Av. Ünal Göktürk

Bakırköy Hukuk Bürosu

İşçi lehine işyeri uygulaması haline gelen dini bayramlarda bayram parası adı altında yapılan ödemenin işçinin rızası alınmadan azaltılması, işçiye haklı fesih hakkı verir.

7. Hukuk Dairesi         2014/4150 E.  ,  2014/9922 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi : Uşak 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 16/01/2013
Numarası : 2011/1279-2013/41

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde çalışırken en son Ramazan Bayramı arefesinde davalı işverenin işçilerin her birisine önceden 200,00 TL olarak ödediği bayram parası olarak 50,00 TL bayram parası gönderdiğini, işçilerin söz konusu bedeli kabul etmeyerek işverene geri gönderdiklerini ve çalışmalarına devam ettiklerini, işverenin işçilerin bu hareketini hakaret kabul ederek 7 işçiyi işten çıkardığını, daha sonra bu işçilerden dördünün ekonomik sıkıntı nedeniyle işe geri döndüğünü, davacı ve diğer iki işçinin kovuldukları için işe geri dönmediğini, fazla mesai yaptığını, milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının belirttiği gibi işçilere bayramlarda 200,00 TL bayram parası verilmediğini, işverenin Ramazan Bayramı öncesi fitre ve zekat olarak dağıtılması gereken bedeli işçilere gönderdiğini, ancak işçilerin bu bedeli kabul etmedikleri gibi, işverene gıyabında küfür ve hakaret ederek işe gelmediklerini, daha sonra aynı konumda olanların bir kısmının işe geri döndüğünü, davalının davacının ve diğer işçilerin iş akitlerini feshetmediğini, geriye dönmeleri için çaba gösterdiğini, iş akdinin işçi tarafından haksız fesih sebebiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkı olmadığını, haftalık çalışma süresinin 45 saati aşmadığını, haftada 1 gün mutlaka izin kullandırıldığını davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının milli bayramlarda çalışmasının olmadığını, olduğunda karşılığı ücretin ödendiğini belirterek açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin feshi ihtilaflıdır.
Davacı vekili davacının davalı işveren tarafından işten haksız olarak çıkarıldığını iddia ederken davalı vekili, davacının kendisine işveren tarafından fitre ve zekat olarak gönderilen parayı kabul etmeyip haksız olarak işten kendisinin çıktığını savunmuştur.
Dosya içeriğinde işveren ya da işçi tarafından yapılan yazılı bir fesih bildirimi bulunmamaktadır. Davalı işverenin gönderdiği davacının devamsızlık yaptığına ve mazeretini bildirmesi gerektiğine dair ihtar, iddia edilen fesih tarihinden çok sonra yani 09.09.2011 tarihli olup feshin kimin tarafından ne sebeple yapıldığını tespit bakımından belirleyicilik vasfı yoktur. Bu nedenle tanık beyanları ile sonuca varmak gerekir. Dinlenen davalı tanığı B.. D.. beyanında davacıyla davalının konuştuklarını, bunun üzerine davacı ile birlikte 5 kişinin işten ayrıldığını bildiğini, patronun kendisine işçilere 50,00′ şer TL para götürüp vermesini söylediğini, bunun üzerine 50,00′ şer TL parayı çalışanlara vermek üzere götürdüğünü, ancak çalışanların 50,00′ şer TL’ yi almadıklarını, “Götür bunu, patrona ver, ne yaparsa yapsın ” dediklerini, kendisinin de parayı götürüp davalıya verdiğini, bayramdan sonra davacı ve diğerlerinin patronla konuştuğunu, o gün de işten ayrıldıklarını, davalının gidenleri çağırdığını, iki kişinin geldiğini, diğerlerinin gelmediğini söylemiştir. Davalı tanığı Alime Dönmez ise “..iş sözleşmesine son verildiğinde ben işyerinde çalışıyordum. Ramazan Bayramında işverenimiz bize 50,00 TL. bayram parası gönderdi. Önceden daha fazla bayram parası verdiği halde 50,00 TL göndermesini az bulduğumuz için tüm işçiler olarak bu parayı almadık geri gönderdik. O da bunu kendine hakaret saydı. Bu olay arife günü yaşandığı için, davalı bize telefonla bayramdan sonra gelin konuşalım diye bildirdi. Hep birlikte merkezdeki davalının bürosuna gittik. Davalı o gün bize bayram parası olarak değil içimden geldiği için gönderdim dedi. Biz de onu bayram parası olarak düşündüğümüz için almadığımızı söyledik. Orda anlaşma olmadı. İşveren benim yapabileceğim bir şey yok dedi. Bize o gün işten çıkın, sizi çıkarıyorum gibi şeyler söylemedi. Biz de o gün toplam 5 işçi bu söz üzerine işi bırakıp gittik. Davacı da bunlardan birisidir. “ şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı Nurdan Daşcan da tanık Alime ile benzer şekilde fesih olayına anlatmıştır. Davacı ile aynı şekilde iş sözleşmesi sonaeren ve davalıya karşı aynı istemlerle dava açan birisi davacının eşi olan davacı tanıkları N.. K.. ile R.. D.. az buldukları bayram parasını işverene geri gönderince işten çıkarıldıklarını beyan etmişlerdir. Davacı tanığı M.. Ç.. ise davacıdan duyduğunu anlatmış ve davacının bayram parasını az bulduğu için işten kendisinin ayrıldığını söylediğini belirtmiştir.
Yukarıda özetlenen taraf tanıklarının anlatımlarından, işyerinde dini bayramlarda işçilere “bayram parası” adı altında işveren tarafından ödeme yapıldığı, bunun işyeri uygulaması haline geldiği, ancak işverenin işçilere ödediği bayram parasını her sene azalttığı, en son 50,00 TL olarak gönderdiği bayram parasını az bulan davacı ve arkadaşlarının bunu işverene iade ettiği, bunun üzerine bayram sonrası parayı iade eden işçiler ile davalı işveren arasında konuşma yapıldığı, anlaşma sağlanamayınca davacının işe gitmediği ve iş sözleşmesinin sonaerdiği anlaşılmıştır.
İşçi lehine işyeri uygulaması haline gelen dini bayramlarda bayram parası adı altında yapılan ödemenin işçinin rızası alınmadan işçi aleyhine miktarının azaltılması, 4857 sayılı Yasanın 22.maddesine göre işçiye haklı fesih hakkı verir. Davacı da aleyhine yapılan bu işyeri uygulamasını kabul etmeyip işe gitmeyerek iş sözleşmesini eylemli olarak haklı nedenle feshetmiştir. Bu itibarla davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine, yanılgılı değerlendirme ile reddi hatalı olmuştur.
O halde davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 06.05.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

);