakkında valilikçe güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılır. Soruşturma sonucu olumlu olanlara, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla, valilikçe çalışma izni verilir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bir ay içinde tamamlanır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması her kimlik verilmesi veya ihtiyaç duyulması halinde yenilenir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şirketlerde eğitici ve temsilci olacaklar ile şirket ortağı tüzel kişi ortaklarında da kurucularda aranan şartlar aranır ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılır.</p>
<p>Göreve başlayan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından onbeş gün içinde valiliğe bildirilir.</p>
<p>Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği iptal edilir.</p>
<p>Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen kişiler, özel güvenlik alanında faaliyet yürüten şirket veya birimlerde çalışamazlar.&#8221; hükümlerine yer verilmiştir.</p>
<p>17/07/2012 tarih ve Genelge No:2012/71 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi&#8217;nin &#8220;Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması&#8221; başlıklı bölümünde yer alan &#8220;Usül&#8221; alt başlıklı 6.1. maddesinin (ç) bendinde; &#8220;5188 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi (d) bendinde belirtilen şartları taşımasına rağmen hakkında yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olan şahıslara çalışma izni verilip verilmemesine il özel güvenlik komisyonu karar verebilecektir.&#8221; düzenlemesi yer almıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="revenueflex-ad-70367" data-google-query-id="CIndkv__jPwCFYypdwodS_ENxw">
<div id="google_ads_iframe_/22837228209/dir07_0__container__"></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>
<p>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, kanun koyucu tarafından Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun&#8217;un 10. maddesinde özel güvenlik görevlisi olmaya engel suç ve cezaların belirlendiği ve Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahküm olmamak, affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahküm olmamak, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak şartlarına yer verildiği, dolayısıyla hangi ceza mahkemesi kararlarının ve hangi suçlardan soruşturma ve kovuşturma altında bulunmanın özel güvenlik görevlisi olmaya engel olduğunun kanun koyucu tarafından açıkça belirlendiği görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Davacı hakkında . Asliye Ceza Mahkemesince verilmiş bulunan kararların incelenmesinden; davacının adli para cezasına mahkum edildiği ve verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmekte olup, söz konusu kararların ise Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun&#8217;un 10. maddesinde sayılan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyeti içermediği gibi maddede ismen sayılan suçlardan da olmadığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Davalı idare tarafından ise, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Hizmetleri Birleştirilmiş Genelgesi&#8217;nin &#8220;Kanunun 10. maddesi (d) bendinde belirtilen şartları taşımasına rağmen hakkında yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olan şahıslara çalışma izni verilip verilmemesine il özel güvenlik komisyonu karar verebilecektir.&#8221; düzenlemesi gerekçe gösterilerek davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle dava konusu işlem tesis edilmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla davalı idare tarafından, davacının kanunen özel güvenlik görevlisi olmasına engel teşkil etmeyen ceza mahkemesi kararları gerekçe gösterilerek dava konusu işlemin tesis edildiği, bunun dışında ise davacı hakkında güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna ilişkin başkaca bir iddia ve belgenin ortaya konulmadığı görülmektedir.</p>
<p>Genelge ile davalı idareye verilen, Kanunun 10. maddesi (d) bendinde belirtilen şartları taşımasına rağmen hakkında yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olan şahıslara çalışma izni verilip verilmemesine yönelik yetkinin, yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olmasına yönelik başkaca sebeplerin varlığı haline münhasır olduğu açıktır. Kanunun 10. maddesi (d) bendinde belirtilen şartları taşımasına rağmen haklarında verilen ceza mahkemesi kararlarının güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilmesine gerekçe gösterilmesi yönündeki uygulamanın Kanun&#8217;un 10. maddesini anlamsız kılacağı ve hukuki belirsizlik yaratacağı şüphesizdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="revenueflex-ad-149809" data-google-query-id="CPb0nf__jPwCFZqmdwodWZAPRw">
<div id="google_ads_iframe_/22837228209/dir09_0__container__"></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu durumda, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna ilişkin ileri sürülen ceza mahkemesi kararlarının davacının özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına hukuken engel olabilecek ve hukuken geçerli kabul edilecek bir nitelik taşımadığı, bunun dışında idare tarafından davacı hakkında başkaca bir iddia ve belgenin de ortaya konulmadığı anlaşıldığından, davacının özel güvenlik görevlisi kimlik kartı ve çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.</p>
<p>Bu itibarla, davanın reddi yönündeki . İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu . İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>
<p>KARAR SONUCU :</p>
<p>Açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,</p>
<p>2. Davanın reddine ilişkin . İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu . Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararının BOZULMASINA,</p>
<p>3. Kullanılmayan . TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,</p>
<p>4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın . Bölge İdare Mahkemesi . İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/07/2021 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hesaplaşacağız&#8221; ya da &#8220;bunun hesabını sana soracağım&#8221; şeklindeki ifadeler herhangi bir suç unsuru oluşturmadığından bu açıdan disiplin cezası verilemez.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hesaplasacagiz-ya-da-bunun-hesabini-sana-soracagim-seklindeki-ifadeler-herhangi-bir-suc-unsuru-olusturmadigindan-bu-acidan-disiplin-cezasi-verilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 14:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aylıktan kesme cezası]]></category>
		<category><![CDATA[sözün herhangi bir sataşma veya tehdit unsuru içermemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8929</guid>

					<description><![CDATA[T.C. DANIŞTAY 8. DAİRE E. 2016/1453 K. 2020/2425 T. 11.6.2020 * İŞ ARKADAŞINA SATAŞMA FİİLİ NEDENİYLE AYLIKTAN KESME CEZASIYLA CEZALANDIRILMAYA İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ ( Olayda Söz Konusu Fiilin Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Anlaşılması İçin Davacının Sarf Ettiği Sözün Sataşma Olup Olmadığının Açıklığa Kavuşturulması Gerektiği -Davacı Tarafından İleri Sürüldüğü Üzere Söylemiş Olduğu Sözün Herhangi Bir Sataşma veya... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hesaplasacagiz-ya-da-bunun-hesabini-sana-soracagim-seklindeki-ifadeler-herhangi-bir-suc-unsuru-olusturmadigindan-bu-acidan-disiplin-cezasi-verilemez/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading">T.C.</h4>



<h4 class="wp-block-heading">DANIŞTAY</h4>



<h4 class="wp-block-heading">8. DAİRE</h4>



<h4 class="wp-block-heading">E. 2016/1453</h4>



<h4 class="wp-block-heading">K. 2020/2425</h4>



<h4 class="wp-block-heading">T. 11.6.2020</h4>



<p><strong>* İŞ ARKADAŞINA SATAŞMA FİİLİ NEDENİYLE AYLIKTAN KESME CEZASIYLA CEZALANDIRILMAYA İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ ( Olayda Söz Konusu Fiilin Gerçekleşip Gerçekleşmediğinin Anlaşılması İçin Davacının Sarf Ettiği Sözün Sataşma Olup Olmadığının Açıklığa Kavuşturulması Gerektiği -Davacı Tarafından İleri Sürüldüğü Üzere Söylemiş Olduğu Sözün Herhangi Bir Sataşma veya Tehdit Unsuru İçermediği ve Kendisinin Daha Önce Haksız Bir Şekilde Kınama Cezası Almasına Sebep Olduğunu Düşündüğü İş Arkadaşına Serzenişte Bulunduğu/İfadenin Tek Başına İş Arkadaşına Sataşma Olarak Değerlendirilmesine Hukuken Olanak Bulunmadığı )</strong></p>



<p><strong>* İŞ ARKADAŞINA HESAPLAŞACAĞIZ İFADESİNİ KULLANMA ( Davacı Tarafından İleri Sürüldüğü Üzere Söylemiş Olduğu Sözün Herhangi Bir Sataşma veya Tehdit Unsuru İçermediği ve Kendisinin Daha Önce Haksız Bir Şekilde Kınama Cezası Almasına Sebep Olduğunu Düşündüğü İş Arkadaşına Serzenişte Bulunduğu ve Hesaplaşacağız İfadesini Haksız Yere Aldırdığın Kınama Cezasının Vebalini Öbür Tarafta Verirsin Anlamında Kullandığını Beyan Ettiği/Dolayısıyla Davacı Tarafından İş Arkadaşına Karşı Söylemiş Olduğu İfadenin Tek Başına İş Arkadaşına Sataşma Olarak Değerlendirilmesine Hukuken Olanak Bulunmadığı )</strong></p>



<p><strong>* SATAŞMANIN KAPSAMI ( Davacı Tarafından İş Arkadaşına Karşı Söylemiş Olduğu Hesaplaşacağız İfadesinin Tek Başına İş Arkadaşına Sataşma Olarak Değerlendirilmesine Hukuken Olanak Bulunmadığı &#8211; Davacı Tarafından Kullanılan İfadenin Herhangi Bir Suç Unsuru Oluşturmadığından Davacının Disiplin Cezası ile Cezalandırılmasına Yönelik Dava Konusu İşlemde Hukuka Uygunluk ve Aksi Yönde Verilen İdare Mahkemesi Kararında Hukuki İsabet Bulunmadığından Temyize Konu Kararının Bozulmasına Karar Verilmesi Gerektiği )</strong></p>



<p><strong>Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği/m. 6, 15</strong></p>



<p><strong>ÖZET :&nbsp;</strong>Dava, iş arkadaşına sataşma fiili nedeniyle aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir. Olayda, söz konusu fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılması için davacının sarf ettiği sözün sataşma olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.</p>



<p>Davacı tarafından temyiz ve dava dilekçelerinde de ileri sürüldüğü üzere söylemiş olduğu sözün herhangi bir sataşma veya tehdit unsuru içermediği kendisinin daha önce haksız bir şekilde kınama cezası almasına sebep olduğunu düşündüğü iş arkadaşına serzenişte bulunduğu ve &#8220;hesaplaşacağız&#8221; ifadesini &#8220;haksız yere aldırdığın kınama cezasının vebalini öbür tarafta verirsin&#8221; anlamında kullandığını beyan etmiştir. Dolayısıyla davacı tarafından iş arkadaşına karşı söylemiş olduğu ifadenin tek başına iş arkadaşına sataşma olarak değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.</p>



<p>Açıklanan nedenlerle, davacı tarafından kullanılan ifadenin herhangi bir suç unsuru oluşturmadığından davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından temyize konu kararının bozulmasına karar verilmesi gerekir.</p>



<p><strong>İstemin Özeti :&nbsp;</strong>Trabzon İdare Mahkemesi&#8217;nin 23/10/2015 gün ve E:2015/533, K:2015/1437 Sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 Sayılı Kanun&#8217;un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.</p>



<p>Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>



<p>Danıştay Tetkik Hakimi : &#8230;</p>



<p>Düşüncesi : İstemin kabulüyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>



<p>Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:</p>



<p><strong>KARAR :&nbsp;</strong>Dava, &#8230;.Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği&#8217;nin 6. ve 15. maddeleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.</p>



<p>İdare Mahkemesince; davacının, Fizik Bölümü araştırma görevlisi &#8230;.&#8217;a &#8220;hesaplaşacağız&#8221; ya da olaya tanık başka bir araştırma görevlisinin emniyette verdiği ifadeye göre &#8220;bunun hesabını sana soracağım&#8221; şeklindeki ifadelerinin iş arkadaşına sataşma fiili kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, daha önce de aynı fiil sebebiyle kınama cezası aldığı hususu da gözetilerek bir üst ceza olan aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>



<p>Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği&#8217;nin 6/h maddesinde; &#8220;İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak&#8221; fiili kınama cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmış, aynı Yönetmeliğin 15. maddesinde de; &#8220;Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından çıkarılmasına ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. &#8221; hükmü yer almaktadır.</p>



<p>Dosyanın incelenmesinden, &#8230;. Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi personeli olan, ancak Fen Fakültesi Fizik Bölümünde görevlendirilen davacı hakkında, Fen Fakültesi Fizik Bölümü araştırma görevlisi &#8230;.&#8217;un, davacının 05.11.2014 tarihinde kendisine aracıyla kasten çarptığı ve bir önceki gün de tehdit ettiği şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, davacının anılan araştırma görevlisine araçla çarpıp kaçmak fiili ile ilgili somut delil bulunmadığı, ancak 04.11.2014 tarihinde davacının, diğer araştırma görevlisine &#8220;hesaplaşacağız&#8221; şeklinde seslenmesi hususunun, üçüncü bir araştırma görevlisinin ifadesi ile sübuta erdiği gerekçesiyle kınama cezası verilmesi gerektiği, ancak davacının 29.08.2014 tarihinde aynı madde kapsamında kınama cezası bulunduğundan Yönetmeliğin 15. maddesi uyarınca bir derece ağır ceza olan aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılması ve bu cezaya yaptığı itirazın reddi Fakülte Disiplin Kurulunca reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>



<p>Olayda, davacı hakkında aynı bölümde çalışan iş arkadaşı tarafından verilen şikayet dilekçesi üzerine açılan soruşturmada dinlenen tanık ifadesinde; 04.11.2014 tarihinde davacının mesai çıkışında aynı bölümde çalıştığı &#8230;.&#8217;a herhangi bir temasta bulunmadan yakın bir şekilde geçtiğini bir iki adım attıktan sonra da &#8230;.&#8217; a &#8220;Hesaplaşacağız&#8221; şeklinde seslendikten sonra başka bir durum meydana gelmeden her iki tarafın ayrılarak yollarına devam ettiğini belirtmiştir. Söz konusu fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılması için davacının sarf ettiği sözün sataşma olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.</p>



<p>Davacı tarafından temyiz ve dava dilekçelerinde de ileri sürüldüğü üzere söylemiş olduğu sözün herhangi bir sataşma veya tehdit unsuru içermediği kendisinin daha önce haksız bir şekilde kınama cezası almasına sebep olduğunu düşündüğü iş arkadaşına serzenişte bulunduğu ve &#8220;hesaplaşacağız&#8221; ifadesini &#8220;haksız yere aldırdığın kınama cezasının vebalini öbür tarafta verirsin&#8221; anlamında kullandığını beyan etmiştir. Dolayısıyla davacı tarafından iş arkadaşına karşı söylemiş olduğu ifadenin tek başına iş arkadaşına sataşma olarak değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.</p>



<p>Bu durumda, davacı tarafından kullanılan ifadenin yukarıda belirtilen gerekçelerle herhangi bir suç unsuru oluşturmadığından davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>



<p><strong>SONUÇ :&nbsp;</strong>Açıklanan nedenlerle; Trabzon İdare Mahkemesi&#8217;nin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 11.06.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.</p>



<p>KARŞI OY :</p>



<p>(X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.</p>



<p>İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukuka aykırı atamama işlemi sebebiyle açıktan kalan kişinin yoksun kaldığı parasal ve özlük hakları hesaplanıp ödenmesi gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hukuka-aykiri-atamama-islemi-sebebiyle-aciktan-kalan-kisinin-yoksun-kaldigi-parasal-ve-ozluk-haklari-hesaplanip-odenmesi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2021 10:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7603</guid>

					<description><![CDATA[T.C.DANIŞTAY12. DAİREE. 2016/394K. 2019/8628T. 12.11.2019 ATAMANIN GEÇ YAPILMASI&#160;NEDENİYLE&#160;OLUŞAN ZARARIN TAZMİNİ İSTEMİ&#160;( KPSS&#8217;den Almış Olduğu Puan İtibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Ziraat Teknisyeni Kadrolarına Yerleştirmesi Yapılmayan Davacının Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına Karşı Dava Açtığı &#8211; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hasım Mevkiine Alınıp Dosya Tekemmül Ettirildikten Sonra İşin Esası Hakkında Karar Verilmesi Gerektiği/Gıda... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hukuka-aykiri-atamama-islemi-sebebiyle-aciktan-kalan-kisinin-yoksun-kaldigi-parasal-ve-ozluk-haklari-hesaplanip-odenmesi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>T.C.<br>DANIŞTAY<br>12. DAİRE<br>E. 2016/394<br>K. 2019/8628<br>T. 12.11.2019</strong></p>



<p><strong>ATAMANIN GEÇ YAPILMASI&nbsp;NEDENİYLE&nbsp;OLUŞAN ZARARIN TAZMİNİ İSTEMİ&nbsp;</strong>( KPSS&#8217;den Almış Olduğu Puan İtibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Ziraat Teknisyeni Kadrolarına Yerleştirmesi Yapılmayan Davacının Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına Karşı Dava Açtığı &#8211; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hasım Mevkiine Alınıp Dosya Tekemmül Ettirildikten Sonra İşin Esası Hakkında Karar Verilmesi Gerektiği/Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hasım Mevkiine Alınmaksızın Verilen Kararda Hukuki İsabet Bulunmadığı )</p>



<p><strong>YOKSUN KALINAN PARASAL VE ÖZLÜK HAKLARI VE FAİZ TALEBİ</strong>&nbsp;( Davacının Atanma Başvurusunun Reddine İlişkin İşlemin İptali İstemiyle Açtığı Davada Verilen Yürütmeyi Durdurma Kararı Üzerine Görevine Başlatıldığı İşlemin İptaline Karar Verildiği ve Bu İptal Kararının Kesinleştiği &#8211; İdare Mahkemesince Davacının Atanmama İşlemi Nedeniyle Açıkta Kaldığı Dönemde Yoksun Kaldığı Parasal ve Özlük Hakları Hesaplanarak Varsa Bu Dönemde Elde Ettiği Gelirlerin Düşülmesi Suretiyle Yasal Faiz İsteminin de Göz Önünde Bulundurulması Gerektiği )</p>



<p><strong>İDARENİN HUKUKA AYKIRI İŞLEMİNDEN DOĞAN SORUMLULUĞU</strong>&nbsp;( İdarenin Hukuka Aykırı İşleminden Kaynaklanan Zararları Ödemekle Yükümlü Olduğu &#8211; Davacının Atanmama İşlemi Nedeniyle Açıkta Kaldığı Dönemde Yoksun Kaldığı Parasal ve Özlük Hakları Hesaplanıp Varsa Bu Dönemde Elde Ettiği Gelirleri Düşülerek ve Yasal Faiz İstemi de Göz Önünde Bulundurularak Karar Verilmesi Gerektiği/Bu Hususlar Gözetilmeden Verilen Kararın Hatalı Olduğu )</p>



<p>2709/m.125</p>



<p>2577/m.12</p>



<p><strong>ÖZET :</strong>&nbsp;Dava, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ziraat teknisyeni olarak atanma talebiyle yapılan başvurusunun reddine ilişkin işlemin, İdare Mahkemesi&#8217;nin kararı ile iptaline karar verilmesi üzerine atamasının geç yapıldığından bahisle yoksun kaldığını ileri sürülen miktar ve buna bağlı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.</p>



<p>Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ziraat teknisyeni kadrolarına Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yerleştirilmesi yapılmayan davacı tarafından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına karşı bakılan davanın açıldığı, ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının hasım mevkiine alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hasım mevkiine alınıp, dosya tekemmül ettirildikten sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hasım mevkiine alınmaksızın verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>



<p>Davacının zarara yol açtığını ileri sürdüğü atanma başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma kararı üzerine görevine başlatıldığı, kararla işlemin iptaline karar verildiği ve bu iptal kararının temyiz ve karar düzeltme incelemelerinden geçmek suretiyle kesinleştiği görüldüğünden, idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan zararları ödemekle yükümlü olduğu kuralı doğrultusunda, idare mahkemesince; davacının atanmama işlemi nedeniyle açıkta kaldığı dönemde yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hesaplanarak, varsa bu dönemde elde ettiği gelirlerin düşülmesi suretiyle yasal faiz istemi de göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir. Açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.</p>



<p>İSTEMİN KONUSU : Ankara 6. İdare Mahkemesi&#8217;nin 10/11/2015 tarih ve E:2014/424, K:2015/1588 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>



<p><strong>YARGILAMA SÜRECİ:</strong></p>



<p>Dava konusu istem: Davacının, 07/07/2011 tarihinde yapılan 2011/1 KPSS de aldığı puana istinaden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ziraat teknisyeni olarak atanma talebiyle 11/09/2013 tarihli başvurusunun reddine ilişkin işlemin, Ankara 10. İdare Mahkemesi&#8217;nin 23/01/2014 tarihli E:2013/1453, K:2014/54 Sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi üzerine atamasının geç yapıldığından bahisle yoksun kaldığını ileri sürdüğü 47.856,94 TL&#8217;nin ve buna bağlı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.</p>



<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:Ankara 6. İdare Mahkemesince; davanın Ankara 10. İdare Mahkemesi&#8217;nin 23/01/2014 tarih ve E:2013/1453, K:2014/54 Sayılı kararının 03/02/2014 tarihinde davacı tarafa tebliği üzerine ve iptal davasının devamı niteliğinde, tam yargı davası olarak inşa edildiği, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı&#8217;nca ilan edilen ziraat teknisyeni kadrolarına ÖSYM tarafından yerleştirilmesi yapılmayan davacı tarafından, söz konusu kadrolara yerleştirilen ancak aranan niteliklere sahip bulunmamaları nedeniyle atamaları yapılmayan kişiler nedeniyle boş kalan ziraat teknisyeni kadrolarına atanma talebiyle yapmış olduğu başvurusunun reddine ilişkin 18/09/2013 ve 78022 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, Mahkeme tarafından söz konusu işlemin iptaline kararı verilmiş ise de, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde olmasının gerekli olduğu, idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar üzerine verilen her iptal kararının tazminat ödenmesini gerektirmeyeceği, iptal edilen işlemle tazminat istemi arasında bir nedensellik bağının bulunması gerektiği, 07/07/2011 tarihinde yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmış bir dava bulunmadığı, davacının boş bulunan kadrolara atanma talebinin reddi üzerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına karşı açmış olduğu dava sonucu atamasının yapıldığı, tazminat istemine dayanak yaptığı zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu ve davalı idarenin olayda bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>



<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, geç atanmasından kaynaklanan zararın ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan hatadan kaynaklandığı, atama işleminin geç yapılmasından doğan zararının da davalı idarece karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>



<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Ankara 10. İdare Mahkemesi&#8217;nin 23/01/2014 tarih ve E:2013/1453, K:2014/54 Sayılı kararı ile iptal edilen işlem ile uğranıldığı iddia edilen zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan idarenin sorumlu olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.</p>



<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</p>



<p>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>



<p><strong>KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:</strong></p>



<p><strong>MADDİ OLAY :</strong></p>



<p>Davacının 28/11/2010 tarihinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı&#8217;na girerek KPSS94 puan türünden 73,667 puan aldığı, ÖSYM tarafından 07/07/2011 tarihinde yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı&#8217;nca ilan edilen 95 kişilik ziraat teknisyeni kadrolarına başvurduğu, ancak yeterli puana sahip olmadığından yerleştirmesinin yapılmadığı, yerleştirme işlemlerinin tamamlanmasından sonra bu kadrolara başvuran ve yerleştirmesi yapılan kişilerden 59 adayın ziraat teknisyeni kadrosu için aranılan nitelik koduna sahip olmadığının anlaşılması üzerine Bakanlıkça atamalarının gerçekleştirilmediği, bunun üzerine davacının, bu kişiler başvurmamış olsaydı bu kadroya yerleşeceğinden bahisle yerleştirme sonucunda boş kalan ziraat teknisyeni kadrolarından birine atanması istemiyle yapmış olduğu başvurunun 18/03/2013 tarihli ve 78022 Sayılı işlemle reddi üzerine Ankara 10. İdare Mahkemesi&#8217;nin 23/01/2014 tarih ve E:2013/1453, K:2014/54 Sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmesi üzerine ziraat teknisyeni kadrosuna ataması yapılarak 12/12/2013 tarihinde göreve başladığı, emsallerinin atamasının yapıldığı tarih ile kendisinin atamasının yapıldığı tarih arasındaki dönemde yoksun kaldığını ileri sürdüğü 47.856,94 TL nin yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>



<p><strong>İLGİLİ MEVZUAT:</strong></p>



<p>Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.</p>



<p>2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 12. maddesinde, &#8220;İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.&#8221; hükmüne yer verilmiştir.</p>



<p>Aynı Kanun&#8217;un &#8220;İdari davaların açılması&#8221; başlıklı 3. maddesinde idari davalara ilişkin dilekçelerde davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği belirtilmiş; &#8220;Dilekçeler üzerine ilk inceleme&#8221; başlıklı 14. maddesinde dilekçelerin bu maddeye uygun olup olmadıkları yönünden de inceleneceği kurala bağlanmış; &#8220;İlk inceleme üzerine verilecek karar&#8221; başlıklı 15. maddede ise, anılan maddeye uygun bulunmayan dilekçelerin yeniden düzenlenmek üzere reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.</p>



<p><strong>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</strong></p>



<p>İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.</p>



<p>2577 Sayılı Kanun&#8217;un yukarıda aktarılan 12. maddesinde, idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanımış ve bu kişilerin önce iptal davasını açarak sonra tam yargı davası (veya her iki davayı birlikte) açabilecekleri gibi iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası da açabilecekleri belirtilmiştir.</p>



<p>Dosyanın incelenmesinden; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ziraat teknisyeni kadrolarına Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yerleştirilmesi yapılmayan davacının, alan kontrolü yapılmaksızın gerçekleştirilen yerleştirmeler sonucunda bir çok kadronun boş kaldığının öğrenilmesi üzerine bu kadrolara puan durumu dikkate alınarak atanması istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına karşı açmış olduğu davada, davacının Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca gerçekleştirilen yerleştirme işlemlerinde mezun olunan alan/program kontrolü yapılmaması nedeniyle puan sıralamasının kendisi aleyhine değiştiğini belirttiği, Ankara 10.İdare Mahkemesi&#8217;nin 23/01/2014 tarih ve E:2013/1453, K:2014/54 Sayılı kararı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca ilan edilen teknisyen unvanlı kadroya tercih kılavuzunda belirtilen niteliklere sahip olmayan kişilerin başvurmamış olması durumunda, davacının mezuniyet durumu ve KPSS&#8217;den almış olduğu puan itibariyle yerleştirmesinin yapılacağı, yerleştirme sonucu boş kalan kadrolara atamasının yapılması hakkaniyet ve adaletin gereği olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan iptal kararından sonra davacının atamasının yapıldığı, 12/12/2013 tarihi itibarıyla görevine başlamış olan davacı tarafından açıkta kaldığı süreye ilişkin olarak 47.856,94 TL&#8217;nin ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına karşı bakılan davanın açıldığı, ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının hasım mevkiine alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.</p>



<p>Bu durumda, mahkemece, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hasım mevkiine alınıp, dosya tekemmül ettirildikten sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hasım mevkiine alınmaksızın verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>



<p>Öte yandan; davacının zarara yol açtığını ileri sürdüğü atanma başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma kararı üzerine 12/12/2013 tarihinde görevine başlatıldığı, 23/01/2014 tarih ve E:2013/1453, K:2014/54 Sayılı kararla işlemin iptaline karar verildiği ve bu iptal kararının Danıştay Onikinci Dairesinin temyiz ve karar düzeltme incelemelerinden geçmek suretiyle kesinleştiği görüldüğünden, idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan zararları ödemekle yükümlü olduğu kuralı doğrultusunda, idare mahkemesince; davacının atanmama işlemi nedeniyle açıkta kaldığı dönemde yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hesaplanarak, varsa bu dönemde elde ettiği gelirlerin düşülmesi suretiyle yasal faiz istemi de göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.</p>



<p><strong>SONUÇ :</strong>&nbsp;Açıklanan nedenlerle;</p>



<p>1.2577 Sayılı Kanun&#8217;un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,</p>



<p>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Ankara 6. İdare Mahkemesi&#8217;nin 10/11/2015 tarih ve E:2014/424, K:2015/1588 Sayılı kararının BOZULMASINA,</p>



<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,</p>



<p>4. 2577 Sayılı Kanun&#8217;un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakim hakkında 2.kez verilen yer değiştirme cezasına karşı itirazları değerlendirilmeden hakkında meslekten çıkarma cezası verilmesi hukuka aykırıdır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/hakim-hakkinda-2-kez-verilen-yer-degistirme-cezasina-karsi-itirazlari-degerlendirilmeden-hakkinda-meslekten-cikarma-cezasi-verilmesi-hukuka-aykiridir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2020 08:49:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin cezası]]></category>
		<category><![CDATA[kesinleşmiş yer değiştirme cezası]]></category>
		<category><![CDATA[meslekten çıkarma cezası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7128</guid>

					<description><![CDATA[T.C. DANIŞTAY 5. DAİRE E. 2018/1793 K. 2019/6182 T. 21.11.2019 * HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU KARARININ İPTALİ İSTEMİ ( Davacının Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı Olarak Görev Yaptığı Dönemde Hakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararıyla 2802 SK 68/a. Maddesi Uyarınca Yer Değiştirme Cezası Verilmesine Karar Verildiği Ancak Hakkında Daha Önce Kesinleşmiş Yer Değiştirme... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/hakim-hakkinda-2-kez-verilen-yer-degistirme-cezasina-karsi-itirazlari-degerlendirilmeden-hakkinda-meslekten-cikarma-cezasi-verilmesi-hukuka-aykiridir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading">T.C.</h4>



<h4 class="wp-block-heading">DANIŞTAY</h4>



<h4 class="wp-block-heading">5. DAİRE</h4>



<h4 class="wp-block-heading">E. 2018/1793</h4>



<h4 class="wp-block-heading">K. 2019/6182</h4>



<h4 class="wp-block-heading">T. 21.11.2019</h4>



<p><strong>* HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU KARARININ İPTALİ İSTEMİ ( Davacının Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı Olarak Görev Yaptığı Dönemde Hakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararıyla 2802 SK 68/a. Maddesi Uyarınca Yer Değiştirme Cezası Verilmesine Karar Verildiği Ancak Hakkında Daha Önce Kesinleşmiş Yer Değiştirme Cezası Bulunduğundan Bahisle Aynı Tarihli ve Sayılı İşlem ile Meslekten Çıkarma Cezası Verildiği &#8211; İkinci Yer Değiştirme Cezasına Karşı Davacıya Yeniden İnceleme ve İtiraz Hakları Kullandırılmamasının Hatalı Olduğu )</strong></p>



<p><strong>* MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI ( İkinci Yer Değiştirme Cezasına Karşı Davacının Yeniden İnceleme ve İtiraz Hakları Kullandırılmaksızın Yani İkinci Yer Değiştirme Cezası Kesinleşmeksizin Aynı Tarihli İşlem ile Verilen Meslekten Çıkarma Cezasına İlişkin Kararın Yeniden İncelenmesi Talebine Karşı Yapılan İtirazın Kabul Edilmesi Gerekirken İtirazın Reddi Yolunda Verilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu Kararında Hukuka Uyarlık Görülmediği )</strong></p>



<p><strong>* YER DEĞİŞTİRME CEZASI ( Davacının Hakim Olarak Görev Yaptığı Dönemde Hakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararıyla 2802 SK 68/a. Maddesi Uyarınca Yer Değiştirme Cezası Verilmesine Karar Verildiği Ancak Hakkında Daha Önce Kesinleşmiş Yer Değiştirme Cezası Bulunduğundan Meslekten Çıkarma Cezası Verildiği &#8211; İkinci Yer Değiştirme Cezasına Karşı Davacının Yeniden İnceleme ve İtiraz Hakları Kullandırılmaksızın Verilen Kararın Yeniden İncelenmesi Talebine Karşı Yapılan İtirazın Kabul Edilmesi Gerektiği )</strong></p>



<p><strong>2802/m.68,69,70,71,73</strong></p>



<p><strong>2461/m.11</strong></p>



<p><strong>6087/m.33</strong></p>



<p><strong>ÖZET :&nbsp;</strong>Dava, hakim olarak görev yapan davacıya verilen meslekten çıkarma cezasının kaldırılması için yapılan başvurunun reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.</p>



<p>Davacının Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde hakkında yapılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun kararıyla 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a. maddesi uyarınca yer değiştirme cezası verilmesine karar verildiği, ancak hakkında daha önce kesinleşmiş yer değiştirme cezası bulunduğundan bahisle aynı tarihli ve sayılı işlem ile meslekten çıkarma cezası verildiği görülmekte ise de, ikinci yer değiştirme cezasına karşı davacının yeniden inceleme ve itiraz hakları kullandırılmaksızın, dolayısıyla ikinci yer değiştirme cezası kesinleşmeksizin aynı tarihli işlem ile verilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararın yeniden incelenmesi talebine karşı yapılan itirazın bu nedenle kabul edilmesi gerekirken itirazın reddi yolunda verilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.</p>



<p><strong>DAVANIN KONUSU :&nbsp;</strong>Bolu Hakimi olarak görev yapmaktayken 15/08/2004 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrılan ve 20/06/2005 tarihli ve 149 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu kararıyla, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu&#8217;nun 69. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacının, 18/12/2010 tarih ve 27789 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren 6087 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu&#8217;nun geçici 3. maddesi uyarınca söz konusu meslekten çıkarma cezasının kaldırılması için yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14/04/2011 tarih ve 144 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptali istenilmektedir.</p>



<p>DAVACININ İDDİALARI : Davacı vekili tarafından; usul yönünden, 04/07/2006 tarih ve 26218 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 5525 Sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun&#8217;un &#8221;Disiplin affının kapsamı&#8221; başlıklı 1. maddesinde; 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu&#8217;nun 68. maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ile 69. maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere 23/04/1999 tarihinden 14/02/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezalarının bütün sonuçları ile affedildiğinin belirtildiği, müvekkilinin eyleminin karşılığının 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendine göre yer değiştirme cezası iken aynı Kanun&#8217;un 70. maddesi uyarınca yer değiştirme cezasının bir derece ağırlaştırılması suretiyle meslekten çıkarma cezası verildiği, bu haliyle dava konusu meslekten çıkarma cezasının gerek fiil tarihi gerekse cezanın verildiği madde itibarıyla 5525 Sayılı Kanun&#8217;un kapsamına girdiği, esas yönünden, tekerrüre esas ceza yönünden yaptıkları itirazların davalı idare tarafından dikkate alınmadığı, Rus uyruklu bir kadınla karı-koca hayatı yaşadığı ve bu kadından bir çocuğu olduğu yönündeki iddiaların dedikodu niteliğinde olduğu, gerçek olmadığı, müvekkilinin o tarihlerde birtakım ailevi sorunlarının olmasının böyle bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermiş olabileceği, kaldı ki nüfus kayıtları da incelendiğinde evlilik birliğinin devam ettiğinin görüleceği, Av. S.Ö. ile yakın ilişki kurduğu iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, söz konusu şahıs ile konuşmalarının, müvekkilinin odasına gelerek hukuki konular konuşan diğer avukatlardan farklı olmadığı, müvekkilinin daha önce Yargıtay tetkik hakimliği yapmış olması nedeniyle avukatların yoğun ilgi ve ziyaretine maruz kaldığı, anılan avukatın vekil sıfatıyla takip ettiği dosyalarda lehe karar verdiği gibi aleyhe de karar verdiği, lehe verdiği kararın ise mahkemece heyet halinde verildiği ve Yargıtay tarafından oyçokluğu ile bozulduğu, müvekkilinin meslek hayatı boyunca mesleğin onur ve saygınlığını her zaman şerefle taşıdığı, soruşturmaya konu dedikodular nedeniyle mesleğinden erken ayrılmak zorunda kaldığı ileri sürülmüştür.</p>



<p>DAVALININ SAVUNMASI : Soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiği, önceki disiplin cezasının da yerinde olduğu kanaatine varıldığından, dava konusu meslekten çıkarma cezasının da mevzuata uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur.</p>



<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ : İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyulmak suretiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.</p>



<p>DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ : 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştay&#8217;ın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, mahkemenin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği; 6. (son) fıkrasında da, Danıştay&#8217;ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde de bu maddenin 4. fıkrası hariç diğer fıkralarının kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca verilen bozma kararına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar” hak ve yetkisi tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.</p>



<p>Dosyanın incelenmesinden Bolu Hakimi olarak görev yapmaktayken kendi isteğiyle emekliye ayrılan davacının Hakimler ve Savcılar Kurulunca meslekten çıkarılmasına dair işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesince verilen 09/05/2014 gün ve E:2012/576, K:2014/3587 Sayılı kararın; davacının Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde hakkında yapılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun 20/06/2005 tarih ve 149 Sayılı kararıyla 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a. maddesi uyarınca yer değiştirme cezası verilmesine rağmen, hakkında daha önce kesinleşmiş yer değiştirme cezası bulunduğundan bahisle aynı tarihli ve sayılı işlem ile meslekten çıkarma cezası da verildiği, verilen ikinci yer değiştirme cezasına karşı davacının yeniden inceleme ve itiraz hakları kullandırılmaksızın, dolayısıyla ikinci yer değiştirme cezası kesinleşmeksizin aynı tarihli işlem ile verilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararın yeniden incelenmesi talebine karşı yapılan itirazın bu nedenle kabul edilmesi gerekirken itirazın reddi yolunda verilen 14/04/2011 günlü, 144 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2016 gün ve E:2014/5545, K:2016/662 Sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına uyularak, bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi, yukarıda anılan yasa hükmü gereği olduğundan anılan bozma kararı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.</p>



<p>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Danıştay Onikinci Dairesince verilen 09/05/2014 tarih ve E:2012/576, K:2014/3587 Sayılı davanın reddi yolundaki kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2016 tarih ve E:2014/5545, K:2016/662 Sayılı kararına uyularak işin gereği görüşüldü:</p>



<p><strong>KARAR :&nbsp;</strong>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :</p>



<p>Davacının; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi başkanı olarak görev yaptığı dönemde, hakkında yapılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu&#8217;nun 08/03/2004 günlü, 58 Sayılı kararıyla, 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a. maddesi uyarınca yer değiştirme cezası ile cezalandırıldığı, yine farklı iddialara ilişkin olarak hakkında yapılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun 20/06/2005 tarih ve 149 Sayılı kararıyla, 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a maddesi uyarınca yer değiştirme cezası yerine, daha önce aynı madde kapsamında cezalandırıldığından aynı Kanun&#8217;un 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>



<p>Davacı tarafından, anılan kararın kaldırılması istemiyle 18/12/2010 gün ve 27789 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren 6087 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu&#8217;nun geçici 3. maddesi uyarınca başvuruda bulunulmuştur.</p>



<p>Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu&#8217;nun 14/04/2011 günlü, 144 Sayılı kararıyla davacının başvurusu reddedilmiştir.</p>



<p>Bakılan dava, bu kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.</p>



<p>İNCELEME VE GEREKÇE:</p>



<p>İlgili Mevzuat:</p>



<p>2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu&#8217;nun &#8221;Yer değiştirme cezası&#8221; başlıklı 68. maddesinde, &#8221;Bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesidir.</p>



<p>Yer değiştirme cezası :</p>



<p>a-) Kusurlu veya uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlığını yitirmek,</p>



<p>b-) Yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak,</p>



<p>c-) Hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak,</p>



<p>d-) Göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarındın dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak,</p>



<p>e-) Madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak,</p>



<p>f-) Doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak,</p>



<p>Hallerinde uygulanır.&#8221; hükmü;</p>



<p>&#8221;Meslekten çıkarma cezası&#8221; başlıklı 69. maddesinde, &#8220;Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.</p>



<p>68. maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8. maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, hürriyeti bağlayıcı cezanın ağır hapis veya yukarıda belirtilen suçlardan dolayı verilmemiş olması şartıyla, ertelenmiş veya 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4. maddesindeki ceza ve tedbirlerden birine çevrilmiş olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine yer değiştirme cezası verilir.</p>



<p>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkumiyetlerinin ertelenmiş veya 647 Sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68. maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.</p>



<p>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 647 Sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.</p>



<p>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.&#8221; hükmü;</p>



<p>&#8221;Bir üst veya alt derece disiplin cezası uygulanması&#8221; başlıklı 70. maddesinde, &#8221;Sicilden silinmesi mümkün olan disiplin cezası uygulanmasına neden olmuş bir eylem veya davranışın, cezaların sicilden silinmesini düzenleyen 75. maddedeki süreler içinde tekrarlanması veya aynı tür disiplin cezasını gerektiren birden çok eylem veya davranışın bir arada bulunması hallerinde bir derece ağır disiplin cezası verilir.&#8221; hükmü;</p>



<p>&#8221;Savunma hakkı&#8221; başlıklı 71. maddesinde, &#8221;Hâkim ve savcılar hakkında, savunmaları alınmadan disiplin cezası verilemez.</p>



<p>Soruşturmayı yapanın veya Hâkimler ve Savcılar Kurulunun üç günden az olmamak üzere, verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan ilgili, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.&#8221; hükmü;</p>



<p>&#8221;Yeniden inceleme ve itiraz&#8221; başlıklı 73. maddesinde ise, &#8221;Hâkimler ve savcılar hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Adalet Bakanı veya ilgililer kararın bir defa daha incelenmesini isteyebilir.</p>



<p>Bu halde Kurul, gerekli incelemeyi yaparak kararını verir.</p>



<p>Kurulca yeniden incelenerek verilen karara karşı ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde itirazda bulunabilirler.</p>



<p>İtiraz; İtirazları İnceleme Kurulunca incelenerek sonuçlandırılır.</p>



<p>İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Bu kararlar hakkında başka bir idari veya kazai mercie başvurulamaz.</p>



<p>Hakkında meslekten çıkarma cezası istenilen hâkim ve savcılar İtirazları İnceleme Kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma hakkına sahiptir.&#8221; hükmü yer almıştır.</p>



<p>Meslekten çıkarma cezasının verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan ve 18/12/2010 günlü, 27789 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6087 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu&#8217;nun 46. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 2461 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu&#8217;nun &#8221;Toplantı ve karar yeter sayısı&#8221; başlıklı 10. maddesinde, &#8221;Kurul; Başkanın, onun yokluğunda Başkanvekilinin daveti üzerine, üye tamsayısı ile toplanır. Yargıtay ve Danıştaya mensup asıl üyelerin Başkanlık ettiği hallerde veya yokluğunda toplantı yeter sayısının sağlanması için asılları yerine, Kurula kıdem sırasına göre yedekleri iştirak eder.</p>



<p>(Değişik:3/6/1983 &#8211; 2835/5 md.) Bakanlık Müsteşarının Kuruldaki üyeliği asli görevi süresince devam eder. Müsteşar bulunmadığı zaman kendisine vekalet etmekte olan Kurula katılır.</p>



<p>Kurul kararlarını salt çoğunlukla alır. Üyeler kabul veya ret şeklinde oy kullanırlar. Çekimser oy ret sayılır.</p>



<p>Kurul Adalet Bakanlığında toplanır. Kurulun işleri Adalet Bakanlığınca yürütülür.&#8221; hükmüne;</p>



<p>&#8221;Yeniden inceleme&#8221; inceleme başlıklı 11. maddesinde, &#8221;Kurul kararının tebliğinden itibaren on gün içerisinde Adalet Bakanı veya ilgililer, kararın bir defa daha incelenmesini Kurulda isteyebilir.</p>



<p>Bu halde Kurul, gerekli incelemeyi yaparak kararını verir.&#8221; hükmüne;</p>



<p>&#8221;İtiraz ve itiraz mercii&#8221; başlıklı 12. maddesinde, &#8221;Kurulca yeniden incelenerek verilen karara karşı ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde itirazda bulunabilirler.</p>



<p>(Değişik ikinci ve üçüncü fıkra : 3/6/1983 &#8211; 2835/6 md.)</p>



<p>İtiraz; Adalet Bakanının, onun yokluğunda Başkanvekilinin başkanlığında asıl ve yedek üyelerden oluşan, itirazları inceleme Kurulunca incelenerek sonuçlandırılır.</p>



<p>Bu Kurulun toplantılarına Başkan hariç en az sekiz üyenin katılması ve kararın, katılanların çoğunluğu ile alınması şarttır.</p>



<p>İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bu karar hakkında başka bir idari yada kazai mercie başvurulamaz.&#8221; hükmüne yer verilmiştir.</p>



<p>6087 Sayılı Hakimler Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu&#8217;nun &#8221;Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu&#8221; başlıklı 33. maddesinde, &#8221;(1) Genel Kurulun ilk defa aldığı kararlara karşı, Başkan veya ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, Genel Kuruldan yeniden inceleme talebinde bulunabilir; yeniden inceleme talebi üzerine verilen kararlar kesindir.</p>



<p>(2) Dairelerin kararlarına karşı, Başkan veya ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, kararı veren daireden yeniden inceleme talebinde bulunabilir.</p>



<p>(3) Dairelerin yeniden inceleme talebi üzerine verdiği kararlara karşı, Başkan veya ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, Genel Kurula itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.</p>



<p>(4) Disipline ilişkin kararlara karşı şikâyetçilerin de yeniden inceleme ve itiraz hakları vardır.</p>



<p>(5) Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabilir; diğer kararları yargı denetimi dışındadır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür. Bu davalar, acele işlerden sayılır.&#8221; hükmü;</p>



<p>&#8221;Hakkında meslekten çıkarma kararı verilmiş olanların durumu&#8221; başlıklı Geçici 3. maddesinde, &#8221;(1) 2461 Sayılı Kanun ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, haklarında meslekten çıkarma cezası verilen hâkim ve savcıların, bu cezanın kaldırılması için idarî dava açmadan önce, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde Kurula başvurmaları gerekir.</p>



<p>(2) Genel Kurul, usulüne uygun yapılan başvurular üzerine, dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda, talep halinde, başvuranın bizzat veya vekili aracılığıyla yazılı ya da sözlü savunmasını da almak suretiyle, başvurunun kabulüne veya reddine karar verir.</p>



<p>(3) Başvurunun kabulü halinde;</p>



<p>a-) Önceki kararın kaldırılmasına,</p>



<p>b-) Hâkimlik ve savcılık mesleğine kabulde aranan niteliklerin kaybedilmemiş olması şartıyla ilgilinin hâkimlik ve savcılık mesleğine tekrar atanmasına,</p>



<p>c-) Önceden verilmiş olan meslekten çıkarma cezasına konu eylem sebebiyle başka bir disiplin cezası verilmesine gerek gördüğünde eyleme uyan disiplin cezasına,</p>



<p>karar verir.</p>



<p>(4) İkinci ve üçüncü fıkralar uyarınca verilen kararlara karşı, Başkan veya ilgili, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, Genel Kuruldan yeniden inceleme talebinde bulunabilirler. Yeniden inceleme talebi üzerine verilen kararlar kesindir.</p>



<p>(5) İkinci fıkra uyarınca verilen başvurunun reddine ilişkin kesinleşen kararların iptali talebiyle ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya başvurulabilir. Bu dava, acele işlerden sayılır. Üçüncü fıkra uyarınca verilen kararlar yargı denetimi dışındadır.&#8221; hükmü yer almıştır.</p>



<p>Hukuki Değerlendirme:</p>



<p>Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma cezasının 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu&#8217;nun hangi maddesi kapsamında verildiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.</p>



<p>Davacının, 20/06/2005 tarih ve 149 Sayılı Hakimler Savcılar Kurulu Kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olup, söz kararda &#8221;ilgilinin kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği sonuç ve kaaatine varıldığından, ilgili hakkında 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu&#8217;nun 68. maddesinin (a) bendi gereğince yer değiştirme cezası verilmesine; söz konusu cezanın daha önce hakkında kesinleşmiş disiplin cezası olması nedeniyle aynı Kanunun 70. maddesinin 1. fıkrası gereğince bir üst cezaya çıkartılarak aynı Kanunun 69. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası verilmesine&#8221; karar verilmiştir.</p>



<p>Her ne kadar Kurul Kararında meslekten çıkarma cezasına ilişkin olarak 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 70. maddesinin 1. fıkrasından bahsedilmiş ise de 2802 Sayılı Kanun&#8217;un &#8221;Bir üst veya alt derece disiplin cezası uygulanması&#8221; başlıklı 70. maddesinde, &#8221;Sicilden silinmesi mümkün olan disiplin cezası uygulanmasına neden olmuş bir eylem veya davranışın, cezaların sicilden silinmesini düzenleyen 75. maddedeki süreler içinde tekrarlanması veya aynı tür disiplin cezasını gerektiren birden çok eylem veya davranışın bir arada bulunması hallerinde bir derece ağır disiplin cezası verilir.&#8221; şeklindeki hüküm karşısında kararda ilgilinin aynı tür disiplin cezasını gerektiren birden çok eylem ve davranışının neler olduğu ve bu eylem ve davranışların Kanun&#8217;un hangi maddesi kapsamında değerlendirildiğinin açıkça yazılmadığı gibi, söz konusu kararda &#8221;davacının daha önce hakkında kesinleşmiş disiplin cezasının olması nedeniyle&#8221; ibaresine yer verildiği ve davacının 08/03/2004 tarihinde 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a. maddesi uyarınca yer değiştirme cezası ile cezalandırıldığı hususları da dikkate alındığında, 20/06/2005 tarih ve 149 Sayılı meslekten çıkarma cezasının, 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 69. maddesinde yer alan &#8221;68. maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak&#8221; şeklindeki düzenleme uyarınca tesis edildiği sonucuna ulaşılmış ve hukuki irdelemesinin bu madde kapsamında yapılmasına karar verilmiştir.</p>



<p>Uyuşmazlıkta, davacı hakkında Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde yapılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun 20/06/2005 tarih ve 149 Sayılı kararıyla 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a. maddesi uyarınca yer değiştirme cezası verilmesine karar verilmiş, ancak hakkında daha önce kesinleşmiş yer değiştirme cezası bulunduğundan bahisle aynı tarihli ve sayılı işlem ile meslekten çıkarma cezası verilmiştir.</p>



<p>Yukarıda yer verilen 2802 Sayılı Kanun&#8217;un &#8221;Yeniden inceleme ve itiraz&#8221; başlıklı 73. maddesiyle meslekten çıkarma cezasının verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 2461 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu&#8217;nun &#8221;Yeniden inceleme&#8221; başlıklı 11. maddesi ve &#8221;İtiraz ve itiraz mercii&#8221; başlıklı 12. maddesinde yer alan düzenlemeler incelendiğinde; hakim ve savcılar hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin yeniden inceleme ve itiraz aşamalarının bulunduğu, yeniden inceleme ve itiraz aşamalarında yetkili kurullarca gerekli inceleme yapılarak karar verileceği, itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu anlaşılmaktadır.</p>



<p>Nitekim, 18/12/2010 tarih ve 27789 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 6087 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanun&#8217;un &#8221;Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu&#8221; başlıklı 33. maddesinde de, yürürlükten kaldırılan 2461 Sayılı Kanun&#8217;da yer alan düzenlemelere paralel olarak, hakim ve savcılar hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin yeniden inceleme ve itiraz aşamalarına ilişkin düzenlemeler yer almıştır.</p>



<p>Bu durumda, davacının Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde hakkında yapılan soruşturma neticesinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu&#8217;nun 20/06/2005 tarih ve 149 Sayılı kararıyla 2802 Sayılı Kanun&#8217;un 68/a. maddesi uyarınca yer değiştirme cezası verilmesine karar verildiği, ancak hakkında daha önce kesinleşmiş yer değiştirme cezası bulunduğundan bahisle aynı tarihli ve sayılı işlem ile meslekten çıkarma cezası verildiği görülmekte ise de, ikinci yer değiştirme cezasına karşı davacının yeniden inceleme ve itiraz hakları kullandırılmaksızın, dolayısıyla ikinci yer değiştirme cezası kesinleşmeksizin aynı tarihli işlem ile verilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararın yeniden incelenmesi talebine karşı yapılan itirazın bu nedenle kabul edilmesi gerekirken itirazın reddi yolunda verilen 14/04/2011 tarih ve 144 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.</p>



<p><strong>SONUÇ :&nbsp;</strong>Açıklanan nedenlerle;</p>



<p>1. Dava konusu işlemin İPTALİNE,</p>



<p>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 385,60 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 73,00 TL davalı idare yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,</p>



<p>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.475,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,</p>



<p>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davalıya iadesine,</p>



<p>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davacının yöneticilik sıfatı sona erdikten sonra şirketin defter ve belge ibraz etmemesi nedeniyle doğan vergi borçlarından sorumlu tutulmasının, hukuken mümkün değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davacinin-yoneticilik-sifati-sona-erdikten-sonra-sirketin-defter-ve-belge-ibraz-etmemesi-nedeniyle-dogan-vergi-borclarindan-sorumlu-tutulmasinin-hukuken-mumkun-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2020 13:57:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme emirlerinin iptali istemi]]></category>
		<category><![CDATA[ödenmeyen vergi borçları]]></category>
		<category><![CDATA[yasal temsilcilik sıfatı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim kurulu üyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7047</guid>

					<description><![CDATA[T.C. Danıştay 9. Daire Esas No:2009/588 Karar No:2012/3021 K. Tarihi: Özeti : Davacının sorumlu tutulduğu vergi borçları, yasal temsilcilik yaptığı döneme ilişkin ise de, yöneticilik sıfatı sona erdikten sonra şirketin defter ve belge ibraz etmemesi nedeniyle doğan vergi borçlarından sorumlu tutulmasının, hukuken mümkün olmadığı hakkında.               Temyiz İsteminde Bulunan : … Vekili              : Av.... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davacinin-yoneticilik-sifati-sona-erdikten-sonra-sirketin-defter-ve-belge-ibraz-etmemesi-nedeniyle-dogan-vergi-borclarindan-sorumlu-tutulmasinin-hukuken-mumkun-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<h3>T.C.<br />
Danıştay<br />
9. Daire</h3>
</div>
<p><strong>Esas No:2009/588</strong><br />
<strong>Karar No:2012/3021</strong><br />
<strong>K. Tarihi:</strong></p>
<div class="detay">Özeti : Davacının sorumlu tutulduğu vergi borçları, yasal temsilcilik yaptığı döneme ilişkin ise de, yöneticilik sıfatı sona erdikten sonra şirketin defter ve belge ibraz etmemesi nedeniyle doğan vergi borçlarından sorumlu tutulmasının, hukuken mümkün olmadığı hakkında.               Temyiz İsteminde Bulunan : …</div>
<div class="detay">Vekili              : Av. …</div>
<div class="detay">Karşı Taraf      : Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü</div>
<div class="detay">İstemin Özeti  : &#8230; Tek.Giy.San. Tic. A. Ş. &#8216;nin 1998/Ekim, Kasım, Aralık dönemlerine ilişkin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla yasal temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte 17.08.1998 tarihinde temsil yetkisi verilen davacının hisselerini devrederek yönetim kurulundan ayrıldığı ve durumun 14.04.1999 tarihli ticaret sicili gazetesinde tescil edildiği, bu itibarla, davacının temsil yetkisinin bulunduğunun anlaşılması nedeniyle şirket tarafından ödenmeyen borçlardan yasal temsilci sıfatıyla sorumlu olduğundan adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 23.9.2008 tarih ve E:2008/3, K:2008/1090 sayılı kararının; tarhiyatın defter ve belge ibraz etmemekten kaynaklandığı, ibraz yazısının şirkete tebliğ edildiği tarihte davacının şirket hisselerini devrederek yasal temsilcilikten ayrılması nedeniyle defter ve belgelerin ibraz edilmemesi yönünden bir sorumluluğu bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.</div>
<div></div>
<div class="detay">Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.</div>
<div class="detay">Danıştay Savcısı Filiz Z.Gürmeriç&#8217;in Düşüncesi : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58&#8217;inci maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın borcunun bulunmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açabileceğinin kurala bağlanmıştır.             Davaya konu ödeme emirlerinin &#8230; Tek. San. Tic. Anonim Şirketindeki paylarını 14.4.1999 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 19.3.1999 tarihli yönetim kurulu kararında, bir örneğinin şirkete verildiği belirtilen hisse devir sözleşmesiyle devrederek ortaklık ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan davacının, devir tarihinden sonra yeni kanuni temsilciden istenen şirkete ait 1998 yılı defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi nedeniyle şirketin Ekim-Kasım-Aralık 1998 dönemlerine uyguladığı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek re&#8217;sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin vadesinde ödenmemesi üzerine düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi indiriminin kabul edilebilmesi için yasal defterlere kayıtlı olduğunun kanıtlanması yükümlülüğü, yönetim kurulundan fiilen ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan davacıya değil, faaliyeti sürmekte olan şirketin yeni kanuni temsilcilerine aittir. Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonra, şirketin yeni temsilcileri tarafından yerine getirilmesi gereken defter ve belge ibraz etme ödevinin, davacı tarafından yerine getirilmediğinden bahisle yapılan tarhiyattan, Vergi Usul Kanununun 10&#8217;uncu maddesi uyarınca davacının sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır. Buna göre, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, 6183 sayılı Yasanın 58&#8217;inci maddesinde yazılı nedenlerden olan borcun bulunmadığı iddiası kapsamında kabulü gerekeceğinden, ödeme emirlerine karşı açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.</div>
<div class="detay"></div>
<div class="detay">Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle temyize konu vergi mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.             Tetkik Hakimi Hüseyin Aydemir&#8217;in Düşüncesi : Defter ve belge isteme yazısının davacının yasal temsilcilik sıfatı sona erdikten sonra şirkete tebliğ üzerine ibrazın gerçekleşmemesinden davacıya herhangi herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.</div>
<div></div>
<div class="detay">TÜRK MİLLETİ ADINA             Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:             Uyuşmazlık; &#8230; Tekstil Giyim Sanayi Ticaret A.Ş.&#8217;den tahsil edilemeyen 1998/Ekim, Kasım, Aralık dönemlerine ait katma değer vergisi, kaçakçılık cezası ve gecikme faizinin, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir.</div>
<div></div>
<div class="detay"> 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.Bu çerçevede, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun yukarıda anılan 10. maddesi hükmüne göre kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut biçimde ortaya konulması, 6183 sayılı Yasa ile belirlenen takip ve cebren takip yollarının tüketilmesi gerekmektedir.</div>
<div></div>
<div class="detay">Olayda, &#8230; Tekstil Giyim Sanayi Ticaret A.Ş.&#8217;nin 1998 takvim yılına ait defter ve belgelerinin ibrazının, 23.10.2001 tarihinde şirkete tebliğ edilen yazı ile istenildiği, verilen süre içerisinde defter ve belgelerin ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin indirimlerinin reddi suretiyle kaçakçılık cezalı katma değer vergilerinin salındığı, tarh edilen bu vergilerin şirket tarafından ödenmemesi üzerine yapılan mal varlığı araştırması sonucunda borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinden bahisle de yasal temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.</div>
<div class="detay"></div>
<div class="detay">Davacıdan ödenmesi istenilen vergi borçları her ne kadar davacının yasal temsilcilik yaptığı döneme ilişkin ise de, davacının sorumluluğu, yöneticiliği döneminde defter ve belge ibraz edilmemesi, beyanname verilmemesi, beyan edilen bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde söz konusu olabileceğinden, kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonra defter ve belge ibraz etmeme eyleminden sorumlu tutulamayacağı açık bulunmaktadır.  Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca borçlu şirketten alınamayan vergi ve cezaların tahsili amacıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmesinde ve bu ödeme emirlerine açılan davanın Vergi Mahkemesince reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.             Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 23.9.2008 tarih ve E:2008/3, K:2008/1090 sayılı kararının bozulmasına 24.5.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ön lisans mezunu olarak memuriyete giren personelin lisans bitirmesi halinde intibak işlemi yapılmaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/on-lisans-mezunu-olarak-memuriyete-giren-personelin-lisans-bitirmesi-halinde-intibak-islemi-yapilmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2020 08:03:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 43. maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[intibak değerlendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ön lisans ve lisans eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6932</guid>

					<description><![CDATA[DANIŞTAY 12. DAİRE E. 2018/8041, K. 2019/1765 T. 12.3.2019 İSTEMİN KONUSU: Kocaeli 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 11/09/2012 tarih ve E:2010/1209, K:2012/939 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Nuh Çimento Ağız ve diş sağlığı merkezinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 4. maddesinin ( A ) fıkrası kapsamında hemşire olarak görev yapan davacı... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/on-lisans-mezunu-olarak-memuriyete-giren-personelin-lisans-bitirmesi-halinde-intibak-islemi-yapilmaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DANIŞTAY</strong></p>
<p><strong>12. DAİRE</strong></p>
<p><strong>E. 2018/8041, K. 2019/1765</strong></p>
<p><strong>T. 12.3.2019</strong></p>
<p><b>İSTEMİN KONUSU:</b></p>
<p>Kocaeli 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 11/09/2012 tarih ve E:2010/1209, K:2012/939 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>
<p><b>YARGILAMA SÜRECİ:</b></p>
<p>Dava konusu istem: Nuh Çimento Ağız ve diş sağlığı merkezinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 4. maddesinin ( A ) fıkrası kapsamında hemşire olarak görev yapan davacı tarafından, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin 4 yıl süreli İşletme lisans bölümünden mezun olması nedeniyle yeni öğrenim durumuna mali ve özlük haklarının belirlenmesi isteğiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.</p>
<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Kocaeli 1. İdare Mahkemesince, iki yıl süreli yükseköğrenimi bitirenler ile 4 yıl süreli lisans öğrenimini tamamlayanların memuriyete giriş derece ve kademelerinin farklı olduğu, lisans öğreniminin tamamlanması halinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddenin 12/d bendi uyarınca işlem tesis edilmesi gerektiği; davacının lisans öğrenimini tamamlaması nedeniyle memuriyete giriş derece ve kademesinin değişeceği ve hizmet yılı göz önüne alınarak maaşına esas derece ve kademesinde değişiklik olacağı dikkate alındığında, dava konusu işlemin davacının maaşının yeni öğrenim durumuna göre değerlendirilmesine yönelik talebinin reddine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin bu kısmının iptali ile iptal edilen kısım nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, dava konusu işlemin, davacının mezun olduğu lisans öğreniminin üst öğrenim olmadığı; dolayısıyla, üst öğrenime dayalı zam ve tazminatların ödenmesine ilişkin talebinin reddine yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin bu kısmına ilişkin tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p><b>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:</b></p>
<p>Davalı idare tarafından, Yükseköğretim Yürütme Kurul kararınca davacının bitirmiş olduğu işletme bölümünün sağlık ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfının üst öğrenimi olmadığı ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 36/12-d bendine göre davacının üst öğrenim intibakının yapılmasına imkan bulunmadığı iddia edilerek mahkeme kararının dava konusu işlemin iptal kabul ile sonuçlanan kısmı yönünde bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.</p>
<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.</p>
<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.</p>
<p><b>TÜRK MİLLETİ ADINA</b></p>
<p>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>
<p><b>KARAR: </b>İNCELEME VE GEREKÇE:</p>
<p><b>MADDİ OLAY:</b></p>
<p>Davacı, Nuh Çimento Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 4. Maddesinin ( A ) fıkrası kapsamında hemşire olarak görev yapmaktadır.</p>
<p>2005 tarihinde Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi, İktisadi ve İdari Programlar Bölümünün 2 yıl süreli Sağlık Kurumları İşletmeciliği Programından mezun olmuş, davalı idare tarafından, davacının, önlisans eğitim durumuna göre, 2008 tarihinde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 36/12-d maddesi gereğince memuriyet derece ve kademe ilerlemesi yapılmıştır.</p>
<p>Davacı, 31/05/2010 tarihinde de Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinin dört yıl süreli İşletme Bölümünden mezun olmuştur.</p>
<p>18/08/2010 tarihli dilekçeyle lisans mezunu olduğundan bahisle maaş ve özlük haklarının mezun olduğu yükseköğrenime göre düzenlenmesi istemiyle davalı idareye başvurmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Davalı idarenin, 21/09/2010 tarih ve 225701 Sayılı işlemi ile bildirilen, Sağlık Bakanlığının 07/03/1996 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 142 seri numaralı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği çerçevesinde davacının daha önce bir üst öğrenim bitirmesi sebebiyle intibakının yapıldığı ikinci kez intibakının yapılmayacağı gerekçesiyle, başvuru reddedilmiştir.</p>
<p>Bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p><b>İLGİLİ MEVZUAT:</b></p>
<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 36. maddesinin &#8220;Ortak Hükümler&#8221; başlıklı (A) işaretli fıkrasının (12/d) bendinde, memuriyette iken veya memuriyetten ayrılarak (657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 87. maddesine tabi kurumlarda çalışanlar dahil ) üst öğrenimi bitirenlerin, aynı üst öğrenime tahsile ara vermeden başlayan ve normal süresi içinde bitirdikten sonra memuriyete giren emsallerinin ulaştıkları derece ve kademeyi aşmamak kaydıyla, bitirdikleri üst öğrenimin giriş derece ve kademesine memuriyette geçirdikleri başarılı hizmet sürelerinin tamamı her yıl bir kademe, her üç yıl bir derece hesabıyla ilave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademeye yükseltilecekleri kuralına yer verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu&#8217;nun 43. maddesinin (b) bendinde, aynı meslek ve bilim dallarında, eğitim-öğretim yapan üniversitelerde, eğitim-öğretim, metod, kapsam, öğretim süresi ve yıl içindeki değerlendirme esasları bakımından eşdeğer olması ve öğrenimden sonra kazanılan unvanların aynı ve elde edilen hakların eşdeğer sayılması hususunun, Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yüksek Öğretim Kurulunca düzenleneceği; 3. maddesinin (a) bendinde, yükseköğretim, milli eğitim sistemi içinde, ortaöğretime dayalı, en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitim &#8211; öğretimin tümü şeklinde tanımlanmış; ( r ) bendinde, önlisansın, ortaöğretime dayalı, en az dört yarı yıllık bir programı kapsayan ara insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan veya lisans öğretiminin ilk kademesini teşkil eden bir yükseköğretim olduğu ve (s) bendinde de lisansın, ortaöğretime dayalı, en az sekiz yarı yıllık bir programı kapsayan bir yükseköğretim olduğu belirtilmiş; 44. maddenin son fıkrasında ise; lisans öğrenimini tamamlamayanların veya tamamlayamayanların önlisans diploması almaları veya meslek yüksekokullarına intibak ettirilmelerinin Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlanacak yönetmelik esaslarına göre düzenleneceği kurallarına yer verilmiştir.</p>
<p><b>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</b></p>
<p>Yukarıda yer verilen mevzuatta, ön lisans ve lisans eğitimleri birer yükseköğretim olarak sayılmış ve gerek lise üzerine 4 yarı yıllık müstakil bir önlisans programından mezun olarak, gerekse 8 yarı yıllık lisans öğreniminin ilk 4 yarı yılını bitirerek önlisans diploması alan kişilerin bir yükseköğrenimi bitirmiş oldukları kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, ön lisans mezunu olarak yükseköğretimi bitirmiş kişi konumunda bulunan ve bu öğrenimi nedeniyle intibakı yapılan davacının, sonradan bitirdiği lisans öğreniminin eğitim düzeyi bakımından önlisans öğreniminin üst öğrenimi olarak kabul edilip, intibakında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18.05.2018 tarihli ve E:2016/3587; K:2018/2615 Sayılı kararı da bu yöndedir.</p>
<p><b>SONUÇ:</b></p>
<p>Açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1.2577 Sayılı Kanun&#8217;un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,</p>
<p>2. Temyize konu Kocaeli 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 11/09/2012 tarih ve E:2010/1209, K:2012/939 Sayılı kararının BOZULMASINA,</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="div-gpt-ad-792621" data-google-query-id="CLumhceRju0CFdyIdwodgfwL_w">
<div id="google_ads_iframe_/65969644/dir02_0__container__">3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,</div>
</div>
<p>4. 2577 Sayılı Kanun&#8217;un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişinin hagb denetiminde olması silah ruhsatı almasına engel değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kisinin-hagb-denetiminde-olmasi-silah-ruhsati-almasina-engel-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2020 13:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[denetimli serbestlik tedbiri]]></category>
		<category><![CDATA[silah taşıma ruhsatı]]></category>
		<category><![CDATA[yargı kararının kesinleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yargılaması devam eden kişi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6780</guid>

					<description><![CDATA[Danıştay 15. Daire Esas No:2011/1079 Karar No:2012/530 Karar No:2012/530 Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Safranbolu Kaymakamlığı Karşı Taraf (Davacı) : … Vekili : Av. … İstemin Özeti : Zonguldak İdare Mahkemesi’nce verilen 30.11.2010 tarih ve E:2010/1087, K:2010/1596 sayılı kararın, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : Uğur Köşten Düşüncesi :... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kisinin-hagb-denetiminde-olmasi-silah-ruhsati-almasina-engel-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="title">Danıştay 15. Daire</h1>
<h1 class="title"><strong>Esas No:2011/1079</strong></h1>
<h1>Karar No:2012/530</h1>
<div class="post-text">
<p><strong>Karar No:2012/530</strong></p>
<p>Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Safranbolu Kaymakamlığı<br />
Karşı Taraf (Davacı) : …<br />
Vekili : Av. …<br />
İstemin Özeti : Zonguldak İdare Mahkemesi’nce verilen 30.11.2010 tarih ve E:2010/1087, K:2010/1596 sayılı kararın, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.<br />
Danıştay Tetkik Hakimi : Uğur Köşten<br />
Düşüncesi : Dava, davacının silah taşıma ruhsat talebinin reddi ile mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin 09.02.2010 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.<br />
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu’nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklamasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, hukuk aleminde kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliği taşımamakta olup, kesin olmayan bu kararlar nedeniyle beş yıllık denetimli serbestlik süresi içerisindeki kişilerin durumlarının yargılaması devam edenler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br />
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin uygulanabilmesi için maddede sayılan suçlara ilişkin verilen Mahkeme kararlarının “kesinleşmiş mahkumiyet” kararı niteliğinde olması bir zorunluluk olup, bu nedenle davacının ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçundan yargılanması sonucunda verilen hükmün açıklamasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceğinden, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının anılan karar nedeniyle iptaline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından idare mahkemesinin iptal kararının bu kısmı sonucu itibariyle yerindedir.<br />
Öte yandan, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerce yapılan silah ruhsatı verilmesi ya da yenileme talepleri, Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen “yargılaması devam edenler” kapsamı içerisine girdiğinden, davacının yeni silah taşıma ruhsat talebinin, ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçu nedeniyle yargılanması neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar nedeniyle anılan Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi uyarınca yargılaması devam edenler kapsamında değerlendirilmek suretiyle reddedilmesinde, diğer bir ifade ile denetimli serbestlik süresi sonuna kadar durdurulmasına ilişkin davalı idare işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, anılan işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi kararının bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br />
Danıştay Savcısı : Zuhal Öztaş<br />
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.<br />
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi’nce işin gereği görüşüldü;<br />
Dava, davacının silah taşıma ruhsat talebinin reddi ile mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin 09.02.2010 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.<br />
Zonguldak İdare Mahkemesi’nce, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2009 tarih ve E:2008/194, K:2009/255 sayılı kararıyla, ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçu nedeniyle hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu’nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın davacı hakkında hukuki bir sonuç doğurması mümkün olmadığından, davacının yargılaması devam edenler kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu durumda söz konusu mahkumiyet hükmü esas alınarak davacının, 06.10.2006 tarihli silah taşıma ruhsatının iptaline ve yeni silah taşıma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br />
Davalı idare, mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmekte, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.<br />
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinde, silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar bentler halinde sayılmış; bu kapsamda maddenin (d) bendinde ” Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarının birinden hüküm giymiş olanlara” silah ruhsatı verilmeyeceği belirtilmiş, ikinci fıkrasında; ” yukarıdaki fıkranın (a), (b), (c),(d), (e), (f), (g), (h), (ı), (i) bentleri kapsamına girenlere, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilemeyeceği, 4. fıkrasında, bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenilenme işlemlerinin, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı ve yargılama sonuna kadar silahın emanete alınacağı, 5. fıkrasında ise bu maddede belirtilen mahkumiyetin kesinleşmiş mahkumiyet olduğu ifadelerine yer verilmiştir.<br />
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 06.10.2006 tarihli olurla silah taşıma ruhsatı aldığı, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2009 tarih ve E:2008/194, K:2009/255 sayılı kararıyla ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçundan yargılanarak hapis cezasıyla cezalandırıldığından bahisle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi uyarınca davacının yeni silah taşıma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddedilerek mevcut silah taşıma ruhsatının iptal edildiği, bu işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br />
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” düzenlemesi yer almıştır.<br />
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur:<br />
İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.<br />
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Kanunun 305. ve 5271 sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabilecektir.<br />
Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır.<br />
Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir.<br />
Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde; davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının anılan karar nedeniyle iptaline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, idare mahkemesi kararının davacının mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işleme yönelik kısmı sonucu itibariyle yerindedir.<br />
<strong>Öte yandan, Karabük Ağır Ceza Mahkemesi kararının davacı yönünden hukuki bir sonuç doğurabilmesi, ancak denetim süresi içerisinde bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği 5 yıllık deneme süresince, davacının sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, adı geçenin durumunun yukarıda aktarılan Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında yargılaması devam eden kişi olarak değerlendirilerek, yeni ruhsat talebine ilişkin işlemlerin hakkındaki yargı kararı kesinleşinceye kadar, diğer bir ifade ile denetimli serbestlik süresi sonuna kadar durdurulmasına ilişkin davalı idare işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, anılan işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.</strong><br />
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Zonguldak İdare Mahkemesi’nce verilen 30.10.2010 tarih ve E:2010/1087, K:2010/1596 sayılı kararın, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işleme yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, silah taşıma ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin işlemin iptaline yönelik kısmının bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme’ye gönderilmesine, <strong>25.01.2012</strong>tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerinin tasnif, paketleme ve muhafazasından sorumlu memurun rahatsızlanması halinde vazife malullüğü ile ilgili hükümlerin uygulanması gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/uyusturucu-ve-uyarici-maddelerinin-tasnif-paketleme-ve-muhafazasindan-sorumlu-memurun-rahatsizlanmasi-halinde-vazife-malullugu-ile-ilgili-hukumlerin-uygulanmasi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2020 08:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[aktif silahlık polislik görevi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma ortam ve şartlarından kaynaklanan rahatsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube]]></category>
		<category><![CDATA[kokain kullanımına bağlı akut zehirlenme]]></category>
		<category><![CDATA[Narkotik Suçlar Büro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6711</guid>

					<description><![CDATA[T.C. DANIŞTAY 5. DAİRE E. 2017/11157 K. 2019/3949 T. 23.5.2019 * SİVİL MEMUR OLARAK ATANMAYA İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ ( Adli Tıp Raporu ile Ceza Mahkemesi Kararı Birlikte Değerlendirildiğinde Davacının Uyuşturucu Madde Kullanmadığı &#8211; Davacının Mevcut Rahatsızlığının İddia Edildiği Gibi Anılan Tarihteki Çalışma Ortam ve Şartlarından Kaynaklanmış Olduğunun Tespit Edilmesi Durumunda Hakkında Vazifesini Yaptığı Sırada... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/uyusturucu-ve-uyarici-maddelerinin-tasnif-paketleme-ve-muhafazasindan-sorumlu-memurun-rahatsizlanmasi-halinde-vazife-malullugu-ile-ilgili-hukumlerin-uygulanmasi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>T.C.</h4>
<h4>DANIŞTAY</h4>
<h4>5. DAİRE</h4>
<h4>E. 2017/11157</h4>
<h4>K. 2019/3949</h4>
<h4>T. 23.5.2019</h4>
<p><b>* SİVİL MEMUR OLARAK ATANMAYA İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ ( Adli Tıp Raporu ile Ceza Mahkemesi Kararı Birlikte Değerlendirildiğinde Davacının Uyuşturucu Madde Kullanmadığı &#8211; Davacının Mevcut Rahatsızlığının İddia Edildiği Gibi Anılan Tarihteki Çalışma Ortam ve Şartlarından Kaynaklanmış Olduğunun Tespit Edilmesi Durumunda Hakkında Vazifesini Yaptığı Sırada Rahatsızlananlara İlişkin Kuralların Uygulanması Gerekeceğinden Bu Hususunun Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Açıklığa Kavuşturulması Gerektiği )</b></p>
<p><b>* POLİS MEMURUNUN UYUŞTURUCU KULLANMASI ( Davacının Kokain Kullandığına Dair Yapılan Analiz Sonuçlarının Negatif Olduğu Davacı Hakkında &#8220;Kullanmak İçin Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak&#8221; Suçundan Dolayı Açılan Kamu Davasında Davacının Beraatine Karar Verildiği &#8211; Davacının Narkotik Suçlar Büro Amirliğinde Uyuşturucu ve Uyarıcı Maddelerinin Tasnif Paketleme ve Muhafazasından Sorumlu Olduğu/Davacının Rahatsızlığının Çalışma Ortam ve Şartlarından Kaynaklanmış Olduğunun Tespiti İçin Bilirkişi İncelemesi Yapılması Gerektiği )</b></p>
<p><b>* EKSİK İNCELEME ( Davacının Mevcut Rahatsızlığının İddia Edildiği Gibi Anılan Tarihteki Çalışma Ortam ve Şartlarından Kaynaklanmış Olduğu Hususunun Gerekirse Bilirkişi İncelemesi Yaptırmak Suretiyle Açıklığa Kavuşturulması ve Varılacak Sonucun Ceza Mahkemesi Kararı ve Adli Tıp Raporu ile Birlikte Yeniden Değerlendirilerek Bir Karar Verilmesi Gerektiği &#8211; Böyle Bir Araştırmaya Gidilmeksizin Eksik İnceleme ile Verilen İdare Mahkemesi Kararında Hukuki İsabet Görülmediği )</b></p>
<p><b>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği/m.15/6-7,16/2-4,17/3</b></p>
<p><b>ÖZET : </b>Dava, polis memuru olarak görev yapan davacının, sağlık sorunları sebebiyle genel idare hizmetleri sınıfına sivil memur olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.</p>
<p>Davacının, &#8220;kokain kullanımına bağlı akut zehirlenme&#8221; tanısı ile Gebze Merkez Hastanesine sevk edildiği, bunun üzerine davacı hakkında; &#8220;kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak&#8221; suçundan dolayı kamu davası açıldığı, açılan kamu davası kapsamında; Adli Tıp İhtisas Kurulu&#8217;nun raporunda; davacının kokain kullandığına dair yapılan analiz sonuçlarının negatif olduğu, bu tarihte alınan örneklerinde aranan maddelerin (kokain dahil) saptanmadığına, örneğin alındığı tarihten önceki zaman diliminde de aranan maddeleri kullanmamış olduğuna oybirliği ile karar verildiği ve anılan Mahkemenin davacının beraatine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği görülmektedir. Söz konusu adli tıp raporu ile ceza mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde davacının uyuşturucu madde kullanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından; &#8220;&#8230;Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliğinde görev yaptığı, burada Narkotik birimlerince yakalanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerinin tasnif, paketleme ve muhafazasından sorumlu olduğu, olumsuz çalışma ortamı ve şartları nedeniyle rahatsızlandığı, idareden çalışma ortamının iyileştirilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep etmesine rağmen idare tarafından herhangi bir önlem alınmadığı, hakkında vazife malullüğü ile ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği&#8221; ileri sürülmektedir. Davacının mevcut rahatsızlığının (maluliyetinin) iddia edildiği gibi anılan tarihteki çalışma ortam ve şartlarından kaynaklanmış olduğunun tespit edilmesi durumunda, hakkında vazifesini yaptığı sırada rahatsızlananlara ilişkin kuralların uygulanması gerekeceğinden bu hususunun gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonucun yukarıda belirtilen ceza mahkemesi kararı ve adli tıp raporu ile birlikte yeniden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken böyle bir araştırmaya gidilmeksizin, eksik inceleme ile verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>
<p><b>İSTEMİN KONUSU : </b>Kocaeli 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 28/04/2016 tarih ve E:2015/1278, K:2016/537 Sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2017 tarih ve E:2016/7555, K:2017/10171 Sayılı kararının; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 Sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.</p>
<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>
<p>Dava konusu istem: Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, sağlık sorunları sebebiyle genel idare hizmetleri sınıfına sivil memur olarak atanmasına ilişkin 18/08/2015 tarih ve 244950 Sayılı işlemin iptali istenilmiştir.</p>
<p>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 28/04/2016 tarih ve E:2015/1278, K:2016/537 Sayılı kararda; dava konusu uyuşmazlıkta, davacı hakkında Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesince verilen sağlık kurulu raporlarındaki tanı ve teşhisler dikkate alınarak davacının emniyet hizmetleri sınıfında görev yapamayacağına, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapabileceğine karar verildiği, işleme esas alınan kurul raporlarında usul yönünden mevzuata aykırılık görülmediği, söz konusu raporların fennî yönden geçersiz ya da yetersiz olduğuna dair başkaca bir belge ve bilgiye de rastlanılmadığı, bu nedenle dosyadaki belge ve bilgilerin işin esası hakkında karar vermeye yeterli olduğu anlaşıldığından, sağlık kurulu raporları doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2017 tarih ve E:2016/7555, K:2017/10171 Sayılı kararıyla, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.</p>
<p>KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliğinde görev yaptığı, burada Narkotik birimlerince yakalanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerinin tasnif, paketleme ve muhafazasından sorumlu olduğu, görevli olduğu ortamın olumsuz koşulları ve idarenin gerekli önlemleri almaması sebebiyle rahatsızlandığı, vazife malulü sayılıp hakkında buna göre işlem tesis edilmesi gerekirken adi malul kabul edilerek işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, ceza mahkemesinde &#8220;kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak&#8221; suçlamasından yargılandığı ve beraat ettiği, ceza mahkemesine sunulan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Beşinci Adli Tıp İhtisas Kurulu&#8217;nun 24/11/2014 tarih ve 3063 karar sayılı raporuyla herhangi bir uyuşturucu madde kullanmadığının sabit olduğu, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.</p>
<p>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.</p>
<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>
<p>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>
<p><b>KARAR : </b>Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 Sayılı Kanun&#8217;un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 Sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulüyle Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2017 tarih ve E:2016/7555, K:2017/10171 Sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:</p>
<p>İNCELEME VE GEREKÇE:</p>
<p>MADDİ OLAY :</p>
<p>Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan davacı, 26/12/2013 tarihinde rahatsızlanarak Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;ne müracaat etmiş ve kendisine anılan Hastanece &#8220;Diyare ve gastroenterit, enfeksiyöz kaynaklı olduğu tahmin edilen&#8221; tanısı konularak iki gün istirahat verilmiştir.</p>
<p>Rahatsızlıkları devam eden davacı, 08/01/2014 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Psikiyatri Bölümüne müracaat etmiş, kendisine &#8220;Akut ve geçici psikotik bozukluk&#8221; tanısı konularak psikiyatri servisine yatışı yapılmış ve tedavisine başlanılmıştır. Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Psikiyatri Bölümünce muayene ve tedavi edilen davacıya &#8220;birden fazla ilaç ve diğer psikoaktif madde kullanımına bağlı psikotik bozukluk&#8221; tanısı ile 12/02/2014 tarihinden 07/05/2014 tarihine kadar seksenbeş gün istirahati gerektiği yolunda 14/02/2014 tarih ve 615 Sayılı sağlık kurulu raporu verilmiş ve söz konusu rapor Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü tarafından incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı&#8217;na gönderilmiştir.</p>
<p>Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık Komisyonu incelemesi sonucunda; davacının, silahının ve personel kimliğinin muhafaza altına alınmasına karar vermiş ve anılan raporda davacıya konulan tanının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği&#8217;nin EK-3-VIII-D diliminde olduğunu belirterek davacının Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi ve dilim belirtir sağlık kurulu raporu aldırılması Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünden istenilmiştir.</p>
<p>Bu arada, davacıya aynı tanı ile Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından 09/05/2014 tarih ve 2166 Sayılı sağlık kurulu raporu ile 08/05/2014 tarihinden 22/06/2014 tarihine kadar kırkaltı gün, 27/06/2014 tarih ve 3052 Sayılı sağlık kurulu raporu ile de 23/06/2014 tarihinden 29/06/2014 tarihine kadar yedi gün istirahati gerektiği yolunda sağlık kurulu raporu verilmiştir.</p>
<p>Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nce düzenlenen 17/07/2014 tarih ve 5555 Sayılı sağlık kurulu raporunda, &#8221;davacı hakkında daha önce tespit edilen &#8216;birden fazla ilaç ve diğer psikoaktif madde kullanımına bağlı psikotik bozukluk&#8217; tanısının devam ettiği, davacının durumunun Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği&#8217;nin EK-3-VIII-D diliminde yer alması gerektiği, dolayısıyla aktif silahlı polislik görevini yapamayacağı ve genel idare hizmetler sınıfında çalışamayacağı&#8221; yönünde tıbbi kanaat bildirilmiştir.</p>
<p>Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü, davacı hakkında, Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen 09/05/2014 tarih ve 2166 Sayılı sağlık kurulu raporu ile 27/06/2014 tarih ve 3052 Sayılı sağlık kurulu raporunu ve Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nce düzenlenen 17/07/2014 tarih ve 5555 Sayılı sağlık kurulu raporunu da incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık Komisyonu&#8217;na göndermiştir.</p>
<p>Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca; davacıya ait sağlık dosyası incelenerek davacının mevcut sağlık durumunun Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği&#8217;nin EK-3-VIII-D dilimi kapsamında olduğu ve emniyet hizmetleri sınıfında çalıştırılamayacağı değerlendirilmiş, davacıya ait sağlık dosyası davacının maluliyeti ve genel idare hizmetleri sınıfında çalışıp çalışamayacağı yönünden incelenmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı&#8217;na gönderilmiştir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sağlık Kurulu 17/11/2014 tarihinde; Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nce düzenlenen 17/07/2014 tarih ve 5555 Sayılı sağlık kurulu raporunu inceleyerek &#8220;davacının adi malül olduğuna, emniyet hizmetleri sınıfında görev yapamayacağına, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapıp yapamayacağına karar vermek için ise Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nden yeni bir rapor istenilmesine&#8221; karar vermiştir.</p>
<p>Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nce düzenlenen 21/04/2015 tarih ve 2636 Sayılı sağlık kurulu raporunda, &#8221;davacı hakkında Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi&#8217;nin 14/02/2014 tarihli sağlık kurulu raporunda belirtilen &#8216;birden fazla ilaç ve diğer psikoaktif madde kullanımına bağlı psikotik bozukluk&#8217; tanısının halen remisyonda olduğu ve daha önceden tespit edilmiş olan &#8216;birden fazla psikoaktif ilaç ve diğer psikoaktif madde kullanımına bağlı bağımlılık sendromu&#8217; tanısının erken remisyonda olduğu, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3&#8217;e göre D diliminde yer alması gerektiği, dolayısıyla aktif silahlık polislik görevini yapamayacağı, ancak genel idare hizmetler sınıfında çalışabileceği&#8221; yönünde tıbbi kanaat bildirilmiştir.</p>
<p>Anılan rapor, Emniyet Genel Müdürlüğünce incelenmek ve karar verilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı&#8217;na gönderilmiştir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu 06/07/2015 tarihinde; Bakırköy Prof.Dr. M. O. Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nce düzenlenen 21/04/2015 tarih ve 2636 Sayılı sağlık kurulu raporunu inceleyerek &#8220;davacının adi malül olduğuna, emniyet hizmetleri sınıfında görev yapamayacağına, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapabileceğine&#8221; karar vermiştir.</p>
<p>Emniyet Genel Müdürlüğünün 28/07/2015 tarih ve 63327 Sayılı yazısıyla davacıdan; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının kararı doğrultusunda malulen emekli olma ya da hizmet sınıfının emniyet hizmetleri sınıfından genel idare hizmetleri sınıfına aktarılması yönünde tercihte bulunması istenilmiştir.</p>
<p>Davacı tarafından, kadrosunun bulunduğu Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde genel idare hizmetleri sınıfında çalışmak istediği yönünde dilekçe sunulması üzerine davacı 18/08/2015 tarihli Bakanlık Olur&#8217;u ile, genel idare hizmetleri sınıfına sivil memur (bilgisayar işletmeni) olarak atanmıştır.</p>
<p>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.</p>
<p>İLGİLİ MEVZUAT:</p>
<p>Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 04/03/2013 gün ve 25189 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği&#8217;nin 15. maddesinin 6. fıkrasında; &#8220;Vazife malullüğü ve idari polislik haricinde emniyet hizmetleri sınıfında bulunan personel hakkında 16. madde hükümleri uygulanır.&#8221;, 7. fıkrasında; &#8220;Emniyet Teşkilatında; bütün hizmet sınıflarında görev yapan personelin vazife malullüğü ve Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinin idari polisliği hususunda yönetmeliğin 17. madde hükümleri uygulanır.&#8221; hükmüne yer verilmiştir.</p>
<p>Anılan Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrasında; &#8220;Emniyet Teşkilatında vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan dolayı sağlık durumunu kaybedenler hakkında Yönetmeliğin 17. maddesine göre işlem yapılır.&#8221;, 4. fıkrasında; &#8220;Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinden polis amiri olanlar hakkında; &#8230;Psikiyatrik hastalıklar yönünden Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıdıklarına karar verilen polis amiri personelin sağlık kurulu raporları Daire Başkanlığının görüşü ile birlikte hizmet sınıfı değişikliği veya maluliyet yönünden gerekli işlemler yapılmak üzere Personel Daire Başkanlığına gönderilir.&#8221;, 17. maddesinin 3. fıkrasında; &#8220;&#8230; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca vazife malüllüğüne karar verilenlerin idari polisliği yapabileceği, Psikiyatrik hastalıklarda D, diğer hastalıklarda E dilimi sağlık şartlarına sahip olanların idari polislik görevlerini yapamayacağına karar verilir.&#8221;, 5. fıkrasında; &#8220;Sosyal Güvenlik Kurumunca hakkında vazife malüllüğü karar verilenlerden; a)Emniyet Hizmetleri Sınıfında bulunan personelden; 1)Sosyal Güvenlik Kurumunca vazife malüllüğü ile birlikte idari polislik yapabileceğine de karar verilen personelin talepleri halinde Genel Müdür onayı ile idari polis görevine aktarılırlar. (Psikayatrik hastalıklarda Hastalık Branşlarının sınıflandırmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar idari polislik görevine aktarılmazlar.) &#8230;.. 2) Vazife malüllüğüne karar verilenlerden; Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki E dilimi sağlık şartlarına haiz olduğuna karar verilenler, Psikiyatrik hastalıklarda Hastalık Branşlarının Sınıflandırılmasındaki D dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar ve İdari polislik görevini talep etmeyenler hakkında vazife malülü olarak emeklilikle ilgili işlemleri yapılır.&#8221; düzenlemelerine yer verilmiştir.</p>
<p>Aynı Yönetmeliğin &#8221;Hastalıkların Sınıflandırılması&#8221; başlıklı EK-3. maddesinin VIII bölümünde; &#8220;Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları:</p>
<p>D-)1) Antisosyal, paranoid, borderline, şizotipal, şizoid kişilik bozuklukları.</p>
<p>2-)Nevrotik bozukluklar, psikosomatik hastalıklar, ileri derecede konuşma bozukluğu.</p>
<p>Açıklama: Bu maddeye girenlerin ruhsal bozukluklarının çeşitli tedavilere rağmen iyileşmemiş olması, kronik ve devamlı bir nitelik kazanması gerekmektedir.</p>
<p>3-)Psikotik bozukluklar. (sanrısal bozukluk, tek psikotik atak, kısa psikotik bozukluk, başka türlü adlandırılamayan psikotik bozukluk, (BTA) bipolar bozukluklar, psikotik özellikli depresif bozukluklar, siklotimik bozukluk, başka türlü adlandırılamayan bipolar bozukluklar)</p>
<p>4-)Madde bağımlılığı, kronik nitelik kazanmış alkol bağımlılığı.</p>
<p>5-)Psikoseksüel bozukluklar. (homoseksüalite, transseksüalite, transvestitizm)</p>
<p>Açıklama: Bu maddeye gireceklerin seksüel davranışbozukluklarının belirgin olması, bu durumlarının iş ortamında bilinerek sakıncalara yol açması gereklidir.</p>
<p>6-)Organik nedenlere bağlı ileri derecede kişilik bozuklukları, kronik organik ruhsal bozukluklar.</p>
<p>7-)Kendisi ve çevresindekiler için tehlike oluşturmayan çalışmasını ileri derecede bozan kronik seyirli Travma sonrası stres bozukluğu.</p>
<p>8-)İntihar (suisidal) girişimleri.</p>
<p>E-)Herhangi bir ruhsal bozukluk nedeniyle hiçbir hizmet sınıfında çalışamayacak duruma gelenler.</p>
<p>Kendisi ve çevresindekiler için tehlikeli olup başkasının yardımına ihtiyaç duyan tedavisi imkansız psikozlar, şizofreni ve şizoaffektif bozukluk,&#8221; şeklinde sıralanmıştır.</p>
<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:</p>
<p>Davacının, 12/03/2014 tarihinde kokain zehirlenmesi sonucu Kocaeli İli, Seka Devlet Hastanesine kaldırıldığı, Seka Devlet Hastanesi tarafından &#8220;kokain kullanımına bağlı akut zehirlenme&#8221; tanısı ile Gebze Merkez Hastanesine sevk edildiği, bunun üzerine davacı hakkında; &#8220;kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak&#8221; suçundan dolayı kamu davası açıldığı, açılan kamu davası kapsamında; Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesine sunulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Beşinci Adli Tıp İhtisas Kurulu&#8217;nun 24/11/2014 tarihli raporunda; davacının kokain kullandığına dair yapılan analiz sonuçlarının negatif olduğu, bu tarihte alınan örneklerinde aranan maddelerin (kokakin dahil) saptanmadığına, örneğin alındığı tarihten önceki zaman diliminde de aranan maddeleri kullanmamış olduğuna oybirliği ile karar verildiği ve anılan Mahkemenin 30/12/2014 tarih ve E:2014/213, K:2014/315 Sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmemek suretiyle 07/01/2015 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.</p>
<p>Söz konusu adli tıp raporu ile ceza mahkemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde davacının uyuşturucu madde kullanmadığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, davacı tarafından; &#8220;&#8230;Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliğinde görev yaptığı, burada Narkotik birimlerince yakalanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerinin tasnif, paketleme ve muhafazasından sorumlu olduğu, olumsuz çalışma ortamı ve şartları nedeniyle rahatsızlandığı, idareden çalışma ortamının iyileştirilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep etmesine rağmen idare tarafından herhangi bir önlem alınmadığı, hakkında vazife malullüğü ile ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği&#8221; ileri sürülmektedir.</p>
<p>Bu durumda, davacının mevcut rahatsızlığının (maluliyetinin) iddia edildiği gibi anılan tarihteki çalışma ortam ve şartlarından kaynaklanmış olduğunun tespit edilmesi durumunda, hakkında vazifesini yaptığı sırada rahatsızlananlara ilişkin kuralların uygulanması gerekeceğinden bu hususunun gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonucun yukarıda belirtilen ceza mahkemesi kararı ve adli tıp raporu ile birlikte yeniden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken böyle bir araştırmaya gidilmeksizin, eksik inceleme ile verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.</p>
<p><b>SONUÇ : </b>Açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1. 2577 Sayılı Kanun&#8217;un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,</p>
<p>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Kocaeli 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 28/04/2016 tarih ve E:2015/1278, K:2016/537 Sayılı kararının BOZULMASINA,</p>
<p>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/6701-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2020 10:41:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6701</guid>

					<description><![CDATA[T.C. DANIŞTAY 2. DAİRE E. 2016/9848 K. 2020/977 T. 19.2.2020 * GÖREVDE YÜKSELME SINAVINA GİRMEK İÇİN YAPILAN BAŞVURUNUN REDDİ İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Şef Kadrosuna Atanmış Olan Davacının Şube Müdürü Kadrosuna Görevde Yükselme Suretiyle Atanması İçin Bakanlık Merkez veya Taşra Teşkilatında Şef Kadrosunda Geçirmesi Öngörülen Hizmet Süresinin İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/6701-2/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>T.C.</h4>
<h4>DANIŞTAY</h4>
<h4>2. DAİRE</h4>
<h4>E. 2016/9848</h4>
<h4>K. 2020/977</h4>
<h4>T. 19.2.2020</h4>
<p><b>* GÖREVDE YÜKSELME SINAVINA GİRMEK İÇİN YAPILAN BAŞVURUNUN REDDİ İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Şef Kadrosuna Atanmış Olan Davacının Şube Müdürü Kadrosuna Görevde Yükselme Suretiyle Atanması İçin Bakanlık Merkez veya Taşra Teşkilatında Şef Kadrosunda Geçirmesi Öngörülen Hizmet Süresinin İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik Md. 7/1-ç Bendi Uygulanarak Üç Yıl Olarak Esas Alınmaması Gerektiği &#8211; Başvurunun Reddi İşleminin Hukuka Aykırı Olduğu )</b></p>
<p><b>* DAVACININ KENDİ İRADESİ OLMADAN ATANMASI ( İl Özel İdaresinde Şef Olarak Görevliyken Kendi İradesi Olmaksızın 6360 S.K. Gereği İçişleri Bakanlığı Bünyesindeki Şef Kadrosuna Atanmış Olan Davacının Şube Müdürü Kadrosuna Görevde Yükselme Suretiyle Atanması İçin Öngörülen Hizmet Süresinin İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik Uygulanarak Üç Yıl Olarak Esas Alınmaması Gerektiği )</b></p>
<p><b>* HİZMET SÜRESİNİN TESPİTİ ( İçişleri Bakanlığının Merkez ve Taşra Teşkilatında Boş Bulunan Unvanlı Kadrolar İçin Yapılacak Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavına Şube Müdürü Kadrosu İçin Başvuruda Bulunan Davacının Bu Başvurusunun İdarece Davacının Sınava Son Başvuru Tarihi İtibarıyla Bakanlık Taşra Teşkilatında Üç Yıldan Az Fiili Hizmeti Bulunduğundan Yönetmelikteki Şartı Taşımadığı Gerekçesiyle Reddine İlişkin İşlemde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı )</b></p>
<p><b>* YÖNETMELİKTE BELİRLENEN ŞARTIN ARANMAMASI ( 6360 Sayılı Kanun Nedeniyle İl Özel İdarelerinden İçişleri Bakanlığına İlk Defa Atamalar Sırasında Dahi Aranmayacak Olan İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin Hizmet Süresine İlişkin Şartlarının Kendi İradeleri Olmaksızın Kanun Gereği Olarak İçişleri Bakanlığındaki Görevlere Atanmış Olanların Anılan Bakanlık Bünyesinde Görevde Yükselme Suretiyle Atanmaları Sırasında da Aranmamasının Hakkaniyete Uygun Olduğu )</b></p>
<p><b>6360/m.Geç.1</b></p>
<p><b>Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik/m.6</b></p>
<p><b>İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik/m.7,25</b></p>
<p><b>ÖZET : </b>Dava, Valilik Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı&#8217;nda şef olan davacının, şube müdürü kadrosu için açılan görevde yükselme sınavına girmek amacıyla yaptığı başvurunun reddine dair kararın iptali istemine ilişkindir.</p>
<p>İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında boş bulunan unvanlı kadrolar için yapılacak görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına, şube müdürü kadrosu için başvuruda bulunan davacının bu başvurusunun, davalı idarece, davacının hizmet süresi ile ilgili olarak değerlendirme yapılarak, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 7. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi uyarınca, &#8220;şube müdürü&#8221; kadrosuna atanabilmek için, son başvuru tarihi itibarıyla, Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında şef kadrosunda en az üç yıl çalışmış olmak gerektiği, davacının ise, sınava son başvuru tarihi itibarıyla Bakanlık taşra teşkilatında üç yıldan az fiili hizmeti bulunduğundan, Yönetmelik&#8217;teki anılan şartı taşımadığı gerekçesiyle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.</p>
<p><b>İSTEMİN KONUSU : </b>Ordu İdare Mahkemesi&#8217;nce verilen 31/12/2015 günlü, E:2015/1205, K:2015/2018 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.</p>
<p>YARGILAMA SÜRECİ :</p>
<p>Dava Konusu İstem : Dava, Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı&#8217;nda şef olarak görev yapan davacının, şube müdürü kadrosu için açılan görevde yükselme sınavına girmek amacıyla yaptığı başvurunun reddine ilişkin 23/06/2015 günlü, 2015/4 Sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.</p>
<p>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Ordu İdare Mahkemesi&#8217;nin temyize konu kararıyla; Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik&#8217;in 6. maddesinin, ilgili kurumlara, çıkaracakları yönetmeliklerde, alt görevlerde aranan sürenin ve bu sürenin hesaplanmasında ilgilinin mevcut ve/veya önceki kurumlarında geçen süreleriyle değerlendirilip değerlendirilmemesi bakımından takdir hakkı tanındığı, bu kapsamda, dava konusu işlemin dayanağı olan İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 7. maddesiyle getirilen alt görevler için aranan sürenin tamamının mevcut kurumda geçmiş olması koşulunun da üst kurallar getirdiği tartışmasız olan çerçeve Yönetmelik kuralına aykırılık oluşturmadığı, ilgili idarelerin, takdir hakkı kapsamında, gerek bu süreyi belirleyebileceklerinin, gerekse bu sürenin tamamının kurumunda geçmesi koşulunu getirebileceklerinin kabulünün gerektiği, bu durumda, davacının, şube müdürlüğü görevi için aranan üç yıllık alt görev süresini İçişleri Bakanlığının merkez veya taşra teşkilatında geçirmemiş olması nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine hükmedilmiştir.</p>
<p>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik&#8217;in 6. maddesinde, 657 Sayılı Kanun&#8217;a tabi diğer kurumlarda geçen hizmet süresinin, söz konusu Kanun&#8217;un 68. maddesi, (B) bendi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğinin açıkça belirtildiği, bu itibarla, il özel idarelerinde geçen hizmet süresinin de sınav başvurusunda değerlendirilmesi gerektiği; il özel idaresi personeli, 6360 Sayılı Kanun kapsamında, tüm mali ve özlük hakları ile Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına atandıklarından, il özel idarelerinde geçen hizmet sürelerinin değerlendirilmesinin yasal zorunluluk olduğu; 6360 Sayılı Kanun&#8217;la kurulan Ordu Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının, aynı Kanun&#8217;la tüzel kişiliği sona erdirilen Ordu İl Özel İdaresinin yasal halefi olduğu, dolayısıyla Ordu İl Özel İdaresinin Bakanlık merkez veya taşra teşkilatına dahil olduğunun kabul edilmesi gerektiği ileri sürülerek, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.</p>
<p>KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.</p>
<p>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>
<p>Karar veren Danıştay İkinci Dairesi&#8217;nce; Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulu&#8217;nun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 Sayılı kararının &#8220;Ortak Hükümler&#8221; kısmının 1. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:</p>
<p><b>KARAR : </b>İNCELEME VE GEREKÇE :</p>
<p>MADDİ OLAY :</p>
<p>Ordu İl Özel İdaresi&#8217;nde, 04/01/2010 tarihinde, veri hazırlama ve kontrol işletmeni (VHKİ) olarak göreve başlamış olan davacı, 19/10/2011 tarihinden itibaren, şef olarak görev yapmış, 06/12/2012 günlü, 28489 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 6360 Sayılı Kanun ile tüzel kişiliği sona eren Ordu İl Özel İdaresinden Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı emrindeki şef kadrosuna atanmış ve görevine 31/03/2014 tarihinde başlamıştır.</p>
<p>Davacı, İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında boş bulunan unvanlı kadrolar için yapılacak görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına, şube müdürü kadrosu için başvuruda bulunmuş, ancak, davalı idarece, davacının, hizmet süresi ile ilgili olarak değerlendirme yapılarak, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 7. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi uyarınca, &#8220;şube müdürü&#8221; kadrosuna atanabilmek için, son başvuru tarihi itibarıyla Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında şef kadrosunda en az üç yıl çalışmış olmak gerektiği, davacının ise, sınava son başvuru tarihi itibarıyla Bakanlık taşra teşkilatında üç yıldan az fiili hizmeti bulunduğundan, Yönetmelik&#8217;teki anılan şartı taşımadığı gerekçesiyle başvurusunun reddedilmesi üzerine, talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle temyizen görülmekte olan davayı açmıştır.</p>
<p>İLGİLİ MEVZUAT :</p>
<p>06/12/2012 günlü, 28489 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 6360 Sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun&#8217;un Geçici 1. maddesi, 6. fıkrasında; &#8220;Bu Kanun&#8217;a göre tüzel kişilikleri kaldırılan il özel İdarelerinin personeli, komisyon kararıyla ilgisine göre yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir.&#8221; hükmü yer almaktadır.</p>
<p>18/04/1999 günlü, 23670 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik&#8217;in, 23/07/2014 günlü, 29069 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Yönetmelik&#8217;in 2. maddesiyle değiştirilen, &#8220;Hizmet süresi&#8221; başlıklı 6. maddesinde; &#8221;Kurumlar, görevin niteliği itibarıyla görevde yükselme suretiyle atanacak personel için bulunduğu kurumda veya diğer kurumlarda alt görevlerde çalışmış olma şartı ve süresi arar. İlan edilen kadro veya pozisyon için bu şartı sağlayan personel bulunmaması durumu hariç olmak üzere, bu sürelerin en az altı ayının atamanın yapılacağı kurumda geçmiş olması esastır. Kurumlar atanılacak görevin niteliği itibarıyla aranacak hizmet sürelerini, Devlet Memurları Kanunu&#8217;nun 68. maddesi, (B) bendi hükümlerine göre değerlendirerek kendi kurumlarında ve diğer kurumlarda geçen süreleri dikkate alarak belirler.&#8221; kuralı bulunmaktadır.</p>
<p>08/06/2007 günlü, 26546 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 16/12/2010 günlü, 27787 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Yönetmelik&#8217;in 5. maddesi ve 11/04/2014 günlü, 28969 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Yönetmelik&#8217;in 4. maddesiyle değiştirilen, &#8221;Görevde yükselme sınavı sonucu atanacaklarda aranacak özel şartlar&#8221; başlıklı 7. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendinde, &#8220;şube müdürü&#8221; kadrosuna atanabilmek için gerekli koşullar, &#8220;Son müracaat tarihi itibariyle; Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında il planlama uzmanı, sivil savunma uzmanı, eğitim uzmanı, uzman, şef veya daha üst unvanlı bir kadroda en az üç yıl çalışmış olmak kaydıyla toplam on yıl hizmet süresi bulunmak&#8230;&#8221; olarak sayılmıştır.</p>
<p>Anılan Yönetmelik&#8217;in, 19/01/2015 günlü, 29241 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Yönetmelik&#8217;in 8. maddesiyle değiştirilen, &#8220;Devredilen veya özelleştirilen kuruluşlardan atama&#8221; başlıklı 25. maddesinde ise; &#8220;(1) Bu Yönetmelik hükümleri aşağıdaki durumlarda uygulanmaz. a) 24/11/1994 günlü, 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun&#8217;un 22. maddesi kapsamında Bakanlığa ilk defa atanacaklarda, b) 12/11/2012 günlü, 6360 Sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun ile büyükşehirlerde tüzel kişilikleri sona eren İl Özel İdarelerinden Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonlarınca atanan ya da belediye ve bağlı kuruluşlara devredilen norm kadro ve ihtiyaç fazlası personelden aynı Kanun&#8217;un Geçici 1. maddesi kapsamında Bakanlığa ilk defa atanacaklarda&#8221; kuralı yer almaktadır.</p>
<p>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :</p>
<p>İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 25. maddesi hükmünden; 6360 Sayılı Kanun ile büyükşehirlerde tüzel kişilikleri sona eren il özel idarelerinden, valiliğe bağlı yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına atanan personelden, aynı Kanun&#8217;un Geçici 1. maddesi kapsamında İçişleri Bakanlığı&#8217;na ilk defa atanacaklarda bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı, diğer bir ifadeyle, 6360 Sayılı Kanun nedeniyle il özel idarelerinden Bakanlığa ilk defa atamalar sırasında, anılan Yönetmelik&#8217;teki şartların aranmayacağı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, davacının durumunda olduğu gibi, Valiliğe bağlı yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına şef olarak ataması gerçekleşerek İçişleri Bakanlığı taşra teşkilatı personeli haline gelmiş olanların, şube müdürü gibi daha üst unvanlar için görevde yükselme sınavına başvurularının, anılan Yönetmelik&#8217;in kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;te; kendi iradesi olmaksızın, 6360 Sayılı Kanun gereği olarak İçişleri Bakanlığı&#8217;na atananlar bakımından, anılan Bakanlıkta görevde yükselme suretiyle atanılmak istenilen görevler için alt görevlerde geçirilmesi öngörülen hizmet süresine, 6360 Sayılı Kanun nedeniyle Bakanlığa atanmadan önce çalışılan kurumlarda aynı alt görevde geçmiş olan hizmet sürelerinin dahil edilip edilmeyeceğine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı gibi, daha önce çalışılan kurumlarda aynı alt görevde geçmiş olan hizmet sürelerinin dahil edilmesini engelleyen bir kural da bulunmamaktadır.</p>
<p>Bu hususlardan hareketle uyuşmazlık incelendiğinde; Ordu İl Özel İdaresinde şef olarak görev yapmakta iken, kendi iradesi olmaksızın, 6360 Sayılı Kanun gereği olarak İçişleri Bakanlığı (Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı) bünyesindeki şef kadrosuna atanmış olan davacının, şube müdürü kadrosuna görevde yükselme suretiyle atanması için Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında şef kadrosunda geçirmesi öngörülen hizmet süresinin, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 7. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi uygulanarak üç yıl olarak esas alınmaması gerektiği sonucuna varılmıştır.</p>
<p>Kaldı ki, 6360 Sayılı Kanun nedeniyle il özel idarelerinden İçişleri Bakanlığına ilk defa atamalar sırasında dahi aranmayacak olan İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in hizmet süresine ilişkin şartlarının; kendi iradeleri olmaksızın, Kanun gereği olarak İçişleri Bakanlığındaki görevlere atanmış olanların, anılan Bakanlık bünyesinde görevde yükselme suretiyle atanmaları sırasında da aranmaması, hakkaniyete de uygun bir düzenlemedir.</p>
<p>Bu durumda, İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında boş bulunan unvanlı kadrolar için yapılacak görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına, şube müdürü kadrosu için başvuruda bulunan davacının bu başvurusunun, davalı idarece, davacının hizmet süresi ile ilgili olarak değerlendirme yapılarak, İçişleri Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik&#8217;in 7. maddesi, 1. fıkrası, (ç) bendi uyarınca, &#8220;şube müdürü&#8221; kadrosuna atanabilmek için, son başvuru tarihi itibarıyla, Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında şef kadrosunda en az üç yıl çalışmış olmak gerektiği, davacının ise, sınava son başvuru tarihi itibarıyla Bakanlık taşra teşkilatında üç yıldan az fiili hizmeti bulunduğundan, Yönetmelik&#8217;teki anılan şartı taşımadığı gerekçesiyle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.</p>
<p>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2016 günlü, YD İtiraz No:2016/314 Sayılı kararı da bu yöndedir.</p>
<p><b>SONUÇ : </b>Açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,</p>
<p>2. Ordu İdare Mahkemesi&#8217;nce verilen 31/12/2015 günlü, E:2015/1205, K:2015/2018 Sayılı kararın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesi, 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,</p>
<p>3. Aynı maddenin 3622 Sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesi&#8217;ne gönderilmesine,</p>
<p>4. 2577 Sayılı Kanun&#8217;un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay&#8217;da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişinin kendi imkanlarıyla aldığı alkol testi raporunun mahkemede dikkate alınmaması hak arama özgürlüğüne aykırılık oluşturur.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/kisinin-kendi-imkanlariyla-aldigi-alkol-testi-raporunun-mahkemede-dikkate-alinmamasi-hak-arama-ozgurlugune-aykirilik-olusturur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2020 07:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Danıştay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[alkol oranlarının tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[kalibrasyon ayarı yapılmış alkolmetre cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[sürücü belgesinin alınması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6677</guid>

					<description><![CDATA[T.C. Danıştay 15. Daire Esas No:2017/3638 Karar No:2018/4323 K. Tarihi: T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/3638 Karar No : 2018/4323 Temyiz Eden (Davacı) : Vekili : Karşı Taraf (Davalı) : Vekili : İstemin Özeti : Eskişehir 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 11/10/2017 tarih ve E:2017/299; K:2017/815 sayılı kararının... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/kisinin-kendi-imkanlariyla-aldigi-alkol-testi-raporunun-mahkemede-dikkate-alinmamasi-hak-arama-ozgurlugune-aykirilik-olusturur/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<h3>T.C.<br />
Danıştay<br />
15. Daire</h3>
</div>
<p><strong>Esas No:2017/3638</strong><br />
<strong>Karar No:2018/4323</strong><br />
<strong>K. Tarihi:</strong></p>
<div class="detay"><strong>T.C.</strong><br />
<strong>D A N I Ş T A Y</strong><br />
<strong>ONBEŞİNCİ DAİRE</strong><br />
<strong>Esas No : 2017/3638</strong><br />
<strong>Karar No : 2018/4323</strong></p>
<p><strong>Temyiz Eden (Davacı) :</strong><br />
<strong>Vekili :</strong></p>
<p><strong>Karşı Taraf (Davalı) :</strong><br />
<strong>Vekili :</strong></p>
<p>İstemin Özeti : Eskişehir 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 11/10/2017 tarih ve E:2017/299; K:2017/815 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
Danıştay Tetkik Hakimi :<br />
Düşüncesi : Temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.</p>
<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong></p>
<p>Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi&#8217;nce Üye Süleyman Hilmi Aydın&#8217;ın dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu görüşüne karşılık, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek ve dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin esasına geçilerek gereği görüşüldü:<br />
Dava; davacının yasal sınırın üzerinde alkollü olarak araç kullandığından bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 48/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ve davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin 09.03.2015 tarih ve 11662, 947293 sayılı işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.</p>
<p>Eskişehir 1 İdare Mahkemesi&#8217;nce; davacının trafik kontrolü sırasında kalibrasyon ayarı yapılmış alkolmetre cihazı ile yapılan ölçümde yasal sınırın üzerinde 1,48 promil alkollü olduğu tespit edildiğinden, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Davacı tarafından anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun yürürlükte bulunan 48. maddesinde 6487 sayılı Kanunla yapılan ve 11.06.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle; uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü olan sürücülerin kara yolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla kollukça teknik cihazlar kullanılacağı, teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esasların yönetmelikte gösterileceği, kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunlu olduğu, teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınacağı, yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınacağı, bu kişilerin son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde ikinci defa alkollü iken araç kullanmaları halinde ise sürücü belgelerinin iki yıl süreyle geri alınacağı, hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanacağı hükme bağlanmıştır.</p>
<p>19.02.2014 tarihli 28918 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliği&#8217;nin 97. maddesinde; Trafik görevlilerince sürücüler her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabilirler. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kontrolü ise durumundan şüphe edilen sürücüler üzerinde yapılır. Trafik görevlilerince sürücülerin alkol oranlarının tespitinde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır: a) Sürücülerin alkol oranlarının tespitinde; tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılır. &#8230; ç) Yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler ile teknik cihaz kullanılmasını kabul etmeyen ve bu nedenle hakkında işlem yapılan sürücüler araç kullanmaktan men edilir. d) Yapılan tespit sonucunda 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen ve 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre işlem yapılan sürücüler, haklarında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir. e) 1,00 promilin altında alkollü olmasına rağmen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücü, hakkında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir. f) Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan işlemlere itiraz 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi kapsamında ilgili mahkemelere yapılır. kuralı yer almaktadır.</p>
<p>Dava dosyasının incelenmesinden; 09.03.2015 tarihinde trafik ekiplerince yapılan denetimde, davacının saat 20:09&#8217;da alkolmetre ile yapılan ölçümde 1,48 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, bu tespit üzerine yasal sınırın üzerinde alkollü olarak araç kullandığından bahisle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 48/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ve idari para cezası verilmesine ilişkin işlemlerin tesis edildiği, bakılmakta olan davanın bu işlemlerin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.<br />
Yukarıda aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, trafik ekiplerince yapılan denetimlerde kişilerin alkolmetre ölçümüne tabi tutulması halinde çıkan sonuca herhangi bir şekilde itiraz edemeyeceği, trafik ekiplerince sağlık kuruluşlarına sevklerinin yasal olarak zorunlu olmadığı, itirazın ancak mahkemelere yapılabileceği düzenlenmiş ise de; dava açma yolu ile işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia eden davacıların itiraz ve iddiaları değerlendirilirken, trafik ekiplerince veya Cumhuriyet Savcılığınca herhangi bir sevk olmaksızın kendi imkanlarıyla aldıkları raporların da hak arama özgürlüğü açısından yargılamaya esas alınması gerektiği, kaldı ki; hukuken aksi ispat edilene kadar doğru olarak kabul edilmesi gereken ve maddi gerçeğe ulaşmada delil niteliği taşıyan bu raporların yargı merciince gözardı edilmesinin mümkün olamayacağı ve böyle bir değerlendirmenin yapılmamasının hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.</p>
<div class="google-auto-placed ap_container"></div>
<p>Bilimsel çalışmalarda, alkole toleransın kişiden kişiye değişeceği gibi aynı kişide de farklı zamanlarda reaksiyonlarda farklılık olabileceği, kişinin yaşı, kilosu, cinsiyeti, metobolizma hızı, açlık ve tokluk durumu gibi pek çok nedene bağlı olarak vücuttaki alkol oranının azalma hızının değişebileceği kabul edilmektedir. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı&#8217;nın 25.11.2008 tarih ve 342 sayılı yazısında da; zamanla orantılı olarak kan-alkol düzeyindeki azalma ile ilgili yapılan araştırmalarda, kan alkol düzeyinin bir saatte 12-20 mg/dl azaldığı, adli vakalarda, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu&#8217;nca ortalama olarak kan alkol düzeyinin bir saatte 15 mg/dl (0,15 promil) azaldığının kabul edildiği belirtilmiştir.<br />
Kaldı ki; farklı saatlerde yapılan iki ölçümün bulunması halinde; ikinci ölçüme her bir saat için 0,15 promil eklenmek suretiyle alkol oranının belirleneceği 19/02/2014 tarihli değişiklikle Karayolları Trafik Yönetmeliği&#8217;nde de yer almıştır.</p>
<p>Olayda, trafik ekiplerince saat 20:09&#8217;da yapılan ölçümden 1 saat 40 dakika sonra davacı tarafından Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi&#8217;nin acil servisine gidilerek saat 21:49&#8217;da yapılan kan ölçümünde davacının 0,19 promil alkollü olduğunun saptandığı ve hastane doktoru tarafından rapor haline getirilerek onaylandığı görülmekle bu rapora itibar edilmesi gerekmektedir.<br />
Bu nedenle her ne kadar trafik ekiplerince davacının 1,48 promil alkollü olduğundan bahisle işlem tesis edilmiş ise de bu ölçümden sonra alınan raporda davacının 0,19 promil alkollü olduğu ve iki ölçüm arasındaki süre değerlendirildiğinde davacının mevzuatta yazılı sınırın altında alkollü olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, davayı reddeden temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.</p>
<p>Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Eskişehir 1. İdare Mahkemesi&#8217;nin 11/10/2017 tarih ve E:2017/299; K:2017/815 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</p></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
