<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>itirazın iptali davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<atom:link href="https://unalgokturk.av.tr/tag/itirazin-iptali-davasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<description>Bakırköy Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Dec 2021 11:58:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.6</generator>

<image>
	<url>https://unalgokturk.av.tr/wp-content/uploads/2019/08/cropped-advocate-32x32.png</url>
	<title>itirazın iptali davası &#8211; Av. Ünal Göktürk</title>
	<link>https://unalgokturk.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İİK’nın 67/1. maddesindeki düzenleme dikkâte alındığında, icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olmasının itirazın tebliği anlamına gelmeyeceği de açıktır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iiknin-67-1-maddesindeki-duzenleme-dikkate-alindiginda-icra-dosyasinda-alacaklinin-icra-islemleri-yapmis-olmasinin-itirazin-tebligi-anlamina-gelmeyecegi-de-aciktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 11:58:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[hak düşürücü süre]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davasında 1 yıllık hak düşürücü süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=8592</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2017/949 E. &#160;, &#160;2020/621 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mah.Sıf) 1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iiknin-67-1-maddesindeki-duzenleme-dikkate-alindiginda-icra-dosyasinda-alacaklinin-icra-islemleri-yapmis-olmasinin-itirazin-tebligi-anlamina-gelmeyecegi-de-aciktir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hukuk Genel Kurulu &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2017/949 E. &nbsp;, &nbsp;2020/621 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mah.Sıf)<br><br><br>1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.<br>2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>I. YARGILAMA SÜRECİ<br>Davacı İstemi:<br>4. Davacı vekili 01.10.2014 tarihli dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı &#8230; arasında 30.04.2007 ve 05.11.2007 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının anılan sözleşmeler uyarınca müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak borçtan sorumlu olduğunu, davalı borçluya muacceliyet ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarname içeriği ve ekindeki hesap özetinin kesinleşmesi üzerine borçlu hakkında Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2010/308 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek hakkındaki takibin durmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz edilen alacağın % 20’si oranından az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Cevabı:<br>5. Davalı vekili 03.11.2014 tarihli dilekçesinde; ödeme emrinin müvekkiline 06.06.2011 tarihinde tebliğ edildiğini, 13.06.2011 tarihinde icra takibine itiraz ettiklerini, icra takibinin müvekkili yönünden durması üzerine davacı alacaklının diğer borçlular hakkında işlemler yaptığını, bu nedenle hak düşürücü süre olan bir yıllık dava açma süresinin geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:<br>6. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.2015 tarihli ve 2014/456 E., 2015/217 K. sayılı kararı ile; davalının ödeme emrine itirazı üzerine icra takibinin 13.06.2011 tarihinde durdurulmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin 05.01.2012 tarihinde icra müdürlüğüne verdiği dilekçesi ile davalı yönünden takibin durduğunu öğrendiği ve öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık dava açma süresi içerisinde itirazın iptali davası açılmadığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>Özel Daire Bozma Kararı:<br>7. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.<br>8. Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 14.12.2015 tarihli ve 2015/6908 E., 2015/16787 K. sayılı kararı ile;<br>“…Davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmiş ve icra takibi 13.06.2011 tarihinde durmuştur. İtirazın iptali davası ise 01.10.2014 tarihinde açılmıştır. İİK&#8217;nın 67/I. maddesi gereğince itirazın iptali davası borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Somut olayda borçlunun itirazı davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş ve bu bir yıllık süre işlemeye başlamamıştır.<br>Mahkemece davacının icra dosyasına diğer borçlulara tebligat yapılması için dilekçe sunmasının süre başlangıcı olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.<br>Direnme Kararı:<br>9. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/128 E., 2016/253 K. sayılı kararı ile; Özel Dairenin bozma kararı gibi tebliğ hususunun dikkate alınması hâlinde icra takibinin yapılmasının üzerinden uzun süre geçtikten sonra dahi itirazın iptali davasının açılabileceği, borçlunun ödeme emrine itirazını alacaklıya tebliğ ettirmek gibi bir zorunluluğunun bulunmadığı, icra müdürlüğünün tebliğ hususunu yerine getirmediği gibi alacaklı vekilinin de böyle bir talepte bulunmadığı, ancak icra takibinin itiraz üzerine durduğunu verdiği dilekçesinde öğrendiği, Kanundaki ibareye birebir bağlı kalınması hâlinde hakkın kötüye kullanılması durumu olabileceği, bu yüzden alacaklının itirazı öğrendiği tarihi tebliğ tarihi olarak kabul etmek gerektiği, tebliğin amacının zaten borçlunun itirazının öğrenilmesi olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.<br>Direnme Kararının Temyizi:<br>10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br><br>II. UYUŞMAZLIK<br>11. 2004 sayılı İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında hak düşürücü sürenin, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği ile başlayıp başlamayacağı, burada varılacak sonuca göre borçlunun itiraz dilekçesi kendisine tebliğ edilmeyen davacı alacaklının icra dosyasında yapmış olduğu işlemler nedeniyle itirazını öğrendiği ve hak düşürücü sürenin bu tarihten (öğrenme) itibaren başladığının kabulünün mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br><br>III. GEREKÇE<br>12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda bulunmaktadır.<br>13. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).<br>14. İİK’nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tabi olup alacaklı, bu davayı, itirazın kendisine (varsa, vekiline) tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir.<br>15. Bir yıllık süre içinde açılan dava, teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde açılan davanın kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini (yani haciz) isteyebilir. İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir.<br>16. Alacaklı bir yıl içinde itirazın iptali davası açmazsa, yaptığı ilamsız takip düşer. Fakat bir yıllık süreyi geçiren alacaklının, genel hükümlere göre alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani alacaklı, alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece, genel mahkemelerde bir alacak (tahsil) davası açabilir. Ancak, alacaklı böyle bir dava sonucunda alacağı ilam ile eski (düşmüş olan) ilamsız icra takibine devam edilmesini isteyemez; yalnız ilamlı icra takibi yapabilir.<br>17. Bir yıl içinde itirazın iptali davası açılması ile derdest olan ve itiraz ile durmuş bulunan icra takibi iptal edilmiş olmaz; bilâkis, takip durmakta devam eder. Davayı kazanan alacaklı, mahkemeden alacağı ilâm ile itiraz üzerine durmuş olan ilamsız takibe devam edilmesini (haciz) isteyebilir. Dava devam ettiği sürece, bir yıllık haciz isteme süresi işlemez (Kuru, s. 255).<br>18. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de, itirazın iptali davası açabilir. Gerçekten de alacaklı, itirazın iptali (İİK, m. 67) veya kaldırılması (İİK, m. 68-68a) yoluna başvurabilmek için, ödeme emrine itiraz edildiğinin kendisine tebliğ edilmesini beklemek zorunda değildir. Ne var ki, bir yıllık itirazın iptali davası açma süresi ve altı aylık icra mahkemesine başvurma süresi, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar (İİK, m 67/I) ( Yavuz, N: İtirazın İptali ve Tahsil (Eda) Davası, Ankara 2007, s.168).<br>19. 2004 sayılı İİK’da sürelerin hangi durumlarda nasıl başlayacağına ilişkin farklı düzenlenmeler bulunmakta olup örneğin İİK’nın 16/1. maddesinde, icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemler hakkında söz konusu işlemlerin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikâyetin yapılabileceği düzenlenmiştir.<br>20. İİK’nın 62. maddesinde ise ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebileceği, İİK’nın 65. maddesinde de ödeme emrine gecikmiş itirazın ne zaman ve nasıl yapılacağı düzenlenerek, burada da borçlunun kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebileceği, ancak borçlunun, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini bildirmeye mecbur olduğu belirtilmiştir.<br>21. Görüldüğü üzere 2004 sayılı İİK’da sürelerin hangi hâllerde nasıl başlayacağına ilişkin farklı düzenlenmeler öngörülmüş, bir kısmında öğrenme tarihi esas alındığı hâlde bir kısmında da sürelerin başlangıcında tebligat esas alınmıştır.<br>22. Açıklanan bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-1651 E., 2019/707 K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.<br>23. İİK’nın 67. maddesinde gösterilmiş olan süre hak düşürücü süredir. Yerel Mahkeme ve Özel Daire arasında bu sürenin hak düşürücü süre olup olmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Hak düşürücü süre; hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran süredir.<br>24. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları olanaksızdır. Hak düşürücü süreler hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte düşmektedir. Artık o hakkın istenmesi, dava ve takip edilmesi mümkün değildir.<br>25. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur (Tekinay S./Akman S./ Burcuoğlu H./Altop A.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 2, İstanbul, 1985-1988, s. 1385 vd , Reisoğlu, S.: Genel Hükümler, İstanbul, 2002, s. 348).<br>26. Hak düşürücü süreler itiraz niteliği taşırlar. Taraflar hak düşürücü süreyi davanın her aşamasında hatta kararın bozulmasından sonra da ileri sürülebilirler. Ayrıca hak düşürücü sürelerin incelenmesi tarafların iradelerine bırakılmamıştır. Hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması, araştırma ve inceleme konusu yapılması gerekmektedir (Feyzioğlu, N. F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1-2, İstanbul 1976, s. 521).<br>27. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2010/308 sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı T. Vakıflar Bankası T.A.O tarafından, davalı &#8230; ve dava dışı borçlular aleyhine toplam 49.824,66TL alacağın tahsili için icra takibine başlanıldığı, davalı tarafından ödeme emrine 13.06.2011 tarihinde (süresinde) itiraz edildiği, ödeme emrine itiraz dilekçesinin takip alacaklısına tebliğ edilmediği, davacı tarafından da 01.10.2014 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır.<br>28. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanunî düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlar. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise kanunda öngörülen bir yıllık süre başlamayacaktır. İİK’nın 67/1. maddesindeki düzenleme dikkâte alındığında, icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olmasının itirazın tebliği anlamına gelmeyeceği de açıktır.<br>29. Bu durumda, mahkemece açılan davanın süresinde olduğu gözetilerek, işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.<br>30. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br>31. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.<br><br>IV. SONUÇ:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 429. gereğince BOZULMASINA,<br>İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,<br>Aynı Kanun&#8217;un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtirazın iptali davasında, dava dilekçesi asile tebliğ edilir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davasinda-dava-dilekcesi-asile-teblig-edilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 May 2021 07:30:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[asile tebligat]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7954</guid>

					<description><![CDATA[11. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2020/3479 E. &#160;, &#160;2020/5077 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nce bozmaya uyularak verilen 17/12/2018 tarih ve 2016/147-2018/1365 sayılı kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davasinda-dava-dilekcesi-asile-teblig-edilir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>11. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2020/3479 E. &nbsp;, &nbsp;2020/5077 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ<br><br>Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nce bozmaya uyularak verilen 17/12/2018 tarih ve 2016/147-2018/1365 sayılı kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi &#8230; tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>Davacı vekili, kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine, davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı, cevap dilekçesi vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.<br>Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, toplam 13.582,94 TL&#8217;ye yönelik itirazın iptaline, 8.205,73 TL ana paraya takipten itibaren 5464 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca faiz yürütülmek suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 30.11.2015 tarih, 2015/13705 Esas ve 2015/15706 Karar sayılı ilamı ile “İş bu davanın temelini oluşturan icra dosyasında ödeme emrinin tebliği, davalı-borçlu &#8230;&#8217;ın &#8230; Mah. &#8230; Sok. &#8230; Apt. No: &#8230; Daire: &#8230; Bakırköy/İstanbul adresine yapılmış, borçlu vekili itiraz dilekçesinde de ikametgahının belirtilen adres olduğunu belirtmiştir. Mahkemece 05.06.2008 tarihli duruşmada &#8221;icra dosyasında usulüne uygun yapılan adresine TK&#8217;nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasına&#8221; karar verilmesine rağmen dava dilekçesinin tebliğinin madde 35&#8217;e göre &#8221;Bağdat Cad. Nusretbey Apt. No: &#8230;Feneryolu &#8230;/İstanbul&#8221; adresine yapılması doğru değildir. Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden ve savunma hakkı tanınmadan yazılı şekilde karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına (HMK madde 27) aykırılık oluşturduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.<br>Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 2007/806 E 2009/210 K sayılı dosyada yapılan yargılama ile toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre verilmiş olan 30/04/2009 tarihli gerekçeli kararın usule ve yasaya uygun olduğu belirtilerek aynı gerekçelerle davacının davasının kısmen kabulü ile, davalı tarafından İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2006/11192 E sayılı icra dosyasında davacının davalıdan 13.582,94 TL alacaklı<br>olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, ana para 8.205,73 TL&#8217;ye takipten itibaren 5464 Sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca faiz yürütülmek suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının hüküm altına alınan alacağın % 40&#8242; ına isabet eden 5.433,17 TL icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.<br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle maddi hukuka ve muhakeme hukukuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 695,88 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 16.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/icra-takibinden-sonra-ve-itirazin-iptali-davasi-acilmadan-once-borclu-tarafindan-odeme-yapilmasi-halinde-yapilan-bu-odeme-dusuldukten-sonra-kalan-miktar-uzerinden-dava-acilmasi-gerekir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2021 07:17:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davasında hukuki yarar]]></category>
		<category><![CDATA[maddi anlamda kesin hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[takibe konu borcun kısmen ödenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[takipten sonra davadan önce ödeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7253</guid>

					<description><![CDATA[23. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2014/2255 E. &#160;, &#160;2014/7493 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ : İstanbul (Kapatılan) 24. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 02/12/2013NUMARASI : 2012/105-2013/290 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.-K A R... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/icra-takibinden-sonra-ve-itirazin-iptali-davasi-acilmadan-once-borclu-tarafindan-odeme-yapilmasi-halinde-yapilan-bu-odeme-dusuldukten-sonra-kalan-miktar-uzerinden-dava-acilmasi-gerekir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>23. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2014/2255 E. &nbsp;, &nbsp;2014/7493 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>MAHKEMESİ : İstanbul (Kapatılan) 24. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ : 02/12/2013<br>NUMARASI : 2012/105-2013/290<br><br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>-K A R A R-<br>Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde teknik, danışma, denetim ve havuz bakımı hizmeti vermekte iken, davalının sözleşmeyi 28.02.2011 tarihinden geçerli olmak üzere haksız olarak feshettiğini, bu tarihe kadar hizmet veren müvekkilinin hizmet nedeni ile tahakkuk eden alacağının ödenmemesi üzerine davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, borcun tamamına itiraz eden davalının daha sonra icra dosyasına 49.627,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin BK&#8217;nın 84. maddesi uyarınca tenzilinden sonra geriye 11.616,64 TL alacaklarının kaldığını ileri sürerek, davalının bu miktar yönünden itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, sözleşmenin 05.04.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkili şirket tarafından 04.01.2011 tarihinde gönderilen ihtarname ile feshedildiğini, davalının sözleşmenin feshi üzerine Şubat ayı hizmet bedellerini belirlerken sözleşmenin geçmişteki uygulamasını yok sayarak ticari ilişkinin başladığı 2007 yılında uygulanan fiyatlara altışar aylık dönemlerle fiyat artışı uygulamak suretiyle hesaplama yaptığını, oysa taraflar arasında hiç bir ihtilaf bulunmayan 2010 Aralık ayı fiyatlarına artış uygulanması gerektiğini, bu doğrultuda hesaplama yapıldığında Şubat ayı hizmet bedellerinin toplam 40.038,96 TL olduğunu, müvekkilinin bu miktarı takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faizi ile birlikte 49,627,00 TL olarak icra dosyasına ödediğini, bunun dışında herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 48.736,24 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından hizmet bedelinin 40.038,96 TL olduğu kabul edilmiş ise de, davacı tarafça tanzim edilen dava konusu faturalara sözleşmenin 7/j ve 7/o maddelerine göre yapılan artışların yansıtıldığı, davalı tarafın ise bu artışların uygulanmasını kabul etmediği, ancak sözleşme hükümleri doğrultusunda yapılan artışlar sonucu davacının davalıdan 48.736,24 TL alacaklı olduğunun kabul edildiği, borca itiraz ettiği halde davacının daha sonra herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan icra dosyasına 49,627,00 TL ödeme yaptığı, ancak takip tarihi olan 11.03.2011 tarihinden ödemenin yapıldığı 06.10.2011 tarihine kadar işleyen faiz ile ilgili ödeme yapılmadığı, takipte, yapılan ödemelerin 818 sayılı BK&#8217;nın 84. maddesi gereğince faiz ve masraflara sayılacağı belirtildiğinden, bu tarihler arasında hesaplanan 4.226,03 TL faiz ile asıl alacaktan yapılan ödeme düşüldüğünde geriye 3.335,27 TL bakiye asıl alacak kaldığı, yapılan ödeme öncelikli olarak asıl alacağa sayıldığından icra takip, harç, masraf ve vekalet ücreti hesabının İcra Dairesince yapılacağı, bu hesaplamalardan kaynaklanan ihtilafların da icra mahkemesinin görev alanına girmekle şikayet yoluyla İcra Mahkemesi&#8217;nce çözümleneceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.335,27 TL asıl alacağa yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir.<br>Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.<br>1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br>2) Dava, taraflar arasındaki teknik, danışma, denetim ve havuz bakımı hizmetlerinin görülmesine ilişkin sözleşmeden kaynaklanan 2011 Şubat ayı hizmet bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davalı işverene ait iş yerinde teknik, danışma ve denetim hizmetlerinin davacı yüklenici tarafından yerine getirilmesi amacıyla taraflar arasında 01.01.2009 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 7/h maddesinde, bir sonraki dönem fiyatı tespitinin TUİK 2003=100 tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) ile TUİK 2003=100 üretici fiyatları endeksinin (ÜFE) son altı aylık artışlarının aritmetik ortalaması oranında arttırılacağı kararlaştırılmıştır.<br>Bu hüküm uyarınca, uyuşmazlık konusu Şubat 2011 ayına ilişkin hizmet fiyatları belirlenirken, önceki dönem olan ve taraflarca kabul edilen Aralık 2010 ayındaki hizmet fiyatları esas alınarak, bu fiyatlar üzerinden arttırım yapılarak, davacının dört ayrı hizmet bedeline ilişkin Şubat 2011 ayı alacağının hesaplanması gerekirken, artışa ilişkin hükmün geçmişe yönelik uygulanması suretiyle sözleşme tarihinden Ocak 2011 ayına kadar geçen altı aylık dönemlerde taraflar arasında uygulanmayan fiyatlar esas alınarak takip konusu dönem alacağının hesaplanması sonucu belirlenen değer üzerinden karar oluşturulması doğru olmamıştır.<br>Öte yandan, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır.<br>Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden;davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.<br>Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.<br>Yasal dayanağını İİK&#8217;nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.<br>Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir(İİK.m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla , burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.<br>Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.<br>Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur.<br>İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Aynı ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2003 gün ve 19-589 E, 645 K; 19.10.2011 gün ve 19-532 E, 640 K; Dairemizin 07.02.2013 tarih ve 2012/5291 E, 2013/634 K. 20.09.2013 tarih ve 3608 E., 5586 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.<br>Mahkemece, davalı tarafça takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan 49.627,00 TL ödeme dikkate alınarak, dava tarihi itibariyle davacının asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının belirlenmesi, belirlenen bu miktar esas alınarak hüküm kurulması, icra inkâr tazminatının da bu miktar üzerinden belirlenmesi gerekirken, ödeme tarihi olan 06.10.2011 tarihi itibariyle hesaplama yapan bilirkişi raporunun esas alınması, hükmün son iki paragrafında ödemenin asıl alacaktan veya işlemiş faizden mahsubu hususunda çelişkiye düşülmesi doğru olmadığı gibi, HMK&#8217;nın 297/2. maddesi hükmüne uygun olarak alacağın tam olarak belirlenmesi gerekirken, infazı mümkün olmayacak ve İcra Mahkemesi&#8217;nde şikayete konu ihtilaf doğuracak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.<br>SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin, işyerinde bir başka işçi tarafından yapılan bir şakaya kızarak işyerini terk etmesi işçi açısından haklı nedenle fesih sebebi değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/iscinin-isyerinde-bir-baska-isci-tarafindan-yapilan-bir-sakaya-kizarak-isyerini-terk-etmesi-isci-acisindan-hakli-nedenle-fesih-sebebi-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2021 09:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[haklı fesih nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacakları için takip başlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[işçiye yapılan şaka]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[likit alacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7227</guid>

					<description><![CDATA[7. Hukuk Dairesi &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;2014/7369 E. &#160;, &#160;2014/15417 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi : Mersin 3. İş MahkemesiTarihi : 12/09/2013Numarası : 2012/628-2013/349 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/iscinin-isyerinde-bir-baska-isci-tarafindan-yapilan-bir-sakaya-kizarak-isyerini-terk-etmesi-isci-acisindan-hakli-nedenle-fesih-sebebi-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>7. Hukuk Dairesi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;2014/7369 E. &nbsp;, &nbsp;2014/15417 K.</strong></p>



<ul><li></li></ul>



<p><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></p>



<p>Mahkemesi : Mersin 3. İş Mahkemesi<br>Tarihi : 12/09/2013<br>Numarası : 2012/628-2013/349<br><br>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:<br>1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine<br>2-Davacı, davalı işyerinde kamyon şoförü olarak çalışırken iş akdinin işveren tarafından haksız olarak sonlandırıldığından bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsili için Mersin 2. icra Müdürlüğünün 2011/10105 sayılı takip dosyası ile 31.976,15 TL asıl alacak, 343,75 TL işlemiş faiz toplamından oluşan 32.319,90 TL tutarındaki alacağın tahsili için ilamsız takip yaptığını ancak takibin davalının itirazı üzerine durduğundan bahisle itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.<br>Davalı, iş akdini bir başka işçinin şakasına kızan davacının kendisinin haklı neden olmadan sonlandırıldığını, tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkemece, davacının, işyerinde kendisine şaka yapan diğer bir işçiye kızarak işyerini terk ettiği, daha sonra aranmasına rağmen gelmediği, sözleşmeyi kendisinin feshetmiş sayılacağı, gerekçesiyle kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti yönünden itirazın iptaline, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin ve fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir.<br>Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere , davacı, işyerinde bir başka işçi tarafından yapılan bir şakaya kızarak, işverenin işyerinde bulunmadığı bir saatte, kullandığı aracın anahtarlarını işverenin vekiline teslim ederek iş akdini fiili olarak feshetmiştir. Davacının yapmış olduğu bu fesih 4857 sayılı İş Yasasında düzenlenen haklı fesih nedenleri arasında sayılmamıştır. İş sözleşmesini fesheden tarafın fesih sebebiyle bağlı olduğu düşünülerek kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.<br>O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.<br>SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davalı taraf itirazın iptali davasında icra takibinde bildirmiş olduğu sebeplerle bağlı değildir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/davali-taraf-itirazin-iptali-davasinda-icra-takibinde-bildirmis-oldugu-sebeplerle-bagli-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 12:47:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibi itiraz sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[mallara ilişkin fatura]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü satış sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[taraflar arasındaki ticari ilişki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=7186</guid>

					<description><![CDATA[T.C.Yargıtay19. Hukuk Dairesi Esas No:2010/3217Karar No:2010/11515K. Tarihi:18.10.2010 Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözlü satış sözleşmesi gereğince davalıya satılan ve teslim edilen otomobil parçalarının bedellerinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/davali-taraf-itirazin-iptali-davasinda-icra-takibinde-bildirmis-oldugu-sebeplerle-bagli-degildir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">T.C.<br>Yargıtay<br>19. Hukuk Dairesi</h3>



<p><strong>Esas No:2010/3217</strong><br><strong>Karar No:2010/11515</strong><br><strong>K. Tarihi:18.10.2010</strong></p>



<p>Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözlü satış sözleşmesi gereğince davalıya satılan ve teslim edilen otomobil parçalarının bedellerinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>



<p>Davalı vekili, müvekkili ile davacı şirket arasında daha önceden ticari ilişki kurulmuşsa da dava konusu faturalara ilişkin herhangi bir anlaşma ya da mal tesliminin söz konusu olmadığı, davacının iddia ettiği faturalarda bulunan kaşe ve imzaların müvekkili ya da çalışanlara ait olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.</p>



<p>Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince davacının teslim ettiği mallara ilişkin fatura tanzim ederek davalıya tebliğ ettiği, davalının süresi içinde faturalara itiraz ettiğine ilişkin delil ibraz etmediğinden fatura muhteviyatının kesinleştiği, davacının sahibi lehine delil vasfı taşıyan defterlerinde alacağın kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı vekili mal teslimi yapılmadığı, faturalardaki kaşe ve imzanın müvekkili ya da çalışanına ait olmadığı yönünde itiraz etmiş ise de, icra dosyasında bu yönde bir itirazın bulunmadığı, davalının delil olarak gösterdiği ticari defterlerinin de sahibi lehine delil vasfında olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 2.944.09.-TL üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>



<p>YHGK’nın 30.10.2002 gün, 2002/15803 Esas vc 2002/860 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davalı her ne kadar takibe itirazında takip dayanağı olan irsaliyeli faturalardaki imzaya yönelik herhangi bir beyanda bulunmamış ise de, iş bu itirazın iptali davasında icra takibinde bildirmiş olduğu itiraz sebepleriyle bağlı değildir.</p>



<p>Somut olayda malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti davacıya ait olup, davalı malın teslim edilmediğini, dava konusu irsaliyeli faturalar üzerindeki imzanın kendisine ve çalışanlarına ait olmadığını iddia ettiğinden mahkemece bu yön üzerinde durularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.</p>



<p>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtirazın iptali davasında hem takipteki işlemiş faiz yönünden hem de asıl alacak yönünden harçlandırma yapılmalıdır.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davasinda-hem-takipteki-islemis-faiz-yonunden-hem-de-asil-alacak-yonunden-harclandirma-yapilmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2020 07:55:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[takip talebindeki işlemiş faiz alacağı]]></category>
		<category><![CDATA[usulen açılmış bir davanın varlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6894</guid>

					<description><![CDATA[15. Hukuk Dairesi         2014/3480 E.  ,  2015/2000 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: &#8211; K A R A R &#8211; Davada, sözleşme kapsamı işler yanında keşif artışından kaynaklanan... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davasinda-hem-takipteki-islemis-faiz-yonunden-hem-de-asil-alacak-yonunden-harclandirma-yapilmalidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">15. Hukuk Dairesi         2014/3480 E.  ,  2015/2000 K.</span></b></p>
<ul>
<li></li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği</p>
<p>Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p>&#8211; K A R A R &#8211;</p>
<p>Davada, sözleşme kapsamı işler yanında keşif artışından kaynaklanan işler de yapıldığı iddia edilerek iş artışından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vâki itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatı istenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı iş sahibi vekilince temyiz edilmiştir.<br />
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.<br />
2-Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalının &#8230; İcra Dairesi&#8217;nin 2012/2740 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptâline karar verilmiştir. HMK&#8217;nın &#8220;hükmün kapsamı&#8221; başlıklı 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Mahkemece kurulan hükümde davanın ne miktar alacak üzerinden kabul edildiği, ne miktarının reddedildiği belli değildir. Bu haliyle hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Diğer yandan dava dilekçesi harçlandırma formunda dava değeri 11.027,32 TL olarak gösterilmiş ve bu miktarın harcı yatırılmıştır. Harçlandırılan değer takip talebindeki asıl alacağa karşılık gelmektedir. Bu durumda takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından sözedilemez. HMK&#8217;nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup fazlasına karar veremez. Mahkemece kurulan hüküm takip öncesi işlemiş faizi de kapsadığından HMK&#8217;nın 26. maddesine aykırıdır.<br />
Yargılama sırasında mahkemece inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmış, düzenlenen 07.11.2013 havale tarihli raporda davacının sözleşme bedeli dışında iş artışından dolayı 9.404,96 TL alacağa hak kazandığı belirlenmiştir. Bu rapor hüküm tesisine yeterli ve elverişli bulunduğundan davanın bu rapora göre sonuçlandırılması gerekir.<br />
O halde mahkemece yapılacak iş; davalı borçlunun &#8230; İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2012/2740 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 9.404,96 TL asıl alacak üzerinden iptâline, bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, koşulları oluşmadığından icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar vermek olmalıdır.<br />
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.<br />
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 16.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtirazın iptâli davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin varlığı gereklidir.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davasinin-gorulebilmesi-icin-gecerli-bir-icra-takibinin-varligi-gereklidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2020 11:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[akdin ifa edildiği yer]]></category>
		<category><![CDATA[geçerli bir icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[İcra dairesinin yetkisine itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[telefon santralinin bakım onarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=6867</guid>

					<description><![CDATA[15. Hukuk Dairesi         2013/5823 E.  ,  2014/1 K. İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ESER SÖZLEŞMESİ TELEFON SANTRALİ BAKIM ONARIM İŞİ YETKİLİ İCRA DAİRESİ İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 67 &#8220;İçtihat Metni&#8221; Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davasinin-gorulebilmesi-icin-gecerli-bir-icra-takibinin-varligi-gereklidir/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">15. Hukuk Dairesi         2013/5823 E.  ,  2014/1 K.</span></b></p>
<ul>
<li>İTİRAZIN İPTALİ DAVASI</li>
<li>ESER SÖZLEŞMESİ</li>
<li>TELEFON SANTRALİ BAKIM ONARIM İŞİ</li>
<li>YETKİLİ İCRA DAİRESİ</li>
</ul>
<ul>
<li>İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 67</li>
</ul>
<p><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:<br />
&#8211; K A R A R &#8211;<br />
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Davacı davasında davalıya ait otelde bulunan telefon santralinin bakım onarımını üstlendiğini, 12.12.2010 tarihinde çevreye yıldırım düşmesi ve voltajlarda meydana gelen dalgalanmalar ve elektrik kesintileri sonucu santralde ciddi hasar meydana geldiğini, arızanın onarımını yaptığını ancak bedelinin ödenmediğini belirterek alacağı ile ilgili yaptığı takibe itirazın iptâline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı savunmasında ve icra takibindeki itirazında ikametgahlarının Alanya olduğunu bu nedenle icra dairesi ve mahkemenin yetkili olmadığını, davacının iddia ettiği işi yapmak için teklif gönderdiğini ancak fiyatın yüksek bulunması nedeniyle davacıya yaptırılmadığını belirtmiştir.<br />
Davacı ve davalı arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesinde “&#8230; yangın, voltaj değişiklikleri, yıldırım&#8230;”gibi sebeplerle arıza oluşması halinde bunların sözleşme kapsamına dahil olmayacağı, onarımın yapılması halinde bedelinin müşteri yani davalı tarafından ödeneceği kabul edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde arızanın voltaj değişikliklerinden kaynaklandığını açıklamıştır. Bu durumda taraflar arasındaki ihtilâfın sözleşme dışı kabul edilen imalâtlarla ilgili olduğuna göre mahkemenin ve icra dairesinin yetkisinin de sözleşme hükümlerine göre değil genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir.<br />
İtirazın iptali davasını gören mahkemece öncelikle takip dosyasındaki icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması bu incelemenin yapılmasına etkili değildir. Diğer yandan itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek sonuçlandırılmalıdır. Diğer taraftan ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun ikametgahındaki icra dairesidir. Sözleşmeden doğan alacaklarda akdin ifa edileceği yerdeki icra dairesi de özel olarak yetkilidir.<br />
Somut olayda, davalı borçlunun ikametgahının Alanya olduğu anlaşılmaktadır. Akdin ifa yerinin de aynı yerde olduğu dava dilekçesinde de belirtilmiştir. Bu durumda, yetkili icra dairesi davalının ikametgahının bulunduğu ve akdin ifa edildiği Alanya İcra Müdürlüğü&#8217;dür. Taraflar arasında Antalya İcra Müdürlüğü&#8217;nü yetkili kıldıklarına dair yazılı olarak yapılmış bir yetki anlaşması da sunulmamıştır. Davalının Antalya İcra Müdürlüğü&#8217;nün yetkili olmadığına, yetkili icra dairesinin Alanya İcra Müdürlüğü olduğuna dair icra dairesine yapmış olduğu itirazı usul ve yasaya uygundur. O halde mahkemece, Antalya İcra Müdürlüğü’nün yetkili olmadığı ve ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ortada geçerli bir takip varmışçasına işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması uygun görülmüştür.<br />
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz.</title>
		<link>https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davalarinda-alacakli-takipte-dayanmadigi-belgeler-disindaki-baska-belgelere-dayanamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ünal Göktürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2020 14:47:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy icra avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[dava konusu olmayan fatura]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibinde iki adet fatura]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibine konu etmediği başka bir fatura]]></category>
		<category><![CDATA[itirazın iptali davası]]></category>
		<category><![CDATA[takipte dayanılmayan belge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://unalgokturk.av.tr/?p=5431</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk Genel Kurulu 2011/19-617 E., 2011/749 K. &#160; İTİRAZIN İPTALİ 6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Geçici Madde 3 ] 6217 S. YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BA&#8230; [ Madde 30 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ] &#160; &#8220;İçtihat Metni&#8221; Taraflar arasındaki &#8220;itirazın iptali&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 11.... <div class="clear"></div><a href="https://unalgokturk.av.tr/itirazin-iptali-davalarinda-alacakli-takipte-dayanmadigi-belgeler-disindaki-baska-belgelere-dayanamaz/" class="excerpt-read-more">Daha Fazla</a>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana;">Hukuk Genel Kurulu 2011/19-617 E., 2011/749 K.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><b><span style="font-family: Verdana;">İTİRAZIN İPTALİ</span></b></li>
</ul>
<ul>
<li type="circle"><span style="font-family: Verdana;"><span style="color: #104d96;">6100 S. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU [ Geçici Madde 3 ]</span></span></li>
</ul>
<ul>
<li type="circle"><span style="color: #104d96;">6217 S. YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BA&#8230; [ Madde 30 ]</span></li>
</ul>
<ul>
<li type="circle"><span style="color: #104d96;">1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ]</span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Taraflar arasındaki &#8220;itirazın iptali&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.02.2009 gün ve 2005/291 E., 2009/41 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22.04.2010 gün ve 2009/6373 E., 2010/4915 K. sayılı ilamı ile;</p>
<p>&#8220;&#8230;Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile müvekkili tarafından davalı firmaya pirinç ve bakır boru satımı yapıldığını ve malların davalı şirkete teslim edildiğini, ancak malın tesliminden (2) gün sonra bu malların davalıya ait işyerinden hırsızlık sureti ile çalındığını, davalının mal bedelini ödememesi üzerine girişilen takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili, taraflar arasında 5410 kg bakır satımına ilişkin anlaşmaya varılmasına rağmen davacı 4200 kg.mal teslimi yaptığını, ancak faturanın 5410 kg üzerinden düzenlendiğini, malların cumartesi günü akşam saat 18:00 civarında müvekkiline teslim edildiği için o esnada şirkette sadece muhasebe elemanı olduğu için malların tartılmadan teslim alındığını, pazartesi günü yapılan kontrol sonunda 1210 kg eksik mal teslim edildiğinin anlaşıldığını, aynı gün şirketin kapı camında küçük bir kırık tespit edilip durumun karakola bildirildiği, ancak yapılan kontrol sonucunda herhangi bir şeyin çalınmadığının anlaşıldığını, bunu fırsat bilen davacının da eksikliğin hırsızlıktan kaynaklandığını iddia ettiğini, müvekkilinin davacıdan aldığı tüm malların bedelini banka havalesi ile ödediğini öne sürerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini savunmuştur.</p>
<p>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında mal satımı nedeni ile ticari ilişki olduğu, davacı tarafından düzenlenen 67.647.16.-TL&#8217;lık faturanın davalı defterlerine işlendiği, buna karşılık davalı şirketin 56.986.05.-TL ödemede bulunduğu, mal teslimine ilişkin irsaliyede davalı elemanın imzasının bulunduğu, davalının mal tesliminden iki gün sonra işyerinde hırsızlık olduğundan bahisle jandarma karakoluna müracaat ettiği ve 10.12.2004 tarihli ihtarnamesi ile de davacıdan eksik mal teslim edildiği nedeni ile 1210 kg yeni malın teslimini talep ettiği, sevk irsaliyesi ve faturaların davalı defterlerine kaydedilmesi nedeni ile davalının eksik mal teslim edildiği yönündeki savunmasının kabulünün olmadığı gerekçesi ile davacının feragat ettiği 36.858.15.-TL nedeni ile davanın reddine bakiye miktar üzerinden davanın kısmen kabulü ile davacı yararına %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.</p>
<p>Dava konusu takip toplam tutarı 47.559.31.-TL olan 4.12.2004 tarihli 2 adet faturaya dayalı olarak yapılmıştır. davalı tarafından davacı alacaklıya 8.12.2004 ve 15.12.2004 tarihlerinde toplam 56.986.05.-TL tutarında ödeme yapılmıştır. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ancak mahkemece takip ve dava konusu edilmeyen 15.12.2004 tarihli 20.087.-TL bedelli faturada değerlendirmeye alınarak hüküm oluşturulmuştur. oysa, takip ve dava konusu olmayan faturanın bu davada dikkate alınamayacağı hakimin iddia ve savunmayayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir. mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…</p>
<p>…&#8221;</p>
<p>gerekçesiyle oybirliğiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p>TEMYİZ EDEN: Davalı vekili</p>
<p>HUKUK GENEL KURULU KARARI</p>
<p>Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:</p>
<p>Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamasına takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün bulunmamasına(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 03.05.2006 gün ve 2006/19-260 E. 2006/251 K. sayılı ilamı) ve eldeki davada dayanılan üç faturadan sadece ikisinin icra takibine konu edilmiş ve bu fatura bedellerinin ödendiğinin Hukuk Genel Kurulu&#8217;nca kabul edilmiş olmasına ve Özel Daire&#8217;ce &#8220;sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına&#8221; karar verilmesi karşısında, inceleme konusu yapılmamış olan, 1210 kg malın eksik teslim edildiğine ilişkin nizanın takip konusu yapılmayan üçüncü fatura ile ilgili olarak açılacak davada irdelenmesi olanağının bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu&#8217;nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>
<p>SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;na eklenen &#8220;Geçici madde 3&#8221; atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.12.2011 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.</p>
<p>KARŞI OY YAZISI</p>
<p>Dava itirazın iptali olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuş,direnme üzerine verilen karar da H.G.K. tarafından aynı gerekçelerle bozulmuştur.Aşağıda açıklanan nedenlerle H.G.K.nun bozma gerekçelerine katılamıyorum:Taraflar arasında mal alım satımından dolayı düzenlenen ve icra takibine dayanak teşkil eden iki adet faturadan ödenmeyen bedel için davacı alacaklı icra takibine geçmiş,yapılan itiraz üzerine takip durmuş ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.İcra takibine konu teşkil eden 4.12.2004 tarihli ve 20 ila 21 nolu iki adet faturadan dolayı yapılan takipte 47.559,31 T.L. asıl alacak ve ferileri için talepte bulunulmuştur.Davalı borçlunun itirazı yapılan ödemelerle ilgili değildir.İtiraz faturada belirtilen malın miktarındadır.Davacı takibe dayanak yapılan iki adet faturaya göre teslim edilen boruların miktarının faturada yazılı olduğu gibi 5410 k.g. olduğunu iddia etmekte,davalı ise faturada yazılı miktarın doğru olmadığını,malın 1210 kg. eksik teslim edildiğini bu nedenle eksik ödemede bulunduğunu savunmaktadır.Öyle ise çözümlenmesi gereken niza teslim edilen malın miktarının ne olduğudur.Mahkeme malın davacının iddia ettiği ve faturada yazılı olduğu gibi 5410 kg. olduğunu kabul ederek karar vermiştir.Ancak Özel Daire sanki taraflar arasında malın teslim edilen miktarında hiç niza yokmuş gibi başka bir husustan bozma yapmış ve bu bozma H.G.K. tarafından da benimsenmiştir.</p>
<p>Kural olarak itirazın iptali davasında icra takibinde hangi delillere dayanılmış ise davacı bununla bağlıdır.Olayımızda da davacı icra takibinde iki adet faturaya dayanmış itirazın iptali davasında da yine bu faturalardan eksik olan ödemelere karar verilmesini istemiştir,icra takibine konu etmediği başka bir faturaya dayanmamıştır.Ancak davacı icra takibinde talep edilen miktarın yanlışlıkla iki fatura tutarından fazla olduğunu,fazlalığın takibe konu edilmeyen 15.12.2004 tarih 34 nolu faturaya ait olduğunu belirtmiş bu nedenle fazlaya ait isteminden feragat etmiştir.Davacının davasının bir kısmından feragat ederken bahsettiği takip dışı faturanın sadece feragatin gerekçesinin açıklanması bakımından yapıldığı hususu gözden kaçırılmış,takibe konu alacakla ilgili olarak yeni bir belgeye dayanılmış gibi kabul edilmiştir.Davacının icra takibine konu ettiği faturalardaki alacakları takip konusu miktardan az olup da davacı,üçüncü bir faturayı icra takibine dayanak olarak gösterse idi o zaman bu faturaya ilk icra takibinde dayanılmadığı için kabul edilemezdi.Oysa burada tersi bir durum söz konusudur.Davacı icra takibine konu ettiği alacak için değil feragat edeceği kısım için bu faturadan bahsetmektedir.Feragatin gerekçesi olarak gösterilen bir hususun icra takibinde istenen bedelin ispatı için getirilen yeni bir belge olduğunun kabulü yasal olarak mümkün değildir.</p>
<p>Bu karar sonucu taraflar arasında niza konusu olan malın ne miktarda teslim edildiği hususu sonuca bağlanmamış olup çözümsüzlük devam etmektedir.Yapılacak iş her üç faturadan dolayı yapılan ödemenin miktarında bir niza bulunmayıp malın miktarında olduğundan,teslim edilen borunun miktarını belirleyip buna göre karar vermektir.Bu nedenle direnme uygun olup bu hususun incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekirken teslim edilen borunun miktarında niza yokmuş gibi başka bir husustan kararın bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.</p>
<p>KARŞI OY YAZISI</p>
<p>Dava, tacirler arasında, taşınır mal satımından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine iki adet faturaya dayalı olarak takip yapılmış, davalının borca itirazı üzerine, iş bu dava açılmıştır.</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya 5410 kg bakır boru satıldığı ve 4/12/2004 tarihinde teslim edildiği halde, davalının 1210 kg borunun eksik teslim edildiğini ileri sürerek noksan ödemede bulunduğunu, takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürmüştür.</p>
<p>Davalı vekili ise cevabında, davacının 5410 kg bakır boru teslim etmesi gerekirken, 1210 kg noksanıyla, 4200 kg boru teslim ettiği halde, 5410 kg boru teslim etmiş gibi irsaliyeli fatura düzenlediğini bildirerek, 1210 kg boru bedelinin kendilerinden istenemeyeceğini bildirmiştir.</p>
<p>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 4/12/2004 tarihli irsaliyeli fatura uyarınca 5410 kg bakır borunun davalıya tamamen teslim edildiği, teslim tutanağını imzalayanın davalı şirket muhasebecisi olduğu, imzaya bir itiraz bulunmadığı, teslimden iki gün sonra malların bulunduğu depoda hırsızlık ihbarında bulunulduğu, akabinde 10/12/2004 tarihinde davacıya malların 1210 kg eksik teslim ettiği ihtarının gönderildiği, davacının 10,559 TL asıl alacak üzerinden ödeme isteminde bulunduğu, sevk irsaliyesi, teslime ilişkin davalı şirket çalışanın imzası, faturaların itirazsız olarak davalı defterine kaydedilmiş olması, kısmi ödeme ve mal teslimi sonrası gerçekleştiğine ilişkin hırsızlık iddiası birlikte değerlendirildiğinde, davalı savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın 10,661 TL asıl alacak miktarı üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay Yüksek 19. Hukuk Dairesinin 22/04/2010 tarihli bozma ilamında, mahkemece takip ve dava konusu edilmeyen 15/12/2004 tarihli ve 20,087 TL bedelli fatura da değerlendirmeye alınarak hüküm oluşturulduğu, oysa takip ve dava konusu olmayan faturanın bu davada dikkate alınamayacağı, hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.</p>
<p>Mahkemece taraflar arasındaki ihtilafın, 4/12/2004 günlü iki ayrı faturaya konu olan toplam 5410 kg bakır borunun aynı günlü sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği halde, davalının 1210 kg bakır boru bedelini ödememesinden kaynaklandığını, tarafların birbirlerine çektikleri ihtarnamelerde, açıkca yer alan 20 ve 21 nolu faturalardan kaynaklanan ihtilafın ele alındığını, takip dayanağının da bu iki fatura olduğunu, davalının tüm savunmasının kendisine 1210 kg bakır borunun teslim edilmediğine yönelik olduğunu, dolayısıyla takip ve dava konusu olmayan faturaya dayalı bir hüküm oluşturulmadığı gerekçesiyle, ilk kararda direnilmiştir.</p>
<p>Görüldüğü gibi, yerel mahkeme ile Yargıtay Yüksek Özel Dairesi arasındaki uyuşmazlık, takibe konu edilmeyen 15/12/2004 tarihli ve 34 nolu faturanın mahkemece değerlendirmeye alınarak hüküm kurulup kurulmadığı noktasındadır.</p>
<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki, 15/12/2004 tarih ve 34 nolu fatura taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Anılan faturada yazılı mal davalı tarafça teslim alınmış, mal bedeli aynı tarihte davacıya ödenmiştir. Bu fatura nedeniyle noksan ödeme söz konusu değildir. Takip ve dava konusu da değildir. Ne var ki, mahkemece taraflara ait ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması üzerine, alınan 5/12/2008 tarihli bilirkişi raporunda, takibe konu edilen iki adet fatura ile birlikte takip konusu olmayan 34 nolu fatura da davacı defterlerinde yer aldığı belirtilerek, yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle, bakiye borcun 10,661,10 TL olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın 1210 kg eksik teslim olup olmadığı hususunda olduğu, sevk irsaliyesinde tam ve eksiksiz olarak teslim aldım ibaresinin altının imzalı olduğu, eksik teslim konusu edilen 1210 kg boru bedelinin 10,637,11 TL olduğu, hususları bildirilmiştir.</p>
<p>Bilirkişi raporuna daha yakından bakıldığında, davacı defterlerindeki davalı adına olan ve takibe konu edilen 4/12/2004 tarih ve 21-20 nolu faturaların 47,559.31 TL tutarında olup, bu faturalara mahsuben 8/12/2004 tarihinde 34,988 TL ödemenin olduğu, 15/12/2004 tarih ve 34 nolu faturanın 21,087.84 TL tutarında olup, aynı tarihte 21,998.04 TL ödemenin gerçekleştirildiği, buna göre bakiye borcun 10,661.11 TL olduğu, ancak taraflar arasındaki ihtilafın 1210 kg eksik teslim olup olmadığı hususunda olduğundan, sevk irsaliyesinde tam ve eksiksiz olarak teslim alındığı davalı şirket elemanınca imzalanması nedeniyle, eksik teslim konusu edilen 1210 kg boru bedelinin 10,637.11 TL olarak belirlendiği görülmüştür.</p>
<p>Görüleceği üzere, bilirkişi raporunda taraflar arasında devamlılık arzeden hukuki ilişkiye dayalı ve noksan boru teslime dayalı iki ayrı hesap yapılmıştır. Devamlılık arzeden hukuki ilişkiye dayalı hesaplamada dikkate alınan 34 nolu fatura etkisiz eleman olarak değerlendirilmiştir. Çünkü bu fatura üzerinde ihtilaf söz konusu değildir. Sadece bilanço hesabında girdi çıktı şeklinde değerlendirilmiştir. İhtilaf konusu olan 1210 kg bakır borunun davalı tarafa teslim edildiği benimsenerek, değerinin 10,631,11 TL olduğu belirtilmiştir.</p>
<p>Mahkemece bu bilirkişi raporu benimsenerek sonuca gidilmiş, önce taraflar arasındaki devamlılık arzeden hukuki ilişkiye değinilmiş, daha sonra davalıya 4/12/2004 tarihli irsaliye uyarınca 5410 kg bakır borunun tamamen teslim edildiği, tutanağı imzalayanın davalı şirket muhasebecisi olduğu, imzaya bir itiraz bulunmadığı, teslimden iki gün sonra malların bulunduğu depoda hırsızlık ihbarında bulunulduğu, akabinde 10/12/2004 tarihinde davacıya malların 1210 kg eksik teslim edildiği ihtarının gönderildiği, davacının ise 10,559 TL asıl alacak üzerinden ödeme isteminde bulunduğu, sevk irsaliyesi, teslime ilişkin davalı şirket çalışanı imzası, faturaların itirazsız olarak davalı defterine kaydedilmiş olması, kısmi ödeme ve mal teslimi sonrası gerçekleştiğine ilişkin hırsızlık iddiası birlikte değerlendirildiğinde, davalı savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın 10,661.11 TL üzerinde kısmen kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Mahkemenin bu kararında, devamlılık arzeden hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın hüküm altına alındığına, takip ve dava konusu edilmeyen 15/12/2004 tarih ve 20,087 TL bedelli faturanın değerlendirilmeye alınarak hüküm kurulduğuna ilişkin bir gerekçesi bulunmamaktadır. Mahkeme gerekçesi tamamen noksan teslime konu 1210 kg tutarındaki bakır boruyla ilgilidir. Yerel Mahkeme direnme kararında da bu gerekçesini aynen yinelemiş bulunmaktadır.</p>
<p>Gerçekten taraflar arasındaki ihtilaf, 4/12/2004 tarih ve 20-21 numaralı iki adet fatura ile davalıya 5410 kg boru teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı bu miktar boruya teslim ettiğini ve teslimatı yazılı belge ile kanıtladığını ileri sürerek 1210 kg bakır borunun davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürmekte, davalı kendisine 1210 kg borunun eksik teslim edilmesi nedeniyle eksik teslim edilen bakır boru nedeniyle davacıya borcu bulunmadığını savunmaktadır.</p>
<p>Nitekim davalı, davacıya gönderdiği 10/12/2004 günlü ihtarnamede, kendilerine 5410 kg bakır boru teslim edilmesi gerekirken 1210 kg eksik teslim edildiğini tespit ettiklerini bildirerek, eksikliğin ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç gün içerisinde giderilmesini istemiş, davacı ise 15/12/2004 tarihli cevabi ihtarında 5410 kg bakır borunun sevk irsaliyesiyle teslim edildiğini, 1210 kg boru çalındığının karakola ihbarından sonra, kendilerine malın eksik teslim edildiğinin ihtar edildiğini, faturaya dayalı bakiye 10,559 TL&#8217;nin ödenmesi gerektiğini bildirmiştir. Esasen bu durum dava dilekçesi ile cevap dilekçesi içeriğinden, herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulü ve direnme gerekçesi de bu yoldadır.</p>
<p>Hal böyle olunca, taraflar arasındaki ihtilafın 4/12/2004 tarihli ve 20-21 nolu faturalarda yazılı bakır borunun 1210 kg eksik teslim edilip edilmediğinden kaynaklandığı, takibin ve davanın bu faturalara dayandığı, mahkemenin bu faturaları gözeterek hükmünü oluşturduğu gerek ilk kararında ve gerekse direnme kararındaki gerekçelerini bu şekilde açıkladığı, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan 15/12/2004 tarih ve 34 nolu faturayı değerlendirmeye almadığı sonucuna açıkça varıldığından değerli çoğunluğun aksine tezahür eden görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.</p>
<p>Gelinen şu noktada, Mahkemece Yüksek Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyularak davanın reddedilmesi halinde takip ve dava konusu edilen faturalar nedeniyle davacının bakiye alacağının olmadığı ve bu şekilde 1210 kg bakır boru teslim etmediği kesin hüküm halini alacak, 15/12/2004 tarih ve 34 nolu fatura nedeniyle taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından ve bu fatura bedeli aynı tarihte davalı tarafından ödendiğinden davacının bakiye fatura bedeli alacağı da kalmayacaktır.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin direnme kararı yerinde olduğundan onanmasına ve ancak ihtilaf konusu 1210 kg bakır borunun teslimi ve bedelinin ödenmesinin gerekip gerekmediği ve ödenecek miktar konusunda yüksek özel dairece mahkeme hükmünün denetlenmesi için dosyanın Yargıtay 19. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan değerli çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamıyorum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
