Single Blog Title

This is a single blog caption

Üçüncü bir şirketin borçlu şirket ile ortaklık yapısı ve aynı alanda faaliyet göstermeleri organik bağ içinde bulunduğunu göstermektedir.

8. Hukuk Dairesi         2013/11299 E.  ,  2014/12851 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/03/2012
NUMARASI : 2010/720-2012/497

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2010/13258 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/3312 sayılı talimat dosyasında yapılan 07.05.2010 günlü haczin borçlular tarafından üçüncü kişi şirkete devredilen iş yerinde yapıldığını, İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilemediğini, devralan üçüncü kişinin de işletmenin borçlarından sorumlu olduğunu, borçlular ve üçüncü kişi arasında ortaklık yapısı ve aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ bulunduğunu, hacizde İİK’nun 99. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, dava konusu haczin, üçüncü kişi şirketin ticaret sicil kaydında geçen faaliyet adresinde yapıldığını, borçlu şirketlerin buradan 25.05.2009’da ayrıldıklarını, istihkak iddiasını kanıtlamaya yönelik delillerin ve faturaların sunulduğunu, kaldı ki davacı alacaklının ispat yükü altında olduğunu, davalı şirketin 1994 yılında kurulduğunu ve haciz adresindeki iş yerini boş olarak kiraladığını, işletme devrinin söz konusu olmadığını, borçlular ile üçüncü kişinin faaliyet alanlarının da birbirinden farklı olduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu N.. Otomotiv Ltd. Şti. usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haciz adresinin borçlular ile ilgisinin tespit edilemediği, buna karşın üçüncü kişi şirketin ticaret sicil kaydında geçtiği, bu koşullarda davacı alacaklının ispat yükü altında bulunduğu, bilirkişi incelemesi ile bir kısım mahcuzun üçüncü kişiye ait olduğunun tespit edildiği, diğerlerinin borçluya ait olduğu yönünde bir delil sunulamadığı, muvazaa iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi ile istihkak iddiasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
Davalı üçüncü kişi şirket, borçlu şirket ile ortaklık yapısı ve aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ içinde bulunmaktadır. Davalının sunduğu faturaların çoğu yine iki şirket ile organik bağ içinde bulunan dava ve takip dışı A.. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre; 06.03.2009–25.05.2009 arasında üçüncü kişi ve borçlu şirketler ile aynı adreste faaliyet göstermiştir.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına kabul edilmelidir. İİK’nun 99. maddesinin sehven uygulanması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin ticari mallarının envanter kaydının bulunmadığı bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olup, sunduğu faturalarda da borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir ve her zaman temini mümkün belgelerdendir.
Davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın reddi ile istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

);
Open chat